Hava Durumu

#Avrupa Birliği

giresunsonhaber - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR Haber

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları, POS kesintileri ve yüksek finansman maliyetlerinin işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, üretim ve istihdamın korunması için yetkili kurumlara düzenleme çağrısında bulundu. Giresun Son Haber’in Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki uygulamaları karşılaştırdığı araştırma ise kartlı ödeme maliyetlerinde dikkat çekici bir fark bulunduğunu ortaya koydu. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları ile banka kaynaklı finansman giderlerinin ticari hayat üzerinde giderek daha ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Kredi kartı kullanımında uygulanan yüksek komisyon oranlarının ve ödeme maliyetlerinin büyük ölçüde işletmeler tarafından karşılandığını belirten Çakırmelikoğlu, bu durumun özellikle esnaf ve KOBİ’lerin nakit akışını olumsuz etkilediğini ifade etti. SATIŞ YAPAN İŞLETME, KOMİSYONA ÇALIŞIYOR Kredi kartıyla yapılan satışlarda bankalara ödenen komisyonların işletmelerin kazancını önemli ölçüde azalttığını vurgulayan Çakırmelikoğlu, yüksek ciroya rağmen gerçek kârlılığın gerilediğine dikkat çekti. Satış hacmi büyüse bile POS komisyonu, faiz, erken ödeme ve diğer banka giderleri nedeniyle cironun önemli bir bölümü finansman maliyetine dönüşüyor. FİNANSMAN GİDERLERİ ANA MALİYET KALEMİNE DÖNÜŞTÜ Banka komisyonları, finansman giderleri ve faiz maliyetlerinin işletmelerin en önemli gider kalemleri arasında yer aldığını belirten Çakırmelikoğlu, mevcut tablonun firmaların rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Çakırmelikoğlu, “Artan finansman maliyetleri firmalarımızın kârlılığını azaltmakta, rekabet gücünü zayıflatmakta ve sürdürülebilir üretim ile ticaret yapmalarını zorlaştırmaktadır” dedi. KOBİ’LERİN HAREKET ALANI DARALIYOR Yüksek banka maliyetlerinin özellikle sınırlı sermayeyle faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeleri daha fazla etkilediğini dile getiren Çakırmelikoğlu, işletmelerin yatırım yapma, stok oluşturma ve istihdamı koruma kapasitesinin giderek azaldığını kaydetti. Finansmana erişimin pahalılaşması yalnızca işletme bilançolarını değil, üretimden istihdama ve tüketici fiyatlarına kadar ekonomik hayatın bütününü etkiliyor. “DÜZENLEME GECİKMEDEN YAPILMALI” İş dünyasının üzerindeki mali yükün hafifletilmesi gerektiğini belirten Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları ve banka kaynaklı giderler konusunda ilgili kurumların gecikmeden harekete geçmesi gerektiğini ifade etti. İşletmelerin ayakta kalabilmesi, üretimin sürdürülebilmesi ve mevcut istihdamın korunabilmesi için komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesini isteyen Çakırmelikoğlu, banka kaynaklı finansman maliyetlerinin de yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. ARAŞTIRMA NOTU: AVRUPA’DA KOMİSYONLAR NASIL UYGULANIYOR? Avrupa Birliği’nde tüketici kartlarına ilişkin bankalar arası takas komisyonları banka kartında yüzde 0,20, kredi kartında yüzde 0,30 ile sınırlandırılırken, Türkiye’de Temmuz 2026 itibarıyla üye işyerlerine uygulanabilen azami komisyon peşin kredi kartı işlemlerinde yüzde 3,56’ya, banka kartlarında ise yüzde 1,04’e kadar çıkıyor. İki sistemdeki ücretlerin kapsamı bire bir aynı olmasa da işletmenin taşıdığı mali yük bakımından Türkiye’deki oranlar çok daha yüksek bir tablo ortaya koyuyor. AB’DE BANKALAR ARASI KOMİSYONA YASAL SINIR Avrupa Birliği’nin 2015/751 sayılı düzenlemesine göre tüketici banka kartlarında bankalar arası takas komisyonu işlem tutarının en fazla yüzde 0,20’si, tüketici kredi kartlarında ise en fazla yüzde 0,30’u olabiliyor. Üye ülkeler kredi kartlarında yüzde 0,30’un altında daha düşük bir tavan belirleyebilirken, düzenleme aynı zamanda perakendecilerin ödedikleri ücretleri daha açık biçimde görebilmelerini ve farklı ödeme kuruluşları arasında karşılaştırma yapabilmelerini amaçlıyor. (EUR-Lex) AVRUPA’DAKİ ORAN TOPLAM POS ÜCRETİ DEĞİL Avrupa’daki yüzde 0,20 ve yüzde 0,30’luk oranların doğrudan işletmenin ödediği toplam POS komisyonu olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Bu oranlar, kartı çıkaran banka ile ödemeyi kabul eden banka arasındaki takas komisyonunu ifade ediyor. İşletmenin ödediği toplam ücretin içerisinde kart kuruluşu bedeli, ödeme altyapısı ve hizmet marjı gibi başka kalemler de bulunabiliyor. Buna karşın Avrupa Komisyonunun değerlendirmeleri, takas komisyonlarına getirilen tavanın daha önce yüksek olan ücretleri düşürdüğünü, kartlı ödeme piyasasında rekabeti ve ücret şeffaflığını artırdığını gösteriyor. (Competition Policy) TÜRKİYE’DE PEŞİN KREDİ KARTINDA TAVAN YÜZDE 3,56 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Temmuz 2026 için yayımladığı tabloda, bankalarca ticari müşterilere uygulanabilecek azami üye işyeri komisyonu peşin kredi kartı işlemlerinde yüzde 3,56 olarak yer alıyor. Her ilave taksit için uygulanabilecek azami artış yüzde 1,78 olurken, banka kartı işlemlerinde azami oran yüzde 1,04 düzeyinde bulunuyor. Bu oranlar tavan niteliği taşıyor; bankalar işyerinin cirosu, sektörü, bloke süresi ve ticari anlaşmasına göre daha düşük oran uygulayabiliyor. (TCMB) 10 BİN LİRALIK SATIŞTA 356 LİRALIK KOMİSYON Türkiye’de 10 bin liralık peşin kredi kartı satışında yüzde 3,56’lık azami oran üzerinden hesaplanan komisyon 356 liraya ulaşıyor. Aynı tutarın Avrupa Birliği’ndeki kredi kartı takas tavanı üzerinden hesaplanan kısmı 30 lira, banka kartı takas tavanı üzerinden hesaplanan kısmı ise 20 lira karşılığına denk geliyor. Ancak bu karşılaştırmada Avrupa’daki tutarın toplam POS maliyeti değil, yalnızca bankalar arası takas komisyonu olduğu unutulmamalı. TAKSİT SAYISI ARTTIKÇA MALİYET KATLANIYOR Türkiye’de uzun vadeli taksit uygulaması, işletmeler üzerindeki maliyet farkını daha da artırıyor. TCMB’nin yüzde 3,56’lık peşin işlem tavanına her ilave taksit için yüzde 1,78 eklenmesi halinde teorik azami oran: İki taksitte yüzde 5,34’e, Üç taksitte yüzde 7,12’ye, Altı taksitte yüzde 12,46’ya, Dokuz taksitte yüzde 17,80’e, On iki taksitte yüzde 23,14’e kadar yükselebiliyor. Bu oranlar TCMB tavan formülü üzerinden yapılan hesaplamayı gösteriyor. Bankaların fiilen uyguladığı oranlar, ödeme vadesi ve işyeri anlaşmasına göre değişebiliyor. (TCMB) TÜRKİYE İLE AVRUPA ARASINDAKİ TEMEL FARK Avrupa Birliği’nde sistem, tüketici kartlarında bankalar arası komisyonu düşük bir üst sınırla kontrol altında tutarken, Türkiye’de işletmelere yansıyan toplam POS ve finansman maliyetleri daha yüksek oranlarda şekilleniyor. Türkiye’deki yüzde 3,56’lık peşin kredi kartı tavanı ile Avrupa’daki yüzde 0,30’luk kredi kartı takas tavanı aynı ücret kalemini ifade etmese de aradaki fark, kartlı satışların işletmeler üzerinde oluşturduğu baskının boyutunu göstermesi bakımından önem taşıyor. ÇAĞRININ MERKEZİNDE ŞEFFAFLIK VE DÜŞÜK MALİYET VAR Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’nun çağrısı, Avrupa’daki uygulamayla birlikte değerlendirildiğinde POS maliyetlerinin yalnızca tek bir komisyon oranı üzerinden değil; takas komisyonu, kart kuruluşu bedeli, banka hizmet marjı, taksit finansmanı ve vergiler ayrı ayrı gösterilecek şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. İşletmeler açısından daha düşük oran, açık maliyet tablosu ve pazarlık gücünü artıracak rekabetçi bir ödeme sistemi; üretimin, ticaretin ve istihdamın sürdürülebilmesi bakımından giderek daha fazla önem kazanıyor.

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Haber

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI

FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Ferrero Grubu’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre şirketin kullandığı fındığın yüzde 97’si üreticiye kadar izlenebilir hale geldi. Raporda kakao, kahve ve palm yağında ulaşılan takip oranlarının yanı sıra karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı ve ambalajların dönüştürülmesine ilişkin veriler de paylaşıldı. Ferrero Grubu, 2024-2025 mali dönemindeki çevresel, sosyal ve tedarik zinciri çalışmalarını kapsayan 17’nci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şirketin kuruluşunun 80’inci yılında açıklanan raporda sürdürülebilirlik çalışmaları; iklim ve çevre, sorumlu ham madde tedariki, tüketim yaklaşımı ile çalışanlar ve toplum başlıkları altında değerlendirildi. Ferrero, özellikle tarımsal ham maddelerin kaynağının takip edilmesine, çiftçilerle yürütülen çalışmalara ve tedarik zincirindeki çevresel risklerin azaltılmasına ağırlık verdiğini bildirdi. (Ferrero) FINDIKTA ÜRETİCİYE KADAR TAKİP ORANI YÜZDE 97 Raporda, Ferrero’nun üretim süreçlerinde kullandığı fındığın yüzde 97’sinin doğrudan üreticiye kadar izlenebildiği belirtildi. Kakao tedarikinde çiftliklerin sınırlarını gösteren tarımsal haritalara kadar izlenebilirlik oranının yüzde 98’e, palm yağında plantasyona kadar izlenebilirliğin yüzde 98,6’ya ve kahvede tarımsal parsel haritalarına kadar takip oranının yüzde 100’e ulaştığı açıklandı. (planetnuts.cl) Ferrero’nun açıkladığı veriler, küresel gıda sektöründe artık yalnızca ham maddenin hangi ülkeden geldiğinin değil, hangi üretim alanında ve hangi üretici tarafından yetiştirildiğinin de giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu. 230 BİN TARIMSAL ÜRETİM ALANI İNCELENDİ Şirket; kakao, kahve ve palm yağı tedarikçilerine ait yaklaşık 230 bin tarımsal alanın, Avrupa Birliği’nin Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü’ne uyum amacıyla geliştirilen takip sistemi üzerinden incelendiğini açıkladı. Söz konusu sistemle ham maddelerin ormansızlaşmaya yol açan veya mevzuata uygun olmayan üretim alanlarından temin edilmesi riskinin azaltılması amaçlanıyor. (planetnuts.cl) Rapora göre kakao alımlarının yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons ve Fairtrade gibi bağımsız sertifika veya standartlar kapsamında gerçekleştirildi. Kullanılan palm yağının tamamının RSPO sertifikalı, kahvenin tamamının ise Rainforest Alliance sertifikasına sahip olduğu bildirildi. TEDARİK STRATEJİSİNİN MERKEZİNDE TARIMSAL ÜRETİM VAR Ferrero, temel ham maddelerin tedarik sürecini “Ferrero Farming Values” adı verilen yaklaşım üzerinden yürüttüğünü duyurdu. Bu sistem; tedarikçilerin denetlenmesi, ürünün kaynağının izlenmesi, bağımsız sertifikasyon, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, üretici topluluklarının desteklenmesi ve sektör genelinde iş birliği kurulması olmak üzere beş temel unsur üzerine oluşturuldu. Ferrero Grubu Üst Yöneticisi Lapo Civiletti, söz konusu yaklaşımın tedarikçi sorumluluğunu güçlendirmeyi, çiftçileri desteklemeyi ve farklı tarımsal ürünlerin kendine özgü üretim koşullarına göre çalışma modelleri geliştirmeyi amaçladığını belirtti. (Ferrero) KARBON SALIMINDA YÜZDE 7,2’LİK AZALMA Raporda şirketin doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı salımlarının, önceki mali döneme göre yüzde 7,2 azaltıldığı açıklandı. Ferrero’ya ait 24 üretim tesisinin şebekeden temin edilen yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalıştığı, üretim tesislerine özel karbon azaltma yol haritaları hazırlanabilmesi amacıyla da “Karbonsuzlaşma Merkezi” kurulduğu bildirildi. (planetnuts.cl) Şirket ayrıca ilk kez grup genelindeki su ayak izini hesapladığını ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini hedefleyen Alliance for Water Stewardship oluşumuna katıldığını duyurdu. AMBALAJLARIN YÜZDE 92,9’U DÖNÜŞÜME UYGUN TASARLANDI Ferrero’nun kullandığı ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir olacak şekilde tasarlandığı kaydedildi. Ambalajların yüzde 86,8’inin ise mevcut toplama ve geri dönüşüm sistemleri içerisinde uygulamada da dönüştürülebilir durumda olduğu belirtildi. Ferrero Rocher kutularında yapılan tasarım değişikliğiyle ürün başına kullanılan plastik oranının 2019-2020 dönemine göre yüzde 14,7 azaltıldığı, Eylül 2021’den bu yana yaklaşık 16 bin ton plastik kullanımının önüne geçildiği bildirildi. (planetnuts.cl) TARIMSAL TEDARİKTE YENİ DÖNEM Ferrero’nun açıkladığı rapor, büyük gıda şirketlerinin tedarik politikalarında izlenebilirlik, çevresel uygunluk, üretici kayıtları, sertifikasyon ve karbon ayak izinin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösterdi. Dünya fındık üretimi ve ihracatında önemli bir konuma sahip Türkiye açısından da üreticinin kayıt altına alınması, bahçelerin dijital olarak haritalandırılması, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ürünün bahçeden fabrikaya kadar izlenebilmesi, önümüzdeki dönemde uluslararası ticaretin temel şartları arasında yer almaya devam edecek. Son paragrafta, raporun Türkiye ve Giresun fındık sektörü bakımından taşıdığı muhtemel sonuçlar gazetecilik değerlendirmesi olarak ayrıca işlendi. Kaynak: Camila Muñoz Silva/PlanetNuts için gazeteci https://planetnuts.cl/informe-de-sostenibilidad-2025-de-ferrero-destaca-avances-en-trazabilidad-descarbonizacion-y-abastecimiento-responsable/

GİRESUN’DA GENÇLERE ÜCRETSİZ YAPAY ZEKÂ VE KOMUT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ Haber

GİRESUN’DA GENÇLERE ÜCRETSİZ YAPAY ZEKÂ VE KOMUT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ

GİRESUN’DA GENÇLERE ÜCRETSİZ YAPAY ZEKÂ VE KOMUT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ Giresun’da 18-29 yaş arasındaki gençlere yönelik “Yazılım ve Tasarım İçin Komut Mühendisliğine Giriş Programı” düzenlenecek. Çevrim içi gerçekleştirilecek ücretsiz eğitimde, yapay zekâ araçlarının ve yapay zekâ ajanlarının iş süreçlerinde etkin biçimde kullanılması ele alınacak. Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle Türkiye Belediyeler Birliği, Giresun Belediyesi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı iş birliğinde yürütülen “Bugünün Gençleri, Geleceğin Meslekleri” projesi kapsamında yeni bir eğitim programı başlatılıyor. Kodluyoruz ortaklığında hazırlanan Yazılım ve Tasarım İçin Komut Mühendisliğine Giriş Programı, geleceğin teknolojilerine ilgi duyan gençleri yapay zekâ destekli çalışma yöntemleriyle buluşturacak. YAPAY ZEKÂ ARAÇLARININ ETKİN KULLANIMI ANLATILACAK Eğitim kapsamında katılımcılara, yapay zekâ araçlarına doğru ve etkili komut verme yöntemleri, yazılım ve tasarım süreçlerinde komut mühendisliğinin kullanımı ile yapay zekâ ajanları aracılığıyla iş süreçlerinin kolaylaştırılması konusunda bilgi verilecek. Programla gençlerin dijital becerilerinin geliştirilmesi, yapay zekâ teknolojilerini daha bilinçli kullanmaları ve geleceğin mesleklerine hazırlanması amaçlanıyor. EĞİTİMLER ÇEVRİM İÇİ GERÇEKLEŞTİRİLECEK Ücretsiz eğitim programı, 21 Temmuz 2026 Salı ve 7 Ağustos 2026 Cuma günlerinde, 14.00-18.00 saatleri arasında çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Programa katılmak isteyenlerin 18-29 yaş aralığında olması ve Dijital Gençlik Merkezlerinin bulunduğu illerden birinde ikamet etmesi gerekiyor. SON BAŞVURU 19 TEMMUZ Programa başvurular 19 Temmuz 2026 tarihinde sona erecek. Gençler, duyuru görselinde yer alan QR kodunu cep telefonlarıyla okutarak başvuru formuna ulaşabilecek. Program ve başvuru süreci hakkında ayrıntılı bilgiye ise Giresun Belediyesi Gençlik Açık Ofisi üzerinden ulaşılabilecek.

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI Haber

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü, IPARD Programı ve kırsal kalkınma desteklerinin Dereli’de yatırıma dönüşmesi için ilçe düzeyinde değerlendirme yaptı. Dereli Kaymakamı Mustafa Gövercin’i ziyaret eden İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu, tarım, hayvancılık, gıda işleme, kırsal turizm, yenilenebilir enerji ve kırsal kalkınma başlıklarında sağlanan destekleri anlattı. DERELİ’DE YATIRIM POTANSİYELİ ELE ALINDI Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Giresun İl Koordinatörlüğü, Dereli’de IPARD Programı ve TKDK desteklerine ilişkin bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. TKDK Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu, Dereli Kaymakamı Mustafa Gövercin’i makamında ziyaret ederek IPARD Programı, TKDK destekleri ve kurum tarafından yürütülen iş ve işlemler hakkında sunum yaptı. Toplantıya Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Lütfü Sarıkaya ile kaymakamlık ve tarım teşkilatında görev yapan personel de katıldı. Görüşmede Dereli’nin tarım, hayvancılık, kırsal turizm ve kırsal kalkınma alanlarındaki yatırım kapasitesi değerlendirildi. Üreticiler, girişimciler ve yatırım yapmak isteyen işletmeler için sağlanan destekler üzerinde fikir alışverişi yapıldı. 81 İLİ KAPSAYAN KIRSAL KALKINMA MODELİ IPARD Programı, Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti ortak finansmanıyla yürütülen kırsal kalkınma destek modeli olarak uygulanıyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yürütülen program, IPARD III dönemiyle birlikte Türkiye genelinde daha geniş bir kapsama taşındı. Destek mekanizması, 81 ilden proje başvurusu alınabilecek şekilde yapılandırıldı. Programın ana amacı; kırsal alanda üretimi güçlendirmek, tarım ve hayvancılık işletmelerini modernleştirmek, gıda işleme kapasitesini artırmak, kırsal turizmi desteklemek, yerel ürünleri ekonomik değere dönüştürmek ve kırsalda yeni istihdam alanları oluşturmaktır. DESTEKLER SADECE TARIMLA SINIRLI DEĞİL IPARD ve TKDK destekleri yalnızca klasik tarımsal üretim yatırımlarını kapsamıyor. Program; tarımsal işletmeler, hayvancılık, gıda işleme, balıkçılık ürünleri, kırsal turizm, arıcılık, zanaatkârlık, yerel ürünler, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji, makine parkları ve kırsal altyapı gibi geniş bir yatırım alanını içine alıyor. Bu yönüyle IPARD, genel sanayi teşviki değil; tarım, hayvancılık, gıda işleme, kırsal turizm ve kırsal ekonomiye dayalı yatırımları destekleyen bir kalkınma programı niteliği taşıyor. HAYVANCILIK VE TARIMSAL İŞLETMELERE MODERNİZASYON DESTEĞİ IPARD III döneminde tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar destekleniyor. Bu kapsamda süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik işletmeler destek alabiliyor. Ahır, ağıl, kümes, ekipman, sağım sistemleri, hayvan refahını artıran düzenlemeler, hijyen koşullarının geliştirilmesi, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve çevre standartlarının iyileştirilmesi gibi yatırımlar bu başlık altında değerlendiriliyor. Dereli gibi hayvancılık potansiyeli bulunan ilçelerde modern küçükbaş ve büyükbaş işletmeleri, süt üretim altyapısı, yemleme sistemleri ve hayvansal üretimde kaliteyi artıracak projeler öne çıkıyor. GIDA İŞLEME VE TARIMA DAYALI SANAYİ DESTEKLENİYOR TKDK desteklerinde ürünün yalnızca tarlada, ahırda veya çiftlikte üretilmesi değil; işlenmesi, paketlenmesi, depolanması ve pazara hazırlanması da destek kapsamına giriyor. Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımlar içinde süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti, su ürünleri, meyve-sebze ürünleri, soğuk hava deposu, paketleme tesisleri, işleme hatları, hijyen altyapısı ve pazarlama yatırımları yer alıyor. Giresun açısından bu alan; fındık işleme, yöresel ürün paketleme, balık ve su ürünleri işleme, süt ürünleri, kurutulmuş ürünler, meyve-sebze işleme, kooperatif üretimi ve yerel gıda markalarının geliştirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. KIRSAL TURİZM, ARICILIK VE YEREL ÜRÜNLER DERELİ İÇİN ÖNE ÇIKIYOR Dereli’nin coğrafi yapısı, yayla bağlantıları, doğa turizmi potansiyeli ve kırsal üretim alanları IPARD destekleri açısından dikkat çekiyor. İlçede kırsal turizm tesisleri, küçük ölçekli konaklama yatırımları, yöresel ürün satış ve işleme alanları, arıcılık ve arı ürünleri, tıbbi ve aromatik bitkiler, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, zanaatkârlık, yerel gıda üretimi, doğa turizmiyle bağlantılı hizmet yatırımları ve yenilenebilir enerji sistemleri değerlendirilebilecek başlıklar arasında yer alıyor. Bu tablo, Dereli’de yapılan toplantının yalnızca genel bir destek tanıtımı değil, ilçenin ekonomik karakterine uygun yatırım alanlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığını gösteriyor. HİBE ORANLARI YÜZDE 50 İLE 75 ARASINDA DEĞİŞİYOR IPARD III Programı’nda yatırımcılara geri ödemesiz hibe desteği sağlanıyor. 2026 yılı çağrı takvimine göre desteklenen sektöre göre projelerin bütçe sınırları 5 bin avro ile 3 milyon avro arasında değişiyor. Yatırımcılara yüzde 50 ile yüzde 75 arasında hibe desteği veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasında, 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında toplam 241 milyon avroluk bütçe ayrıldığı, desteklenen sektörlere göre proje büyüklüklerinin ve hibe oranlarının değiştiği bildirildi. Özellikle kamu altyapı yatırımları, paket içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi projelerde 3 milyon avroya kadar destek verilebiliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TKDK’nın 2026 yılı IPARD III çağrı takvimi de 2026 yılı içinde proje başvurularının belirlenen tedbirler üzerinden kabul edileceğini ortaya koyuyor. (TKDK) KAMU ALTYAPISI VE YENİLENEBİLİR ENERJİ DE PROGRAMDA IPARD III döneminde kırsal alanda kamu altyapı yatırımları da destek başlıkları arasında yer alıyor. Bu başlık daha çok yerel yönetimler ve kamu altyapısına dönük projeler açısından önem taşıyor. Paket içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları, kırsal altyapı yatırımları ve yenilenebilir enerji sistemleri bu kapsamda değerlendirilebiliyor. Giresun’un kırsal ilçelerinde içme suyu, atık yönetimi, çevre altyapısı, enerji verimliliği ve kırsal yaşam kalitesini artıracak projeler bu destek alanıyla doğrudan ilişkilendirilebilir. GİRESUN’DA DESTEKLER FARKLI ALANLARA YAYILDI Giresun’da IPARD destekleri geçmiş yıllarda özellikle fındık işleme, balık işleme, kırsal turizm, yenilenebilir enerji ve kırsal kalkınma yatırımlarıyla öne çıktı. Kadın ve genç girişimcilerin yer aldığı yatırımlar, fındık işleme tesisleri, balık işleme yatırımları, konaklama tesisleri, güneş enerjisi sistemleri ve yerel üretim projeleri Giresun’da destek alanları arasında dikkat çekti. Giresun’un kırsal kalkınma açısından en güçlü başlıkları fındık ekonomisi, yayla ve doğa turizmi, arıcılık, hayvancılık, su ürünleri, yöresel ürün işleme ve yenilenebilir enerji yatırımlarıdır. İLÇE ODAKLI PLANLAMA DAHA GÜÇLÜ SONUÇ VERECEK Giresun’da kırsal kalkınma desteklerinin etkili sonuç vermesi için her ilçenin kendi ekonomik yapısına göre değerlendirilmesi gerekiyor. Dereli’de yayla turizmi, doğa odaklı kırsal turizm, hayvancılık, arıcılık ve yerel ürünler öne çıkarken; Bulancak ve merkez hattında tarımsal üretim ve işleme kapasitesi, Tirebolu ve Görele’de kıyı ekonomisiyle birlikte kırsal üretim, Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk hattında hayvancılık ve alternatif tarımsal üretim, Eynesil ve Espiye çevresinde ise küçük ölçekli kırsal işletmeler, işleme ve üretim potansiyeli ayrıca ele alınmalı. TKDK desteklerinin il genelinde daha güçlü karşılık bulması, yalnızca çağrı ilanlarının duyurulmasıyla değil, ilçelerin kendi üretim, turizm ve yatırım kapasitesine göre proje başlıklarının belirlenmesiyle mümkün olacak. BAŞVURU İÇİN TEKNİK HAZIRLIK ŞART IPARD desteklerinden yararlanmak isteyen üretici, girişimci, kooperatif veya işletmeler için yatırım fikrinin desteklenen sektörle uyumlu olması gerekiyor. Başvuru sürecinde yatırım yerinin uygunluğu, proje bütçesi, iş planı, ruhsat ve izin süreçleri, teknik dosya, başvuru sahibinin niteliği, uygun harcama kalemleri ve çağrı rehberlerinde yer alan şartlar belirleyici olacak. Kadın girişimciler, genç yatırımcılar, üretici örgütleri, dağlık alanlarda yapılacak yatırımlar ve yenilenebilir enerji içeren projeler bazı destek başlıklarında avantaj sağlayabiliyor. Dereli gibi dağlık ve kırsal karakteri güçlü ilçelerde doğru hazırlanmış projeler, destekten yararlanma ihtimalini artırıyor. DERELİ’DE YENİ PROJELER İÇİN ZEMİN OLUŞTURULUYOR Dereli’de yapılan değerlendirme toplantısı, ilçede yeni yatırım ve proje başlıklarının geliştirilmesi açısından yerel hazırlık niteliği taşıyor. TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü’nün Dereli’de yaptığı bilgilendirme, üretici ve girişimcilerin destekleri daha yakından tanımasına, yatırım fikirlerini doğru başlıklara yönlendirmesine ve ilçenin kırsal kalkınma potansiyelinin projeye dönüşmesine katkı sağlayacak. Dereli’de tarım, hayvancılık, kırsal turizm, arıcılık, yerel ürün işleme, yenilenebilir enerji ve kırsal altyapı başlıklarında hazırlanacak projeler, ilçenin kalkınma hedefleri açısından yeni bir yatırım alanı açabilir.

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Haber

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ”

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Giresun’da 2026 yaz sezonu kapsamında 15 Haziran’da alınan deniz suyu numunelerinin analiz sonuçları açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen 23 noktadan alınan yüzme suyu numunelerinin tamamı “iyi” olarak değerlendirildi. Analizler, halk sağlığını korumaya dönük ulusal mevzuat ve uluslararası yüzme suyu izleme yaklaşımında esas alınan mikrobiyolojik göstergeler üzerinden yapıldı. GİRESUN KIYILARINDA 23 NOKTA İNCELENDİ Giresun’da halkın yoğun olarak denize girdiği alanlar ile kirlilik açısından izlenmesi gereken kıyı noktalarından 15 Haziran 2026’da numune alındı. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından alınan 23 yüzme suyu numunesi Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda analiz edildi. Açıklanan tabloda Merkez, Bulancak, Eynesil, Görele, Keşap, Piraziz ve Tirebolu’daki izleme noktalarının tamamında sonuç “iyi” olarak yer aldı. Bu tablo, 22 Haziran 2026 tarihli duyuruda “2026 yılı yaz sezonu yüzme suyu analiz sonuçları” başlığıyla paylaşıldı. TABLODAKİ 23 NOKTANIN DEŞİFRESİ Sıra İlçe Numune noktası İzleme türü Sınıflandırmaya dahil mi? Sonuç 1 Merkez Köyhizmetleri Önü Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 2 Merkez Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 3 Merkez Jandarma Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 4 Merkez Polisevi Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 5 Merkez Çerkez Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 6 Bulancak Burunucu Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 7 Bulancak Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 8 Bulancak Burunucu Küçüklü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 9 Bulancak Karaibrahimoğlu Ofran Kirlilik izleme Hayır İyi 10 Eynesil Boztepealtı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 11 Görele Eski Şantiye Yanı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 12 Keşap Deliklitaş Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 13 Keşap Asarkaya Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 14 Keşap Uluburun Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 15 Keşap T1 Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 16 Keşap Düzköyaltı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 17 Piraziz Villalar Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 18 Tirebolu Eğrice Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 19 Tirebolu Kaynarca Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 20 Tirebolu Belediye Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 21 Tirebolu Uzunkum Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 22 Tirebolu Bada Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 23 Tirebolu Yılgın Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi Tabloda 16 nokta “yüzme suyu izleme” kapsamında, 7 nokta ise “kirlilik izleme” kapsamında yer aldı. “Sınıflandırmaya dahil” sütununda “Evet” yazan alanlar sezonluk yüzme suyu sınıflandırmasında esas alınan noktaları gösteriyor. “Hayır” yazan kirlilik izleme noktaları ise suyun kötü olduğu anlamına gelmiyor; olası kirlilik baskısını takip etmek için ayrıca izlenen kontrol noktalarını ifade ediyor. Bu noktalarda da sonuç “iyi” olarak açıklandı. ULUSLARARASI YAKLAŞIM: E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK TAKİBİ Yüzme suyu analizlerinde temel amaç, denize girenlerin mikrobiyolojik kirlilikten kaynaklanabilecek sağlık risklerine maruz kalmasını önlemek. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, kıyı ve tatlı sularda halk sağlığının korunması için risk temelli izleme ve yönetim yaklaşımını esas alıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) Avrupa Birliği’nin yüzme suyu mevzuatı da yüzme suyu kalitesini dışkı kaynaklı bakterilerin düzeylerine göre “mükemmel”, “iyi”, “yeterli” ve “zayıf” sınıflarına ayırıyor. Bu sistemde temel göstergeler Escherichia coli ve İntestinal Enterokok olarak kullanılıyor. (Environment) Türkiye’de yürürlükteki Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme suyunun izlenmesi, sınıflandırılması, kirlilik nedenlerinin belirlenmesi, halkın bilgilendirilmesi ve gerektiğinde idari önlemler alınması esasına dayanıyor. Yönetmelikte E. coli ve İntestinal Enterokok, yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılan temel mikrobiyolojik parametreler arasında yer alıyor. (resmigazete.gov.tr) GİRESUN TABLOSUNDA SINIR DEĞERLER NE GÖSTERİYOR? Giresun analiz tablosunun alt bölümünde kalite değerlendirmesi için kullanılan parametreler açıkça belirtiliyor. Buna göre: Parametre Kılavuz değer Zorunlu değer İntestinal Enterokok 100 370 E. coli / Escherichia coli 100 1000 Bu değerler, yüzme suyunda dışkı kaynaklı mikrobiyolojik kirliliği izlemek için kullanılıyor. Tabloda nokta bazında sayısal bakteri değerleri paylaşılmıyor; yalnızca her nokta için nihai sonuç açıklaması “iyi” olarak veriliyor. Bu nedenle hangi plajın sınır değerlere daha uzak ya da daha yakın olduğu, yalnızca bu özet tablo üzerinden görülemiyor. AYNI İLÇEDE YAKIN NOKTALARDA FARKLI SONUÇ ÇIKABİLİR Deniz suyu kalitesi kıyı boyunca sabit değildir. Aynı ilçede, hatta birbirine yakın plajlarda bile farklı mikrobiyolojik sonuçlar çıkabilir. Bunun bilimsel nedeni, deniz suyunun hareketli olması ve kirlilik yükünün noktasal olarak değişmesidir. Dere ağızları, yağmur sonrası yüzey akışı, kanal bağlantıları, kıyı akıntıları, rüzgâr yönü, dalga hareketi, dipteki tortunun karışması, plajdaki insan yoğunluğu, numunenin kıyıya yakın ya da daha açık noktadan alınması ve numune alma saati sonucu etkileyebilir. Özellikle Karadeniz kıyısında akıntı ve dalga hareketi, kıyı boyunca kısa mesafelerde bile farklı mikrobiyolojik dağılımlar oluşturabilir. Bir noktada bakteri yükü hızla seyrelirken, yakın başka bir noktada dere ağzı, rüzgâr yönü veya geçici yüzey akışı nedeniyle daha yüksek değer görülebilir. Bu nedenle uluslararası yüzme suyu yönetiminde yalnızca tek ölçüm değil, sezon boyunca düzenli izleme, risk profili, kısa dönem kirlilik takibi ve halkın bilgilendirilmesi esas alınır. (legislation.gov.uk) 23 NOKTADA OLUMSUZ SONUÇ YOK Giresun’un 15 Haziran 2026 tarihli analiz tablosunda tüm numune noktalarında sonuç “iyi” olarak açıklandı. Merkez’de Köyhizmetleri Önü Plajı ve Belediye Halk Plajı, Bulancak’ta Burunucu Plajı ve Belediye Halk Plajı, Eynesil’de Boztepealtı Plajı, Görele’de Eski Şantiye Yanı Plajı, Keşap’ta Deliklitaş Halk Plajı, Asarkaya Aile Plajı, Uluburun Halk Plajı ve Düzköyaltı Plajı ile Tirebolu’da Eğrice Halk Plajı, Kaynarca Aile Plajı, Belediye Plajı ve Yılgın Aile Plajı yüzme suyu izleme kapsamında “iyi” sonucu aldı. Kirlilik izleme kapsamında takip edilen Jandarma Plajı, Polisevi Plajı, Çerkez Önü Plajı, Burunucu Küçüklü Plajı, Karaibrahimoğlu Ofran, T1 Plajı, Villalar Önü Plajı, Uzunkum Plajı ve Bada Plajı’nda da sonuç “iyi” olarak kayda geçti. SEZON BOYUNCA TAKİP SÜRECEK Tablonun not bölümünde sezon boyunca her 15 günde bir yüzme suyu numunesi alınmaya devam edileceği belirtildi. Bu takip, deniz suyu kalitesinin yalnızca tek bir tarihte değil, sezon boyunca düzenli olarak izlenmesi açısından önem taşıyor. Giresun’da açıklanan ilk tablo, yaz sezonu başlangıcında kıyı noktalarının tamamında “iyi” sonuç alındığını gösterdi. Ancak halk sağlığı açısından kalıcı güvence, düzenli ölçüm, sayısal analiz değerlerinin izlenmesi, kısa dönem kirlilik risklerinin takip edilmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasıyla sağlanır.

2025’te doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi... En yüksek doğurganlık 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu Haber

2025’te doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi... En yüksek doğurganlık 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu

TÜİK 2025 verilerine göre canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olurken, toplam doğurganlık hızı 1,42'ye gerileyerek yenilenme eşiği olan 2,10'un altında kaldı. En yüksek oran Şanlıurfa, en düşük oran ise Bartın'da kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olurken, toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk seviyesine gerileyerek nüfusun yenilenme eşiği olan 2,10’un altında kalmayı sürdürdü. 2025 yılında canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4’ünü erkekler, yüzde 48,6’sını ise kız çocukları oluşturdu. Kaba doğum hızı ise binde 10,4 olarak gerçekleşti. Böylece 2001 yılında binde 20,3 olan kaba doğum hızı yaklaşık yarı yarıya düşmüş oldu. DOĞURGANLIK HIZINDAKİ DÜŞÜŞ SÜRÜYOR Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca dünyaya getirebileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken, 2014 yılından itibaren kesintisiz düşüş gösterdi. 2025 yılında ise bu oran 1,42 çocuk olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de toplam doğurganlık hızı son 9 yıldır nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,10’un altında seyrediyor. ŞANLIURFA İLK SIRADA, BARTIN SON SIRADA İllere göre incelendiğinde, toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’yı 2,53 çocuk ile Şırnak, 2,23 çocuk ile Mardin takip etti. En düşük doğurganlık hızına sahip il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. İzmir 1,10, Eskişehir, Ankara ve Zonguldak ise 1,11 çocuk ile listenin alt sıralarında yer aldı. 2017 yılında toplam doğurganlık hızının 2,10’un altında olduğu il sayısı 57 iken, bu sayı 2025 yılında 76’ya yükseldi. Doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısı ise 2017’de yalnızca 4 iken, 2025 yılında 59’a çıktı. Üç çocuk ve üzeri doğurganlık hızına sahip tek il ise Şanlıurfa oldu. TÜRKİYE, AB ORTALAMASININ ÜZERİNDE Avrupa Birliği ülkeleri arasında 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızı 1,72 çocuk ile Bulgaristan’da görülürken, en düşük oran 1,01 çocuk ile Malta’da kaydedildi. Türkiye’nin 2025 yılı toplam doğurganlık hızı olan 1,42 çocuk, Avrupa Birliği ortalaması olan 1,34’ün üzerinde gerçekleşti. Türkiye bu oranla AB ülkeleri arasında 11. sırada yer aldı. Annenin eğitim durumuna göre incelendiğinde, en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu annelerde 2,51 çocuk olurken, yükseköğretim mezunu annelerde bu oran 1,24 çocuk olarak gerçekleşti. KENTLERDE DOĞURGANLIK DAHA DÜŞÜK Kent-kır sınıflamasına göre doğurganlık hızının en düşük olduğu yerler yoğun kentler oldu. 2025 yılında yoğun kentlerde toplam doğurganlık hızı 1,33 çocuk olarak hesaplanırken, orta yoğun kentlerde 1,53, kırsal alanlarda ise 1,75 çocuk olarak kaydedildi. Yaşa özel doğurganlık hızında en yüksek oran 2025 yılında 25-29 yaş grubunda görüldü. Böylece doğurganlığın daha ileri yaşlara kaydığı ortaya çıktı. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı 27,5 olurken, tüm annelerin ortalama doğum yaşı 29,4’e yükseldi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 yaş ile Artvin olurken, en düşük olduğu il ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu arada 15-19 yaş grubundaki kadınlarda görülen adölesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2025 yılında binde 9’a geriledi. ÇOĞUL DOĞUM ORANI YÜZDE 3,3 OLDU 2025 yılında gerçekleşen doğumların yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak kayıtlara geçti. Çoğul doğumların yüzde 96,8’i ikiz, yüzde 3,1’i üçüz, yüzde 0,1’i ise dördüz ve üzeri doğumlardan oluştu. Doğum sırasına göre incelendiğinde, 2025 yılında doğumların yüzde 42,8’i annenin ilk doğumu olarak gerçekleşti. İkinci doğumların oranı yüzde 30,5, üçüncü doğumların oranı yüzde 15,5, dördüncü ve üzeri doğumların oranı ise yüzde 10,8 oldu.

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Kurban Bayramı yaklaşırken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, kurbanlık hayvan derilerinin ekonomiye kazandırılması için önemli bir çağrıda bulundu. Ege İhracatçı Birlikleri'nde bir basın toplantısı gerçekleştiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, bayram dönemindeki hatalı kesim ve muhafaza işlemleri sebebiyle yüz binlerce derinin ziyan olduğunu ifade ederek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zinciri için taşıdığı kritik öneme vurgu yaptı. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretilebilecek deri israf oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzme işlemleri ve tuzlama eksikliği nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba edildiğine dikkat çeken Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ile 3 milyon kadın çantası imal edilebilirdi. Ayrıca jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi hammadde kayıpları yaşanıyor. Deri sektörü için ayrıca hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye dahil ediliyor. Bu yönüyle sektörümüz, güçlü bir döngüsel ekonomi örneği sergiliyor” dedi. Kurban derilerinin korunması için alınması gereken önlemleri detaylandıran Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanması konusunda yerel yönetimler ve STK’lar aktif hale getirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara teslim etmesi zorunlu kılınmalı. Kesimi yapacak kasaplar için bilgilendirme notları hazırlanması büyük önem taşıyor. Deri yüzme teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve saklama koşullarında standart uygulamalar yaygınlaşmalı. Bu noktalara dikkat edildiğinde kurban derileri ekonomiye yeniden kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin, sektörün ihracat kapasitesini yükseltmek adına fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına hız kesmeden devam edeceğini belirten Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli şekilde geniş kapsamlı bir yol haritası hazırladıklarını bildirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun süredir Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu yürüttüğü Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firma ile katılım için hazırlıkları tamamladıklarını ifade eden Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla tamamlanmıştı. 2026 yılında ise Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılacak” şeklinde konuştu. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılının şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu düzenleneceğini, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini duyurdu. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden yapılan deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma arasından yalnızca 31 firma tarafından gerçekleştirildiğine değinen Gündoğdu, sektörün kalıcı büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılmasının şart olduğunu vurguladı. Bu hedef doğrultusunda saha çalışmalarına başladıklarını kaydeden Gündoğdu, öncelikle deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini belirtti. Gelecek dönemde tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği illerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları yapılacağını ifade eden Gündoğdu, firmalardan gelecek taleplerle şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme projelerinin ihracata ciddi katkı sunacağını belirtti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de hayata geçirilmesi planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu dile getiren Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu olarak ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdam olanaklarını artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğine katkı sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini belirten Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci üretim imajına da önemli değer katacağını vurguladı. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik alanlardan biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon kaleminde birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına çıktığını ifade etti. Kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum gerekliliğinin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını kaydeden Gündoğdu, sektörün küresel rekabette var olabilmesi için finansman kanallarının açık kalmasının hayati olduğunu belirtti. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesi amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine çıkarılması ve uygulamanın yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibarıyla Körfez bölgesi odaklı tedarik zincirindeki aksamalar ve artan küresel lojistik maliyetler sonucunda, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeliyle Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif olduğu bilgisini paylaşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin ihracat rekoruna dönüşmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki maliyet baskılarının azaltılması gerektiğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi girdileri üzerindeki ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün dünya piyasalarındaki rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirmek adına acilen yerli üretimi yetersiz olan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmesi, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla ulaşmasını sağlaması ve ihracatçıyı döviz kuru baskısından kurtaracak dinamik teşvikleri devreye alması gerekir. Maliyet yapısındaki bu kamu iyileştirmeleri hızla yapılmazsa, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin Avrupa Birliği pazarına yapıldığını ve kilogram başı ihracat değerinde öncü olduklarını belirterek, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ayakkabı ihraç fiyatındaki bu seviyeyi, bölgenin kaliteli ve katma değerli üretim kapasitesinin bir kanıtı olarak gören Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Bu nedenle, rotamızı alım gücü yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek için İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi pazarlarda çeşitliliğe gitmek bir zorunluluktur. Bu coğrafyalardaki etkinliklere Ege'den aktif katılım sağlamayı hedefliyoruz. Prestijli fuarları takip ederek ve ticaret heyetleri düzenleyerek bağlarımızı güçlendirmeyi, lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarı taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin, dünyanın sürdürülebilirlik politikalarıyla kendi küresel geçiş süreçlerini karşılaştırarak gerçekçi adımlar atması gerektiğini belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçıların küresel ticarette güçlü konumlanmaları için adil, şeffaf ve geleceğe karşı sorumlu iş modelleri geliştirmek adına tüm çalışmalarının merkezine sürdürülebilirliği koyduklarını aktardı. Derinin çevreyi kirlettiği yönündeki düşüncenin sektöre karşı bir önyargı olduğunu ifade eden Gürkan; “Bugün hem tüketiciler hem de büyük markalar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu talepleri karşılayıp yeni pazar fırsatları yaratmak için sürdürülebilir olmak zorundayız. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip birçok başarılı firmamız var. Teknolojik altyapımız ve insan kaynağımızla yeşil dönüşümü gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Yurt dışı fuarlarda sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu günümüzde, firmalarımızın kurumsal ve çevresel dönüşümü hızlandırması geleceğimize ışık tutacaktır. Bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımlar atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de genç nüfusun payı yüzde 14,8... Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı Haber

Türkiye’de genç nüfusun payı yüzde 14,8... Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı

Türkiye'de 15-24 yaş aralığındaki genç nüfus 12,7 milyon seviyesine ulaşırken, gençlerin genel nüfus içindeki oranı yüzde 14,8 olarak belirlendi. TÜİK'in paylaştığı verilere göre genç işsizliğinde düşüş gözlemlenirken, NEET oranı artış gösterdi, yapay zeka kullanım oranı ise yüzde 39,4'e tırmandı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait gençlik istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre, Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olurken, 15-24 yaş grubundaki gençlerin sayısı 12 milyon 708 bin 348 kişi olarak tespit edildi. Gençlerin toplam nüfus içindeki payı yüzde 14,8 olarak kaydedilirken, bu grubun yüzde 51,2’sini erkekler, yüzde 48,8’ini ise kadınlar oluşturdu. GENÇ NÜFUS ORANI UZUN VADEDE AZALIYOR TÜİK verileri, 1950 yılında yüzde 20,8 seviyesinde olan genç nüfus oranının 2025 yılında yüzde 14,8'e gerilediğini ortaya koydu. Nüfus projeksiyonları, bu oranın 2100 yılına kadar senaryolara göre yüzde 7 ile yüzde 11 aralığına düşebileceğini öngörüyor. TÜRKİYE, AB ORTALAMASININ ÜSTÜNDE Türkiye'nin genç nüfus oranı, Avrupa Birliği'nin yüzde 10,7 olan ortalamasının üzerinde gerçekleşirken, yüzde 15,6 olan dünya ortalamasının ise bir miktar altında kaldı. İller bazında incelendiğinde, en yüksek genç nüfus oranının yüzde 20,4 ile Şırnak'ta, en düşük oranın ise yüzde 11,7 ile Balıkesir'de olduğu görüldü. Genç nüfus içindeki göç hareketliliğinin temel sebebinin eğitim olduğu saptandı. 2024 yılında 448 bin 826 genç eğitim amacıyla, 102 bin 660 genç ise iş bulma veya yeni bir işe başlama nedeniyle göç etti. Yükseköğretimde net okullaşma oranı yüzde 46,3 olarak gerçekleşirken; bu oran kadınlarda yüzde 53 ile erkeklerin (yüzde 39,9) üzerinde seyretti. İŞGÜCÜNE KATILIM ARTARKEN NEET ORANI YÜKSELDİ Gençlerin işgücüne katılım oranı yüzde 47,6'ya çıkarken, işsizlik oranı yüzde 15,3'e geriledi. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,7, genç kadınlarda ise yüzde 22,1 olarak belirlendi. Öte yandan, ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin (NEET) oranı yüzde 23,3'e yükseldi. Genç kadınlarda bu oran yüzde 30,9 seviyelerine ulaştı. GENÇLERİN ÇOĞUNLUĞU SAĞLIK DURUMUNDAN MEMNUN Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 87,2’si genel sağlık durumundan memnun olduğunu ifade etti. İş memnuniyeti oranı yüzde 75,5, eğitim memnuniyeti ise yüzde 73 olarak kaydedildi. Araştırma verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar şiddete en çok maruz kalan kesim oldu. En sık rastlanan şiddet türünün yüzde 15,2 ile psikolojik şiddet olduğu görüldü. YAPAY ZEKA KULLANIMI YÜZDE 39,4'E ÇIKTI TÜİK verilerine göre, internet erişimi olan gençlerin yüzde 39,4’ü üretken yapay zeka araçlarını kullandığını belirtti. Kullanımın ağırlıklı olarak eğitim süreçleri ve özel amaçlar için yoğunlaştığı saptandı. Yapay zeka kullanmayan gençlerin büyük bir kısmı ise temel gerekçe olarak “ihtiyaç duymamayı” gösterdi. TÜİK'in yayımladığı veriler, Türkiye'de genç nüfusun sayısal büyüklüğünü koruduğunu ancak oransal bir düşüş eğiliminde olduğunu; eğitim ve istihdam piyasasında ise fırsatlar ile yapısal sorunların eş zamanlı olarak sürdüğünü ortaya koydu.

KABİNE SONRASI KRİTİK AÇIKLAMALAR...  BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLDU Haber

KABİNE SONRASI KRİTİK AÇIKLAMALAR... BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLDU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından gerçekleştirdiği açıklamalarla ihracattaki rekor artışa dikkat çekti, Avrupa Birliği'ne önemli mesajlar verdi ve Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarıldığını müjdeledi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kabine toplantısı gerçekleştirildi. Saat 16.50 sularında başlayıp yaklaşık 2 saat süren görüşmelerin ardından basın mensuplarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak başta Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman olmak üzere birçok şehirde etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle vatandaşlara 'geçmiş olsun' dileklerini iletti. Yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri ve Tarım Bakanlıklarının ilgili saha birimleriyle birlikte hasar tespit faaliyetlerini titizlikle sürdürdüğünü bildirdi. Ekonomik verilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nisan ayında ihracatın yıllık yüzde 22,3'lük bir artış göstererek 25,4 milyar dolara yükseldiğini ve son 12 aylık ihracat rakamlarının 275,8 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu tazelediğini açıkladı. İhracat kalemlerinde özellikle kimya, otomotiv, hazır giyim ve elektrik-elektronik sektörlerinin ön plana çıktığını belirten Erdoğan, savunma ve havacılık sanayii ihracatının ise 962 milyon dolara ulaştığını kaydetti. "TÜRKİYE, YENİ DÜNYA DÜZENİNDE ÖNEMLİ GÜÇ MERKEZİ" Dış politika gündemine dair değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin küresel ölçekteki kritik rolünü hatırlatarak, “Türkiye’siz bir Avrupa Birliği küresel aktör olamaz” şeklinde konuştu. Türkiye'nin yeni dünya düzeni içerisinde belirleyici bir güç merkezi haline geleceğini vurguladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: (Tarihimizin Rekoru) “Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını, Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına… pic.twitter.com/DFQySi2ZtJ — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) May 4, 2026 "KURBAN BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLACAK" Kurban Bayramı tatil takvimi hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğini ifade ederek; kamu çalışanları için 26 Mayıs öğleden sonra başlayacak olan idari izne 1,5 gün daha ekleme yapıldığını ve böylelikle toplam tatil süresinin 9 güne çıkarıldığını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.