Hava Durumu

#Yoksulluk

giresunsonhaber - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR” Haber

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR”

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının ardından yaptığı açıklamada iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Şenyürek, vatandaşın sofrasındaki küçülmenin, pazardaki fiyatların, marketteki etiketlerin ve mutfaktaki geçim sıkıntısının resmi rakamların çok ötesinde bir yoksullaşmayı ortaya koyduğunu söyledi. “PEMBE TABLONUN HALKIN GERÇEK HAYATIYLA İLGİSİ YOK” Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, TÜİK’in Mayıs ayı enflasyon verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede, iktidarın ekonomide çizdiği tablonun halkın günlük yaşamındaki ağır tabloyu gizleyemediğini belirtti. Şenyürek, “Bugün açıklanan Mayıs ayı enflasyon rakamları, iktidarın ekonomide çizdiği pembe tablonun halkın gerçek hayatıyla hiçbir ilgisi olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK’e göre dahi yıllık enflasyon yüzde 32’nin üzerindedir. Yılın ilk beş ayında ortaya çıkan tablo, vatandaşın alım gücünün her geçen gün biraz daha eridiğini, sofrasının biraz daha küçüldüğünü açıkça göstermektedir” dedi. “TÜRKİYE’DE EN TEMEL MESELE GEÇİM MESELESİDİR” Şenyürek, Türkiye’de vatandaşın öncelikli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu vurgulayarak emekliden asgari ücretliye, memurdan esnafa, üreticiden gençlere kadar geniş kesimlerin ekonomik baskı altında yaşadığını ifade etti. Şenyürek, “Türkiye’de artık en temel mesele geçim meselesidir. Emekli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor, asgari ücretli çocuğunun masrafını nasıl karşılayacağını hesaplıyor, memur kirasını ödemekte zorlanıyor, esnaf siftah yapmadan kepenk kapattığı günleri çoğaltıyor, üretici mazotun, gübrenin, ilacın maliyeti altında eziliyor. Ancak iktidar, halkın bu gerçek gündeminin konuşulmaması için her gün başka bir tartışma başlığı açıyor” ifadelerini kullandı. “RAKAMLARLA OYNAYARAK YOKSULLUĞU ÖRTEMEZSİNİZ” İktidarın ekonomik krizi gündem değiştirerek perdelemeye çalıştığını söyleyen Şenyürek, hayat pahalığının artık her hanede doğrudan hissedildiğini belirtti. Şenyürek, “Ekonomiyi yönetemeyenler, gündemi yöneterek gerçeği saklayabileceklerini zannediyor. Rakamlarla oynayarak, hedefleri değiştirerek, krizi cümlelerin arkasına saklayarak bu milletin yaşadığı yoksulluğu örtemezsiniz. Pazara çıkan emekli, markete giden anne, çocuğuna harçlık vermekte zorlanan baba, fındık bahçesinde emeğinin karşılığını alamayan üretici, gerçeği zaten her gün yaşayarak görüyor” dedi. “GİRESUN’DA DA TABLO FARKLI DEĞİL” Şenyürek, ekonomik krizin Giresun’da da üreticiyi, emekliyi, esnafı ve gençleri doğrudan etkilediğini dile getirdi. Fındık üreticisinin maliyetler karşısında nefes almakta zorlandığını, emeklinin maaşıyla geçinemediğini, esnafın giderlerinin gelirini aştığını ve gençlerin işsizlik kaygısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Şenyürek, “Giresun’da da tablo farklı değildir. Fındık üreticisi artan maliyetler karşısında nefes alamaz hale gelmiştir. Emeklimiz maaşıyla geçinememektedir. Esnafımızın giderleri gelirini aşmıştır. Gençlerimiz işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıyadır. Bir yanda sürekli artan fiyatlar, diğer yanda yerinde sayan gelirler vardır. Bunun adı ekonomik istikrar değil, açıkça halkın yoksullaştırılmasıdır” diye konuştu. “VATANDAŞIN GERÇEK ENFLASYONU MUTFAKTA, KİRADA VE FATURADA ORTAYA ÇIKIYOR” Resmi enflasyon rakamları ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyatlar arasındaki farkın büyüdüğünü belirten Şenyürek, maaş artışlarının resmi veriler üzerinden belirlendiğini, ancak vatandaşın gerçek hayatın fiyatlarıyla mücadele ettiğini vurguladı. Şenyürek, “Bugün çarşıda, pazarda, markette yaşanan hayat pahalığı, açıklanan resmi rakamların çok daha ötesindedir. Vatandaşın gerçek enflasyonu; mutfakta kaynayan tencerede, kira kontratında, elektrik ve doğalgaz faturasında, çocuğunun okul masrafında, üreticinin bahçesine girmeden önce yaptığı maliyet hesabında ortaya çıkmaktadır. TÜİK’in rakamlarıyla maaş zammı belirlenirken, vatandaş gerçek hayatın fiyatlarıyla yaşam mücadelesi vermektedir” açıklamasını yaptı. “ENFLASYONUN BEDELİNİ EMEKLİ, İŞÇİ, MEMUR, ÇİFTÇİ VE ESNAF ÖDÜYOR” Şenyürek, iktidarın ekonomi politikalarının toplumun geniş kesimleri için hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü söyledi. Enflasyonun yükünün emekliye, işçiye, memura, çiftçiye, esnafa ve gençlere yüklendiğini belirtti. Şenyürek, “İktidarın ekonomi politikası, vatandaş için artık açık bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Enflasyonun bedelini saray çevreleri de ranttan beslenenler de ödemiyor. Bu bedeli emekli ödüyor, işçi ödüyor, memur ödüyor, çiftçi ödüyor, esnaf ödüyor, gençler ödüyor” dedi. “HALKIN GÜNDEMİNİ YAPAY TARTIŞMALARLA ÖRTEMEZLER” Şenyürek, iktidarın en büyük çabasının vatandaşın sofrasındaki yangının konuşulmasını engellemek olduğunu ifade ederek gerçek gündemin mutfak, pazar, kira, fatura ve işsizlik olduğunu söyledi. Şenyürek, “Bugün iktidarın en büyük çabası, vatandaşın sofrasındaki yangının konuşulmamasıdır. Çünkü biliyorlar ki bu ülkede gündem mutfaktır, pazardır, kiradır, faturadır, işsizliktir. Halkın gündemi bellidir; bu gündemin üstünü ne yapay tartışmalarla ne de hamasetle örtebilirler” ifadelerini kullandı. “SORUN KAYNAK YOKLUĞU DEĞİL, ADALETSİZ YÖNETİM ANLAYIŞIDIR” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Türkiye’nin kaynak sorunu yaşamadığını, temel meselenin adaletsiz yönetim anlayışı olduğunu savundu. Üretenin, emek verenin ve alın teriyle yaşayanların korunmadığı bir düzende krizden çıkışın mümkün olmadığını belirtti. Şenyürek, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha söylüyoruz; bu ülkenin kaynakları vardır. Sorun kaynak yokluğu değil, adaletsiz yönetim anlayışıdır. Sorun, üretenin değil rantçının; emekçinin değil ayrıcalıklı çevrelerin korunduğu bu düzendir. Üretenin, emek verenin, alın teriyle yaşayanın hakkını koruyan bir ekonomik düzen kurulmadan bu krizden çıkış mümkün değildir” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI HALKÇI BİR İKTİDARDIR” Şenyürek, vatandaşın sofrasını küçülten, emeğin değerini düşüren, üreticiyi toprağından koparan ve gençleri umutsuzluğa sürükleyen mevcut ekonomik düzenin Türkiye’ye artık bir çözüm sunamayacağını söyledi. Şenyürek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Vatandaşın sofrasını küçülten, emeğin değerini düşüren, üreticiyi toprağından koparan, gençleri umutsuzluğa sürükleyen bu düzenin artık ülkeye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Türkiye’nin ihtiyacı; halkın yaşadığı geçim sıkıntısını görmezden gelen, gerçek gündemi perdelemeye çalışan bir anlayış değil; emeği önceleyen, üretimi destekleyen, gelir adaletini sağlayan sosyal adaletçi ve halkçı bir iktidardır. Halkın sofrasındaki yangını söndürecek olan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu üretimden yana ekonomi anlayışıdır.”

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var Haber

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği toplantıda ekonomik krizi, yoksulluğu ve tarım politikalarını eleştirdi. Sığınmacıların gönderileceğini belirten Özdağ; yargı kararları, terörle mücadele ve uyuşturucuyla savaş konularında açıklamalarda bulundu. ANKARA (İGFA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ekonomik sorunlar, yargı kararları, terörle mücadele ve sığınmacı politikaları hakkında açıklamalarda bulundu. Özdağ, 21 Mayıs’ta alınan “mutlak butlan” kararını eleştirerek bunun Türkiye’de demokrasiye ve hukuk devletine yönelik bir müdahale olduğunu savundu. İktidarın bu tartışmalar üzerinden ekonomik sorunları geri plana itmeye çalıştığını öne süren Özdağ, “Türkiye’de sadece mutlak butlan değil, aynı zamanda mutlak yoksulluk da söz konusu. İktidar, siyaseti manipüle ederek yoksulluğu gizlemeye çalışıyor” dedi. Ekonomik göstergelere dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 lira olduğunu belirtti. Asgari ücret ve emekli maaşlarının bu seviyelerin çok altında kaldığını ifade eden Özdağ, vatandaşların geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını da eleştiren Özdağ, bütçe harcamalarında yatırımların geri planda kaldığını savunarak, ilk dört ayda faiz ödemelerinin yatırım harcamalarının 7,5 katına ulaştığını öne sürdü. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan düşüşe de değinen Özdağ, siyasi gelişmelerin ekonomiye olumsuz yansıdığını iddia etti. Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı hububat alım fiyatlarının enflasyonun altında kaldığını savundu. Türkiye’nin buğday üretiminde yıllardır aynı seviyede kaldığını belirten Özdağ, tarım sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Zafer Partisi’nin ekonomi programına da değinen Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulacağını ve planlı serbest piyasa ekonomisine geçileceğini ifade etti. Tarım, sanayi ve üretim odaklı kalkınma modeliyle Türkiye’nin yeniden refah seviyesini yükseltebileceğini savundu. Sığınmacı politikalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Özdağ, Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde sınır güvenliğinin güçlendirileceğini ve düzensiz göçmenlerin uluslararası hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderileceğini söyledi. Uyuşturucu kullanımındaki artışa da dikkat çeken Özdağ, bağımlılıkla mücadelede daha sert ve kapsamlı politikalar uygulanması gerektiğini belirtti. Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının toplumsal bir tehdit haline geldiğini ifade eden Özdağ, bu alanlarda zorunlu tedavi uygulamalarının gündeme alınması gerektiğini dile getirdi. Basın toplantısında terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına da değinen Özdağ, PKK ile yürütüldüğünü öne sürdüğü görüşmeleri eleştirerek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik bazı açıklamalara tepki gösterdi. CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, parti içindeki tartışmaların ötesinde demokrasi ve hukuk devleti açısından dış müdahale boyutu bulunduğunu savundu. Zafer Partisi’nin herhangi bir siyasi grubun değil, devletin ve demokrasinin yanında olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin siyasi tutumunu bağımsız şekilde belirlediğini ifade ederek, partisinin Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya devam edeceğini kaydetti.

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ Haber

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ 25. ve 26. Dönem Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nde iç tartışmalarla zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirterek, kurultay sürecinin tamamlanması ve mücadelenin AKP iktidarının yarattığı yoksulluk, adaletsizlik ve demokrasi krizine karşı yoğunlaştırılması çağrısı yaptı. “İÇ TARTIŞMALARLA VAKİT KAYBEDİLMEMELİ”ve 26. Dönem Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündemine ilişkin yaptığı değerlendirmede, partinin önceliğinin iç tartışmalar değil, örgüt gücünü büyütmek ve iktidar hedefini hızlandırmak olması gerektiğini vurguladı. Bektaşoğlu, CHP’nin Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve demokratik kriz karşısında tarihsel bir sorumluluk taşıdığını belirterek, parti içi süreçlerin daha fazla zaman kaybına yol açmadan sonuçlandırılması gerektiğini ifade etti. “TÜM ENERJİ AKP İKTİDARINA KARŞI MÜCADELEYE VERİLMELİ” Bektaşoğlu, kurultay sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğini belirterek, CHP’nin tüm enerjisini halkın yaşadığı yoksulluğa, adaletsizliğe ve demokrasi krizine karşı mücadeleye yöneltmesi gerektiğini söyledi. CHP örgütünün Türkiye’nin dört bir yanında halkın sesi olma sorumluluğu taşıdığını kaydeden Bektaşoğlu, siyasetin merkezine umut, dayanışma ve değişim talebinin konulması gerektiğini dile getirdi. “GÖREVİMİZ UMUDU ÖRGÜTLEMEK” Bektaşoğlu, CHP’nin bugün önündeki en önemli görevin umudu örgütlemek, halkın taleplerini büyütmek ve milyonların değişim isteğini iktidara taşımak olduğunu belirtti. Parti içindeki birlik mesajını öne çıkaran Bektaşoğlu, mücadelenin ortak akılla, dayanışmayla ve örgütlü güçle büyütülmesi gerektiğini vurguladı. “YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ” Bektaşoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyacı iç tartışmalarla vakit kaybetmek değil, örgütün gücünü büyüterek iktidar yürüyüşünü hızlandırmaktır. Kurultay süreci bir an önce tamamlanmalı, tüm enerjimizi AKP iktidarının yarattığı yoksulluğa, adaletsizliğe ve demokrasi krizine karşı mücadeleye yöneltmeliyiz. Bugün görevimiz; umudu örgütlemek, halkın sesi olmak ve milyonların değişim talebini iktidara taşımaktır. Birlikte, omuz omuza, halkın iktidarını kurmak için yürümeye devam edeceğiz. Ya hep beraber ya hiç birimiz. Bu oyunu hep birlikte bozacağız.” Bektaşoğlu’nun açıklaması, CHP’de kurultay tartışmalarının gölgesinde birlik, örgütlenme ve iktidar hedefi vurgusunu öne çıkardı.

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” Haber

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR”

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı için açıklanan yaş çay alım fiyatının üreticinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek fiyatın yeniden belirlenmesini istedi. Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde alım fiyatı açıklanması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan fiyatın üreticinin artan maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Şenyürek, “Üreticiye geçim değil, yoksulluk dayatılıyor” dedi. Çayın yalnızca Rize’nin değil, Giresun’da da binlerce ailenin temel geçim kaynakları arasında yer aldığını vurgulayan Şenyürek, kentte yaklaşık 15 bin kayıtlı çay üreticisi bulunduğunu ifade etti. Şenyürek, Eynesil başta olmak üzere Tirebolu, Görele, Çanakçı, Güce ve Espiye ilçelerinde çay tarımının önemli bir ekonomik faaliyet olduğunu belirtti. Giresun’da yaklaşık 16 bin 578 dekarlık alanda çay üretimi yapıldığını, yıllık yaş çay üretiminin ise 26 bin tonu aştığını kaydeden Şenyürek, açıklanan fiyatın bölgedeki binlerce aileyi doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. “MALİYETİN 31 TL’YE DAYANDIĞI BİR ORTAMDA 35 TL YETERLİ GÖSTERİLEMEZ” Yaş çay fiyatının yalnızca ekonomik bir karar olarak görülemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin gübre, işçilik, nakliye ve günlük yaşam giderlerinde büyük artışlarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Şenyürek, “Bugün gübreden işçiliğe, nakliyeden günlük yaşam giderlerine kadar her kalemde ciddi artış yaşanırken, üreticiye verilen fiyat adeta ‘yoksullaşmaya devam edin’ demektir. Maliyetin 31 TL’ye dayandığı bir ortamda 35 TL’lik alım fiyatını yeterli göstermek, üreticinin aklıyla alay etmektir” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ ÖZEL SEKTÖR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILIYOR” Şenyürek, üreticinin yalnızca düşük fiyat nedeniyle değil, ÇAYKUR’un kota uygulaması nedeniyle de mağduriyet yaşadığını belirtti. Kota sisteminin üreticiyi özel sektör karşısında zayıf bıraktığını söyleyen Şenyürek, üreticinin ürününü ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edemediği için özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme baskısıyla karşılaştığını ifade etti. Şenyürek, “Üretici, kotaya takıldığı için çayını ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edememekte; bu nedenle özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme dayatmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bugün birçok üretici, borçla yaptığı üretimin bedelini ancak 9 aya varan sürelerin sonunda alabilmektedir. Bu kabul edilemez bir mağduriyettir” dedi. Çayın Karadeniz insanı için yalnızca bir tarım ürünü olmadığını vurgulayan Şenyürek, açıklanan fiyatın üreticiyi korumadığını, özel sektör karşısında daha savunmasız hale getirdiğini kaydetti. “ÇAY ÜRETİCİSİNİN EMEĞİ DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR” Şenyürek, kamuoyunda “taban fiyat” algısı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek açıklanan rakamın yalnızca ÇAYKUR’un alım fiyatı olduğunu söyledi. Özel sektörün bu fiyatın altında alım yapabildiğine dikkat çeken Şenyürek, üreticiyi koruyacak yasal düzenlemenin eksikliğine işaret etti. Şenyürek, “Özel sektör bugün bunun altında alım yapabilmektedir. Çünkü üreticiyi gerçekten koruyacak bir Çay Kanunu hala çıkarılmış değildir. Çay üreticisinin emeği göz göre göre değersizleştirilmektedir” ifadelerini kullandı. “ÇAYKUR İŞÇİLERİNİN KADRO TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Çay üretiminin yalnızca üreticilerle sınırlı olmadığını belirten Şenyürek, ÇAYKUR bünyesinde çalışan geçici işçilerin de yıllardır güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Şenyürek, “ÇAYKUR’da çalışan geçici işçilerimizin kadro beklentisi yıllardır çözümsüz bırakılmıştır. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de açıkça ifade ettiği gibi, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ÇAYKUR emekçilerinin kadro sorunu çözülecek, alın teriyle çalışan hiçbir emekçi güvencesizliğe mahkum edilmeyecektir” dedi. “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Yaş çay alım fiyatının günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde fiyat açıklanmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Şenyürek, üreticiyi koruyacak Çay Kanunu’nun acilen çıkarılması, özel sektörün düşük fiyat dayatmasının önlenmesi, ÇAYKUR’un kota uygulamasının üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi, destekleme priminin yeniden uygulanması ve çay üreticisinin emeğinin korunması gerektiğini belirtti. CHP’nin Karadeniz’de çay üreticisinin emeğini savunmaya devam edeceğini söyleyen Şenyürek, “Üreticinin sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

GİRESUN’DA EMEKLİLER İLK GENEL KURULDA GÜÇ BİRLİĞİ YAPTI Haber

GİRESUN’DA EMEKLİLER İLK GENEL KURULDA GÜÇ BİRLİĞİ YAPTI

GİRESUN’DA EMEKLİLER İLK GENEL KURULDA GÜÇ BİRLİĞİ YAPTI Birleşik Emekliler Sendikası Giresun Şubesi, 5 Nisan 2026 Pazar günü ilk olağan genel kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurul, Giresun’da son bir yıldır büyüyen emekli örgütlenmesini yeni bir aşamaya taşıdı. Toplantıya katılan CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, emeklilerin insanca yaşam talebinin ertelenemez bir hak olduğunu vurguladı. Birleşik Emekliler Sendikası Giresun Şubesi, Hacı Miktat Mahallesi İncedayı Sokak No: 4 Kat: 3 adresindeki Giresun Belediyesi Halk Akademisi Merkez binasında ilk olağan genel kurulunu yaptı. Tek liste girilen Genel kurul, Giresun’daki emeklilerin yalnızca bir dayanışma zemini kurmadığını, artık daha kurumsal ve daha görünür bir mücadele hattı inşa ettiğini ortaya koydu. Toplantıda söz alan CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, yıllarca bu ülkeye emek vermiş yurttaşların ağır ekonomik baskı altında bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Şenyürek, emeklilerin insanca yaşayabileceği gelir düzeyine ulaşmasının, sosyal haklarının güçlendirilmesinin ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinin temel bir adalet meselesi olduğunu ifade etti. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın sosyal medya paylaşımında da Şenyürek’in il yöneticileri ve merkez ilçe örgütüyle birlikte genel kurula katıldığı görüldü. ŞUBELEŞME SÜRECİ GENEL KURULLA YENİ AŞAMAYA GEÇTİ Birleşik Emekliler Sendikası Giresun Temsilciliği, mart ayında şubeleşme sürecini tamamlamak için kongre kararı aldı. İlk toplantı 4 Nisan için ilan edildi, yeterli çoğunluk sağlanamaması halinde ikinci toplantının 5 Nisan’da aynı adreste yapılacağı açıklandı. Gündeme yönetim, denetim ve disiplin kurullarının belirlenmesi ile Giresun’daki sendikal yapının güçlendirilmesi başlıkları alındı. Bu çerçeve, 5 Nisan’daki genel kurulun yalnızca rutin bir toplantı değil, doğrudan kurumsallaşma hamlesi olduğunu gösterdi. GİRESUN’DA EMEKLİ TEPKİSİ SON AYLARDA SOKAĞA TAŞTI Genel kurul, kentte son aylarda yükselen emekli tepkisinin ardından yapıldı. Birleşik Emekliler Sendikası Giresun Şubesi ocak ayında Atatürk Meydanı’nda süresiz oturma eylemi başlattı. Aynı ay Hacımiktat Camii önünde lokma dağıtımı yapıldı; eylemde emeklilerin geçim sıkıntısına sert tepki gösterildi. Şube Başkanı Birol Bayraktar, “Bizim için artık meydanlar meclisimizdir” diyerek mücadelenin süreceğini ilan etti. Bu tablo, Giresun’daki emekli hareketinin masa başı açıklamalarla sınırlı kalmadığını, sokakta görünür ve sürekli bir çizgiye yöneldiğini ortaya koydu. YEREL ÖRGÜTLENME BİR GÜNDE ORTAYA ÇIKMADI Giresun’daki yapı, 2025 boyunca adım adım örüldü. Birleşik Emekliler Sendikası Giresun ve Bulancak örgütleri geçen yıl dayanışma etkinlikleri düzenledi, kentte üye tabanını büyütmeye dönük çalışmalar yaptı. Aynı dönemde sendika yönetimi CHP Giresun İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek emeklilerin sorunlarını siyasal muhataplarla da doğrudan gündeme taşıdı. Bu temaslar, genel kurulun arkasında uzun süredir devam eden bir örgütlenme trafiği bulunduğunu gösterdi. ULUSAL DÜZEYDE DE YENİ YÖNETİM DÖNEMİ BAŞLADI Birleşik Emekliler Sendikası yalnızca Giresun’da değil, ülke genelinde de yeni bir örgütlenme döneminden geçiyor. Sendikanın resmi tanıtım içeriğinde kuruluş tarihi 13 Haziran 2022 olarak yer alıyor. Genel merkezin 2. Olağan Genel Kurulu ise 22 Şubat 2026’da Kartal’daki Soğanlık Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kongrede Mahmut Şengül yeniden genel başkan seçildi. Bu sonuç, sendikanın ulusal ölçekte mevcut mücadele hattını sürdürme kararı aldığına işaret etti. EMEKLİNİN GÜNDEMİNDE TEK BAŞLIK GEÇİM DERDİ Genel kurulun asıl ağırlık merkezi ise geçim oldu. TÜRK-İŞ’in 31 Mart 2026 tarihli araştırması, dört kişilik bir aile için açlık sınırını 32 bin 792 lira 74 kuruş, yoksulluk sınırını 106 bin 816 lira 70 kuruş, bekâr bir çalışanın yaşama maliyetini ise 42 bin 585 lira 17 kuruş olarak hesapladı. Aynı araştırmada mutfak enflasyonu aylık yüzde 1,32, on iki aylık artış yüzde 38,86 olarak açıklandı. Bu veriler, emeklilerin neden maaş artışlarını yetersiz bulduğunu ve neden meydanlara çıktığını rakamlarla da ortaya koydu. GENEL KURULUN VERDİĞİ MESAJ AÇIK Giresun’daki ilk olağan genel kurul, emeklilerin kentte daha güçlü, daha sürekli ve daha örgütlü bir mücadele hattı kurma iradesini ortaya koydu. Toplantıdan çıkan temel mesaj nettir: Emekli yurttaşlar, yoksulluk sınırının giderek ağırlaştığı bir dönemde yalnızca sabır çağrısı değil, doğrudan gelir, hak ve yaşam güvencesi istiyor. Giresun’daki genel kurul da bu talebin artık daha kurumsal bir sesle dile getirileceğini gösterdi.

BM’DEN İRAN SAVAŞI UYARISI: KÜRESEL AÇLIK 363 MİLYONA TIRMANABİLİR Haber

BM’DEN İRAN SAVAŞI UYARISI: KÜRESEL AÇLIK 363 MİLYONA TIRMANABİLİR

BM’DEN İRAN SAVAŞI UYARISI: KÜRESEL AÇLIK 363 MİLYONA TIRMANABİLİR Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, İran’daki savaş ve Orta Doğu’daki tırmanmanın yıl ortasına kadar sürmesi halinde yaklaşık 45 milyon kişinin daha akut gıda güvensizliğine itilebileceğini açıkladı. Böylece dünyada şiddetli açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısının 363 milyona yükselerek son yılların en ağır tablosuna ulaşabileceği bildirildi. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın 17 Mart 2026 tarihli analizine göre, çatışmanın yıl ortasına kadar sona ermemesi ve petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde kalması halinde, hâlihazırda gıda güvensizliği yaşayan 318 milyon kişiye yaklaşık 45 milyon kişi daha eklenecek. WFP, bu tablonun 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında görülen 349 milyonluk düzeyi de aşabilecek yeni bir küresel gıda şokuna işaret ettiğini duyurdu. Kurumun değerlendirmesinde, krizin merkezinde yalnızca savaş alanı değil, enerji ve lojistik koridorları da yer aldı. WFP, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili deniz taşımacılığı durma noktasına gelirken, Kızıldeniz hattındaki risklerin de arttığını; bunun enerji, yakıt ve gübre maliyetlerini yukarı çekerek açlığı Orta Doğu’nun çok ötesine taşıdığını bildirdi. Kuruma göre özellikle gıda ve yakıt ithalatına bağımlı Afrika ve Asya ülkeleri en ağır darbeyi alma riskiyle karşı karşıya. WFP Genel Müdür Yardımcısı ve Baş Operasyon Sorumlusu Carl Skau da tabloyu “küresel şok dalgası” sözleriyle özetledi. Skau, çatışmanın sürmesi halinde zaten bir sonraki öğününü karşılamakta zorlanan ailelerin en sert darbeyi yiyeceğini vurgularken, insani yardım hatlarında da ciddi kırılma yaşandığını söyledi. Cenevre’de yapılan açıklamalara göre kurumun sevkiyat maliyetleri savaşın başlamasından bu yana yüzde 18 arttı; daha pahalı yakıt ve uzayan güzergâhlar nedeniyle yardım operasyonlarının maliyeti hızla yükseldi. WFP’nin bölgesel projeksiyonları da alarmın boyutunu ortaya koydu. Buna göre Batı ve Orta Afrika’da akut gıda güvensizliği yaşayan insan sayısında yüzde 21, Doğu ve Güney Afrika’da yüzde 17,7, Asya’da ise yüzde 24 artış bekleniyor. Kurum, Sudan’ın buğday ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle fiyat artışlarından doğrudan etkileneceğini, Somali’de ise bazı temel ürünlerin fiyatlarının savaşın başlamasından bu yana en az yüzde 20 yükseldiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü de ayrı değerlendirmesinde, savaşın küresel enerji, gübre ve tarım-gıda sistemleri üzerinde sert baskı oluşturduğunu bildirdi. FAO’nun Mart 2026 tarihli raporuna göre, Hürmüz Boğazı’ndaki aksama petrol, gaz ve gübre ticaretini doğrudan etkiliyor; artan enerji maliyetleriyle birlikte gübre arzındaki daralma, mahsul veriminde düşüş ve gıda fiyatlarında yeni dalgalanma riskini büyütüyor. Aynı raporda, kriz sürerse 2026’nın ilk yarısında küresel gübre fiyatlarının ortalama yüzde 15 ila 20 daha yüksek seyredebileceği uyarısı yapıldı. Reuters’ın 20 Mart tarihli analizinde de Körfez hattının küresel gübre tedarikindeki kritik rolüne dikkat çekildi. Habere göre Hürmüz Boğazı, dünya çapında ticareti yapılan gübrenin yaklaşık yüzde 30’unun geçtiği ana koridorlardan biri. Bank of America verilerine dayandırılan değerlendirmede üre fiyatlarının şimdiden yüzde 30 ila 40 arttığı, savaşın birkaç hafta daha sürmesi halinde başta tahıllar olmak üzere temel emtia arzında daralma yaşanabileceği aktarıldı. FAO Başekonomisti Máximo Torero da bu durumun ekim dönemini, yem arzını ve dolayısıyla et-süt fiyatlarını etkileyeceği uyarısında bulundu. Uzmanlara göre en kırılgan halka, dışarıdan gıda, yakıt ve gübre alan düşük gelirli ülkeler olacak. Gelişmekte olan birçok ekonomide gıda ve yakıtın enflasyon sepetindeki payı yüzde 30 ile 50 arasında değişirken, bu oran gelişmiş ekonomilerde çok daha düşük seyrediyor. Bu nedenle enerji kaynaklı her yeni sarsıntı, ithalata bağımlı ülkelerde doğrudan mutfak enflasyonuna, ardından da daha derin bir yoksulluk ve açlık dalgasına dönüşme potansiyeli taşıyor. Birleşmiş Milletler cephesinden verilen ortak mesaj ise net: çatışma uzadıkça yalnızca cephe hattı değil, dünyanın en kırılgan sofraları da vuruluyor. WFP, yeterli finansman sağlanmaması halinde mevcut insani yardım kapasitesinin daha da daralacağını ve açlık riski altındaki ülkelerde tablonun felakete dönüşebileceğini bildirdi. Kaynaklar: BM Dünya Gıda Programı (WFP), BM Cenevre Ofisi, FAO, Reuters.

CHP KADIN KOLLARI’NDAN 8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “ÇARE EŞİTLİKTEDİR” Haber

CHP KADIN KOLLARI’NDAN 8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “ÇARE EŞİTLİKTEDİR”

CHP KADIN KOLLARI’NDAN 8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “ÇARE EŞİTLİKTEDİR” Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada; kadınlara yönelik şiddet, yoksulluk, güvencesizlik, eşitsiz ücret, bakım yükü ve cezasızlık politikalarına sert tepki gösterdi. Açıklamada, kadınların yaşam hakkı ve özgürlüğü için mücadeleden geri adım atılmayacağı vurgulandı. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı’nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklaması, kadın hakları, toplumsal eşitlik ve sosyal adalet başlıklarında dikkat çeken mesajlar içerdi. Açıklamada, kadınların yalnızca fiziksel şiddetle değil; aynı zamanda yoksulluk, güvencesizlik, ekonomik bağımlılık ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ettiği ifade edildi. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde tehdit altında olduğu belirtilerek, şüpheli kadın ölümlerinin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği yönünde güçlü bir eleştiri dile getirildi. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi ve kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıların tesadüf olmadığı savunuldu. CHP Kadın Kolları, kadınları eve kapatmaya çalışan anlayışa karşı özgür ve eşit yaşam mücadelesinin süreceğini vurgularken, kadın düşmanı politikalara boyun eğilmeyeceğini açık biçimde ortaya koydu. KADINLAR HEM EVDE HEM İŞTE EŞİTSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA Basın açıklamasında kadınların omzundaki görünmeyen bakım yüküne de özel vurgu yapıldı. Çocuk, yaşlı ve engelli bakımının kamusal bir sorumluluk olması gerekirken hâlâ kadınların “doğal görevi” gibi görüldüğü ifade edildi. Kadınların hem ev içinde ücretsiz emek verdiği hem de iş yaşamında ayrımcılık, düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşılaştığı kaydedildi. Açıklamada, kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan gerçek özgürlükten söz edilemeyeceği belirtilerek eşit işe eşit ücret talebi güçlü biçimde yinelendi. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri planda bırakıldığı ve güvencesiz çalışmaya zorlandığı savunuldu. “ATATÜRK’ÜN AÇTIĞI YOLDA MÜCADELE SÜRECEK” Metinde Cumhuriyet değerlerine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara kazandırdığı haklara da özel yer verildi. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının birçok Avrupa ülkesinden önce tanındığı hatırlatılırken, Atatürk’ün kadınları toplumsal yaşamın asli unsuru olarak gören yaklaşımının bugün de yol gösterici olduğu vurgulandı. CHP Kadın Kolları, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde kadınları sadece aile içinde değil, hayatın her alanında güçlendiren bir Türkiye mücadelesi verdiklerini belirtti. Yerel yönetimlerin açtığı kreşlerin de kadınların istihdama katılımı açısından önemli bir güvence olduğu ifade edildi. “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden birini ise kadın haklarına ilişkin temel talepler oluşturdu. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmeyeceği vurgulanırken, 6284 sayılı Kanun’un etkin ve eksiksiz uygulanması gerektiği belirtildi. Eşit işe eşit ücret, kamusal bakım politikaları ve kadın yoksulluğuna karşı daha güçlü sosyal destek mekanizmaları talep edildi. Kadınların özgür olmadığı bir toplumda demokrasinin yalnızca bir kelime olarak kalacağı vurgulanan açıklamada, eşitlik ve adalet mücadelesinin korkmadan, yılmadan ve omuz omuza sürdürüleceği ifade edildi. CHP Kadın Kolları açıklamasında, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve yeniden inşa günü olduğu vurgulandı. New York’ta hak mücadelesi verirken yaşamını yitiren 129 kadın da anılarak, bugünün kadın mücadelesinin tarihsel bir direnişin devamı olduğu ifade edildi. Açıklama, kadın dayanışması ve örgütlü mücadele çağrısıyla sona erdi: “Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir.”

GİRESUN KADIN MECLİSİ’NDEN 8 MART MESAJI: “DAYANIŞMA VARSA UMUT VAR” Haber

GİRESUN KADIN MECLİSİ’NDEN 8 MART MESAJI: “DAYANIŞMA VARSA UMUT VAR”

GİRESUN KADIN MECLİSİ’NDEN 8 MART MESAJI: “DAYANIŞMA VARSA UMUT VAR” CHP Giresun İl Kadın Kolları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında bileşeni oldukları Giresun Kadın Meclisi ile birlikte çeşitli ziyaretlerde bulundu. Heyet, program çerçevesinde: Birleşik Emekliler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Seher Yılmaz ve sendika üyelerini, Tüm Emeklilerin Sendikası Giresun Kadın Sekreteri ile Sol Parti Giresun (Sol Feminist) Kadın Koordinatörü Neslihan Konar Özer’i ziyaret ederek kadın emeği, emekli kadınların ekonomik sorunları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konularında görüş alışverişinde bulundu. “KADIN EMEĞİ GÖRÜNMEZ DEĞİLDİR” Ziyaretlerde yapılan değerlendirmelerde, özellikle emekli kadınların artan yoksulluk riski, güvencesiz çalışma biçimleri ve kadın emeğinin sistematik biçimde görünmez kılınmasına dikkat çekildi. Kadın örgütleri temsilcileri, ekonomik kriz koşullarında kadınların daha kırılgan hale geldiğini vurgulayarak örgütlü mücadelenin önemine işaret etti. Açıklamada, “Kadın varsa mücadele var, dayanışma varsa umut var” mesajı öne çıktı. Kadın dayanışmasının hem sosyal hem ekonomik hak arayışında temel güç olduğu ifade edildi. 8 MART’IN ANLAMI VE TARİHSEL ARKA PLANI 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kökeni, 19. yüzyılın sonlarında sanayileşme sürecinde ağır çalışma koşullarına karşı direnen kadın işçilerin mücadelesine dayanır. Özellikle 1857’de ABD’nin New York kentinde tekstil işçisi kadınların eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle başlattığı grev, kadın emeği mücadelesinin sembollerinden biri olarak kabul edilir. 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen 2. Enternasyonal Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması kararlaştırılmıştır. Birleşmiş Milletler ise 1977 yılında 8 Mart’ı resmî olarak “Dünya Kadınlar Günü” olarak tanımıştır. BUGÜN 8 MART; Kadın emeğinin görünür kılınması, Eşit işe eşit ücret talebi, Siyasal ve sosyal hakların güçlendirilmesi, Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması mücadelesinin simgesi olarak kabul edilmektedir. Giresun’daki etkinliklerde de bu tarihsel mirasa atıf yapılarak, kadınların ekonomik ve sosyal hakları için dayanışmanın büyütüleceği mesajı verildi.

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz Haber

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarını kınayarak, savaşın halk sağlığı açısından ağır ve kalıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının Ortadoğu’da bölgesel gerilimi artırdığı ve ağır bir yıkım ile insani kriz tehdidi oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu saldırıların nefretle karşılandığı ve kınandığı ifade edildi. TTB, savaşların yalnızca devletleri ya da sınırları değil, doğrudan halkların yaşamını hedef aldığını vurguladı. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık ve salgın hastalık riskinin savaşın kaçınılmaz sonuçları olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sağlık altyapısının zarar görmesinin kuşaklar boyu sürecek halk sağlığı krizlerine yol açabileceği kaydedildi. Açıklamada, yaşanan gelişmelerin küresel güç mücadelelerinin bir sonucu olduğu savunularak, bu süreçlerin bedelini en çok işçilerin, yoksulların, göçmenlerin, kadınların, çocukların ve sağlık emekçilerinin ödediği ifade edildi. İran halkının hem iç politik baskılar hem de dış askeri müdahale tehdidi altında olduğu belirtilirken, “Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; eşitsizlikleri ve bağımlılık ilişkilerini derinleştirir” denildi. Ortadoğu halklarının kaderinin bombardımanlar ve vekâlet savaşlarıyla belirlenemeyeceği vurgulanan açıklamada, bölgenin ihtiyacının yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalar olduğu ifade edildi. TTB, halkların yaşam ve sağlık hakkının savunucusu olduklarını belirterek, uluslararası toplumu saldırıları durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye çağırdı. Bölge ülkelerine ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınma çağrısında bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.