Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı,Siyaset Bilimci,
Sosyolog Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı
Giresun Tombul Fındığı, çikolata sanayisinin aradığı temel nitelikleri dünde, bugün de taşıyor, taşımaya devam edecek.
Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinde menşe adıyla tescilli ürünün ayırt edici özellikleri arasında “damakta bıraktığı kendine özgü aroma” açık biçimde kayıt alınmış.
Aynı tescil belgesinde beyazlatma oranı yüzde 96,6,
yağ oranı yüzde 63,82,
protein oranı yüzde 16,92 olarak yer alıyor.
Bu tablo, Giresun fındığını yalnız kabuklu bir tarım ürünü olmaktan çıkarıp çikolata ve şekerleme sanayisi için yüksek değerli bir hammadde haline getiriyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi de bu hattı net biçimde kurmuş rehber, kentte fındığın başta çikolata yapımı olmak üzere sanayi hammaddesi olarak değerlendirilmesini doğrudan öne çıkarmış durumda.
Ama yalnız bu üstünlüğe yaslanıp geleceği buradan okumak büyük hata olur.
Kalite, tek başına piyasa gücü demek değil.
Türkiye 2025 yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihracatı yaptı ve 2 milyar 255 milyon dolar gelir elde etti.
Bu rakam hâlâ devasa bir dış ticaret hacmine işaret ediyor.
Ancak aynı açıklama, 2024’e kıyasla miktarda 84 bin 540 tonluk, değerde ise 380,5 milyon dolarlık gerileme yaşandığını da ortaya koydu.
Yani ortada hâlâ büyük bir gelir var, fakat bu gelir artık otomatik, garantili ve kendiliğinden büyüyen bir yapı taşımıyor.
Asıl risk burada.
Dünya fındık üretim tabanı genişledikçe Türkiye’nin bugünkü gelir düzeyini aynı kolaylıkla koruması zorlaşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı TEPGE’nin 2025 raporunda 2023 itibarıyla dünya fındık üretiminin yüzde 58’ini Türkiye’nin karşıladığı, İtalya’nın payının yüzde 9, ABD’nin yüzde 8, Azerbaycan’ın yüzde 7 ve Şili’nin yüzde 6 olduğu yazılıyor.
Aynı rapor son beş yıl ortalamasında Türkiye’yi 708 bin ton, İtalya’yı 105 bin ton, ABD’yi 65 bin ton, Azerbaycan’ı 64 bin ton ve Şili’yi 48 bin ton seviyesinde gösteriyor.
Daha çarpıcı olan ise zirve yıllar: Türkiye 2019’da 776 bin tona çıktı; ABD 2023’te 85 bin tona, Azerbaycan 75 bin tona, Şili de yine 2023’te 66 bin tona ulaştı.
Bu tablo, Türkiye’nin liderliğini koruduğunu ama yalnız kalmadığını ve Uluslararası sektör raporları da aynı baskının büyüdüğünü gösteriyor.
International Nut and Dried Fruit Council’ın Kasım 2025 güncellemesinde Türkiye’de 2025 mahsulünün kuraklık, randıman ve irilik sorunları nedeniyle ilk beklentilerin altında kaldığı; buna karşılık Şili’de hasadın önceki projeksiyonları aştığı yazılıyor.
ODEPA’nın Kasım 2025 bülteni de Şili’nin Mart-Ekim 2025 döneminde 14,5 bin ton kabuklu fındık ihracatından 62 milyon dolar, 36,5 bin ton iç fındık ihracatından ise 366 milyon dolar FOB gelir elde ettiğini kayda geçiriyor.
Karşı sezon avantajına sahip bir rakibin hem üretimde hem ihracatta büyümesi, Türkiye’nin bugünkü gelir seviyesinin gelecekte baskı altına gireceğini açık biçimde gösteriyor. Küresel arz arttıkça aynı üründen aynı geliri almak zorlaşır.
Giresun açısından dosya daha da hassas.
Çünkü burada savunulan ürün sıradan bir fındık değil; adı, aroması ve sanayi değeriyle öne çıkan bir kalite havzası.
Buna rağmen resmî istatistikler Giresun Tombul’u her yıl ayrı bir tonaj kalemi olarak yayımlamıyor; üretim, Giresun ili toplam fındık üretimi üzerinden izleniyor.
TEPGE’nin 2025 raporunda Giresun için 2020’de 84 bin 167 ton, 2021’de 83 bin 488 ton, 2022’de 92 bin 305 ton, 2023’te 72 bin 60 ton ve 2024’te 94 bin 18 ton üretim yer alıyor.
Son beş yılda Giresun’un toplam fındık üretimi 426 bin 38 tona ulaştı. Yıllık ortalama yaklaşık 85 bin 208 ton oldu.
Ürün güçlü kaldı; fakat hacim ve gelir istikrarı aynı güçte ilerlemedi.
Bu üretimin oturduğu zemin de Giresun’un neden daha kırılgan olduğunu anlatıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi, ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiğini yazıyor.
Aynı rehber, bu alanın ilin tarım toprağının yüzde 76’sını kapladığını ve fındığın kentin ana geçim omurgası olduğunu vurguluyor. Bu veri, Giresun’da dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ediyor.
TEPGE’nin 2025 raporu da Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğunu, ekonomik ömrünü tamamlayan bu bahçelerin yenilenmesi gerektiğini açıkça belirtiyor.
Yani Giresun’un temel sorunu yalnız fiyat değil; yaşlı bahçe, eğimli arazi ve yapısal verim baskısıdır.
Bu nedenle aynı kilogram fiyatı her bölgede aynı sonucu üretmiyor.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2024 faaliyet raporunda Bafra’da dekara verim 126,77 kilogram, Çarşamba’da 131,35 kilogram olarak yer alıyor.
Giresun’un yaklaşık 78,46 kilogramlık ortalamasıyla bu iki ova sahası arasındaki fark yalnız teknik bir istatistik değil; doğrudan gelir farkı.
240 liralık fiyat üzerinden yapılan basit brüt hasıla hesabında Giresun’da dekar başına gelir 18 bin 830,40 lirada kalırken,
Bafra’da 30 bin 424,80 liraya, Çarşamba’da 31 bin 524 liraya çıkıyor.
On dönümlük bahçede fark daha da sertleşiyor:
Giresun’da yaklaşık 188 bin 304 lira,
Bafra’da 304 bin 248 lira,
Çarşamba’da 315 bin 240 lira brüt gelir oluşuyor.
Bu hesap masraf düşülmeden yapılmış çıplak hasıla hesabıdır; buna rağmen farkın büyüklüğü tek başına sorunu anlatıyor.
Üstelik masraf tarafı da Giresun aleyhine çalışıyor.
Ovadaki üretim modeli daha düz arazide, daha hızlı hasatta, daha kolay taşıma imkânında ve daha yönetilebilir işçilikte ilerliyor.
Giresun’da ise eğim, parçalı arazi yapısı, yaşlı ocaklar ve yüksek işçilik baskısı üreticinin maliyetini yukarı çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında Giresun için “bahçelerin yenilenmesi” ihtiyacının özellikle öne çıkması boşuna değil. Bu nedenle 240 lira, 250 lira ya da 260 lira gibi görünen tek fiyatlar sahada eşitlik üretmiyor; aynı rakam Giresun’da sıkışma, ovada görece rahatlama anlamına gelebiliyor.
Fiyat çizgisi de bu baskıyı daha görünür hale getirdi.
FİSKOBİRLİK hattında 50 randıman Giresun kalite fındık 22 Ağustos 2025’te 230 lira seviyesindeydi. Fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. Ardından geri çekilme başladı; 23 Mart 2026’da 257 liraya, 25 Mart’ta 242 liraya indi. 30 Mart 2026’da ise 240 lira bandı görüldü.
Yerel piyasa kronolojisi, sezon içindeki sert dalgalanmanın yalnız günlük alım satım meselesi olmadığını; üretici psikolojisini, nakit akışını ve yeni sezona bakışı doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Giresun fındığının kalite dosyası güçlü, zaten tartışma da burada değil.
Giresun Tombul’un aroması, beyazlatma kabiliyeti ve yağ yapısı çikolata sanayisi için hâlâ önemli üstünlük taşıyor.
Sorun, bu üstünlüğün tek başına piyasa gücüne çevrilememesinde düğümleniyor.
Dünya üretimi genişlerken, Şili karşı sezon avantajını büyütürken, ABD ve Azerbaycan hacim artırırken, Türkiye’nin bugünkü gelirini yalnız geçmişteki üstünlük üzerinden koruyacağını varsaymak gerçekçi değil.
Giresun için tehlike daha büyük; çünkü burada kaliteli ürün korunurken verim baskısı ve maliyet yükü gelir tarafını daha hızlı aşındırıyor.
Bu tablo artık tek cümleyle özetlenebilir:
Giresun fındığında kriz kalite kaybı değil, gelir kaybıdır.
Ürün hâlâ seçkin üründür. Ama seçkin ürün olmak, dünya arzı büyürken kendiliğinden yüksek gelir yaratmıyor.
Türkiye’nin milyar dolarlık fındık geliri devam ediyor; fakat bu gelir, küresel üretim arttıkça daha sert bir rekabetin içine giriyor.
Giresun’da yaşlı bahçe, düşük verim ve yüksek maliyet düzelmeden; dışarıda yeni üretim merkezleri büyürken, içeride de gelir dağılımı bölgesel farkları gözetmeden kurulurken, yalnız “bizim fındık en kaliteli” cümlesi üreticiyi korumaya yetmez.
Fındıkta artık mesele yalnız iyi ürün üretmek değil, büyüyen dünya arzı karşısında geliri savunabilmektir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
FINDIKTA KIRILMA…
FINDIKTA KIRILMA…
Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı,Siyaset Bilimci,
Sosyolog Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı
Giresun Tombul Fındığı, çikolata sanayisinin aradığı temel nitelikleri dünde, bugün de taşıyor, taşımaya devam edecek.
Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinde menşe adıyla tescilli ürünün ayırt edici özellikleri arasında “damakta bıraktığı kendine özgü aroma” açık biçimde kayıt alınmış.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi de bu hattı net biçimde kurmuş rehber, kentte fındığın başta çikolata yapımı olmak üzere sanayi hammaddesi olarak değerlendirilmesini doğrudan öne çıkarmış durumda.
Kalite, tek başına piyasa gücü demek değil.
Türkiye 2025 yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihracatı yaptı ve 2 milyar 255 milyon dolar gelir elde etti.
Bu rakam hâlâ devasa bir dış ticaret hacmine işaret ediyor.
Ancak aynı açıklama, 2024’e kıyasla miktarda 84 bin 540 tonluk, değerde ise 380,5 milyon dolarlık gerileme yaşandığını da ortaya koydu.
Yani ortada hâlâ büyük bir gelir var, fakat bu gelir artık otomatik, garantili ve kendiliğinden büyüyen bir yapı taşımıyor.
Asıl risk burada.
Aynı rapor son beş yıl ortalamasında Türkiye’yi 708 bin ton, İtalya’yı 105 bin ton, ABD’yi 65 bin ton, Azerbaycan’ı 64 bin ton ve Şili’yi 48 bin ton seviyesinde gösteriyor.
Daha çarpıcı olan ise zirve yıllar: Türkiye 2019’da 776 bin tona çıktı; ABD 2023’te 85 bin tona, Azerbaycan 75 bin tona, Şili de yine 2023’te 66 bin tona ulaştı.
Bu tablo, Türkiye’nin liderliğini koruduğunu ama yalnız kalmadığını ve Uluslararası sektör raporları da aynı baskının büyüdüğünü gösteriyor.
International Nut and Dried Fruit Council’ın Kasım 2025 güncellemesinde Türkiye’de 2025 mahsulünün kuraklık, randıman ve irilik sorunları nedeniyle ilk beklentilerin altında kaldığı; buna karşılık Şili’de hasadın önceki projeksiyonları aştığı yazılıyor.
ODEPA’nın Kasım 2025 bülteni de Şili’nin Mart-Ekim 2025 döneminde 14,5 bin ton kabuklu fındık ihracatından 62 milyon dolar, 36,5 bin ton iç fındık ihracatından ise 366 milyon dolar FOB gelir elde ettiğini kayda geçiriyor.
Karşı sezon avantajına sahip bir rakibin hem üretimde hem ihracatta büyümesi, Türkiye’nin bugünkü gelir seviyesinin gelecekte baskı altına gireceğini açık biçimde gösteriyor. Küresel arz arttıkça aynı üründen aynı geliri almak zorlaşır.
Giresun açısından dosya daha da hassas.
Çünkü burada savunulan ürün sıradan bir fındık değil; adı, aroması ve sanayi değeriyle öne çıkan bir kalite havzası.
Buna rağmen resmî istatistikler Giresun Tombul’u her yıl ayrı bir tonaj kalemi olarak yayımlamıyor; üretim, Giresun ili toplam fındık üretimi üzerinden izleniyor.
Son beş yılda Giresun’un toplam fındık üretimi 426 bin 38 tona ulaştı. Yıllık ortalama yaklaşık 85 bin 208 ton oldu.
Ürün güçlü kaldı; fakat hacim ve gelir istikrarı aynı güçte ilerlemedi.
Bu üretimin oturduğu zemin de Giresun’un neden daha kırılgan olduğunu anlatıyor.
Aynı rehber, bu alanın ilin tarım toprağının yüzde 76’sını kapladığını ve fındığın kentin ana geçim omurgası olduğunu vurguluyor. Bu veri, Giresun’da dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ediyor.
TEPGE’nin 2025 raporu da Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğunu, ekonomik ömrünü tamamlayan bu bahçelerin yenilenmesi gerektiğini açıkça belirtiyor.
Yani Giresun’un temel sorunu yalnız fiyat değil; yaşlı bahçe, eğimli arazi ve yapısal verim baskısıdır.
Bu nedenle aynı kilogram fiyatı her bölgede aynı sonucu üretmiyor.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2024 faaliyet raporunda Bafra’da dekara verim 126,77 kilogram, Çarşamba’da 131,35 kilogram olarak yer alıyor.
Giresun’un yaklaşık 78,46 kilogramlık ortalamasıyla bu iki ova sahası arasındaki fark yalnız teknik bir istatistik değil; doğrudan gelir farkı.
240 liralık fiyat üzerinden yapılan basit brüt hasıla hesabında Giresun’da dekar başına gelir 18 bin 830,40 lirada kalırken,
Bafra’da 30 bin 424,80 liraya, Çarşamba’da 31 bin 524 liraya çıkıyor.
Bu hesap masraf düşülmeden yapılmış çıplak hasıla hesabıdır; buna rağmen farkın büyüklüğü tek başına sorunu anlatıyor.
Üstelik masraf tarafı da Giresun aleyhine çalışıyor.
Ovadaki üretim modeli daha düz arazide, daha hızlı hasatta, daha kolay taşıma imkânında ve daha yönetilebilir işçilikte ilerliyor.
Giresun’da ise eğim, parçalı arazi yapısı, yaşlı ocaklar ve yüksek işçilik baskısı üreticinin maliyetini yukarı çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında Giresun için “bahçelerin yenilenmesi” ihtiyacının özellikle öne çıkması boşuna değil. Bu nedenle 240 lira, 250 lira ya da 260 lira gibi görünen tek fiyatlar sahada eşitlik üretmiyor; aynı rakam Giresun’da sıkışma, ovada görece rahatlama anlamına gelebiliyor.
Fiyat çizgisi de bu baskıyı daha görünür hale getirdi.
FİSKOBİRLİK hattında 50 randıman Giresun kalite fındık 22 Ağustos 2025’te 230 lira seviyesindeydi. Fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. Ardından geri çekilme başladı; 23 Mart 2026’da 257 liraya, 25 Mart’ta 242 liraya indi. 30 Mart 2026’da ise 240 lira bandı görüldü.
Yerel piyasa kronolojisi, sezon içindeki sert dalgalanmanın yalnız günlük alım satım meselesi olmadığını; üretici psikolojisini, nakit akışını ve yeni sezona bakışı doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Giresun fındığının kalite dosyası güçlü, zaten tartışma da burada değil.
Giresun Tombul’un aroması, beyazlatma kabiliyeti ve yağ yapısı çikolata sanayisi için hâlâ önemli üstünlük taşıyor.
Sorun, bu üstünlüğün tek başına piyasa gücüne çevrilememesinde düğümleniyor.
Dünya üretimi genişlerken, Şili karşı sezon avantajını büyütürken, ABD ve Azerbaycan hacim artırırken, Türkiye’nin bugünkü gelirini yalnız geçmişteki üstünlük üzerinden koruyacağını varsaymak gerçekçi değil.
Giresun için tehlike daha büyük; çünkü burada kaliteli ürün korunurken verim baskısı ve maliyet yükü gelir tarafını daha hızlı aşındırıyor.
Bu tablo artık tek cümleyle özetlenebilir:
Giresun fındığında kriz kalite kaybı değil, gelir kaybıdır.
Ürün hâlâ seçkin üründür. Ama seçkin ürün olmak, dünya arzı büyürken kendiliğinden yüksek gelir yaratmıyor.
Türkiye’nin milyar dolarlık fındık geliri devam ediyor; fakat bu gelir, küresel üretim arttıkça daha sert bir rekabetin içine giriyor.
Giresun’da yaşlı bahçe, düşük verim ve yüksek maliyet düzelmeden; dışarıda yeni üretim merkezleri büyürken, içeride de gelir dağılımı bölgesel farkları gözetmeden kurulurken, yalnız “bizim fındık en kaliteli” cümlesi üreticiyi korumaya yetmez.
Fındıkta artık mesele yalnız iyi ürün üretmek değil, büyüyen dünya arzı karşısında geliri savunabilmektir.