İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE ARTIK MAZERET DÖNEMİ BİTMELİ
Yazının Giriş Tarihi: 15.07.2026 01:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.07.2026 01:05
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE ARTIK MAZERET DÖNEMİ BİTMELİ
6331 SAYILI KANUN KÂĞIT ÜZERİNDE DEĞİL, İŞYERİNDE UYGULANMALI
Ömür Yüksel B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 2012 yılında kabul edilerek çalışma yaşamımıza girdi. Aradan geçen süre içerisinde Kanun’un bazı hükümleri farklı işyeri grupları bakımından ertelendi, uygulama tarihleri değiştirildi ve çok sayıda yönetmelik yayımlandı.
Bugün artık tartışılması gereken konu, Kanun’un ne zaman yürürlüğe girdiği değildir.
Asıl tartışılması gereken; işyerlerinde risklerin gerçekten belirlenip belirlenmediği, çalışanların korunup korunmadığı, işverenlerin kendilerine bildirilen önlemleri alıp almadığı ve iş sağlığı ve güvenliğinin günlük çalışma düzeninin bir parçası hâline getirilip getirilmediğidir.
Çünkü iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca bir uzmanla sözleşme yapmak, risk değerlendirmesi dosyası hazırlamak veya çalışanlara eğitim katılım formu imzalatmak değildir.
İş sağlığı ve güvenliği; çalışan daha tehlikeyle karşılaşmadan riski görmek, mümkünse tehlikeyi kaynağında ortadan kaldırmak, gerekli tedbirleri almak ve bu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını sürekli denetlemektir.
6331 sayılı Kanun’un açık yaklaşımı şudur:
Çalışanın sağlık ve güvenliğini sağlama sorumluluğu işverene aittir. Bu sorumluluk başka bir kişiye veya kuruluşa devredilemez.
Kanun; istisnaları dışında kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, işverenlere, işveren vekillerine, kamu çalışanlarına, özel sektör çalışanlarına, çıraklara ve stajyerlere uygulanmaktadır.
İşveren, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirebilir; Bakanlıkça yetkilendirilmiş Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinden veya Çalışan Sağlığı Merkezlerinden hizmet alabilir.
Gerekli koşulları taşıyan işveren, bazı hizmetleri kendisi de üstlenebilir.
Ancak hangi yöntem tercih edilirse edilsin, işverenin işyerindeki sağlık ve güvenliği sağlama sorumluluğu devam eder.
İşveren;
İşyerindeki risklerin belirlenmesinden,Önlemlerin alınmasından,Gerekli bütçenin ayrılmasından,Uygun ekipmanın temin edilmesinden,Çalışanların eğitilmesinden,Sağlık gözetiminin sağlanmasından,İş ekipmanlarının kontrol ettirilmesinden,Uzman ve hekimin önerilerinin uygulanmasından,İşyerindeki denetim sisteminin kurulmasından
sorumludur.
İş güvenliği uzmanı tehlikeyi belirler, eksiklikleri bildirir ve alınması gereken önlemler konusunda işverene rehberlik eder.
İşyeri hekimi, çalışanların sağlık gözetimini yürütür ve mesleki sağlık risklerini değerlendirir.
Fakat makine koruyucusunu yaptıracak, bozuk ekipmanı kullanımdan kaldıracak, çalışan sayısını artıracak, acil çıkışı açtıracak, eğitim için zaman ayıracak ve gerekli bütçeyi sağlayacak olan işverendir.
Bu nedenle işverenin;
“Ben OSGB’den hizmet alıyorum.”
“İş güvenliği uzmanım var.”
“Bütün sorumluluk uzmanındadır.”
şeklindeki yaklaşımı hukuken geçerli değildir.
Hizmet alınması, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İŞVERENİN GENEL YÜKÜMLÜLÜĞÜ NEDİR?
6331 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi, işverenin temel sorumluluğunu belirlemektedir.
İşveren;
Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak,Mesleki risklerin önlenmesi için gerekli çalışmaları yapmak,Eğitim ve bilgi verilmesini sağlamak,Gerekli organizasyonu kurmak,Araç ve gereçleri sağlamak,Alınan tedbirleri değişen şartlara uygun hâle getirmek,Mevcut sağlık ve güvenlik şartlarını sürekli iyileştirmek,Tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek,Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,Çalışana görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu dikkate almak,Yeterli eğitim ve talimat verilmeyen çalışanların tehlikeli alanlara girmesini önlemek
zorundadır.
Buradaki önemli nokta şudur:
İşveren yalnızca tedbir almakla değil, alınan tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını izlemek ve uygunsuzlukları gidermekle de yükümlüdür.
Bir işyerinde kişisel koruyucu donanım dağıtılmış fakat kullanılmıyorsa, işverenin görevi yalnızca teslim tutanağı düzenlemekle tamamlanmış sayılmaz.
İşveren, donanımın doğru kullanılmasını sağlamak ve bunu denetlemek zorundadır.
ÖNLEME İLKELERİNE UYULMALI
Kanun, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında belirli önleme ilkelerine uymasını öngörmektedir.
Buna göre öncelik sırası şu şekilde olmalıdır:
Risklerden kaçınmak,Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,Risklerle kaynağında mücadele etmek,İşi çalışanlara uygun hâle getirmek,Teknik gelişmelere uyum sağlamak,Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,Toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerinden önce yer vermek,Çalışanlara uygun talimatlar vermek.
Bu sıralama son derece önemlidir.
Örneğin yüksekten düşme riskinin bulunduğu bir işyerinde yalnızca emniyet kemeri verilmesi yeterli değildir. Öncelikle çalışma alanında korkuluk, güvenli platform ve düşmeyi önleyici toplu koruma sistemleri kurulmalıdır.
Kişisel koruyucu donanım, tehlikeyi ortadan kaldıran ilk çözüm değil, diğer önlemlerden sonra başvurulacak son koruma katmanıdır.
RİSK DEĞERLENDİRMESİ HER İŞYERİNDE ZORUNLUDUR
Çalışan sayısı veya işyerinin tehlike sınıfı ne olursa olsun, Kanun kapsamındaki işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılması gerekir.
Risk değerlendirmesi hazırlanırken yalnızca işveren veya iş güvenliği uzmanının görüşü yeterli değildir.
İşveren veya işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, çalışan temsilcileri, destek elemanları ve işyerindeki tehlikeler konusunda bilgi sahibi çalışanlar çalışmaya katılmalıdır.
İşyeri dışından hizmet alınması, işverenin risk değerlendirmesi ekibine gerekli bilgi ve belgeleri sağlama sorumluluğunu kaldırmaz.
Risk değerlendirmesinde özellikle şu konular ele alınmalıdır:
İşyerinin bina ve eklentileri,Makine ve ekipmanlar,Elektrik tesisatı,Yangın ve patlama riskleri,Kimyasal maddeler,Fiziksel riskler,Biyolojik riskler,Ergonomik riskler,Elle taşıma işleri,Psikososyal riskler,Gece çalışması,Vardiya düzeni,Yalnız çalışma,Özel politika gerektiren çalışanlar,Engelli çalışanlar,Gebe veya emziren çalışanlar,Genç çalışanlar,Kronik hastalığı bulunan çalışanlar,Ziyaretçiler ve işyerindeki diğer kişiler.
Risk değerlendirmesi, işyerinin gerçek koşullarına göre hazırlanmalıdır.
Başka bir işyerine ait formun yalnızca unvanı değiştirilerek kullanılması, mevzuatın aradığı risk değerlendirmesi değildir.
Risk değerlendirmesi; işyerinin taşınması, bina veya eklentilerde değişiklik yapılması, teknoloji veya ekipmanın değişmesi, üretim yönteminin değişmesi, iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi ya da yeni bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde tamamen veya kısmen yenilenmelidir. Risk değerlendirmesinin usul ve esasları, ilgili yönetmelikle bütün 6331 kapsamındaki işyerleri için düzenlenmiştir.
Sorumlu kişi,Yapılacak işlem,Tamamlanma süresi,Gerekli kaynak,Öncelik derecesi,Kontrol tarihi
belirlenmelidir.
Risk değerlendirmesinde “elektrik panoları uygun hâle getirilmeli” yazılıp aylarca hiçbir işlem yapılmıyorsa, risk değerlendirmesi amacına ulaşmamış demektir.
Belge hazırlamak değil, belirlenen riski ortadan kaldırmak esastır.
ACİL DURUM PLANI HAZIRLANMALI
İşveren, çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanları ve çevre şartlarını dikkate alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirmek zorundadır.
Acil durum planında;
Yangın,Patlama,Doğal afet,Kimyasal sızıntı,Gaz kaçağı,Zehirlenme,Sabotaj,Su baskını,Elektrik kaynaklı olaylar,Tahliye gerektiren diğer durumlar
değerlendirilmelidir.
Plan içerisinde;
Acil çıkışlar,Kaçış yolları,Toplanma alanları,Yangınla mücadele görevlileri,Arama, kurtarma ve tahliye görevlileri,İlk yardım görevlileri,Acil iletişim numaraları,Elektrik, gaz ve diğer enerji kaynaklarının kesilme yöntemleri,Özel desteğe ihtiyaç duyan kişilerin tahliyesi,Çalışanların görev ve sorumlulukları
açıkça belirlenmelidir.
Acil durum planının hazırlanması, yalnızca duvara bir tahliye krokisi asmak değildir. Çalışanların planı bilmesi ve uygulayabilmesi gerekir. Acil durum planlarının hazırlanması, görevlendirilecek çalışanların belirlenmesi ve acil durumların güvenli biçimde yönetilmesi ayrı bir yönetmelikle düzenlenmiştir.
TATBİKATLAR GERÇEKÇİ YAPILMALI
Acil durum tatbikatlarının amacı fotoğraf çekmek veya tutanak hazırlamak değildir.
Tatbikat sırasında;
Alarmın duyulup duyulmadığı,Çalışanların doğru çıkışı kullanıp kullanmadığı,Tahliye süresi,Toplanma alanındaki sayım,Görevlilerin görevlerini bilip bilmediği,Acil çıkışların kullanılabilirliği,Panik veya iletişim sorunu yaşanıp yaşanmadığı
değerlendirilmelidir.
Tatbikat sonrasında aksaklıklar raporlanmalı ve acil durum planı buna göre güncellenmelidir.
YANGIN TEDBİRLERİ GÖRÜNÜR VE KULLANILABİLİR OLMALI
İşverenler yangınla mücadele konusunda yalnızca yangın söndürme cihazı bulundurmakla yetinmemelidir.
Kontrol edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Yangın tüplerinin doluluk ve kontrol tarihleri,Uygun söndürücü türünün seçilmesi,Cihazların görünür ve erişilebilir olması,Yangın dolaplarının çalışır durumda bulunması,Acil çıkışların kilitli olmaması,Kaçış yollarının malzemelerle kapatılmaması,Acil yönlendirme levhaları,Acil aydınlatma sistemleri,Elektrik panolarının önü,Yanıcı maddelerin depolanması,Sigara kullanım alanları,Sıcak çalışma izinleri,Yangın algılama ve alarm sistemleri.
Yangın çıkışının önüne malzeme koymak veya acil çıkış kapısını güvenlik gerekçesiyle kilitlemek, çalışanların yaşamını doğrudan riske atan ciddi bir uygunsuzluktur.
DESTEK ELEMANLARI GÖREVLENDİRİLMELİ
İşveren, acil durumlarla mücadele için uygun donanıma ve yeterli eğitime sahip çalışanları görevlendirmelidir.
Bu kişiler;
Yangınla mücadele,Arama, kurtarma ve tahliye,İlk yardım
konularında belirlenmelidir.
Görevlendirilen kişilerin isimleri çalışanlara duyurulmalı, görev değişikliği veya işten ayrılma durumlarında listeler güncellenmelidir.
Görevlendirme yalnızca kâğıt üzerinde yapılmamalı; kişilerin eğitimleri, görevleri ve kullanacakları ekipmanlar tamamlanmalıdır.
İlk yardımcı olarak görevlendirilen çalışanların yetkili kuruluşlardan geçerli ilk yardım eğitimi almış olması gerekir.
İŞE GİRİŞ VE PERİYODİK SAĞLIK MUAYENELERİ YAPILMALI
İşveren, çalışanların işyerinde maruz kalacağı sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmasını sağlamak zorundadır.
Sağlık muayenesi;
İşe girişte,İş değişikliğinde,İş kazası veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalardan sonra işe dönüşte talep edilmesi hâlinde,İşin devamı süresince mevzuatta belirlenen aralıklarla
yapılmalıdır.
Çalışanın yapacağı işe sağlık yönünden uygun olup olmadığı değerlendirilmeden işe başlatılması ciddi bir risktir.
Özellikle;
Gece çalışanlar,Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar,Kimyasallara maruz kalanlar,Gürültülü ortamda çalışanlar,Yüksekte çalışanlar,Forklift ve iş makinesi kullananlar,Gıda ile temas eden çalışanlar,Özel politika gerektiren çalışanlar
işin niteliğine uygun sağlık gözetiminden geçirilmelidir.
Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları esas olarak işyeri hekiminden alınır. Elli kişiden az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerlerinde ise kamu sağlık hizmeti sunucuları veya aile hekimlerinden de rapor alınabilmektedir.
Ancak raporun kim tarafından düzenlendiğinden önce, çalışanın yaptığı işin ve maruz kaldığı risklerin doğru değerlendirilmesi gerekir.
SAĞLIK BİLGİLERİNİN GİZLİLİĞİ KORUNMALI
Sağlık gözetimi nedeniyle elde edilen bilgiler özel nitelikli kişisel veridir.
Bu bilgiler;
Yetkisiz kişilerle paylaşılmamalı,Personelin görebileceği yerde bırakılmamalı,Çalışanın hastalığı işyeri içerisinde açıklanmamalı,Yalnızca görev gereği erişmesi gereken kişilerce kullanılmalıdır.
İşveren, sağlık gözetiminin maliyetini çalışana yansıtamaz.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ İŞE BAŞLAMADAN VERİLMELİ
Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi işverenin temel yükümlülüklerinden biridir.
Eğitimler;
İşe başlamadan önce,Çalışma yeri değiştiğinde,Yapılan iş değiştiğinde,İş ekipmanı değiştiğinde,Yeni teknoloji uygulandığında,Yeni veya değişen riskler ortaya çıktığında
verilmeli veya yenilenmelidir.
Eğitimler, çalışanın yaptığı işe ve karşılaşacağı gerçek risklere uygun olmalıdır.
Market çalışanına yalnızca genel iş güvenliği anlatılması yeterli değildir. Çalışanın görevine göre;
Kesici alet kullanımı,Et kıyma ve dilimleme makineleri,Transpalet kullanımı,Yük kaldırma ve taşıma,Soğuk hava depoları,Kaygan zeminler,Raf yerleştirme,Kimyasal temizlik ürünleri,Elektrik güvenliği,Yangın ve tahliye,Müşteri şiddeti ve psikososyal riskler
konusunda da eğitim verilmelidir.
Eğitimlerin maliyeti çalışana yüklenemez. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır.
İmza listesi bulunması tek başına eğitimin verildiğini ispatlamaya yetmeyebilir. Eğitim içeriğinin, süresinin, eğiticinin, katılımcıların ve değerlendirme sonuçlarının kayıt altına alınması gerekir.
ÇALIŞANA İŞE ÖZEL TALİMAT VERİLMELİ
Genel eğitimlerin yanında çalışanlara kullandıkları makine, ekipman ve yaptıkları iş konusunda yazılı ve uygulamalı talimatlar verilmelidir.
Örneğin;
Forklift kullanma talimatı,Et kıyma makinesi kullanma talimatı,Soğuk oda çalışma talimatı,Kimyasal madde kullanım talimatı,Elektrik panosuna müdahale yasağı,Yüksekte çalışma talimatı,Merdiven kullanım talimatı,Temizlik makinesi kullanım talimatı
işyerinin faaliyetlerine göre hazırlanmalıdır.
Talimatlar çalışanların anlayabileceği dilde olmalıdır.
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta bulunan işlerde, yapılacak işe ilişkin mesleki eğitim belgesi bulunmayan çalışanların görevlendirilmemesi gerekir.
Operatörlük, elektrik işleri, kaynak, bakım-onarım, yapı işleri ve benzeri faaliyetlerde çalışanın yalnızca işi fiilen biliyor olması yeterli değildir.
Mevzuatın aradığı eğitim ve belge şartları sağlanmalıdır.
İŞ EKİPMANLARININ PERİYODİK KONTROLLERİ YAPTIRILMALI
İşyerlerinde kullanılan makine, araç, tesis ve ekipmanların güvenli olması işverenin sorumluluğundadır.
Periyodik kontrole tabi olabilecek başlıca ekipmanlar arasında;
Forkliftler,Transpaletler,Yük platformları,Vinçler,Caraskallar,Kaldırma araçları,Kompresörler,Hava tankları,Basınçlı kaplar,Kazanlar,Elektrik tesisatı,Topraklama tesisatı,Paratoner,Yangın tesisatı,Havalandırma ve klima sistemleri,Otomatik kapılar,Jeneratörler,Makine koruyucuları
bulunmaktadır.
İş ekipmanlarının kullanımındaki asgari sağlık ve güvenlik koşulları ilgili yönetmelikle bütün Kanun kapsamındaki işyerleri için düzenlenmiştir.
Periyodik kontrol raporu bulunması tek başına yeterli değildir.
Raporda tespit edilen eksikliklerin giderilmesi gerekir.
“Kullanılması uygun değildir” veya “eksikler giderildikten sonra kullanılabilir” şeklinde raporlanan bir ekipmanın çalıştırılmaya devam edilmesi ciddi bir işveren sorumluluğu doğurabilir.
Kontrol yapılması, bakım yapılması anlamına gelmez. İşveren hem periyodik kontrolleri yaptırmalı hem de üretici talimatlarına uygun bakım sistemini kurmalıdır.
MAKİNE KORUYUCULARI DEVRE DIŞI BIRAKILMAMALI
Makine koruyucularının üretimi yavaşlattığı veya işi zorlaştırdığı gerekçesiyle sökülmesi, açık bırakılması ya da sensörlerin iptal edilmesi kabul edilemez.
İşveren;
Hareketli parçaları,Döner aksamları,Kesici yüzeyleri,Sıkışma noktalarını,Ezilme ve kapılma alanlarını
uygun koruyucularla güvenli hâle getirmelidir.
Arızalı, koruyucusuz veya güvenlik sistemi devre dışı bırakılmış makineler kullanılmamalıdır.
ELEKTRİK GÜVENLİĞİ İHMAL EDİLMEMELİ
Elektrik panoları ve tesisatları işyerlerinin temel risk alanlarından biridir.
İşverenler özellikle şu konuları kontrol etmelidir:
Panoların kapalı ve kilitli olması,Pano önlerinin boş bırakılması,Kaçak akım röleleri,Uygun sigorta sistemi,Topraklama,Açık kablolar,Hasarlı priz ve fişler,Uygunsuz uzatma kabloları,Islak alanlarda elektrik güvenliği,Yetkisiz kişilerin müdahalesi,Termal kontroller,Acil kesme sistemleri.
Elektrik işlerine yalnızca yetkili ve ehil kişilerin müdahale etmesi sağlanmalıdır.
KİMYASAL MADDELER KONTROLSÜZ KULLANILMAMALI
Temizlik ve dezenfeksiyon ürünleri dâhil bütün kimyasalların riskleri değerlendirilmelidir.
İşveren;
Kimyasalların etiketli olmasını,Güvenlik bilgi formlarının bulunmasını,Birbirleriyle reaksiyona girecek ürünlerin ayrı tutulmasını,Uygun depolamayı,Doğru seyreltme oranlarını,Havalandırmayı,Kişisel koruyucu donanımı,Çalışan eğitimini,Dökülme ve sızıntı müdahalesini
sağlamalıdır.
Kimyasal ürünlerin içecek şişelerinde veya etiketsiz kaplarda tutulması kesinlikle önlenmelidir.
KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM UYGUN SEÇİLMELİ
Kişisel koruyucu donanım;
İşe uygun,Çalışana uygun ölçüde,Birbiriyle uyumlu,CE işaretli,Kullanılabilir durumda,Ücretsiz
olmalıdır.
Yalnızca çalışanlara teslim edilmesi yeterli değildir.
Çalışanlara;
Nasıl kullanılacağı,Nerede kullanılacağı,Nasıl temizleneceği,Ne zaman değiştirileceği,Nerede saklanacağı
İşveren, çalışanların görüşlerini almak ve iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katılımlarını sağlamak amacıyla çalışan temsilcisi belirlemelidir.
Çalışan temsilcisi;
İşyerindeki çalışmaları izleyebilir,Tedbir alınmasını isteyebilir,Önerilerde bulunabilir,Çalışanların görüşlerini işverene iletebilir,Risk değerlendirmesi ve önleme çalışmalarına katılabilir.
Çalışan temsilcisinin görevini yerine getirmesi nedeniyle hakları kısıtlanamaz.
Temsilci belirlenmiş fakat çalışanlara duyurulmamışsa, sistemin katılım boyutu eksik kalır.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU ETKİN ÇALIŞMALI
Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması gerekir.
Kurul;
İş kazalarını,Ramak kala olayları,Risk değerlendirmesini,Acil durumları,Eğitimleri,Sağlık gözetimini,Periyodik kontrolleri,Çalışan önerilerini,Uzman ve hekim tespitlerini,Düzeltici faaliyetleri
düzenli olarak değerlendirmelidir.
Kurul kararlarında;
Yapılacak işlem,Sorumlu kişi,Tamamlanma tarihi,Sonuç
açıkça yazılmalıdır.
Kurul defterinin imzalanması yeterli değildir. Alınan kararların uygulanması ve takip edilmesi gerekir.
RAMAK KALA OLAYLAR KAYIT ALTINA ALINMALI
İşveren yalnızca yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarını değil, çalışan veya iş ekipmanının zarara uğramadığı ancak zarara uğrama ihtimalinin bulunduğu ramak kala olayları da incelemelidir.
Örneğin;
Raftan çalışanın yanına ürün düşmesi,Forkliftin yayaya çarpmaktan son anda kurtulması,Elektrik panosunda kıvılcım çıkması,Zeminde kayıp düşme tehlikesi yaşanması,Soğuk oda kapısının içeriden açılmaması,Rafın devrilmeye yaklaşması
ramak kala olay olarak kayıt altına alınmalıdır.
Her ramak kala olay, daha ağır bir kazanın önceden verdiği uyarıdır.
İŞ KAZALARI SÜRESİNDE BİLDİRİLMELİ
İşveren, bütün iş kazalarını kayıt altına almak ve gerekli incelemeyi yapmak zorundadır.
İş kazaları, kazanın meydana gelmesinden sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmelidir.
Meslek hastalıkları ise işveren tarafından öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günü içerisinde SGK’ye bildirilmelidir.
Kazanın sağlık kuruluşu veya kolluk tarafından kayda geçirilmiş olması, işverenin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Ayrıca kaza sonrasında yalnızca bildirim yapmak yeterli değildir.
Kazanın;
Kök nedeni,Organizasyon eksikliği,Eğitim durumu,Makine veya ekipman etkisi,Gözetim eksikliği,Çalışma yöntemi,Önceki uyarılar
incelenmeli ve benzer olayların tekrarını önleyecek tedbirler alınmalıdır.
CİDDİ VE YAKIN TEHLİKEDE ÇALIŞMA DURDURULMALI
Çalışanların ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde gerekli tedbirler derhâl alınmalıdır.
Çalışanlar, ciddi ve yakın tehlike bulunduğunda iş sağlığı ve güvenliği kuruluna; kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve tedbir alınmasını isteyebilir.
Tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda çalışanlar, güvenli bir yere geçmek üzere çalışma yerini terk edebilir.
İşveren, çalışanların ciddi ve yakın tehlike altında çalışmaya devam etmesini isteyemez.
ÇALIŞANLARIN DA YÜKÜMLÜLÜKLERİ VARDIR
İş sağlığı ve güvenliği yalnızca işverenin tek yönlü faaliyeti değildir.
Çalışanlar da aldıkları eğitim ve talimatlara uygun hareket etmek zorundadır.
Çalışan;
Makine ve ekipmanları kurallara uygun kullanmalı,Güvenlik donanımlarını çıkarmamalı,Kişisel koruyucu donanımları kullanmalı,Ciddi ve yakın tehlikeyi bildirmeli,Eksikliklerin giderilmesi için işveren ve uzmanla iş birliği yapmalı,Kendisinin ve diğer çalışanların güvenliğini tehlikeye atmamalıdır.
Ancak çalışanın yükümlülüğünün bulunması, işverenin güvenli çalışma ortamı sağlama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
ASIL İŞVEREN VE ALT İŞVERENLER KOORDİNASYON SAĞLAMALI
Aynı işyerinde birden fazla işverenin faaliyet göstermesi hâlinde tarafların iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını koordine etmesi gerekir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde;
Riskler paylaşılmalı,Çalışma alanları belirlenmeli,Çalışanların eğitimleri kontrol edilmeli,Acil durum planları uyumlu olmalı,Kullanılacak ekipmanlar denetlenmeli,Çalışma izin sistemi kurulmalı,Kurul kararları alt işverenlere bildirilmelidir.
Hizmet alınan temizlik, güvenlik, bakım, taşıma veya teknik servis çalışanlarının işyerindeki risklerden habersiz bırakılması kabul edilemez.
İŞYERİ DIŞINDAN GELENLER DE BİLGİLENDİRİLMELİ
İşveren, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlara ve onların işverenlerine, işyerindeki sağlık ve güvenlik riskleri hakkında gerekli bilgileri vermelidir.
Servis elemanları, taşeronlar, bakım ekipleri, ziyaretçiler ve geçici çalışanlar da işyerindeki tehlikelerden etkilenebilir.
Bu kişilere;
Acil çıkışlar,Yasak alanlar,Kişisel koruyucu donanım gereklilikleri,Çalışma izinleri,Yangın ve tahliye düzeni
anlatılmalıdır.
ÖZEL POLİTİKA GEREKTİREN ÇALIŞANLAR KORUNMALI
Risk değerlendirmesi ve görev dağılımında;
Gebe çalışanlar,Emziren çalışanlar,Engelli çalışanlar,Genç çalışanlar,Yaşlı çalışanlar,Kronik hastalığı bulunanlar,Meslek hastalığı riski taşıyanlar
özel olarak değerlendirilmelidir.
İşveren herkese aynı işi vermek yerine, çalışanın sağlık durumu ile işin riskleri arasındaki uyumu gözetmelidir.
İSG HİZMETİ İÇİN ZAMAN VE İMKÂN SAĞLANMALI
İşveren, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin görevlerini yerine getirebilmesi için;
Yeterli çalışma süresi,Uygun çalışma alanı,Araç ve gereç,Belgelere erişim,Çalışanlarla görüşme imkânı,Saha inceleme imkânı
sağlamak zorundadır.
Uzman veya hekimin yalnızca ay sonunda evrak imzalaması, mevzuatın amaçladığı hizmet değildir.
Görevlendirilen kişilerin işyerini tanıması, riskleri yerinde görmesi ve alınan önlemleri takip etmesi gerekir.
UZMAN VE HEKİMİN YAZILI BİLDİRİMLERİ YERİNE GETİRİLMELİ
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, işyerindeki eksiklik ve aksaklıkları işverene yazılı olarak bildirir.
İşveren, mevzuata uygun olarak bildirilen tedbirleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Özellikle yangın, patlama, göçme, elektrik çarpması, toksik madde maruziyeti veya benzeri hayati tehlike oluşturan durumların giderilmemesi ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.
Kanun, ciddi ve yakın tehlikelerin bildirilmemesi hâlinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin belgeleri bakımından da yaptırımlar öngörmektedir.
Ancak uzman veya hekimin bildirimde bulunması, işverenin tedbiri uygulama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
KAYITLAR DÜZENLİ TUTULMALI
İşverenler aşağıdaki belge ve kayıtların güncel olmasını sağlamalıdır:
İş güvenliği uzmanı görevlendirmesi,İşyeri hekimi görevlendirmesi,Risk değerlendirmesi,Acil durum planı,Tahliye krokileri,Tatbikat kayıtları,Eğitim kayıtları,Sağlık muayeneleri,Çalışan temsilcisi belgeleri,Destek elemanı görevlendirmeleri,Kurul kararları,Periyodik kontrol raporları,Bakım kayıtları,İş kazası kayıtları,Ramak kala kayıtları,Kişisel koruyucu donanım kayıtları,Uzman ve hekim tespitleri,Düzeltici faaliyet takipleri.
Ancak iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin amacı dosya sayısını artırmak değildir.
Belgeler, sahadaki uygulamayı gösterebildiği ölçüde anlamlıdır.
İŞYERİNDE İSG DENETİMİ SÜREKLİ OLMALI
İşverenin yükümlülüğü yılda bir kez kontrol yaptırmakla sınırlı değildir.
İşyerinde düzenli olarak;
Saha denetimleri,Günlük açılış ve kapanış kontrolleri,Makine kontrol listeleri,Yangın kontrolleri,Temizlik ve düzen kontrolleri,Depo güvenliği,Raf güvenliği,Soğuk oda kontrolleri,Elektrik panosu kontrolleri,Acil çıkış kontrolleri
yapılmalıdır.
Tespit edilen eksiklikler kayıt altına alınmalı ve giderilinceye kadar takip edilmelidir.
İDARİ PARA CEZASI TEK RİSK DEĞİLDİR
6331 sayılı Kanun’daki yükümlülüklere aykırılık hâlinde idari para cezaları uygulanabilir.
Ancak işveren açısından risk yalnızca idari para cezası değildir.
Bir iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında;
Ceza sorumluluğu,Maddi ve manevi tazminat,SGK rücu davaları,İşin durdurulması,Üretim kaybı,İtibar kaybı,Çalışan motivasyonunun bozulması
gibi sonuçlarla karşılaşılabilir.
En önemlisi ise telafisi mümkün olmayan can kayıpları ve kalıcı sağlık zararlarıdır.
İŞVERENLER BUGÜN NE YAPMALI?
Her işveren öncelikle kendi işyerinde şu sorulara cevap vermelidir:
İşyerinin NACE kodu ve tehlike sınıfı doğru mu?İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmeleri geçerli mi?Risk değerlendirmesi güncel ve işyerine özgü mü?Belirlenen önlemler uygulanmış mı?Acil durum planı güncel mi?Acil çıkışlar açık ve kullanılabilir mi?Tatbikatlar zamanında yapılmış mı?İlk yardımcılar ve destek elemanları yeterli mi?Çalışan eğitimleri işe ve riske uygun mu?Sağlık muayeneleri tamamlanmış mı?İş ekipmanlarının kontrolleri yapılmış mı?Kontrol raporlarındaki eksiklikler giderilmiş mi?Elektrik ve yangın sistemleri güvenli mi?Kişisel koruyucu donanımlar uygun mu?İş kazaları ve ramak kala olaylar inceleniyor mu?Uzman ve hekimin önerileri yerine getiriliyor mu?Çalışan temsilcisi sisteme aktif olarak katılıyor mu?Alt işverenlerle koordinasyon sağlanıyor mu?Acil durumlarda görevli kişiler görevlerini biliyor mu?İşyerindeki güvenlik kuralları gerçekten uygulanıyor mu?
Bu soruların herhangi birine “hayır” cevabı veriliyorsa, işyerinde giderilmesi gereken bir eksiklik bulunmaktadır.
İŞ GÜVENLİĞİ BİR BELGE İŞİ DEĞİLDİR
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki en önemli sorunlardan biri, sistemin çoğu zaman belge düzenine indirgenmesidir.
Risk değerlendirmesi hazırlanmış olabilir.
Eğitim formları imzalanmış olabilir.
Yangın tüpleri bulunabilir.
Uzman ve hekim görevlendirilmiş olabilir.
Ancak çalışan koruyucusuz makinede çalışıyorsa, acil çıkış kapalıysa, forklift ile yaya aynı alanda kontrolsüz hareket ediyorsa, elektrik panosunda tehlike varsa veya çalışan üretim baskısı nedeniyle güvenlik kurallarını uygulayamıyorsa, o işyerinde gerçek anlamda iş sağlığı ve güvenliği yoktur.
İş sağlığı ve güvenliğinin ölçüsü dosyaların kalınlığı değil, çalışanların ne kadar güvenli çalıştığıdır.
SONUÇ: SORUMLULUK DEVREDİLEMEZ
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin üzerinden uzun yıllar geçti.
Bu saatten sonra işverenlerin;
“Kanundan haberim yoktu.”
“Uzman söylemedi.”
“OSGB ilgileniyordu.”
“Çalışan kendisi dikkat etmedi.”
şeklindeki açıklamaları kabul edilebilir değildir.
İşveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak; riskleri önlemek, gerekli tedbirleri almak, uygulatmak, izlemek ve denetlemek zorundadır.
Uzman görevlendirmek, hekimden hizmet almak veya dışarıdan destek almak bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İş kazaları kader değildir.
Kazaların büyük bölümü önceden görülebilen, değerlendirilebilen ve uygun tedbirlerle önlenebilen olaylardır.
İş sağlığı ve güvenliği bir maliyet değil; insan hayatına, iş barışına, üretim sürekliliğine ve işletmenin geleceğine yapılan yatırımdır.
Önlem almak için bir çalışanın yaralanmasını veya yaşamını yitirmesini beklemek, iş güvenliği değildir.
Kazasız, sağlıklı ve güvenli çalışma günleri dileğiyle.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE ARTIK MAZERET DÖNEMİ BİTMELİ
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE ARTIK MAZERET DÖNEMİ BİTMELİ
6331 SAYILI KANUN KÂĞIT ÜZERİNDE DEĞİL, İŞYERİNDE UYGULANMALI
Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 2012 yılında kabul edilerek çalışma yaşamımıza girdi. Aradan geçen süre içerisinde Kanun’un bazı hükümleri farklı işyeri grupları bakımından ertelendi, uygulama tarihleri değiştirildi ve çok sayıda yönetmelik yayımlandı.
Bugün artık tartışılması gereken konu, Kanun’un ne zaman yürürlüğe girdiği değildir.
Asıl tartışılması gereken; işyerlerinde risklerin gerçekten belirlenip belirlenmediği, çalışanların korunup korunmadığı, işverenlerin kendilerine bildirilen önlemleri alıp almadığı ve iş sağlığı ve güvenliğinin günlük çalışma düzeninin bir parçası hâline getirilip getirilmediğidir.
Çünkü iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca bir uzmanla sözleşme yapmak, risk değerlendirmesi dosyası hazırlamak veya çalışanlara eğitim katılım formu imzalatmak değildir.
İş sağlığı ve güvenliği; çalışan daha tehlikeyle karşılaşmadan riski görmek, mümkünse tehlikeyi kaynağında ortadan kaldırmak, gerekli tedbirleri almak ve bu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını sürekli denetlemektir.
6331 sayılı Kanun’un açık yaklaşımı şudur:
Çalışanın sağlık ve güvenliğini sağlama sorumluluğu işverene aittir. Bu sorumluluk başka bir kişiye veya kuruluşa devredilemez.
Kanun; istisnaları dışında kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, işverenlere, işveren vekillerine, kamu çalışanlarına, özel sektör çalışanlarına, çıraklara ve stajyerlere uygulanmaktadır.
UZMAN GÖREVLENDİRMEK İŞVERENİN SORUMLULUĞUNU KALDIRMAZ
İşveren, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirebilir; Bakanlıkça yetkilendirilmiş Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinden veya Çalışan Sağlığı Merkezlerinden hizmet alabilir.
Gerekli koşulları taşıyan işveren, bazı hizmetleri kendisi de üstlenebilir.
Ancak hangi yöntem tercih edilirse edilsin, işverenin işyerindeki sağlık ve güvenliği sağlama sorumluluğu devam eder.
İşveren;
İşyerindeki risklerin belirlenmesinden,Önlemlerin alınmasından,Gerekli bütçenin ayrılmasından,Uygun ekipmanın temin edilmesinden,Çalışanların eğitilmesinden,Sağlık gözetiminin sağlanmasından,İş ekipmanlarının kontrol ettirilmesinden,Uzman ve hekimin önerilerinin uygulanmasından,İşyerindeki denetim sisteminin kurulmasından
sorumludur.
İş güvenliği uzmanı tehlikeyi belirler, eksiklikleri bildirir ve alınması gereken önlemler konusunda işverene rehberlik eder.
İşyeri hekimi, çalışanların sağlık gözetimini yürütür ve mesleki sağlık risklerini değerlendirir.
Fakat makine koruyucusunu yaptıracak, bozuk ekipmanı kullanımdan kaldıracak, çalışan sayısını artıracak, acil çıkışı açtıracak, eğitim için zaman ayıracak ve gerekli bütçeyi sağlayacak olan işverendir.
Bu nedenle işverenin;
“Ben OSGB’den hizmet alıyorum.”
“İş güvenliği uzmanım var.”
“Bütün sorumluluk uzmanındadır.”
şeklindeki yaklaşımı hukuken geçerli değildir.
Hizmet alınması, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İŞVERENİN GENEL YÜKÜMLÜLÜĞÜ NEDİR?
6331 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi, işverenin temel sorumluluğunu belirlemektedir.
İşveren;
Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak,Mesleki risklerin önlenmesi için gerekli çalışmaları yapmak,Eğitim ve bilgi verilmesini sağlamak,Gerekli organizasyonu kurmak,Araç ve gereçleri sağlamak,Alınan tedbirleri değişen şartlara uygun hâle getirmek,Mevcut sağlık ve güvenlik şartlarını sürekli iyileştirmek,Tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek,Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,Çalışana görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu dikkate almak,Yeterli eğitim ve talimat verilmeyen çalışanların tehlikeli alanlara girmesini önlemek
zorundadır.
Buradaki önemli nokta şudur:
İşveren yalnızca tedbir almakla değil, alınan tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını izlemek ve uygunsuzlukları gidermekle de yükümlüdür.
Bir işyerinde kişisel koruyucu donanım dağıtılmış fakat kullanılmıyorsa, işverenin görevi yalnızca teslim tutanağı düzenlemekle tamamlanmış sayılmaz.
İşveren, donanımın doğru kullanılmasını sağlamak ve bunu denetlemek zorundadır.
ÖNLEME İLKELERİNE UYULMALI
Kanun, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında belirli önleme ilkelerine uymasını öngörmektedir.
Buna göre öncelik sırası şu şekilde olmalıdır:
Risklerden kaçınmak,Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,Risklerle kaynağında mücadele etmek,İşi çalışanlara uygun hâle getirmek,Teknik gelişmelere uyum sağlamak,Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,Toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerinden önce yer vermek,Çalışanlara uygun talimatlar vermek.
Bu sıralama son derece önemlidir.
Örneğin yüksekten düşme riskinin bulunduğu bir işyerinde yalnızca emniyet kemeri verilmesi yeterli değildir. Öncelikle çalışma alanında korkuluk, güvenli platform ve düşmeyi önleyici toplu koruma sistemleri kurulmalıdır.
Kişisel koruyucu donanım, tehlikeyi ortadan kaldıran ilk çözüm değil, diğer önlemlerden sonra başvurulacak son koruma katmanıdır.
RİSK DEĞERLENDİRMESİ HER İŞYERİNDE ZORUNLUDUR
Çalışan sayısı veya işyerinin tehlike sınıfı ne olursa olsun, Kanun kapsamındaki işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılması gerekir.
Risk değerlendirmesi;
İşyerindeki tehlikelerin belirlenmesi,Bu tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilmesi,Risklerin kimleri etkileyebileceğinin belirlenmesi,Kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması,Önlemlerin uygulanması,Sonuçların izlenmesi
süreçlerini kapsar.
Risk değerlendirmesi hazırlanırken yalnızca işveren veya iş güvenliği uzmanının görüşü yeterli değildir.
İşveren veya işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, çalışan temsilcileri, destek elemanları ve işyerindeki tehlikeler konusunda bilgi sahibi çalışanlar çalışmaya katılmalıdır.
İşyeri dışından hizmet alınması, işverenin risk değerlendirmesi ekibine gerekli bilgi ve belgeleri sağlama sorumluluğunu kaldırmaz.
Risk değerlendirmesinde özellikle şu konular ele alınmalıdır:
İşyerinin bina ve eklentileri,Makine ve ekipmanlar,Elektrik tesisatı,Yangın ve patlama riskleri,Kimyasal maddeler,Fiziksel riskler,Biyolojik riskler,Ergonomik riskler,Elle taşıma işleri,Psikososyal riskler,Gece çalışması,Vardiya düzeni,Yalnız çalışma,Özel politika gerektiren çalışanlar,Engelli çalışanlar,Gebe veya emziren çalışanlar,Genç çalışanlar,Kronik hastalığı bulunan çalışanlar,Ziyaretçiler ve işyerindeki diğer kişiler.
Risk değerlendirmesi, işyerinin gerçek koşullarına göre hazırlanmalıdır.
Başka bir işyerine ait formun yalnızca unvanı değiştirilerek kullanılması, mevzuatın aradığı risk değerlendirmesi değildir.
Risk değerlendirmesi; işyerinin taşınması, bina veya eklentilerde değişiklik yapılması, teknoloji veya ekipmanın değişmesi, üretim yönteminin değişmesi, iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi ya da yeni bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde tamamen veya kısmen yenilenmelidir. Risk değerlendirmesinin usul ve esasları, ilgili yönetmelikle bütün 6331 kapsamındaki işyerleri için düzenlenmiştir.
RİSK DEĞERLENDİRMESİ YAPILMIŞ OLMASI YETERLİ DEĞİLDİR
İşyerlerinde sık karşılaşılan temel sorunlardan biri, risk değerlendirmesinin hazırlanmasının yeterli görülmesidir.
Oysa risk değerlendirmesinde belirlenen önlemler için;
Sorumlu kişi,Yapılacak işlem,Tamamlanma süresi,Gerekli kaynak,Öncelik derecesi,Kontrol tarihi
belirlenmelidir.
Risk değerlendirmesinde “elektrik panoları uygun hâle getirilmeli” yazılıp aylarca hiçbir işlem yapılmıyorsa, risk değerlendirmesi amacına ulaşmamış demektir.
Belge hazırlamak değil, belirlenen riski ortadan kaldırmak esastır.
ACİL DURUM PLANI HAZIRLANMALI
İşveren, çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanları ve çevre şartlarını dikkate alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirmek zorundadır.
Acil durum planında;
Yangın,Patlama,Doğal afet,Kimyasal sızıntı,Gaz kaçağı,Zehirlenme,Sabotaj,Su baskını,Elektrik kaynaklı olaylar,Tahliye gerektiren diğer durumlar
değerlendirilmelidir.
Plan içerisinde;
Acil çıkışlar,Kaçış yolları,Toplanma alanları,Yangınla mücadele görevlileri,Arama, kurtarma ve tahliye görevlileri,İlk yardım görevlileri,Acil iletişim numaraları,Elektrik, gaz ve diğer enerji kaynaklarının kesilme yöntemleri,Özel desteğe ihtiyaç duyan kişilerin tahliyesi,Çalışanların görev ve sorumlulukları
açıkça belirlenmelidir.
Acil durum planının hazırlanması, yalnızca duvara bir tahliye krokisi asmak değildir. Çalışanların planı bilmesi ve uygulayabilmesi gerekir. Acil durum planlarının hazırlanması, görevlendirilecek çalışanların belirlenmesi ve acil durumların güvenli biçimde yönetilmesi ayrı bir yönetmelikle düzenlenmiştir.
TATBİKATLAR GERÇEKÇİ YAPILMALI
Acil durum tatbikatlarının amacı fotoğraf çekmek veya tutanak hazırlamak değildir.
Tatbikat sırasında;
Alarmın duyulup duyulmadığı,Çalışanların doğru çıkışı kullanıp kullanmadığı,Tahliye süresi,Toplanma alanındaki sayım,Görevlilerin görevlerini bilip bilmediği,Acil çıkışların kullanılabilirliği,Panik veya iletişim sorunu yaşanıp yaşanmadığı
değerlendirilmelidir.
Tatbikat sonrasında aksaklıklar raporlanmalı ve acil durum planı buna göre güncellenmelidir.
YANGIN TEDBİRLERİ GÖRÜNÜR VE KULLANILABİLİR OLMALI
İşverenler yangınla mücadele konusunda yalnızca yangın söndürme cihazı bulundurmakla yetinmemelidir.
Kontrol edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Yangın tüplerinin doluluk ve kontrol tarihleri,Uygun söndürücü türünün seçilmesi,Cihazların görünür ve erişilebilir olması,Yangın dolaplarının çalışır durumda bulunması,Acil çıkışların kilitli olmaması,Kaçış yollarının malzemelerle kapatılmaması,Acil yönlendirme levhaları,Acil aydınlatma sistemleri,Elektrik panolarının önü,Yanıcı maddelerin depolanması,Sigara kullanım alanları,Sıcak çalışma izinleri,Yangın algılama ve alarm sistemleri.
Yangın çıkışının önüne malzeme koymak veya acil çıkış kapısını güvenlik gerekçesiyle kilitlemek, çalışanların yaşamını doğrudan riske atan ciddi bir uygunsuzluktur.
DESTEK ELEMANLARI GÖREVLENDİRİLMELİ
İşveren, acil durumlarla mücadele için uygun donanıma ve yeterli eğitime sahip çalışanları görevlendirmelidir.
Bu kişiler;
Yangınla mücadele,Arama, kurtarma ve tahliye,İlk yardım
konularında belirlenmelidir.
Görevlendirilen kişilerin isimleri çalışanlara duyurulmalı, görev değişikliği veya işten ayrılma durumlarında listeler güncellenmelidir.
Görevlendirme yalnızca kâğıt üzerinde yapılmamalı; kişilerin eğitimleri, görevleri ve kullanacakları ekipmanlar tamamlanmalıdır.
İlk yardımcı olarak görevlendirilen çalışanların yetkili kuruluşlardan geçerli ilk yardım eğitimi almış olması gerekir.
İŞE GİRİŞ VE PERİYODİK SAĞLIK MUAYENELERİ YAPILMALI
İşveren, çalışanların işyerinde maruz kalacağı sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmasını sağlamak zorundadır.
Sağlık muayenesi;
İşe girişte,İş değişikliğinde,İş kazası veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalardan sonra işe dönüşte talep edilmesi hâlinde,İşin devamı süresince mevzuatta belirlenen aralıklarla
yapılmalıdır.
Çalışanın yapacağı işe sağlık yönünden uygun olup olmadığı değerlendirilmeden işe başlatılması ciddi bir risktir.
Özellikle;
Gece çalışanlar,Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar,Kimyasallara maruz kalanlar,Gürültülü ortamda çalışanlar,Yüksekte çalışanlar,Forklift ve iş makinesi kullananlar,Gıda ile temas eden çalışanlar,Özel politika gerektiren çalışanlar
işin niteliğine uygun sağlık gözetiminden geçirilmelidir.
Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları esas olarak işyeri hekiminden alınır. Elli kişiden az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerlerinde ise kamu sağlık hizmeti sunucuları veya aile hekimlerinden de rapor alınabilmektedir.
Ancak raporun kim tarafından düzenlendiğinden önce, çalışanın yaptığı işin ve maruz kaldığı risklerin doğru değerlendirilmesi gerekir.
SAĞLIK BİLGİLERİNİN GİZLİLİĞİ KORUNMALI
Sağlık gözetimi nedeniyle elde edilen bilgiler özel nitelikli kişisel veridir.
Bu bilgiler;
Yetkisiz kişilerle paylaşılmamalı,Personelin görebileceği yerde bırakılmamalı,Çalışanın hastalığı işyeri içerisinde açıklanmamalı,Yalnızca görev gereği erişmesi gereken kişilerce kullanılmalıdır.
İşveren, sağlık gözetiminin maliyetini çalışana yansıtamaz.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ İŞE BAŞLAMADAN VERİLMELİ
Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi işverenin temel yükümlülüklerinden biridir.
Eğitimler;
İşe başlamadan önce,Çalışma yeri değiştiğinde,Yapılan iş değiştiğinde,İş ekipmanı değiştiğinde,Yeni teknoloji uygulandığında,Yeni veya değişen riskler ortaya çıktığında
verilmeli veya yenilenmelidir.
Eğitimler, çalışanın yaptığı işe ve karşılaşacağı gerçek risklere uygun olmalıdır.
Market çalışanına yalnızca genel iş güvenliği anlatılması yeterli değildir. Çalışanın görevine göre;
Kesici alet kullanımı,Et kıyma ve dilimleme makineleri,Transpalet kullanımı,Yük kaldırma ve taşıma,Soğuk hava depoları,Kaygan zeminler,Raf yerleştirme,Kimyasal temizlik ürünleri,Elektrik güvenliği,Yangın ve tahliye,Müşteri şiddeti ve psikososyal riskler
konusunda da eğitim verilmelidir.
Eğitimlerin maliyeti çalışana yüklenemez. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır.
İmza listesi bulunması tek başına eğitimin verildiğini ispatlamaya yetmeyebilir. Eğitim içeriğinin, süresinin, eğiticinin, katılımcıların ve değerlendirme sonuçlarının kayıt altına alınması gerekir.
ÇALIŞANA İŞE ÖZEL TALİMAT VERİLMELİ
Genel eğitimlerin yanında çalışanlara kullandıkları makine, ekipman ve yaptıkları iş konusunda yazılı ve uygulamalı talimatlar verilmelidir.
Örneğin;
Forklift kullanma talimatı,Et kıyma makinesi kullanma talimatı,Soğuk oda çalışma talimatı,Kimyasal madde kullanım talimatı,Elektrik panosuna müdahale yasağı,Yüksekte çalışma talimatı,Merdiven kullanım talimatı,Temizlik makinesi kullanım talimatı
işyerinin faaliyetlerine göre hazırlanmalıdır.
Talimatlar çalışanların anlayabileceği dilde olmalıdır.
MESLEKİ EĞİTİM GEREKTİREN İŞLERDE BELGESİZ ÇALIŞAN GÖREVLENDİRİLMEMELİ
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta bulunan işlerde, yapılacak işe ilişkin mesleki eğitim belgesi bulunmayan çalışanların görevlendirilmemesi gerekir.
Operatörlük, elektrik işleri, kaynak, bakım-onarım, yapı işleri ve benzeri faaliyetlerde çalışanın yalnızca işi fiilen biliyor olması yeterli değildir.
Mevzuatın aradığı eğitim ve belge şartları sağlanmalıdır.
İŞ EKİPMANLARININ PERİYODİK KONTROLLERİ YAPTIRILMALI
İşyerlerinde kullanılan makine, araç, tesis ve ekipmanların güvenli olması işverenin sorumluluğundadır.
Periyodik kontrole tabi olabilecek başlıca ekipmanlar arasında;
Forkliftler,Transpaletler,Yük platformları,Vinçler,Caraskallar,Kaldırma araçları,Kompresörler,Hava tankları,Basınçlı kaplar,Kazanlar,Elektrik tesisatı,Topraklama tesisatı,Paratoner,Yangın tesisatı,Havalandırma ve klima sistemleri,Otomatik kapılar,Jeneratörler,Makine koruyucuları
bulunmaktadır.
İş ekipmanlarının kullanımındaki asgari sağlık ve güvenlik koşulları ilgili yönetmelikle bütün Kanun kapsamındaki işyerleri için düzenlenmiştir.
Periyodik kontrol raporu bulunması tek başına yeterli değildir.
Raporda tespit edilen eksikliklerin giderilmesi gerekir.
“Kullanılması uygun değildir” veya “eksikler giderildikten sonra kullanılabilir” şeklinde raporlanan bir ekipmanın çalıştırılmaya devam edilmesi ciddi bir işveren sorumluluğu doğurabilir.
Kontrol yapılması, bakım yapılması anlamına gelmez. İşveren hem periyodik kontrolleri yaptırmalı hem de üretici talimatlarına uygun bakım sistemini kurmalıdır.
MAKİNE KORUYUCULARI DEVRE DIŞI BIRAKILMAMALI
Makine koruyucularının üretimi yavaşlattığı veya işi zorlaştırdığı gerekçesiyle sökülmesi, açık bırakılması ya da sensörlerin iptal edilmesi kabul edilemez.
İşveren;
Hareketli parçaları,Döner aksamları,Kesici yüzeyleri,Sıkışma noktalarını,Ezilme ve kapılma alanlarını
uygun koruyucularla güvenli hâle getirmelidir.
Arızalı, koruyucusuz veya güvenlik sistemi devre dışı bırakılmış makineler kullanılmamalıdır.
ELEKTRİK GÜVENLİĞİ İHMAL EDİLMEMELİ
Elektrik panoları ve tesisatları işyerlerinin temel risk alanlarından biridir.
İşverenler özellikle şu konuları kontrol etmelidir:
Panoların kapalı ve kilitli olması,Pano önlerinin boş bırakılması,Kaçak akım röleleri,Uygun sigorta sistemi,Topraklama,Açık kablolar,Hasarlı priz ve fişler,Uygunsuz uzatma kabloları,Islak alanlarda elektrik güvenliği,Yetkisiz kişilerin müdahalesi,Termal kontroller,Acil kesme sistemleri.
Elektrik işlerine yalnızca yetkili ve ehil kişilerin müdahale etmesi sağlanmalıdır.
KİMYASAL MADDELER KONTROLSÜZ KULLANILMAMALI
Temizlik ve dezenfeksiyon ürünleri dâhil bütün kimyasalların riskleri değerlendirilmelidir.
İşveren;
Kimyasalların etiketli olmasını,Güvenlik bilgi formlarının bulunmasını,Birbirleriyle reaksiyona girecek ürünlerin ayrı tutulmasını,Uygun depolamayı,Doğru seyreltme oranlarını,Havalandırmayı,Kişisel koruyucu donanımı,Çalışan eğitimini,Dökülme ve sızıntı müdahalesini
sağlamalıdır.
Kimyasal ürünlerin içecek şişelerinde veya etiketsiz kaplarda tutulması kesinlikle önlenmelidir.
KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM UYGUN SEÇİLMELİ
Kişisel koruyucu donanım;
İşe uygun,Çalışana uygun ölçüde,Birbiriyle uyumlu,CE işaretli,Kullanılabilir durumda,Ücretsiz
olmalıdır.
Yalnızca çalışanlara teslim edilmesi yeterli değildir.
Çalışanlara;
Nasıl kullanılacağı,Nerede kullanılacağı,Nasıl temizleneceği,Ne zaman değiştirileceği,Nerede saklanacağı
öğretilmelidir.
İşveren, donanımın kullanılıp kullanılmadığını denetlemelidir.
ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ BELİRLENMELİ
İşveren, çalışanların görüşlerini almak ve iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katılımlarını sağlamak amacıyla çalışan temsilcisi belirlemelidir.
Çalışan temsilcisi;
İşyerindeki çalışmaları izleyebilir,Tedbir alınmasını isteyebilir,Önerilerde bulunabilir,Çalışanların görüşlerini işverene iletebilir,Risk değerlendirmesi ve önleme çalışmalarına katılabilir.
Çalışan temsilcisinin görevini yerine getirmesi nedeniyle hakları kısıtlanamaz.
Temsilci belirlenmiş fakat çalışanlara duyurulmamışsa, sistemin katılım boyutu eksik kalır.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU ETKİN ÇALIŞMALI
Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması gerekir.
Kurul;
İş kazalarını,Ramak kala olayları,Risk değerlendirmesini,Acil durumları,Eğitimleri,Sağlık gözetimini,Periyodik kontrolleri,Çalışan önerilerini,Uzman ve hekim tespitlerini,Düzeltici faaliyetleri
düzenli olarak değerlendirmelidir.
Kurul kararlarında;
Yapılacak işlem,Sorumlu kişi,Tamamlanma tarihi,Sonuç
açıkça yazılmalıdır.
Kurul defterinin imzalanması yeterli değildir. Alınan kararların uygulanması ve takip edilmesi gerekir.
RAMAK KALA OLAYLAR KAYIT ALTINA ALINMALI
İşveren yalnızca yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarını değil, çalışan veya iş ekipmanının zarara uğramadığı ancak zarara uğrama ihtimalinin bulunduğu ramak kala olayları da incelemelidir.
Örneğin;
Raftan çalışanın yanına ürün düşmesi,Forkliftin yayaya çarpmaktan son anda kurtulması,Elektrik panosunda kıvılcım çıkması,Zeminde kayıp düşme tehlikesi yaşanması,Soğuk oda kapısının içeriden açılmaması,Rafın devrilmeye yaklaşması
ramak kala olay olarak kayıt altına alınmalıdır.
Her ramak kala olay, daha ağır bir kazanın önceden verdiği uyarıdır.
İŞ KAZALARI SÜRESİNDE BİLDİRİLMELİ
İşveren, bütün iş kazalarını kayıt altına almak ve gerekli incelemeyi yapmak zorundadır.
İş kazaları, kazanın meydana gelmesinden sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmelidir.
Meslek hastalıkları ise işveren tarafından öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günü içerisinde SGK’ye bildirilmelidir.
Kazanın sağlık kuruluşu veya kolluk tarafından kayda geçirilmiş olması, işverenin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Ayrıca kaza sonrasında yalnızca bildirim yapmak yeterli değildir.
Kazanın;
Kök nedeni,Organizasyon eksikliği,Eğitim durumu,Makine veya ekipman etkisi,Gözetim eksikliği,Çalışma yöntemi,Önceki uyarılar
incelenmeli ve benzer olayların tekrarını önleyecek tedbirler alınmalıdır.
CİDDİ VE YAKIN TEHLİKEDE ÇALIŞMA DURDURULMALI
Çalışanların ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde gerekli tedbirler derhâl alınmalıdır.
Çalışanlar, ciddi ve yakın tehlike bulunduğunda iş sağlığı ve güvenliği kuruluna; kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve tedbir alınmasını isteyebilir.
Tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda çalışanlar, güvenli bir yere geçmek üzere çalışma yerini terk edebilir.
İşveren, çalışanların ciddi ve yakın tehlike altında çalışmaya devam etmesini isteyemez.
ÇALIŞANLARIN DA YÜKÜMLÜLÜKLERİ VARDIR
İş sağlığı ve güvenliği yalnızca işverenin tek yönlü faaliyeti değildir.
Çalışanlar da aldıkları eğitim ve talimatlara uygun hareket etmek zorundadır.
Çalışan;
Makine ve ekipmanları kurallara uygun kullanmalı,Güvenlik donanımlarını çıkarmamalı,Kişisel koruyucu donanımları kullanmalı,Ciddi ve yakın tehlikeyi bildirmeli,Eksikliklerin giderilmesi için işveren ve uzmanla iş birliği yapmalı,Kendisinin ve diğer çalışanların güvenliğini tehlikeye atmamalıdır.
Ancak çalışanın yükümlülüğünün bulunması, işverenin güvenli çalışma ortamı sağlama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
ASIL İŞVEREN VE ALT İŞVERENLER KOORDİNASYON SAĞLAMALI
Aynı işyerinde birden fazla işverenin faaliyet göstermesi hâlinde tarafların iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını koordine etmesi gerekir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde;
Riskler paylaşılmalı,Çalışma alanları belirlenmeli,Çalışanların eğitimleri kontrol edilmeli,Acil durum planları uyumlu olmalı,Kullanılacak ekipmanlar denetlenmeli,Çalışma izin sistemi kurulmalı,Kurul kararları alt işverenlere bildirilmelidir.
Hizmet alınan temizlik, güvenlik, bakım, taşıma veya teknik servis çalışanlarının işyerindeki risklerden habersiz bırakılması kabul edilemez.
İŞYERİ DIŞINDAN GELENLER DE BİLGİLENDİRİLMELİ
İşveren, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlara ve onların işverenlerine, işyerindeki sağlık ve güvenlik riskleri hakkında gerekli bilgileri vermelidir.
Servis elemanları, taşeronlar, bakım ekipleri, ziyaretçiler ve geçici çalışanlar da işyerindeki tehlikelerden etkilenebilir.
Bu kişilere;
Acil çıkışlar,Yasak alanlar,Kişisel koruyucu donanım gereklilikleri,Çalışma izinleri,Yangın ve tahliye düzeni
anlatılmalıdır.
ÖZEL POLİTİKA GEREKTİREN ÇALIŞANLAR KORUNMALI
Risk değerlendirmesi ve görev dağılımında;
Gebe çalışanlar,Emziren çalışanlar,Engelli çalışanlar,Genç çalışanlar,Yaşlı çalışanlar,Kronik hastalığı bulunanlar,Meslek hastalığı riski taşıyanlar
özel olarak değerlendirilmelidir.
İşveren herkese aynı işi vermek yerine, çalışanın sağlık durumu ile işin riskleri arasındaki uyumu gözetmelidir.
İSG HİZMETİ İÇİN ZAMAN VE İMKÂN SAĞLANMALI
İşveren, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin görevlerini yerine getirebilmesi için;
Yeterli çalışma süresi,Uygun çalışma alanı,Araç ve gereç,Belgelere erişim,Çalışanlarla görüşme imkânı,Saha inceleme imkânı
sağlamak zorundadır.
Uzman veya hekimin yalnızca ay sonunda evrak imzalaması, mevzuatın amaçladığı hizmet değildir.
Görevlendirilen kişilerin işyerini tanıması, riskleri yerinde görmesi ve alınan önlemleri takip etmesi gerekir.
UZMAN VE HEKİMİN YAZILI BİLDİRİMLERİ YERİNE GETİRİLMELİ
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, işyerindeki eksiklik ve aksaklıkları işverene yazılı olarak bildirir.
İşveren, mevzuata uygun olarak bildirilen tedbirleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Özellikle yangın, patlama, göçme, elektrik çarpması, toksik madde maruziyeti veya benzeri hayati tehlike oluşturan durumların giderilmemesi ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.
Kanun, ciddi ve yakın tehlikelerin bildirilmemesi hâlinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin belgeleri bakımından da yaptırımlar öngörmektedir.
Ancak uzman veya hekimin bildirimde bulunması, işverenin tedbiri uygulama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
KAYITLAR DÜZENLİ TUTULMALI
İşverenler aşağıdaki belge ve kayıtların güncel olmasını sağlamalıdır:
İş güvenliği uzmanı görevlendirmesi,İşyeri hekimi görevlendirmesi,Risk değerlendirmesi,Acil durum planı,Tahliye krokileri,Tatbikat kayıtları,Eğitim kayıtları,Sağlık muayeneleri,Çalışan temsilcisi belgeleri,Destek elemanı görevlendirmeleri,Kurul kararları,Periyodik kontrol raporları,Bakım kayıtları,İş kazası kayıtları,Ramak kala kayıtları,Kişisel koruyucu donanım kayıtları,Uzman ve hekim tespitleri,Düzeltici faaliyet takipleri.
Ancak iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin amacı dosya sayısını artırmak değildir.
Belgeler, sahadaki uygulamayı gösterebildiği ölçüde anlamlıdır.
İŞYERİNDE İSG DENETİMİ SÜREKLİ OLMALI
İşverenin yükümlülüğü yılda bir kez kontrol yaptırmakla sınırlı değildir.
İşyerinde düzenli olarak;
Saha denetimleri,Günlük açılış ve kapanış kontrolleri,Makine kontrol listeleri,Yangın kontrolleri,Temizlik ve düzen kontrolleri,Depo güvenliği,Raf güvenliği,Soğuk oda kontrolleri,Elektrik panosu kontrolleri,Acil çıkış kontrolleri
yapılmalıdır.
Tespit edilen eksiklikler kayıt altına alınmalı ve giderilinceye kadar takip edilmelidir.
İDARİ PARA CEZASI TEK RİSK DEĞİLDİR
6331 sayılı Kanun’daki yükümlülüklere aykırılık hâlinde idari para cezaları uygulanabilir.
Ancak işveren açısından risk yalnızca idari para cezası değildir.
Bir iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında;
Ceza sorumluluğu,Maddi ve manevi tazminat,SGK rücu davaları,İşin durdurulması,Üretim kaybı,İtibar kaybı,Çalışan motivasyonunun bozulması
gibi sonuçlarla karşılaşılabilir.
En önemlisi ise telafisi mümkün olmayan can kayıpları ve kalıcı sağlık zararlarıdır.
İŞVERENLER BUGÜN NE YAPMALI?
Her işveren öncelikle kendi işyerinde şu sorulara cevap vermelidir:
İşyerinin NACE kodu ve tehlike sınıfı doğru mu?İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmeleri geçerli mi?Risk değerlendirmesi güncel ve işyerine özgü mü?Belirlenen önlemler uygulanmış mı?Acil durum planı güncel mi?Acil çıkışlar açık ve kullanılabilir mi?Tatbikatlar zamanında yapılmış mı?İlk yardımcılar ve destek elemanları yeterli mi?Çalışan eğitimleri işe ve riske uygun mu?Sağlık muayeneleri tamamlanmış mı?İş ekipmanlarının kontrolleri yapılmış mı?Kontrol raporlarındaki eksiklikler giderilmiş mi?Elektrik ve yangın sistemleri güvenli mi?Kişisel koruyucu donanımlar uygun mu?İş kazaları ve ramak kala olaylar inceleniyor mu?Uzman ve hekimin önerileri yerine getiriliyor mu?Çalışan temsilcisi sisteme aktif olarak katılıyor mu?Alt işverenlerle koordinasyon sağlanıyor mu?Acil durumlarda görevli kişiler görevlerini biliyor mu?İşyerindeki güvenlik kuralları gerçekten uygulanıyor mu?
Bu soruların herhangi birine “hayır” cevabı veriliyorsa, işyerinde giderilmesi gereken bir eksiklik bulunmaktadır.
İŞ GÜVENLİĞİ BİR BELGE İŞİ DEĞİLDİR
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki en önemli sorunlardan biri, sistemin çoğu zaman belge düzenine indirgenmesidir.
Risk değerlendirmesi hazırlanmış olabilir.
Eğitim formları imzalanmış olabilir.
Yangın tüpleri bulunabilir.
Uzman ve hekim görevlendirilmiş olabilir.
Ancak çalışan koruyucusuz makinede çalışıyorsa, acil çıkış kapalıysa, forklift ile yaya aynı alanda kontrolsüz hareket ediyorsa, elektrik panosunda tehlike varsa veya çalışan üretim baskısı nedeniyle güvenlik kurallarını uygulayamıyorsa, o işyerinde gerçek anlamda iş sağlığı ve güvenliği yoktur.
İş sağlığı ve güvenliğinin ölçüsü dosyaların kalınlığı değil, çalışanların ne kadar güvenli çalıştığıdır.
SONUÇ: SORUMLULUK DEVREDİLEMEZ
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin üzerinden uzun yıllar geçti.
Bu saatten sonra işverenlerin;
“Kanundan haberim yoktu.”
“Uzman söylemedi.”
“OSGB ilgileniyordu.”
“Çalışan kendisi dikkat etmedi.”
şeklindeki açıklamaları kabul edilebilir değildir.
İşveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak; riskleri önlemek, gerekli tedbirleri almak, uygulatmak, izlemek ve denetlemek zorundadır.
Uzman görevlendirmek, hekimden hizmet almak veya dışarıdan destek almak bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İş kazaları kader değildir.
Kazaların büyük bölümü önceden görülebilen, değerlendirilebilen ve uygun tedbirlerle önlenebilen olaylardır.
İş sağlığı ve güvenliği bir maliyet değil; insan hayatına, iş barışına, üretim sürekliliğine ve işletmenin geleceğine yapılan yatırımdır.
Önlem almak için bir çalışanın yaralanmasını veya yaşamını yitirmesini beklemek, iş güvenliği değildir.
Kazasız, sağlıklı ve güvenli çalışma günleri dileğiyle.