Hava Durumu

#Aşılama

giresunsonhaber - Aşılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aşılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklarda Belirtisi Ateş Olan 3 Hastalık Haber

Çocuklarda Belirtisi Ateş Olan 3 Hastalık

Mevsim geçişlerine bağlı hava değişimleri, çocukların sağlık durumunu farklı şekillerde etkileyerek çeşitli hastalıklara yol açabiliyor. Özellikle sıcak ve soğuk dengesinin hızla değiştiği sonbahar ayları, solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması için uygun bir ortam oluşturuyor. Sıcaklık ve nem oranlarındaki dalgalanmalar, okul çağındaki çocukların virüs taşıma riskini artırarak mevsimsel rahatsızlıkların çoğalmasına neden oluyor. Bu süreçte ateş, hastalığın erken habercisi olarak gerekli önlemlerin alınmasına yardımcı oluyor. Ebeveynlerin, tıbbi müdahalenin ne zaman gerekli olduğu konusundaki belirtileri dikkatle takip etmesi büyük önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, sonbahar döneminde çocuklarda sıkça görülen hastalıklar hakkında değerli bilgiler paylaştı. Çocuklar daha hassas Bağışıklık sistemleri henüz gelişim sürecinde olan çocuklar; okul, kreş ve oyun parkları gibi alanlarda akranlarıyla yoğun temas kurdukları için enfeksiyonlara karşı yetişkinlerden daha savunmasız durumdadırlar. Mevsimsel virüslerle sık karşılaşmak bu yaş grubu için olağan bir durumdur. Ancak yaygın hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmak, belirtileri doğru analiz etmek ve ne zaman bir uzmana başvurulacağını bilmek anne ve babaların temel sorumlulukları arasındadır. Kronik rahatsızlığı olanlar dikkat etmeli Okulların açılmasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve havaların soğuması; çocuklarda solunum yolu, mide ve boğaz enfeksiyonlarının görülme sıklığını artırıyor. Bazı enfeksiyonlar hafif seyrederek destekleyici bakımlarla kolayca atlatılabilirken; bebeklerin, kronik hastalığı bulunanların ve kalıcı semptom gösteren çocukların hastane ortamında gözlemlenmesi gerekmektedir. Ateş, bağışıklık sisteminin verdiği bir tepkidir Birçok ebeveyn ancak çocuklarında ateş yükseldiğinde harekete geçmektedir. Oysa ateş tek başına bir hastalık değil, bağışıklık sisteminin enfeksiyona karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizmasıdır. Çocuklarda oldukça sık rastlanan bir semptom olan ateşin birçok farklı sebebi olabilir. Ancak küçük çocuklarda bir türlü düşmeyen ateşin, ciddi bir durumun habercisi olabileceği unutulmamalıdır. Çocuklarda ateşin yaygın nedenleri şunlardır: Viral solunum yolu enfeksiyonları, Grip ve benzeri rahatsızlıklar, Mide enfeksiyonları, Diğer bakteriyel veya viral kaynaklı enfeksiyonlar 1. Soğuk algınlığı (nezle) ve viral solunum yolu enfeksiyonları Çocukluk döneminin en yaygın rahatsızlıkları arasında yer alan solunum yolu enfeksiyonları; damlacık yoluyla, kirli yüzeylerle veya yakın temasla bulaşmaktadır. Dinlenme, yeterli sıvı alımı ve destekleyici tedavilerle hastalık ilerlemeden kontrol altına alınabilir. En belirgin belirtileri şunlardır: Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, hafif ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve iştah kaybı Semptomlarını net şekilde ifade edemeyen küçük çocukların, anne ve babaları tarafından çok daha yakından izlenmesi gerekmektedir. 2. Grip ve grip benzeri hastalıklar Grip virüslerinin yol açtığı solunum yolu enfeksiyonları, özellikle küçük çocuklarda ve ek sağlık sorunları bulunanlarda yüksek komplikasyon riski taşır. Tablo ağırlaşabileceği gibi beklenmedik sağlık sorunları da gelişebilir. Genellikle şu belirtiler görülür: Yüksek ateş, titreme, kas ağrıları, öksürük, boğaz ağrısı, bitkinlik ve iştahsızlık Düzenli aşılama, bu riskli komplikasyonların azaltılmasında etkili bir rol oynar. 3. Mide enfeksiyonları ve gastroenterit Mevsimsel geçişler mide enfeksiyonlarının artışını da beraberinde getirir. Gastroenterit durumunda çocuklarda kusma, ishal, karın ağrısı, iştah kaybı ve ateş görülebilir. Bu süreçteki en büyük risk, kusma ve ishal nedeniyle meydana gelen aşırı sıvı kaybıdır (dehidratasyon). Vücudun ciddi oranda sıvı kaybetmesi durumunda acil tıbbi müdahale şarttır. Doktora ne zaman başvurulmalı? Gün boyu dalgalanan veya düşmeyen ateş varsa, çocuk her zamankinden daha hareketsizse, sıvı alımını reddediyorsa, nefes almakta zorlanıyorsa veya yüksek ateş düşürülemiyorsa vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı Haber

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, 2025 sağlık verilerinin aile hekimliğindeki yoğunluğu ve sürdürülemez iş yükünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 2025 Sağlık İstatistikleri, aile hekimliğinin sağlık sistemindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu. Verileri değerlendiren Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, aile hekimliği birimlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükünün artık sürdürülemez seviyelere ulaştığını belirtti. MÜRACAATLARIN YÜZDE 41’İ AİLE HEKİMLİĞİNDE Kandemir’in paylaştığı verilere göre, 2025 yılında toplam hekime müracaat sayısı 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kaydedildi. Bunun 466 milyon 327 bin 428’i, yani toplam başvuruların yüzde 41’i, aile hekimliklerinde karşılandı. Türkiye’de 30 bin 6 aile hekimliği birimi bulunduğunu hatırlatan Kandemir, toplam 232 bin 315 hekim içinde aile hekimliğinin yaklaşık yüzde 13’lük bir paya sahip olduğuna dikkat çekti. Kandemir, iş yükü karşılaştırmasında tabloyun daha da çarpıcı hale geldiğini söyledi. Buna göre, aile hekimliği birimi başına yıllık müracaat sayısı yaklaşık 15 bin 500 olurken, diğer basamaklarda hekim başına düşen müracaat sayısı 4 bin 700 civarında kaldı. Bu verilerle birlikte aile hekimliği üzerindeki başvuru yükünün, diğer basamaklara göre 3,3 kat daha yüksek olduğu ifade edildi. “AİLE HEKİMLİĞİ SADECE MUAYENE DEĞİLDİR” Aile hekimliğinin yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Kandemir, koruyucu sağlık hizmetleri, aşılama, bebek ve çocuk izlemi, gebe takibi, kronik hastalık yönetimi, taramalar ve akut hasta takibinin de aynı birimler tarafından yürütüldüğünü söyledi. Kandemir, taleplerinin yeni görevler değil, nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek için yeterli zaman, yetki ve uygun çalışma koşulları olduğunu belirterek yetkililere çağrıda bulundu.

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser yükünün dünya genelinde hızla büyüdüğünü ortaya koydu. DSÖ, yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar neredeyse iki katına çıkabileceği uyarısıyla hükümetlere, sağlık sistemlerine ve uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yaptı. KANSER VAKALARI PATLAMA NOKTASINDA Cenevre, 8 Temmuz 2026 – Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı rapor, kanserin artık yalnızca hastanelerin ve sağlık çalışanlarının değil; ülkelerin bütçelerinin, ailelerin yaşam düzeninin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu politikalarının en ağır sınavlarından biri haline geldiğini gösterdi. DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ile birlikte hazırladığı rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası görülüyor, yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Mevcut gidişat değişmezse yıllık yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar 35 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu tablo, kanserin gelecek yıllarda daha fazla haneye, daha fazla sağlık sistemine, daha fazla ülke bütçesine ve daha fazla toplumsal maliyete ağır bir yük olarak döneceğini ortaya koyuyor. DSÖ’DEN SERT UYARI: BUGÜN ÖNLEM ALINMAZSA 2050’DE FATURA ÇOK DAHA AĞIR OLACAK DSÖ raporu, kanserle mücadelede zaman kaybının bedelinin ağır olacağını açık biçimde ortaya koydu. Rapora göre kanser yükünü azaltmanın yolu, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Asıl mücadele; önleme, erken tanı, düzenli tarama, aşılama, tütün kontrolü, sağlıklı yaşam politikaları, çevresel risklerin azaltılması, temel ilaçlara erişim ve tedavide eşitlik üzerinden yürütülmek zorunda. Kanser vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği ve bazı enfeksiyonlar kanser riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. İnsan papillomavirüsü, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar da bazı kanser türlerinin gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle DSÖ, aşı programlarının güçlendirilmesini, enfeksiyonların önlenmesini ve toplum temelli koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kanserle mücadelenin vazgeçilmez başlıkları arasında gösteriyor. KANSERDE EŞİTSİZLİK ÖLDÜRÜYOR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri, kanser tedavisinde ülkeler ve gelir grupları arasındaki derin uçurum oldu. Kanser tanısı alan bir kişinin hayatta kalma şansı, yalnızca hastalığın türüne ya da tıbbi gelişmelere bağlı değil; yaşadığı ülkeye, gelir düzeyine, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanına, sigorta kapsamına, erken tanı kapasitesine ve tedaviye erişim süresine göre değişiyor. Yüksek gelirli ülkelerde erken tanı, güçlü tedavi altyapısı, ilaç erişimi ve sağlık sigortası kapsamı yaşam şansını artırırken; düşük ve orta gelirli ülkelerde hastalar çoğu zaman tanıya geç ulaşıyor, tedaviye gecikmeli başlıyor ya da temel ilaçlara erişemiyor. Bu tablo, kanserin yalnızca biyolojik bir hastalık olmadığını; aynı zamanda sosyal adalet, sağlık hakkı, kamu finansmanı, gelir eşitsizliği ve evrensel sağlık kapsamı meselesi olduğunu gösteriyor. YAŞAM ŞANSI GELİRE VE COĞRAFYAYA BAĞLI OLAMAZ DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda ortaya konulan eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını, siyasi tercihler ve güçlü kamu politikalarıyla tersine çevrilebileceğini vurguladı. Kanserde en ağır tablo, tıbbi bilginin var olduğu ancak sağlık hizmetine erişimin eşit olmadığı ülkelerde ortaya çıkıyor. Erken teşhis edilebilen, tedavi edilebilen ya da kontrol altına alınabilen birçok kanser türü, yoksulluk, sağlık altyapısının zayıflığı, ilaç yokluğu ve geç tanı nedeniyle ölümcül hale geliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede asıl soru yalnızca kaç hastane yapıldığı değil; hastanın zamanında tanıya, etkili tedaviye, temel ilaca, psikososyal desteğe ve sosyal güvenceye ulaşıp ulaşamadığıdır. İLAÇ VE TEDAVİYE ERİŞİMDE DERİN UÇURUM Raporda, kanser tedavisinde kullanılan temel ilaçlara erişimde ülkeler arasında büyük farklar bulunduğu belirtildi. Yüksek gelirli ülkelerde kanser ilaçlarına, radyoterapiye, cerrahi hizmetlere ve ileri tanı yöntemlerine erişim daha güçlü seyrederken, düşük gelirli ülkelerde bu imkanların sınırlı olması hastaların yaşam şansını doğrudan etkiliyor. DSÖ’ye göre bilimsel gelişmeler tek başına hayat kurtarmaya yetmiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi, erken tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ancak bu hizmetlere adil erişim sağlandığında gerçek anlamda sonuç veriyor. Bu nedenle rapor, kanser bakımının evrensel sağlık kapsamı içinde ele alınmasını, temel kanser ilaçlarının ulaşılabilir hale getirilmesini, sağlık insan gücüne yatırım yapılmasını ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini öneriyor. AKCİĞER KANSERİ ÖLÜMLERDE İLK SIRADA DSÖ verilerine göre akciğer kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Tütün kullanımı, hava kirliliği ve çevresel riskler akciğer kanseri yükünün en önemli nedenleri arasında yer alırken, erken tanıdaki gecikmeler ölüm oranlarını artırıyor. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri öne çıkarken; kadınlarda meme, akciğer ve kolon kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Meme kanseri kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olmayı sürdürürken, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere aşı ve tarama ile önlenebilir kanserler birçok ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. ASYA VE AVRUPA KANSER YÜKÜNÜN MERKEZİNDE Küresel kanser yükü bölgeler arasında eşit dağılmıyor. Asya, büyük nüfus yapısı nedeniyle dünyadaki kanser vakalarının ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü taşıyor. Avrupa ise dünya nüfusu içindeki payına göre daha yüksek kanser yüküyle dikkat çekiyor. Afrika ve bazı düşük gelirli bölgelerde vaka sayıları nüfus yapısı ve kayıt sistemlerinin sınırlılığı nedeniyle daha düşük görünse de ölüm oranlarının yüksekliği, erken tanı ve tedaviye erişimdeki yetersizlikleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablo, kanser istatistiklerinin yalnızca vaka sayısıyla değerlendirilemeyeceğini; tanı yaşı, ölüm oranı, tedaviye erişim, kayıt sistemi, sağlık altyapısı ve sosyal güvence düzeyiyle birlikte okunması gerektiğini gösteriyor. TÜTÜN AZALIYOR AMA TEHLİKE BİTMİYOR Raporda, bazı alanlarda ilerleme sağlandığı da belirtildi. Tütün kontrolü politikaları, aşılama programları, enfeksiyonların önlenmesi ve hijyen koşullarındaki iyileşmeler bazı kanser türlerinde olumlu sonuçlar doğurdu. Ancak DSÖ’ye göre bu ilerleme, artan küresel kanser yükünü durdurmak için yeterli değil. Tütün kullanımı birçok ülkede azalma eğilimi gösterse de elektronik sigara, yeni nikotin ürünleri, hava kirliliği, obezite, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı kanser riskini canlı tutuyor. Kanserle mücadelede kalıcı başarı için yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileri değil; sağlıklı gıdaya erişim, temiz çevre, güçlü denetim, etkili tarama programları ve kamusal sağlık politikaları gerekiyor. KANSER AİLELERİ DE YIKIYOR Kanser, yalnızca hastanın bedenini değil, ailenin bütün yaşam düzenini etkiliyor. Tedavi süreci, gelir kaybı, yol ve bakım giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik baskı ve sosyal izolasyon kanserin görünmeyen yükünü oluşturuyor. DSÖ raporu, kanserden etkilenen kişilerin ve ailelerin yalnızca tıbbi desteğe değil; psikososyal destek, ekonomik koruma, bakım hizmetleri ve sosyal güvenceye de ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bakım verenlerin yaşadığı yük de raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer alıyor. Aile bireyleri çoğu zaman ücretsiz bakım emeği üstlenirken, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor, ekonomik baskı altında kalıyor ve ruh sağlığı açısından riskli bir sürece giriyor. KANSER BAKIMI LÜKS DEĞİL, EVRENSEL SAĞLIK HAKKI DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, ülkelerin kanserle mücadelede daha kapsayıcı, daha adil ve daha sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, kanser kontrolünün evrensel sağlık kapsamına dahil edilmesi, erken tanı ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanı kapasitesinin artırılması, temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi, paliyatif bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve hastaların karar alma süreçlerine dahil edilmesi çağrısı yapılıyor. Kanser politikalarının yalnızca hastane merkezli değil; toplum temelli, önleyici, eşitlikçi ve insan odaklı biçimde planlanması gerektiği belirtiliyor. 2050 İÇİN SON UYARI: BUGÜN ATILMAYAN ADIM YARIN CAN KAYBI OLARAK DÖNECEK Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi Yüksel, DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu’nun yalnızca sağlık otoritelerine değil, tüm kamu yönetimlerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, kanserle mücadelede gecikmenin gelecek kuşaklar için çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Yüksel, bugün alınacak kararların 2050’ye gelindiğinde sağlık sistemlerinin, ailelerin ve toplumların taşıyacağı kanser yükünü belirleyeceğine dikkat çekerek, kanser vakalarının 35 milyonun üzerine çıkabileceği öngörüsünün erken tanıdan ilaç erişimine, aşılama programlarından tütün kontrolüne, sağlıklı yaşam politikalarından sosyal güvenceye kadar geniş bir alanda daha güçlü adımlar atılmasını zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Kanserle mücadelede başarının, hastalığı yalnızca tedavi edilecek bir klinik tablo olarak görmekle sağlanamayacağını belirten Yüksel, önlenebilir risklerin azaltılması, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesi, ailelerin korunması ve herkes için erişilebilir sağlık hizmetinin güvence altına alınmasının bütüncül bir kamu politikasıyla mümkün olacağını kaydetti. Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Temmuz 2026’da yayımladığı 2026 Küresel Kanser Durum Raporu; DSÖ/IARC Global Cancer Observatory verileri ve DSÖ/IARC’nin 2026 yılı küresel kanser önleme analizleri.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.