Ara sıra gençliğimizi elimizden alan o zalim yıllara isyan etmek, onları dar ağacına asmak istiyorum. Fakat geçen zamanı geri getirmek, o güzelim yılları yeniden yaşayabilmek ne mümkün...
Son yıllarda yalnızca gençliğimizden değil, Gazi Caddesi’nin eski günlerinden de eser kalmadı. Bir zamanlar Giresun’un en canlı, en renkli caddesinde arkadaşlarımızın omuzlarına dokunur; Depboy’dan meydana inerken ya da yukarı çıkarken tanıdıklarımıza ve esnafa selam vermekten boynumuza kramplar girerdi. Şimdi o omuzlara dokunmak da o selamları vermek de neredeyse mümkün değil.
GAZİ CADDESİ’NDE KAYBOLAN YÜZLER
Geçenlerde Depboy’da dolmuştan indim. Aşağıya doğru bakarken düşüncelere daldım. Gözlerim, caddenin müdavimlerinden Eczacı Ziya Demirok’u; gazete bayileri Nuh Altunçelep ile Ali Gökçe’yi ve Giresun’un köklü esnaflarından Çetinkaya Mağazası’nın sahibi İhsan Çetinkaya’yı aradı.
Biliyorum, şimdi “Sadece onlar mı?” diye soracaksınız.
Elbette değil...
Postanenin alt tarafında, altında kahve bulunan Karadeniz Oteli yok. Dr. Niyazi Erkut’un muayenehanesi yok. Şekerci Aydın da Münir Oteli de artık yok. O caddede, çocukluk yıllarımda mahallî ve ulusal gazeteleri sattığım günleri özlüyorum.
Görebildiğim kadarıyla Kınacı Ömer hâlâ ayaktaydı; ancak o da adres değiştirmiş, Telekom Müdürlüğünün karşısına taşınmıştı.
Şimdilerde Depboy’dan meydana inerken veya yukarı çıkarken boynumuz ne ağrıyor ne de boynumuza kramp giriyor. Çünkü Gazi Caddesi’nin esnafı da müşterisi de birbirine yabancılaştı.
PROJELER BÜYÜDÜ, GERÇEKLİK KÜÇÜLDÜ
Son yıllarda uydurma politik açıklamalara tanık oldukça, ne yalan söyleyeyim, tiksinir oldum. Biri çıkıp dal-çık projesinden söz ediyor, diğeri teleferik diyor.
Eskiden mahallî idarelere aday olanlar, tanıtım programlarında palavradan uzak ve gerçeklere yakın çağrılar yapardı. Şimdi bunları yazınca aklınıza takılacak, beni sorgulayacak ve benden cevap isteyeceksiniz.
Ben, satırlarımda siyaset yapmaktan uzak durarak gördüğüm gerçekleri yansıtmaya çalışıyorum. Hafif Batı müziği sanatçısı İlhan İrem’in “Boş ver” şarkısında olduğu gibi, bazen “Boş ver, gitsin mazinin derinliklerine” diyorum.
Her ne olursa olsun yaşayabilmek için günün şartlarına ve gerçeklerine ayak uydurmalıydım.
VERESİYE DEFTERİYLE BİRLİKTE KOMŞULUK DA KAPANDI
Bir zamanlar esnaftan taksitle alışveriş yapar, “Ay başında veririm” derdiniz. Esnaf sizi tanır, siz de esnafı bilirdiniz. Şimdi yabancılaşan Gazi Caddesi’nde aynı sözü söyleyerek alışveriş yapamıyorsunuz.
Yerli esnaftan vazgeçtim; tanıdığım arkadaşlarım bile kayıplara karışmış durumda.
Şimdi, yazımın başlığında dile getirdiğim gibi:
“Şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler...”
O güzelim, güler yüzlü esnafların oluşturduğu Gazi Caddesi’ni çok özlüyor, her geçişimde o eski caddeyi arıyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Asım İNAN
ŞİMDİ BANA KAYBOLAN YILLARIMI GERİ VERSELER
ŞİMDİ BANA KAYBOLAN YILLARIMI GERİ VERSELER
Asım İNAN
Ara sıra gençliğimizi elimizden alan o zalim yıllara isyan etmek, onları dar ağacına asmak istiyorum. Fakat geçen zamanı geri getirmek, o güzelim yılları yeniden yaşayabilmek ne mümkün...
Son yıllarda yalnızca gençliğimizden değil, Gazi Caddesi’nin eski günlerinden de eser kalmadı. Bir zamanlar Giresun’un en canlı, en renkli caddesinde arkadaşlarımızın omuzlarına dokunur; Depboy’dan meydana inerken ya da yukarı çıkarken tanıdıklarımıza ve esnafa selam vermekten boynumuza kramplar girerdi. Şimdi o omuzlara dokunmak da o selamları vermek de neredeyse mümkün değil.
GAZİ CADDESİ’NDE KAYBOLAN YÜZLER
Geçenlerde Depboy’da dolmuştan indim. Aşağıya doğru bakarken düşüncelere daldım. Gözlerim, caddenin müdavimlerinden Eczacı Ziya Demirok’u; gazete bayileri Nuh Altunçelep ile Ali Gökçe’yi ve Giresun’un köklü esnaflarından Çetinkaya Mağazası’nın sahibi İhsan Çetinkaya’yı aradı.
Biliyorum, şimdi “Sadece onlar mı?” diye soracaksınız.
Elbette değil...
Postanenin alt tarafında, altında kahve bulunan Karadeniz Oteli yok. Dr. Niyazi Erkut’un muayenehanesi yok. Şekerci Aydın da Münir Oteli de artık yok. O caddede, çocukluk yıllarımda mahallî ve ulusal gazeteleri sattığım günleri özlüyorum.
Görebildiğim kadarıyla Kınacı Ömer hâlâ ayaktaydı; ancak o da adres değiştirmiş, Telekom Müdürlüğünün karşısına taşınmıştı.
Şimdilerde Depboy’dan meydana inerken veya yukarı çıkarken boynumuz ne ağrıyor ne de boynumuza kramp giriyor. Çünkü Gazi Caddesi’nin esnafı da müşterisi de birbirine yabancılaştı.
PROJELER BÜYÜDÜ, GERÇEKLİK KÜÇÜLDÜ
Son yıllarda uydurma politik açıklamalara tanık oldukça, ne yalan söyleyeyim, tiksinir oldum. Biri çıkıp dal-çık projesinden söz ediyor, diğeri teleferik diyor.
Eskiden mahallî idarelere aday olanlar, tanıtım programlarında palavradan uzak ve gerçeklere yakın çağrılar yapardı. Şimdi bunları yazınca aklınıza takılacak, beni sorgulayacak ve benden cevap isteyeceksiniz.
Ben, satırlarımda siyaset yapmaktan uzak durarak gördüğüm gerçekleri yansıtmaya çalışıyorum. Hafif Batı müziği sanatçısı İlhan İrem’in “Boş ver” şarkısında olduğu gibi, bazen “Boş ver, gitsin mazinin derinliklerine” diyorum.
Her ne olursa olsun yaşayabilmek için günün şartlarına ve gerçeklerine ayak uydurmalıydım.
VERESİYE DEFTERİYLE BİRLİKTE KOMŞULUK DA KAPANDI
Bir zamanlar esnaftan taksitle alışveriş yapar, “Ay başında veririm” derdiniz. Esnaf sizi tanır, siz de esnafı bilirdiniz. Şimdi yabancılaşan Gazi Caddesi’nde aynı sözü söyleyerek alışveriş yapamıyorsunuz.
Yerli esnaftan vazgeçtim; tanıdığım arkadaşlarım bile kayıplara karışmış durumda.
Şimdi, yazımın başlığında dile getirdiğim gibi:
“Şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler...”
O güzelim, güler yüzlü esnafların oluşturduğu Gazi Caddesi’ni çok özlüyor, her geçişimde o eski caddeyi arıyorum.