Hava Durumu

#Zirai Don

giresunsonhaber - Zirai Don haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zirai Don haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ Haber

2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ

Bahar donları meyve ve sebze üreticileri için ciddi tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, bitkileri don riskinden korumak için mikro-sprinkler sistemlerinin kullanımını öneriyor. İSTANBUL (İGFA) - Bahar aylarında ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için ciddi tehlike oluşturuyor. Özellikle çiçeklenme döneminde meydana gelen zirai don olayları, bitkilerin gelişim döngüsünü kesintiye uğratarak verim kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar, çiftçilerin don riskini etkin şekilde yönetebilmesi için modern sulama ve iklim kontrol sistemlerine yönelmesi gerektiğini vurguluyor. 2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşanan don felaketi, son 30 yılın en ağır tarımsal bilançosunu oluşturmuştu. Fındıkta yüzde 60, çayda yüzde 30–35 ve üzüm bağlarında bazı bölgelerde yüzde 80’e varan rekolte kayıpları yaşanmış, kayısı fiyatları ton başına 5 bin dolardan 11 bin doların üzerine çıkarak piyasalarda dalgalanmalara yol açmıştı. İklim değişikliği ile mevsimsel sıcaklık dalgalanmalarının artması, don riskinin sıklığını ve şiddetini yükseltiyor. Uzmanlar, özellikle 0°C’nin altındaki sıcaklıkların bitkilerde don hasarına yol açabileceğini, -2°C ve altındaki sıcaklıkların ise çoğu bahçe bitkisi için tehlike oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle çiftçilerin, bahçelerde rüzgâr koruma duvarları inşa ederek ve bitkilerin soğuk hava akımlarına karşı dayanıklılığını artıran yöntemleri uygulayarak riskleri azaltmaları tavsiye ediliyor. Donla mücadelede aktif yöntemler arasında mikro-sprinkler sistemleri öne çıkıyor. Suyun kontrollü şekilde atomize edilmesiyle bitkilerin etrafında koruyucu bir mikro iklim oluşturuluyor ve bu sayede don riski önemli ölçüde azaltılıyor. Uzmanlar, mikro-sprinkler sistemlerinin yanı sıra sisleme ve sıcak hava akımı uygulamalarının da bahçelerde sıcaklık dengesini koruyarak bitkilerin don hasarına karşı korunmasına yardımcı olduğunu söylüyor. 2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Haber

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR”

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sübvansiyonlu kredi kullanamamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şenyürek, söz konusu uygulamanın tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Giresun’da yaklaşık 80 bin üreticinin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olduğunu hatırlatan Şenyürek, “Bu karar birkaç üreticiyi değil, Giresun’un tamamını ilgilendiren bir üretim krizine dönüşmektedir” dedi. Şenyürek, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın son açıklamalarının sahadaki tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Bayraktar’ın ‘SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu nedeniyle çiftçilere kredi verilmemesi tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir’ sözlerini hatırlattı. Şenyürek, “Bu uyarı görmezden gelinemez” ifadesini kullandı. “Şebinkarahisar'da yaşananlar, Giresun'un özetidir” CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol’un açıkladığı verilerin kararın ilçelerde yarattığı tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu belirten Şenyürek, Şebinkarahisar’da 3.088 üreticinin Tarım Kredi Kooperatifleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde olduğunu söyledi. Bu üreticilerin önemli bir bölümünün SGK ve vergi borcu gerekçesiyle sübvansiyonlu krediye erişemediğini ifade eden Şenyürek, “Tarım Kredi’den indirimli kredi kullanan bir çiftçi 1.000 lira için yaklaşık 1.200 lira geri ödeme yaparken, borcu olduğu için bu haktan yararlanamayan çiftçi aynı tutar için yüzde 50’nin üzerinde faizle yaklaşık 1.666 lira ödemek zorunda bırakılıyor. Bu fark üretimi değil, borcu büyütüyor” şeklinde konuştu. “Afetler varken çiftçi çaresiz bırakılamaz” 2025 yılının zirai don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı ve şap hastalığı nedeniyle çiftçiler açısından adeta bir afet yılına dönüştüğünü vurgulayan Şenyürek, “TZOB’un da işaret ettiği gibi; kuraklık ve zirai don üretimi azaltırken, kahverengi kokarca fındıkta rekolteyi düşürdü, şap hastalığı hayvancılığı vurdu; üretici hayvanını satamadı, geliri eridi. Böylesi bir tabloda ‘borcun varsa kredi yok’ demek, çiftçiyi tamamen çaresiz bırakmaktır” dedi. “Büyük şirketlere af, çiftçiye engel kabul edilemez” Milyonlarca liralık vergi borcu bulunan büyük şirketler için çıkarılan af düzenlemelerine dikkat çeken Şenyürek, “Küçük üreticiye gelince aynı anlayış ortadan kalkıyor. Bu yaklaşım sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı. Şenyürek açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Vergi ve SGK borçları üretimi engellemeyecek şekilde yapılandırılmalı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredi kullanımı derhal yeniden açılmalıdır. TZOB’un uyarıları da göstermektedir ki; bu karar devam ederse üretim düşecek, gıda güvenliği riske girecektir. CHP olarak biz; üreticinin emeğini koruyan, kooperatifçiliği güçlendiren, planlı üretimi ve taban fiyat güvencesini esas alan, kamucu ve sosyal adaletçi tarım politikalarının takipçisiyiz. Çiftçiyi yüksek faize mahkum eden değil; girdiyi ucuzlatan, borcu yönetilebilir kılan, üretimi sürdürülebilir hale getiren bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğiz. Üretenin yanında, ithalat lobilerinin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Haber

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, '300 lira kötü bir rakam değil ancak üreticimizin daha yüksek bir beklentisi olabilir' dedi. FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, fındıkta rekolte düşüşü, fiyat tartışmaları, ihracat seyri ve Türkiye’nin küresel pazar liderliğini koruma stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayraktar, “Doğru bilgi üreticinin lehinedir. Fındık bizim için hayati bir meseledir. Türkiye bu liderliği kaybetmemeli” dedi. Bayraktar, Ekotürk TV yayınına katıldı. Bayraktar’ın söylediklerini rahat okunması için soru-cevap biçiminde hazırladık. TÜRKİYE HÂLÂ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ FINDIK ÜRETİCİSİ Soru: Türkiye, üretimin %65’ine, ticaretin %80’ine sahipti. Hâlâ bu gücü koruyor muyuz? Bayraktar: Türkiye’nin fındık üretimindeki gücü devam ediyor. Fakat 2007’de dünya üretimindeki payımız %72 idi, bugün %60’lara geriledi. Ticaretteki payımız ise hâlâ %80’lerde. Yani dünya fındık piyasasını yönlendirebilecek ölçüde etki sahibiyiz. Ama üretim payındaki düşüşü göz ardı etmemeliyiz. BU YIL REKOLTE EN AZ %60 DÜŞTÜ Soru: Bu yıl rekolte neden düştü? Fiyat artışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Bu yıl çok özel bir yıl. Zirai don, kuraklık ve kokarca zararlıları rekolteyi neredeyse %60 oranında azalttı. Doğal olarak ürün az olduğunda fiyat yükseliyor. Geçen yıl TMO’nun 130 TL açıkladığı fiyat bu yıl 200 TL oldu ama piyasa 340 TL’yi gördü, şu anda 300 TL civarında. Geçmiş yıllarla kıyaslayınca üretici açısından iyi bir fiyat olduğunu söyleyebilirim. GİRESUN KALİTE FİYATI 300,50 TL’YE TEKABÜL EDİYOR Soru: Giresun kalite fındığın 297 TL olarak açıklanan fiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Giresun tombul fındığının coğrafi işaret hakkı FİSKOBİRLİK’te. Belgesi olan üreticilere +3 TL prim veriyoruz. Dolayısıyla fiyat 300,50 TL’ye denk geliyor. Beklentiler daha yüksek olabilir ama dünya fiyatlarıyla kıyaslayınca kötü bir fiyat değil. HER ÜLKEDE AZALMA VAR AMA EN ÇOK TÜRKİYE ETKİLENDİ Soru: Rakip ülkelerde durum nasıl? İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi üreticilerde tablo nedir? Bayraktar: Bu yıl sadece Türkiye değil, tüm dünyada fındık üretiminde düşüş yaşandı. Ama en büyük üretici biz olduğumuz için en çok etkilenen ülke de biz olduk. Dünyada arz–talep dengesi bozulduğu için fiyatlar hızla yükseldi. “Zirai don + kuraklık + kokarca” birlikte etkisini ilk kez bu kadar güçlü gösterdi. INC’NİN 609 BİN TON TAHMİNİ BU YIL MÜMKÜN DEĞİL Soru: INC’nin (Uluslararası Kabuklu Kuruyemiş Birliği) 2025–2026 rekolte tahmini 609 bin tondu. Gerçekçi buluyor musunuz? Bayraktar: Asla mümkün değil. Muhtemelen o tahmin yapılırken don ve kuraklığın etkisi tam görülmemişti. Türkiye’nin geçen yılki rekoltesi 700 bin tondu ama bu yıl sanayicilerin tahmini bile 420 bin tona kadar geriledi. Gerçeği söylemek üreticinin lehinedir. Spekülasyon en çok üreticiye zarar verir. İHRACAT DÜŞTÜ AMA SEZON SONUNDA ELİMİZDE FINDIK KALMAYACAK Soru: İlk iki ayda ihracat 351–352 milyon dolar. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Geçmiş yıllara göre düşük. Büyük alıcılar, Türkiye’de fiyat hızlı yükseldiği için önce daha ucuz olan başka ülkelere yöneldi. Ama onların ürünleri zaten sezon boyu yetmez. Sonuçta yine Türkiye’ye dönecekler. Bu yıl elimizdeki fındığın tamamı satılır. BİZDEKİ FINDIK KALİTESİNİN ALTERNATİFİ YOK AMA… Soru: Peki Türkiye’deki kaliteyi başka ülkelerde bulabiliyorlar mı? Bayraktar: Bizim kalite eşsiz ama fiyat farkı alıcıları geçici olarak başka ülkelere yönlendirebilir. Bu fiyat üretici için yüksek değildir, yanlış anlaşılmasın. Ancak üretimdeki liderliği korumak için dünya pazarına uygun fiyat politikaları da önemli. %70 ÜRETİM PAYINDAN %60’A DÜŞTÜK, BUNA ÖNLEM ALMALIYIZ Soru: Türkiye’nin üretim payındaki düşüş nasıl durdurulabilir? Bayraktar: Bu mesele sadece hükümetin değil; üretici örgütlerinin, sanayicinin, STK’ların ve siyasetin ortak meselesidir. Fındık üretilen bölgelerde başka ürün alternatifi yok. Bu yüzden fındık Türkiye için hayati bir ürün. Liderliği kaybetmemek için uzun vadeli plan yapılmalı. İTALYA’NIN YAPTIĞI GİBİ FINDIĞI SANAYİDE DAHA ÇOK KULLANMALIYIZ Soru: Fındığı daha katma değerli ürünlere dönüştürme konusunda Türkiye yeterince ilerledi mi? Bayraktar: İtalya bu konuda güçlü. Çikolata, krema, pasta sanayii ve işlenmiş ürünlerde çok başarılılar. Türkiye’nin de bu alana daha fazla yönelmesi şart. Ham fındık satmak yerine işlenmiş ürün satmak daha yüksek gelir sağlar. Biz de FİSKOBİRLİK olarak bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.