Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Siyaset Bilimci,
Sosyolog, Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı
Siyasete giren, siyasete gönül veren ya da kamuoyunun önüne çıkmaya çalışan herkesin taşıması gereken ilk sorumluluk temsil bilincidir. Siyaset yalnızca konuşmak, toplantıya katılmak, açılışta görünmek ya da sosyal medyada fotoğraf paylaşmak değildir. Siyaset aynı zamanda duruş, özen ve kamuoyuna karşı ciddiyet işidir.
Bir kişi bir partiyi, belediyeyi, kurumu, meclisi ya da siyasi düşünceyi temsil ederek toplumun karşısına çıkıyorsa, artık yalnızca kendisi adına orada bulunmaz. Saçı, sakalı, kıyafeti, yüz ifadesi, bulunduğu ortama gösterdiği özen ve insanlara verdiği görüntü de temsil ettiği yapının parçası haline gelir.
Yerel siyasette son yıllarda en fazla zayıflayan alanlardan biri budur. Açılışlara, törenlere, anma programlarına ve kamu etkinliklerine katılan bazı isimlerin görüntüsü, temsil ettikleri kurumun ağırlığıyla örtüşmüyor. Saç sakal dağınık, yüz yorgun, kıyafet özensiz, tavır gelişi güzel. Kimi zaman bir resmi açılışa değil de deniz kenarında sıradan bir yürüyüşe gidilmiş gibi görüntüler ortaya çıkıyor.
Bu durum kişisel rahatlıkla açıklanamaz. Çünkü siyasetçi kamusal alana çıktığı anda kendi özel alanından çıkar; davet eden kuruma, orada emek veren insanlara, temsil ettiği siyasi yapıya ve kendisini izleyen kamuoyuna karşı sorumluluk taşır.
Burada kimsenin gösterişli giyinmesinden, pahalı kıyafetler tercih etmesinden ya da yapay bir protokol havasına bürünmesinden söz edilmiyor. Beklenen şey çok daha temel: Temiz, derli toplu, bulunduğu ortama uygun ve saygılı bir görünüm.
Sadelik başka şeydir, özensizlik başka şeydir. Halktan görünmek başka şeydir, kamusal görevin ciddiyetini hafife almak başka şeydir. Bir siyasetçinin doğal olması değerlidir; fakat dağınıklık doğallık değildir. Rahatlık samimiyet olabilir; fakat ciddiyetsizlik samimiyet değildir.
Yerel medyada yayımlanan fotoğraflara bakmak bile bu konuda yeterli fikir verir. Çok geriye gitmeye gerek yok; bugünün tören, ziyaret ve açılış karelerinde bile kendisine, bulunduğu ortama ve karşısındaki insanlara yeterince özen göstermeyen çok sayıda siyasetçi görüntüsü görmek mümkün.
Oysa siyaset iddia işidir. Kendini ciddiye almayan birinin, temsil ettiği kurumu ciddiye aldığına toplumu inandırması zordur. Bir törene hazırlıksız gelen, bir etkinliğin ağırlığını dikkate almayan, kamuoyunun önüne özensiz çıkan siyasetçi, daha konuşmadan zayıf bir mesaj verir.
Kamuoyunun siyasetçiden beklediği ilk şey kusursuz bir imaj değildir. Beklenen şey saygıdır. Davet edildiği yere saygı, temsil ettiği kuruma saygı, karşısındaki vatandaşa saygı, kendi siyasi kimliğine saygı.
Bugün yerel siyasetin yalnızca daha iyi projelere, daha güçlü konuşmalara ya da daha fazla fotoğrafa değil; daha ciddi bir temsil anlayışına da ihtiyacı var. Bu temsil anlayışı, büyük cümlelerle değil, çoğu zaman küçük görülen ayrıntılarla başlar.
Bir siyasetçi fotoğraf karesine girmek için gösterdiği çabanın bir kısmını, o kareye nasıl girdiğine de göstermelidir. Çünkü kamuoyu yalnızca kimin orada olduğuna değil, orada nasıl durduğuna da bakar.
Siyasette duruş, bazen kürsüye çıkmadan önce belli olur. Toplumun karşısına çıkan herkes önce kendine, sonra temsil ettiği makama ve karşısındaki insana saygı göstermek zorundadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
SİYASETTE TEMSİL
SİYASETTE TEMSİL
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Siyaset Bilimci,
Siyasete giren, siyasete gönül veren ya da kamuoyunun önüne çıkmaya çalışan herkesin taşıması gereken ilk sorumluluk temsil bilincidir. Siyaset yalnızca konuşmak, toplantıya katılmak, açılışta görünmek ya da sosyal medyada fotoğraf paylaşmak değildir. Siyaset aynı zamanda duruş, özen ve kamuoyuna karşı ciddiyet işidir.
Bir kişi bir partiyi, belediyeyi, kurumu, meclisi ya da siyasi düşünceyi temsil ederek toplumun karşısına çıkıyorsa, artık yalnızca kendisi adına orada bulunmaz. Saçı, sakalı, kıyafeti, yüz ifadesi, bulunduğu ortama gösterdiği özen ve insanlara verdiği görüntü de temsil ettiği yapının parçası haline gelir.
Yerel siyasette son yıllarda en fazla zayıflayan alanlardan biri budur. Açılışlara, törenlere, anma programlarına ve kamu etkinliklerine katılan bazı isimlerin görüntüsü, temsil ettikleri kurumun ağırlığıyla örtüşmüyor. Saç sakal dağınık, yüz yorgun, kıyafet özensiz, tavır gelişi güzel. Kimi zaman bir resmi açılışa değil de deniz kenarında sıradan bir yürüyüşe gidilmiş gibi görüntüler ortaya çıkıyor.
Bu durum kişisel rahatlıkla açıklanamaz. Çünkü siyasetçi kamusal alana çıktığı anda kendi özel alanından çıkar; davet eden kuruma, orada emek veren insanlara, temsil ettiği siyasi yapıya ve kendisini izleyen kamuoyuna karşı sorumluluk taşır.
Burada kimsenin gösterişli giyinmesinden, pahalı kıyafetler tercih etmesinden ya da yapay bir protokol havasına bürünmesinden söz edilmiyor. Beklenen şey çok daha temel: Temiz, derli toplu, bulunduğu ortama uygun ve saygılı bir görünüm.
Sadelik başka şeydir, özensizlik başka şeydir. Halktan görünmek başka şeydir, kamusal görevin ciddiyetini hafife almak başka şeydir. Bir siyasetçinin doğal olması değerlidir; fakat dağınıklık doğallık değildir. Rahatlık samimiyet olabilir; fakat ciddiyetsizlik samimiyet değildir.
Yerel medyada yayımlanan fotoğraflara bakmak bile bu konuda yeterli fikir verir. Çok geriye gitmeye gerek yok; bugünün tören, ziyaret ve açılış karelerinde bile kendisine, bulunduğu ortama ve karşısındaki insanlara yeterince özen göstermeyen çok sayıda siyasetçi görüntüsü görmek mümkün.
Oysa siyaset iddia işidir. Kendini ciddiye almayan birinin, temsil ettiği kurumu ciddiye aldığına toplumu inandırması zordur. Bir törene hazırlıksız gelen, bir etkinliğin ağırlığını dikkate almayan, kamuoyunun önüne özensiz çıkan siyasetçi, daha konuşmadan zayıf bir mesaj verir.
Kamuoyunun siyasetçiden beklediği ilk şey kusursuz bir imaj değildir. Beklenen şey saygıdır. Davet edildiği yere saygı, temsil ettiği kuruma saygı, karşısındaki vatandaşa saygı, kendi siyasi kimliğine saygı.
Bugün yerel siyasetin yalnızca daha iyi projelere, daha güçlü konuşmalara ya da daha fazla fotoğrafa değil; daha ciddi bir temsil anlayışına da ihtiyacı var. Bu temsil anlayışı, büyük cümlelerle değil, çoğu zaman küçük görülen ayrıntılarla başlar.
Bir siyasetçi fotoğraf karesine girmek için gösterdiği çabanın bir kısmını, o kareye nasıl girdiğine de göstermelidir. Çünkü kamuoyu yalnızca kimin orada olduğuna değil, orada nasıl durduğuna da bakar.
Siyasette duruş, bazen kürsüye çıkmadan önce belli olur. Toplumun karşısına çıkan herkes önce kendine, sonra temsil ettiği makama ve karşısındaki insana saygı göstermek zorundadır.