Hava Durumu

GİRESUN’DA MADEN DOSYASI

Yazının Giriş Tarihi: 08.04.2026 16:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.04.2026 22:59

GİRESUN'DA MADEN DOSYASI

Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı,Siyaset Bilimci,
Sosyolog Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı

Giresun'da hakimiyet artık sadece çevre sorunu ortaya çıkmadı..

Bu konu artık doğrudan yaşam bedelinin, suyun karşılığının, üretimin ve kamu yönetiminin hukukun karşısındaki sorumluluğuna dönüştü.

Anayasa'nın 56. maddesine göre; Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Devletin görevi çevreyi korumaktır.

Yani meselenin hesaplama takvimi değil; yurttaşın yaşam alanı, köylünün toprağı, üreticinin suyu ve kentin geleceğidir.

ÇED mevzuatının dayandığı çevre mevzuatı da yatırım kararın kamu geneli ve denetim dışında değerlendirilmesini yazar.

Giresun'da yaşananlara artık dağınık başlıklar altında değilde toplu bakılmamalıdır.

...

29 Temmuz 2022'de kraliyete giren ÇED Yönetmeliği, saldırgan etki değerlendirmelerinin idari ve teknik usullerini belirledi.

5 Mart 2026'da yayımlanan değişiklik ise bu alanda yeniden düzenlenmiş, yani daha sıkı tartışılması gereken bir hukuk alanı gösterildi.

Hukuk hareket ederken, ruhsat ve proje baskısının aynı dönemde ortaya çıkması tesadüf değildir. Tam tersine, Giresun'da bugün yaşanan tablo, çevre biliminin kâğıtların üstünde bırakılıp bırakılmayacağı herkesin önüne sunulması.

16 Ocak 2026'da Güce ilçesi Tevekli Mahallesi'ndeki II-A grubu maden ocağı ile kırma-eleme-yıkama tesisi için “ÇED bölgesi” kararı verildi.

Dört gün sonra, 20 Ocak 2026'da bu kez Doğankent, Görele ve Tirebolu hattında Alagöz Maden'in bakır, kurşun ve çalıştırdığı faaliyetlerle ilgili proje için “ÇED bölgesi” kararı ilan edildi.

Bu iki tarih tek başına bile şunu gösteriyor: Giresun'da mesele tek bir köyün, tek bir derenin, tek bir ruhsatın meselesi değildir.

Birbirinin ardına ilerleyen dosyalar vardır. Bir yanda su havzaları, ormanlar ve yerleşimler; sonraki yanda hızlandırılmış proje analizleri vardır.

Ardından 7 Şubat 2026'da geldi. MAPEG, 317. Grup ihale ilanını yayımladı. Resmî listede Giresun için 3535202 erişim hakkı, IV. grup niteliğinde ve 1.814,8 hektarlık saha yer aldı.

...

Daha açık yazayım : Bu tablo yalnızca mevcut sistemlerin devamı değil, yeni sahaların da sistemli biçimde ihaleye açıldığını gösteriyordu.

Devletin resmi kayıtlarında tarih, saha numarası ve hektar bilgisi var.

Yani toplumun kaygısı artık soyut değil; İdari işlemle, ihale evrakıyla ve resmi kayıtla somutlaşmış durumda...

Maden baskısı artık söylenti değildir, belgelidir.

Daha da önemlisi, bu sürecin üçgen boyutu Giresun'un taşıdığı kaygıyı doğru bir şekilde ortaya çıkardı.

Giresun İdare Mahkemesi, Görele Karlıbel ile Tirebolu Sekü mevkisindeki maden arama projesi için verilen “ÇED bölgesindeki” kararında yetki hakları hukuka aykırılık bulunduğuna hükmederek yürütmeyi durdurdu.

Kararda, yetkinin Bakanlıkta olduğu ve il müdürlüğünün depoda açık hukuka aykırılık taşıdığı vurgulandı.

Bu nokta kesindir.

Çünkü artık konuştuğumuz şey yalnızca doğanın tahribi ihtimali değil; aynı zamanda idarenin hukuka uygun davranıp davranmamasıdır.

Hukuk devleti varsa mahkeme kararı duvarda kalmaz; sahada uygulanır.

Fakat dosya burada kapanmadı...

Nisan ayının ilk işlemleri Sekü Köyü'nde köylüler, saklanmayı durdurma kesintisine rağmen köye girmek isteyen iş makinelerine karşı sayı tutuldu.

Son haberler, maden şirketi sondaj girişimine köylülerin izin vermediğini ve tepkinin büyüyerek sürdüğünü gösteriyor.

İşte tam burada Giresun'un gerçek sorusu, Mahkeme kararına rağmen sahada olduğubitti mi , yoksa yurttaşın yaşam alanı gerçekten korunacak mı?

Bence Giresun'da depolamanın üstünde, altından daha değerlidir.

Fındık bahçesi, içme suyu kaynağı, yayla yolu, köy yerleşimi ve orman bütünlüğü sonradan geri getirilemez.

Bir maden alanı kapandığında çalışma gider; ama bozulan ekoloji, kirlenen su ve dağılan gezi yaşam bu kentin omuzunda kalır.

Bu nedenle yapılması gereken şey slogan üretimi değil; Tüm ruhsat ve ihalelerin şeffaf biçimde açıklanması, su ve tarım alanlarının korunması için açık düzenlenmesi, bağımsız faaliyetlerin denetiminin işletilmesi ve mahkeme kararlarının eksiksiz olarak tamamlanmasıdır.

Bu kent rant için değil, yaşam için savunulmaya devam edilmelidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.