Hava Durumu

FINDIĞA 255 LİRA  

Yazının Giriş Tarihi: 09.08.2026 12:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.08.2026 08:53

FINDIĞA 255 LİRA

Giresun kalite fındığa 255 lira verildi. Bu fiyat üreticinin maliyetini karşılamadı, enflasyonun gerisinde kaldı, çaya yapılan artıştan bile düşük tutuldu. TMO’nun kaç ton alacağı da açıklanmadı. Üretici, bir kez daha tüccarın insafına bırakıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı kabuklu fındık alım fiyatını 6 Ağustos’ta internet sitesinden duyurdu.

Giresun kalite 255 lira.

Levant kalite 250 lira.

Hepsi bu.

Karadenizlinin karşısına çıkıp bu rakamı anlatan yok.

Üreticinin yüzüne bakıp 255 lirayı savunan yok. Açıklamada TMO’nun kaç ton fındık alacağı da yok.

Oysa 2019’da fındık fiyatını Cumhurbaşkanı açıklıyordu. 2022’de Ordu meydanında yine Cumhurbaşkanı konuşuyor, fiyatı “müjde” diye veriyor, TMO’nun hazır olduğunu söylüyordu.

2026’da Karadenizliye bir bakanlık duyurusu yeterli görüldü.

İktidarın seçimlerde en yüksek desteği aldığı bölgelerin başında Karadeniz geliyor. Oy isterken meydan meydan dolaşılan, “fındığın hakkını biz koruruz” denilen üretici; fiyat açıklanırken internet sitesine havale edildi.

Bu yalnızca bir iletişim tercihi değildir. Bu, üreticiye verilen siyasi değerin de göstergesidir.

Üstelik açıklanan 255 lira, fındık üreticisinde müjde değil, hüsran yarattı.

255 LİRA ÜRETİCİYE NE GETİRECEK?

Geçen yıl Giresun kalite fındık 200 liraydı.

Bu yılki artış yüzde 27,5.

Temmuz 2026’da yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75.

Tarımsal girdi enflasyonu ise son açıklanan veride yüzde 36,65.

Gübredeki yıllık artış yüzde 63,56, enerji ve yağlayıcılardaki artış yüzde 40,75.

Fındık fiyatı yüzde 27,5 arttı; üreticinin temel giderleri bunun çok üzerinde yükseldi.

Geçen yılki 200 lira yalnızca tüketici enflasyonu kadar artırılsaydı 263,50 lira olacaktı.

Tarımsal girdi enflasyonu uygulansaydı 273,30 liraya çıkacaktı.

255 lira daha baştan geçen yılın alım gücünü bile korumuyor.

Maliyet tarafı daha ağır.

Giresun Valiliğinin 2026 işçilik ve patoz tarifeleri esas alınarak hazırlanan çalışmada, dekardan 100 kilogram fındık alınan bir bahçede doğrudan nakit maliyet kilogram başına 233,33 lira çıkıyor. Aile emeği, arazi, amortisman ve sermaye gideri eklendiğinde maliyet 305,29 liraya yükseliyor.

Verim 120 kilograma çıktığında bile tam maliyet 272,52 lira.

255 lira üreticiye ne getiriyor?

Dekardan 100 kilogram ürün alan çiftçinin brüt geliri 25 bin 500 lira. Nakit masrafını ödedikten sonra elinde 2 bin 167 lira kalıyor. Ailesinin emeği, bahçesinin değeri ve üretime bağladığı para da hesaba katıldığında dekarda 5 bin 29 lira açık veriyor.

120 kilogram verimde de tam maliyet karşılanmıyor; açık 2 bin 102 lira.

Yani 255 lira, iyi verim alınan bahçede bazı faturaları öder. Üreticinin emeğini ödemez. Bahçeyi yenileyecek para bırakmaz. Gelecek yılın gübresini, ilacını ve bakımını güvenceye almaz.

ÇAYA VERİLEN ARTIŞ FINDIĞA VERİLMEDİ

Karşılaştırma için uzağa gitmeye gerek yok. Aynı Bakanlık 2025’te 25,44 lira olan yaş çay fiyatını 2026’da 35 liraya çıkardı.

Artış yüzde 37,6.

Aynı oran geçen yılki 200 liralık Giresun kalite fındığa uygulansaydı yeni fiyat 275,16 lira olacaktı.

Fındık üreticisine 255 lira verildi.

Aradaki fark kilogram başına 20,16 lira.

On ton fındıkta 201 bin 600 lira.

Aynı ülkenin, aynı bölgenin, aynı Bakanlığın iki üreticisi arasında bu fark neden var?

Fındık üreticisinin gübresi daha mı ucuz?

İşçisi daha mı ucuz?

Eğimi mi azaldı?

Patozu, taşıması, kurutması bedava mı oldu?

Hiçbiri olmadı.

Fındığa çaya yapılan artış bile verilmedi.

TMO FİYATI AÇIKLADI, ALACAĞI FINDIĞI AÇIKLAMADI

TMO’nun fiyatı tek başına piyasayı düzenlemez. Piyasayı düzenleyen, o fiyatın arkasındaki alım gücüdür.

Bakanlığın duyurusunda TMO’nun kaç ton fındık alacağı yazmıyor.

Deposu ne kadar açık olacak, randevular ne kadar sürecek, üreticinin kaçta kaçı ürününü TMO’ya verebilecek; belli değil.

TMO sınırlı alırsa 255 lira kâğıt üzerinde kalır.

Borcu olan, hasat masrafını ödeyecek parası bulunmayan üretici bekleyemez. Fındığını kapısına gelen tüccara verir.

Sonra fiyatı kim belirler?

Ağam, paşam, sayın tüccar fındığa neyi uygun görürse artık…

Türkiye’nin bir zamanlar üretici adına piyasaya giren Fiskobirlik’i vardı. 2006’da Fiskobirlik’in mali sıkıntıları ve 2005 ürünü borçları gerekçe gösterildi; Bakanlar Kurulu TMO’yu fındık alımıyla görevlendirdi. O tarihten sonra piyasanın kamusal referansı TMO oldu, üreticinin kendi birliği müdahale gücünü kaybetti.

O dönemde Giresun AKP Milletvekili olan Nurettin Canikli, Fiskobirlik’in eski ürün borcunu “birliğin kendi sorunu” diye tarif eden hükümet çizgisinin en güçlü savunucularındandı.

Fiskobirlik’i bir milletvekili tek başına bitirmedi. Ancak Canikli’nin savunduğu siyasi tercih, üreticinin birliğini ayağa kaldırmak yerine onu piyasanın dışına itti.

Sonuç ortada: Fiskobirlik bugün fındık fiyatını belirleyen, tüccarın karşısında üreticiyi koruyan güçlü bir müdahale kurumu değil.

Üreticinin örgütlü alıcısını etkisizleştirip TMO’nun alım miktarını da açıklamazsanız, piyasayı tüccara teslim edersiniz.

FERRERO GÜÇLÜ ALIM YAPMAZSA…

İşin trajikomik tarafı burada başlıyor.

Türkiye dünyanın en büyük fındık üreticisi. Fakat piyasayı dengeleyecek yerli ve üreticiye ait güçlü bir kurum kalmadığı için gözler Nutella’nın sahibi Ferrero’ya çevriliyor.

Rekabet Kurulunun 2024-2026 dönemini kapsayan kararı, Ferrero’ya müdahale referans fiyatının altında alım yapmama, sezonda 100 bin tonu aşmama ve belirli dönemde asgari miktarda fındık alma yükümlülüğü getiriyor.

Bu karar bile piyasanın ne kadar dar bir alıcı yapısına sıkıştığını gösteriyor.

TMO kaç ton alacağını söylemiyor. Fiskobirlik piyasayı düzenleyecek güçte değil. Geriye, büyük tüccarlar ile Ferrero’nun alım iştahı kalıyor.

Ferrero piyasaya güçlü girmezse fiyatı kim tutacak?

Türkiye’nin fındık piyasasını, yabancı bir çikolata şirketinin ne kadar mal almak istediğine bağımlı hâle getirmek başarı değil, tarım politikasının iflasıdır.

Üstelik daha ürün dalına gelmeden, Ocak 2026’da yeni mahsul kabuklu fındığın kilogram başına 6,25 dolardan Avrupa’ya alivre satıldığı bilgisi sektörde konuşuldu. Bu işlemin sözleşmesi, tarafları ve miktarı kamuoyuna açıklanmadığı için doğrulanmış şirket satışı olarak sunulamaz. Ancak 6 Ağustos kuru üzerinden 6,25 dolar yaklaşık 297,50 liraya karşılık geliyor.

Gerçekleşmiş ihracat verisi de aynı yönü gösteriyor. Türkiye, 1 Eylül 2025 ile 30 Haziran 2026 arasında 169 bin 480 ton iç fındıktan 2 milyar 216 milyon dolar gelir elde etti. Ortalama ihracat değeri kilogram başına 13,08 dolar. Bunun 50 randıman kabuklu fındık karşılığı yaklaşık 6,54 dolar; 6 Ağustos kuruyla yaklaşık 311 lira.

İhracatçı bu tutarın tamamını üreticiye tabiki vermeyecektir.. Kırma, fire, seçme, depolama, finansman, nakliye ve kâr payı vardır.

Tüccarın kârını düşünmesi ticaretin gereğidir.

Üreticinin payını savunacak kurum ise ortada yok.

255 LİRA YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL, KARADENİZ KÖYÜNÜ VURACAK

Fındık Karadeniz’de yalnızca bir ürün değildir. Köyün nüfusudur. Esnafın cirosudur. Çocuğun okul parasıdır. Evin tamiridir. Düğündür. Bir sonraki yılın geçimidir.

Üretici maliyetini karşılayamazsa önce gübreyi azaltır, sonra bakımı erteler. Bahçe yaşlanır, verim düşer. Gençler köyde kalmaz. Fındık geçim kaynağı olmaktan çıkar, yılda bir kez uğranılan miras bahçesine dönüşür.

Bugün 255 liranın yaratacağı sonuç budur: Karadeniz köylüsünü üretimden soğutmak, fındık tarımını birkaç büyük alıcının ucuz ham madde düzenine bırakmak.

Bunun sosyal sonucu köylerin boşalmasıdır.

Ekonomik sonucu üretimin zayıflamasıdır.

Siyasi sonucu da Karadenizlinin kendisine verilen değeri yeniden sorgulamasıdır.

Yıllardır yüksek oy aldığı Karadeniz’e iktidarın verdiği karşılık 255 lira ve bir internet duyurusu oldu.

Üretici bunu unutmaz.

Ömür Yüksel
Siyaset Bilimci / Sosyolog
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.