Hava Durumu

#Yaşam Kalitesi

giresunsonhaber - Yaşam Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ Haber

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ Giresun’un Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi’nde artan araç yoğunluğu, yüksek sesli müzik, havalı korna ve gereksiz korna kullanımı mahalle sakinleri ile cadde esnafını rahatsız ediyor. Mahallede trafik akışının yeniden planlanması, bazı yolların tek yöne çevrilmesi, kaldırımların yayalara bırakılması ve gürültüye karşı kamera destekli denetim yapılması isteniyor. FATİH CADDESİ’NDE TRAFİK GÜNLÜK YAŞAMI ZORLUYOR Giresun merkez Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi, dolmuş hattı araçları, cadde üzerindeki esnaf hareketliliği, alışveriş yoğunluğu ve her yöne açık bağlantı yolları nedeniyle gün içinde sık sık trafik baskısı yaşıyor. Araçların dar ve yoğun noktalarda karşı karşıya gelmesiyle trafik akışı yavaşlıyor, bazı bölümlerde sürücüler uzun süre beklemek zorunda kalıyor. Bu sıkışıklık sırasında dakikalarca çalınan kornalar, havalı korna kullanımı ve yüksek sesli müzik mahallede ciddi bir gürültü sorununa dönüşüyor. Mahalle sakinleri, sorunun yalnızca trafik sıkışıklığıyla sınırlı kalmadığını, cadde üzerindeki gürültünün evlerde, iş yerlerinde ve yaya hareketliliğinde günlük yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtiyor. TEK YÖN, ALTERNATİF GÜZERGÂH VE YAYA DÜZENİ TALEBİ Bölge sakinleri, Fatih Caddesi ve bağlantı yollarında trafik akışının yeniden ele alınmasını istiyor. Sıkışıklık yaşanan noktalarda çift yönlü geçişlerin trafiği daha da zorlaştırdığı belirtilirken, bazı sokakların tek yöne çevrilmesi ve araç yoğunluğunun alternatif güzergâhlara dağıtılması talep ediliyor. Mahalle içindeki yoğun yollarda gereksiz korna kullanımının yasaklanması, korna denetimlerinin artırılması, yaya geçitlerinin belirgin hale getirilmesi ve kaldırımların araç işgalinden arındırılarak tamamen yayalara bırakılması isteniyor. Bu düzenlemelerin yalnızca araç trafiğini rahatlatmayacağı, aynı zamanda yayaların güvenliğini artıracağı ve mahalledeki gürültü baskısını azaltacağı değerlendiriliyor. DÜNYA KENTLERİ GÜRÜLTÜYÜ TRAFİK SORUNU OLARAK ELE ALIYOR Trafik kaynaklı gürültü, dünya kentlerinde artık yalnızca rahatsızlık başlığıyla değil, halk sağlığı ve kent yönetimi sorunu olarak ele alınıyor. Dünya Sağlık Örgütü, çevresel gürültünün insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek özellikle karayolu, demiryolu, hava yolu ve eğlence kaynaklı gürültüye karşı yerel yönetimlerin önlem almasını öneriyor. Avrupa Çevre Ajansı’nın çevresel gürültü raporları, karayolu trafiğinden kaynaklanan uzun süreli gürültünün Avrupa’da milyonlarca kişiyi etkilediğini, uyku bozukluğu, stres, kalp-damar hastalıkları ve yaşam kalitesi kaybı gibi sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bilimsel çalışmalar da kent içi gürültünün yalnızca motor sesinden oluşmadığını, korna, ani hızlanma, yoğun araç akışı ve yol geometrisinin toplam gürültü düzeyini artırdığını gösteriyor. Bu nedenle çözüm yalnızca ceza uygulamasına değil, trafik akışının düzenlenmesine, araç hızının kontrol edilmesine, yaya alanlarının korunmasına ve gürültü kaynaklarının ölçülmesine dayanıyor. NEW YORK, PARİS VE LONDRA’DA GÜRÜLTÜ KAMERASI ÖRNEKLERİ New York’ta araç gürültüsünü azaltmak için mikrofon ve kamera sistemleriyle çalışan gürültü kamerası uygulaması devreye alındı. Sistem, belirlenen sınırları aşan araçları tespit ederek plaka ve ses kaydı üzerinden denetim yapılmasına imkân sağlıyor. İngiltere’de Ulaştırma Bakanlığı, aşırı gürültülü araçların yol kenarına yerleştirilen mikrofon ve kameralarla otomatik tespit edilmesine yönelik denemeler yürüttü. Bu sistemlerde amaç, özellikle egzoz, motor ve yüksek ses üreten araç kaynaklı gürültünün somut veriyle belirlenmesi oldu. Paris’te de araç gürültüsünü ölçen ses radarı uygulamaları gündeme alındı. Bu sistemler, kentin yoğun bölgelerinde gürültü sınırını aşan araçların belirlenmesi ve denetlenmesi için kullanılıyor. Dünya örnekleri, Hacısiyam Mahallesi gibi yoğun yerleşim ve ticaret alanlarında yaşanan sorunun yalnızca yerel bir şikâyet olmadığını, kent yönetimlerinin trafik, çevre sağlığı ve yaşam kalitesi başlıklarında birlikte çözüm üretmesi gereken bir alan olduğunu gösteriyor. TÜRKİYE’DE DE MEVZUAT ZEMİNİ VAR Türkiye’de gereksiz korna kullanımı, trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve çevreyi rahatsız eden davranışlar kapsamında değerlendiriliyor. Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücülerin trafikte çevreyi rahatsız edecek şekilde hareket etmemesi ve araç donanımlarının mevzuata uygun olması gerektiğini düzenliyor. Bu nedenle Hacısiyam Mahallesi’nde dile getirilen korna, havalı korna, yüksek sesli müzik ve trafik sıkışıklığı şikâyetleri yalnızca mahalle rahatsızlığı olarak değil, trafik düzeni, çevre sağlığı ve kamu huzuru başlıklarında ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıkıyor. KAMERA DESTEKLİ DENETİM BEKLENTİSİ Mahalle sakinleri, Fatih Caddesi başta olmak üzere kent merkezinde benzer yoğunluk yaşanan cadde ve sokaklarda kamera destekli denetim yapılmasını istiyor. Yüksek sesle müzik yayını yapan araçlar, havalı korna kullanan sürücüler, gereksiz korna çalanlar, yere çöp atanlar ve çevreyi kirleten kişilere yönelik daha görünür bir denetim sistemi bekleniyor. Gürültü kameraları, akıllı trafik kameraları, plaka tanıma sistemleri ve belediye-zabıta-emniyet koordinasyonuyla yürütülecek denetimler, hem caydırıcılığı artırabilir hem de yoğun cadde ve sokaklarda veri temelli trafik düzenlemesinin önünü açabilir. KENT MERKEZİNDE YAŞAM KALİTESİ İÇİN KALICI DÜZENLEME ÇAĞRISI Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi’nde yaşanan trafik ve gürültü sorunu, Giresun kent merkezindeki ulaşım planlamasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Dar sokaklarda çift yönlü araç akışının sürdürülmesi, kaldırımların yayalar yerine araçlar tarafından kullanılması, dolmuş ve özel araç yoğunluğunun aynı noktalarda birikmesi mahalle yaşamını zorlaştırıyor. Mahalle sakinleri, trafik akışını rahatlatacak, yayaları koruyacak, korna ve yüksek sesli müzik kullanımını sınırlandıracak, çevre kirliliğini kamera destekli denetimle takip edecek kalıcı bir düzenleme bekliyor. Giresun’da kent merkezindeki yoğun cadde ve mahallelerde trafik yalnızca araç geçişi olarak değil, yaya güvenliği, esnaf faaliyeti, mahalle huzuru ve çevre sağlığıyla birlikte planlanmak zorunda. Hacısiyam Mahallesi’nden yükselen tepki, bu ihtiyacın ertelenmeden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Dünya MS Günü’nde Hareketin Gücüne Dikkat Çekildi Haber

Dünya MS Günü’nde Hareketin Gücüne Dikkat Çekildi

Türkiye Multiple Skleroz Derneği ve Merck'in iş birliğiyle, Dünya MS Günü vesilesiyle hareket etmenin önemi vurgulandı. Dünya MS Günü çerçevesinde Türkiye MS Derneği ve Merck tarafından düzenlenen, İstanbul Ataşehir Let’s Club Spor Kulübü’nün ev sahipliği yaptığı farkındalık etkinliğinde; Multipl Skleroz (MS) ile yaşayan kişilerin yaşam kalitesi üzerinde fiziksel aktivitenin ve hareketin etkileri, uzman hekimler eşliğinde ele alındı. Merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir rahatsızlık olan Multipl Skleroz (MS), dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyon, Türkiye’de ise 70 binin üzerinde kişiyi etkilemektedir. Çoğunlukla 20-40 yaş aralığındaki genç yetişkinlerde görülen ve bireylerin günlük yaşantısını fiziksel, sosyal ve duygusal yönden etkileyen bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla düzenlenen programda, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerindeki pozitif etkileri konuşuldu. Toplantıda ayrıca hareketin, fiziksel faydalarının yanı sıra psikolojik destekleyici rolüne de değinildi. Etkinliğin moderasyonunu İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann gerçekleştirirken; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü konuşmacı olarak yer aldı. Programdaki oturumlarda; MS belirtileri, teşhis süreçleri, günlük yaşamın yönetimi ve modern tedavi yöntemleri hakkında kritik bilgiler paylaşıldı. Soru-cevap bölümünün ardından katılımcılar, organize edilen spinning aktivitesi ile hareketin gücünü bizzat deneyimleme imkanı buldular. Etkinliğe açılış konuşması ve moderasyonu ile yön veren Prof. Dr. Yeşim Beckmann, “MS, her bireyde farklı semptomlarla seyredebildiği için sadece tedavi süreci değil, günlük yaşamın yönetilmesi de kritik önem taşıyor. Hareket halinde olmak, düzenli fiziksel aktiviteleri yaşam tarzı haline getirmek ve sosyal çevreden uzaklaşmamak; MS ile yaşayanların yaşam kalitesini artıran en temel unsurlardır” dedi. “MS’de İlk Pedal: Hastalar Hangi Semptomlarla Yola Çıkıyor?” konulu konuşmasında erken teşhisin önemini vurgulayan Doç. Dr. Sedat Şen, “MS’in başlangıç belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir; uyuşma, halsizlik veya görme bozuklukları gibi semptomlar bazen başka rahatsızlıklarla karıştırılabiliyor. Bu yüzden hem toplumsal farkındalığın artması hem de bireylerin belirtileri doğru analiz etmesi erken tanı için hayati önem taşıyor” şeklinde açıklamalarda bulundu. “MS ile Günlük Hayat: Rutinler Nasıl Vites Değiştiriyor?” başlıklı oturumda hastalığın sosyal boyutuna değinen Prof. Dr. Haluk Gümüş, “MS ile yaşamak sadece fiziksel belirtileri kontrol etmek değildir. Günlük rutinlerin sürdürülebilirliği, sosyal hayatın devamı ve bireyin aktif kalması, hastalık yönetiminin ayrılmaz parçalarıdır. Düzenli egzersiz ve hareket, bu süreçte hastalarımız için destekleyici bir görev üstlenir” dedi. “MS Tedavisinde İleri Vites: Bugün Neredeyiz?” başlığıyla güncel tıbbi gelişmeleri paylaşan Doç. Dr. Cihat Uzunköprü ise, “MS tedavisinde son yıllarda çok değerli ilerlemeler kaydedildi. Günümüzde hastaların yaşam kalitesini korumak ve hastalığın ilerlemesini dizginlemek adına daha kapsamlı stratejiler uygulanabiliyor. Ancak tıbbi tedaviler kadar toplumsal bilinç, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve multidisipliner bir yaklaşım da büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı. Dünya MS Günü kapsamında düzenlenen ve yoğun ilgi gören etkinliğin temel mesajı; MS ile yaşayan bireylerin sosyal yaşamın içinde, aktif ve hareketli bir hayat sürmelerinin önemi ile hastalığa karşı toplumsal bilinci daha da güçlendirmek oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

AYNI SEANSTA ÜÇ HAYATİ KALP AMELİYATI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Haber

AYNI SEANSTA ÜÇ HAYATİ KALP AMELİYATI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

GİRESUN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE AYNI SEANSTA ÜÇ HAYATİ KALP AMELİYATI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nde, üç ciddi kalp ve damar hastalığı bulunan bir hastaya aynı ameliyatta üç büyük cerrahi müdahale başarıyla uygulandı. Nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuran hastada yapılan ayrıntılı fizik muayene ve ileri kardiyolojik tetkikler sonucunda; dört damar koroner arter hastalığı, aort kapakta kalsifik ve orta–ileri derecede yetmezlik ile asendan aortta 50 milimetreye ulaşan genişleme tespit edildi. Vaka, Kalp Damar Cerrahisi konseyinde değerlendirilerek kombine cerrahi kararı alındı. Koroner 4 Damar Hastalığına Bypass Hastada kalbi besleyen dört ana koroner damarda ileri derecede daralma saptandı. Çok damar koroner arter hastalığı, kalp kasının yeterli oksijen alamamasına bağlı olarak kalp krizi riskini önemli ölçüde artırıyor. Cerrahi ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya dört damar koroner bypass uygulandı. Tıkalı damarların ilerisine yeni kan yolları oluşturularak kalp kasının yeniden yeterli kanlanması sağlandı. Çok damar tutulumunda bypass ameliyatı, uzun dönem yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından en etkili tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aort Kapak Yetmezliğine Mekanik Kapak Değişimi Tetkiklerde aort kapakta ileri derecede kalsifikasyon ve yetmezlik tespit edildi. Aort kapak yetmezliği, kalpten pompalanan kanın geri kaçmasına neden olarak zamanla kalp büyümesi ve kalp yetmezliği tablosuna yol açabiliyor. Operasyon sırasında hasarlı kapak çıkarılarak yerine mekanik aort kapağı yerleştirildi. Mekanik kapaklar uzun ömürlü olmaları nedeniyle özellikle uygun hasta grubunda tercih ediliyor; ancak ömür boyu kan sulandırıcı tedavi gerektiriyor. Asendan Aort Genişlemesine Cerrahi Müdahale Hastada ayrıca kalpten çıkan ana damar olan asendan aortun 50 milimetreye ulaştığı belirlendi. Bu düzeydeki genişlemeler, yırtılma ve ani ölüm riski nedeniyle cerrahi tedavi gerektirebiliyor. Cerrahi müdahalede genişlemiş aort segmenti çıkarılarak yerine sentetik damar grefti yerleştirildi. Aort cerrahisi, kardiyovasküler cerrahinin en özellikli ve yüksek riskli operasyonları arasında yer alıyor. 6 Saat Süren Operasyonda Üç Büyük Cerrahi Yaklaşık 6 saat süren ameliyatta; 4 damar koroner bypass, Mekanik aort kapak replasmanı, Asendan aort replasmanı aynı seansta başarıyla tamamlandı. Ameliyat sonrası Kalp Damar Cerrahisi yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, postoperatif 6. günde servise alındı. Genel durumunun iyi olduğu bildirilen hastanın 2–3 gün içerisinde taburcu edilmesi planlanıyor. Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çelik, özellikli ve kompleks kalp ameliyatlarının multidisipliner yaklaşım ve deneyimli cerrahi ekip ile güvenli şekilde uygulanabildiğini belirtti. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, bölgedeki hastalara ileri düzey kalp cerrahisi hizmetlerinin başarıyla sunulmaya devam ettiğini vurguladı.

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN” Haber

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN”

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN” 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla, Giresun Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, tütün ve nikotin ürünlerinin yol açtığı sağlık, ekonomik ve toplumsal zararlara dikkat çekerek sigarayı bırakmak isteyenlere destek çağrısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Ruhsel Cörüt, tütün kullanımının hâlâ küresel ölçekte en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar yetişkin tütün ürünü kullanıyor ve tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla ölüme yol açıyor. SİGARAYA BAĞLI HASTALIK YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR Uzmanlar, sigara ve diğer tütün ürünlerinin yalnızca akciğerleri değil, tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirtiyor. Tütün kullanımı özellikle: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) Akciğer başta olmak üzere çeşitli kanser türleri Kalp ve damar hastalıkları İnme ve solunum yetmezliği gibi ölümcül hastalıklarla doğrudan ilişkili. Nikotinin sinir sistemi üzerindeki etkileri ise güçlü bir bağımlılık mekanizması oluşturarak bırakma sürecini zorlaştırıyor. YENİ NESİL NİKOTİN ÜRÜNLERİ DE MASUM DEĞİL Son yıllarda elektronik sigaralar ve ısıtılmış tütün ürünleri özellikle gençler arasında yaygınlaşıyor. Bu ürünler “daha az zararlı” şeklinde tanıtılsa da, bilimsel veriler uzun dönem etkilerinin belirsiz olduğunu ve nikotin bağımlılığını artırabildiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu ürünlerin de tütün kontrol politikalarının kapsamına alınması gerektiğini vurguluyor. SİGARANIN EKONOMİK YÜKÜ DE BÜYÜK Tütün kullanımı sadece sağlık açısından değil, ekonomik açıdan da ciddi bir kayıp yaratıyor. Düzenli sigara harcamaları; hane bütçesinden eğitime, beslenmeye ve temel ihtiyaçlara ayrılabilecek kaynakların azalmasına yol açıyor. Ayrıca tütün kaynaklı hastalıkların tedavi maliyetleri ve iş gücü kaybı, hem aile bütçesini hem de sağlık sistemlerini zorluyor. Sigarayı Bırakınca Vücut Hızla Toparlanıyor Sigarayı bırakmanın faydaları kısa sürede görülmeye başlıyor: Kan dolaşımı düzeliyor Akciğer fonksiyonları iyileşiyor Kalp ve damar hastalıkları riski azalıyor Uzun vadede ise yaşam süresi uzuyor ve yaşam kalitesi belirgin şekilde artıyor. DESTEK ALMAK BAŞARIYI ARTIRIYOR Giresun Üniversitesi bünyesinde hizmet veren sigara bırakma polikliniğinde; Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış diğer yöntemlerle kişiye özel bırakma planları uygulanıyor. Uzman hekimler eşliğinde yürütülen tedavi süreci, bırakma başarısını önemli ölçüde artırıyor. Randevular Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden kolayca alınabiliyor. “BU MÜCADELEDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ” Dr. Öğr. Üyesi Ruhsel Cörüt, sigarayı bırakmanın zor ama mümkün olduğunun altını çizerek şu mesajı verdi: “Tütün kullanımı dünyadaki en büyük önlenebilir sağlık tehdididir. Ancak doğru destek ve kararlılıkla bu bağımlılıktan kurtulmak mümkündür. Sigarayı bırakmak, sadece kendi sağlığınız için değil, sevdiklerinizin ve toplumun sağlığı için de atılmış büyük bir adımdır.” 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle sağlık uzmanları, tüm vatandaşları dumansız bir yaşam için harekete geçmeye davet ediyor.

Trabzon Büyükşehir’den ‘Temiz Trabzon’ atağı Haber

Trabzon Büyükşehir’den ‘Temiz Trabzon’ atağı

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in direktifleriyle, TİSKİ Genel Müdürlüğü tarafından itinayla sürdürülen kanalizasyon hatlarının yağmursuyu hatlarından ayrılması çalışmaları devam ediyor. TRABZON (İGFA) - Trabzon Büyükşehir Belediyesi İçme Suyu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (TİSKİ), Zağnos ve Tabakhane dereleri üzerinde başlattığı altyapı projelerini geliştirerek devam ettiriyor. Çukurçayır ve Gölçayır mahallelerinde tamamlanan 1300 metrelik yeni kolektör hattının ardından, Aydınlıkevler ve Soğuksu mahallelerinde de sürdürülen kanalizasyon hattı çalışmaları devam etmekte. Ortahisar ilçesi genelinde 17 mahallede yürütülecek çalışmalarda toplam 27 bin metre uzunluğunda kanalizasyon hattı inşa edilecek. ATIK SULAR YENİ SİSTEME DAHİL EDİLİYOR Gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte, kanalizasyon hattı dışında kalan atık suların ana kanalizasyon sistemine entegre edilmesi hedefleniyor. Aydınlıkevler ve Soğuksu mahallelerinde yürütülen çalışmalarla, özellikle yoğun yerleşim bölgelerinde yaşanan altyapıdan kaynaklı çevre sorunlarının önlenmesi amaçlanıyor. Yeni hatların tamamlanmasıyla birlikte, bölgede çevre kirliliğine yol açan sorunlar büyük oranda çözülmüş olacak. GENEL MÜDÜR İNCELEMELERDE BULUNDU Çalışma sahalarında inceleme yapan TİSKİ Genel Müdürü İbrahim Kul, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Metin Genç’in direktifleri doğrultusunda başlattığımız kanalizasyon-yağmursuyu ayrıştırma çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ortahisar’da yürüttüğümüz çalışmalar çerçevesinde şimdiye dek Çukurçayır, Gölçayır mahallelerinde kanalizasyon kolektör hattını oluşturduk. Şimdi ise Aydınlıkevler ve Soğuksu mahallelerimizde kanalizasyon hatlarımızı yenileyip, eksik olan bölgeleri sisteme dahil ediyoruz” dedi. 17 MAHALLE 27 BİN METRE Genel Müdür Kul konuşmasını şöyle sürdürdü: “Boztepe, 2 Nolu Bostancı, Çamoba, Beştaş, Kutlugün, Çimenli, Pelitli, 3 Nolu Erdoğdu, Yalıncak, Çilekli, Kavala ve Yeşilköy mahallelerinde de çalışmalar yapılacak. 2 yıl içinde tamamlamayı hedeflediğimiz işler kapsamında; 17 mahallede 27 bin metre uzunluğunda hat inşa edeceğiz. Böylece hem çevresel riskler bertaraf edilecek hem de mahalle sakinlerinin yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileştirilecek. Çalışma süresince meydana gelebilecek geçici ulaşım aksaklıkları için değerli hemşerilerimizden anlayış bekliyoruz.”

Trabzon’da ekolojik köprü tamamlandı Haber

Trabzon’da ekolojik köprü tamamlandı

Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Karayolları Genel Müdürlüğü iş birliği ile gerçekleştirilen Ekolojik Köprü, yaya ve bisiklet kullanıcılarına güvenli bir ulaşım seçeneği sunuyor. Karadeniz Sahil Yolu üzerinde konumlandırılan bu proje, yeşil alanlarıyla kentin estetik görünümüne ve çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunuyor. TRABZON (İGFA) - Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Karayolları Genel Müdürlüğü iş birliği ile Karadeniz Sahil Yolu'nun Pazarkapı bölgesinde tamamlanan Ekolojik Köprü, şehre modern ve çevre dostu bir ulaşım koridoru kazandırdı. Toplamda 250 metre uzunluğa sahip, Türkiye'nin 11. Ekolojik Köprüsü olan yapıda 4 metre genişliğinde bisiklet yolu, 2 metre genişliğinde yaya yolu ve 2 metre genişlikte toplam 500 metrekarelik yeşil alan bulunuyor. Yoğun araç trafiğinin olduğu Karadeniz Sahil Yolu üzerinde yayalar ve bisiklet kullanıcıları için güvenli ve kesintisiz bir geçiş imkanı veren proje, aynı zamanda yeşil alan düzenlemeleri ile kentin estetiğine ve ekolojik dengeye katkıda bulunuyor. YAŞAM KALİTESİ YÜKSELİYOR Köprünün yapımını inceleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon'un ulaşım altyapısını geliştirirken çevreye duyarlı çözümleri öncelik kabul ettiklerini belirtti. Projeyle yayalar ve bisiklet kullanıcılarına güvenli bir geçiş sağlanmasının yanında Trabzon'un yeşil kimliğine de değer kattığını söyleyen Başkan Genç, “Karayolları Genel Müdürlüğü ile tam bir iş birliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz ekolojik köprü, Trabzon’un çevreci ulaşım hedeflerinin somut bir örneği. Bisiklet ve yaya ulaşımını destekleyen bu tür projelerle hem halkımızın yaşam kalitesini artırıyor hem de doğayla uyumlu, sürdürülebilir bir şehir vizyonunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Şehrimizin her noktasında insan odaklı, doğayla barışık projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.