Sektörel ve bölgesel asgari ücret tartışması yeniden gündemde. Konu, çalışanların alım gücü ile işletmelerin rekabet gücü arasında denge kurma iddiasıyla sunuluyor. Sektörlerin maliyet yapısının, illerin ekonomik koşullarının, yaşam maliyetinin ve istihdam yapısının dikkate alınacağı söyleniyor.
Kulağa ilk anda makul gelebilir. Çünkü Türkiye’nin her bölgesinin, her sektörünün ve her işletmesinin şartları aynı değil. Ancak bu farklılığı kabul etmek, bazı illerde emeğin daha değersiz olduğu sonucuna götürmez. Bölgesel kalkınma ile bölgesel düşük ücret aynı şey değildir.
27 Temmuz 2026 itibarıyla ortada kamuoyuna açıklanmış bir kanun taslağı, il katsayısı, sektör oranı, geçiş takvimi ya da istihdam etki analizi yok. Bu belirsizlik içinde çizilmesi gereken sınır çok açık: Bölgesel model, ulusal asgari ücretin üzerine çıkan yeni koruma tabanları mı oluşturacak; yoksa bazı illerde çalışanlara daha düşük ücret ödenmesinin kapısını mı açacak?
İkinci ihtimal Giresun açısından ne ekonomik verilerle ne de sosyal adalet anlayışıyla savunulabilir.
TÜİK’in 2024 Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi çalışması, Giresun’u Trabzon, Ordu, Rize, Artvin ve Gümüşhane ile birlikte TR90 Doğu Karadeniz Bölgesi içinde değerlendiriyor. Dolayısıyla elimizdeki veri yalnızca Giresun’a ait değil; fakat bölgenin Türkiye ortalamasına göre fiyat düzeyini gösteren en güncel resmî karşılaştırma niteliğinde.
Fiyat düzeyi endeksinde Türkiye ortalaması 100 kabul ediliyor. TR90 Bölgesi’nin genel fiyat düzeyi 101,8. Gıda ve alkolsüz içeceklerde endeks 103,2, ulaştırmada 102,8. Konut kaleminde ise 96,4.
Bu rakamların söylediği çok net: Doğu Karadeniz’in genel fiyat düzeyi Türkiye ortalamasının yüzde 1,8, gıda harcamaları yüzde 3,2, ulaştırma giderleri yüzde 2,8 üzerinde. Konut kalemi ortalamanın yüzde 3,6 altında olsa da hayat yalnızca konuttan ibaret değil.
Üstelik konut endeksi yalnızca kirayı değil, konutla bağlantılı harcamaları da kapsıyor. Çalışanın bütçesini belirleyen gıda, ulaşım, enerji ve temel tüketim giderlerini görmezden gelip “Giresun’da kira İstanbul’dan düşük” demek, Giresunlu çalışanın daha düşük ücretle aynı hayatı sürdürebileceği anlamına gelmez.
AKARYAKITTA BİLE GİRESUN İSTANBUL’DAN PAHALI
Petrol Ofisi’nin 27 Temmuz 2026 tarihli fiyat listesi de küçük şehirlerin otomatik olarak daha ucuz olduğu varsayımını sarsıyor.
Giresun merkezde benzinin litresi 68,83 TL. Aynı ürün İstanbul Avrupa Yakası’nda 67,05 TL, Anadolu Yakası’nda 66,90 TL.
Motorin Giresun’da 80,44 TL iken İstanbul Avrupa Yakası’nda 78,52 TL, Anadolu Yakası’nda 78,37 TL.
LPG ise Giresun’da 31,99 TL; İstanbul Avrupa Yakası’nda 31,19 TL, Anadolu Yakası’nda 30,59 TL.
Elbette bir günlük akaryakıt tablosu, tek başına uzun dönemli yaşam maliyeti endeksi değildir. Fakat ulaşımın ve akaryakıtın küçük şehirlerde mutlaka daha ucuz olduğu iddiasını da doğrulamıyor.
Giresun’da işe gitmenin, çocuğu okula ulaştırmanın, pazara ve hastaneye erişmenin bir maliyeti var. Bu maliyet, ücret belirlenirken yok sayılamaz.
ASGARİ ÜCRET, İŞLETMENİN KÂR GARANTİSİ DEĞİLDİR
Asgari Ücret Yönetmeliği, asgari ücreti; işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden karşılamaya yetecek en düşük ücret olarak tanımlıyor. Ayrıca asgari ücretin bütün işkollarını kapsayacak biçimde belirlenmesini ve bunun altında ödeme yapılamamasını öngörüyor.
Bu tanımın merkezinde işletmenin kârı değil, çalışanın insan onuruna yaraşır asgari yaşamı vardır.
Üretim miktarı, satış fiyatı ve diğer giderler değişmeden ücret maliyeti düşürülürse aradaki fark işletmenin fazlasına yansır. Bu matematik açıktır. Fakat ücret düşürmenin kaç yeni kayıtlı iş yaratacağı, fiyatları ne kadar aşağı çekeceği veya yatırımı hangi ölçüde artıracağı aynı açıklıkta değildir. Bunların güçlü bir etki analiziyle kanıtlanması gerekir.
Uluslararası araştırmalar, asgari ücret artışlarının düşük ücretli çalışanların gelirini yükseltirken toplam istihdam üzerindeki etkinin birçok çalışmada sınırlı kaldığını gösteriyor. Bu bulgu, her sektör ve her bölge için tek sonuç bulunduğu anlamına gelmez. Ancak ücret tabanı düşürülürse istihdamın kendiliğinden artacağı iddiasının da bilimsel bir kesinlik olmadığını ortaya koyar.
İşletmelerin finansman, enerji, lojistik, ölçek, teknoloji ve verimlilik sorunları gerçektir. Bunları yok saymak doğru olmaz. Fakat işletmenin maliyet sorununu yalnızca işçinin ücreti üzerinden çözmeye çalışmak da ekonomik bir reform değildir.
Maliyeti düşürmenin en kolay yolu olarak emeği seçmek, verimsizliği çözmez; yoksulluğu büyütür.
Bölgesel ve sektörel asgari ücret uygulamaları dünyada var. Fakat öne çıkan örneklerin ortak yönü, ulusal koruma tabanını aşağı çekmek değil; pahalı bölgelerde veya belirli sektörlerde daha yüksek bir taban oluşturmaktır.
Almanya’da ulusal asgari ücret korunurken bazı sektörlerde toplu pazarlıkla daha yüksek ücret tabanları uygulanıyor. Japonya’da bölgesel ve sektörel ücret birlikte geçerliyse yüksek olan esas alınıyor. ABD’de federal tabanın üzerine eyaletler ve bazı yerel yönetimler daha yüksek ücret koyabiliyor. Meksika’da kuzey sınır bölgesi için ülke genelinden daha yüksek asgari ücret uygulanıyor. Brezilya’da bazı eyaletler ulusal tabanın üzerinde bölgesel ücret belirleyebiliyor.
Bu örneklerin hiçbirinden “Giresun’da ücret düşürülebilir” sonucu çıkmaz. Çıkan sonuç, ulusal tabanın korunması ve gerekli görülen bölge ya da sektörlerde bunun üzerine çıkılmasıdır.
Giresun’da yatırımın ve istihdamın desteklenmesi gerekiyorsa bunun araçları bellidir: SGK primi ve vergi teşvikleri, uygun koşullu yatırım kredileri, enerji ve lojistik destekleri, teknoloji yatırımları, mesleki eğitim ve verimlilik programları.
Bir bölgenin rekabet dezavantajı kamu politikasıyla giderilmelidir. O dezavantajın bütün bedeli, ay sonunu getirmeye çalışan çalışanın ücretine yüklenemez.
Ulusal asgari ücret herkes için korunur; yaşam maliyetinin veya sektörel verimliliğin yüksek olduğu alanlarda bunun üzerinde yeni tabanlar oluşturulursa bölgesel ve sektörel model tartışılabilir. Ancak ulusal taban Giresun ve benzeri iller için aşağı çekilecekse buna ücret dengesi denilemez.
Bu, Türkiye’nin bazı bölgelerini bilinçli biçimde düşük ücret bölgesine dönüştürmek olur.
Giresun ucuz değil.
Gıda ucuz değil.
Ulaşım ucuz değil.
Akaryakıt ucuz değil.
Öyleyse Giresunlunun emeği neden ucuz olsun?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
GİRESUN UCUZ DEĞİL; EMEĞİ NEDEN UCUZ OLSUN?
GİRESUN UCUZ DEĞİL; EMEĞİ NEDEN UCUZ OLSUN?
Ömür Yüksel
Sektörel ve bölgesel asgari ücret tartışması yeniden gündemde. Konu, çalışanların alım gücü ile işletmelerin rekabet gücü arasında denge kurma iddiasıyla sunuluyor. Sektörlerin maliyet yapısının, illerin ekonomik koşullarının, yaşam maliyetinin ve istihdam yapısının dikkate alınacağı söyleniyor.
Kulağa ilk anda makul gelebilir. Çünkü Türkiye’nin her bölgesinin, her sektörünün ve her işletmesinin şartları aynı değil. Ancak bu farklılığı kabul etmek, bazı illerde emeğin daha değersiz olduğu sonucuna götürmez. Bölgesel kalkınma ile bölgesel düşük ücret aynı şey değildir.
27 Temmuz 2026 itibarıyla ortada kamuoyuna açıklanmış bir kanun taslağı, il katsayısı, sektör oranı, geçiş takvimi ya da istihdam etki analizi yok. Bu belirsizlik içinde çizilmesi gereken sınır çok açık: Bölgesel model, ulusal asgari ücretin üzerine çıkan yeni koruma tabanları mı oluşturacak; yoksa bazı illerde çalışanlara daha düşük ücret ödenmesinin kapısını mı açacak?
İkinci ihtimal Giresun açısından ne ekonomik verilerle ne de sosyal adalet anlayışıyla savunulabilir.
GİRESUN’U “UCUZ ŞEHİR” DİYE TANIMLAMAK VERİYLE UYUŞMUYOR
TÜİK’in 2024 Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi çalışması, Giresun’u Trabzon, Ordu, Rize, Artvin ve Gümüşhane ile birlikte TR90 Doğu Karadeniz Bölgesi içinde değerlendiriyor. Dolayısıyla elimizdeki veri yalnızca Giresun’a ait değil; fakat bölgenin Türkiye ortalamasına göre fiyat düzeyini gösteren en güncel resmî karşılaştırma niteliğinde.
Bu rakamların söylediği çok net: Doğu Karadeniz’in genel fiyat düzeyi Türkiye ortalamasının yüzde 1,8, gıda harcamaları yüzde 3,2, ulaştırma giderleri yüzde 2,8 üzerinde. Konut kalemi ortalamanın yüzde 3,6 altında olsa da hayat yalnızca konuttan ibaret değil.
Üstelik konut endeksi yalnızca kirayı değil, konutla bağlantılı harcamaları da kapsıyor. Çalışanın bütçesini belirleyen gıda, ulaşım, enerji ve temel tüketim giderlerini görmezden gelip “Giresun’da kira İstanbul’dan düşük” demek, Giresunlu çalışanın daha düşük ücretle aynı hayatı sürdürebileceği anlamına gelmez.
AKARYAKITTA BİLE GİRESUN İSTANBUL’DAN PAHALI
Petrol Ofisi’nin 27 Temmuz 2026 tarihli fiyat listesi de küçük şehirlerin otomatik olarak daha ucuz olduğu varsayımını sarsıyor.
Elbette bir günlük akaryakıt tablosu, tek başına uzun dönemli yaşam maliyeti endeksi değildir. Fakat ulaşımın ve akaryakıtın küçük şehirlerde mutlaka daha ucuz olduğu iddiasını da doğrulamıyor.
Giresun’da işe gitmenin, çocuğu okula ulaştırmanın, pazara ve hastaneye erişmenin bir maliyeti var. Bu maliyet, ücret belirlenirken yok sayılamaz.
ASGARİ ÜCRET, İŞLETMENİN KÂR GARANTİSİ DEĞİLDİR
Asgari Ücret Yönetmeliği, asgari ücreti; işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden karşılamaya yetecek en düşük ücret olarak tanımlıyor. Ayrıca asgari ücretin bütün işkollarını kapsayacak biçimde belirlenmesini ve bunun altında ödeme yapılamamasını öngörüyor.
Üretim miktarı, satış fiyatı ve diğer giderler değişmeden ücret maliyeti düşürülürse aradaki fark işletmenin fazlasına yansır. Bu matematik açıktır. Fakat ücret düşürmenin kaç yeni kayıtlı iş yaratacağı, fiyatları ne kadar aşağı çekeceği veya yatırımı hangi ölçüde artıracağı aynı açıklıkta değildir. Bunların güçlü bir etki analiziyle kanıtlanması gerekir.
Uluslararası araştırmalar, asgari ücret artışlarının düşük ücretli çalışanların gelirini yükseltirken toplam istihdam üzerindeki etkinin birçok çalışmada sınırlı kaldığını gösteriyor. Bu bulgu, her sektör ve her bölge için tek sonuç bulunduğu anlamına gelmez. Ancak ücret tabanı düşürülürse istihdamın kendiliğinden artacağı iddiasının da bilimsel bir kesinlik olmadığını ortaya koyar.
İşletmelerin finansman, enerji, lojistik, ölçek, teknoloji ve verimlilik sorunları gerçektir. Bunları yok saymak doğru olmaz. Fakat işletmenin maliyet sorununu yalnızca işçinin ücreti üzerinden çözmeye çalışmak da ekonomik bir reform değildir.
DÜNYADAKİ ÖRNEKLER ÜCRETİ AŞAĞI DEĞİL, YUKARI TAŞIYOR
Bölgesel ve sektörel asgari ücret uygulamaları dünyada var. Fakat öne çıkan örneklerin ortak yönü, ulusal koruma tabanını aşağı çekmek değil; pahalı bölgelerde veya belirli sektörlerde daha yüksek bir taban oluşturmaktır.
Almanya’da ulusal asgari ücret korunurken bazı sektörlerde toplu pazarlıkla daha yüksek ücret tabanları uygulanıyor. Japonya’da bölgesel ve sektörel ücret birlikte geçerliyse yüksek olan esas alınıyor. ABD’de federal tabanın üzerine eyaletler ve bazı yerel yönetimler daha yüksek ücret koyabiliyor. Meksika’da kuzey sınır bölgesi için ülke genelinden daha yüksek asgari ücret uygulanıyor. Brezilya’da bazı eyaletler ulusal tabanın üzerinde bölgesel ücret belirleyebiliyor.
Bu örneklerin hiçbirinden “Giresun’da ücret düşürülebilir” sonucu çıkmaz. Çıkan sonuç, ulusal tabanın korunması ve gerekli görülen bölge ya da sektörlerde bunun üzerine çıkılmasıdır.
İŞLETMENİN DEZAVANTAJINI ÇALIŞANIN MAAŞIYLA KAPATMAYIN
Giresun’da yatırımın ve istihdamın desteklenmesi gerekiyorsa bunun araçları bellidir: SGK primi ve vergi teşvikleri, uygun koşullu yatırım kredileri, enerji ve lojistik destekleri, teknoloji yatırımları, mesleki eğitim ve verimlilik programları.
Bir bölgenin rekabet dezavantajı kamu politikasıyla giderilmelidir. O dezavantajın bütün bedeli, ay sonunu getirmeye çalışan çalışanın ücretine yüklenemez.
Ulusal asgari ücret herkes için korunur; yaşam maliyetinin veya sektörel verimliliğin yüksek olduğu alanlarda bunun üzerinde yeni tabanlar oluşturulursa bölgesel ve sektörel model tartışılabilir. Ancak ulusal taban Giresun ve benzeri iller için aşağı çekilecekse buna ücret dengesi denilemez.
Giresun ucuz değil.
Gıda ucuz değil.
Ulaşım ucuz değil.
Akaryakıt ucuz değil.
Öyleyse Giresunlunun emeği neden ucuz olsun?