Hava Durumu

#Biyolojik Mücadele

giresunsonhaber - Biyolojik Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyolojik Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VALİ KOÇ FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNDE SAMURAY ARISI ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ Haber

VALİ KOÇ FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNDE SAMURAY ARISI ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ

VALİ KOÇ FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNDE SAMURAY ARISI ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ Giresun Valisi Mustafa Koç, TAGEM Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde biyolojik araştırma laboratuvarını ziyaret etti, samuray arısı üretim süreçlerini yerinde inceledi. Ziyaret, kahverengi kokarcaya karşı yürütülen biyolojik mücadelenin Giresun tarımı ve fındık ekonomisi açısından taşıdığı kritik önemi bir kez daha öne çıkardı. Giresun Valisi Mustafa Koç, TAGEM Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü ziyaret ederek Enstitü Müdürü Dr. Yusuf Bilgen ve kurum çalışanlarıyla bir araya geldi. Koç, Biyolojik Araştırma Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları inceledi; özellikle kahverengi kokarcaya karşı yürütülen samuray arısı üretim sürecini yerinde değerlendirdi. Ziyaret, yalnız kurum içi bir temas olarak kalmadı; Giresun’da fındık üretiminin geleceğini doğrudan ilgilendiren mücadele başlığını yeniden gündeme taşıdı. TAGEM kayıtlarında Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, 90 yıllık geçmişiyle alanında dünyada benzeri bulunmayan bir kurum olarak tanımlanıyor. Aynı kayıtlara göre enstitü, Türkiye’de tescilli 23 fındık çeşidinin 17’sinin geliştirilmesine öncülük etti ve kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelenin merkezinde yer aldı. KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI LABORATUVAR HATTI Fındık Araştırma Enstitüsü yönetimi, kahverengi kokarcayı son dönemde fındık üretimi açısından öne çıkan başlıca tehditlerden biri olarak tanımlıyor. Enstitü Müdürü Dr. Yusuf Bilgen, Aralık 2025’te yaptığı değerlendirmede, TAGEM bünyesinde yürütülen proje kapsamında 5’i mühendis toplam 12 kişilik ekiple samuray arısı üretiminin sürdüğünü açıkladı. Samuray arısı, kahverengi kokarcanın yumurtalarını parazitleyerek zararlının çoğalmasını baskılıyor. Giresun Son Haber’in daha önce yayımladığı haberde, bu biyolojik mücadele etmeninin ana vatanında kahverengi kokarcayı yüzde 80 oranına kadar kontrol altında tutabildiği, ayrıca diğer arı türleri için risk oluşturmadığı bilgisi yer aldı. Aynı haberde, 2025 yılında Giresun için yaklaşık 90 bin parazitoit üretiminin planlandığı ve ilk etapta 55 bin 888 adet salım yapıldığı aktarıldı. 2026 HEDEFİ BÜYÜDÜ 2026 yılına girilirken üretim kapasitesi daha da yükseldi. Anadolu Ajansı’nın 9 Şubat 2026 tarihli haberinde, Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü’nün bu yıl kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadele için 500 bin samuray arısı üretmeyi hedeflediği belirtildi. Haberde, geçen yıl yaklaşık 300 bin samuray arısı üretildiği, elde edilen yumurta sayısının 150 bini geçtiği ve 2026 salımlarının haziran ayında yapılmasının planlandığı bilgisi de yer aldı. Enstitünün önceki saha uygulamaları da bu hattın büyüdüğünü gösteriyor. 10 Temmuz 2025 tarihli enstitü açıklamasında, Keşap’tan başlatılan program kapsamında Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane hattında 300 bine yakın samuray arıcığının doğaya salındığı bildirildi. Bu tablo, Vali Mustafa Koç’un ziyaretinin sıradan bir kurum programı olmadığını ortaya koyuyor. Giresun’da fındığı tehdit eden zararlıya karşı mücadele artık yalnız sahada değil, laboratuvarda da yürütülüyor. Samuray arısı üretimi, kentin tarımsal verimini, ürün kalitesini ve fındık ekonomisinin dayanıklılığını doğrudan ilgilendiren stratejik bir hatta dönüşmüş durumda.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA  1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK Haber

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA 1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA DEV YATIRIM: 2025’TE 1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK Giresun Valiliği koordinesinde; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2025 yılı, Giresun’da tarım, hayvancılık ve ormancılık alanlarında rekorların kırıldığı bir yıl oldu. Kent genelinde çiftçi ve üreticiye sağlanan toplam nakdi destek 1 milyar 182 milyon lirayı aşarken, ormancılık faaliyetleriyle 4 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Çiftçiye 1,18 Milyar TL’lik Can Suyu 2025 yılı boyunca tarım, hayvancılık, kırsal kalkınma ve zirai don destekleri kapsamında üreticilere toplam 1.182.865.264 TL ödeme yapıldı. Desteklerin en büyük bölümünü, fındık üreticisini doğrudan etkileyen zirai don zararı ödemeleri oluşturdu. Bu kapsamda 541 milyon 437 bin TL don zararı desteği sağlanırken, 538 milyon 397 bin TL tarım ve hayvancılık destekleri, 103 milyon 30 bin TL ise kırsal kalkınma ve diğer destek kalemleri için üreticilere aktarıldı. Kahverengi Kokarca ile Topyekûn Mücadele Bölge tarımını tehdit eden zararlılara karşı biyolojik mücadele çalışmaları da hız kazandı. Fındık bahçelerinde büyük zarara yol açan Kahverengi Kokarca ile mücadele kapsamında laboratuvar ortamında üretilen 300 bin adet Samuray Arısı doğaya salındı. Ayrıca 303 köy ve mahallede biyosidal ilaçlama yapıldı, 72 bin 224 kapalı alan ilaçlandı ve 21 bin 800 feromon tuzak kullanılarak zararlı popülasyonunun kontrol altına alınması hedeflendi. Ormanlara 4 Milyon Fidan Giresun Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen “Yeşil Vatan” çalışmaları kapsamında 2025 yılında 4 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Fidanlıklarda 1 milyon yeni fidan üretilirken, ormancılık faaliyetleri için 10 projede 64 milyon 500 bin TL yatırım gerçekleştirildi. Orman köylüsüne yönelik olarak ise 34 milyon TL kredi desteği sağlandı. Zararlılara Karşı Faydalı Böcekler Orman sağlığının korunmasında kimyasal yöntemler yerine biyolojik mücadele öne çıktı. Ladin ormanlarına zarar veren Dev Kabuk Böceğine karşı 74 bin adet R. grandis, kestane ormanlarını tehdit eden Kestane Gal Arısına karşı ise 1.000 adet T. sinensis olmak üzere toplam 75 bin faydalı böcek üretilerek doğaya salındı. Yaban Hayatı ve Doğal Denge Doğal yaşamın korunmasına yönelik çalışmalar da yıl boyunca sürdü. Derelere 70 bin adet doğal alabalık yavrusu bırakılırken, zorlu kış şartlarında yaban hayvanları için doğaya 2 bin 500 kilogram yem bırakıldı. Ayrıca 173 yaralı yaban hayvanı tedavi edilerek doğaya kazandırıldı. Tarımsal verimliliği artırmak amacıyla yapılan 1.004 toprak ve yaprak analizi ile çiftçilere bilimsel destek sunuldu. 2025 yılı boyunca hayata geçirilen bu yatırımlar, Giresun’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirirken, orman varlığının korunması ve doğal dengenin devamı açısından da önemli kazanımlar sağladı.

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI Haber

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI Fındık Tehlike Altında: Bilim Konuşacak, Hatalar Masaya Yatırılacak Kahverengi kokarca tarımı vurdu, çözüm için Tarım Çalıştayı düzenleniyor Giresun ve Doğu Karadeniz’de tarımsal üretimi tehdit eden kahverengi kokarca sorunu, artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı. Başta fındık olmak üzere birçok üründe ciddi verim ve kalite kaybına yol açan zararlıya karşı yürütülen mücadelenin yetersiz kalması, bilimsel ve yapısal bir sorgulamayı da beraberinde getirdi. Bu kapsamda, tarım politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaoğlu’nun katılımıyla 27 Aralık 2025 Cumartesi günü Giresun’da kapsamlı bir Tarım Çalıştayı düzenleniyor. Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi’nde, saat 13.00’te başlayacak toplantıda; yalnızca çözüm yolları değil, Türkiye’nin kokarca ile mücadelede yaptığı hatalar da açıkça tartışılacak. Kahverengi Kokarca Nedir? Neden Bu Kadar Tehlikeli? Asya kökenli istilacı bir tür olan kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), çok sayıda bitkiyle beslenebilen polifag yapısı sayesinde kısa sürede geniş alanlara yayılabiliyor. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle fındık bahçelerinde yoğun popülasyon oluşturan zararlı; Fındıkta iç doluluk oranını düşürüyor, Randıman kaybına yol açıyor, Ürünün pazarlanabilirliğini azaltıyor, Üretici gelirlerinde kalıcı düşüşe neden oluyor. Ayrıca kış aylarında evlere, depolara ve kapalı alanlara yönelmesi nedeniyle sorun yalnızca tarımsal değil, sosyal ve çevresel bir risk haline gelmiş durumda. BİLİMSEL MÜCADELE MASADA: ÇALIŞTAYDA NELER KONUŞULACAK? Giresun’da düzenlenecek Tarım Çalıştayı’nda konu, yüzeysel başlıklarla değil teknik ve bilimsel yönleriyle ele alınacak. Öne çıkan başlıklar arasında: Kokarcanın biyolojik yaşam döngüsü Üreme ve yayılım dönemlerinin doğru tespiti Kimyasal mücadelede zamanlama ve etken madde seçimi Biyolojik mücadele olanakları ve doğal düşmanlar Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) uygulamaları Üretici hataları ve sahadaki yanlış uygulamalar Kamu kurumları ve yerel yönetimler arası koordinasyon eksikliğiyer alıyor. Uzmanlara göre bugüne kadar yapılan en büyük hata, bilimsel bütünlükten uzak, parçalı ve geçici çözümler üretmek oldu. ANALİZ TÜRKİYE KOKARCA İLE MÜCADELEDE NEREDE HATA YAPTI? 1. Tehdit Zamanında Ciddiye Alınmadı Kokarca, Türkiye’de ilk görüldüğü yıllarda “geçici bir zararlı” olarak değerlendirildi. Erken uyarı sistemleri kurulmadı, bölgesel karantina önlemleri alınmadı. Bu ihmal, zararlının kontrol edilebilir aşamadan çıkmasına neden oldu. 2. Entegre Mücadele Yerine Sadece İlaçlama Tercih Edildi Dünya genelinde esas olan entegre mücadele modeli yerine, Türkiye’de ağırlıklı olarak kimyasal ilaçlamaya başvuruldu. Bu durum hem çevreye zarar verdi hem de zararlının direnç geliştirmesini hızlandırdı. 3. Yanlış Zamanlama, Yanlış Rehberlik Birçok bölgede ilaçlama, zararlının hassas olmadığı dönemlerde yapıldı. Etken madde seçimi bilimsel rehberlere dayanmadı. Üretici yeterince bilgilendirilmedi. 4. Biyolojik Mücadelede Geç Kalındı Doğal düşmanların devreye sokulması konusunda geç adım atıldı. Pilot çalışmalar yaygınlaştırılamadı, akademik bilgi sahaya indirilemedi. 5. Kurumlar Arası Koordinasyon Sağlanamadı Tarım ve Orman Bakanlığı, yerel yönetimler, ziraat odaları ve üretici birlikleri arasında ortak bir ulusal eylem planı oluşturulamadı. Veri toplama ve uygulama standartları sağlanamadı. 6. Üretici Eğitimleri Yetersiz Kaldı Sahaya inen yayım çalışmaları sınırlı kaldı. Birçok üretici, farkında olmadan yanlış uygulamalarla zararlının yayılmasına katkı sundu. 7. Sorun Bölgesel Kriz Olarak Ele Alınmadı Kokarca meselesi yalnızca “tarımsal zarar” olarak görüldü. Oysa konu; kırsal yaşamı, yerleşim alanlarını ve bölge ekonomisini etkileyen çok boyutlu bir kriz niteliği taşıyor. Sonuç: Bilim, Koordinasyon ve Süreklilik Şart Uzmanlara göre başarı için; Erken uyarı ve izleme sistemleri Entegre zararlı yönetimi Güçlü üretici eğitimi Kurumsal eşgüdüm Biyolojik mücadelede süreklilik artık bir tercih değil, zorunluluk. Giresun’da düzenlenecek Tarım Çalıştayı’nın, bugüne kadar yapılan hataların açıkça konuşulduğu ve bilim temelli yeni bir yol haritasının çizildiği kritik bir eşik olması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.