Hava Durumu

#Yoksulluk

giresunsonhaber - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ: KUTLAMIYOR, MÜCADELE EDİYORUZ Haber

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ: KUTLAMIYOR, MÜCADELE EDİYORUZ

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ: KUTLAMIYOR, MÜCADELE EDİYORUZ Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, mevcut koşullar altında bu günü kutlamanın mümkün olmadığını belirterek, gazetecilerin hak mücadelesine dikkat çekti. Açıklamada, 10 Ocak 1961 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 212 Sayılı Basın İş Kanunu’nun, gazetecilere çalışma güvencesi, sendikal haklar ve mesleki koruma sağlayan tarihsel bir kazanım olduğu hatırlatıldı. Ancak aradan geçen 64 yılda gazetecilik mesleğinin, bu yasa ile elde edilen hakların çok gerisine düştüğü vurgulandı. ÇGD, teknolojinin ilerlediği ve ekonominin büyüdüğünün iddia edildiği bir dönemde gazeteciliğin sistematik biçimde hedef alınmasının, çalışma koşullarının kötüleştirilmesinin ve hakların gasp edilmesinin tesadüf olmadığını, bunun bilinçli ve hedefli bir tercih olduğunu ifade etti. Açıklamada, gazeteciliğin bugün sendikal hakların zayıflatıldığı, güvencesizliğin yaygınlaştığı ve işsizliğin kronikleştiği bir meslek alanına dönüştüğü belirtilirken, bu koşullar altında sansür ve otosansürün istisna olmaktan çıkıp rutin hâle geldiğine dikkat çekildi. Emek yoğun bir meslek olan gazeteciliğin, aynı zamanda sömürünün en ağır yaşandığı alanlardan biri hâline geldiği vurgulandı. Patron baskısı altında güvencesiz çalışan gazetecilerin soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, ev hapsi uygulamaları ve erişim engelleriyle sürekli baskı altında tutulduğu ifade edilen açıklamada, internet sansürü ve erişim engellerinin de günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldiği kaydedildi. Anayasa’da yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez” ilkesinin fiilen kâğıt üzerinde kaldığı belirtilen açıklamada, tüm olumsuz tabloya rağmen gazetecilerin 1961’de ortaya koyduğu mücadele iradesini hâlâ taşıdığı vurgulandı. Basın meslek örgütlerinin ortak ve kararlı mücadelesinin geçmişte kazanımlar yarattığı hatırlatılarak, bugün yapılması gerekenin bu mücadeleyi büyütmek ve süreklileştirmek olduğu ifade edildi. ÇGD açıklamasında, sendikasız, güvencesiz, yoksulluk hatta açlık sınırının altında ücretlerle ve belirsiz çalışma saatleriyle çalışan yüzlerce gazeteci için, bir sonraki 10 Ocak’ın daha kötü koşullarla gelmemesi adına mücadelenin süreceği belirtildi. Dernek, mesleğine sahip çıkan gazetecilerle birlikte halkın haber alma hakkını savunmaya, dayanışmayı büyütmeye ve basın ile ifade özgürlüğü mücadelesini her alanda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu. Açıklamanın sonunda, mevcut koşullar altında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün kutlanamayacağı vurgulanarak, meslek onuru için mücadele eden tüm gazeteciler saygıyla selamlandı.

Emeklilerden zam tepkisi: “Açlık sınırının altında yaşıyoruz” Haber

Emeklilerden zam tepkisi: “Açlık sınırının altında yaşıyoruz”

Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19, memurlara ve memur emeklilerine ise yüzde 18,60 oranında yapılan zammı eleştirdi. Gürhan ADANA / BURSA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Aralık ayı için açıkladığı yüzde 0,89’luk aylık ve yüzde 30,89’luk yıllık enflasyon oranlarının kamuoyunda tepkiyle karşılandığını belirten Erdem, bu rakamların vatandaşların pazarda, markette ve kirada hissettikleri gerçek fiyat artışlarıyla uyumlu olmadığını vurguladı. Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, TÜİK’in verilerini eleştirdi. Asgari ücrete yüzde 27 zam yapılırken, kira artış oranının yüzde 34,88 olarak ilan edilmesine dikkat çeken Erdem, SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19, memurlara ve memur emeklilerine verilen yüzde 18,60’lık zamları da eleştirdi. Erdem, bu durumu "ısmarlama enflasyon rakamlarının kaçınılmaz sonucu" olarak tanımladı. En düşük emekli maaşının 18 bin 935 TL olarak belirlenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Erdem, açlık sınırının 30 bin TL’yi geçtiği bir ülkede milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiğini dile getirdi. Artan vergiler, harçlar ve faturaların halkı ezdiğini ifade eden Erdem, gelir dağılımındaki adaletin tamamen bozulduğunu kaydetti. Erdem, "Bu ülkede yoksulluk bir sonuç değil, bilinçli olarak yönetilen bir politikadır. Halkın dayanacak gücü kalmadı; bıçak kemiğe dayandı." sözleriyle açıklamalarını noktaladı.

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Haber

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR”

“TÜİK MİLYONLARCA İŞÇİNİN HAKKINI YEMESİNİN HESABINI VEREBİLECEK Mİ?” “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM’de yaptığı basın toplantısında dün açıklanan ve yüzde 27’lik zam yapılan asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır şunları söyledi: TOPLUMUN GERÇEKLERİNDEN KOPUK “Asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş oldu. Utanç verici bir rakam açıklandı. İşçiler, muhalefet beklenenin verilmeyeceğini tahmin ediliyordu ama bu kadar düşük, toplumun gerçeklerinden kopuk bir rakamın açıklanacağını hiç kimse beklemiyordu. Biz yıl boyunca TÜİK’i konuştuk. Gerçek verileri paylaşmadığını söyledik. TÜİK'in emeklinin, işçinin sofrasına el uzattığını, cebine el uzattığını söyledik. Bunları söylediğimiz için TÜİK bize manevi tazminat davası açtı. Bütçede söyledim, hiç önemli değil. Bana hükmedilecek tazminatı, ben maaşımdan öderim. Ama şimdi TÜİK'ye soruyorum; sen bu dünyada, öbür dünyada milyonlarca işçinin hakkını yediğinin hakkının hesabını verip ödeyebilecek misin?” ANAYASA HÜKMÜNE UYMUYORLAR “Şimdi neye göre belirlendi? TÜİK’in oranlarına göre yılın ilk 11 ayında toplam enflasyon 29,7 oldu. TÜİK aralık ayında 2,1 enflasyonu düşürürse, enflasyon yüzde 27’ye geriledi. Yani TÜİK’e birileri bu rakamları sipariş olarak verdi. Talimat olarak verdi. Asgari ücret tamı tamına 5.971 lira arttı. Artış yüzde 27. İşte rezalet budur! Yıl boyunca söylediğimiz gerçekler bu! TÜİK bu topluma emekçilere ihanet etmiştir. Şimdi birçok yasayı geçiyorum. Ne diyor 55’inci madde? Devlet çalışanlarının yaptıkları işe uygun, adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için görüntüde gerekli önlemleri almak ve hükümlüdür. Aldı mı? Almadı!” BÜTÇEDE BİR AKP VEKİLİ MİLLETİ KONUŞMADI “Bakın; bütçede 143 tane AK Parti milletvekili konuştu. 16 tane bakan 480 dakika konuştu. Yürütme adına Cevdet Yılmaz 5 saat konuştu. 143 tane AKP milletvekilinden bir tanesi asgari ücret demedi. Emekli maaşı demedi. Memur maaşı demedi. Emek demedi. Ekmek demedi. Aç demedi. Ne dediler? Biri elinde bir silindir, simide benzeyen bir cisimle geldi eski bir bakan, ‘Uzaya gidiyoruz’ dedi. Ama elinde bir simitle gelen, ekmekle gelen olmadı. Ay'a gidiyoruz, dedi. 143 milletvekili bin dakikanın üzerinde konuşurken, Cumhuriyet Halk Partisi binin üzerinde kelimelerini kullandı. Halkın sorunlarıyla ilgili, çarşı pazarla ilgili tek cümle kullanmadılar bütçe görüşmelerinde Meclis’te. Anladık ki, bunların derdi halk değil, millet değil, yoksulluk değil, asgari ücret değil. Bunlar muhalefetle uğraşıyor.” BU DÜZENİ BİZ Mİ YARATTIK? “Bize oy veren vermeyen 86 milyona sesleniyorum. Bu düzeni biz mi yarattık? Size 28 bin 75 lirayı reva görenler sizden bir kez bahsetmeyenler kendilerini uzayda görenler kendilerini ayda görenler onları affedecek misiniz? Artık Türkiye'de sözün bittiği yerdeyiz. Bakın Ankara, İstanbul, İzmir'de ortalama kira 30 bin lira. Bu zamsız hali. Eğer bir aylık ücretleriyle bir aylık barınma ücretlerini işçiler karşılamıyorsa bu iş bitmiştir.” VERİLMESİ GEREKEN VERMİYORLAR “Bakın bütçe görüşmeleri dahil bir yıl boyunca asgari ücretliyi dolandırırlar, kandırırlar. Niye? 2024’te bunu söyledik. Bakın 2024 resmi enflasyon yüzde 44. Büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 25 bin 358 lira. Ne verildi? 22 bin 104 lira. Geliyorum 2025: Resmi enflasyon 33,1 artı büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 34 bin 315 lira, 28 bin 75 lira verilmiş. Bunu rakamlar söylüyor, bilim söylüyor, akıl söylüyor. Sefer Selvi’nin çok güzel de bir karikatürü var. Bakanın karikatürünü yapmış. Her büyüme ve kalkınma vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bakan geldi, asgari ücretlinin sorunlarından bahsetmedi.” BU İKTİDARI AFFETMEYİN! “14 günlük bütçe maratonunda 19 trilyonluk bütçenin toplam maliyetinin nereye, nasıl dağıtılacağını konuşurken işçiden, emekliden, emekten bahsetmeyen bu iktidarı affetmeyin! Herkes anayasal hakkını kullansın, mitinglerimize gelsin, seçim istesin. Artık bu ülkeyi sandık kurtarır! Bu zalimlerden kurtulma zorunluluğumuz vardır. O yüzden bir kez daha ben bu iktidarı bu zalimleri halka şikayet ediyorum. Seçim istemeye devam edeceğiz. Mitingleri yapmaya devam edeceğiz. Bunu halk için, hak için, emek için yapacağız. Bu ülkede artık kazanan emek, işçi, ezilen milyonlarca emekli olacak.”

Özel'den sert çıkış: Bu düzen demokrasiye de, cebe de zarar! Haber

Özel'den sert çıkış: Bu düzen demokrasiye de, cebe de zarar!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki 2025 yılının son grup toplantısında hükümete sert eleştirilerde bulundu. Özel, demokrasi, ekonomi, yoksulluk, sanal bahis ve uyuşturucu konularına dikkat çekti. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 2025 yılının son grup toplantısında güncel gelişmeseklemeler değerlendirmeler yaptı. Yaklaşık 35 gündür grup toplantısı gerçekleştiremediklerini hatırlatan Özel, yılı zorlu sorunlar ve büyük hüsranlarla geride bıraktıklarını ifade etti. Konuşmasında demokrasiyi ön plana çıkaran Özel, seçim sonuçlarının dikkate alınmadığını öne sürerek, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçildi fakat yönetmesine izin verilmiyor. Demokrasi ve otokrasi birlikte işleyebilir mi?” yorumunu yaptı. Özel, seçim sonuçlarına müdahale edilmemiş olsaydı vatandaşların bugün daha iyi şartlar içerisinde yaşayabileceğini iddia etti. https://twitter.com/eczozgurozel/status/2003412556044730438 Ekonomik konularda da iktidarı eleştiren Özel, asgari ücretli ve emeklilerin alım güçlerinin ciddi biçimde azaldığını belirtti. Almanya ve Türkiye'deki aynı model araçların fiyatlarını karşılaştıran Özel, yüksek vergi oranlarına vurgu yaptı. Deprem sonrası artırılan ÖTV oranlarını ve uzun zamandır yürürlükte olan dolaylı vergileri eleştirdi. Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk suçlamalarına da değinen Özel, iddiaların kanıtlanamadığını savundu. İmamoğlu'nun döneminde İstanbul’da daha az kaynakla daha fazla iş yapıldığını belirterek, “Demek ki önceden bütçenin 4’te 3’ü çalınıyordu” diye konuştu. Sanal bahis ve uyuşturucu konularına da geniş yer veren Özel, Milli Piyango’nun özelleştirilmesini eleştirdi. Yoksulluk ve umutsuzluğun insanları sanal bahse yönlendirdiğini belirten Özel, Yeşilay raporlarına göre milyonlarca kişinin bu sorunla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Uyuşturucu ile mücadelede esas sorumluların ortaya çıkarılmadığını öne süren Özel, “Küçük satıcılar ve kullanıcılar içeride ama büyük baronlar nerede?” diyerek hükümete tepki gösterdi. CHP lideri Özel, konuşmasının sonunda tüm yurttaşlara hitap ederek, hangi partiye oy vermiş olurlarsa olsunlar demokrasiye destek verme çağrısında bulunarak, “Benim umut kaynağım ne milletvekillerinde ne de kendimde; benim umut kaynağım Anadolu'nun ve Trakya'nın bilgili insanlarındadır” sözlerini kullandı.

BES Giresun’dan iktidara sert çıkış: Haber

BES Giresun’dan iktidara sert çıkış:

BES Giresun’dan iktidara sert çıkış: “Sadaka gibi zamla emekliyi açlığa itiyorsunuz!” Giresun Atatürk Meydanı’nda toplanan Birleşik Emekliler Sendikası (BES) üyeleri, 2026 yılı başında açıklanacak maaş zamlarının emeklileri daha da yoksullaştıracağını belirterek hükümete güçlü bir çağrıda bulundu. BES Giresun Şubesi’nin düzenlediği basın açıklamasını sendika üyeleri Ayşenur Şenel ve Seher Yılmaz okudu. Açıklamada, emeklilerin giderek derinleşen geçim krizine mahkûm edildiği vurgulanırken, verilecek zamların “sadaka niteliğinde” olduğu belirtildi. Sendika temsilcileri, “Bu zamlarla emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ediyor, adeta ölümün kıyısına itiyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Bu düzen her alanda adaletsizlik üretiyor” BES’in açıklamasında ekonomik krizin yalnızca emekli maaşlarına indirgenemeyeceği, sosyal hayatın tüm alanlarında ağır eşitsizlikler yaşandığı dile getirildi. İktidara yöneltilen eleştirilerde şu tespitler öne çıktı: • Sigortasız çalıştırılan çocuk ve kadın işçilerin, iş kazasında öldükleri gün sigortalı gösterilmesi “insanlık suçu” olarak nitelendi. • MESEM kapsamında öğrencilerin ayda 6 bin liraya ücretsiz işgücüne dönüştürüldüğü, eğitimin sömürüye evrildiği vurgulandı. • Tek başına yaşayan dul, yetim ve yaşlıların sosyal destekten yoksun bırakıldığı hatırlatıldı. • Kadınların görünmeyen ev emeği ve ucuz iş gücü nedeniyle yoksulluğa ve şiddete terk edildiği belirtildi. • Bazı yetkililerin, “uzun yaşayan emeklilerin daha düşük maaş almasının normal olduğu” yönündeki sözleri “ahlaki çöküşün göstergesi” olarak değerlendirildi. “Açlık sınırı 30 bin, maaş 17 bin: Bu bir politik tercih” Sendika, açıklanması beklenen 2026 zammının emeklilere yeni bir darbe daha vuracağını ifade etti. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 11,5, memur emeklilerine ise yüzde 19 oranındaki zammın, TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 31,07 olarak duyurmasına rağmen gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığı belirtildi. BES’in verilerine göre: • Açlık sınırı 30 bin TL’ye, • Yoksulluk sınırı 100 bin TL’ye dayanmış durumda. • En düşük emekli aylığı ise 17 bin TL seviyesinde. Sendika, “Bu bir ekonomik zorunluluk değil, sosyal bir yok saymadır. Emekli erken ölsün demektir” açıklamasında bulundu. “Lüks harcamalar artarken emekliye sabır dayatılıyor” Bütçe görüşmelerinde lüks makam araçları için ayrılan ödenekler, saray harcamaları, örtülü ödenek artışları ve yandaş vakıflara aktarılan kaynaklar hatırlatılarak, emekliye ayrılan payın “adaletsizlik” olduğu savunuldu. Sendika şu soruları yöneltti: • TÜİK’in açıkladığı enflasyon pazardaki yangını neden yansıtmıyor? • Neden her yıl enflasyon farkı adı altında kırıntılar veriliyor? • Neden bütçede emekliye, işçiye, çiftçiye, gence değil de ayrıcalıklı kesimlere kaynak ayrılıyor? “Birlikte değiştirebiliriz” Açıklamanın sonunda emekliler, ekonomik ve sosyal sorunların toplumun tüm kesimlerini etkilediğini belirterek çağrı yaptı: “Emekli, işçi, köylü, öğrenci, kadın, yaşlı… Hepimiz bu düzenin mağduruyuz. Ama birlikte değiştirebiliriz. Biz biriz, haklıyız, kazanacağız!”

GİRESUN ULUSAL EĞİTİM PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI Haber

GİRESUN ULUSAL EĞİTİM PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI

GİRESUN ULUSAL EĞİTİM PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI Giresun’da Ata Parti’nin koordinasyonunda düzenlenen ‘Ulusal Eğitim Paneli’nin sonuç bildirgesi açıklandı.Ata Parti Giresun İl Başkanı Ümran İlbilge Haliloğlu Turgut tarafından açıklanan ve 25 maddeden oluşan bildirgede, önemli değerlendirmeler yapıldı ve eğitim-öğretimin sorunları, çözüm önerileriyle talepler sıralandı. Milli Eğitim Bakanlığı, siyasi parti genel merkezleri ve ilgili kişi ve kuruluşlara gönderilen sonuç bildirgesinde “ülkemizin geleceğinin teminatı için tanımlanan sorunlar göz önünde bulundurularak; eğitim alanında ulusal bir seferberlik başlatılmalıdır.” İfadelerine yer verildi. Turgut ve Giresun Gazeteciler Derneği Üyesi temsilcisi Gazeteci Ufuk Kekül’ün yönetiminde yürütülen panelde; Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Bayram Kaya, Eğitimde İletişim Problemleri ve Siyasi Yaklaşımlar, Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Rahman Çakır, eğitime Erişebilirlik Düzeyleri ,Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Giresun Şube Başkanı Yıldıray Bıçak, Eğitim Alanında Sendikal Faaliyetler ,Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Giresun Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Ayça Kozluca , Öğrenci Açlık Düzeyleri ve Çözüm Önerileri, Eğitimci Neslihan Konar Özer, Atanamayan ve Özel Sektörde Çalışan Öğretmen Sorunsalı , Nitelikli Eğitim Üretken Öğretmen Derneği Üyesi Füsun Emecan Nitelikli Öğretmen Yetiştirme Projesi ve Uygulamaları, Psikolog Merve Gökçen Karaosmanoğlu Giresun Belediyesi Eğitim Faaliyetleri, Gazeteci Zafer Çamaltı Bulancak Belediyesi Eğitim Faaliyetleri , Gazeteci Ufuk Kekül Eğitim Gazeteciliği başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler. Ata Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek de onur konuğı olarak panele uzak bağlantı ile katılarak eğitimin dünü bugününe dair değerlendirmelerde bulundu. Kamu kurumlarından, özel sektörden, akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler, siyasetçiler ve yurttaşlardan oluşan konukların dinleyici olarak katıldığı panelde, eğitimin güncel sorunlarına dikkat çekilerek; eğitimde nitelik, eğitimde sendikal faaliyetler, öğretmen- öğrenci-veli iletişim ve işbirliği, öğrenci yoksulluğu, eğitime erişebilirlik, eğitim gazeteciliği, yerel yönetimlerin eğitime katkıları konuları tartışıldı ve somut çözüm önerileri dile getirildi. ULUSAL EĞİTİM PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ 1-Eğitim Anayasamızın 42.maddesinde karşılık bulan toplumsal haktır. Bu hakkı ‘Atatürk ilkeleri doğrultusunda, laik, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre’ korumak, geliştirmek, herkesin eşit ve adil biçimde yararlanmasını sağlamak, devletin ve kamu yöneticilerinin asli görev ve sorumluluğudur.Tüm yurttaşlar kamusal eğitime eşit, adil ve ücretsiz biçimde ulaşmalıdır. 2-Eğitim ve öğretim hayatın her alanına bilgi üreten ve toplumsal gelişimi güçlendiren bir olgu olarak görülmelidir. Sanatçılar, bilim insanları, sporcular, siyasetçiler, ekonomistler gibi meslek guruplarının yetişmesini sağlayan cumhuriyetimizin ilk yıllarında uygulanan kamucu eğitim sistemine yeniden dönülmelidir. 3-Eğitim sistemi sadece siyasi iradenin temsilcilerine, bakanların yönetim tercihine teslim edilememelidir. Milli Eğitim politikaları belirlenirken öğrenciler, öğretmenler, veliler, sendikalar, eğitim yöneticileri, eğitim ve öğretim kurumları paydaş edilmelidir. 4-Müfredatın çerçevesi evrensel bilim, pedagojik ilkeler ve demokratik değerler merkeze alınarak kalıcı hale getirilmeli ancak çağın gerekliliğine bu çerçeve doğrultusunda güncellenmeli; bakanlık veya yönetimler değiştiğinde müfredat değişmemelidir. 5-Milli Eğitim Şuralarında alınan kararlar uygulanmalıdır. Eğitimin tüm paydaşlarıyla yeniden bir şura toplanmalı, sorunlar belirlenmeli, tanımlanmalı, kabul edilmeli, görüş ve önerilerle çözümler ve politikalar oluşturulmalıdır. Bir eğitim seferberliği başlatılarak kökten değiştirici ve ileri boyutta bir eğitim devrimi yapılmalıdır. 6-Laik eğitim sistemi, eğitim öğrenim birliği, karma eğitim ciddi tehdit altındadır. Bu durum sadece eğitim için değil, ülkemizin geleceğine yönelik de kaygı ve endişe taşımamıza neden olmaktadır. 7-Millî Eğitim Bakanlığı, il-ilçe müdürlükleri, okullar ve yurtların, vakıf, dernek, cemaat, tarikat gibi yapıların siyasi, ticari, ideolojik, dinsel örgütlenme alanı olmasına fırsat verilmemeli, bu tür yapıların kuşatma ve kıskacı bir an önce sona erdirilmelidir. 8-Öğretmenlerin farklı isimlerle statüleştirilmeleri ayrımcılık, ücret adaletsizliği, emek ve bilgi sömürüsü yaratmaktadır. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Özel sektör çalışanı öğretmenler işçi statüsünden çıkarılmalı, ücretli öğretmenlik, usta öğreticilik gibi uygulamalar sona ermeli, bütün öğretmenler kamu öğretmeni sayılarak mesleki itibarlar korunmalıdır. Öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması ve arttırılması için “Nitelikli ve Üretken Öğretmen Yetiştirme” projesi hayata geçirilmeli; öğretmen yetiştirme eğitimi liselerden başlayarak öğretmen yetiştirme üniversitelerinde verilmelidir. 9-Öğretmen açığı varken atanmayan öğretmenler sorunu olması kabul edilemez. Bu öğretmenlerin tamamı eğitim öğretim kurumlarında kısa sürede, hemen görevlendirilmelidir. Bu yapılamıyorsa atanmadığı süreç içinde öğretmenler ekonomik ve sosyal güvencelere kavuşturulmalıdır. 10-Kapanan köy okullarının binaları envanter altına alınmalı, çürümeye terkedilmemeli, eğitim amaçlı projeler için (köy eğitim evi, kütüphane, sinema, tiyatro eğitici kurslar, bilgisayar laboratuvarı, tarımsal üretim v.b) kullanılmalıdır. 11-Taşımalı eğitim sistemi yeniden belirlenmeli, köy yerleşimleriyle, belde, ilçe merkezleri arasına bölgesel eğitim kurumları yapılmalı, eğitime ulaşım ve erişim daha kolay hale getirilmelidir.Her çocuğun en yakınındaki devlet okuluna gitmesi sağlanmalıdır.Yeniden yerinde eğitime dönüşle köyden kente zorunlu göçlerin de önüne geçileceği, tarımın ve üretimin de destekleneceği düşünülmektedir. 12- İlk, orta ve üniversite eğitimi alan öğrencilerin barınmaları çok ciddi ve giderek katmerleşen bir sorun olarak durmaktadır. Çok sayıda öğrenci bu nedenle öğrenim hakkından yararlanamamaktadır. Devlet bu alanda sorumluluk üstlenmeli, TOKİ veya teşvik edici kararlarla özel sektör marifetiyle yeteri kadar yurtlar yapılmalıdır. 13-Ülkemizde giderek derinleşen yoksulluk en çok da çocukları etkilemektedir. Aile bütçeleri çocukların beslenmeleri için yetersizdir.Eğitim kurumları çocuk yoksulluğunu yenmek için bir araçtır. Dolayısıyla çocuklara bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyu verilmelidir. Genel, yerel yönetim–sivil toplum–akademi–özel sektör iş birliği ile bu sorunun çözümünün mümkün olduğu düşünülmektedir. 14-Eğitime ayrılan bütçe artırılmalı, şeffaf denetlenebilir ve adil biçimde kullanılmalıdır. 15-Eğtime erişim eşitsizlik yaratmaktadır. Destek programları güçlendirilmelidir. Yoksul hanelere destek bursları verilmelidir. Köylere devlet destekli ulaşım bursları verilmelidir. 16- Erişim eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kısa vadede dezavantajlı öğrencilere tablet/bilgisayar dağıtılabilir. İnternet erişimi olmayan hanelere düşük maliyetli veya ücretsiz bağlantı desteği sağlanabilir. 17-Eğitim kurumlarında internet alt yapıları, veri tabanları güçlendirilmeli, laboratuvarlar kurulmalı, dijital teknolojilerden öğrenimde yararlanılmalıdır. 18-Sınavlar başarıyı ölçen bir yöntem olmaktan çıkarılmalı, TEOG–LGS–YKS gibi merkezi sınav baskısı azaltılmalı; ölçme ve değerlendirme çoklu yöntemlerle yapılmalıdır. 19- Yapılan araştırmalarda ve istatistiklerde günümüzde çocuklarda Otizmin görülme sıklığının büyük bir hızla arttığı görülmektedir. Özel eğitime ihtiyaç duyulan bu çocuklarımızın eğitim süreçleri psikolog, sosyal bilimci, pedagog ve onlarla ilgili eğitim almış kişilerce özel okullarda yapılmalıdır. Özel çocuklar için erişilebilirlik, kapsayıcılık ve personel desteği artırılmalıdır. 20-Mesleki ve teknik eğitim reel sektörle uyumlu hâle getirilmelidir.Meslek liselerinin üretim kapasitesi ve sektörle iş birliği artırılarak istihdam odaklı bir yapı kurulmalıdır. Bu doğrultuda Çıraklık Okulları yeniden yapılandırılmalıdır. 21-Okul güvenliği çocukların, öğretmenlerin ve diğer çalışanların yaşamını tehdit etmekte, okul içlerinde cinayetler işlenmekte, okul çevresinde uyuşturucu pazarları kurulmaktadır.Bu nedenle okulların iç ve dış güvenliğini sağlamak için özel eğitim güvenliği eğitimi almış kişiler görevlendirmelidir. 22-Belediyeler yerelde kendilerini eğitimin paydaşı kabul etmeli, bu konuda uzman, akademi destekli projeler üretmeli, atölyeler kurmalı ve birimler oluşturarak eğitim-öğretimin kalitesinin yükseltilmesine yönelik politikalar oluşturmalıdırlar. 23-Bu konuda Giresun Belediyesi ve Bulancak Belediyesi’nin çalışmaları mevcuttur, eğitim, çocuk, veli üçgenini ve eğitim kurumlarını sosyal belediyeciliğin parçası gibi gören yaklaşımlar gözlenmektedir. Yerelde çocuğun okul öncesi ve sonrasında eğitimlerini güçlendirici, becerilerini geliştirici sanatsal, kültürel, sosyal ve iletişimsel çalışmaların daha da artması gerekir. 24-Belediyelerin bu yöndeki özel projelerine ilgili bakanlıklar ekonomik destek vermelidir. 25-Yazılı, görsel, işitsel ve internet medya kuruluşları eğitim yayınlarına yeniden başlamalı, eğitim sistemini kamu adına denetleyen eğitim gazeteciliği özendirilmelidir.

SAMSUN’DA “HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK TÜRKİYE” MİTİNGİ Haber

SAMSUN’DA “HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK TÜRKİYE” MİTİNGİ

SAMSUN’DA “HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK TÜRKİYE” MİTİNGİ GERÇEKLEŞTİ SAMSUN – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) öncülüğünde düzenlenen “Halk için bütçe, demokratik Türkiye” bölge mitingi bugün Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Karadeniz Bölgesi’nin çeşitli illerinden gelen sendikalar, emek örgütleri, emekliler ve demokratik kitle örgütleri mitingde yer aldı. Mitingde, 2026 bütçesinin emekçilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu vurgulanarak, “emekten yana bütçe, demokratik yönetim” talepleri öne çıktı. Katılımcılar, yoksullaşmaya, güvencesizliğe, adaletsiz vergi sistemine ve kamu hizmetlerinin tasfiyesine karşı ortak tepki ortaya koydu. Birleşik Emekliler Sendikası’ndan Geniş Katılım Birleşik Emekliler Sendikası’nın Giresun Bulancak, Keşap, Espiye, Tirebolu ve Görele bileşenleri de mitinge katıldı. Emekliler, “haklarımızı almak ve sömürü düzenine son vermek için buradayız” mesajı vererek, insanca yaşam koşullarının sağlanmasını ve emekli aylıklarının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını talep etti. Mitingde Öne Çıkan Talepler Ajansa verilen bilgilere göre, mitingde dile getirilen başlıca talepler şöyle sıralandı: Emekten yana bütçe: Kamu kaynaklarının sermayeye değil halka aktarılması, bütçenin sosyal devlet anlayışıyla yeniden düzenlenmesi. Vergide adalet: Dolaylı vergilerin azaltılması, yüksek gelir gruplarının ve servet sahiplerinin adil biçimde vergilendirilmesi. Kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi: Sağlık, eğitim, ulaşım, sosyal hizmetler ve yerel yönetim bütçelerinin artırılması. Emekçilerin alım gücünün korunması: Maaşların enflasyon karşısında erimesine son verilmesi, gerçek enflasyona göre düzenleme yapılması. Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi: Temel ihtiyaçlara erişimin sağlanması, emekli aylıklarının insanca yaşam düzeyine çekilmesi. Demokratik Türkiye vurgusu: Bütçe süreçlerinin şeffaf ve katılımcı olması, demokratik işleyişin güçlendirilmesi. Katılımcı Emek Örgütlerinden Açıklamalar KESK bileşenleri, mitingin amacının “ekonomik krizin tüm yükünün emekçilere ve emeklilere yıkılmasına karşı durmak” olduğunu belirtti. Yapılan açıklamalarda, kamuda tasarruf adı altında personel politikalarının zayıflatılmasına, kamu istihdamının daraltılmasına ve özelleştirme uygulamalarına karşı mücadele mesajı verildi. KESK yetkilileri, halkın yoksullaştığı bir dönemde bütçede güvenlik ve sermaye harcamalarının arttırılmasına tepki göstererek, “bütçede halk yoksa bu düzen sürdürülemez” değerlendirmesinde bulundu. Bölgesel Katılımlarla Güçlü Bir Miting Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinge, Karadeniz Bölgesi’nin birçok ilinden sendikalar, demokratik kitle örgütleri, kadın platformları, gençlik grupları ve emekli örgütleri katıldı. Alanı dolduran katılımcılar, sık sık “Halk için bütçe”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “Emekçiler yalnız değildir” sloganları attı. Program Olaysız Şekilde Sona Erdi Shell Kavşağı’ndan başlayan yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan konuşmalarla tamamlanan miting, olaysız şekilde sona erdi. KESK, bölgesel mitinglerin devam edeceğini ve bütçe görüşmeleri sürecinde mücadeleyi büyüteceklerini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.