Mazide kalan o güzel yılları özlemiyorum dersem yalanın dik alasını yazmış olurum.
Giresun’da eksikliğini hissettiğimiz ne varsa yazdığımız o günler nerede kaldı? Bilgisayar henüz hayatımıza girmemişti. Eskilerin söylediği “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” sözü misali, bir de son yıllarda gelen yasakları ekleyince buyurun cenaze namazına...
Bilgisayar hayatımıza girmeden ve o yasaklar gelmeden önce daktilonun başına oturur, düşüncelerimizi çalakalem yazmaya başlardık.
Şimdilerde gazeteciliğin dahi korku içinde yapıldığı bir dönemdeyiz. Hele benim gibi “yaşı yetmiş, işi bitmiş” denilecek biri için yazmak çok daha zor olsa gerek.
Artık satırlarımızda geçmişe dönük hatıraları anlatarak avunuyoruz. Politik yazılarımı da daha önce belirttiğim gibi, “şimdilik” kaydıyla çelik kasaya kilitledim.
DEBBOY’DA SICAK EKMEK KOKUSU
Bu satırları karalarken hatıralarım beni Debboy civarına götürdü. Biraz aşağı doğru indiğimde gözlerim, bir fırının kapısında oluşan kuyruğa ilişti.
Vakit öğleden sonra, saat 15.00 civarıydı. Çevreye öyle güzel bir sıcak ekmek kokusu yayılıyordu ki iddia ediyorum, bugünün en pahalı ve en iddialı parfümleri yanında halt etmiş.
Bakıyorum; babamın çalıştığı Maliye Dairesinin memurları bile ekmek kuyruğunda. Hemen bitişikte muayenehanesi bulunan, dönemin en iyi doktorlarından Dr. Niyazi Erkut, kapısından kuyruktaki insanları izliyor. Karşı komşu Terzi Şefik Terzioğlu ise dikişi bırakmış, o da kuyruğa bakıyor.
O zamanın insanları arasındaki samimiyete ve hoşgörüye bugün rastlamak ne mümkün...
Bir fark daha vardı: O dönemin insanları politikadan uzak yaşardı.
BU AKŞAM, POLİTİKADAN UZAK GÜNLERE...
Bu akşam politikayı bir kenara bırakalım. Sıcak ekmek kokusunun insanları aynı kuyrukta buluşturduğu, samimiyetin ve hoşgörünün henüz kaybolmadığı o güzel günlere dönelim...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Asım İNAN
ÇALAKALEM YAZDIĞIMIZ GÜNLER ÖZLENMEZ Mİ?
ÇALAKALEM YAZDIĞIMIZ GÜNLER ÖZLENMEZ Mİ?
Asım İNAN
Mazide kalan o güzel yılları özlemiyorum dersem yalanın dik alasını yazmış olurum.
Giresun’da eksikliğini hissettiğimiz ne varsa yazdığımız o günler nerede kaldı? Bilgisayar henüz hayatımıza girmemişti. Eskilerin söylediği “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” sözü misali, bir de son yıllarda gelen yasakları ekleyince buyurun cenaze namazına...
Bilgisayar hayatımıza girmeden ve o yasaklar gelmeden önce daktilonun başına oturur, düşüncelerimizi çalakalem yazmaya başlardık.
Şimdilerde gazeteciliğin dahi korku içinde yapıldığı bir dönemdeyiz. Hele benim gibi “yaşı yetmiş, işi bitmiş” denilecek biri için yazmak çok daha zor olsa gerek.
Artık satırlarımızda geçmişe dönük hatıraları anlatarak avunuyoruz. Politik yazılarımı da daha önce belirttiğim gibi, “şimdilik” kaydıyla çelik kasaya kilitledim.
DEBBOY’DA SICAK EKMEK KOKUSU
Bu satırları karalarken hatıralarım beni Debboy civarına götürdü. Biraz aşağı doğru indiğimde gözlerim, bir fırının kapısında oluşan kuyruğa ilişti.
Vakit öğleden sonra, saat 15.00 civarıydı. Çevreye öyle güzel bir sıcak ekmek kokusu yayılıyordu ki iddia ediyorum, bugünün en pahalı ve en iddialı parfümleri yanında halt etmiş.
Bakıyorum; babamın çalıştığı Maliye Dairesinin memurları bile ekmek kuyruğunda. Hemen bitişikte muayenehanesi bulunan, dönemin en iyi doktorlarından Dr. Niyazi Erkut, kapısından kuyruktaki insanları izliyor. Karşı komşu Terzi Şefik Terzioğlu ise dikişi bırakmış, o da kuyruğa bakıyor.
O zamanın insanları arasındaki samimiyete ve hoşgörüye bugün rastlamak ne mümkün...
Bir fark daha vardı: O dönemin insanları politikadan uzak yaşardı.
BU AKŞAM, POLİTİKADAN UZAK GÜNLERE...
Bu akşam politikayı bir kenara bırakalım. Sıcak ekmek kokusunun insanları aynı kuyrukta buluşturduğu, samimiyetin ve hoşgörünün henüz kaybolmadığı o güzel günlere dönelim...