Hava Durumu

#Abd

giresunsonhaber - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

Coface 2026 İflas Riski ve Sektörel Görünüm değerlendirmesine göre 2026 yılında küresel ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor. Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg’e göre bu artış kalıcı bir toparlanmaya değil, geçici bir duraklamaya işaret ediyor. İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dervişoğlu'ndan Suriye eleştirisi: Türkiye yeni ve daha büyük beka sorununa sürükleniyor Haber

Dervişoğlu'ndan Suriye eleştirisi: Türkiye yeni ve daha büyük beka sorununa sürükleniyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’deki grup toplantısında hükümetin Suriye politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Dervişoğlu, SDG ve YPG unsurlarının Fırat’ın batısından çekilmesini “zafer” olarak sunmanın yanıltıcı olduğunu vurguladı. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında Suriye gündemini değerlendirdi. Hükümetin sınır güvenliği ve Suriye politikalarını eleştiren Dervişoğlu, Türkiye’nin uzun yıllardır ödediği bedellerin görmezden gelindiğini ifade etti. Dervişoğlu, konuşmasında özellikle SDG’nin dağılması ve YPG unsurlarının çekilmesinin hükümet tarafından “zafer” gibi sunulmasını eleştirdi. “Bu iş, federatif bir yapıya, bir terör devletinin kuruluşuna doğru gidiyor. Türkiye’yi yeni ve daha büyük bir beka sorununa itiyor” dedi. Bayrak kandır! Bayrak candır!#BayrakVatandır pic.twitter.com/rGdoez2mHC — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) January 21, 2026 Suriye sınırında önlemlerin geç alındığını ve milyonlarca sığınmacının geldikten sonra sınırlı adımların atıldığını vurgulayan Dervişoğlu, Afrin harekâtı sonrası YPG’nin hükümetin “müttefiki” tarafından donatıldığını belirtti. Ayrıca, ABD ve İsrail’in planlarının sorunsuz ilerlediğini, hükümetin ise sadece göstermelik adımlar attığını iddia etti. Dervişoğlu, DEM Parti’ye de tepki göstererek, “Türkiye partisi olmamakta ısrarcı olan malum ulaklar Kürtleri karanlık bir çukura davet ediyor. Bu, Kürtlere yapılabilecek en büyük kötülük” ifadelerini kullandı. Konuşmasını Cumhuriyetçi devlet anlayışı üzerinden sürdüren Dervişoğlu, “Politikanın öznesi devlettir, muhatabı diğer devletlerdir. Halklar hakların konusu olabilir ama jeopolitiğin aktörü değildir. Terör örgütleri ve terörist ise asla muhatap sayılamazlar” dedi. BAYRAĞA EL UZATANIN AKIBETİ BELLİDİR" Öte yandan Genel Başkan Dervişoğlu, Türk bayrağı mesajını da verdi. Grup toplantısını izlemeye gelen partililer salonu Türk bayrakları ile donatırken, Dervişoğlu, sınır hattında terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Türk bayrağına saldırmasına da tepki göstererek, "Türk Bayrağına el uzatanın akıbeti bellidir" dedi.Türkiye'nin bir kışkırtma planıyla karşı karşıya olduğunu belirten Dervişoğlu, "Sinir uçlarına basılmak, tahrik edilmek istenmektedir. Aziz milletimiz bu tuzağa düşmeyecektir. Aklını, izanını, ferasetini ve basiretini yitirmeyecektir. Bu vesileyle milletimize bir kere daha itidal tavsiye ediyorum. Herkes müsterih olsun. Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir ve tarih bunun örnekleri ile doludur" diye konuştu.

Kırmızı bültenle aranan 40 suçlu Türkiye'ye getirildi Haber

Kırmızı bültenle aranan 40 suçlu Türkiye'ye getirildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bülten ve ulusal seviyede aranan toplam 40 suçlunun 9 farklı ülkeden Türkiye’ye iade edildiğini açıkladı. ANKARA (İGFA) -İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uluslararası ve ulusal düzeyde aranan suçlulara yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir operasyona imza atıldığını duyurdu. Yerlikaya’nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan toplam 40 kişi yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Suçluların; Gürcistan, Almanya, Bulgaristan, ABD, Hırvatistan, İsviçre, Karadağ, Rusya ve Yunanistan’da yakalandığı belirtildi. Kırmızı bültenle aranan şahıslar arasında “kasten öldürme”, “uyuşturucu madde ticareti”, “suç örgütüne üyelik”, “yağma”, “çocuğun cinsel istismarı” ve “bilişim yoluyla dolandırıcılık” gibi ağır suçlardan aranan isimlerin bulunduğu kaydedildi. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/2006952524306092291 Ulusal seviyede aranan şahısların ise terör propagandası, dolandırıcılık, hırsızlık, zimmet, sahtecilik ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlardan arandığı bildirildi. Yakalanan kişilerin büyük bölümünün Gürcistan’da tespit edilerek iade sürecinin tamamlandığı ifade edildi. Bakan Yerlikaya, başarılı operasyon nedeniyle Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı yetkilileri ile istihbarat, KOM, Narkotik, Asayiş, Siber Suçlarla Mücadele ve Terörle Mücadele birimlerini tebrik etti.

9 firari Türkiye'ye getirildi! Haber

9 firari Türkiye'ye getirildi!

Türkiye’nin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Almanya'dan ABD'ye, Arjantin'den BAE'ye kadar birçok ülkede yakalanan 9 firarinin Türkiye'ye iade edildiğini bildirdi. Yerlikaya, "Suçlulara kaçış yok. Onları kararlılıkla ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz" açıklamasını yaptı. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uluslararası ve ulusal düzeyde kaçan 9 suçlunun yakalanarak Türkiye'ye iade edildiğini duyurdu. Bakan Yerlikaya'nın verilen bilgilere göre kırmızı bültenle aranan 7 ve ulusal seviyede aranan 2 kişi; Almanya, ABD, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, İran ve Yunanistan'dan yapılan operasyonlarla ülkeye getirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol–Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, Narkotik ve Asayiş ekiplerinin ortak çalışmalarıyla gerçekleştirilen operasyonlarda, ağır suçlardan arama kaydı bulunan şahıslar bulundukları ülkelerde yakalandı. Bakan Yerlikaya, operasyonlarla ilgili açıklamasında, "Nasıl aranırsa aransın, organize suç örgütü üyeleri ve zehir tacirlerini yakalayıp ülkemize getireceğiz" dedi ve operasyonlarda yer alan tüm ekiplere şükranlarını sundu. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/1992846214841160079 Bakan Yerlikaya'nın açıkladığı listeye göre yakalanan firariler şunlar: M.Ç. – Çocuğu kasten öldürmeye azmettirme, kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme (Almanya) S.G. – Kasten öldürme (Almanya) V.Y. – Cinsel suçlar (Almanya) A.S.Ö. – Nitelikli cinsel saldırı (ABD) O.K. – Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (Arjantin) G.A. – Kasten öldürme, 5607 sayılı kanuna muhalefet (Bosna Hersek) G.A. – Suç örgütü üyeliği, nitelikli yağma (5 kez), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (İran) E.A.Ü. – Suç örgütü üyeliği, uyuşturucu ithali, mal varlığı değerlerini aklama (Birleşik Arap Emirlikleri) K.A. – Uyuşturucu ticareti (Yunanistan)

İklim Endeksi Yayınlandı:  Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor Haber

İklim Endeksi Yayınlandı: Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor

Germanwatch, NewClimate Institute ve Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN International), İklim Değişikliği Performans Endeksi'nin (Climate Change Performance Index - CCPI 2026) 21. sayısını yayımladı. Paris İklim Anlaşması’nın üzerinden on yıl geçti; ilerleme net bir şekilde gözlemleniyor. Küresel kişi başına emisyonlar düşüş eğiliminde, yenilenebilir enerji hızla yaygınlaşıyor ve 100'den fazla ülkenin net sıfır emisyon hedefi bulunmakta ancak Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerine erişmek için dönüşüm hızı halen yetersiz. CAN International, Germanwatch ve NewClimate Enstitüsü'nün bugün paylaştığı İklim Değişikliği Performans Endeksi (Climate Change Performance Index - CCPI), bu çelişkili manzarayı yansıtıyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, endeksin en üst üç basamağı boş bırakıldı. Ülkelerin, 1,5 derece sıcaklık sınırını aşmamak için iklim çabalarını hızlandırmaları gerekiyor. Danimarka, 4. sıradaki yeriyle listenin başında yer almaya devam ediyor. İklim politikalarında lider olan Danimarka, yenilenebilir enerji kategorisinde yüksek puan alan üç ülke arasında ve deniz aşırı enerji yatırımlarında öncü konumda. Danimarka'yı, geçmiş yıla kıyasla bir sıra yükselerek 5. sıraya yerleşen Birleşik Krallık takip etmekte. Geçen yıl kömür kullanımını tamamen sonlandıran Birleşik Krallık, yıllardır sürdürülen iklim politikası çabalarının sonuçlarını almayı başardı. Ancak, yenilenebilir enerji konusundaki "düşük" performansı göz önüne alındığında hala eksiklikler bulunmaktadır. Fas (6. sırada), yenilenebilir enerjinin haricinde tüm kategorilerde "iyi" performans gösteriyor. Ülkede kişi başına düşen emisyonlar düşük seviyede. Kolektif taşımaya büyük yatırımlar yapan ülke, 2035 için açıkladığı yeni iklim hedefiyle dikkat çekiyor. CCPI raporunun derleyicilerinden Niklas Höhne (NewClimate Institute) şunları belirtti: "Genel anlamda iklim değişikliğiyle mücadelede çok iyi performans sergileyen bir ülke henüz yok, ancak bazı alanlarda iddialı performans gösteren öncüler mevcut. Örneğin Pakistan, kişi başına çok düşük emisyon rakamları sayesinde dikkat çeken bir oyuncu. Daha önceki yıllarda olduğu gibi, Norveç, Danimarka ve İsveç yenilenebilir enerji konusunda standartları belirlemeye devam ediyor." Öte yandan, sıralamada zayıf performans sergileyen ülkeler de mevcut. Endekste son üçte yer alan ülkeler Suudi Arabistan (67. sırada), İran (66. sırada) ve ABD (65. sırada). Germanwatch’tan Thea Uhlich, "ABD özellikle kayda değer bir düşüş yaşadı ve genel sıralamada Rusya’nın hemen arkasında sondan üçüncü sıraya geriledi. En büyük petrol ve gaz üreticisi olan bu ülkeler adeta birbirleriyle yarışmakta; fosil yakıtları iş modeli olarak sürdürüyorlar. Bu da geleceğin ekonomisinde fırsatları kaçırdıkları anlamına geliyor" dedi. AB'si Yetersiz AB bakımından endeks değerlendirmesi yapan Avrupa İklim Eylem Ağı’nın İklim Politikaları Direktörü Sven Hareling ise şöyle dedi: "Avrupa Birliği'nin bu yılki İklim Değişikliği Performans Endeksi'nde 3 sıra birden gerilemesi açık bir uyarı. Avrupa'daki bazı siyasi grupların, AB'nin 2030 emisyon azaltım hedeflerine nasıl ulaşılacağına dair net bir strateji ortaya koymadan mevcut iklim ve çevre düzenlemelerini zayıflatmaya yönelik ideolojik ve yanlış yönlendirilmiş çabaları, insanların iklim krizine karşı dayanıklılığını tehdit ediyor. Bu tutum, toplumsal açıdan adaletli bir iklim aksiyonunun geciktiği bir dönemde belirsizliğe ve yatırım ortamının zarar görmesine neden oluyor. AB'nin kararını geç onaylaması nedeniyle, CCPI analizi 2040 için belirlenen yüzde 90 net emisyon azaltım hedefine ilişkin anlaşmaları dikkate almıyor; ancak bu hedefteki önemli eksiklikler sebebiyle, bunun gelecekteki sıralamalarda ne ifade edeceği halen belirsizliğini koruyor" dedi. Türkiye'nn Durumu Değişmiyor Türkiye'nin performansını değerlendiren Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz: "Türkiye, CCPI'da bir değişiklik göstermiyor. On yıldır endeksteki yeri "düşük" veya "çok düşük" performans gösteren ülke grupları içinde yer alıyor. Bu yıl 52. sıradaki Türkiye, sera gazı emisyonları ve enerji kullanımı kategorilerinde "düşük", iklim politikası kategorisinde "çok düşük" performans gösteriyor. Potansiyeline rağmen yenilenebilir enerji kategorisinde bile "orta" düzeyde performans sergiliyor. Bu sıralama şaşırtıcı değil çünkü 2035'e kadar emisyonlarını artırmayı öngördüğü bir iklim hedefi sundu ve kömürlü termik santrallere devlet teşviği sağlamayı planlıyor" dedi. G20 Ülkeleri: Sadece 1 Ülke 'İyi', 10 Ülke 'Çok Zayıf' "Dünya genelinde yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon konusunda olumlu bir eğilim mevcut. Ancak büyük emisyon kaynağı olan G20 ülkeleri arasında kaygı verici bir tablo görünüyor: yalnızca 1 ülke "yüksek" performans gösteren grupta yer alıyor, 10 ülke ise "çok düşük" kategorisinde." dedi Germanwatch'tan Thea Uhlich. G20 ülkeleri, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75'inden sorumlu olmalarına karşın, sıralamada sadece bir G20 ülkesi, Birleşik Krallık, "yüksek" puan alıyor. Endişe verici olan ise, on G20 ülkesinin hala "çok düşük" (Türkiye, Çin, Avustralya, Japonya, Arjantin, Kanada, Kore, Rusya, ABD, Suudi Arabistan) kategorisinde yer alması; Güney Afrika, Endonezya ve İtalya ise düşük kategoride sınıflandırılıyor. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Çin (54. sırada), bir basamak yükseldi. İlk "elektro-devlet" olma yolundaki gelişmelere rağmen, hala çok düşük puan alıyor. Çin, yalnızca iklim politikası alanında "yüksek" performans sergiliyor. 2025'in ilk çeyreğinde Çin'in emisyonlarının düşüş göstermesi, emisyonlarının zirveye ulaştığına dair bir işaret olabilir. Ülkede elektrikli araç, batarya ve yenilenebilir enerji konularında önemli bir büyüme gerçekleşmesine ve nispeten iddialı bir iklim hedefi açıklamasına rağmen fosil yakıt üretimini de artırıyor. Çin için belirleyici faktör, yenilenebilir enerji ve e-mobilitenin fosil yakıtlardan çıkış ile birlikte ilerlemesi. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Hindistan (23. sırada), bu yılki sıralamada en fazla gerileyen ülkelerden biri olarak "orta" düzeyde performans kategorisine girdi. CCPI raporunun yazarı Jan Burck (Germanwatch): "Sıralamadaki düşüş, çeşitli faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanıyor. Hindistan, son yıllarda emisyonların sürekli artması nedeniyle emisyon eğilimleri açısından alt sıralarda bulunuyor. Aynı zamanda, enerji tüketimi de yükseliyor. Hindistan, kömür kullanımını aşamalı olarak sonlandırma planı veya somut bir sonlandırma tarihi olmadığı için iklim politikasında da düşüşte. Yeni kömür santrallerinin inşasını durdurur ve yenilenebilir enerji yatırımlarında olumlu görünümü sürdürürse, Hindistan gelecek yıl daha iyi bir sıralama elde edebilir" dedi.

Ankara’daki gizemli Amerikan Okulu’nun sırları ortaya çıktı Haber

Ankara’daki gizemli Amerikan Okulu’nun sırları ortaya çıktı

1957-1985 yılları arasında Balgat’ta faaliyet gösteren Amerikan Okulu’nun yıllıkları, ABD’nin Türkiye’deki gizli politik ve istihbarat bağlantılarını açığa çıkardı. İSTANBUL (İGFA) - Gazeteci Ahmet Köprülü’nün "Trojans / Ankara’da ABD Ajan Okulu" adlı kitabı, kapalı kapılar ardında faaliyet gösteren Balgat’taki Amerikan Okulu’nun bilinmeyen yönlerini ortaya seriyor. Okul, ABD’li asker, diplomat ve istihbaratçıların çocuklarına eğitim verirken, Türkiye’de halkla ilişkiler ve politik etkinliklerde kullanılmaktaydı. Okulun yönetiminde ABD üst düzey yetkililerinin yanında Türk Albay Kamil Homriş de bulunuyordu. Gazeteci Kamuran Akkuş’un editörlüğünü yaptığı 184 sayfalık "Trojans", özellikle Amerika’nın politik etkinliğinin yoğunlaştığı 27 Mayıs dönemi üzerine önemli bilgiler sunuyor. Kitapta, öğrencilerin odalarındaki Lenin resimleri, okulun CENTO ve TUSLOG bağlantıları, CIA ajanları ile Mason ve Metodist Kilisesi arasındaki ilişkiler belgelenmiş durumda. Ayrıca, ABD Başkanı George W. Bush’un Türkiye’ye ilk resmi ziyaretinin aslında 1978 yılında gerçekleştiği de kitapta belgeleniyor. Gazeteci yazar Ahmet Köprülü, yıllıkları "zamanda bir yolculuk" olarak tanımlayarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin ABD etkisi altına nasıl geçtiğini detaylı bir şekilde gösteriyor.

Diz ağrılarına yenilikçi çözüm Haber

Diz ağrılarına yenilikçi çözüm

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, Romanya'nın Bükreş kentinde gerçekleşen 8. Uluslararası Eklem İçi Tedaviler Sempozyumu'na (ISIAT 2025) katılım sağlayarak önemli bir akademik katkıda bulundu. BURSA (İGFA) - Op. Dr. Özgür Oktay Nar, sempozyumda yaptığı "Diz Osteoartritinde İntraartiküler Poliakrilamid Hidrojel Enjeksiyonlarının Faydaları” başlıklı sunumla uluslararası katılımcıların dikkatini üzerine çekti. Türkiye Adına Bilimsel Bilgiler Paylaştı Başta ABD, İngiltere, İspanya, Danimarka ve İtalya olmak üzere birçok ülkenin ortopedi, fizik tedavi ve romatoloji uzmanlarının katıldığı etkinlikte konuşan Dr. Nar, diz kireçlenmesi konusunda cerrahi dışı yöntemlerle ilgili güncel bilgileri sundu. Yeni jenerasyon enjeksiyon tekniklerinden biri olan poliakrilamid hidrojel uygulamaları üzerine deneyimlerini aktaran Dr. Nar, bu yöntemin ağrı azaltmada ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu belirtti. “ISIAT, Bilimsel Paylaşım İçin Değerli Bir Mecra” Sunumu sonrası değerlendirmelerde bulunan Dr. Özgür Oktay Nar, sempozyumun değerine şu şekilde vurgu yaptı: “ISIAT, dünyanın dört köşesinden ortopedi ve travmatoloji uzmanlarını bir araya getirerek, eklem içi tedavilerdeki en güncel bilimsel gelişmeleri paylaşan saygın bir platform. Türkiye adına bu etkinliğe katkı sağlamak, ülkemizin bilimsel temsili açısından hem gurur verici hem de yenilikçi tedavi yaklaşımlarımıza sunduğumuz perspektif açısından önem arz ediyor.” “Diz Kireçlenmesine Karşı Cerrahi Olmayan Çözümler Artıyor” Dr. Nar, diz osteoartritinin özellikle yaşlı nüfusta yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen kronik sorunlardan biri olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Bugünümüzde cerrahi müdahaleye başvurmadan uyguladığımız tedavilerle hastalarımızın ağrıları azalmakta ve günlük aktivitelerine daha rahat devam edebilmekteler. Poliakrilamid hidrojel gibi enjeksiyonlarla eklem sıvısını destekleyerek sürtünmeyi azaltıp hareket kabiliyetini arttırıyoruz. Bu tür bilimsel aktivitelerin yaygınlaşması, bu tedavi yöntemlerinin daha geniş hasta gruplarında etkili bir şekilde kullanılmasına imkan tanıyacaktır.” Dr. Nar, ISIAT 2025'te edindiği deneyimlerin mesleki bilgi birikimine önemli katkılar yaptığını belirterek, benzer uluslararası toplantılarda ülkemizi temsil etmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.