Hava Durumu

KAPI KAPI DOLAŞAN RAMAZAN SESİ: GİRESUN’DA TÖMBELEK

Yazının Giriş Tarihi: 15.03.2026 02:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.03.2026 02:24


KAPI KAPI DOLAŞAN RAMAZAN SESİ: GİRESUN’DA TÖMBELEK

Ömür Yüksel
Sosyolog | Siyaset Bilimci

Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı | B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı


Giresun’un köy ve mahalle hafızasında Ramazan geceleri yalnızca davulla değil, “tömbelek” denilen teneke sesleri ve mani kıtalarıyla da yaşadı.

Çocukların kapı kapı dolaşarak söylediği bu maniler, sadece sahura çağrı değil; komşuluğun, paylaşmanın ve sözlü kültürün de canlı parçasıydı.

Yerel derlemeler, tömbeleğin Giresun’da dümbeleğin yöresel söylenişi olduğunu ve tömbelekçilerin köylerde Ramazan davulcusunun işlevini üstlendiğini gösteriyor.

Ramazan gecelerinin en tanıdık sesi çoğu zaman davuldur. Ama Giresun’un eski köy hayatında, davulun yanında bir başka ses daha dolaşırdı: tömbelek.

Bir teneke kutunun, bir tokmağın ve birkaç çocuğun omuz verdiği bu gelenek, sadece sahura kaldırma işi değildi; kapı önlerinde kurulan küçük bir söz meydanıydı.

Ali Göreci’nin yerel derlemelerinde “tömbelek”in, dümbelek sözcüğünün yöredeki söyleniş biçimi olduğu; tömbelekçinin de köylerde şehir ve kasabalardaki Ramazan davulcusunun görevini yaptığı açıkça anlatılıyor. Aynı derlemelerde, 7-15 yaş arasındaki çocukların sahura yakın saatlerde ellerine teneke kutu ve tokmak alıp kapı kapı dolaştığı, biri vururken bir başkasının mani söylediği aktarılıyor.

İşte bu yüzden tömbelek, yalnızca bir çalgı adı değil; Ramazan gecesinin mahalleyle kurduğu temasın da adıdır. Kapı çalınır, mani söylenir, ev sahibi duyarsa para, şeker, helva, yumurta ya da küçük bir armağan verir. Böylece sözlü kültür, çocukların sesiyle sokağın içinde canlı kalır. Giresun merkezli yayınlarda yer alan anlatımlar da tömbelekçiliğin çoğunlukla toplu yapıldığını ve verilen karşılıkların sadece para ile sınırlı olmadığını doğruluyor.

Bu geleneğin asıl gücü, ritminden çok sözündeydi. Çünkü tömbelek tek bir türkü değil, değişken ama tanınabilir bir mani omurgasıydı.

Her evin önünde biraz değişen, her kuşağın ağzında biraz başka söylenen, ama özünü kaybetmeyen bir sözlü hafıza.

Giresun hattında kayda geçen en belirgin kıtalardan biri şöyle:

Anca geldim kapınıza
Selam verdim yapınıza
Selamımı almazsanız
O da sizin keyfinize

Bu dört dize, geleneğin ruhunu tek başına taşır.

Kapıya geliş vardır, selam vardır, ince bir sitem vardır. Söz zorlayıcı değil, davetkârdır. Bir yandan “biz geldik” denir, bir yandan da evin içiyle sokağın arasına küçük ama sıcak bir köprü kurulur. Tam da bu yüzden tömbelek, folklorik bir ayrıntı olmanın ötesinde, komşuluk düzeninin sesli hafızasıdır.

Giresun kaynaklarında geçen başka kıtalar ise bu söz dünyasının dini çağrı, günlük hayat ve bahşiş beklentisi arasında nasıl dolaştığını gösterir:

Ekin büküm, ekin büküm
Sırtımdaki davul yüküm
İki gözüm beyefendi
Önce selamünaleyküm

Ne uyursun, ne uyursun
Bu uykudan ne bulursun
Tut orucu kıl namazı
Cennete nail olursun

Şekerim var ezilecek
İncerekten süzülecek
Verin ağalar bahşişimi
Çok evler var gezilecek

Bu dizelerde hem sahura çağrı var hem dua var hem de halk şiirinin gündelik hayatla kurduğu o doğrudan ilişki. Yumurta isteyen de var, bozuk para bekleyen de “çok evler var gezilecek” diyerek geceyi uzatan da. Giresun’daki yazılı derlemeler, bu küçük taleplerin utangaç bir isteyiş değil, geleneğin doğal parçası olarak mani içine yerleştiğini gösteriyor.

Tömbelek manilerinin Giresun’daki yeri tesadüf değil. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün halk kültürü sayfaları, Giresun’da mani geleneğinin güçlü ve ayırt edici bir sözlü kültür damarı olduğunu vurguluyor. Bu da tömbelek manilerini yalnızca çocukluk hatırası olmaktan çıkarıp, kentin ağız özelliklerini, hitap biçimini ve toplumsal ilişki dilini taşıyan folklor parçaları haline getiriyor.

Bugün bu ses büyük ölçüde zayıflamış durumda.

Mahalle kültürü daraldı, kapılar kapandı, çocukluğun sokaktaki kolektif hali inceldi.

Ama tömbeleğin bütünüyle sustuğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü bazı sözler, önce yazıya değil hafızaya tutunur. Giresun’da tömbelek de tam olarak böyledir. Bir teneke kutunun içinden çıkan ses, aslında bir mahallenin birbirine seslenme biçimidir. Belki bugün aynı sokaklarda aynı ritim dolaşmıyor; ama bir şehir, eski seslerini kolay kolay kaybetmez.

Ve belki de bu yüzden, Ramazan gecelerinin hafızasında hâlâ en çok şu dize kalır:

Anca geldim kapınıza
Selam verdim yapınıza
Selamımı almazsanız
O da sizin keyfinize.

.

KAYITLI KITALAR
Aşağıdaki bölüm, dijital erişilebilen Giresun merkezli kaynaklarda izine rastlanan kıtaların toplu dökümüdür. Bu liste, yazılı dijital kaynaklarla sınırlıdır; sözlü hafızada daha fazla varyant bulunabilir.

Giresun hattında kayda geçen kıtalar

Anca geldim kapınıza
Selam verdim yapınıza
Selamımı almazsanız
O da sizin keyfinize

Çitteki pırasaların
Dallarını kırsanıza
Hiçbir şeyiniz yok ise
Bir yumurta versenize

Eze geldim üze geldim
Mavi boncuk dize geldim
İki gözüm beyefendi
Arz eyledim size geldim

Patlıcanı haşladılar
Doldurmaya başladılar
Bizler kapıya gelince
Uyumaya başladılar

Ekin büküm, ekin büküm
Sırtımdaki davul yüküm
İki gözüm beyefendi
Önce selamünaleyküm

Dağlardan kestim sopayı
Dolaştım geldim obayı
Bahşişimi vermezsen
Alır kaçarım gufayı

Patlıcanı haşladılar
Doldurmaya başladılar
Ramazan geldi geçti
Ağlamaya başladılar

Ne uyursun, ne uyursun
Bu uykudan ne bulursun
Tut orucu kıl namazı
Cennete nail olursun

Ocak başında minder
Altını üstüne dönder
Hiçbir şeyin yok ise
Yumurtayı çifte gönder

Ne edeli, ne edeli?
Darıldın ise gideli
Eğer darılmadı isen
Çocukları mest edeli

Tömbeleğim ekim büküm
Var sırtımda davul yüküm
Gece geldim kapınıza
Selam verdim yapınıza

Şekerim var ezilecek
İncerekten süzülecek
Verin ağalar bahşişimi
Çok evler var gezilecek

İstanbul’dan tatar kalkar
Kamçısını atar tutar
İki gözüm beyefendi
Şimdi bize beşlik atar

Eski cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım tok amma
Arkadaşım börek ister

Bacadan attım karpuzu
Tömbelek gibi kırmızı
Arkadaşımı sorarsan
Eski çarığın hırsızı

Uzun sokak baştan başa
Ayağımı vurdum taşa
İki gözüm beyefendi
Bahşişimi ver de

İstanbul’un minaresi
Doksan dokuz penceresi
Hanımlar çıktı seyrana
Yandı pilav tenceresi

Davulumun ipi gevşek
İçi dolu yorgan döşek
Arkadaşımı sorarsan
Dik kulaklı boz eşek

Davula vurdum zırladı
Tokaç elimden fırladı
Verin ağalar bahşişimi
Uyku bizleri zorladı

Patlıcanı haşladılar
Doldurmaya başladılar
Mezarlıktan geçenken
Fenerimi taşladılar

Çarşıdan aldım bir koyun
Boynuzları boğum boğum
İki gözüm beyefendi
Bahşişimi verip uyun

İstanbul’dan aldım bakla
Güvercinler vurur takla
İki gözüm beyefendi
Cüzdanın dibin yokla

Kaynakça

Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Giresun’da Mani Geleneği.”

Ali Göreci, “Ramazan Folkloru -2”, Yeşilgiresun Gazetesi.

Ali Göreci, “Ramazan Folkloru -4”, Yeşilgiresun Gazetesi.

“Ramazan Manileri / Tömbelekçi Türküleri”, Giresun 28 Haber.

Mehmet Özdemir, “Aksu Dergisinden Hareketle Giresun Mânileri Üzerine Bir İnceleme.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.