Karadeniz’in dik yamaçlarında, taşın üstünde alın teriyle büyüyen bir emek var: fındık.
Dünya üretiminin yüzde 60’ını karşılayan Türkiye'nin, ortalama 2–2,5 milyar dolar döviz girdisi sağladığı yıllar vardı. Bu altının değeri, Giresun’da değil, Hamburg’da belirlenmeye devam ediyor.
400 bini aşkın üretici ailenin geçim kaynağı olan fındıktan üreticiden fazla, ithalatçı ve dev firmalar kazanıyor. …
1938’de Atatürk’ün vizyonuyla kurulan Fiskobirlik, 2000 yıllara kadar üreticinin güvencesiydi.
Arz fazlası fındığı devlet adına alım yapar, işler, ihraç ederdi.
Devletin eli, milletin gücüydü.
Ama 2000’li yıllarda “yeniden yapılanma” bahanesiyle kamu desteği çekildi. Üretici plansız bir tarım politikası ile Avrupalı dev firmaların ve onların yerel tedarikçilerinin insafına bırakıldı.
Birde Ticaret Borsası var. Sanki fındığı depolayıp, değerinden satmaya muktedir olabilecekmiş gibi 2020’de Avrupa Birliği’nin 9,3 milyon avroluk hibesini alarak “fındıkta dijital şeffaflık” sloganıyla Spot Borsa oluşturmaya çalıştı. Ancak sistemi çalıştıramadı. Tam bir fiyasko…
Sonuç üretici dışlandı, ithalatçı ve ihracatçı kazandı. …
TMO’nun sezon başında açıkladığı 200 TL/kg alım fiyatı hâlâ güncellenmedi. 2025 yılından 350.- TL/KG dan alıcı bulan fındık Avrupalı büyük üreticiler tarafından oluşturulan alım baskısıyla 270–285 TL bandına gerilerken, yaşanan bu kırılma için Rekabet Kurulu devreye girdi.
Rekabet Kurulu, 6 Kasım 2025’te Ferrero’nun alım taahhüdünü 45 binden 30 bin tona düşürmesine izin verdi.
Ayrıca “TMO fiyatının altına inemezsin” kararını devam ettirdi… TMO fiyatı zaten 200 TL/KG olduğundan bu karar, üreticiyi korumaktan çok tekeli hukuken meşrulaştırdı.
…
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Yeşil kokarca zararlısı son 2 yıldır Doğu Karadeniz’de kalıcı hale geldi.
Verim kayıpları %40’a kadar çıkıyor. Kimyasal mücadele pahalı, biyolojik mücadele yetersiz.
Yaşanan kayıplara rağmen ‘Kokarca’ TARSİM sigortası kapsamına alınmadı(!)
Üretici hem fiyat hem de risk yükünü tek başına sırtlamak zorunda bırakıldı.
Bakıldığında Türkiye fındıkta üretim lideri ama neden bunları üretici yaşıyor ? sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum.
Bu cendereden nasıl çıkarız?
Fiskobirlik yeniden yapılandırılmalı
Arz fazlası üretim için en azından gerçek anlamda bir Tarım planlaması yapılana kadar Devlet Destekli, Üretici ortaklı, kamu denetimli bir kooperatif modeliyle yeniden etkin hale getirilmelidir. Kooperatiflerin yönetim kurulu oluşumundan, işletilmesine, merkez birliğinin yönetim kurulunun oluşumuna kadar yeniden günün şartlarına uygun planlama yapılmalıdır. Birlik bünyesinde şu an geçerli olan DELEGE ve yönetim yapısı ile bir BİRLİĞİN adım ileri gitme şansı yoktur.
Spot Borsa reforme edilmeli
Spot borsanın Giresun Ticaret Borsası bünyesinde çalışmasının, tüccar mantığı ile çalıştırılmasının mümkün olmadığı artık görülmüştür. Piyasa fiyatını üretici- alıcı- sanayici denkleminde oluşturacak, gerektiğinde alım yapılabilecek bir borsa/kurum olmadan Türkiye olarak fiyat belirleme gücümüz olmayacağına göre; BORSA yapılanmasında Fiskobirlik bünyesinden yeniden tesis edilmelidir. Ticaret Borsasıda gelip oradan fındık alabilmelidir.
TMO fiyat politikası güncellenmeli
200 TL’lik sabit fiyat enflasyon karşısında üreticiyi korumaz. Piyasa gerçeklilerinden uzak, dostlar alışverişte görsün tarzı çalışmayla istenilen bölgesel kalkınmaya ve üreticiye destek olması mümkün gözükmemektedir. Fındık işinden hep çekilmesi yararlı olacaktır.
TARSİM kapsamı genişletilmeli
Kokarca gibi bölgede neredeyse bir afet kadar verimliliği vuran bir tabiat olayını dikkate almayan bir sigorta sistemi ne işe yarar?
Bu sistem sadece verimi değil, gelir koruma (fiyat düşüşü + verim düşüşü) ürünlerini de yaygınlaştırılmalı, Sigorta primlerini, risk azaltıcı yatırımları (damla sulama, don koruması, kuraklığa dayanıklı çeşitler, erozyon önlemleri) uygulayan üreticilere indirimli hale getirmelidir.
Bu tür koruma tedbirlerini almayan üreticilere daha yüksek oranlarda prim uygulamalıdır.
Büyük iklim afetlerinde TARSİM tek başına baskı altında kalmamalı ülke/ bölge düzeyinde reasürans havuzu veya devlet destekli “afet yeniden sigorta fonu” oluşturularak teminat kapasitesi artırılmalıdır.
Katma değerli ihracat desteklenmeli Fındık yalnızca hammadde olarak değil, çikolata, krema, yağ ve ezme formunda Türk markalarıyla dünyaya sunulmalıdır.
1946 yılında İtalya'nın Piyemonte bölgesindeki küçük bir kasaba olan Alba'da çalışmaya başlayan Ferrero'nun bir ticaret şirkettir. Bugün ürettiği ürününü 170’ten fazla ülkede satabilen, 35'ten fazla ikonik markasıyla dünyanın en büyük paketli tatlı gıda üreticisi bünyesinde 38.000'den fazla insan çalışmaktadır.
Şimdi soru şu: Cumhuriyetin ilanından sonra büyük önder Atatürk’ün “Fındık başta olmak üzere diğer belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır “sözüyle toplanan 1.Uluslararası Fındık Kongresi sonrasında 28 Temmuz 1938 tarihinde kurulan Fiskobirlik ve fındık üreticisinin kaderinin bir şirket nasıl yıllardır belirleyebilmektedir?
Buna yıllardır kim/neden izin veriyor?
Bu firma ne yapıyorsa onu belli bir noktaya kadar biz ülke olarak neden yapamıyoruz?
Artık çikolata ürünlerini ara mamul ya da son mamul olarak 170 ülkeye bizim satmaya başlamamız gerekiyor.
Böylelikle, Fındığın Kaderi Hamburg’da Değil, Karadeniz’de Yazılmaya başlar.
Bir avuç yabancı kazanırken, 400 bin üretici de kazanmaya başlar. Atatürk’ün kurduğu Fiskobirlik yeniden doğar. Türkiye, fındıkta yalnızca üretici değil, fiyat belirleyici ülke konumuna ulaşır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömür Yüksel
FINDIKTA ADALET, ÜRETİCİDE GÜÇ ZAMANI
FINDIKTA ADALET, ÜRETİCİDE GÜÇ ZAMANI
Ömür Yüksel
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı | Sosyal Bilimci
Yönetim ve Çalışma İlişkileri Uzmanı
Karadeniz’in dik yamaçlarında, taşın üstünde alın teriyle büyüyen bir emek var: fındık.
Dünya üretiminin yüzde 60’ını karşılayan Türkiye'nin, ortalama 2–2,5 milyar dolar döviz girdisi sağladığı yıllar vardı.
Bu altının değeri, Giresun’da değil, Hamburg’da belirlenmeye devam ediyor.
400 bini aşkın üretici ailenin geçim kaynağı olan fındıktan üreticiden fazla, ithalatçı ve dev firmalar kazanıyor.
…
1938’de Atatürk’ün vizyonuyla kurulan Fiskobirlik, 2000 yıllara kadar üreticinin güvencesiydi.
Arz fazlası fındığı devlet adına alım yapar, işler, ihraç ederdi.
Devletin eli, milletin gücüydü.
Ama 2000’li yıllarda “yeniden yapılanma” bahanesiyle kamu desteği çekildi. Üretici plansız bir tarım politikası ile Avrupalı dev firmaların ve onların yerel tedarikçilerinin insafına bırakıldı.
Fiskobirlik yok, üretici örgütsüz.
Piyasa tekelleşti, üretici sahipsiz.
…
Birde Ticaret Borsası var. Sanki fındığı depolayıp, değerinden satmaya muktedir olabilecekmiş gibi 2020’de Avrupa Birliği’nin 9,3 milyon avroluk hibesini alarak “fındıkta dijital şeffaflık” sloganıyla Spot Borsa oluşturmaya çalıştı. Ancak sistemi çalıştıramadı. Tam bir fiyasko…
Sonuç üretici dışlandı, ithalatçı ve ihracatçı kazandı.
…
TMO’nun sezon başında açıkladığı 200 TL/kg alım fiyatı hâlâ güncellenmedi. 2025 yılından 350.- TL/KG dan alıcı bulan fındık Avrupalı büyük üreticiler tarafından oluşturulan alım baskısıyla 270–285 TL bandına gerilerken, yaşanan bu kırılma için Rekabet Kurulu devreye girdi.
Rekabet Kurulu, 6 Kasım 2025’te Ferrero’nun alım taahhüdünü 45 binden 30 bin tona düşürmesine izin verdi.
Ayrıca “TMO fiyatının altına inemezsin” kararını devam ettirdi… TMO fiyatı zaten 200 TL/KG olduğundan bu karar, üreticiyi korumaktan çok tekeli hukuken meşrulaştırdı.
…
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Yeşil kokarca zararlısı son 2 yıldır Doğu Karadeniz’de kalıcı hale geldi.
Verim kayıpları %40’a kadar çıkıyor. Kimyasal mücadele pahalı, biyolojik mücadele yetersiz.
Yaşanan kayıplara rağmen ‘Kokarca’ TARSİM sigortası kapsamına alınmadı(!)
Üretici hem fiyat hem de risk yükünü tek başına sırtlamak zorunda bırakıldı.
Bakıldığında Türkiye fındıkta üretim lideri ama neden bunları üretici yaşıyor ? sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum.
Bu cendereden nasıl çıkarız?
Fiskobirlik yeniden yapılandırılmalı
Arz fazlası üretim için en azından gerçek anlamda bir Tarım planlaması yapılana kadar Devlet Destekli, Üretici ortaklı, kamu denetimli bir kooperatif modeliyle yeniden etkin hale getirilmelidir. Kooperatiflerin yönetim kurulu oluşumundan, işletilmesine, merkez birliğinin yönetim kurulunun oluşumuna kadar yeniden günün şartlarına uygun planlama yapılmalıdır. Birlik bünyesinde şu an geçerli olan DELEGE ve yönetim yapısı ile bir BİRLİĞİN adım ileri gitme şansı yoktur.
Spot Borsa reforme edilmeli
Spot borsanın Giresun Ticaret Borsası bünyesinde çalışmasının, tüccar mantığı ile çalıştırılmasının mümkün olmadığı artık görülmüştür. Piyasa fiyatını üretici- alıcı- sanayici denkleminde oluşturacak, gerektiğinde alım yapılabilecek bir borsa/kurum olmadan Türkiye olarak fiyat belirleme gücümüz olmayacağına göre; BORSA yapılanmasında Fiskobirlik bünyesinden yeniden tesis edilmelidir. Ticaret Borsasıda gelip oradan fındık alabilmelidir.
TMO fiyat politikası güncellenmeli
200 TL’lik sabit fiyat enflasyon karşısında üreticiyi korumaz. Piyasa gerçeklilerinden uzak, dostlar alışverişte görsün tarzı çalışmayla istenilen bölgesel kalkınmaya ve üreticiye destek olması mümkün gözükmemektedir. Fındık işinden hep çekilmesi yararlı olacaktır.
TARSİM kapsamı genişletilmeli
Kokarca gibi bölgede neredeyse bir afet kadar verimliliği vuran bir tabiat olayını dikkate almayan bir sigorta sistemi ne işe yarar?
Bu sistem sadece verimi değil, gelir koruma (fiyat düşüşü + verim düşüşü) ürünlerini de yaygınlaştırılmalı, Sigorta primlerini, risk azaltıcı yatırımları (damla sulama, don koruması, kuraklığa dayanıklı çeşitler, erozyon önlemleri) uygulayan üreticilere indirimli hale getirmelidir.
Bu tür koruma tedbirlerini almayan üreticilere daha yüksek oranlarda prim uygulamalıdır.
Büyük iklim afetlerinde TARSİM tek başına baskı altında kalmamalı ülke/ bölge düzeyinde reasürans havuzu veya devlet destekli “afet yeniden sigorta fonu” oluşturularak teminat kapasitesi artırılmalıdır.
Katma değerli ihracat desteklenmeli
Fındık yalnızca hammadde olarak değil, çikolata, krema, yağ ve ezme formunda Türk markalarıyla dünyaya sunulmalıdır.
1946 yılında İtalya'nın Piyemonte bölgesindeki küçük bir kasaba olan Alba'da çalışmaya başlayan Ferrero'nun bir ticaret şirkettir. Bugün ürettiği ürününü 170’ten fazla ülkede satabilen, 35'ten fazla ikonik markasıyla dünyanın en büyük paketli tatlı gıda üreticisi bünyesinde 38.000'den fazla insan çalışmaktadır.
Şimdi soru şu: Cumhuriyetin ilanından sonra büyük önder Atatürk’ün “Fındık başta olmak üzere diğer belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır “sözüyle toplanan 1.Uluslararası Fındık Kongresi sonrasında 28 Temmuz 1938 tarihinde kurulan Fiskobirlik ve fındık üreticisinin kaderinin bir şirket nasıl yıllardır belirleyebilmektedir?
Buna yıllardır kim/neden izin veriyor?
Bu firma ne yapıyorsa onu belli bir noktaya kadar biz ülke olarak neden yapamıyoruz?
Artık çikolata ürünlerini ara mamul ya da son mamul olarak 170 ülkeye bizim satmaya başlamamız gerekiyor.
Böylelikle, Fındığın Kaderi Hamburg’da Değil, Karadeniz’de Yazılmaya başlar.
Bir avuç yabancı kazanırken, 400 bin üretici de kazanmaya başlar.
Atatürk’ün kurduğu Fiskobirlik yeniden doğar.
Türkiye, fındıkta yalnızca üretici değil, fiyat belirleyici ülke konumuna ulaşır.