Hava Durumu

#Cezasızlık

giresunsonhaber - Cezasızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cezasızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK: “GİRESUN’UN SESİ VE VİCDANI MECLİSE TAŞINDI” Haber

ŞENYÜREK: “GİRESUN’UN SESİ VE VİCDANI MECLİSE TAŞINDI”

ŞENYÜREK: “GİRESUN’UN SESİ VE VİCDANI MECLİSE TAŞINDI” YENİ Parti Giresun Kurucu İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, TBMM’deki oylamaya ilişkin yaptığı açıklamada, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in kullandığı “hayır” oyuyla kentin sesini ve vicdanını Meclise taşıdığını belirtti. Şenyürek, terörün sona ermesine destek verdiklerini ancak sürecin hukuk, adalet, şeffaflık ve toplumsal rıza temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. YENİ Parti Giresun Kurucu İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Şenyürek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: GİRESUN ÖRGÜTÜNÜN KARARI “HAYIR” OLDU “Değerli hemşehrilerim, YENİ Parti Giresun örgütü olarak, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeden önce bir değerlendirme yaptık. Giresun’dan bize ulaşan görüşler, hemşehrilerimizin hassasiyetleri ve örgütümüzün ortak iradesi doğrultusunda teklife ‘hayır’ denilmesi yönünde karar aldık. Bu kararımızı Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile paylaşarak gerekçelerimizi kendisine aktardık. Giresun Milletvekilimiz Sayın Elvan Işık Gezmiş de hemşehrilerimizin ve örgütümüzün bu açık iradesini Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımış; kullandığı ‘hayır’ oyuyla Giresun’un sesini ve vicdanını yansıtmıştır.” “HAYIR” KARARININ GEREKÇESİNİ AÇIKLADI “Bizim ‘hayır’ kararımız barışa karşı çıkmak değil; barışın hukuk, adalet, şeffaflık ve toplumsal rıza temelinde kurulması gerektiğini savunmaktır. Silahların susmasını istemek, toplum vicdanında ciddi soru işaretleri yaratan eksik bir metne ‘evet’ demeyi gerektirmez. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’ndaki tarihsel konuşmasında iktidara ve önüne getirilen metne değil; milletimize, partimizin ilkelerine ve milletvekillerimizin sorumlu duruşuna güvendiğini ifade etmiştir. Kendisinin ve yönetici arkadaşlarımızın, bu metne kefil olmadan ancak barışın sorumluluğunu taşıyarak ‘evet’ oyu vereceğini açıklamıştır. Bu tutum, yasaya koşulsuz destek değil; eleştirileri göze alarak barış ihtimalinin önünü açık tutma sorumluluğudur.” MİLLETVEKİLLERİ TEK TİP KARARA ZORLANMADI “Genel Başkanımız milletvekillerimizi tek tip bir karara zorlamamış; onları seçildikleri illerin hassasiyetlerini ve beklentilerini gözeterek milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakmıştır. TBMM’deki oylamada YENİ Parti milletvekillerimizin 35’i ‘evet’, 54’ü ‘hayır’ oyu kullanmış, 2 milletvekilimiz ise oylamaya katılmamıştır. Bu tablo bir ayrışmanın değil, millet iradesini esas alan yeni nesil siyaset anlayışımızın göstergesidir. ‘Evet’ diyen milletvekillerimiz iktidarın hukuksuzluklarını görmezden gelmediği gibi, ‘hayır’ diyen milletvekillerimiz de toplumsal barışa karşı değildir.” “GİRESUN TERÖRÜN ACISINI UZAKTAN SEYRETMEDİ” “Giresun, terörün acısını uzaktan seyretmiş bir şehir değildir. Sahil yolundaki üst geçitlerde yaşatılan şehitlerimizin isimleri, bu vatanın hangi bedellerle korunduğunu hatırlatan namus ve vicdan emanetleridir. Barışı savunurken şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını ve terör mağdurlarının adalet talebini görmezden gelemeyiz.” “ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLAMAKTADIR” “Kanun, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Ancak asıl sınav şimdi başlamaktadır. Meclis çoğunluğunun verdiği destek, iktidara sunulmuş peşin bir güven oyu değildir; barışa bir şans verilmiş, iktidara açık çek verilmemiştir. İktidarın geçmişte barış umutlarını siyasi hesaplara kurban ettiğini unutmadığımız için samimiyetine peşinen güvenmiyoruz. YENİ Parti olarak kanunun uygulanacağı her aşamanın takipçisi olacağız. Doğru adımlara katkı sunacak, yanlış uygulamalara itiraz edeceğiz. Sürecin TBMM’nin denetiminden uzaklaştırılmasına, kapalı kapılar ardında yürütülmesine ve siyasi çıkarlara araç edilmesine izin vermeyeceğiz.” “CEZASIZLIK ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE SESSİZ KALMAYACAĞIZ” “Silahların bırakılmasına ve terörün kalıcı olarak sona ermesine sonuna kadar destek vereceğiz. Ancak bu sürecin terör suçlarının, faillerinin veya tarihsel gerçeklerin aklandığı bir cezasızlık alanına dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız. Barış, geçmişi unutturmakla değil; adaleti sağlayarak ortak bir gelecek kurmakla mümkündür.” KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ SIRALADI “Kırmızı çizgilerimiz olan; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, devletimizin birliği, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü, 86 milyon yurttaşımızın eşitliği ve Cumhuriyetimizin temel nitelikleri hiçbir şart altında tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz.” ÖZGÜR ÖZEL’İN TUTUMUNA DESTEK “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in barış ihtimalini siyasi hesapların gölgesinden çıkarmak adına üstlendiği tarihsel sorumluluğu; millet iradesinin Meclise yansımasını sağlayan demokratik liderliğini ve sürecin doğru ilerlemesi için ortaya koyduğu kararlı tutumu yürekten destekliyoruz. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun, ‘Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz; siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz’ sözleri, savunduğumuz sorumlu ve dengeli yaklaşımın en açık ifadesidir.” “BARIŞIN GERÇEK SAHİBİ MİLLETTİR” “Türkiye’nin barışı da huzuru da Cumhuriyeti de hiç kimsenin siyasi tasarrufunda değildir; bunların gerçek sahibi millettir. Terörün kalıcı olarak sona ermesine, silahların susmasına, kardeşliğe, demokrasiye ve onurlu bir barışa sonuna kadar ‘evet’ diyoruz. Barışın önünde değiliz; hukukla, adaletle ve demokrasiyle güvence altına alınmış kalıcı bir barışın yanındayız.”

MADIMAK KATLİAMI’NIN ÜZERİNDEN 33 YIL GEÇTİ Haber

MADIMAK KATLİAMI’NIN ÜZERİNDEN 33 YIL GEÇTİ

MADIMAK KATLİAMI’NIN ÜZERİNDEN 33 YIL GEÇTİ Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için bulunan aydın, sanatçı ve yazarların kaldığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Olaylarda saldırgan gruptan 2 kişi de hayatını kaybederken, 65 kişi yaralandı. HEDEF GÖSTERMEYLE BAŞLAYAN GERİLİM Katliam öncesinde kentte günler boyunca gerilimin tırmandığı, özellikle yazar Aziz Nesin’in Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bölümler yayımlaması gerekçe gösterilerek hedef alındığı belirtildi. Dağıtılan bildiriler, yerel yayınlar ve kışkırtıcı söylemler, Sivas’ta etkinlikler öncesi gergin atmosferin büyümesine neden oldu. Cuma namazının ardından toplanan kalabalık, önce etkinlik alanına yöneldi. Ardından aydın, sanatçı ve yazarların konakladığı Madımak Oteli’nin önüne gelen kalabalık, saatler süren kuşatma boyunca oteli taşladı, çevredeki araçları ateşe verdi ve binayı hedef aldı. SAATLER SÜREN KUŞATMA ATEŞLE SONUÇLANDI Madımak Oteli’nin ateşe verilmesiyle içeride mahsur kalan çok sayıda kişi dumandan ve alevlerden kaçamayarak yaşamını yitirdi. Türkiye’yi derinden sarsan olayın ardından güvenlik güçlerinin müdahalesinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler yıllar boyunca gündemdeki yerini korudu. Katliamda yaşamını yitirenler yalnızca ailelerinin değil, Türkiye’nin ortak hafızasının da unutulmaz acısı oldu. Madımak, aradan geçen yıllara rağmen ihmal iddiaları, sorumluların yargılanması ve adalet arayışı bakımından hâlâ tartışılmaya devam ediyor. YARGI SÜRECİ CEZASIZLIK TARTIŞMALARININ SİMGESİ OLDU Katliamın ardından açılan davada 124 sanık yargılandı. İlk yargılamada bazı sanıklar hakkında “haksız tahrik” indirimi uygulanması kamuoyunda büyük tepki topladı. Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada 33 sanık idama mahkûm edildi. Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasıyla bu cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. Ancak firari sanıklar, zaman aşımı kararları, kamu görevlilerinin yargılanmaması ve yıllar içinde yaşanan tahliyeler nedeniyle Madımak davası, Türkiye’de cezasızlık tartışmalarının en önemli başlıklarından biri haline geldi. TAHLİYELER TEPKİ ÇEKTİ Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin Yunis Karataş başvurusu üzerine verdiği kararın ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan 23 hükümlüden 17’sinin tahliye edilmesi, mağdur yakınları ve hukukçular tarafından sert sözlerle eleştirildi. Buna karşın, mağdur ailelerinin yıllardır bekleyen bireysel başvurusunun hâlâ sonuçlanmamış olması da adalet arayışına ilişkin tepkileri artırdı. Aileler ve hukukçular, Madımak Katliamı’nın yalnızca bireysel suçlar üzerinden değil, ihmaller zinciri ve kamusal sorumluluk boyutuyla da aydınlatılması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor. MADIMAK OTELİ “UTANÇ MÜZESİ” OLMADI Katliamın yaşandığı Madımak Oteli, uzun süren tartışmaların ardından kamulaştırılarak “Sivas Bilim ve Kültür Merkezi”ne dönüştürüldü. Ancak yapının “utanç müzesi” olarak düzenlenmemesi, anı köşesindeki uygulamalar ve katliamın hafızasını yeterince yansıtmadığı yönündeki eleştiriler yıllardır devam ediyor. Aradan geçen 33 yıla rağmen Madımak Katliamı, yalnızca 2 Temmuz 1993’te yaşanan büyük acıyla değil; hedef gösterme, ihmaller, yargı süreci, zaman aşımı kararları ve adalet tartışmalarıyla da Türkiye’nin vicdanında kapanmayan bir yara olarak yerini koruyor.

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI Haber

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI Giresun’da eğitim sendikaları 15 Nisan 2026’da üç ayrı noktada basın açıklaması yaptı. Türk Eğitim-Sen Atatürk Meydanı’nda, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Atapark’ta, Hürriyetçi Eğitim-Sen ile Eğitim-Sen ise valilik bahçesinde okul güvenliğinin güçlendirilmesini istedi. Açıklamaların odağı, okullarda artan şiddet, güvenlik personeli eksikliği ve denetimsiz giriş-çıkışlar oldu. Giresun’da eğitim camiası okul güvenliği başlığı altında ortak tepki verdi. Kentte yapılan açıklamalar, Şanlıurfa Siverek’teki okul saldırısı ile Kahramanmaraş’taki kanlı olayın ardından düzenlendi. Yerel açıklamalarda okulların korunmasız bırakıldığı, eğitim çalışanları ile öğrencilerin doğrudan risk altında olduğu vurgulandı. ATATÜRK MEYDANI’NDA GÜVENLİK ÖNLEMİ ÇAĞRISI Türk Eğitim-Sen Giresun Şube Başkanı Tacettin Engin, Atatürk Meydanı’ndaki açıklamada okullardaki güvenlik zafiyetine dikkat çekti. Engin, kamera sistemlerinin güçlendirilmesini, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği verilmesini, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli hale getirilmesini ve okul yönetimlerinin bu alanda daha güçlü desteklenmesini istedi. Engin’in açıklaması, okul güvenliğinin yalnız idari bir ayrıntı değil, doğrudan can güvenliği meselesi haline geldiğini ortaya koydu. Türk Eğitim-Sen, öğretmen ve öğrencilere yönelik saldırıların ardından önlemin gecikmeden sahaya yansımasını talep etti. ATAPARK’TA ŞİDDET VE CEZASIZLIK VURGUSU Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Giresun İl Temsilciliği, Atapark’taki açıklamada “Eğitimde Şiddete ve Cezasızlığa Son” çağrısı yaptı. Eğitim-Bir-Sen Giresun Şube Başkanı Muhammet Sarı, eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin münferit olmaktan çıktığını, yaygın bir toplumsal soruna dönüştüğünü söyledi. Sarı, bir gün önce de Siverek’teki saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada eğitimcilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının savunmasız bırakılamayacağını belirtti. Sarı, eğitimcilerin yaptıkları işin ağırlığına uygun çalışma ve güvenlik şartlarıyla korunması gerektiğini söyledi. VALİLİK BAHÇESİNDE RİSK ANALİZİ VE HESAP VERME TALEBİ Hürriyetçi Eğitim-Sen ile Eğitim-Sen üyeleri valilik bahçesinde ortak basın açıklaması yaptı. Hürriyetçi Eğitim-Sen Giresun Şube Başkan Yardımcısı İbrahim Günay, yeterli güvenlik personeli bulunmamasının, giriş-çıkışların kontrol altına alınmamasının ve etkin risk analizlerinin yapılmamasının bu tür olaylara doğrudan zemin hazırladığını söyledi. Eğitim-Sen Giresun Şube Başkanı Yıldıray Bıçak da öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğini sağlayamayan kurumlar ile yöneticilerin kamuoyu önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti. Bıçak, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temelden uzaklaşmasının ağır sonuçlar ürettiğini vurguladı ve güvenliğin kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti. GİRESUN’DAN ÇIKAN ORTAK MESAJ NETLEŞTİ Giresun’daki üç ayrı açıklama, farklı sendikal çizgilerin aynı başlıkta buluştuğunu gösterdi. Kentte verilen ortak mesaj, okul güvenliğinin ertelenemez olduğu, her okulda somut önlem alınması gerektiği ve eğitim kurumlarının şiddetin değil güvenli kamusal yaşamın alanı olarak korunması zorunluluğu oldu.

“CEZASIZLIK BİTSİN, KATLİAMLAR DURDURULSUN” Haber

“CEZASIZLIK BİTSİN, KATLİAMLAR DURDURULSUN”

“CEZASIZLIK BİTSİN, KATLİAMLAR DURDURULSUN” Giresun Hayvanları Koruma Derneği, Ordu’da bir hayvan barınağında yaşandığı öne sürülen vahşet görüntülerine sert tepki gösterdi. Dernek, hayvanlara yönelik ihmal ve kötü muamele iddialarının artık münferit olaylar olmaktan çıktığını vurgulayarak, sorumluların cezalandırılması çağrısında bulundu. Giresun Atatürk Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına; CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Birsu Cındık, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) İl Temsilcisi Havva Yılmaz, HAYKONFED Karadeniz Bölge Temsilcisi ile çok sayıda hayvansever destek verdi. “Bu Ülkede Hayvanların Yaşam Hakkı Sistematik Olarak Görmezden Geliniyor” Basın açıklamasını okuyan Giresun Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Hande Nur Hancıoğlu, Türkiye’nin farklı noktalarında yaşanan hayvan hakları ihlallerinin ortak bir zeminde buluştuğunu ifade etti. Hancıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada, Türkiye’nin farklı noktalarında yaşanan; ancak aynı ihmal, aynı duyarsızlık ve aynı denetimsizlik anlayışının sonucu olan hayvanlara yönelik ağır hak ihlallerine karşı sessiz kalmamak için toplandık. Ordu’da bir barınakta kamuoyuna yansıyan görüntüler ile Ankara’da Matmazel isimli bir köpeğin öldürülmesi, bu ülkede hayvanların yaşam hakkının nasıl sistematik biçimde görmezden gelindiğinin acı örnekleridir.” “Barınaklar Yaşatmak İçindir, Ölüme Terk Etmek İçin Değil” Ordu’daki barınakla ilgili kamuoyuna yansıyan görüntülere dikkat çeken Hancıoğlu, hayvanların yeterli beslenmeye ve tedaviye erişemediğini, denetim ve bakım eksikliği nedeniyle yaşam koşullarının ağırlaştığının açıkça görüldüğünü söyledi. Hancıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir barınağın temel görevi hayvanları yaşatmak ve korumaktır. Ancak ortaya çıkan bu görüntüler, bazı barınakların kuruluş amacından tamamen uzaklaştığını göstermektedir. Bu tabloyu hiçbir idari açıklama, hiçbir gerekçe ve hiçbir mazeret kabul edilebilir kılamaz.” “Sorumlular Kim? Hesap Neden Sorulmuyor?” Açıklamasında yetkililere de açık sorular yönelten Hancıoğlu, denetimsizlik ve cezasızlık zincirinin hayvanlara yönelik şiddeti beslediğini ifade etti. “Bir barınakta hayvanların temel ihtiyaçları karşılanamıyorsa, bunun idari sorumluluğu kimlerdedir? Denetimsizlik nedeniyle hayvanlar yaşam mücadelesine zorlanıyorsa, bunun hesabı neden sorulmamaktadır? Hayvanlara yönelik şiddet olaylarında caydırıcı cezalar neden hâlâ etkin biçimde uygulanmamaktadır?” “Takipçisi Olacağız” Basın açıklaması, “Cezasızlık bitsin, katliamlar durdurulsun” sloganlarıyla sona ererken, dernek yetkilileri hem Ordu’daki olayın hem de Türkiye genelindeki benzer vakaların yakından takipçisi olacaklarını vurguladı. Giresun Hayvanları Koruma Derneği, hayvanların yaşam hakkının korunması için kamu kurumlarını sorumluluk almaya, denetim mekanizmalarını etkin biçimde işletmeye ve hukuki süreçleri gecikmeden yürütmeye çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.