Giresun’da sorun artık sadece trafik sıkışıklığı değil.
Asıl mesele, şehir merkezinin kaldıramadığı yükün yıllardır aynı noktada toplanmaya devam ediyor olması...
Cadde kenarı park işgali, şehir içine yığılmış dolmuş hatları, telsizle yolcu kapma yarışına dönen taşıma düzeni, köy duraklarının merkez baskısı, sahil yolu bağlantısındaki yoğunluk, yükleme-boşaltma düzensizliği, yol kenarına park ederek satış yapan seyyar satıcı araçları, kamu binaları önündeki park işgali, otoparksız yapılaşmayı büyüten ruhsat anlayışı ve yıllardır ertelenen ulaşım kararları, kentin kalbini her gün biraz daha kilitliyor.
Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Siyaset Bilimci,
Sosyolog ve Yönetim-Çalışma İlişkileri Uzmanı
Giresun’da sorun artık yalnızca trafik değil.
Asıl sorun, şehir merkezinin kaldıramadığı yükün yıllardır aynı yerde toplanmaya devam ettirilmesi…
Kentin merkezindeki sron bugün yol olmaktan çok, her sorunun üst üste bırakıldığı bir baskı alanına dönüşmüş olması
Aynı dar omurga; şehir içi geçişi, dolmuşları, köy hatlarını, cadde kenarı parkı, düzensiz duraklamayı, seyyar satış baskısını ve yoğun yaya hareketini aynı anda taşımaya zorlanmaktadır. Böyle bir yapının kilitlenmesi şaşırtıcı değil, kaçınılmazdır.
Bugün Giresun’un en büyük problemi, merkezin taşıma kapasitesini çoktan aşmış olmasına rağmen hâlâ aynı alışkanlıklarla kullanılmaya devam edilmesidir.
Şehir içi akış bozulmuşken, cadde kenarları açık otoparka dönmüşken, çok sayıdaki dolmuş hattı aynı aksları zorlamayı sürdürürken, köy araçları merkezin yükünü büyütürken trafik meselesini yalnızca araç çokluğuna indirgemek gerçeği gizlemek anlamına gelir.
Giresun’da mesele araç sayısından önce, yönetilemeyen şehir merkezi meselesidir.
Cadde kenarı park işgali bu çöküşün en görünür yüzüdür.
Şehir merkezinde yolun önemli bölümü akış için değil, bekleme için kullanılmaktadır. Araçlar gitmek için değil, yer tutmak için yol kenarına bırakılmaktadır.
Bir noktadaki park yalnızca orayı daraltmıyor; arkasından gelen bütün hattın ritmini bozuyor.
İkinci sıra park, kısa süreli bekleme adı altında yapılan uzun işgaller ve kaldırımlara taşan araç düzeni, yol kapasitesini fiilen düşürüyor. Giresun’da merkez caddeleri yol gibi kullanılmadıkça, trafik de normalleşmez.
Çözüm yalnızca yasak koymak değildir.
Esnafı yok sayan, ticari hareketi hesaba katmayan her karar başka bir sorunlar doğurur.
Yapılması gereken, uzun süreli cadde üstü parkı kaldırırken ticaretin devamını sağlayacak kontrollü müşteri cepleri, yükleme-boşaltma alanları ve saatli servis düzeni kurmaktır. İşyerlerinin önünde kontrollü kısa süreli durma alanları olabilir; ama caddenin tamamı gün boyu araç işgaline bırakılamaz.
Giresun’un ihtiyacı serbestlik değil, kurallı kullanım düzenidir.
Şehir içindeki dolmuş düzeni ise artık başlı başına bir trafik sorunu üretiyor.
Çok sayıdaki dolmuş hattının aynı merkez akslarına yük bindirmesi zaten dar olan akışı daha da kırılgan hale getiriyor.
Fakat sorun yalnızca hat sayısı değildir.
Asıl problem, bu düzenin yer yer telsiz üzerinden yolcu kapma yarışına dönüşmesidir. Yolcu alma telaşıyla yapılan ani duruşlar, gereksiz beklemeler, birbirinin önünü kesen hareketler ve yolcu kaybetmeme refleksi, toplu taşımayı rahatlatıcı bir sistem olmaktan çıkarıp merkez içi baskıya dönüştürüyor.
Şehri taşıması gereken sistem, şehri boğan sisteme dönüşmüş durumda.
Köy durakları ve köy araçları da bu yükün en ağır parçalarından.
Şehir merkezi hem şehir içi dolaşımı, hem çevre mahalle akışını, hem de kırsal bağlantıları aynı anda taşımaya zorlanıyor. Oysa her hattın son noktası şehir merkezinin tam kalbi olmak zorunda değil.
Köy hatlarının merkez içindeki baskısı azalmadan, şehir içi ulaşım da nefes alması zor görünüyor. Merkez zaten zorlanırken, bir de köy araçlarının uzun bekleme, yolcu indirme-bindirme ve duraklama etkisi eklenince, sorun yalnızca yoğunluk değil, doğrudan düğüm tıkanmasına dönüşüyor.
Sahil yolu bağlantısı da çoğu zaman yalnızca bir geçiş koridoru gibi görülüyor.
Oysa Giresun’da sahil hattı, şehir merkezinin üzerindeki baskıyı büyüten ana akımlardan biri haline gelmiş durumda.
Şehir dışı geçiş, merkez içi dolaşım ve ticari hareket birbirine karıştığında sahil yolu rahatlatan değil, merkezdeki yükü büyüten bir hatta dönüşüyor.
Sorun sadece araç sayısı değil; merkezde işi olmayan akımın da merkez kararlarına temas etmesidir. Bu ayrım yapılmadıkça, sahil hattı merkez üzerindeki yükü büyütmeye devam eder.
Bir başka ciddi başlık da yükleme-boşaltma düzensizliğidir.
Şehir merkezinde ticaret elbette olacaktır. Ancak bu ticaret, yolun ortasında rastgele saatlerde ve rastgele duruşlarla yürütüldüğünde, merkezdeki akışın en büyük düşmanlarından birine dönüşüyor.
Ticaretin yaşaması başka, yolun ticaret adına işgal edilmesi başka şeydir. Giresun bu ayrımı yapmak zorundadır.
Bütün bunlara son dönemde daha görünür hale gelen bir başka sorun daha eklenmiştir: seyyar satıcı araçları.
Yol kenarına, kavşak yakınlarına, akışın daraldığı noktalara ya da hareketin yoğun olduğu güzergâhlara park ederek satış yapan bu araçlar, yalnızca kayıt ve düzen tartışması yaratmıyor; doğrudan trafik akışını da bozuyor.
Üstelik bu görüntünün son belediye döneminde azalmadığı, tersine artarak sürdüğü yönündeki gözlem de artık görmezden gelinemez. Çünkü seyyar satış aracı, kontrolsüz biçimde yol kenarına yerleştiğinde bir yandan park baskısı yaratıyor, bir yandan görüş açısını kapatıyor, bir yandan da o noktayı fiili durak ve bekleme alanına çeviriyor. Bu mesele münferit değil, doğrudan şehir düzeni sorunudur.
Belediye binasının ve ek hizmet binasının önü dahi araç park alanına dönüşmüş durumdadır. Düzeni kurması gereken idarenin kendi ön cephesinde bile bu görüntü oluşuyorsa, merkezdeki park işgalinin neden büyüdüğünü ayrıca açıklamaya gerek kalmıyor.
Üstelik ana caddeler de esnafın kendi vitriniyle, yaya akışıyla ve ticari düzeniyle korumaya çalışmasına rağmen araç parkına açık hale getirilmiş bulunuyor. Böylece şehir merkezi, ticaretin ve yayanın değil, park eden aracın lehine çalışan bir yapıya dönüşüyor.
Sorunun bir başka kaynağı ise şehir içindeki yapılaşma anlayışıdır.
Ruhsat verilen binalarda otopark ve sığınak gibi zorunlu alanların fiilen yapılmadan, bedeli karşılığı aşılabilmesi, her yeni yapının kendi yükünü sokağa bırakması anlamına geliyor.
Otoparkı bina içinde çözmeyen her yapı, kendi araç baskısını yol kenarına, kaldırımlara ve zaten daralmış şehir içi akslara yüklüyor.
Böylece trafik sorunu yalnızca yolda değil, ruhsat masasında da üretilmiş oluyor.
Giresun’da şehircilik disiplini, kâğıt üzerinde kalan bir yükümlülük olmaktan çıkarılmadıkça, merkez üzerindeki baskı da azalmayacaktır.
Bugün Giresun’un en büyük eksiği, sorunları görmesine rağmen karar verememesidir.
Herkes cadde kenarı parkın ne yaptığını görüyor.
Herkes çok sayıdaki dolmuş hattının merkezi nasıl boğduğunu biliyor.
Herkes telsizle yolcu kapma yarışının şehir içi taşımayı düzenlemek yerine bozduğunun farkında.
Herkes köy araçlarının merkez baskısını yaşıyor.
Herkes yükleme-boşaltma düzensizliğinin, seyyar satıcı araçlarının ve otoparksız yapılaşmanın bu yükü nasıl büyüttüğünü görüyor.
Ama bütün bunlara rağmen şehir, aynı yükü aynı merkeze bindirmeye devam ediyor.
Uzun süreli parkı engellemeye çalışan esnafın dubasını toplayarak kısa süreli şovlarla bu çözülmez
Sorun da tam burada, mesele bilgi eksikliği değil, yönetim iradesinin gecikmesidir.
Giresun’da artık yarım tedbirlerle vakit kaybedilemez.
Cadde kenarı uzun süreli park işgali sona ermeli.
Şehir içindeki dolmuş hatları yeniden düzenlenmeli.
Telsizle yolcu kapma anlayışı bitirilmeli.
Köy durakları merkezde düğüm oluşturan yapı olmaktan çıkarılmalı.
Yükleme-boşaltma saat ve alan disiplinine bağlanmalı.
Seyyar satıcı araçlarının yol üstü satış yaparak trafik baskısı üretmesine son verilmeli.
Kamu binaları çevresindeki park işgali kaldırılmalı.
Otoparksız ve sığınaksız yapılaşmayı büyüten ruhsat anlayışı gözden geçirilmeli.
Şehir merkezine her yükü bindiren bu dağınık yapı kırılmadan, Giresun’da trafik her gün yeniden konuşulur; ama çözüm yine ertelenmiş olur.
Giresun’da artık sadece trafik sıkışmıyor; şehir merkezinin kendisi sıkışıyor.
Merkez, kaldırabileceğinden fazla yükün altında her gün biraz daha eziliyor.
Bu yük azaltılmadıkça, dağıtılmadıkça ve kurala bağlanmadıkça, Giresun’un kalbi rahatlamaz.
Kentin merkezini yaşatmanın yolu, aynı yükü aynı yere yığmaya devam etmek değil; bu yükü akılla, kararla ve disiplinle yönetmektir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
GİRESUN TRAFİK YÜKÜNÜ TAŞIYAMIYOR…
GİRESUN TRAFİK YÜKÜNÜ TAŞIYAMIYOR…
Giresun’da sorun artık sadece trafik sıkışıklığı değil.
Asıl mesele, şehir merkezinin kaldıramadığı yükün yıllardır aynı noktada toplanmaya devam ediyor olması...
Cadde kenarı park işgali, şehir içine yığılmış dolmuş hatları, telsizle yolcu kapma yarışına dönen taşıma düzeni, köy duraklarının merkez baskısı, sahil yolu bağlantısındaki yoğunluk, yükleme-boşaltma düzensizliği, yol kenarına park ederek satış yapan seyyar satıcı araçları, kamu binaları önündeki park işgali, otoparksız yapılaşmayı büyüten ruhsat anlayışı ve yıllardır ertelenen ulaşım kararları, kentin kalbini her gün biraz daha kilitliyor.
Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Siyaset Bilimci,
Sosyolog ve Yönetim-Çalışma İlişkileri Uzmanı
Giresun’da sorun artık yalnızca trafik değil.
Asıl sorun, şehir merkezinin kaldıramadığı yükün yıllardır aynı yerde toplanmaya devam ettirilmesi…
Kentin merkezindeki sron bugün yol olmaktan çok, her sorunun üst üste bırakıldığı bir baskı alanına dönüşmüş olması
Aynı dar omurga; şehir içi geçişi, dolmuşları, köy hatlarını, cadde kenarı parkı, düzensiz duraklamayı, seyyar satış baskısını ve yoğun yaya hareketini aynı anda taşımaya zorlanmaktadır. Böyle bir yapının kilitlenmesi şaşırtıcı değil, kaçınılmazdır.
Bugün Giresun’un en büyük problemi, merkezin taşıma kapasitesini çoktan aşmış olmasına rağmen hâlâ aynı alışkanlıklarla kullanılmaya devam edilmesidir.
Şehir içi akış bozulmuşken, cadde kenarları açık otoparka dönmüşken, çok sayıdaki dolmuş hattı aynı aksları zorlamayı sürdürürken, köy araçları merkezin yükünü büyütürken trafik meselesini yalnızca araç çokluğuna indirgemek gerçeği gizlemek anlamına gelir.
Giresun’da mesele araç sayısından önce, yönetilemeyen şehir merkezi meselesidir.
Cadde kenarı park işgali bu çöküşün en görünür yüzüdür.
Şehir merkezinde yolun önemli bölümü akış için değil, bekleme için kullanılmaktadır. Araçlar gitmek için değil, yer tutmak için yol kenarına bırakılmaktadır.
Bir noktadaki park yalnızca orayı daraltmıyor; arkasından gelen bütün hattın ritmini bozuyor.
İkinci sıra park, kısa süreli bekleme adı altında yapılan uzun işgaller ve kaldırımlara taşan araç düzeni, yol kapasitesini fiilen düşürüyor. Giresun’da merkez caddeleri yol gibi kullanılmadıkça, trafik de normalleşmez.
Çözüm yalnızca yasak koymak değildir.
Esnafı yok sayan, ticari hareketi hesaba katmayan her karar başka bir sorunlar doğurur.
Yapılması gereken, uzun süreli cadde üstü parkı kaldırırken ticaretin devamını sağlayacak kontrollü müşteri cepleri, yükleme-boşaltma alanları ve saatli servis düzeni kurmaktır. İşyerlerinin önünde kontrollü kısa süreli durma alanları olabilir; ama caddenin tamamı gün boyu araç işgaline bırakılamaz.
Giresun’un ihtiyacı serbestlik değil, kurallı kullanım düzenidir.
Şehir içindeki dolmuş düzeni ise artık başlı başına bir trafik sorunu üretiyor.
Çok sayıdaki dolmuş hattının aynı merkez akslarına yük bindirmesi zaten dar olan akışı daha da kırılgan hale getiriyor.
Fakat sorun yalnızca hat sayısı değildir.
Asıl problem, bu düzenin yer yer telsiz üzerinden yolcu kapma yarışına dönüşmesidir. Yolcu alma telaşıyla yapılan ani duruşlar, gereksiz beklemeler, birbirinin önünü kesen hareketler ve yolcu kaybetmeme refleksi, toplu taşımayı rahatlatıcı bir sistem olmaktan çıkarıp merkez içi baskıya dönüştürüyor.
Şehri taşıması gereken sistem, şehri boğan sisteme dönüşmüş durumda.
Köy durakları ve köy araçları da bu yükün en ağır parçalarından.
Şehir merkezi hem şehir içi dolaşımı, hem çevre mahalle akışını, hem de kırsal bağlantıları aynı anda taşımaya zorlanıyor. Oysa her hattın son noktası şehir merkezinin tam kalbi olmak zorunda değil.
Köy hatlarının merkez içindeki baskısı azalmadan, şehir içi ulaşım da nefes alması zor görünüyor. Merkez zaten zorlanırken, bir de köy araçlarının uzun bekleme, yolcu indirme-bindirme ve duraklama etkisi eklenince, sorun yalnızca yoğunluk değil, doğrudan düğüm tıkanmasına dönüşüyor.
Sahil yolu bağlantısı da çoğu zaman yalnızca bir geçiş koridoru gibi görülüyor.
Oysa Giresun’da sahil hattı, şehir merkezinin üzerindeki baskıyı büyüten ana akımlardan biri haline gelmiş durumda.
Şehir dışı geçiş, merkez içi dolaşım ve ticari hareket birbirine karıştığında sahil yolu rahatlatan değil, merkezdeki yükü büyüten bir hatta dönüşüyor.
Sorun sadece araç sayısı değil; merkezde işi olmayan akımın da merkez kararlarına temas etmesidir. Bu ayrım yapılmadıkça, sahil hattı merkez üzerindeki yükü büyütmeye devam eder.
Bir başka ciddi başlık da yükleme-boşaltma düzensizliğidir.
Şehir merkezinde ticaret elbette olacaktır. Ancak bu ticaret, yolun ortasında rastgele saatlerde ve rastgele duruşlarla yürütüldüğünde, merkezdeki akışın en büyük düşmanlarından birine dönüşüyor.
Ticaretin yaşaması başka, yolun ticaret adına işgal edilmesi başka şeydir. Giresun bu ayrımı yapmak zorundadır.
Bütün bunlara son dönemde daha görünür hale gelen bir başka sorun daha eklenmiştir: seyyar satıcı araçları.
Yol kenarına, kavşak yakınlarına, akışın daraldığı noktalara ya da hareketin yoğun olduğu güzergâhlara park ederek satış yapan bu araçlar, yalnızca kayıt ve düzen tartışması yaratmıyor; doğrudan trafik akışını da bozuyor.
Üstelik bu görüntünün son belediye döneminde azalmadığı, tersine artarak sürdüğü yönündeki gözlem de artık görmezden gelinemez. Çünkü seyyar satış aracı, kontrolsüz biçimde yol kenarına yerleştiğinde bir yandan park baskısı yaratıyor, bir yandan görüş açısını kapatıyor, bir yandan da o noktayı fiili durak ve bekleme alanına çeviriyor. Bu mesele münferit değil, doğrudan şehir düzeni sorunudur.
Belediye binasının ve ek hizmet binasının önü dahi araç park alanına dönüşmüş durumdadır. Düzeni kurması gereken idarenin kendi ön cephesinde bile bu görüntü oluşuyorsa, merkezdeki park işgalinin neden büyüdüğünü ayrıca açıklamaya gerek kalmıyor.
Üstelik ana caddeler de esnafın kendi vitriniyle, yaya akışıyla ve ticari düzeniyle korumaya çalışmasına rağmen araç parkına açık hale getirilmiş bulunuyor. Böylece şehir merkezi, ticaretin ve yayanın değil, park eden aracın lehine çalışan bir yapıya dönüşüyor.
Sorunun bir başka kaynağı ise şehir içindeki yapılaşma anlayışıdır.
Ruhsat verilen binalarda otopark ve sığınak gibi zorunlu alanların fiilen yapılmadan, bedeli karşılığı aşılabilmesi, her yeni yapının kendi yükünü sokağa bırakması anlamına geliyor.
Otoparkı bina içinde çözmeyen her yapı, kendi araç baskısını yol kenarına, kaldırımlara ve zaten daralmış şehir içi akslara yüklüyor.
Böylece trafik sorunu yalnızca yolda değil, ruhsat masasında da üretilmiş oluyor.
Giresun’da şehircilik disiplini, kâğıt üzerinde kalan bir yükümlülük olmaktan çıkarılmadıkça, merkez üzerindeki baskı da azalmayacaktır.
Bugün Giresun’un en büyük eksiği, sorunları görmesine rağmen karar verememesidir.
Herkes cadde kenarı parkın ne yaptığını görüyor.
Herkes çok sayıdaki dolmuş hattının merkezi nasıl boğduğunu biliyor.
Herkes telsizle yolcu kapma yarışının şehir içi taşımayı düzenlemek yerine bozduğunun farkında.
Herkes köy araçlarının merkez baskısını yaşıyor.
Herkes yükleme-boşaltma düzensizliğinin, seyyar satıcı araçlarının ve otoparksız yapılaşmanın bu yükü nasıl büyüttüğünü görüyor.
Ama bütün bunlara rağmen şehir, aynı yükü aynı merkeze bindirmeye devam ediyor.
Uzun süreli parkı engellemeye çalışan esnafın dubasını toplayarak kısa süreli şovlarla bu çözülmez
Sorun da tam burada, mesele bilgi eksikliği değil, yönetim iradesinin gecikmesidir.
Giresun’da artık yarım tedbirlerle vakit kaybedilemez.
Cadde kenarı uzun süreli park işgali sona ermeli.
Şehir içindeki dolmuş hatları yeniden düzenlenmeli.
Telsizle yolcu kapma anlayışı bitirilmeli.
Köy durakları merkezde düğüm oluşturan yapı olmaktan çıkarılmalı.
Yükleme-boşaltma saat ve alan disiplinine bağlanmalı.
Seyyar satıcı araçlarının yol üstü satış yaparak trafik baskısı üretmesine son verilmeli.
Kamu binaları çevresindeki park işgali kaldırılmalı.
Otoparksız ve sığınaksız yapılaşmayı büyüten ruhsat anlayışı gözden geçirilmeli.
Şehir merkezine her yükü bindiren bu dağınık yapı kırılmadan, Giresun’da trafik her gün yeniden konuşulur; ama çözüm yine ertelenmiş olur.
Giresun’da artık sadece trafik sıkışmıyor; şehir merkezinin kendisi sıkışıyor.
Merkez, kaldırabileceğinden fazla yükün altında her gün biraz daha eziliyor.
Bu yük azaltılmadıkça, dağıtılmadıkça ve kurala bağlanmadıkça, Giresun’un kalbi rahatlamaz.
Kentin merkezini yaşatmanın yolu, aynı yükü aynı yere yığmaya devam etmek değil; bu yükü akılla, kararla ve disiplinle yönetmektir.