Hava Durumu

#Bitkisel Üretim

giresunsonhaber - Bitkisel Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bitkisel Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2027 ÇKS BAŞVURULARI BAŞLADI: ÜRETİCİLER İÇİN SON GÜN 31 ARALIK Haber

2027 ÇKS BAŞVURULARI BAŞLADI: ÜRETİCİLER İÇİN SON GÜN 31 ARALIK

2027 ÇKS BAŞVURULARI BAŞLADI: ÜRETİCİLER İÇİN SON GÜN 31 ARALIK 2027 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi başvuruları 1 Eylül itibarıyla başladı. Fındık başta olmak üzere bitkisel üretim yapan Giresunlu çiftçilerin tarımsal destekler, hibeler, tarım sigortaları ve faiz destekli tarımsal kredilerden yararlanabilmeleri için ÇKS kayıtlarını 31 Aralık 2026 mesai bitimine kadar tamamlamaları gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi başvuru dönemini başlattı. Türkiye genelinde olduğu gibi Giresun’da da üreticiler yeni üretim yılı için kayıtlarını yenileyebilecek veya ilk kez ÇKS’ye başvurabilecek. Başvurular 1 Eylül 2026–31 Aralık 2026 tarihleri arasında alınacak. Belirlenen sürenin geçirilmesi, üreticilerin ÇKS kaydına bağlı destek ve uygulamalarda hak kaybı yaşamasına yol açabilecek. ÇKS NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? Çiftçi Kayıt Sistemi yalnızca üreticinin arazi ve ürün bilgilerinin kayıt altına alındığı bir sistem değil. Tarımsal destek politikalarının önemli bölümü ÇKS üzerinden yürütülüyor. ÇKS kaydı özellikle; bitkisel üretim desteklerinden, Bakanlık ve kamu kurumlarının çeşitli hibe programlarından, tarım sigortalarından, Hazine faiz destekli tarımsal kredilerden, üretici ve arazi bazlı çeşitli destekleme programlarından yararlanılmasında temel kayıt niteliği taşıyor. Bu nedenle Giresun’da özellikle fındık üreticilerinin, kullandıkları tarım arazileri ile ürün bilgilerinin kayıtlarında eksiklik veya değişiklik bulunup bulunmadığını kontrol etmeleri önem taşıyor. KAYDI DEĞİŞMEYEN ÜRETİCİ E-DEVLET’TEN YAPABİLİYOR Daha önce ÇKS’ye kayıtlı olan ve arazi, tapu, kira veya ürün bilgilerinde değişiklik bulunmayan üreticiler kayıt yenileme işlemlerini e-Devlet Kapısı üzerinden gerçekleştirebiliyor. Bakanlığın 2027 dönemi duyurularında, mevcut kaydı bulunan ve bilgilerinde değişiklik olmayan üreticilerin elektronik ortamdan kayıt yenileyebileceği özellikle hatırlatılıyor. İLK KEZ KAYIT YAPTIRANLAR DİKKAT ÇKS’ye ilk kez kayıt yaptıracak çiftçiler ile daha önce kaydı bulunmasına rağmen; yeni arazi kiralayan, yeni tapu edinen, üretim yaptığı araziyi değiştiren, kira veya mülkiyet bilgilerinde değişiklik bulunan, sisteme yeni parsel ekletecek üreticilerin fiziksel başvuru yapması gerekiyor. Başvurular arazinin bulunduğu yerdeki İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine yapılabiliyor. Bakanlık tarafından yetki devri gerçekleştirilen illerde ise işlemler ziraat odaları üzerinden yürütülebiliyor. Giresun’daki üreticilerin, özellikle ilk kayıt veya arazi değişikliği işlemlerinde bağlı oldukları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden başvuru yöntemi ve gerekli belgeleri önceden teyit etmeleri yararlı olacak. TAPU, KİRA VE ARAZİ BİLGİLERİ KONTROL EDİLMELİ ÇKS kaydında üreticinin yalnızca kimlik bilgileri değil, üretim yapılan parsellerin mülkiyet ve kullanım durumu da önem taşıyor. Üreticinin kendisine ait olmayan arazilerde kira sözleşmesi, hisseli veya miras yoluyla kullanılan bazı arazilerde ise mevzuatın öngördüğü muvafakatname veya taahhütname belgeleri gündeme gelebiliyor. Bu nedenle özellikle hisseli, miraslı veya kiralık fındık bahçelerinde üretim yapan çiftçilerin başvurularını son günlere bırakmaması gerekiyor. 2027’DE BAZI ÜRÜNLERDE MÜNAVEBE ESNEKLİĞİ 2027 üretim yılına ilişkin duyurularda ayrıca kuru şartlarda ekilen buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale için münavebe şartında esneklik getirildiği bildirildi. Sulu tarım yapılan alanlar ile diğer ürün gruplarında ise münavebe uygulaması devam ediyor. Bu düzenleme Giresun’un tahıl üretimi yapılan iç kesimlerindeki üreticiler açısından önem taşıyor. FINDIK ÜRETİCİSİ İÇİN ÇKS KRİTİK Giresun açısından ÇKS’nin en önemli başlıklarından biri fındık üretimi. Fındık bahçelerinin doğru parsel, alan ve üretici bilgileriyle sisteme kaydedilmesi; üreticiye yönelik destek programlarının uygulanmasında, tarımsal üretimin planlanmasında ve olası afet veya zarar tespit süreçlerinde önemli bir veri altyapısı oluşturuyor. Özellikle arazi intikali yapılmamış, hisseli veya miras yoluyla kullanılan bahçelerde üretim yapan çiftçilerin belgelerini erkenden hazırlamaları, yıl sonunda oluşabilecek başvuru yoğunluğunun da önüne geçebilir. SON GÜN 31 ARALIK 2027 üretim yılı ÇKS başvuruları 31 Aralık 2026 mesai saati bitiminde sona erecek. Üreticilerin hak kaybı yaşamamak için başvurularını son haftalara bırakmaması; e-Devlet’te kayıtlarını kontrol ederek arazi ve ürün bilgilerinin güncelliğinden emin olması önem taşıyor. KAYNAKLAR Tarım ve Orman Bakanlığı – 2027 Üretim Yılı ÇKS başvuru duyuruları. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – ÇKS uygulamaları ve Giresun il/ilçe müdürlükleri bilgileri. Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği ve arazi kullanım belgelerine ilişkin hükümler.

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI? Haber

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI?

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI? İHRACATÇI 805 BİN, RESMÎ KOMİSYON 705 BİN TON DİYOR; ÜRETİCİNİN BAHÇE GÖZLEMLERİ DAHA DÜŞÜK REKOLTE İHTİMALİ Türkiye’nin 2026 yılı fındık üretimine ilişkin farklı kurum ve sektör kuruluşları tarafından yapılan tahminler arasında 100 bin tonu aşan fark bulunuyor. İhracatçı birliklerinin son çalışmasında rekolte 805 bin 246 ton, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki komisyonların çalışmasında ise 704 bin 941 ton olarak hesaplandı. Buna karşılık üretim bölgelerinden gelen bazı saha gözlemleri, bahçelerdeki ürün miktarının açıklanan tahminlerin altında kalabileceği yönündeki tartışmaları artırıyor. Üreticilerin “Karanfil vardı ancak daha sonra beklenen miktarda fındık oluşmadı” şeklindeki gözlemleri biyolojik olarak mümkün görülürken, sektörde dile getirilen 400–500 bin tonluk düşük üretim senaryosu henüz Türkiye genelini temsil eden bilimsel bir rekolte çalışmasıyla doğrulanmış değil. Gerçek üretim miktarı hasat, ticari hareketler ve sezon sonu resmî verileriyle netleşecek. Türkiye’nin 2026 yılı fındık rekoltesi, hasat dönemine girilmesiyle birlikte sektörün en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi. Yılın farklı dönemlerinde yapılan tahminler; kullanılan yöntem, örnekleme zamanı, incelenen bahçe sayısı ve ürünün gelişim dönemine bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdi. Bu nedenle rekolte rakamlarının yalnızca toplam ton üzerinden değil, hangi tarihte, hangi fenolojik dönemde, kaç bahçe ve dal üzerinde ve hangi yöntemle hesaplandığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor. İLK TAHMİN 829 BİN 239 TONDU İhracatçı birliklerinin 2026 yılının şubat-mart döneminde gerçekleştirdiği ilk saha çalışmasında Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak tahmin edildi. Açıklanan bilgilere göre çalışmada 12 ildeki 79 ilçede bulunan 446 bahçede toplam 1.483 dal üzerinde inceleme yapıldı. Bu dönemde ürün henüz erken gelişim aşamasında bulunduğu için hesaplamalarda karanfil yoğunluğu gibi sezon başı göstergeleri önemli yer tuttu. Bu nedenle söz konusu rakamın, nihai üretim miktarından ziyade sezon başındaki potansiyel ürün miktarını gösteren erken dönem tahmini olarak değerlendirilmesi gerekiyor. İlk çalışmaya ilişkin kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye rekoltesi 829 bin 239 ton seviyesinde hesaplandı. İKİNCİ ÇALIŞMADA 809 BİN 940 TON Nisan-mayıs döneminde gerçekleştirilen ikinci değerlendirmede Türkiye’nin tahmini fındık rekoltesi 809 bin 940 ton olarak hesaplandı. Bu rakam 12–14 Mayıs tarihlerinde Makao’da düzenlenen Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi Kongresi’nde de paylaşıldı. Böylece ihracatçıların ilk tahmini birkaç ay içerisinde yaklaşık 19 bin ton aşağı yönlü revize edilmiş oldu. TEMMUZ ÇALIŞMASI: 805 BİN 246 TON Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından 13–28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen son çalışmada ise örnekleme alanı genişletildi. Açıklanan verilere göre 15 il, 87 ilçe ve 477 bahçede toplam 1.625 dal üzerinde inceleme yapıldı. Bu aşamada yalnızca çotanak sayısının değil, çotanakların kırılarak sağlam tane, randıman ve meyve tutum durumlarının da değerlendirildiği bildirildi. Çalışmanın sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi 805 bin 246 ton olarak hesaplandı. Böylece ihracatçı birliklerinin şubat-mart dönemindeki 829 bin 239 tonluk ilk tahmini temmuz sonunda yaklaşık 24 bin ton aşağı çekilmiş oldu. BAKANLIK KOMİSYONLARI 704 BİN 941 TON HESAPLADI Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, fındık üretilen illerde oluşturulan rekolte tahmin komisyonlarının çalışmalarında ise Türkiye’nin 2026 yılı fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Bu rakam, ihracatçı birliklerinin 805 bin 246 tonluk son tahmininden 100 bin 305 ton daha düşük. İki tahmin arasındaki fark yaklaşık yüzde 14 seviyesinde bulunuyor. Bu farkın; örnekleme yöntemi, bahçe seçimi, rakım dağılımı, kullanılan verim katsayıları, boş tane oranları ve çalışma tarihleri gibi metodolojik unsurlardan kaynaklanması mümkün. Dolayısıyla iki rakam arasındaki farklılığın sağlıklı değerlendirilebilmesi için yalnızca nihai tonajların değil, kullanılan yöntemlerin de karşılaştırılması gerekiyor. ORDU’DA YAKLAŞIK 400 NOKTA İNCELENDİ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı il müdürlüğünün açıklamasına göre Ordu’da sahil, orta ve yüksek kesimleri temsil edecek şekilde yaklaşık 400 noktada rekolte çalışması yapıldı. Sayım çalışmalarında hastalık ve zararlıların ürün üzerindeki etkilerinin de değerlendirmeye alındığı bildirildi. GİRESUN’DA 13 İLÇEDE 130 ÖRNEK BAHÇE Giresun’da ise 6–17 Temmuz tarihleri arasında 13 ilçedeki 130 örnek bahçede rekolte tespit çalışması gerçekleştirildi. Bakanlık koordinasyonundaki çalışmalar sonucunda ortaya çıkan 704 bin 941 tonluk tahmin, ihracatçıların hesabından önemli ölçüde düşük kaldı. TÜİK’İN İLK TAHMİNİ 715 BİN 350 TON TÜİK’in 2026 yılına ilişkin ilk bitkisel üretim tahmininde ise Türkiye’nin fındık üretimi 715 bin 350 ton olarak öngörüldü. Bu rakam, ihracatçı birliklerinin 805 bin tonluk tahmininden ziyade Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk hesabına daha yakın bulunuyor. Mevcut durumda üç önemli kurumsal rakam ortaya çıkıyor: Kurum / Çalışma 2026 Tahmini İhracatçı birlikleri son tahmini 805.246 ton Bakanlık koordinasyonundaki rekolte komisyonları 704.941 ton TÜİK ilk bitkisel üretim tahmini 715.350 ton Bu farklılıklar, sezon tamamlanmadan açıklanan rekolte rakamlarının kesin üretim miktarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. ÜRETİCİNİN BAHÇE GÖZLEMİ FARKLI BİR TABLOYA İŞARET EDİYOR Rekolte tartışmasının diğer tarafında üreticilerin doğrudan bahçe gözlemleri bulunuyor. Giresun başta olmak üzere farklı üretim bölgelerinden bazı üreticiler, kış ve ilkbahar döneminde dallarda yoğun karanfil görülmesine rağmen ilerleyen aylarda aynı oranda fındık oluşmadığını belirtiyor. Bazı üreticiler bu durumu: “Karanfil vardı ancak daha sonra beklenen miktarda fındık oluşmadı.” sözleriyle ifade ediyor. Bu gözlemin bitki fizyolojisi bakımından mümkün olduğu biliniyor. Çünkü bir fındık dalında karanfil görülmesi, o çiçeğin mutlaka içi dolu ve hasat edilebilir bir fındığa dönüşeceği anlamına gelmiyor. KARANFİL SAYISI NEDEN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL? Fındıkta dişi çiçeklerin görülmesi ile nihai meyvenin oluşması arasında uzun ve çok aşamalı bir biyolojik süreç bulunuyor. Nihai ürün miktarı; uygun ve yeterli tozlanmaya, çeşit uyumuna, döllenme başarısına, hava sıcaklıklarına, yağış durumuna, kuraklık ve su stresine, beslenme koşullarına, hastalık ve zararlı baskısına, fizyolojik dökülmelere, meyvenin iç doldurma başarısına bağlı olarak değişebiliyor. Dolayısıyla kış döneminde yoğun karanfil bulunması, aynı oranda hasat edilebilir ürün elde edileceğini garanti etmiyor. Bilimsel çalışmalarda da fındıkta nihai meyve tutumu ve tane oluşumunun, başarılı tozlanma ve döllenmenin yanı sıra çok sayıda çevresel ve fizyolojik etkene bağlı olduğu ortaya konuluyor. 500–600 BİN TON İHTİMALİ KONUŞULUYOR AMA HENÜZ BİLİMSEL TAHMİN DEĞİL Bahçelerden aktarılan düşük ürün gözlemleri, 2026 yılı Türkiye fındık rekoltesinin açıklanan kurumsal tahminlerin altında gerçekleşebileceği yönündeki değerlendirmeleri artırıyor. Bu kapsamda üretici ve sektör çevrelerinde 500–600 bin ton seviyeleri de gündeme getiriliyor. Ancak bu rakamların mevcut aşamada Türkiye’nin 2026 yılı için bilimsel yöntemlerle doğrulanmış ulusal rekolte tahmini olarak kabul edilmesi mümkün değil. Çünkü kamuoyuna açıklanmış; Türkiye genelini temsil eden,örnekleme yöntemi ortaya konulan,il ve ilçe dağılımı açıklanan,örnek bahçe sayısı belirtilen,kullanılan verim katsayıları yayımlanan yeni bir çalışmanın sonucu değil. Dolayısıyla 500–600 bin tonluk aralık, bazı üretici saha gözlemleri ve sektör değerlendirmelerinden hareketle gündeme gelen olası bir düşük üretim senaryosu olarak değerlendirilmelidir. Belirli bölgelerde veya bahçelerde görülen ürün kayıplarının bütün üretim alanlarına aynı oranda yansıdığını kabul etmek bilimsel açıdan doğru olmaz. 2025 SEZONU ÖNEMLİ BİR ÖRNEK Geçen sezon yaşanan gelişmeler, erken dönem rekolte tahminlerinin neden ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir örnek oluşturuyor. İhracatçı birliklerinin 2025 ürünü için şubat ayında açıkladığı ilk rekolte tahmini 768 bin 715 ton seviyesindeydi. Nisan ayında yaşanan zirai donun ardından tahminler aşağı yönlü revize edildi. Mayıs ayında 609 bin 384 ton, temmuz ayında 601 bin 206 ton, kasım ayındaki revizyonda ise 528 bin 808 ton seviyeleri açıklandı. TÜİK’in daha sonra yayımladığı 2025 yılı nihai üretim verisinde Türkiye’nin fındık üretimi 441 bin ton olarak gerçekleşti. 2025 Rekolte Süreci Açıklanan / Tahmin Edilen Miktar İlk Tahmine Göre Fark Şubat – İlk ihracatçı tahmini 768.715 ton — Mayıs – Don sonrası tahmin 609.384 ton -159.331 ton Temmuz – Yeni saha tahmini 601.206 ton -167.509 ton Kasım – İhracatçı revizyonu 528.808 ton -239.907 ton TÜİK nihai üretimi 441.000 ton -327.715 ton İLK TAHMİNLE NİHAİ ÜRETİM ARASINDA 327 BİN TON FARK 2025 sezonunda şubat ayında açıklanan 768 bin 715 tonluk ilk tahmin ile TÜİK’in açıkladığı 441 bin tonluk nihai üretim arasında 327 bin 715 ton fark oluştu. Başka bir ifadeyle nihai üretim, ilk tahminin yaklaşık yüzde 43 altında kaldı. Kasım ayında 528 bin 808 tona kadar düşürülen son ihracatçı tahmini dahi TÜİK’in açıkladığı üretimin 87 bin 808 ton üzerinde gerçekleşti. Bu tablo, erken dönemde karanfil veya daha sonraki dönemde çotanak sayımlarına dayanan rekolte çalışmalarının önemli göstergeler olmakla birlikte, nihai üretim miktarıyla aynı anlama gelmediğini gösteriyor. Ancak burada önemli bir bilimsel sınırlama bulunuyor: 2025 yılında yaşanan yüzde 43’lük farktan hareketle 2026 yılında da aynı oranda sapma yaşanacağı sonucuna varılamaz. Her sezonun iklim, don, kuraklık, hastalık, zararlı, döllenme ve verim koşulları farklıdır. Bu nedenle 2025 verileri, 2026 için doğrudan matematiksel bir düzeltme katsayısı olarak değil, erken dönem tahminlerinde oluşabilecek sapmaların mümkün olduğunu gösteren tarihsel bir örnek olarak değerlendirilmelidir. DEVREDEN STOK REKOLTEDEN AYRI TUTULMALI 2026 fındık piyasasının değerlendirilmesinde rekolte kadar önemli diğer bir unsur da önceki sezondan devreden stok miktarı. Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyinin mayıs ayında yayımlanan arz çalışmasında Türkiye’nin 2026–2027 sezonuna yaklaşık 150 bin ton kabuklu fındık stoku ile girebileceği öngörüldü. Aynı çalışmada 809 bin 940 tonluk üretim tahmini üzerinden Türkiye’nin toplam arzının 959 bin 940 ton olabileceği hesaplandı. Ancak söz konusu 150 bin ton, TMO depolarında fiilen sayılmış ve TMO tarafından resmen açıklanmış stok miktarı değil. Bu tahmini stok miktarının; ne kadarının TMO’da, ne kadarının üreticide, ne kadarının tüccar veya manavlarda, ne kadarının ihracatçılarda, ne kadarının sanayi kuruluşlarının depolarında bulunduğu kamuoyuna açıklanan tabloda ayrıştırılmıyor. Bu nedenle 150 bin tonluk rakamın doğrudan “TMO’nun elindeki stok” olarak ifade edilmesi doğru değil. TMO’NUN GÜNCEL STOK MİKTARI NET OLARAK AÇIKLANMIŞ DEĞİL TMO’nun 2026 yılı fındık alım kampanyasına ilişkin açıklamalarında Kurumun elindeki toplam fındık stokunun güncel miktarına ilişkin ayrıntılı bir stok cetveli kamuoyuyla paylaşılmış değil. Bu nedenle doğrulanabilir resmî veriler üzerinden; “TMO’nun elinde şu kadar, üreticinin elinde bu kadar fındık bulunmaktadır” şeklinde kesin bir tonaj dağılımı yapmak mümkün değil. Ordu Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Bayhan, 13 Şubat 2026 tarihinde yaptığı açıklamada TMO’nun elinde piyasayı baskılayabilecek ölçüde fındık kalmadığını ve üreticide de sınırlı miktarda ürün bulunduğunu savundu. Ancak bu açıklama, TMO tarafından yayımlanmış resmî bir stok cetveli değil; sektör ve meslek kuruluşu temsilcisinin değerlendirmesi niteliğinde. Ağustos ayında ziraat odası temsilcilerinin yaptığı bazı açıklamalar ise bazı üreticilerin ellerinde hâlen 2025 mahsulü bulunduğunu gösteriyor. Ancak üretici elindeki eski mahsulün Türkiye genelindeki toplam miktarına ilişkin de doğrulanmış bir tonaj bulunmuyor. TMO YALNIZCA YENİ MAHSULÜ KABUL EDİYOR TMO’nun 2026 yılı alım esaslarına göre Kurum, yeni sezon ürünü dışında eski mahsul veya eski ve yeni mahsulün karıştırıldığı ürünleri kabul etmiyor. Bu nedenle üreticinin elinde kalmış olan 2025 mahsulü fındık, TMO’nun 2026 sezonu için açıkladığı yeni mahsul alım fiyatından değerlendirilemiyor. Bu durum, eski mahsul üretici stokunun serbest piyasadaki davranışının yeni sezon ürününden ayrı değerlendirilmesini gerektiriyor. STOK İLE REKOLTE BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Fındık piyasasında iki temel kavramın birbirinden ayrılması gerekiyor: Rekolte, belirli üretim yılında bahçeden elde edilen yeni ürün miktarıdır. Toplam arz ise yeni üretimin yanı sıra önceki yıllardan devreden stokları da kapsayabilir. Dolayısıyla geçen yıldan kaldığı tahmin edilen 150 bin tonluk stok, 2026 yılında bahçelerde üretilen fındık miktarının bir parçası değildir. Örneğin 2026 yılı yeni mahsul üretiminin 700 bin ton ve devreden stokun 150 bin ton olduğu varsayıldığında toplam arz 850 bin tona ulaşabilir. Ancak bu durumda 2026 rekoltesi yine 700 bin tondur. Bu ayrım fiyat analizi açısından da önem taşıyor. Üreticinin elindeki fındıkla büyük sanayi kuruluşlarının, ihracatçıların veya ticari depoların elindeki stokların piyasaya çıkış zamanı ve fiyat davranışı aynı olmayabilir. Bu nedenle sağlıklı bir piyasa analizi yapılabilmesi için stokların ekonomik aktörlere göre mümkün olduğunca ayrıştırılması gerekiyor. REKOLTE ÇALIŞMALARINDA DAHA FAZLA ŞEFFAFLIK GEREKİYOR İhracatçıların 805 bin 246 tonluk hesabı ile Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk tahmini arasında yaklaşık 100 bin ton fark bulunması, rekolte çalışmalarının metodolojisinin daha ayrıntılı açıklanmasının önemini artırıyor. Bilimsel karşılaştırmanın yapılabilmesi için mümkün olduğunca şu bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması yararlı olacaktır: Örnek bahçelerin il ve ilçe dağılımı, rakım grupları, çeşit dağılımı, bahçelerin bakım durumu, dekara düşen ocak sayısı, dal başına çotanak miktarı, çotanaktaki ortalama tane sayısı, boş ve gelişmemiş tane oranı, randıman, hastalık ve zararlı etkisi, kullanılan verim katsayıları, sonuçların hata payı veya güven aralığı. Bu veriler yayımlandığında iki farklı kurumsal tahmin arasındaki yaklaşık 100 bin tonluk farkın nedenleri daha sağlıklı biçimde analiz edilebilir. YÜKSEK REKOLTE TAHMİNİ FİYATI ETKİLEYEBİLİR Mİ? Rekolte tahminleri yalnızca teknik veya istatistiksel bir konu değil. Tarımsal ürün piyasalarında beklenen üretim miktarı, arz beklentilerini ve buna bağlı olarak alıcıların, satıcıların ve sanayi kuruluşlarının piyasa davranışlarını etkileyebilen unsurlardan biri. Ancak belirli bir rekolte açıklamasının tek başına piyasa fiyatını düşürdüğünü söyleyebilmek için ayrıca ekonomik veri ve nedensellik analizi yapılması gerekir. Bu nedenle daha doğru değerlendirme şudur: Gerçekleşenden yüksek bir rekolte beklentisinin oluşması, diğer piyasa koşullarıyla birlikte, üreticinin pazarlık gücü ve fiyat beklentileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biridir. Bu etkinin derecesi; dünya fındık üretimi, devreden stok, ihracat talebi, sanayi talebi, döviz kuru, büyük alıcıların satın alma politikaları, TMO ve diğer kamu müdahaleleri ile birlikte değerlendirilmelidir. BUGÜN İÇİN ÜÇ AYRI TABLO VAR 29 Ağustos 2026 itibarıyla kamuoyuna yansıyan bilgiler değerlendirildiğinde üç ayrı seviye öne çıkıyor: İhracatçı birliklerinin son tahmini: 805 bin 246 ton. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki komisyonların tahmini: 704 bin 941 ton. Bazı üretici ve sektör çevrelerinin saha gözlemlerinden hareketle dile getirdiği düşük üretim senaryosu: 500–600 bin ton. Ancak üçüncü rakamın ilk iki tahminle aynı bilimsel ve kurumsal statüde olmadığı özellikle belirtilmeli. 805 bin ve 704 bin tonluk rakamlar belirli örnekleme ve saha çalışmalarına dayanırken, 500–600 bin tonluk seviye henüz kamuoyuna açıklanmış ulusal ölçekli yeni bir rekolte çalışmasıyla doğrulanmış değil. GERÇEK TABLO HARMANDA VE SEZON SONUNDA ORTAYA ÇIKACAK Fındıkta kesin üretim miktarının hasat tamamlanmadan tam olarak belirlenmesi oldukça güç. Sezon ilerledikçe; üreticinin harmana indirdiği ürün, TMO alımları, FİSKOBİRLİK ve diğer alıcıların alımları, ticaret borsalarının tescil rakamları, ihracat miktarları, iç tüketim, sanayi kullanımı, devreden stoklar birlikte değerlendirilmeli. TÜİK’in sezon sonunda açıklayacağı nihai üretim verisi de 2026 yılı rekoltesinin resmî istatistikler açısından temel referansı olacak. SONUÇ: TAHMİN, SAHA GÖZLEMİ VE GERÇEK ÜRETİM AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMELİ 2026 yılı fındık rekoltesinde bugün için kesin bir rakamdan değil, farklı yöntemlerle oluşturulmuş tahminlerden söz etmek daha doğru. İhracatçı birliklerinin 805 bin 246 tonluk son tahmini ile Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk hesabı arasında yaklaşık 100 bin tonluk fark bulunuyor. TÜİK’in 715 bin 350 tonluk ilk tahmini ise Bakanlık komisyonlarının rakamına daha yakın duruyor. Bahçelerden gelen ve “karanfil vardı ancak beklenen miktarda fındık oluşmadı” şeklinde özetlenen üretici gözlemleri de biyolojik açıdan dikkate alınması gereken saha bulguları arasında. Ancak bu gözlemlerden hareketle Türkiye rekoltesinin kesin olarak 400–500 bin tona gerilediği sonucuna ulaşmak için henüz yeterli ulusal ve karşılaştırılabilir veri bulunmuyor. 2025 yılında ilk tahminle nihai üretim arasında 327 bin 715 tonluk fark yaşanmış olması da erken dönem tahminlerinin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bununla birlikte geçen yıl yaşanan sapmanın 2026 yılına doğrudan uygulanması da bilimsel olarak doğru değil. Sağlıklı değerlendirme için kurumsal rekolte tahminlerinin tahmin olarak, üreticilerin bahçe gözlemlerinin saha bulgusu olarak, geçen yıldan devreden stokların ise yeni mahsul üretiminden ayrı bir arz unsuru olarak ele alınması gerekiyor. İhracatçı birliklerinin ve Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların kullandıkları yöntemleri, ilçe ve rakım bazlı verileri, boş tane oranlarını ve verim katsayılarını daha ayrıntılı paylaşması; TMO’nun da elindeki stok ile sezon boyunca gerçekleştirdiği günlük ve toplam alım miktarlarını düzenli olarak kamuoyuna açıklaması, piyasadaki belirsizliği azaltacaktır. Çünkü fındıkta rekolte hesabı yalnızca istatistikten ibaret değil. Üretim beklentisine ilişkin açıklamalar, piyasanın arz algısını ve dolayısıyla üreticinin fiyat beklentisini ve pazarlık koşullarını etkileyebilecek ekonomik göstergeler arasında yer alıyor. 2026 sezonunun gerçek fındık rekoltesi ise tahmin tablolarından çok, harmana giren ürün ve sezon sonunda ortaya çıkacak resmî kayıtlarla belli olacak.

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU: Haber

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU:

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU: 86 PROJE İÇİN 172,6 MİLYON LİRA HİBE TALEP EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı Kırsal Kalkınma Yatırım Programı’nın 17. Etabına Giresun’dan 86 proje sunuldu. Projeler için talep edilen toplam hibe 172 milyon 594 bin 378 liraya ulaştı. Başvuru sayısı önceki dönemin yaklaşık 2,3 katına, talep edilen hibe tutarı ise yaklaşık üç katına çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırım Programı’nın 2026 yılı 17. Etap başvuru süreci, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre 3 Temmuz 2026 tarihinde tamamlandı. Giresun’da üreticiler, tarımsal işletmeler, kooperatifler ve kırsal alanda yatırım yapmayı planlayan girişimciler tarafından programa toplam 86 proje başvurusu yapıldı. Bu projeler kapsamında Bakanlıktan talep edilen hibe tutarı 172 milyon 594 bin 378 lira oldu. Programın mevzuat altyapısını oluşturan 2026/9 sayılı Tebliğ, 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakanlık daha sonra uygulama esaslarını, başvuru rehberini, satın alma esaslarını, işletme planını ve hibe sözleşmesi belgelerini yayımladı. Uygulama esaslarında son değişiklik 29 Haziran 2026 tarihinde yapıldı. BAŞVURU SAYISI 37’DEN 86’YA ÇIKTI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre, bir önceki uygulama döneminde Giresun’dan 37 proje için başvuru yapılmış ve 57 milyon 987 bin 321 lira hibe talep edilmişti. 2026 yılında proje sayısının 86’ya yükselmesiyle başvurular önceki dönemin yüzde 232’sine ulaştı. Başka bir ifadeyle, proje sayısındaki net artış yaklaşık yüzde 132 oldu. Talep edilen hibe tutarı da 57 milyon 987 bin 321 liradan 172 milyon 594 bin 378 liraya çıktı. Böylece toplam talep önceki dönemin yaklaşık yüzde 298’ine ulaşırken, hibe talebindeki net artış yaklaşık yüzde 198 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, Giresun’da kırsal kalkınma desteklerine yönelik ilginin yalnızca proje sayısında değil, yatırımların mali büyüklüğünde de ciddi biçimde arttığını gösterdi. PROJE BAŞINA ORTALAMA HİBE TALEBİ 2 MİLYON LİRAYI AŞTI Giresun’dan sunulan 86 proje için talep edilen toplam hibe dikkate alındığında, proje başına ortalama hibe talebi yaklaşık 2 milyon 7 bin lira oldu. Önceki dönemde ise 37 proje için talep edilen 57 milyon 987 bin 321 liralık toplam tutar, proje başına yaklaşık 1 milyon 567 bin lira seviyesindeydi. Buna göre proje başına ortalama talep de yaklaşık yüzde 28 arttı. Bu artış, başvuruların daha yüksek maliyetli makine, ekipman, tesis, teknoloji ve modernizasyon yatırımlarına yöneldiğine işaret ediyor. HİBE ORANI YÜZDE 50 İLE 70 ARASINDA Program kapsamında uygun bulunan yatırımlara, yatırımın niteliği ve başvuru sahibinin durumuna göre KDV dahil yüzde 50 ile yüzde 70 arasında hibe desteği verilebiliyor. Başvurular gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tarımsal amaçlı örgütler tarafından yapılabiliyor. Program kapsamında açıklanan üst yatırım limiti ise 30 milyon lira olarak duyuruldu. Ancak yapılan başvuru, projenin doğrudan destek almaya hak kazandığı anlamına gelmiyor. Başvuruların teknik, idari ve mali uygunluk yönünden incelenmesi; yatırımın program amaçlarına, üretim planlamasına ve açıklanan bütçe koşullarına uygun bulunması gerekiyor. Hibe hesabı da başvuruda belirtilen toplam tutar üzerinden otomatik olarak yapılmıyor. Bakanlık tarafından uygun kabul edilen ve hibeye esas proje tutarı içinde değerlendirilen harcamalar dikkate alınıyor. Program dışındaki giderler, uygun bulunmayan maliyetler ve ayni katkılar yatırımcı tarafından karşılanıyor. HANGİ YATIRIMLAR DESTEKLENİYOR? Kırsal Kalkınma Yatırım Programı; tarımsal üretimin artırılmasından ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına, tarımsal işletmelerin modernizasyonundan yeni teknoloji kullanımına kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bakanlığın 2026 programında öne çıkan başlıklar arasında şunlar bulunuyor: Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması,Tarıma dayalı sanayi yatırımları,Hayvansal ve bitkisel üretim tesisleri,Kapalı ortamda bitkisel üretim üniteleri,Soğuk hava deposu ve ürün muhafaza sistemleri,Yenilenebilir enerji kullanılan tarımsal yatırımlar,Tarımsal işletmelerde teknoloji yenileme ve otomasyon,Akıllı tarım, sensör, veri yönetimi ve nesnelerin interneti sistemleri,Yapay zekâ tabanlı üretim izleme ve karar destek sistemleri,Tarımsal robotik ve görüntü işleme uygulamaları,İpek böceği yetiştiriciliği,Kırsal ekonomik altyapının geliştirilmesine yönelik yatırımlar. Bakanlığın program sayfasında akıllı tarım, yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri, otomasyon, görüntü işleme, tarımsal bilişim, yenilenebilir enerji ve ipek böceği yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar da destek başlıkları arasında sıralanıyor. KADINLAR, GENÇLER VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ ÖNE ÇIKIYOR Program yalnızca yeni tesislerin kurulmasını değil, faaliyette bulunan işletmelerin kapasite artırımı, teknoloji yenilemesi, modernizasyonu ve otomasyonunu da kapsıyor. Mevzuatta kadın girişimciler, genç girişimciler ve üretici örgütleri kırsal kalkınmanın öncelikli aktörleri arasında ele alınıyor. Genç girişimci, başvuru tarihinde 18 yaşını doldurmuş ancak 41 yaşından gün almamış gerçek kişi olarak tanımlanıyor. Kooperatifler, üretici birlikleri, yetiştirici birlikleri, sulama birlikleri ve tarımsal amaçlı diğer örgütlenmeler de gerekli şartları taşımaları halinde programa başvurabiliyor. Bu yapı, bireysel işletmelerin yanı sıra ortak üretim, ortak işleme, ortak depolama ve pazarlama yatırımlarının da desteklenmesini amaçlıyor. PROJELER İKİ AŞAMALI DEĞERLENDİRİLECEK Başvurular ilk olarak il düzeyinde oluşturulan İl Proje Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenecek. Komisyon; vali yardımcısının başkanlığında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Ticaret Müdürlüğü, Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü ile gerekli görülmesi halinde üniversite, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşturuluyor. İl komisyonunun uygun bulduğu projeler daha sonra Bakanlık bünyesindeki Merkez Proje Değerlendirme Komisyonuna gönderiliyor. Merkez komisyonu projeleri program esasları, üretim planlaması, yatırım bütçesi ve illere ayrılabilecek kaynaklar doğrultusunda değerlendiriyor. Bu nedenle Giresun’dan yapılan 86 başvurunun tamamının desteklenmesi kesin değil. Desteklenecek proje sayısı; teknik uygunluk, puanlama, bütçe imkânı ve Bakanlığın nihai değerlendirmesi sonucunda belirlenecek. DESTEK ALAN YATIRIMLAR BEŞ YIL İZLENECEK Projesi kabul edilen yatırımcılarla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında hibe sözleşmesi imzalanacak. Yatırımların, onaylanan proje ve satın alma kurallarına uygun olarak tamamlanması gerekecek. Mevzuata göre yatırımcıların uygulama sürecinde belirli dönemlerde ilerleme raporu sunması gerekiyor. Tamamlanan yatırımlar ise nihai ödemenin ardından beş yıl boyunca izlenecek. Bu dönemde yatırımın amacına uygun biçimde faaliyet göstermesi, desteklenen makine ve ekipmanın korunması ve işletmenin sürdürülebilirliğinin devam ettirilmesi gerekecek. AMAÇ SADECE TESİS KURMAK DEĞİL Programın temel amacı yalnızca yeni bina, tesis veya makine yatırımı yapılması değil. Bakanlık, desteklerle birlikte kırsal alanda üretim kapasitesinin artırılmasını, tarım ile sanayi arasındaki bağın güçlendirilmesini ve yerel ürünlerin daha yüksek katma değerle pazara sunulmasını hedefliyor. Program ayrıca; Kırsal nüfusun gelir düzeyinin yükseltilmesini,Aile işletmeleri ile mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin güçlendirilmesini,Tarımsal ürünlerin işlenmeden bölge dışına çıkmasının azaltılmasını,Depolama, paketleme ve pazarlama altyapısının geliştirilmesini,Gıda güvenilirliğinin güçlendirilmesini,Kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmasını,Alternatif gelir kaynaklarının geliştirilmesini,Yeni teknolojilerin üreticiler tarafından kullanılmasını amaçlıyor. 2026/9 sayılı Tebliğ de programın temel çerçevesini; kırsal gelirlerin yükseltilmesi, tarımsal üretim ile tarıma dayalı sanayinin bütünleştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, kırsal ekonomik altyapının güçlendirilmesi ve yeni teknolojilerin yaygınlaştırılması üzerine kuruyor. GİRESUN İÇİN FINDIKTAN DAHA GENİŞ BİR YATIRIM ALANI Giresun açısından program; fındığın kurutulması, depolanması, işlenmesi, paketlenmesi ve farklı ürünlere dönüştürülmesinin yanında hayvancılık, arıcılık, bitkisel üretim, yöresel ürünler, soğuk zincir, kırsal turizm bağlantılı üretim faaliyetleri ve yenilenebilir enerji yatırımları bakımından da önem taşıyor. Başvuruların yatırıma dönüşmesi halinde Giresun’da yalnızca üretim miktarının değil, ürünlerin işlenme kapasitesinin, raf ömrünün, pazarlama gücünün ve katma değerinin de artması bekleniyor. İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, üreticilerin ve girişimcilerin Bakanlık desteklerinden en yüksek ölçüde yararlanmasını sağlamak amacıyla çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti. Giresun’dan yapılan 86 başvurunun kaçının destekleneceği ve kente tahsis edilecek toplam hibe tutarı, Bakanlığın değerlendirme ve bütçe dağılımının tamamlanmasının ardından kesinleşecek.

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ Haber

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ Giresun’da rüzgar, fırtına ve benzeri nedenlerle yıpranan sera örtülerinin yenilenmesi için yüzde 50 Bakanlık katkılı hibe desteği verilecek. Başvurular 3 Temmuz 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine şahsen yapılacak. GİRESUN’DA SERA ÜRETİMİNE DESTEK Giresun’da plastik sera üst örtülerinin yenilenmesi için hazırlanan proje onaylandı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Giresun İli Plastik Sera Üst Örtülerinin Yenilenmesi Projesi” kapsamında üreticilere yüzde 50 Bakanlık katkılı hibe desteği sağlayacak. Proje, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yatırım programında Tarım-Bitkisel Üretim sektöründe yer alan Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesinin alt başlığı altında yürütülüyor. Destek, rüzgar, fırtına ve benzeri nedenlerle yıpranan sera örtülerinin yenilenmesini ve atıl durumdaki seraların yeniden üretime kazandırılmasını amaçlıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, duyuruyu 22 Haziran 2026’da yayımladı. 108 VE 240 METREKARELİK SERALAR KAPSAMDA Hibe desteği, 108 metrekare ve 240 metrekare ölçülerdeki seraların örtülerini yenilemek isteyen üreticileri kapsıyor. Proje ile mevcut seraların üretim kapasitesinin korunması, kullanılmayan seraların yeniden üretime dahil edilmesi ve örtü altı üretimde verimliliğin artırılması hedefleniyor. BAŞVURULAR ŞAHSEN YAPILACAK Destekten yararlanmak isteyen üreticiler, başvurularını 3 Temmuz 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine şahsen yapacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün duyuru arşivinde proje başvurusu 22 Haziran 2026 tarihli duyurular arasında yer aldı. ÜRETİMDE KAYBI AZALTACAK DESTEK Sera örtülerinin yıpranması, özellikle örtü altı üretimde ürün kalitesi, verim ve sezon planlaması üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Giresun’da uygulanacak destekle üreticinin yenileme maliyetinin yarısı Bakanlık katkısıyla karşılanacak; zarar görmüş örtüler yenilenecek, atıl seralar üretime dönecek ve çiftçinin üretim gücü desteklenecek. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün iletişim bilgileri ve ilçe müdürlükleri üzerinden başvuru sürecine ilişkin yönlendirme yapılabilecek.

BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNDE YENİ DÖNEM: E-REÇETE VE B-REÇETE SİSTEMİ TANITILDI Haber

BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNDE YENİ DÖNEM: E-REÇETE VE B-REÇETE SİSTEMİ TANITILDI

BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNDE YENİ DÖNEM: E-REÇETE VE B-REÇETE SİSTEMİ TANITILDI Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirmeye hazırlandığı yeni uygulama ile bitki koruma ürünlerinin kullanımı kayıt altına alınacak, üreticiler belgelendirilecek. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, bitki koruma ürünlerinin (BKÜ) daha bilinçli kullanımı ve izlenebilirliğinin sağlanması amacıyla uygulanacak BKÜ E-Reçete ve B-Reçete Sistemi kamuoyuna tanıtıldı. 9 Şubat 2026 tarihinde İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen programa; İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, İl Müdür Yardımcısı Mustafa Demirbaş ve Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Arif Kahya katıldı. Toplantıda Merkez köy ve mahalle muhtarları ile merkez tarım danışmanlarına yönelik kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Amaç: Doğru Kullanım ve Tam İzlenebilirlik Teknik personel tarafından yapılan sunumlarda, bitki koruma ürünlerinin toptan ve perakende satışı, depolanması, uygulanması ve denetlenmesine ilişkin yürürlükteki mevzuat hükümleri hatırlatıldı. Yeni sistemle birlikte üreticilerin kullandığı zirai ilaçların reçeteye bağlanacağı ve kayıt altına alınacağı vurgulandı. E-Reçete uygulamasıyla, bitki koruma ürünlerinin hangi ürün için, hangi dozda ve kim tarafından önerildiği dijital ortamda takip edilebilecek. B-Reçete sistemi ise üreticilerin kullanımlarını kayıt defteri üzerinden belgelendirmesini sağlayacak. Belgesiz Uygulamaya Son Toplantıda özellikle, yönetmelik gereği bitki koruma ürünlerinin yalnızca uygulama belgesine sahip yetkili kişiler tarafından kullanılabileceği hatırlatıldı. Yeni düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarihe kadar üreticilerin belgelendirme işlemlerini tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda muhtarlar ve tarım danışmanlarından, üreticilere gerekli duyuruların yapılması ve belgelendirme sürecinin hızlandırılması konusunda destek istendi. Üreticiye Sorumluluk, Tarıma Güvence Yetkililer, sistemin temel hedefinin hem insan sağlığını hem de çevreyi korumak olduğunu belirterek, bilinçsiz ilaç kullanımının önüne geçilmesiyle tarımsal üretimde kalite ve güvenilirliğin artacağını ifade etti. Yeni uygulamayla birlikte tarımda dijital takip sürecinin güçleneceği ve denetimlerin daha etkin yürütüleceği bildirildi.

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Haber

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe müdürlüklerinde bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanında görev yapan teknik personelin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme ve planlama toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı çalışmaları mercek altına alınırken, 2026 yılına ilişkin uygulama takvimi ve hedefler netleştirildi. Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve kayıtlılığın artırılmasının öncelikli hedefler olduğunu vurguladı. Yılmaz, özellikle zararlı organizmalarla mücadele, planlı üretim modeli ve destekleme mekanizmalarının etkin uygulanmasının yeni dönemin temel başlıklarını oluşturduğunu ifade etti. Kahverengi Kokarca ile Mücadele Öncelikli Gündem Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, son yıllarda Karadeniz tarımı açısından ciddi tehdit oluşturan kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele çalışmaları oldu. İl genelinde yürütülen sürveyler, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile saha eğitimleri değerlendirildi. 2026 yılı için uygulanacak eylem planında erken uyarı, üretici bilgilendirmesi ve entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması öne çıktı. Bitkisel Üretimde Planlı Dönem Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği çerçevesinde Giresun’da yürütülen bitkisel üretim planlaması da toplantının ana gündem maddeleri arasındaydı. İl bazlı ürün deseninin iklim, toprak yapısı ve pazar koşullarına göre şekillendirilmesi; arz fazlası ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Teknik personel, sahadaki uygulamalar ve üretici yönlendirmeleri hakkında bilgi paylaştı. Organik Tarım ve Kayıt Sistemleri Masada Organik tarım mevzuatı kapsamında il ve ilçe müdürlüklerinin görevleri, kapalı ortamda yürütülen Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) uygulamaları ve TAKE Projesi kapsamındaki çalışmalar da ele alındı. Özellikle kontrollü üretim alanlarının artırılması ve kayıt dışılığın azaltılması yönünde atılacak adımlar değerlendirildi. Tohumculuk, Bitki Pasaportu ve Denetimler Tohumculuk mevzuatı kapsamında yürütülen yetkilendirme ve denetim faaliyetleri, 2025 yılı uygulamaları ışığında gözden geçirildi. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin kayıt altına alınması ve bitki pasaportu uygulamalarının etkinleştirilmesi konularında teknik sunumlar yapıldı. Operatör kayıtlarının güncellenmesi ve izlenebilirliğin artırılması, 2026 hedefleri arasında yer aldı. ÇKS ve Desteklemelerde Güncel Durum Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinin doğruluğu, destekleme başvurularında yaşanan sorunlar ve saha kontrolleri de toplantıda gündeme geldi. Üreticilerin desteklerden eksiksiz yararlanabilmesi için kayıtların güncel tutulmasının önemi vurgulandı. Bitki Koruma Ürünleri ve E-Reçete Takvimi Bitki Koruma Ürünlerinin toptan ve perakende satışı ile depolanmasına ilişkin mevzuat uygulamaları, denetimler ve yeni dönemde yürürlüğe girecek uygulama takvimi ayrıntılı biçimde ele alındı. BKÜ E-Reçete sistemi ve üretici kayıt defteri uygulamalarını içeren B-Reçete sisteminin sahadaki işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri teknik personel tarafından paylaşıldı. Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirme ile sona erdi. Yetkililer, 2026 yılında daha planlı, kayıtlı ve sürdürülebilir bir bitkisel üretim yapısının oluşturulması için sahadaki teknik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tarımın geleceği biraz da veri, planlama ve disiplin işi; doğa sürprizlerle dolu ama hazırlıklı olanın kaybı daha az oluyor.

Tarımsal üretimi destekleyecek önemli düzenleme... Tarımsal destek ödemelerine ayar Haber

Tarımsal üretimi destekleyecek önemli düzenleme... Tarımsal destek ödemelerine ayar

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025-2027 yıllarında bitkisel üretime yönelik desteklemeler ve bazı tarımsal ödemelerde değişiklikler yaptı. Yeni düzenlemeyle kapalı ortamda üretim, sertifikalı tohum kullanımı ve biyoteknik mücadele destekleri detaylandırıldı. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025-2027 döneminde uygulanacak bitkisel üretim desteklemeleri ve bazı tarımsal ödemelerle ilgili tebliğde değişikliğe gitti. 1 Oak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek değişiklikler, çiftçilerin destekleme başvurularında kayıt sistemleri ve üretim türleri bazında yeni düzenlemeler getirdi. Buna göre; Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) yanında Örtüaltı/Kapalı Ortam Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) ve diğer ilgili sistemler de destek başvurularında geçerli olacak. Kapalı ortamda üretim yapan kadın çiftçilere ve 41 yaş altı çiftçilere ilave temel destek ödemesi yapılacak. Ayrıca biyolojik ve biyoteknik mücadele destekleri detaylandırıldı; feromon ve tuzak kullanımı ile domates güvesi gibi zararlılara karşı yapılan üretimler desteklenecek. Sertifikalı tohum ve fidan kullanımına ilişkin destekler de güncellenirken, organik tarım yapan birinci derece tarımsal örgütlere ekstra yüzde 25 organik tarım desteği ödenecek. Tebliğde, planlı üretim kapsamında yem bitkileri ve sulu tarım arazilerinde uygulanacak münavebe sistemleri, destek ödemeleri ve üretim kayıt şartları da netleştirildi. Ayrıca kamu arazisi ve tahsisli olmayan alanlarda üretim yapan çiftçilere ödeme yapılmayacağı hükmü getirildi. Bakanlık, 2025 üretim yılı için daha önce başlatılmış işlemlerde eski tebliğ hükümlerinin geçerli olacağını da duyururken, üretim destekleri, destekleme talep formları ve birim destek tutarlarını da güncelledi.

Tarımda zor yıl beklentisi! Bitkisel üretimde düşüş bekleniyor Haber

Tarımda zor yıl beklentisi! Bitkisel üretimde düşüş bekleniyor

TÜİK'in 2025 yılı ikinci değerlendirmesine göre, bitkisel üretim genel olarak bir önceki yıla göre azalacak. Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 10,4, sebzelerde yüzde 0,8 ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,4 civarında bir düşüş bekleniyor. Bu rapor, 2025 yılının tarımsal üretim açısından zor bir yıl olacağını gösteriyor. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı bitkisel üretim ikinci tahminini duyurdu. Buna göre, bitkisel üretim miktarlarının bir önceki yılın seviyesinin altında kalması bekleniyor. Toplam üretimin tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 10,4 düşerek 67,1 milyon ton, sebzelerde yüzde 0,8 düşerek 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 30,4 azalarak 19,8 milyon ton olması öngörülüyor. TAHIL ÜRETİMİNDE YÜZDE 12,4 DÜŞÜŞ ÖNGÖRÜLÜYOR Tahıl üretiminin 2025 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 12,4 düşüşle yaklaşık 34,2 milyon ton olması bekleniyor. Ürün bazında tahminlere göre; buğday yüzde 13,9 azalışla 17,9 milyon ton, arpa yüzde 25,9 azalışla 6 milyon ton, çavdar yüzde 20,9 azalışla 203 bin ton, yulaf yüzde 22,3 azalışla 303 bin ton, mısır ise yüzde 4,9 artışla 8,5 milyon tona ulaşacak. Kuru baklagillerde; nohut 406 bin ton, kuru fasulye 247 bin ton, kırmızı mercimek 230 bin ton olarak tahmin ediliyor. Patates üretiminin ise bir önceki yıla göre yüzde 13 düşerek 6 milyon ton olacağı düşünülüyor. Yağlı tohumlarda soya üretimi yüzde 17,4, ayçiçeği üretimi yüzde 17,6 azalarak sırasıyla 149 bin ton ve 1,8 milyon ton seviyesinde olacak, şeker pancarı üretimi ise yüzde 4,1 düşerek 21,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. SEBZE ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ BEKLENİYOR Rapora göre sebze üretiminde de bir azalma öngörülüyor. TÜİK verilerine göre, 2025 yılında sebze üretimi bir önceki yıla göre yüzde 0,8 düşerek 33,3 milyon ton seviyesinde gerçekleşecek. Sebze grubunda; karpuzda yüzde 8,3, kuru soğanda yüzde 2,6, kavunda yüzde 17,5 üretim artışı beklenirken, domateste yüzde 7,6, salçalık kapya biberde yüzde 6,3, taze fasulyede yüzde 8,3 düşüş tahmin ediliyor. MEYVE, İÇECEK VE BAHARAT BİTKİLERİNDE CİDDİ DÜŞÜŞ: YÜZDE 30,4 Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretiminde büyük bir düşüş bekleniyor. 2025 yılında üretimin bir önceki yıla göre yüzde 30,4 azalarak 19,8 milyon ton olacağı tahmin ediliyor. Meyveler grubundaki düşüşlere ait istatistikler şöyle: Elma yüzde 48,3, şeftali yüzde 46,1, nektarin yüzde 44,1, kiraz yüzde 70,6, üzüm yüzde 24,5, çilek yüzde 1,9 azalırken, mandalina ise yüzde 7,1 artış gösterecek. Ayrıca portakal yüzde 15, limon ise yüzde 34,8 oranında azalacak. Sert kabuklu meyvelerde de ciddi düşüşler bekleniyor. Fındık yüzde 38,5, ceviz yüzde 38,1, antep fıstığı yüzde 61,1 azalış gösterecek. Ayrıca, muz üretiminin yüzde 1,6, zeytin üretiminin yüzde 34,7 oranında düşeceği öngörülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.