Hava Durumu

#Aktif Karbon

Giresun Sonhaber - Aktif Karbon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aktif Karbon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Haber

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan gazeteci Murat Gürsoy’un hazırlayıp sunduğu “Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi” programına konuk oldu. Giresun Ticaret Borsası’nın 100. yılı dolayısıyla Borsa yerleşkesinde gerçekleştirilen programda Bölük; kurumun 100 yıllık geçmişinden lisanslı depoculuğa, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nden dijital tescile, kahverengi kokarcadan fındıkta verim ve üretim maliyetlerine, ihracattan dünya pazarındaki rekabete kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Bölük, yeni dönemde Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden aday olduğunu da açıkladı. Gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Bölük, programın başında Giresun Ticaret Borsası’nın geçmişine ilişkin bilgi verdi. Borsanın 1 Ağustos 1926 tarihinde resmî olarak kurulduğunu ve ilk başkanının İsmail Aykutoğlu olduğunu belirten Bölük, bugüne kadar kurumda 28 başkanın görev yaptığını söyledi. Görev yapan yönetim ve meclis üyelerinin Borsanın bugün ulaştığı noktada emeği bulunduğunu ifade etti. “100 YILIN SONUNDA ÖRNEK BORSALARDAN BİRİ HALİNE GETİRDİK” Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın mevcut yerleşkesinin bulunduğu yaklaşık 40 dönümlük arazinin 2001 yılında satın alındığını, imar düzenlemesinin ardından yaklaşık 30 dönümlük alan üzerinde Avrupa Birliği projesi kapsamında lisanslı depo ve idari bina yatırımlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Yerleşkenin 2017 yılında hizmete açıldığını belirten Bölük, lisanslı deponun da aynı tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini söyledi. Borsanın geldiği noktaya ilişkin Bölük, “Amacımız Giresun Ticaret Borsası’nı 100 yılın sonunda Türkiye’deki örnek borsalardan biri haline getirmekti; getirdik, başardık. Bundan sonrası daha da ileri götürmek” ifadelerini kullandı. GATAM’DA RUHSAT SÜRECİ DEVAM EDİYOR Bölük, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin oluşturulma sürecine ilişkin de bilgi verdi. Merkezin 2018 yılında başlayan çalışmaların ardından kurulduğunu, 2024 yılının mart ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışının gerçekleştirildiğini söyledi. Merkezin faaliyet gösterebilmesi için akreditasyon ve izin süreçlerinin bulunduğunu belirten Bölük, 2025 yılında akreditasyon sürecinin tamamlandığını, ardından Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki işlemlerin başlatıldığını ifade etti. Çalışma ruhsatının alınmasına yönelik sürecin devam ettiğini söyleyen Bölük, izinlerin tamamlanmasının ardından merkezin bölgedeki gıda ürünlerine yönelik analiz gerçekleştiren bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Bölük, GATAM’ın cihaz ve ekipmanlarıyla birlikte maliyetinin yaklaşık 2,5 milyon avro olduğunu söyledi. “ÜRETİCİYİ LİSANSLI DEPOYA ALIŞTIRAMADIK” Lisanslı depoculuk sistemini ayrıntılarıyla anlatan Bölük, Giresun’daki tesisin yaklaşık 15-16 bin tona kadar ürün kapasitesine ulaşabildiğini söyledi. Lisanslı deponun esas amacının üreticinin fındığını teslim ederek elektronik ürün senedi karşılığında depolaması veya daha sonra satışını gerçekleştirmesi olduğunu anlatan Bölük, spot borsa sistemiyle üreticinin ürününün analiz edilerek satışa çıkarılabileceğini de belirtti. Üreticilerin lisanslı depoculuğa yönelmesi amacıyla köylere, muhtarlıklara ve kahvehanelere kadar giderek sistemi anlattıklarını ifade eden Bölük, kira ve nakliye desteğinin yanı sıra ürün karşılığında finansmana erişim imkânları konusunda bilgilendirmeler yaptıklarını söyledi. Bölük buna rağmen, “Maalesef üreticiyi buraya alıştıramadık” dedi. Lisanslı depoya getirilecek ürünün belirli nem, kırık ve çürük oranları gibi standartları karşılaması gerektiğini belirten Bölük, üreticilerin daha kolay satış yöntemlerini tercih ettiğini söyledi. “LİSANSLI DEPOYU KAPATMAK İSTEMİYORUZ” Üreticinin yeterli miktarda ürün getirmemesi üzerine lisanslı deponun faaliyetini sürdürebilmesi için sanayi kuruluşları, fabrikacılar ve fındık ticareti yapan işletmelere de depolama imkânı sağladıklarını belirten Bölük, pandemi dönemi dışında tesisin kendi kendisini yönetebilen ve zarar etmeyen bir yapıya getirildiğini söyledi. Türkiye’de Giresun’dan önce Ünye ve Düzce’de lisanslı depoculuğun denendiğini ancak bu tesislerin kapandığını ifade eden Bölük, Giresun’daki tesisin kapanmasını istemediklerini belirtti. Bölük, “Şayet biz burayı atıl hale getirip kapatırsak kimse lisanslı depo yapmaz, kötü örnek olur” dedi. Gerektiğinde GİFLİDAŞ’ın zararının Borsa tarafından karşılandığını ifade eden Bölük, amaçlarının lisanslı depoculuğu ayakta tutmak ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. TESCİL İŞLEMLERİNDE DİJİTAL DÖNEM Giresun Ticaret Borsası’nın teknolojik dönüşüm çalışmalarına da değinen Bölük, Türkiye’de iki borsada uzaktan erişimle tescil işlemi yapıldığını, Giresun Ticaret Borsası’nın üçüncü olmak amacıyla yazılım geliştirdiğini anlattı. Bölük, üyelerin işyerlerinden tescil işlemlerini yapabilmelerinin hedeflendiğini belirterek, sistem sayesinde Eynesil, Görele ve Tirebolu gibi ilçelerden üyelerin tescil işlemi için Giresun merkeze gelmek zorunda kalmayacağını söyledi. “RANDIMANLI ALIŞVERİŞE DÖNDÜK” Fındık ticaretinde randıman sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bölük, geçmişte Giresun’da 50 randıman esasına göre yaygın bir ticaret yapılmadığını söyledi. Yaklaşık sekiz yıldır kabuklu kuruyemiş ticaretinin randımansız yapılmaması gerektiğini anlattıklarını belirten Bölük, Giresun dışındaki üretim bölgelerinde fındığın randıman üzerinden alınıp satıldığını ifade etti. Gelinen noktayı, “Allah’a şükür yüzde 80’ini başardık. Şimdi randımanlı alışverişe döndük. Giresun’u da artık fındık piyasasına entegre ettik” sözleriyle değerlendirdi. KOKARCA, KURUTMA VE FINDIK KABUĞU İÇİN AR-GE Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın üreticilere yönelik çalışmalarından da söz etti. Kahverengi kokarcanın bölgeye geleceğinin gündeme gelmesi üzerine 2018 yılında 100 adet feromon tuzağı satın alarak tarım teşkilatına verdiklerini söyledi. Fındığın kurutulmasına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli seyyar kurutma sistemi üzerinde Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Bölük, sistemin teknik sorunlarının bulunduğunu ifade etti. Fındık kabuğundan aktif karbon elde edilmesi konusunda da araştırma yaptıklarını söyleyen Bölük, aktif karbon üretmeyi başardıklarını ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle projeyi sürdüremediklerini anlattı. Fındığın yan ürünlerinden yakıt elde edilmesi dahil farklı çalışmalar üzerinde durduklarını belirten Bölük, “Biz bir tüccar kuruluşuyuz ama ürün yoksa tüccar da yok. Her şeyden önce ürün lazım. Biz ürünün peşindeyiz, üreticinin verimini artırma peşindeyiz” dedi. “KATMA DEĞERLİ ÜRÜN SATMA MECBURİYETİMİZ VAR” Giresun ekonomisi ve ihracata ilişkin soruları da yanıtlayan Bölük, kentin temel ihracat ürününün fındık olduğunu söyledi. Fındığı dünyanın çok sayıda ülkesine ulaştıran ihracatçıların sektör açısından önemine değinen Bölük, ürünün satılamadığı dönemlerde yaşanan sıkıntıların geçen sezon görüldüğünü ifade etti. Büyük firmaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerin de gelişmesi gerektiğini belirten Bölük, asıl hedefin fındığın daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi olduğunu söyledi. “Az olsun ama katma değerli ürün satalım” diyen Bölük, Avrupa ve ABD’deki market raflarında Türk markalarının daha fazla görülmesi gerektiğini belirtti. Bölük, “Biz hep dışarıya gittiğimizde fındığı bir İtalyan markasıyla, bir İsviçre markasıyla, bir Alman markasıyla tüketmek zorunda kalmayalım. Bu tüketimi Türk markalarıyla sağlayalım diye çabalıyoruz” dedi. “GİRESUN’DA KOKARCA İLE MÜCADELEYİ BAŞARAMADIK” Kahverengi kokarcanın 2026 ürünü üzerindeki etkisini de değerlendiren Bölük, özellikle düşük rakımlı bölgelerde ciddi zarar oluştuğunu söyledi. Bölük, “300 metrenin altında kokarcanın en az yüzde 50 zararı var ve çok ciddi ürün kaybımız var. Uğurlu fındık çok, çürük fındık fazla. Maalesef Giresun’da biz kahverengi kokarca ile ilgili mücadeleyi başaramadık” ifadelerini kullandı. Ordu’daki mücadele çalışmalarına dikkat çeken Bölük, Giresun’daki ilgili kurumların Ordu, Terme ve Çarşamba’da uygulanan yöntemleri incelemesi gerektiğini söyledi. “Onlar nasıl yaptıysa biz de yapacağız” diyen Bölük, il ve ilçe tarım müdürlükleriyle bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Yapıştırılan metin GİRESUN VE ORDU İÇİN ÖZEL DESTEK ÖNERİSİ Giresun ve Ordu’daki fındık üretim koşullarının diğer üretim bölgelerinden farklı olduğunu belirten Bölük, özellikle eğimli arazi yapısının üretim ve toplama maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Samsun, Düzce ve Sakarya gibi bölgelerde düz araziler ve makineli tarım imkânlarının üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Bölük, Giresun ve Ordu’da ise düşük verim ve yüksek toplama maliyetinin üreticiyi zorladığını belirtti. Bu nedenle bölgeye özel bir destekleme modelinin değerlendirilebileceğini söyleyen Bölük, üretim maliyetiyle piyasa fiyatı arasındaki farkın belirli bir geçiş döneminde destekleme yoluyla karşılanabileceğini ifade etti. “ANA ÇÖZÜM 80 KİLOYU 160 KİLOYA ÇIKARMAK” Bölük, desteklemenin tek başına kalıcı çözüm olmadığını belirterek asıl çözümün verimlilikte olduğunu söyledi. “Ana çözüm, biz dönümdeki 80 kiloyu 160 kiloya çıkarmak zorundayız” diyen Bölük, Giresun’da yaklaşık 121 bin hektar fındık alanı bulunduğunu ve ortalama 80-100 bin ton arasında üretim gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölük, “Oysa 120-121 bin hektarda minimum 180-200 bin ton arasında fındık üretmemiz gerekir” dedi. Yapıştırılan metin Arazi parçalanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Bölük, 5-10 dönümlük küçük arazilerin bulunduğunu, üreticilerin önemli bölümünün gurbette veya şehir merkezlerinde yaşadığını söyledi. Fındıktan doğrudan geçimini sağlayan üretici oranının azaldığını savunan Bölük, birçok kişinin fındığı ek gelir olarak değerlendirdiğini belirterek mevcut üretim yapısının verimlilik sorununu büyüttüğünü ifade etti. “ÜRETİCİ BU FİYATLARLA PARA KAZANAMAZ” Fındık fiyatlarını da değerlendiren Bölük, üreticinin mevcut koşullardaki sıkıntısına dikkat çekti. “Üretici yüzde 100 haklı. Bu fiyatlarla para kazanamaz. Zarar eder” diyen Bölük, fiyatların oluşmasına yol açan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştirdiğini belirten Bölük, bugün bu oranın kendi değerlendirmesine göre yüzde 50 seviyelerine gerilediğini ifade etti. Türkiye dışındaki ülkelerin üretimlerini artırmasının uluslararası alıcılar açısından alternatif oluşturduğunu belirten Bölük, diğer ülkelerde üretim maliyetlerinin daha düşük olduğunu ve alıcıların öncelikle daha düşük fiyatlı pazarlara yöneldiğini söyledi. Programın gerçekleştirildiği dönemde sezonun ilk üç haftalık ihracatının yaklaşık 10 bin ton olduğunu belirten Bölük, “Bu ihracat rakamıyla fındık satılmıyor demektir. Biz fındığın fiyatından yurt içinde rahatsızız, şikâyetçiyiz. Bu üreticiyi memnun etmiyor ama biz bu fındığı bile satamıyoruz” dedi. Yapıştırılan metin “TÜRKİYE ARTIK FINDIĞIN ESKİSİ GİBİ SAHİBİ DEĞİL” Bölük, önümüzdeki yıllarda fındıkta uluslararası rekabetin daha da artacağı görüşünü dile getirdi. Şili’deki üretim alanlarının genişletilmesine yönelik projeksiyonlara değinen Bölük, ülkedeki dikili alanın 2034 yılında 100 bin hektara çıkarılmasının planlandığını söyledi. Şili’nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde de fındık üretiminin yaygınlaştığını belirten Bölük, “Dünya fındık üretme yarışında” ifadelerini kullandı. Bölük, Türkiye’nin dünya pazarındaki konumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim anlamamız gereken artık dünyada Türkiye fındığın eskisi gibi sahibi değil. Artık Türkiye’nin rakibi var. Dünyada rakibi var. Rakip ülkeler var ve hâlâ dikmeye devam ediyorlar.” Bölük sözlerini, “Biz eskiden fındığın patronuyduk. Biz ne dersek o oluyordu. Ama şimdi patron biz değiliz. Artık pazarda rakibimiz var” ifadeleriyle sürdürdü. REKABET İNCELEMESİ: “DENETİMDEN RAHATSIZ DEĞİLİZ” Programda fındık piyasasına ilişkin gerçekleştirilen kamu denetimleri ve incelemeler de gündeme geldi. Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın denetlenmesinin olağan olduğunu belirterek, “Biz denetimden rahatsız değiliz. Burası bir devlet. Devletler denetler. Denetlenmemek yanlış zaten” dedi. Ticaret borsaları ve ticaret-sanayi odalarının Ticaret Bakanlığı’nın denetimindeki kuruluşlar olduğunu belirten Bölük, Borsanın daha önce de müfettiş denetiminden geçtiğini söyledi. Son incelemenin ise şirketlerin fındık fiyatları konusunda ortak hareket edip etmediğinin araştırılmasına yönelik olduğunu ifade etti. “FINDIK PİYASASINDA REKABET AŞIRI” Bölük, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 700 bin tonluk fındık kırma kapasitesi bulunduğunu, buna karşılık ürün miktarının yaklaşık 700 bin ton seviyesinde olduğunu söyledi. İhracatçıların işleme kapasitesinin de mevcut ürün miktarının üzerinde olduğunu belirten Bölük, firmaların kapasitelerini kullanabilmek amacıyla ürün alımında rekabet ettiğini ifade etti. “Fındık piyasası dünyanın en acımasız rekabetinin olduğu bir piyasadır” diyen Bölük, yalnız Türkiye içindeki firmalar arasında değil, uluslararası pazarda da ciddi bir rekabet bulunduğunu söyledi. “FİYATI ARZ VE TALEP DENGELER” Fındık fiyatlarının düşük oluşmasının tacirler, ihracatçılar, tüccarlar, manavlar veya fabrikacılardan kaynaklandığı görüşüne katılmadığını belirten Bölük, serbest piyasadaki fiyatın arz ve talebe göre oluştuğunu söyledi. “Alım ve satım fiyatı serbest piyasada alınıp satılıyorsa bir ürünü arz ve talep dengeler” diyen Bölük, talebin olmadığı ortamda ürün alımının da yavaşladığını ifade etti. Geçen sezon ürünün az olduğu yönündeki beklentinin fiyatları 350 lira seviyelerine kadar taşıdığını, ancak bu fiyatlardan yeterli satış gerçekleştirilememesi üzerine fiyatların gerilediğini söyledi. Bölük, geçen sezondan yeni sezona yaklaşık 150 bin ton fındık devredildiğini belirterek, köylerde hâlâ eski mahsul bulunduğunu ifade etti. Üreticilerin bir bölümünün 300-350 lira beklentisi nedeniyle ürününü satmadığını, daha sonra fiyatların gerilemesiyle bu ürünlerin yeni sezona kaldığını söyledi. 180 LİRALIK FINDIK RAFTA NEDEN 1.000 LİRAYA ÇIKIYOR? Gazeteci Murat Gürsoy’un, üreticiden yaklaşık 180 liraya alınan fındığın market rafında 1.000 liraya kadar ulaşmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bölük, kabuklu fındık ile tüketiciye sunulan işlenmiş iç fındığın doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini söyledi. Fındığın üreticiden çıktıktan sonra manav, fabrika, sanayici, toptancı ve perakende aşamalarından geçtiğini belirten Bölük, her aşamada işleme ve maliyet unsurlarının oluştuğunu ifade etti. Randıman nedeniyle kabuklu ürünün tamamının iç fındığa dönüşmediğini, ardından kavurma ve diğer işlemlerde nem ve fire kaybı yaşandığını anlatan Bölük; ambalaj, nakliye ve diğer maliyetlerin de fiyatın üzerine eklendiğini söyledi. Bölük, “180 liraya aldığınız fındığın zaten randıman bazındaki maliyeti 400 lira” değerlendirmesinde bulundu. Kavrulmuş fındığın işlemeci veya sanayiciden toptancıya çıkış fiyatının ortalama 650 lira civarında olduğunu belirten Bölük, işlenmiş ürünün yaklaşık 600-650 lira seviyesinde piyasaya sunulduğunu söyledi. Bölük, bundan sonraki perakende aşamasında oluşan fiyat konusunda ise, “Ondan sonrasının rafa kadar niye o kadar arttığını tabii kamuoyu diğer ürünlerde, sebze meyvede de aynı şeyi konuşuyor” değerlendirmesinde bulundu. HAMZA BÖLÜK YENİDEN ADAY Programın son bölümünde gazeteci Murat Gürsoy, Hamza Bölük’ün Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeniden adaylığını açıklamasını da gündeme getirdi. Bölük, yaklaşık sekiz yıldır Borsada görev yaptığını belirterek ilk döneminde bir süre mevcut Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ile birlikte çalıştığını, ardından yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini anlattı. Bölük, “Bu dönemde de yine yol arkadaşlarımın ve üyelerimizin desteğiyle beraber yeniden aday olmaya karar verdik ve adaylık sürecimizi açıkladık” dedi. “100 YILLIK MİRASI DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ” Yeni döneme ilişkin hedeflerini anlatan Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nı mevcut noktadan daha ileri taşımak istediklerini söyledi. Teknolojiye uyum sağlayan, üyelerine daha modern hizmet sunan bir Borsa hedeflediklerini belirten Bölük, Giresun kalite fındığının ve genel olarak fındık sektörünün sorunlarını kamuoyu ve devlet kurumları nezdinde gündeme getirmeye devam edeceklerini ifade etti. Borsaların temel görevlerinden birinin tescil olduğunu ancak Giresun Ticaret Borsası’nın bunun dışında da kendisine görevler yüklediğini belirten Bölük; lisanslı depo, ileri teknoloji laboratuvarı, uzaktan erişimli tescil ve üyelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını örnek gösterdi. Üyelere randıman makinesi desteği verdiklerini ve bu desteği sürdürdüklerini belirten Bölük, daha önce dağıtılan nem ölçüm cihazlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi. Ortak bir fındık yazılım programı geliştirmeye çalıştıklarını da açıklayan Bölük, amaçlarının üyelerin ticaretlerini daha modern yöntemlerle yönetmesi, kâr-zarar hesaplarını daha kolay yapabilmesi ve sektör içindeki iletişimin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Üreticilere kahverengi kokarcayla mücadeleden fidan desteğine kadar farklı alanlarda destek vermeye devam edeceklerini belirten Bölük, programdaki mesajlarını şu sözlerle tamamladı: “Fındık yoksa biz yokuz. Fındık yoksa ticaret yok. Fındık yoksa tüccar yok. O yüzden en değerlisi bizim için üreticiler. Onların her zaman yanında olmaya çalışacağız.” KAYNAK: PROGRAM: Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi SUNAN: Gazeteci Murat Gürsoy YAYIN: Altaş TV KONUK: Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ÇEKİM YERİ: Giresun Ticaret Borsası yerleşkesi KAYNAK: Altaş TV – Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi / Hamza Bölük röportajı

Karadeniz’in çocukları iklim zirvesi için Ordu’da buluştu Haber

Karadeniz’in çocukları iklim zirvesi için Ordu’da buluştu

COP31 Karadeniz İklim Zirvesi ile “Mavi Gelecek İçin Çocuklar, Küçük Adımlar ve Büyük Dalgalar” Projesi çerçevesinde, Karadeniz'in çeşitli şehirlerinden gelen çocuk temsilciler Ordu'da buluştu. ORDU (İGFA) - Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerini temsil eden çocuklar, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in katılımıyla Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda; çocukların bakış açısıyla iklim krizi, denizlerin muhafazası, deniz kirliliği, mikroplastikler ve Karadeniz’in biyolojik zenginliği konuşulurken, çocukların çevre sorunlarına dair sunduğu görüş ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. BAŞKAN GÜLER: “TEMEL HEDEFİMİZ DENİZLERİMİZİ KİRLETMEMEK” Program kapsamında çocuklara seslenen Başkan Güler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevinde olduğu dönemde çevre, iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve hava kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara değindi. Başkan Güler, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “COP31 oldukça büyük ve kritik bir hareket. İnsanlığın ortak problemi olan çevre kirliliği burada ele alınıyor. Karadeniz’in gençleri olarak sizler de burada temsilciler olarak yer alıyorsunuz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığım döneminde yenilenebilir enerji yasasını hayata geçirdik. Rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi kaynaklardan elektrik üretimi sağlıyoruz. Bakanlığımız döneminde ayrıca Kyoto Protokolü’nü imzaladık ve İstanbul’daki hava kirliliği sorununu çözüme kavuşturduk.” Söz konusu tecrübelerini Ordu’da da uygulamaya devam ettiklerini kaydeden Başkan Güler, çevrenin korunmasının gelecek nesiller için hayati önem taşıdığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Hali hazırda atık yönetimi ve yağmur suyu kontrolü çalışmaları yürütüyoruz. Suyun yönetimi çok kritiktir. Ayrıca Ordu’da aktif karbon üretimi gerçekleştiriyoruz; dünyada su temizliği için aktif karbon kullanılmaktadır. Ordu genelinde yaklaşık 70 gölet inşa ettik ve dalga enerjisinden elektrik üretimini deniyoruz. Ancak tüm bunlardan önce asıl önceliğimiz denizlerimizi kirletmemektir. Karadeniz’den tüm dünyaya bir selam gönderelim. COP31 elçileri olarak mesajlarımızı iletelim: Denizlerimizi kirletmeyelim. Çünkü bu ekosistemi sizlere teslim edeceğiz.” “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİZ ÇOCUKLAR İÇİN SADECE BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL” Etkinlikte çocuklar adına söz alan Çocuk Hakları Türkiye Koordinatörü Rukiye Rümeysa YeniYıldız, iklim değişikliğinin çocukların yaşam hakkı ve gelecekleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yeniyıldız, konuşmasında şunları söyledi: “Bugün bu küresel gündeme Karadeniz çocuklarının sesiyle katkı sunmak istiyoruz. Zira iklim değişikliği biz çocuklar için sadece çevresel bir konu değil; sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı, temiz suya erişimimizi, güvenli yaşam alanlarımızı, doğayla olan bağımızı ve gelecek kuşakların haklarını doğrudan etkileyen bir durumdur. Bu sebeple bugün Karadeniz illerinden gelen çocuk temsilcilerimiz, kendi şehirleri ve bölgeleri özelinde farklı iklim başlıklarını değerlendirecekler.” Program, çocukların daha temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir Karadeniz için paylaştıkları ortak mesajlarla noktalandı.

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ Haber

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ ”Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, Türkiye’nin fındık ihracatında son 40 yılın en düşük dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, Şili ve ABD’nin artan üretiminin Türk fındığı için yeni rekabet gerçeği oluşturduğunu söyledi. Anbarlılar, modern tarım teknikleri, verimlilik, sulama, bahçe gençleştirme ve yeni pazar stratejisinin sektör için ertelenemez başlıklar haline geldiğini vurguladı. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, A Para’da yayımlanan Paranın Rotası programında Türkiye fındık sektörünün üretim, ihracat, rekabet ve yatırım gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Anbarlılar, don, kuraklık ve böcek istilasının rekolteyi düşürdüğünü, ihracatın ise sezon içinde yüzde 50’nin üzerinde daraldığı dönemler yaşadığını ifade etti. “TÜRKİYE’DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK FINDIK REKOLTELERİNDEN BİRİ GERÇEKLEŞTİ” Anbarlılar, Türkiye’de fındık sezonlarının her yıl farklı bir ritim izlediğini, bu sezonun ise “asenkron” bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Nisan ayında özellikle Doğu Karadeniz’deki üretim alanlarında don hasarı yaşandığını belirten Anbarlılar, ardından kuraklık ve böcek istilasının üretimi daha da baskıladığını dile getirdi. Anbarlılar, “Türkiye’de tarihinin en düşük fındık rekoltelerinden bir tanesi gerçekleşti” sözleriyle üretimdeki kaybın boyutuna dikkat çekti. “TÜRKİYE’NİN İHRACATI SON 40 SENENİN EN DÜŞÜK NOMİNAL RAKAMINA GELDİ” Fındık arzındaki daralmanın ihracata doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, üreticiden sezonun en yoğun döneminde piyasaya çok az ürün aktığını ve fiyatların hızla yükseldiğini söyledi. Bu gelişmenin ardından yurt dışı alıcıların ABD ve Şili’deki üreticilere yöneldiğini ifade etti. Anbarlılar, “Eylül, ekim, kasım aylarında Türkiye’nin ihracatı son 40 senenin en düşük nominal ihracat rakamına geldi” dedi. Türkiye’nin geçen yıla göre 215 bin ton kabuklu fındık karşılığı daha az ihracat yapmış göründüğünü belirten Anbarlılar, sezon sonuna kadar aranın bir miktar kapanabileceğini ancak Türk fındık ekosisteminin yılı istenen ihracat miktarıyla tamamlayamayacağını söyledi. “ŞİLİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İBREYİ OYNATACAK SEVİYEYE GELDİ” Anbarlılar, Şili ve ABD’deki üretim artışının artık Türkiye’nin ihracat dengelerini etkileyebilecek noktaya ulaştığını vurguladı. Türk fındık sektörü açısından bunun ilk kez bu kadar belirgin hissedildiğini ifade eden Anbarlılar, geleneksel ihracat takviminin de bu süreçte kaydığını söyledi. “Şili ve Amerikan rekoltelerinin ibreyi oynatacak seviyeye gelmesi” ifadesini kullanan Anbarlılar, bu gelişmenin Türk fındık ihracatçı sektörünün karşılaştığı yeni rekabet gerçeğini gösterdiğini belirtti. “ŞİLİ VE ABD BİZİM İHRACATIMIZI ETKİLEYEBİLECEK MİKTARDA ÜRETİM YAPIYOR” Küresel alıcıların daha uygun fiyatlı ve istedikleri kalitede ürüne ulaşmaları halinde ülke değiştirebildiğini belirten Anbarlılar, Türkiye’nin maliyet baskısı ve döviz-enflasyon farkı nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizim ihracatımızı etkileyebilecek miktarda üretim yaptığını gösteriyor” diyerek, alternatif üretici ülkelerin Türk fındığı üzerindeki baskısının artık somutlaştığını ifade etti. “5 DOLAR ÜRETİCİYİ KURTARIRKEN DÜNYADA FAHİŞ FİYAT OLARAK GÖRÜLEBİLİYOR” Türkiye’de parasal sıkılaşmanın başladığı 2023 ortasından bu yana enflasyonun devalüasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Anbarlılar, bu tablonun üretim maliyetleriyle ihracat fiyatları arasında ciddi bir açıklık oluşturduğunu söyledi. Normal şartlarda fındık fiyatlarının 3,5 dolar seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Anbarlılar, mevcut maliyet yapısında 5 dolar seviyesinin üreticiyi ancak kurtarabilir hale geldiğini, buna karşılık dünya piyasasında bu fiyatın fahiş görülebildiğini anlattı. “AYNI ARAZİDEN DAHA ÇOK FINDIK EDİNEREK REKABETÇİ OLMALIYIZ” Sektörün önündeki çıkış yolunun verimlilikten geçtiğini vurgulayan Anbarlılar, modern tarım tekniklerinin daha sık ve yaygın uygulanması gerektiğini söyledi. Anbarlılar, “Aynı araziden daha çok fındık edinerek, daha rekabetçi fiyatlarla, üreticinin aynı zamanda refahını daraltmayarak belli modeller düşünülebilir” dedi. Kuraklık ve böcek hasarına karşı önleyici adımların atılabileceğini belirten Anbarlılar, sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. ABD ve Şili’de damla sulamayla fındık yetiştirildiğini hatırlatan Anbarlılar, yağmursuz bölgelerde de fındık üretiminin yapılabildiğini söyledi. “DOĞU KARADENİZ’DE ELLE HASAT MALİYETİN YARISINA YAKININI OLUŞTURUYOR” Anbarlılar, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz’de doğal dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sarp ve eğimli arazilerde yapılan fındık üretiminde elle hasadın maliyetler üzerinde büyük yük oluşturduğunu belirtti. “Doğu Karadeniz bölgesindeki sarp fındık yetiştirme bölgelerinde elle hasat yapıldığı zaman bu, üretim maliyetinin yarısına yakın bir miktarını oluşturuyor” diyen Anbarlılar, bahçelerde gençleştirme budamalarıyla ağaç başına verimin artırılabileceğini ifade etti. “ABD VE ŞİLİ’DE FINDIK TARIMI BİR İŞ KOLU OLARAK YAPILIYOR” Küresel rakip ülkelerde fındık üretiminin ticari mantıkla yürütüldüğünü belirten Anbarlılar, ABD ve Şili’de üreticilerin kârlılık esasına göre hareket ettiğini söyledi. Anbarlılar, “Fındık kârlıysa fındık üretiyorlar. Fındık kârsızsa fındığı söküyorlar, başka bir şey dikiliyor” ifadelerini kullandı. Şili’de fındık arazilerinin eski kiraz, ceviz ve şeker pancarı bahçelerinden dönüştürüldüğünü aktaran Anbarlılar, Türkiye’nin de kendi verimini artırarak rekabetçiliğini koruyabileceğini söyledi. “ANA ÜRETİM ÜSSÜMÜZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLACAK” Balsu Gıda’nın operasyonlarına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, şirketin Türkiye’de Hendek-Sakarya ve Ordu’da iki büyük fındık işleme fabrikası işlettiğini belirtti. Anbarlılar, “Her zaman ana üretim üssümüz Türkiye olacak” dedi. Şirketin ana ihracat ülkelerinin Avrupa ve ABD olduğunu söyleyen Anbarlılar, bu pazarlarda rekabetçilik anlamında paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “ŞİLİ’DEKİ İLK ENTEGRE FINDIK FABRİKASINI TAMAMLAYACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de hem tarım hem sanayi yatırımı bulunduğunu belirten Anbarlılar, sanayi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, ikinci fazın ise 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda devreye girmesinin planlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili’deki ilk entegre fındık fabrikasını nasip olursa tamamlayacağız” dedi. Şili yatırımının Güney Amerika pazarı için stratejik önem taşıdığını ifade eden Anbarlılar, bölgede güçlü çikolata kültürü bulunduğunu ancak fındıklı ürünlerin yeterince yaygın olmadığını söyledi. “ŞİLİ’NİN ÜRETİMİNİN 200 BİN TON CİVARINDA OLACAĞINI BEKLİYORUZ” Şili’nin Türkiye açısından göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirten Anbarlılar, ülkedeki üretimin 20 yıl önce 5 bin ton civarında olduğunu, bugün ise 120 bin ton seviyesine çıktığını söyledi. Anbarlılar, “Dikilen ağaçların tam verime geçtikten sonra Şili’nin üretiminin 200 bin ton civarında olacağını bekliyoruz” dedi. Bu miktarın Türkiye’yi fındık üretimindeki lider konumundan edecek düzeyde olmadığını belirten Anbarlılar, buna karşılık alım sırasını değiştirebilecek ve küresel tercihi etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurguladı. “SENEDE 25 BİN TON KABUKLU FINDIK İŞLEYEBİLECEK KAPASİTEDE OLACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de kurduğu entegre tesisle ilgili bilgi veren Anbarlılar, kırım fabrikasının tamamlandığını, işleme fabrikasının da devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 25 bin ton kabuklu fındık işleyebilecek kapasiteye ulaşacaklarını söyledi. Bu kapasitenin Şili’nin mevcut rekoltesinin yüzde 15-20’sine karşılık geldiğini belirten Anbarlılar, yatırımın şirketin küresel operasyon gücünü artıracağını dile getirdi. “FINDIK KABUĞUNDAN AKTİF KARBONDA TÜRKİYE’DE ÜRETİLMEYEN BİR ŞEY ÜRETİYORUZ” Anbarlılar, fındık kabuğundan aktif karbon üretimi konusunda Türkiye’de daha önce girişimler yapıldığını ancak teknoloji seçimi veya sermaye eksikliği nedeniyle bunların istenen noktaya taşınamadığını söyledi. Laboratuvar testlerinin ardından test makinesinin devreye alındığını belirten Anbarlılar, global kriterlere uygun aktif karbon üretiminin başladığını ifade etti. Anbarlılar, “Bununla aslında Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmiş oluyorsunuz” diyerek, aktif karbonun Türkiye’de büyük miktarlarda üretilmediğini ve ithal edildiğini hatırlattı. “AKTİF KARBONDA İLK ADIMDA DÖVİZ ÇIKIŞI ÖNLENECEK” Aktif karbon yatırımının ithalatı azaltıcı yönüne dikkat çeken Anbarlılar, ilk aşamada Türkiye’den döviz çıkışının önlenebileceğini, sonraki aşamada ise ihracat pazarlarının değerlendirilebileceğini söyledi. Fındık kabuğunun yakılmadan karbonizasyon işlemine tabi tutulduğunu ifade eden Anbarlılar, bu yatırımın sıfır atık, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonu açısından da önemli olduğunu belirtti. “TÜRKİYE’DE 40 BİN TONLAR CİVARI İÇ FINDIK İŞLEYEBİLMEMİZ GEREKİYOR” Balsu Gıda’nın işleme kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Anbarlılar, şirketin Türkiye’de 40 bin tonlar civarında iç fındık işleyebilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu miktarın Türkiye’deki ihracatın yüzde 15’ine kadar çıkabildiğini belirten Anbarlılar, ölçek ekonomisinin maliyetleri baskılamak ve rekabetçi olmak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. “SADECE AVRUPA’YA BAĞIMLI KALMAMAMIZ GEREKİYOR” Anbarlılar, Avrupa’nın dünyada çikolatayı en çok üreten ve ihraç eden bölgelerden biri olduğunu belirterek, İtalya, Almanya, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülkelerin önemli pazarlar arasında yer aldığını söyledi. Balsu Gıda’nın dünyadaki büyük markalarla çalıştığını belirten Anbarlılar, Avrupa dışında ABD, Güney Amerika, Asya ve Güneydoğu Asya’da da fındıklı ürünler için ciddi potansiyel bulunduğunu ifade etti. Anbarlılar, “Sadece biz Avrupa’ya bağımlı kalmamamız gerekiyor sektör olarak” dedi. “AMERİKA’DA FINDIK TÜKETİMİYLE İLGİLİ ÇOK MUAZZAM BİR BOŞLUK VAR” ABD’de fındık tüketimi açısından büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Anbarlılar, Güney Amerika’nın da kültürel olarak fındıklı ürünlere hazır bir pazar olduğunu söyledi. Asya ve Güneydoğu Asya’da fındıklı ürünlere merak olduğunu ancak bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Anbarlılar, bu pazarların emek ve çabayla geliştirilebileceğini dile getirdi. “GELİRİMİZİN YÜZDE 70’E YAKINI DÖVİZ BAZLIYDI” Şirketin gelir yapısına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, son iki seneye kadar gelirlerin yüzde 70’e yakınının döviz bazlı olduğunu söyledi. Enflasyon ve kur dengesindeki değişim nedeniyle iç piyasaya daha fazla önem verdiklerini belirten Anbarlılar, 2026 itibarıyla döviz bazlı gelirin yeniden yüzde 50’nin üzerine çıkmasının beklendiğini ifade etti. Anbarlılar, makroekonomik normalleşme sağlandığında üretimin yüzde 50’yi aşan bölümünün doğal biçimde ihracat olarak değerlendirileceğini söyledi. “DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞMAK STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİYOR” Balsu Gıda’nın büyük küresel markalarla çalışmasının şirket standartlarına doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, her müşteriden farklı bir şey öğrendiklerini söyledi. Anbarlılar, “Çalıştığımız şirketler dünya devleri ve standartları çok yüksek” dedi. Müşterilerin istediği standartların neden talep edildiğini anlamaya çalıştıklarını ifade eden Anbarlılar, bu sürecin fındık işleme ve kalite açısından şirketi daha ileri bir noktaya taşıdığını belirtti. Kaynak :https://www.youtube.com/watch?v=3zlnOvLrN9U

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.