Fındıkta yeni bir üretim döneminin kapısı aralanıyor.
Kuraklığa dayanıklı anaçlar, daha az bakım gerektiren bahçeler ve farklı bölgelerde üretim imkânları gündemde.
Bilimsel açıdan umut veren bu gelişme, Giresun açısından önemli bir ekonomik soruyu da beraberinde getiriyor: Yarın fındık başka bölgelerde daha düşük maliyetle üretilirse Giresunlu üretici hangi rekabet gücüyle ayakta kalacak?
Çünkü Giresun'un geleceği, yalnızca ne kadar fındık üreteceğine değil, ürettiği fındıktan ne kadar kazanacağına ve bu ekonomik değerin ne kadarını kendi sınırları içinde tutabileceğine bağlı.
Orman Genel Müdürlüğünün Bolu Fidanlığında yürüttüğü çalışmalar, güçlü kazık kök sistemiyle kuraklığa dayanıklılık gösteren Türk fındığının kültür çeşitlerine anaç olarak kullanılmasına dayanıyor. Çakıldak çeşidinde yüksek aşı tutma başarısı elde edilirken Giresun Yağlısının da yeni yetiştiricilik yöntemleri kapsamında değerlendirilmesi gündemde.
İklim değişikliğine karşı daha dayanıklı fındık bahçeleri oluşturulması önemli bir bilimsel kazanım olabilir. Ancak yeni üretim tekniklerinin yaygınlaşması, fındığın yetiştirildiği bölgeler arasındaki maliyet ve rekabet dengelerini de değiştirebilir.
Benim asıl üzerinde durduğum mesele, fındığın nerede daha kolay yetişeceğinden çok, bu değişimin Giresunlu üreticinin gelirini ve şehrimizin ekonomik geleceğini nasıl etkileyeceği.
FINDIK BAŞKA BÖLGELERDE DAHA UCUZA ÜRETİLİRSE NE OLACAK?
Giresun'da fındık üretimi zaten yüksek maliyetlerle sürdürülüyor. Eğimli araziler, küçük ve parçalı bahçeler, yoğun işçilik ihtiyacı ve yaşlanan fındık ocakları üreticimizin rekabet gücünü sınırlandırıyor.
Yeni anaç sistemi, uygun koşullara sahip başka bölgelerde daha büyük ölçekli, daha az işçilik gerektiren ve düşük maliyetli üretime imkân sağlarsa Giresunlu üretici açısından yeni bir rekabet baskısı doğabilir.
Bir tarafta engebeli arazisinde yüksek maliyetle üretim yapan Giresunlu çiftçi, diğer tarafta daha elverişli koşullarda aynı pazara ürün sunabilen büyük işletmeler...
Böyle bir maliyet farkı kalıcı hâle gelirse Giresunlu üreticinin kazancı ve pazardaki konumu zorlanabilir.
Henüz yeni yetiştiricilik modelinin farklı bölgelerde kalıcı bir ekonomik üstünlük sağladığını gösteren yeterli veri bulunmuyor. Ancak Giresun'un geleceğini planlamak için olası rekabet koşullarının gerçekleşmesini bekleyemeyiz.
Bugün hazırlıksız yakalandığımız bir değişimin ekonomik bedelini yarın üreticimize ödetmemeliyiz.
GİRESUN YAĞLISININ DEĞERİ NASIL KORUNACAK?
Giresun fındığını farklılaştıran en önemli özellik, kendine özgü aroması, lezzeti ve kalitesi. Giresun Tombul Fındığının 2022 yılında Avrupa Birliği'nde coğrafi işaret korumasına alınması da bu değerin uluslararası düzeyde tanınması açısından önemli bir kazanım.
Ancak coğrafi işaret, ürünün kökenini ve kimliğini korurken piyasa rekabetini tek başına ortadan kaldırmıyor.
Giresun Yağlısı çeşidinin başka bölgelerde yetiştirilmesi, o ürünün Giresun Tombul Fındığı coğrafi işaretiyle pazarlanmasına hak kazandırmaz. Buna karşılık benzer özelliklere sahip fındıkların daha düşük maliyetle üretilmesi, belirli pazarlarda Giresun fındığının fiyat üstünlüğünü zorlayabilir.
Bu nedenle kalite avantajımızı yalnızca coğrafi işaret tesciliyle değil; etkin denetim, izlenebilirlik, markalaşma ve katma değerli ürünlerle ekonomik kazanca dönüştürmeliyiz.
Giresun fındığının üstün özellikleri tüketici tarafından bilinirken bu üstünlüğün karşılığı üreticinin gelirine de yansımalı.
Çünkü kaliteli ürün yetiştirmek tek başına yeterli değil; o kalitenin ekonomik değerini korumak ve üreticiye kazandırmak da gerekiyor.
YENİ TEKNOLOJİDEN KİM KAZANACAK?
Tarımda teknolojik yenilikler çoğu zaman yeni yatırımları beraberinde getiriyor. Sermaye, uygun arazi, teknik bilgi ve finansman imkânları, bu yeniliklerden yararlanma hızını belirliyor.
Giresun'daki fındık üretiminin önemli bir bölümü ise küçük aile işletmelerinde gerçekleşiyor.
Piraziz'de 200 üreticiyle gerçekleştirilen ve 2025 yılında yayımlanan bilimsel araştırmada, yüksek üretim maliyetleri, miras yoluyla bölünen araziler, yetersiz destekler ve yaşlanan fındık bahçeleri, üreticilerin temel sorunları arasında gösteriliyor.
Bu koşullarda yeni yetiştiricilik modeline geçişin getireceği yatırım yükünü göz ardı edemeyiz.
Mevcut bahçelerin yenilenmesi, aşılı fidan temini ve yeni fidanların ekonomik verime ulaşmasına kadar geçecek süre, özellikle küçük üreticinin finansman ihtiyacını artırabilir.
Üstelik 2024 yılında yayımlanan bilimsel bir araştırmada, Türk fındığı anacı üzerine aşılanan Tombul çeşidinin 2018-2019 dönemindeki kümülatif verimi bitki başına 411,38 gramda kalırken aşısız Tombul bitkilerinde 555,02 gram olarak ölçülmüş. Bu ilk dönem bulgusu, aşı tutma başarısının tek başına yüksek verim ve ekonomik kazanç güvencesi olmadığını gösterirken yeni sistemin uzun vadeli sonuçlarının da araştırılmasını gerekli kılıyor.
Dolayısıyla teknolojik yeniliğin gerçek ekonomik karşılığı ortaya konulmadan yaygın yatırımlara yönelmek, özellikle küçük üretici açısından yeni mali riskler oluşturabilir.
Burada daha önemli bir sorunla karşı karşıyayız:
Yeni yetiştiricilik modeli gelecekte ekonomik üstünlük sağlarsa bundan yalnızca büyük sermayeli işletmeler mi yararlanacak, yoksa Giresun'un küçük fındık üreticisi de bu dönüşümde yer alabilecek mi?
Benim kaygım bilimsel gelişmenin kendisi değil, sağlayabileceği ekonomik fırsatlardan Giresunlu üreticinin yeterince yararlanamaması.
ÜRETİCİNİN KAYBI ŞEHRİN KAYBIDIR
Giresun'da fındık gelirinin etkisi bahçenin sınırlarında bitmiyor. Tüccardan nakliyeciye, depo işletmecisinden sanayiciye, esnaftan perakendeciye kadar geniş bir ekonomik hareketliliğe kaynak oluşturuyor.
Üreticinin gelirindeki kalıcı daralma, şehirdeki tüketimi ve ticareti de etkiler. Fındıktan sağlanan kazancın azalması, ekonomik faaliyetlerin zayıflamasına ve yerel işletmelerin daha fazla zorlanmasına yol açabilir.
Fındığın toplumsal yaşamımızdaki karşılığı ise ekonomik değerinden daha geniş.
Yılın büyük bölümünü başka şehirlerde geçiren aileler hasat döneminde köylerine dönüyor. Akrabalık ve komşuluk ilişkileri canlanıyor, imece kültürü yaşatılıyor, kuşaklar arasındaki bağlar güçleniyor.
Birçok aile için fındık bahçesi, gelir sağlayan tarımsal bir işletme olmanın yanında memleketiyle kurduğu bağın da parçası.
Fındığın ekonomik cazibesini kaybetmesi, bahçelerin bakımını azaltabilir, gençlerin tarıma ilgisini zayıflatabilir ve köylerle sürdürülen ilişkileri olumsuz etkileyebilir.
Kırsal göçün eğitimden istihdama kadar pek çok nedeni bulunuyor. Ancak üretimden yeterli gelir sağlanamaması, zaten güçlüklerle karşı karşıya olan köy yaşamının devamlılığını daha da zorlaştırıyor.
Giresun'da fındık üreticisinin ekonomik gücünü korumak, aynı zamanda ticaretin canlılığını, köylerin geleceğini ve kuşaklar boyunca sürdürülen yaşam kültürünü korumaktır.
GİRESUN BU DEĞİŞİME NASIL HAZIRLANMALI?
Bilimsel çalışmalar devam etmeli, kuraklığa dayanıklı anaçlar geliştirilmeli ve yeni yetiştiricilik yöntemleri araştırılmalı. Giresun ise bu sürecin sonuçlarını bekleyen değil, araştırmalara yön veren ve ekonomik fırsatlarını değerlendiren bir bölge olmalı.
Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, üniversiteler, tarım teşkilatı, üretici örgütleri ve sektör temsilcileri ortak bir çalışma programında buluşmalı.
Öncelikle Giresun'un farklı rakım ve arazi koşullarında karşılaştırmalı deneme bahçeleri oluşturulmalı. Geleneksel ocak sistemiyle yeni anaç modelinin verimi, ürün kalitesi, işçilik ihtiyacı, üretim maliyeti ve yatırımın geri dönüş süresi bilimsel yöntemlerle karşılaştırılmalı.
Ekonomik avantajı kanıtlanan uygulamalar için küçük üreticinin ulaşabileceği finansman ve destek modelleri geliştirilmeli. Bahçe yenileme sürecinde ortaya çıkabilecek gelir kayıpları da bu planlamanın parçası olmalı.
Diğer taraftan Giresun Yağlısının kalite üstünlüğü, coğrafi işaret denetimleri, markalaşma ve izlenebilirlik uygulamalarıyla güçlendirilmeli.
Fındığın yalnızca üretildiği değil; işlendiği, paketlendiği, markalaştırıldığı ve uluslararası pazarlarda daha yüksek değerle satıldığı bir Giresun ekonomisi hedeflenmeli.
Çünkü Giresun'un gerçek ekonomik başarısı, ürettiği fındığın miktarı kadar bu üründen doğan katma değerin ne kadarını kendi ekonomisinde tutabildiğiyle ölçülmeli.
BİLİMSEL GELİŞME GİRESUN İÇİN DE FIRSATA DÖNÜŞMELİ
Kuraklığa dayanıklı yeni fındık yetiştiriciliği, doğru planlandığında Giresunlu üretici için de fırsatlar oluşturabilir. Ancak bu fırsatların ekonomik kazanca dönüşmesi, teknolojinin yerel üretim koşullarına uygunluğuna ve küçük üreticinin yeni yöntemlere erişebilmesine bağlı.
Giresun'un yüksek üretim maliyetleri, parçalı arazi yapısı ve pazarlama sorunları çözülmeden yalnızca yeni fidanlarla kalıcı rekabet üstünlüğü sağlanmasını bekleyemeyiz.
Fındığın geleceğinde bilimsel araştırmalar kadar üreticinin örgütlenmesi, finansmana erişimi, uluslararası rekabet koşulları ve bölgesel tarım politikaları da belirleyici olacak.
Ben, kuraklığa dayanıklı fındık yetiştiriciliğinin geliştirilmesini ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinin araştırılmasını destekliyorum. Ancak bu yeniliklerin sağlayacağı ekonomik avantajların Giresunlu üreticiye ve şehir ekonomisine nasıl yansıyacağını da bugünden düşünmek zorundayız.
Giresun'un ihtiyacı, teknolojik gelişmeye karşı çıkmak değil; bilimsel ilerlemeyi üreticisinin rekabet gücüne, gelirine ve şehrin ekonomik geleceğine dönüştürecek bir strateji geliştirmek.
Çünkü bizim meselemiz yalnızca fındık ağacının daha güçlü köklere sahip olması değil; o ağacın yetiştiği toprağın, toprağı işleyen üreticinin, üretimle ayakta duran köylerin ve fındıktan geçimini sağlayan Giresun ekonomisinin de güçlü kalması.
Fındığın kökünü güçlendiren bilimsel gelişme, Giresun'un ekonomik köklerini de güçlendirmeli.
ÖMÜR YÜKSEL
.
KAYNAKLAR
Orman Genel Müdürlüğü – Bolu Fidanlığında Aşılı Fındık Üretimi, 20 Temmuz 2026
Bilgen ve diğerleri – Türk Fındığı Anacının Tombul ve Palaz Çeşitlerine Etkisi, Bahçe, 2024
Neslihan Aydın Yönet – Küçük Ölçekli Fındık İşletmeleri: Giresun-Piraziz Örneği, 2025
Avrupa Birliği Başkanlığı – Giresun Tombul Fındığı Coğrafi İşaret Tescili, 2022
Giresun SonHaber – Fındıkta Yeni Hamle, 9 Ekim 2026
Girişteki iddiayı daha temkinli kurTekrarları azaltıp metni sıkılaştır
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
FINDIĞIN KÖKÜ GÜÇLENİRKEN GİRESUN'UN EKONOMİK KÖKLERİ ZAYIFLAMASIN!
FINDIĞIN KÖKÜ GÜÇLENİRKEN GİRESUN'UN EKONOMİK KÖKLERİ ZAYIFLAMASIN!
ÖMÜR YÜKSEL
Fındıkta yeni bir üretim döneminin kapısı aralanıyor.
Kuraklığa dayanıklı anaçlar, daha az bakım gerektiren bahçeler ve farklı bölgelerde üretim imkânları gündemde.
Bilimsel açıdan umut veren bu gelişme, Giresun açısından önemli bir ekonomik soruyu da beraberinde getiriyor: Yarın fındık başka bölgelerde daha düşük maliyetle üretilirse Giresunlu üretici hangi rekabet gücüyle ayakta kalacak?
Çünkü Giresun'un geleceği, yalnızca ne kadar fındık üreteceğine değil, ürettiği fındıktan ne kadar kazanacağına ve bu ekonomik değerin ne kadarını kendi sınırları içinde tutabileceğine bağlı.
Orman Genel Müdürlüğünün Bolu Fidanlığında yürüttüğü çalışmalar, güçlü kazık kök sistemiyle kuraklığa dayanıklılık gösteren Türk fındığının kültür çeşitlerine anaç olarak kullanılmasına dayanıyor. Çakıldak çeşidinde yüksek aşı tutma başarısı elde edilirken Giresun Yağlısının da yeni yetiştiricilik yöntemleri kapsamında değerlendirilmesi gündemde.
İklim değişikliğine karşı daha dayanıklı fındık bahçeleri oluşturulması önemli bir bilimsel kazanım olabilir. Ancak yeni üretim tekniklerinin yaygınlaşması, fındığın yetiştirildiği bölgeler arasındaki maliyet ve rekabet dengelerini de değiştirebilir.
Benim asıl üzerinde durduğum mesele, fındığın nerede daha kolay yetişeceğinden çok, bu değişimin Giresunlu üreticinin gelirini ve şehrimizin ekonomik geleceğini nasıl etkileyeceği.
FINDIK BAŞKA BÖLGELERDE DAHA UCUZA ÜRETİLİRSE NE OLACAK?
Giresun'da fındık üretimi zaten yüksek maliyetlerle sürdürülüyor. Eğimli araziler, küçük ve parçalı bahçeler, yoğun işçilik ihtiyacı ve yaşlanan fındık ocakları üreticimizin rekabet gücünü sınırlandırıyor.
Yeni anaç sistemi, uygun koşullara sahip başka bölgelerde daha büyük ölçekli, daha az işçilik gerektiren ve düşük maliyetli üretime imkân sağlarsa Giresunlu üretici açısından yeni bir rekabet baskısı doğabilir.
Bir tarafta engebeli arazisinde yüksek maliyetle üretim yapan Giresunlu çiftçi, diğer tarafta daha elverişli koşullarda aynı pazara ürün sunabilen büyük işletmeler...
Böyle bir maliyet farkı kalıcı hâle gelirse Giresunlu üreticinin kazancı ve pazardaki konumu zorlanabilir.
Henüz yeni yetiştiricilik modelinin farklı bölgelerde kalıcı bir ekonomik üstünlük sağladığını gösteren yeterli veri bulunmuyor. Ancak Giresun'un geleceğini planlamak için olası rekabet koşullarının gerçekleşmesini bekleyemeyiz.
Bugün hazırlıksız yakalandığımız bir değişimin ekonomik bedelini yarın üreticimize ödetmemeliyiz.
GİRESUN YAĞLISININ DEĞERİ NASIL KORUNACAK?
Giresun fındığını farklılaştıran en önemli özellik, kendine özgü aroması, lezzeti ve kalitesi. Giresun Tombul Fındığının 2022 yılında Avrupa Birliği'nde coğrafi işaret korumasına alınması da bu değerin uluslararası düzeyde tanınması açısından önemli bir kazanım.
Ancak coğrafi işaret, ürünün kökenini ve kimliğini korurken piyasa rekabetini tek başına ortadan kaldırmıyor.
Giresun Yağlısı çeşidinin başka bölgelerde yetiştirilmesi, o ürünün Giresun Tombul Fındığı coğrafi işaretiyle pazarlanmasına hak kazandırmaz. Buna karşılık benzer özelliklere sahip fındıkların daha düşük maliyetle üretilmesi, belirli pazarlarda Giresun fındığının fiyat üstünlüğünü zorlayabilir.
Bu nedenle kalite avantajımızı yalnızca coğrafi işaret tesciliyle değil; etkin denetim, izlenebilirlik, markalaşma ve katma değerli ürünlerle ekonomik kazanca dönüştürmeliyiz.
Giresun fındığının üstün özellikleri tüketici tarafından bilinirken bu üstünlüğün karşılığı üreticinin gelirine de yansımalı.
Çünkü kaliteli ürün yetiştirmek tek başına yeterli değil; o kalitenin ekonomik değerini korumak ve üreticiye kazandırmak da gerekiyor.
YENİ TEKNOLOJİDEN KİM KAZANACAK?
Tarımda teknolojik yenilikler çoğu zaman yeni yatırımları beraberinde getiriyor. Sermaye, uygun arazi, teknik bilgi ve finansman imkânları, bu yeniliklerden yararlanma hızını belirliyor.
Giresun'daki fındık üretiminin önemli bir bölümü ise küçük aile işletmelerinde gerçekleşiyor.
Piraziz'de 200 üreticiyle gerçekleştirilen ve 2025 yılında yayımlanan bilimsel araştırmada, yüksek üretim maliyetleri, miras yoluyla bölünen araziler, yetersiz destekler ve yaşlanan fındık bahçeleri, üreticilerin temel sorunları arasında gösteriliyor.
Bu koşullarda yeni yetiştiricilik modeline geçişin getireceği yatırım yükünü göz ardı edemeyiz.
Mevcut bahçelerin yenilenmesi, aşılı fidan temini ve yeni fidanların ekonomik verime ulaşmasına kadar geçecek süre, özellikle küçük üreticinin finansman ihtiyacını artırabilir.
Üstelik 2024 yılında yayımlanan bilimsel bir araştırmada, Türk fındığı anacı üzerine aşılanan Tombul çeşidinin 2018-2019 dönemindeki kümülatif verimi bitki başına 411,38 gramda kalırken aşısız Tombul bitkilerinde 555,02 gram olarak ölçülmüş. Bu ilk dönem bulgusu, aşı tutma başarısının tek başına yüksek verim ve ekonomik kazanç güvencesi olmadığını gösterirken yeni sistemin uzun vadeli sonuçlarının da araştırılmasını gerekli kılıyor.
Dolayısıyla teknolojik yeniliğin gerçek ekonomik karşılığı ortaya konulmadan yaygın yatırımlara yönelmek, özellikle küçük üretici açısından yeni mali riskler oluşturabilir.
Burada daha önemli bir sorunla karşı karşıyayız:
Benim kaygım bilimsel gelişmenin kendisi değil, sağlayabileceği ekonomik fırsatlardan Giresunlu üreticinin yeterince yararlanamaması.
ÜRETİCİNİN KAYBI ŞEHRİN KAYBIDIR
Giresun'da fındık gelirinin etkisi bahçenin sınırlarında bitmiyor. Tüccardan nakliyeciye, depo işletmecisinden sanayiciye, esnaftan perakendeciye kadar geniş bir ekonomik hareketliliğe kaynak oluşturuyor.
Üreticinin gelirindeki kalıcı daralma, şehirdeki tüketimi ve ticareti de etkiler. Fındıktan sağlanan kazancın azalması, ekonomik faaliyetlerin zayıflamasına ve yerel işletmelerin daha fazla zorlanmasına yol açabilir.
Fındığın toplumsal yaşamımızdaki karşılığı ise ekonomik değerinden daha geniş.
Yılın büyük bölümünü başka şehirlerde geçiren aileler hasat döneminde köylerine dönüyor. Akrabalık ve komşuluk ilişkileri canlanıyor, imece kültürü yaşatılıyor, kuşaklar arasındaki bağlar güçleniyor.
Birçok aile için fındık bahçesi, gelir sağlayan tarımsal bir işletme olmanın yanında memleketiyle kurduğu bağın da parçası.
Fındığın ekonomik cazibesini kaybetmesi, bahçelerin bakımını azaltabilir, gençlerin tarıma ilgisini zayıflatabilir ve köylerle sürdürülen ilişkileri olumsuz etkileyebilir.
Kırsal göçün eğitimden istihdama kadar pek çok nedeni bulunuyor. Ancak üretimden yeterli gelir sağlanamaması, zaten güçlüklerle karşı karşıya olan köy yaşamının devamlılığını daha da zorlaştırıyor.
GİRESUN BU DEĞİŞİME NASIL HAZIRLANMALI?
Bilimsel çalışmalar devam etmeli, kuraklığa dayanıklı anaçlar geliştirilmeli ve yeni yetiştiricilik yöntemleri araştırılmalı. Giresun ise bu sürecin sonuçlarını bekleyen değil, araştırmalara yön veren ve ekonomik fırsatlarını değerlendiren bir bölge olmalı.
Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, üniversiteler, tarım teşkilatı, üretici örgütleri ve sektör temsilcileri ortak bir çalışma programında buluşmalı.
Öncelikle Giresun'un farklı rakım ve arazi koşullarında karşılaştırmalı deneme bahçeleri oluşturulmalı. Geleneksel ocak sistemiyle yeni anaç modelinin verimi, ürün kalitesi, işçilik ihtiyacı, üretim maliyeti ve yatırımın geri dönüş süresi bilimsel yöntemlerle karşılaştırılmalı.
Ekonomik avantajı kanıtlanan uygulamalar için küçük üreticinin ulaşabileceği finansman ve destek modelleri geliştirilmeli. Bahçe yenileme sürecinde ortaya çıkabilecek gelir kayıpları da bu planlamanın parçası olmalı.
Diğer taraftan Giresun Yağlısının kalite üstünlüğü, coğrafi işaret denetimleri, markalaşma ve izlenebilirlik uygulamalarıyla güçlendirilmeli.
Fındığın yalnızca üretildiği değil; işlendiği, paketlendiği, markalaştırıldığı ve uluslararası pazarlarda daha yüksek değerle satıldığı bir Giresun ekonomisi hedeflenmeli.
BİLİMSEL GELİŞME GİRESUN İÇİN DE FIRSATA DÖNÜŞMELİ
Kuraklığa dayanıklı yeni fındık yetiştiriciliği, doğru planlandığında Giresunlu üretici için de fırsatlar oluşturabilir. Ancak bu fırsatların ekonomik kazanca dönüşmesi, teknolojinin yerel üretim koşullarına uygunluğuna ve küçük üreticinin yeni yöntemlere erişebilmesine bağlı.
Giresun'un yüksek üretim maliyetleri, parçalı arazi yapısı ve pazarlama sorunları çözülmeden yalnızca yeni fidanlarla kalıcı rekabet üstünlüğü sağlanmasını bekleyemeyiz.
Fındığın geleceğinde bilimsel araştırmalar kadar üreticinin örgütlenmesi, finansmana erişimi, uluslararası rekabet koşulları ve bölgesel tarım politikaları da belirleyici olacak.
Ben, kuraklığa dayanıklı fındık yetiştiriciliğinin geliştirilmesini ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinin araştırılmasını destekliyorum. Ancak bu yeniliklerin sağlayacağı ekonomik avantajların Giresunlu üreticiye ve şehir ekonomisine nasıl yansıyacağını da bugünden düşünmek zorundayız.
Giresun'un ihtiyacı, teknolojik gelişmeye karşı çıkmak değil; bilimsel ilerlemeyi üreticisinin rekabet gücüne, gelirine ve şehrin ekonomik geleceğine dönüştürecek bir strateji geliştirmek.
Çünkü bizim meselemiz yalnızca fındık ağacının daha güçlü köklere sahip olması değil; o ağacın yetiştiği toprağın, toprağı işleyen üreticinin, üretimle ayakta duran köylerin ve fındıktan geçimini sağlayan Giresun ekonomisinin de güçlü kalması.
Fındığın kökünü güçlendiren bilimsel gelişme, Giresun'un ekonomik köklerini de güçlendirmeli.
ÖMÜR YÜKSEL
.
KAYNAKLAR
Orman Genel Müdürlüğü – Bolu Fidanlığında Aşılı Fındık Üretimi, 20 Temmuz 2026
Bilgen ve diğerleri – Türk Fındığı Anacının Tombul ve Palaz Çeşitlerine Etkisi, Bahçe, 2024
Neslihan Aydın Yönet – Küçük Ölçekli Fındık İşletmeleri: Giresun-Piraziz Örneği, 2025
Avrupa Birliği Başkanlığı – Giresun Tombul Fındığı Coğrafi İşaret Tescili, 2022
Giresun SonHaber – Fındıkta Yeni Hamle, 9 Ekim 2026
Girişteki iddiayı daha temkinli kurTekrarları azaltıp metni sıkılaştır