Hava Durumu

#Zeytinyağı

giresunsonhaber - Zeytinyağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zeytinyağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER Haber

FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER

FOODEX JAPAN 2027 İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI: FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER Ege İhracatçı Birlikleri, Türk gıda ürünlerinin Japonya pazarındaki payını artırmak amacıyla 9–12 Mart 2027 tarihlerinde Tokyo'da düzenlenecek Foodex Japan Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı'na milli katılım organizasyonu gerçekleştirecek. Türkiye'nin Japonya'ya yıllık 335 milyon dolara ulaşan gıda ihracatının orta vadede 500 milyon doların üzerine çıkarılması hedeflenirken, fındık da ihracatta öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. Yıllık yaklaşık 80 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Japonya, Türk fındığı açısından da önemli bir pazar konumunda. Japonya'nın 2024 yılındaki kabuksuz fındık ithalatının yaklaşık yüzde 95'inin Türkiye'den karşılanması, coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı ve işlenmiş fındık ürünlerinin bu pazardaki gelişme potansiyelini ortaya koyuyor. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Japonya'nın başkenti Tokyo'da bulunan Tokyo Big Sight Fuar Merkezi'nde 9–12 Mart 2027 tarihlerinde düzenlenecek 52. Foodex Japan Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı için hazırlıklarını sürdürüyor. Ticaret Bakanlığının desteğiyle gerçekleştirilecek Türkiye milli katılım organizasyonunda gıda ihracatçıları, Japon satın almacılar ve Asya pazarında faaliyet gösteren uluslararası firmalarla bir araya gelecek. Yaklaşık 125 milyon nüfusa sahip Japonya, gıda ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılaması nedeniyle Türk ihracatçılar açısından stratejik pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. TÜRKİYE 30 YILDIR FOODEX JAPAN FUARINA KATILIYOR Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2027 yılında 52'ncisi düzenlenecek Foodex Japan Fuarı'na Türk firmalarının katılımını yaklaşık 30 yıldır organize ettiklerini belirtti. Japonya'nın kendi gıda ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayabildiğini ifade eden Öztürk, ülkenin kalite ve gıda güvenliği konularında yüksek standartlara sahip olduğunu vurguladı. Öztürk, “Japonya gıda ithalatında büyük bir pazar. Gıda kalitesine ve güvenliğine azami dikkat ediyorlar. Zor beğenen ancak çalışmaya başladıktan sonra sadık bir pazar. Türk gıda ihracatçılarımızı Japonya'da Foodex Fuarı'nda yerlerini almaya davet ediyoruz” dedi. Foodex Japan'ın yalnızca Japonya'ya değil, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine ulaşmak isteyen firmalara da ticari bağlantılar kurma imkânı sağladığını belirten Öztürk, fuarın Türk gıda sektörünün ihracat hedefleri açısından önem taşıdığını kaydetti. JAPONYA'YA GIDA İHRACATI BEŞ YILDA YÜZDE 60 ARTTI Ege İhracatçı Birliklerinin açıkladığı verilere göre Türkiye'nin Japonya'ya gıda ihracatı son beş yılda yüzde 60 artarak 210 milyon dolardan 335 milyon dolara yükseldi. Türkiye'nin Japonya'ya yaptığı toplam ihracatın yaklaşık yüzde 52'sini gıda ürünleri oluşturuyor. Japonya pazarında en fazla ihraç edilen gıda ürünü yaklaşık 80 milyon dolarla orkinos olurken makarna, zeytinyağı, kuru meyveler, meyve ve sebze mamulleri, fındık ve konserveler de ihracatta önemli yer tutuyor. Türkiye, orta vadede Japonya'ya gıda ihracatını 500 milyon doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. JAPONYA'NIN İTHAL ETTİĞİ İÇ FINDIĞIN YÜZDE 95'İ TÜRKİYE'DEN Foodex Japan Fuarı, Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünlerinden fındık için de yeni ticari bağlantılar kurulmasına imkân sağlayabilecek. Dünya Bankasının WITS veri tabanında yer alan 2024 yılı uluslararası ticaret kayıtlarına göre Japonya'nın kabuksuz fındık ithalatında Türkiye açık ara ilk sırada bulunuyor. Japonya'nın iç fındık ithalatı 2024 Toplam ithalat 934,2 ton Türkiye'den ithalat 890,7 ton Türkiye'den ithalat değeri 8,28 milyon dolar Türkiye'nin miktar bazında payı %95,3 Rakamlar, kabuksuz fındığa ait gümrük tarife sınıfını kapsıyor. Farklı yöntemlerle işlenmiş fındık ürünleri bu tablonun dışında yer alabiliyor. Tokyo Ticaret Müşavirliğinin Japonya kuru meyve piyasasına ilişkin verilerinde de Türk iç fındığının ihracat değeri 2022'de 7,99 milyon dolar, 2023'te 8,02 milyon dolar ve 2024'te 8,28 milyon dolar olarak kaydediliyor. Bu rakamlar, Japonya'nın Türk fındığına yönelik mevcut talebinin yanı sıra işlenmiş ürünler ve markalı tüketim ürünleri açısından değerlendirilebilecek ticari imkânlara işaret ediyor. GİRESUN TOMBUL FINDIĞI İÇİN COĞRAFİ İŞARET AVANTAJI Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezlerinden Giresun, Japonya pazarında ürün kalitesi ve menşe özellikleriyle öne çıkabilecek iller arasında bulunuyor. Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret tescili verilen Giresun Tombul Fındığı, kendine özgü aroması ve kalite özellikleriyle uluslararası tanıtım açısından önemli bir değere sahip. Japonya'da gıda güvenliği, ürün izlenebilirliği, ambalaj ve kalite standartlarının öne çıkması; Giresun fındığının coğrafi işaretli ürün olarak pazarlanmasına yönelik çalışmalar açısından önem taşıyor. Giresunlu üretici ve ihracatçılar için yalnızca iç fındık satışı değil; kavrulmuş fındık, fındık ezmesi, şekerleme ve çikolata sanayisinde kullanılan işlenmiş fındık ürünleri de değerlendirilebilecek alanlar arasında yer alıyor. Türkiye'nin Japonya'ya yaptığı fındık ihracatının il ve menşe bazındaki dağılımının belirlenmesi ise Giresun'un mevcut pazar payının ve yeni ihracat olanaklarının daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlayacak. JAPON ALICILARLA İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ YAPILACAK Foodex Japan 2027 kapsamında Türk firmalarıyla Japon satın almacılar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilecek. Fuar boyunca Türk gıda ürünlerinden hazırlanan menülerle tadım etkinlikleri düzenlenecek. Japon sosyal medya içerik üreticileriyle tanıtım çalışmaları yapılırken Türk zeytinyağının özelliklerini anlatan seminerler ve farklı gastronomi etkinlikleri de programa alınacak. Ege İhracatçı Birliklerinin verdiği bilgiye göre 2026 yılındaki Foodex Japan Fuarı'na 76 ülkeden 3 bin 238 firma katılmış, ziyaretçi sayısı yaklaşık 74 bine ulaşmıştı. 2027 organizasyonunda da Türk gıda firmalarının Japonya ve çevre ülkelerden gelen profesyonel alıcılarla doğrudan bağlantı kurmaları hedefleniyor. TÜRK MUTFAĞI KASIM AYINDA JAPONYA'DA TANITILACAK Ege İhracatçı Birlikleri, Foodex Japan öncesinde Türk gıda ürünlerinin tanıtımına yönelik başka etkinlikler de gerçekleştirecek. “Sağlıklı Beslenmede Türk Ürünlerinin Önemi” Turquality Projesi kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Serdaroğlu, 3–5 Kasım 2026 tarihlerinde Tokyo'daki Otsuma Women's University'de uygulamalı dersler verecek. Programda Türk mutfak kültürünü tanıtan sunumlar, yemek hazırlama gösterimleri ve tadım etkinlikleri düzenlenecek. Japonya'daki tanıtım ve fuar organizasyonlarında Tokyo Ticaret Müşavirliği ile iş birliği yapılacak. FINDIKTA HEDEF DAHA YÜKSEK KATMA DEĞER Foodex Japan 2027, Türk gıda ihracatının büyütülmesine yönelik çalışmaların yanı sıra Giresun fındığının uluslararası pazarlarda daha güçlü tanıtılması açısından da fırsatlar sunuyor. Japonya'nın iç fındık ithalatında Türkiye'nin yüksek paya sahip olması, mevcut ticaretin geliştirilmesi için önemli bir temel oluşturuyor. Giresun açısından bu ticaretin daha yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi, coğrafi işaretli fındığın markalaşması ve doğrudan alıcı ilişkilerinin güçlendirilmesi öne çıkıyor. Tokyo'da Mart 2027'de düzenlenecek Foodex Japan Fuarı'nda kurulacak yeni ticari bağlantıların, Türkiye'nin 500 milyon dolarlık gıda ihracatı hedefine katkı sağlaması ve Giresun fındığının Japonya pazarındaki tanıtım olanaklarını geliştirmesi bekleniyor.

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli! Haber

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli!

Okul kantinlerinde satılacak gıdalara ilişkin güncellenen kriterleri değerlendiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, çocuklukta kazanılan beslenme alışkanlıklarının yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerini de etkilediğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, okul kantinlerinde satılacak gıdalara ilişkin güncellenen kriterleri, çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması ve kantin ürünlerine ekonomik erişim konularını değerlendirdi. “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşmuyor” Okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin çocukların bugünkü sağlığının yanı sıra gelecekteki beslenme alışkanlıkları açısından da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşan bir davranış değildir. Porsiyon kontrolü, besin tercihleri ve hangi besinlerin günlük yaşamda öncelikli hale getirileceği çocukluk ve ergenlik döneminde şekillenir. Beslenme davranışı bu süreçte oluşur.” dedi. Çocukluk döneminde atılan adımların yaşamın ilerleyen yıllarına da yansıdığını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Çocuklukta kazanılan alışkanlıklar gelecekteki sağlığı da etkiliyor Çocukluk çağı obezitesine dikkat çeken Prof. Dr. Müge Arslan, okul ortamında sağlıklı besin seçeneklerinin sunulmasının uzun vadeli bir koruyucu sağlık yaklaşımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, “Çocukluk çağında atılan bu adım hem çocuk sağlığı açısından hem de ileride yetişkinlik ve yaşlılık süreçlerinde sağlıksız beslenmeye paralel oluşabilecek, başta obezite olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve hipertansiyon gibi pek çok sağlık sorununa karşı koruyucu bir uygulamadır. Bu nedenle çok yönlü değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Amaç, sağlıklı besin tercihine yönelik farkındalık kazandırma Sağlıklı tercihlerin gerekçelerinin anlatılmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Müge Arslan, “Aslında uygulamadaki amaç yasak değil, çocuğun sağlıklı besin tercihine yönelebilme farkındalığını artırmak. Bu çok önemli.” diye konuştu. Gıdaların değerlendirilmesinde içeriklerinin önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Arslan; şeker, tuz ve doymuş yağ miktarları ile lif, protein ve meyve içeriğinin dikkate alınması gereken unsurlar arasında yer aldığını söyledi. Sağlıklı seçenekler çocuklar için cazip hale getirilmeli Kantinlerde sunulan alternatiflerin çocukların severek tercih edebileceği biçimde hazırlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, alışılmış ürünlerin içerik ve hazırlanma yöntemlerinin değiştirilebileceğini anlattı. Prof. Dr. Arslan, şu önerilerde bulundu: “Çocuklara verilen besinlerin daha albenili, cazip hale getirilmesi lazım. Yine tost ya da poğaça olabilir ama bunların sağlıklı yöntemlerle yapılması gerekiyor. Beyaz un yerine tam tahıllı un kullanılabilir. İçerisine koyulan yağ açısından da katı yağlar yerine zeytinyağı ile yapılan ürünler tercih edilebilir.” Hamburger gibi çocukların ilgi gösterdiği ürünlerde de ekmek seçiminin ve pişirme yönteminin gözden geçirilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, sağlıklı alternatifler oluşturulurken çocukların tercih ve beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Gazlı içecekler yerine ayran ve kefir sunulabilir İçecek seçeneklerinin de sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmasında önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Kolalı, gazlı içecekler yerine ayran ve kefir olabilir.” dedi. Yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan yöntemlerin değiştirilmesiyle de alternatifler oluşturulabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Derin yağda kızartma yerine baharatlandırılarak fırınlanmış patates sunulabilir. Köfteleri, hamburger köftesini yağda kızartmak yerine yine fırınlayarak sunum yapılabilir. Bunlar çocuklar için daha sağlıklı seçenekler oluyor.” “Gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli” Kantin fiyatlarını da değerlendiren Prof. Dr. Müge Arslan, sağlıklı ürünlerin sunulmasının yanında çocukların bu ürünleri satın alabilmesinin de önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, “Özellikle çocukların erişebileceği ürünlerin biraz daha düşük fiyatlı olmasını tercih ederim. Çünkü gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli.” ifadelerini kullandı. Ailelerin ekonomik koşullarının farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, evde sağlıklı besin hazırlama ve çocuğa sunma imkânlarının sınırlı kaldığı durumlarda okulun bu açığı kapatması gerektiğini söyledi. Kantin fiyatlarında çocukların erişimi gözetilmeli Prof. Dr. Müge Arslan, her ailenin kantinde satılan ürünleri karşılayamayabileceğini belirterek, “Besine eşit erişimin sağlanması gerekiyor, bu çok önemli. Besinlerin her çocuk için eşit erişimi sağlayacak ücretlerde olması lazım. Enflasyon yükseliyor olabilir ama okullarda fiyat uygulaması açısından farklı bir yaklaşım düşünülmeli.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor! Haber

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor!

Zeytin ve süt ürünlerinde "yeni nesil" bir döneme girildi. Olivtech Fuarı kapsamında bir araya gelen bilim insanları, gıda alanındaki bilgi kirliliğine karşı uyarılarda bulunarak; tüketicilere etiketleri doğru okumaları ve bilimsel verileri temel almaları tavsiyesinde bulundu. İzmir'de, sağlığın temeli süt ile barışın simgesi zeytin için önemli bir iş birliği gerçekleştirildi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından organize edilen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı; panelleri ve deneyim alanlarıyla akademisyenleri, sektör profesyonellerini ve ziyaretçileri buluşturdu. Gün boyu süren oturumlarda, başta süt ve zeytinyağı olmak üzere temel gıdalar; sürdürülebilirlik, kültürel miras ve bilimsel veriler ışığında incelenirken; tadım etkinlikleri, mutfak atölyeleri ve sergilerle katılımcılara kapsamlı bir fuar deneyimi yaşatıldı. DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR Gurme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla gerçekleştirilen tadım etkinlikleri ve oturumlar yoğun ilgi gördü. “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” isimli panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü üstlendi. Panelde; Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Süt ve süt ürünlerinin gıda sektöründeki stratejik önemine değinen Prof. Dr. Cem Karagözlü, “Beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gereken bir süreçteyiz ve tüketici alışkanlıkları hızla değişiyor. Alanında uzman isimlerle birlikte, tüketicinin nereye evrildiğini ve doğru bilinen yanlışları ele alacağız” ifadelerini kullandı. Süt üretiminde sürdürülebilirlik ve kalitenin tesisi için üreticinin teknoloji ve doğru bilgiyle desteklenmesinin hayati olduğunu belirten Sumer Tömek Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değerle buluşmaması üreticileri zorlayan temel bir sorun. Bu noktada kooperatifleşmenin güçlenmesi kritik; çünkü birlikte hareket eden üreticinin dayanıklılığı ve pazarlama gücü artacaktır. Doğru teknolojilerin entegrasyonuyla sektör daha güçlü, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır” şeklinde konuştu. BİLİNÇLİ TÜKETİM VE DOĞRU ETİKET OKUMANIN ÖNEMİ Gıda tüketiminde bilinçli seçimlerin altını çizen Prof. Dr. Sedef Nehir El, ürün etiketlerini doğru okumanın önemine vurgu yaptı. Sedef Nehir El, “Tüketiciler tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini bir bütün olarak değerlendirmelidir. Bilimsel verilerin rehber alındığı doğru tüketim alışkanlıkları, hem birey hem de toplum sağlığı adına büyük önem taşımaktadır” dedi. Süt ve süt ürünleri alanındaki tüketici davranışlarının son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Prof. Dr. Aykan Candemir, pazarlamada artık teknoloji, marka değeri ve sürdürülebilirliğin bir arada ele alınması gerektiğini belirtti. Candemir, “Günümüzde süt ürünlerinde temel beklenti sadece tüketim değil; güven, fayda ve işlevselliktir. Üreticilerin rekabet gücünü artırmak için katma değer yaratan ve hikayesi olan sürdürülebilir ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru strateji ve planlama ile bu alanda çok başarılı sonuçlar elde edilebilir” diyerek sektördeki fırsatlara dikkat çekti. “Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan modern beslenme alışkanlıklarına uzanan süreci çok boyutlu olarak tartışıldı. İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda; Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer; üretim aşamaları, sağlık etkileri ve doğru tüketim yöntemleri üzerine değerlendirmeler sundu. Zeytinin tarihsel ve kültürel kıymetine değinen Prof. Dr. Küçükaltan, “Zeytin; bolluğun, bereketin, barışın ve medeniyetin sembolüdür. Ekonomik, kültürel ve sağlık açısından çok değerli olan zeytinyağını bu panelde tüm yönleriyle ele alacağız” şeklinde konuştu.

İleri Yaşta Sağlıklı Beslenmek Bilişsel Fonksiyonları Koruyor! Haber

İleri Yaşta Sağlıklı Beslenmek Bilişsel Fonksiyonları Koruyor!

Uzmanlar, ileri yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı pek çok sağlık sorununun ortaya çıkabileceğini belirterek, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmenin anahtarının dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite olduğu konusunda uyarıyor. İleri yaşlardaki bireylerin beslenmesine dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalar olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Günlük 5 porsiyon sebze ve meyve tüketimi, ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ olarak adlandırdığımız, vitamin ve fitokimyasallarla zengin bir beslenme şekli için büyük önem taşır. Süt ve süt ürünleri, kemik sağlığını korumak için hayati bir yere sahiptir. Az yağlı kırmızı ve beyaz etler, yağlı balıklar ve kurubaklagiller ise kaliteli protein kaynakları olarak beslenmede mutlaka yer almalıdır.” şeklinde konuştu. Tam tahılların, posa ve B vitamini ihtiyacını karşılayarak bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağladığını vurgulayan Yiğit, zeytinyağı, ceviz, badem gibi bitkisel yağların kalp-damar sağlığı üzerinde faydalı etkiler yarattığını ve beslenmede mutlaka yer alması gerektiğini belirtti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ileri yaşlarda sağlığı koruma amacına yönelik beslenme önerilerinde bulundu. İleri yaşlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme büyük önem taşır! Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarında Avrupa kıtasında 65 yaş üzeri bireylerin sayısının 15 yaş altındaki bireyleri aşabileceğinin tahmin edildiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda düzenli fiziksel aktivitenin ve sağlıklı beslenmenin kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor.” dedi. İleri yaşlarda yetersiz beslenmenin zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyon kaybı/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebileceğini belirten Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken belirli hususlar bulunmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu. Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede yer verilmelidir! Besinler; süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş temel gruba ayrıldığında, özellikle kalsiyum içeriği yüksek olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ileri yaştaki her birey; günlük ortalama 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer vermelidir. Özellikle yoğurt tüketimi, ileri yaşlarda karşılaşılan uyku bozukluklarının çözümüne de katkıda bulunabilir.” dedi. İleri yaşlarda belirli miktarlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etler, Omega 3 içeriğine sahip yağlı balıklar, kuru baklagiller gibi bitki bazlı protein kaynaklarına yönelmenin faydalı olacağını kaydeden Yiğit, sözlerine şu şekilde devam etti: “Ancak kurubaklagiller gaz problemlerini artırabileceğinden dikkat edilmelidir. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz sorunlarını hafifletebilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlaması, kabızlık şikayetlerinden kaçınması için posa ihtiyacı unutulmamalıdır. Bu nedenle tam buğday ekmekleri, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka yer almalıdır. Unutmayın, bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminine de ihtiyaç duyar ve bunun en iyi kaynakları arasında tam tahıllar yer alır.” Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı bir yaşlanma süreci için önemlidir! Günlük 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin özellikle ileri yaşlarda gerekli olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebzeler ve meyveler fitokimyasallar, beta karotenler, A ve C vitaminleri açısından zengindir. Bu nedenle tek bir öğünde farklı renklerde meyve ve sebzelerin yer alması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ oldukça önerilir.” dedi. Özellikle ileri yaşlarda kalp damar sağlığının korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına dikkat edilmesi gerekliliğinin altını çizen Yiğit, “Zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar günlük beslenmenin parçası olmalıdır. Eğer dişle ilgili problemler yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birleştirilerek, küçük parçalara ayrılarak, yumuşak hale getirilerek tüketilebilir.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.