Hava Durumu

#Asgari Ücret

giresunsonhaber - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN TSO’DAN KADEMELİ ÜCRET ÇAĞRISI Haber

GİRESUN TSO’DAN KADEMELİ ÜCRET ÇAĞRISI

GİRESUN TSO’DAN KADEMELİ ÜCRET ÇAĞRISI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kalkınmada öncelikli illerde istihdamı artırmak, mesleki eğitimi güçlendirmek ve nitelikli iş gücü yetişmesini desteklemek için usta, kalfa ve çırak ayrımına dayalı kademeli ücret sisteminin devlet tarafından uygulamaya alınması gerektiğini söyledi. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, üretim ve sanayi sektörlerinde nitelikli eleman ihtiyacının giderek arttığını belirterek, mevcut ücret yapısının mesleki deneyim, yeterlilik ve üretime katkı farklarını yeterince karşılamadığını vurguladı. Çakırmelikoğlu, kalkınmada öncelikli illerde istihdamı artıracak, gençleri mesleki eğitime yönlendirecek ve iş gücü piyasasında daha dengeli bir yapı oluşturacak yeni bir ücret modeline ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. “KADEMELİ ÜCRET UYGULAMASI DEVREYE ALINMALIDIR” Hasan Çakırmelikoğlu, usta, kalfa ve çırak ayrımına dayalı ücret sisteminin hem çalışan hem de işveren açısından daha gerçekçi bir yapı oluşturacağını belirtti. Çakırmelikoğlu, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Kalkınmada öncelikli illerimizin ekonomik gelişimine katkı sunacak, istihdamı teşvik edecek ve mesleki eğitimi özendirecek kapsamlı bir kademeli ücret uygulaması devletimiz tarafından devreye alınmalıdır. Usta, kalfa ve çırak statülerine göre belirlenecek ücret sistemi, iş gücü piyasasında denge oluşturacak ve nitelikli eleman yetişmesine katkı sağlayacaktır.” “MESLEKİ YETERLİLİK ÜCRETE YANSIMALIDIR” Çakırmelikoğlu, özellikle üretim ve sanayi sektörlerinde deneyim ile mesleki yeterliliğin ücretlendirme sistemine yansımasının zorunlu hale geldiğini belirtti. Çakırmelikoğlu, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Mevcut ücret politikaları, iş gücü piyasasındaki farklılıkları yeterince gözetmemektedir. Üretim ve sanayi sektörlerinde deneyim, mesleki yeterlilik ve üretime katkı ücretlendirme sisteminde karşılık bulmalıdır. Bu yapı, çalışan açısından mesleki gelişimi teşvik ederken, işveren açısından da nitelikli iş gücüne ulaşmayı kolaylaştıracaktır.” “GENÇLERİN MESLEK EDİNMESİ TEŞVİK EDİLMELİDİR” Kademeli ücret modelinin gençlerin meslek edinme sürecini güçlendireceğini ifade eden Çakırmelikoğlu, sistemin yalnızca ücret düzenlemesi olarak değil, aynı zamanda mesleki eğitim ve bölgesel kalkınma politikası olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. Çakırmelikoğlu, şunları söyledi: “Kademeli ücret modeli, gençlerin meslek edinmesini teşvik edecek, nitelikli eleman yetişmesini destekleyecek ve kalkınmada öncelikli illerde üretim kapasitesinin artmasına katkı sunacaktır. Bu yöndeki çalışmaların bakanlıklar düzeyinde ele alınması, sanayi ve üretim sektörleri açısından büyük önem taşımaktadır.” ÖNERİ ŞEHİR FARKINA DEĞİL MESLEKİ STATÜYE DAYANIYOR Giresun TSO’nun gündeme taşıdığı model, İstanbul, Bursa ya da Giresun gibi iller arasında doğrudan farklı asgari ücret uygulanmasını değil; usta, kalfa ve çırak ayrımına dayalı mesleki statü sisteminin ücret politikasına yansıtılmasını öne çıkarıyor. Bu çerçevede ücret farkının şehirden değil, çalışanın mesleki yeterliliğinden, deneyiminden, belge düzeyinden ve üretime katkısından kaynaklanması hedefleniyor. Modelin sosyal adalet dengesini koruyabilmesi için çıraklık geçici ve eğitim bağlantılı bir kademe olarak ele alınırken, kalfalık ve ustalık daha yüksek gelir basamaklarıyla desteklenmelidir. DÜNYA ÖRNEKLERİNDE KADEMELİ ÜCRET NASIL UYGULANIYOR? Dünyadaki örnekler, kademeli ücret sisteminin tek tip işlemediğini gösteriyor. Bazı ülkelerde çırak, genç çalışan ve yetişkin çalışan için ayrı ücret basamakları bulunurken, bazı ülkelerde mesleki eğitim yılı, sektör, yaş ve çalışma statüsü ücretin belirlenmesinde etkili oluyor. Her ülkede “usta” için ayrı bir yasal taban ücret bulunmadığından, karşılaştırmada çırak ücreti ile yetişkin çalışan ya da genel asgari ücret düzeyi birlikte değerlendiriliyor. İNGİLTERE’DE ÇIRAK ÜCRETİ YETİŞKİN ÜCRETİNDEN AYRI İngiltere’de asgari ücret sistemi, yetişkin çalışanlar ve çıraklar için farklı basamaklar üzerinden uygulanıyor. 1 Nisan 2026 itibarıyla çıraklar için saatlik ücret 8 sterlin, 21 yaş ve üzeri çalışanlar için saatlik ulusal yaşam ücreti 12,71 sterlin olarak belirlendi. 25 Haziran 2026 tarihli yaklaşık 1 sterlin = 61,33 TL kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre, İngiltere’de çırak ücretinin saatlik karşılığı yaklaşık 491 TL, yetişkin çalışan ücretinin saatlik karşılığı ise yaklaşık 780 TL seviyesinde bulunuyor. Haftalık 37,5 saatlik çalışma esas alındığında çırak için aylık karşılık yaklaşık 79 bin 700 TL, yetişkin çalışan için ise yaklaşık 126 bin 700 TL düzeyine ulaşıyor. İngiltere’de yıllık tüketici enflasyonu Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 2,8 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, çırak ücretinin yetişkin çalışan ücretinden düşük tutulduğunu, ancak sistemin çıraklığı kalıcı düşük ücret alanı değil, eğitim bağlantılı geçiş basamağı olarak düzenlediğini gösteriyor. ALMANYA’DA ÇIRAK ÜCRETİ EĞİTİM YILINA GÖRE ARTIYOR Almanya’da mesleki eğitim sistemi içinde çıraklara yapılan ödeme eğitim yılına göre kademeli biçimde yükseliyor. 2026 yılı için çıraklıkta aylık asgari eğitim ödemesi birinci yılda 724 avro, ikinci yılda 854 avro, üçüncü yılda 977 avro, dördüncü yılda ise 1.014 avro olarak uygulanıyor. 25 Haziran 2026 tarihli yaklaşık 1 avro = 52,81 TL kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre, Almanya’da çıraklık ödemesi birinci yıl için yaklaşık 38 bin 200 TL, ikinci yıl için 45 bin 100 TL, üçüncü yıl için 51 bin 600 TL, dördüncü yıl için ise 53 bin 500 TL seviyesine karşılık geliyor. Almanya’da genel yasal asgari ücret 2026 yılında saatlik 13,90 avro düzeyinde bulunuyor. Tam zamanlı çalışma karşılığı aylık brüt asgari ücret yaklaşık 2.343 avro olarak hesaplandığında, bunun TL karşılığı yaklaşık 123 bin 700 TL seviyesine ulaşıyor. Almanya’da yıllık enflasyon Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 2,6 olarak açıklandı. Almanya modeli, çıraklık ücretinin sabit ve düşük bir seviyede bırakılmadığını; eğitim yılı ilerledikçe ücretin de yükseldiğini gösteriyor. AVUSTRALYA’DA ÜCRETİ SEKTÖR, MESLEK VE EĞİTİM STATÜSÜ BELİRLİYOR Avustralya’da ücret sistemi yalnızca tek bir genel asgari ücret rakamına bağlı işlemiyor. Çırak ve stajyer ücretleri, çalışanın bağlı olduğu mesleğe, eğitim sözleşmesine, yaşına, eğitim yılına ve sektörel düzenlemeye göre değişiyor. 1 Temmuz 2026 itibarıyla Avustralya’da ulusal asgari ücret saatlik 26,44 Avustralya doları, haftalık 1.004,90 Avustralya doları olarak belirlendi. 25 Haziran 2026 tarihli yaklaşık 1 Avustralya doları = 32,09 TL kuru üzerinden hesaplandığında, saatlik genel asgari ücret yaklaşık 848 TL, haftalık ücret ise yaklaşık 32 bin 200 TL seviyesine denk geliyor. Avustralya’da çırak ücretleri tek bir ulusal rakamla değil, meslek ve sektöre göre belirlendiği için doğrudan “tek çırak maaşı” bulunmuyor. Ancak bazı sektörlerde ilk yıl çırak ücretlerinin saatlik yaklaşık 16 Avustralya doları seviyesine kadar inebildiği görülüyor. Bu tutar TL karşılığıyla saatlik yaklaşık 513 TL, haftalık 38 saatlik çalışma esas alındığında yaklaşık 19 bin 500 TL seviyesine karşılık geliyor. Avustralya’da yıllık tüketici enflasyonu Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 4,0 düzeyinde bulunuyor. Bu model, ücret kademesinin yalnızca yaşa ya da genel asgari ücrete göre değil; meslek, eğitim yılı, sektör ve sınıflandırma üzerinden belirlendiğini ortaya koyuyor. JAPONYA’DA ÜCRET BÖLGEYE GÖRE DEĞİŞİYOR Japonya’da asgari ücret, ülke genelinde tek rakam olarak değil, bölgelere göre belirleniyor. 2025-2026 dönemi için Japonya’da ulusal ağırlıklı ortalama saatlik asgari ücret 1.118 yen seviyesine yükselirken, Tokyo’da saatlik asgari ücret 1.226 yen, Kanagawa’da ise 1.225 yen düzeyine çıktı. 25 Haziran 2026 tarihli yaklaşık 1 yen = 0,2875 TL kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre, Japonya’da ulusal ortalama saatlik asgari ücret yaklaşık 321 TL, Tokyo’daki saatlik asgari ücret ise yaklaşık 352 TL seviyesine denk geliyor. Aylık 173 saatlik çalışma esas alındığında Tokyo’daki taban ücretin TL karşılığı yaklaşık 61 bin TL düzeyine ulaşıyor. Japonya’da Mayıs 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yaklaşık yüzde 1,4 seviyesinde bulunuyor. Japonya örneği, Giresun TSO’nun önerdiği mesleki statüye dayalı modelden farklı olarak bölgesel asgari ücret yapısını öne çıkarıyor. Bu nedenle Japonya modeli, şehirler ve bölgeler arasında ücret farklılaşmasına örnek oluştururken; İngiltere, Almanya ve Avustralya örnekleri mesleki statüye dayalı kademeli ücret tartışmasına daha yakın duruyor. KADEMELİ ÜCRET UCUZ İŞÇİLİĞE DÖNÜŞMEMELİ Dünya örnekleri, kademeli ücret sisteminin sosyal adalet dengesini koruyabilmesi için çıraklık kademesinin kalıcı düşük ücret alanına dönüşmemesi gerektiğini gösteriyor. Çıraklık mesleğe giriş ve eğitim dönemi olarak tanımlanmalı; çalışan mesleki eğitimde ilerledikçe daha yüksek ücret basamağına geçebilmelidir. Kalfa ve usta statüleri ise asgari ücret düzeyine sıkışmamalı; deneyim, belge, üretim sorumluluğu ve mesleki yeterlilik daha yüksek gelir basamaklarıyla karşılık bulmalıdır. Giresun TSO’nun gündeme taşıdığı model, bu yönüyle yalnızca ücret tartışması değil; mesleki eğitim, nitelikli iş gücü, üretim kapasitesi ve bölgesel kalkınma açısından da yeni bir düzenleme ihtiyacını gündeme getiriyor.

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Haber

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, ilçede ve Yağlıdere-Alucra güzergâhında yapılan trafik ve asayiş uygulamalarına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İbaş, denetimlerin Yağlıdere hattında yoğunlaştığını savunurken, açıklama denetimlerde eşitlik ve trafik kurallarına uyum sorumluluğu başlıklarını birlikte gündeme taşıdı. Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, Giresun’da trafik ve asayiş uygulamalarının ilçeler arasında dengeli yürütülmediğini belirterek sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İbaş, Yağlıdere’den Alucra yönüne uzanan güzergahta sık sık denetim yapıldığını, bu durumun vatandaşta rahatsızlık oluşturduğunu ve özellikle yayla yollarını kullanan Yağlıderelilerin uygulamalardan olumsuz etkilendiğini ifade etti. İbaş’ın açıklaması, bir yandan trafik ve asayiş denetimlerinde ilçe bazlı yoğunluk iddiasını gündeme taşırken, diğer yandan yüksek tutarlı cezaların vatandaş üzerindeki ekonomik etkisi ve trafik güvenliğinin kamu yararı boyutunu tartışmaya açtı. “ARTIK BIÇAK KEMİĞE DAYANDI” İbaş, sosyal medya hesabındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yıllarca Devletimize olan sevgimizden, saygımızdan hep sustuk, sineye çektik, vardır bir bildikleri dedik ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bu Giresun’da Yağlıdere’den başka çevirme, asayiş uygulaması yapılacak başka ilçe yok mu? Turizm ile adı geçen ilçelerde ve yayla yollarında hiçbir uygulama yokken, bizim Yağlıdere’den Alucra’ya her 10 km’de bir saat başı uygulama var, artık insanlara nefes alıyorsun, kaşın üstünde gözün var diye ceza kesiliyor, asgari ücret 28 bin ama gencecik çocuklara peynir ekmek gibi 100 bin 200 bin ceza, yazıktır, günahtır. Artık Yağlıdereliler kendi yaylalarına değil illallah ettikleri için başka ilçelerin yaylalarına gider oldular. Adaletse her yere herkese adalet, o zaman amenna... Köydeyse, yayla yollarına, köy ve yayla elektriğine gelirken bize yok, ceza uygulamasına gelirken hay maşallah bize hamuduyla... Alınan, gönül koyan olacaktır, yanlışıyla doğrusuyla, siyasi bedeli şahsen ödenmek üzere, benim görevim Yağlıderelilerin hakkını savunmaktır.” DENETİMLERDE EŞİTLİK VE ŞEFFAFLIK TALEBİ Başkan İbaş’ın açıklamasındaki ilk eleştiri, trafik ve asayiş uygulamalarının Yağlıdere-Alucra hattında yoğunlaştığı iddiasına dayanıyor. İbaş, Giresun’un farklı turizm bölgeleri, yayla yolları ve ilçe güzergâhlarında aynı yoğunlukta denetim yapılmadığını savunarak uygulamaların tüm ilçelere dengeli biçimde yayılması gerektiğini dile getirdi. Bu çıkış, yalnızca ceza tutarlarına yönelik bir tepki olarak değil; kamu hizmetinin ilçeler arasında dengeli yürütülmesi, denetimlerin vatandaş nezdinde adil algılanması ve uygulama politikasının şeffaf biçimde açıklanması yönünde kurumsal bir eleştiri olarak öne çıktı. Trafik ve asayiş denetimlerinin amacı kamu düzenini, yol güvenliğini ve can güvenliğini sağlamak olmalıdır. Ancak denetimlerin belirli bir ilçe veya güzergâhta yoğunlaştığı algısı güçlenirse, vatandaşta uygulamaların güvenlik amacıyla değil, cezalandırma baskısıyla yürütüldüğü düşüncesi oluşabilir. YÜKSEK CEZALAR SOSYAL VE EKONOMİK YÜK OLUŞTURUYOR İbaş, açıklamasında yüksek tutarlı trafik cezalarının özellikle genç sürücüler ve aileler üzerinde oluşturduğu ekonomik yüke dikkat çekti. Asgari ücretle geçinen hanelerde 100 bin lirayı, 200 bin lirayı bulan cezalar yalnızca bireysel yaptırım olarak kalmıyor; aile bütçesini, çalışma hayatını ve sosyal yaşamı da doğrudan etkiliyor. Trafik cezalarının caydırıcı olması kamu güvenliği açısından önem taşır. Buna karşılık ceza uygulamalarında ölçülülük, ihlalin niteliği, tekrar durumu, sürücü davranışı ve kamu güvenliğine yönelik risk birlikte değerlendirilmelidir. Denetim politikası, vatandaşın günlük yaşamını zorlaştıran bir baskı aracına dönüşmeden, yol güvenliğini güçlendiren bir kamu hizmeti olarak yürütülmelidir. TRAFİK KURALLARINA UYUM ÇAĞRISI DA BEKLENİRDİ İbaş’ın açıklamasında ikinci tartışma başlığı, trafik kurallarına uyum sorumluluğu üzerinden şekillendi. Denetimlerin yoğunluğu ve ceza tutarları eleştirilirken, genç sürücüler başta olmak üzere tüm vatandaşların trafik kurallarına uymaya davet edilmesi de aynı metin içinde yer alması beklenen kamusal bir sorumluluk olarak öne çıktı. Hız yapmak, hatalı sollama yapmak, alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanmak, emniyet kemeri takmamak, motosiklette kask kullanmamak ve tehlikeli sürüş davranışlarında bulunmak yalnızca idari para cezasıyla sınırlı ihlaller değildir. Bu davranışlar sürücünün, yolcuların ve aynı yolu kullanan diğer vatandaşların hayatını doğrudan tehlikeye atar. Özellikle genç sürücülerin hız ve sürüş kurallarına uymaması, sadece kendi can güvenliklerini değil; ailelerin, çocukların, yayla yoluna çıkan sürücülerin ve yol çevresindeki insanların güvenliğini de riske sokar. Bu nedenle trafik cezalarına yönelik eleştiri, kuralsız sürüşü haklı gösteren bir dile dönüşmemelidir. KAMU GÖREVİ SORUMLULUK ÇAĞRISINI DA GEREKTİRİR Yerel yöneticilerin denetimlerde eşitlik, ölçülülük ve şeffaflık istemesi demokratik temsil görevinin parçasıdır. Belediye başkanlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik yükü, uygulama yoğunluğunu ve ilçeler arası denge sorununu gündeme taşıması doğal bir kamu görevidir. Bununla birlikte kamu görevi yürüten kişilerin, ceza uygulamalarını eleştirirken trafik kurallarına uyum çağrısını da açık biçimde yapması beklenir. Çünkü trafik denetimleri yalnızca ceza politikası değil, can güvenliği meselesidir. Vatandaşın hakkını savunan bir açıklamanın, aynı zamanda sürücüleri hızdan, tehlikeli sürüşten ve kural ihlallerinden uzak durmaya çağırması, tartışmayı daha güçlü ve dengeli bir zemine taşır. İLÇE BAZLI VERİLER AÇIKLANMALI Giresun’da 2026 yılına ilişkin ilçe bazlı trafik cezası sayıları, ceza tutarları, ihlal türleri ve uygulama noktaları kamuoyuyla paylaşılmadığı sürece Yağlıdere’de dile getirilen denetim yoğunluğu iddiası eksik bilgiyle tartışılacaktır. Yağlıdere’nin il nüfusu içindeki payı, ilçedeki araç yoğunluğu, yayla sezonunda artan trafik hareketliliği, uygulama noktalarının sayısı, kesilen cezaların toplam tutarı ve ihlal türleri birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir sonuca varılamaz. İl genelinde hangi ilçede kaç denetim yapıldığı, kaç sürücüye ceza kesildiği, toplam ceza miktarının ne olduğu ve cezaların hangi ihlallerde yoğunlaştığı açıklanırsa, Yağlıdere’deki tepkinin dayandığı zemin somut biçimde değerlendirilebilir. Bu açıklık hem vatandaşın denetime güvenini artırır hem de kamu kurumlarının uygulama politikasını daha anlaşılır hale getirir. DENETİM ADALETİ VE CAN GÜVENLİĞİ AYNI ZEMİNDE ELE ALINMALI Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş’ın açıklaması, ilçede trafik ve asayiş uygulamalarına ilişkin biriken rahatsızlığı görünür hale getirdi. Bu rahatsızlık yalnızca ceza kesilmesine karşı bir tepki olarak değil; denetimlerin hangi ölçütlerle, hangi yoğunlukta ve hangi ilçelerde uygulandığına ilişkin şeffaflık talebi olarak da değerlendirilmelidir. Yağlıdere-Alucra hattı ve yayla yolları özellikle yaz aylarında yoğun kullanılan güzergâhlar arasında yer alıyor. Bu yollarda denetim yapılması kamu güvenliği açısından gereklidir. Ancak denetimlerin adil, ölçülü, açıklanabilir ve tüm ilçeler arasında dengeli biçimde yürütülmesi, vatandaşın devlete ve kamu uygulamalarına duyduğu güven açısından önem taşır. Trafik güvenliği ile denetim adaleti birbirinin karşısına konulmadan ele alınmalıdır. Kurallara uymayan sürücülere yönelik yaptırım uygulanmalı; bununla birlikte uygulamaların ilçeler arasında dengesizlik algısı oluşturmayacak biçimde planlanması, Giresun genelinde trafik denetimlerine duyulan güveni güçlendirecektir.

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var Haber

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği toplantıda ekonomik krizi, yoksulluğu ve tarım politikalarını eleştirdi. Sığınmacıların gönderileceğini belirten Özdağ; yargı kararları, terörle mücadele ve uyuşturucuyla savaş konularında açıklamalarda bulundu. ANKARA (İGFA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ekonomik sorunlar, yargı kararları, terörle mücadele ve sığınmacı politikaları hakkında açıklamalarda bulundu. Özdağ, 21 Mayıs’ta alınan “mutlak butlan” kararını eleştirerek bunun Türkiye’de demokrasiye ve hukuk devletine yönelik bir müdahale olduğunu savundu. İktidarın bu tartışmalar üzerinden ekonomik sorunları geri plana itmeye çalıştığını öne süren Özdağ, “Türkiye’de sadece mutlak butlan değil, aynı zamanda mutlak yoksulluk da söz konusu. İktidar, siyaseti manipüle ederek yoksulluğu gizlemeye çalışıyor” dedi. Ekonomik göstergelere dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 lira olduğunu belirtti. Asgari ücret ve emekli maaşlarının bu seviyelerin çok altında kaldığını ifade eden Özdağ, vatandaşların geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını da eleştiren Özdağ, bütçe harcamalarında yatırımların geri planda kaldığını savunarak, ilk dört ayda faiz ödemelerinin yatırım harcamalarının 7,5 katına ulaştığını öne sürdü. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan düşüşe de değinen Özdağ, siyasi gelişmelerin ekonomiye olumsuz yansıdığını iddia etti. Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı hububat alım fiyatlarının enflasyonun altında kaldığını savundu. Türkiye’nin buğday üretiminde yıllardır aynı seviyede kaldığını belirten Özdağ, tarım sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Zafer Partisi’nin ekonomi programına da değinen Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulacağını ve planlı serbest piyasa ekonomisine geçileceğini ifade etti. Tarım, sanayi ve üretim odaklı kalkınma modeliyle Türkiye’nin yeniden refah seviyesini yükseltebileceğini savundu. Sığınmacı politikalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Özdağ, Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde sınır güvenliğinin güçlendirileceğini ve düzensiz göçmenlerin uluslararası hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderileceğini söyledi. Uyuşturucu kullanımındaki artışa da dikkat çeken Özdağ, bağımlılıkla mücadelede daha sert ve kapsamlı politikalar uygulanması gerektiğini belirtti. Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının toplumsal bir tehdit haline geldiğini ifade eden Özdağ, bu alanlarda zorunlu tedavi uygulamalarının gündeme alınması gerektiğini dile getirdi. Basın toplantısında terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına da değinen Özdağ, PKK ile yürütüldüğünü öne sürdüğü görüşmeleri eleştirerek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik bazı açıklamalara tepki gösterdi. CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, parti içindeki tartışmaların ötesinde demokrasi ve hukuk devleti açısından dış müdahale boyutu bulunduğunu savundu. Zafer Partisi’nin herhangi bir siyasi grubun değil, devletin ve demokrasinin yanında olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin siyasi tutumunu bağımsız şekilde belirlediğini ifade ederek, partisinin Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya devam edeceğini kaydetti.

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu Haber

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu

TÜRK-İŞ Konfederasyonu’nun her ay düzenli olarak açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Şubat 2026 sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Rapora göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 32.365 TL’yi aştı. Gıda harcamasına barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlar eklendiğinde ise yoksulluk sınırı 105.425 TL’ye yükseldi. Açlık Sınırı Şubat 2026’da 32.365 TL’ye Yükseldi TÜRK-İŞ’in verilerine göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda için yapması gereken asgari aylık harcama tutarı (açlık sınırı) 32.365,44 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 3,65 oranında artış gösterdi. Yoksulluk Sınırı 105.424 TL’yi Aştı Gıda harcamasının yanı sıra; Kira, elektrik, su ve yakıt giderleri Ulaşım Eğitim Sağlık Giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar dahil edildiğinde dört kişilik bir ailenin hanesine girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) 105.424,90 TL oldu. Bu rakam, temel yaşam maliyetlerindeki artışın aile bütçesi üzerindeki baskısını ortaya koyuyor. Bekâr Çalışanın Yaşama Maliyeti 41.900 TL Raporda ayrıca bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de hesaplandı. Buna göre, tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 41.899,77 TL’ye yükseldi. Bu veri, asgari ücret ile geçim arasındaki farkın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Mutfak Enflasyonu Verileri Açıklandı TÜRK-İŞ’in “mutfak enflasyonu” olarak tanımladığı gıda fiyatlarındaki değişim Şubat 2026 itibarıyla şu şekilde gerçekleşti: Aylık artış: %3,65 İki aylık artış: %7,37 On iki aylık artış: %38,76 Yıllık ortalama artış: %39,43 Gıda fiyatlarındaki bu artış, özellikle dar ve sabit gelirli kesimler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Açlık ve Yoksulluk Sınırı Neden Önemli? TÜRK-İŞ tarafından her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verileri; Çalışanların geçim koşullarını Temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimini Aile bütçesindeki reel kaybı ortaya koyması açısından önemli bir ekonomik gösterge olarak kabul ediliyor. Şubat 2026 verileri, özellikle enflasyon ve gelir politikaları tartışmalarında referans alınacak kritik rakamlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu Haber

En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu

En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. ANKARA (İGFA) -Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı ödenenlere ve hak sahiplerine dosya bazında 16 bin 881 lira olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarı, 2026 ocak ayı ödeme döneminden itibaren 20 bin liraya yükseltildi. Düzenlemeyle, işverenlerin işgücü maliyetlerinin düşürülerek istihdamın arttırılması ve kayıtlı istihdamın korunması amacıyla asgari ücret işveren desteği 1 Ocak 2026'dan itibaren 1000 liradan 1270 liraya çıkarıldı. Söz konusu kanun teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle, yayın lisansı olmasına rağmen lisans tipi dışında yayın yapan, kanal ve frekanslarla ilgili geçiş hükümleri uyarınca yayınlarına devam eden kuruluşlardan izinsiz verici tesis eden medya hizmet sağlayıcılar, Üst Kurulca uyarılacak, yapılan uyarıya rağmen izinsiz yayına devam edenler hakkında adli ve idari yaptırımlar uygulanması da karara bağlandı. Hükme aykırı hareket eden gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü, bir yıldan iki yıla kadar hapis ve 1000 günden 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Tüzel kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'ndaki güvenlik tedbirleri uygulanacak. İzinsiz olarak faaliyetine devam eden yayın cihaz ve tesisleri, Üst Kurulca mühürlenerek kapatılacak. TÜRKİYE VARLIK FONU'NA İLİŞKİN DÜZENLEMELER Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'da, şirket tarafından kurulacak diğer şirketler ve fonların tabi olacakları denetim usul ve esaslarının mekanizmasına ilişkin düzenleme yapılıyor. Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortakları bağımsız denetime tabi olacak. Şirket, TVF veya bunlar tarafından hakim hissedar kurulan veya kurulacak şirketler ya da alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin veya katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklarının bağımsız denetimden geçmiş yıllık mali tabloları ile faaliyetleri, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilecek sermaye piyasaları, finans, ekonomi, maliye, bankacılık, kalkınma alanlarında uzman en az üç merkezi denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetlenecek. TVF Yönetimi Anonim Şirketi, TVF veya bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları özel hukuk hükümlerine tabi olacak, bunlardan şirketler hakkında Türk Ticaret Kanunu ile kendi özel mevzuatı, TVF dahil fonlar hakkında ise kendi özel mevzuatı uygulanacak. TVF Yönetimi Anonim Şirketi, TVF, bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketleri, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları, idari ve mali konularda kamu idaresini veya sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan şirket, işletme, teşebbüs ve kuruluşları ilgilendiren mevzuat hükümlerine, kısıtlamalarına ve uygulamalarına tabi tutulamayacak. Kanun'un "denetim" başlıklı hükmünde yer alan düzenlemelere tabi olmak kaydıyla TVF'nin, TVF Yönetimi Anonim Şirketinin veya bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonların, kurucusu olduğu veya bedellerini ödemek suretiyle sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları hakkında ise Sermaye Piyasası Kanunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 12. maddesi dışındaki mevzuat hükümleri uygulanmayacak. Bu hüküm 5 Aralık 2025 tarihinden itibaren uygulanmak üzere kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, Ofis alanında faaliyet göstermek üzere katılımcılara yönetici şirket tarafından katılımcı belgesi verilecek. Kanunla, 375 Sayılı KHK'de yapılan değişiklikle, Siber Güvenlik Başkan Yardımcısı kadrosunun mali, sosyal hak ve yardımları ile emeklilik haklarına ilişkin düzenleme yapılacak.

CHP Bursa'dan 'asgari' tepki! Yere batsın böyle düzen! Haber

CHP Bursa'dan 'asgari' tepki! Yere batsın böyle düzen!

CHP Bursa İl Başkanlığı, Kent Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasıyla asgari ücretle ilgili hükümete tepki gösterdi. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, düşük ücretlerin halkı açlığa mahkûm ettiğini söyleyerek, hükümeti eleştirdi. Adalet ve eşitlik çağrısı yapan Başkan Yeşiltaş, "Yere batsın böyle düzen" dedi. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - CHP Bursa İl Başkanlığı tarafından Kent Meydanı'nda ‘Asgari Ücret Tepkisi’ konulu basın açıklaması düzenlendi. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın, bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izlediklerini belirterek, "İşçinin masada olmadığı göstermelik bir pazarlıkla, milyonlarca işçiyi, milyonlarca emekçiyi ve milyonlarca aileyi açlığa mahkum ettiler. Kimsenin güvenmediği TÜİK bile, yüzde 31 enflasyon gösterirken, bu oranın altında zam yapıp, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan “emekçiyi enflasyona ezdirmedik” dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği bir ülkede, Bu halka, 28 Bin lira parayı, Bu onurlu halka, açlığı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen" diye konuştu. “Bu hükümet asgari ücretin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlasın" diyen Başkan Yeşiltaş, şunları kaydetti: "Normal bir düzende, halkın emeğini kimse sömürmesin diye hükümet piyasayamüdahale eder, asgari bir ücret belirler ve halkının yanında olur! Asgari ücretin anlamı budur. Ama bu ülkede halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye bizzat hükümet eliyle sömürülüyor. Bu ülkede, Kriz varsa yükü işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin alıyor. Vergiyi yoksul ödüyor, yoksulun vergisi zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray etrafında öbeklenen bir avuç azınlık, şatafat içinde yaşasın diye, milyonlarca insan açlığa mahkum ediliyor. Bu hükümetin halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halka bağı kalsa bütçe görüşmelerinde sırasında “Asgari ücretli sayısı abartılıyor” demezlerdi Gerçek şudur: Bu ülkede çalışanların yarısı asgari ücretle çalışıyor. Diğerleri de onun biraz üzerinde maaş alıyor. Asgari ücretin iki katından daha yüksek bir maaşla çalışanların oranı sadece yüzde 12. Bu ülkedeki maaşların tamamı neredeyse asgari ücrete göre hesaplanıyor" Bir yıl boyunca geçerli olacak bu ücretin maalesef durdurulamayan enflasyon karşısında hızla eriyeceğini ifade eden Başkan Yeşiltaş, "Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu karanlığı haketmiyor. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki, ülkedeki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletiz düzenin sahipleridir. Bugün ülkenin her yanından adalet çığlıkları yükseliyor. Sadece mahkeme salonlarında değil. Evde, fabrikada, tarlada, okulda. Bütün ülke, adil bir yaşamın özlemini çekiyor, adil bir düzen istiyor. Kardeşlerim, bu düzeni yaratanlar değişmeden, tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzeni de, Bu düzenin işbirlikçilerini de , ilk seçimde gönderip, Büyük usta Nazım’ın düşlediği “Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan” bir ülkeyi, Ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız. Yemin olsun başaracağız. Mutlaka kazanacağız. Aydınlık yarınlarımıza selam olsun. Sağ olun! Var olun.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.