Hava Durumu

#Yaşam Alanları

giresunsonhaber - Yaşam Alanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Alanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Haber

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, “Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Karadeniz’de halkımızın yanındayız” saha programı kapsamında Giresun’un Tirebolu ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’ne geçen heyet, bölgede madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşları dinledi. Programda Giresun’un toprağının, suyunun, fındığının, ormanlarının ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu vurgulandı. KARADENİZ’DE MADEN RUHSATLARINA KARŞI SAHA PROGRAMI Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’de çok sayıda köy, yayla, mera ve orman alanının maden arama ruhsatlarına açılmasına ve bölgede süren madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribata karşı yürütülen saha programı kapsamında Tirebolu’da yurttaşlarla buluştu. CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasının ardından kamuoyunda “Sekü direnişi” olarak bilinen bölgede nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti. Sekü Köyü’nde yapılan buluşmada yurttaşlar; su kaynakları, fındık bahçeleri, tarım arazileri, köy yolları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki riskleri anlattı. GENİŞ KATILIMLI PROGRAM Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Ordu Milletvekili Seyit Torun, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Parti Meclisi Üyesi Kübra Gökdemir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Ordu İl Başkanı Bülent Akpınar, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol da programda yer aldı. RIZVANOĞLU: KARADENİZ KARADENİZLİLERİNDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamada Karadeniz’in yoğun biçimde maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı şirketlerin çıkarı için talana açmak istiyorlar. Gözlerini yurttaşın toprağına, suyuna, ormanına diktiler. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” dedi. Bölgenin yüzde 85’inin maden ruhsatlı hale getirildiğini vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu topraklarda insanlar neden doğduğu yeri terk etmek zorunda bırakılsın? Bu mücadele yalnızca çevreyi değil; yaşamı, üretimi, geleceği savunma mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkımızın yanındayız” diye konuştu. ŞENYÜREK: SEKÜ’DE VERİLEN MÜCADELE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’da çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma başlığıyla sınırlı olmadığını; temiz suyu, sağlıklı toprağı, fındık üretimini, köy yaşamını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunma mücadelesi olduğunu vurguladı. Şenyürek, “Karadeniz insanı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmayı bilir. Bölge halkımız son derece dirençli, sağduyulu ve mücadele ruhu yüksek bir halktır. Sekü’de verilen mücadele bugün tüm Türkiye’ye örnek olmaktadır” dedi. Şenyürek, Giresun’un toprağının üstünün altından daha kıymetli olduğunu belirterek insanın, doğanın, suyun, fındığın, ormanın ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha önemli olduğunu ifade etti. MİLLETVEKİLLERİNDEN HALKA DESTEK MESAJI Basın açıklamasının ardından milletvekilleri söz aldı. CHP heyeti, halkla yan yana durarak Giresun’un toprağını, suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını sonuna kadar savunmaya hazır olduklarını açıkladı. Konuşmalarda maden şirketlerine karşı toprağın üstünün altından daha kıymetli olduğu vurgulandı. İnsan yaşamının, doğanın, suyun, tarımın, fındığın ve köylerin maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu belirtildi. Milletvekilleri, Giresun’un dünyaca bilinen fındık üretimine dikkat çekerek dünyanın en kaliteli fındığının her madenden daha fazla ekonomik ve yaşamsal değere sahip olduğunu ifade etti. Fındık bahçelerinin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunmasının çevre, ekonomi ve halk sağlığı açısından zorunlu olduğu vurgulandı. GEZMİŞ: BU MÜCADELEDE ASLA YALNIZ OLMAYACAKSINIZ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Sekü halkının mücadelesini ilk günden bu yana sahada ve Meclis’te takip ettiklerini söyledi. Gezmiş, “Burada yurttaşlarımızla omuz omuza verdik, hep birlikte ‘madene hayır’ dedik. O gün Sekü halkına bir söz verdik: Bu mücadelede asla yalnız olmayacaksınız. Ardından örgütlerimizle birlikte bölgeye çıktık, kilometrelerce yürüyerek tespitlerimizi yaptık. Tirebolu’da da gür bir sesle söyledik; biz toprağımızın bereketini, temiz suyumuzu, yaşam alanlarımızı istiyoruz. Bu haklı mücadelede halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. RIZVANOĞLU: BU KÖTÜCÜL DÜZENE KARŞI HALKIMIZLA OMUZ OMUZAYIZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Sekü’de yaptığı konuşmada Karadeniz’in maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına sert tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “Burayı kevgire çevirdiler, ihale sahası haline getirdiler. ‘Çevreyi kirletelim, birkaç ceza ödeyip yolumuza devam edelim’ anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz bu kötücül düzene karşı halkımızla omuz omuzayız” dedi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı talana açmak istiyorlar. Buradaki yurttaş nereye giderse gitsin, yeter ki yandaş şirketler kazansın anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” ifadelerini kullandı. Rızvanoğlu, “Burası çiftçi memleketi, fındık memleketi. Bu insanlar nereye gidecek? Neden anasının, babasının, dedesinin toprağını bırakıp göç etmek zorunda kalsın? Biz bu kara düzene ‘Hayır’ diyoruz. Çünkü burada yalnızca yandaşlar kazanıyor; halkın toprağı, suyu, geleceği yok sayılıyor. Gelecek nesillerin ne olacağı umurlarında bile değil. Onların tek düşündüğü yandaşlarının kasasıdır” diye konuştu. ÖZLALE: BU MÜCADELE BÜTÜN YURTTAŞLARIN ORTAK MÜCADELESİDİR İzmir Milletvekili Ümit Özlale, doğa mücadelesinin artık ülke çapında ortak bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Özlale, “Bu mücadele yalnızca bir köyün değil; çiftçinin, emeklinin, gençlerin, bütün yurttaşların ortak mücadelesidir” dedi. TORUN: HALKIN ÜSTÜNDE BAŞKA BİR GÜÇ YOKTUR Ordu Milletvekili Seyit Torun, halkın sesini yükselttiğinde doğayı rant uğruna yok etmek isteyenlerin geri adım atmak zorunda kalacağını söyledi. Torun, “Halk sesini yükselttiğinde geri adım atmak zorunda kalacaklar. Çünkü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bu bölgenin doğasını rant uğruna yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diye konuştu. SEKÜ KÖYÜ’NDE HALK NÖBETİ CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamanın ardından Sekü Köyü’ne geçti. Heyet, bölgede aylardır madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketinin, Çatalağaç Köyü’ndeki faaliyetlerini Tirebolu’nun Sekü ve Görele’nin Karlıbel bölgelerine genişletmek amacıyla başlattığı sondaj çalışmalarına karşı direnen köylüler, yaşadıkları çevresel sorunları ve mağduriyetleri CHP heyetiyle paylaştı. Köylüler, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, fındık bahçelerini, tarım alanlarını, meraları, ormanlık bölgeleri ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirtti. Yurttaşlar, maden ruhsatlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getirdi. KÖYLÜ KADINLARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sekü Köyü’ndeki buluşmada özellikle köylü kadınlar söz alarak topraklarının zehirlenmesine karşı direnmek için destek istedi. Kadınlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve köy yaşamının zarar görmesi halinde çocukların geleceğinin tehlikeye gireceğini belirtti. “Çocuklarımıza zehirli su içirmek istemiyoruz” sözleri, buluşmanın en güçlü mesajlarından biri oldu. Köylü kadınlar, fındık bahçelerinin, içme sularının, hayvancılığın, tarım alanlarının ve çocukların geleceğinin korunmasını istedi. Yurttaşlar, maden ruhsatlarına karşı mücadelenin köylerde yaşayan herkesin ortak yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. YURTTAŞLAR: ATA MİRASI TOPRAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ Ziyaret sırasında yurttaşlar da yaşadıkları sorunları anlattı. Çatalağaç köyü sakinlerinden Esma Aydın, “Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Ceza yazmak çözüm değil, bize yaşam alanlarımızı geri versinler” dedi. Sekü Köyü sakinlerinden Mesut Aydın ise, “Biz bu ata mirasını geleceğe aktarmak için direniyoruz. Kimsenin bu toprakları talan etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu, çevre mücadelesi nedeniyle baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi. GİRESUN’DA ORTAK YAŞAM SAVUNUSU CHP heyeti, çevre örgütleri, platform temsilcileri, sendika temsilcileri ve yurttaşlar, Giresun’da maden ruhsatlarına karşı ortak dayanışma mesajı verdi. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol’un yer aldığı programda halkın suyuna, toprağına, fındığına, ormanına ve yaşam alanlarına sahip çıkacağı vurgulandı. CHP heyeti, Karadeniz’de doğayı, suyu, yaşam alanlarını ve üretim kültürünü tehdit eden vahşi madencilik politikalarına karşı yurttaşlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI Spot: Tirebolu Atatürk Anıtı Meydanı’nda düzenlenen Büyük Köylü Mitingi, Giresun’daki maden karşıtı itirazı çevre örgütleri, köylüler, hukukçular, siyasetçiler ve meslek temsilcilerinin katıldığı geniş bir buluşmaya dönüştürdü. Mitingde fındık bahçeleri, su kaynakları, orman varlığı ve yaşam alanları öne çıktı; konuşmacılar madencilik baskısına karşı ortak tutum çağrısı yaptı. Tirebolu’daki miting bugün geniş katılımla yapıldı. Atatürk Anıtı Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar, çevre örgütleri, köy temsilcileri, siyasi isimler ve meslek kuruluşları, Giresun’daki madencilik faaliyetlerine karşı ortak mesaj verdi. FINDIK, SU VE ORMAN BAŞLIKLARI KÜRSÜNÜN MERKEZİNE OTURDU Mitingin ana eksenini yalnız maden ruhsatları değil, doğrudan üretim alanları ve yaşam çevresi oluşturdu. Kürsüden yapılan konuşmalarda, Giresun ekonomisinin temel direklerinden biri olan fındığın korunması gerektiği vurgulandı; maden projelerinin doğal yapı, tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki etkileri öne çıkarıldı. İLK SÖZ NİHAN EMİROĞLU NAKİBOĞLU’NDAN GELDİ Mitingin açılışında Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu konuştu. Nakiboğlu, doğayı, suyu, ormanı ve yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Alandaki ortak mesaj, itirazın yalnız bir bölgeye değil, tüm Giresun’un geleceğine ilişkin olduğu yönünde şekillendi. KÜRSÜDE SİYASET, HUKUK, MESLEK ÖRGÜTLERİ VE İŞ DÜNYASI BULUŞTU Programda CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu Sekü ve Görele Karlıbel bölgesinde yürütülen davaya ilişkin avukat Sevda Karataş Şahin, TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Ordu-Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Halilbeyoğlu ve Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Ali Kara da yer aldı. PROGRAMDA KÖY TEMSİLCİLERİ DE SÖZ ALDI Konuşmacılar arasında Metalurji Mühendisleri Odası eski Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Cemalettin Küçük, Giresun-Bulancak-Piraziz Çevre ve Doğa Derneği üyesi Hüseyin Şahin, Bursa Tirebolulular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Karaman, Görele Soğukpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi Ramazan Doğru, Giresun Tirebolu Eymür Köyü Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği üyesi Aynur Arslan, Doğankent Çatalağaç Köyü halkından Esma Aydın, Sekü Köyü’nden Osman Yıldız, Safiye Yılmaz, Bahri Yılmaz, emekli öğretmen Hurşit Akın ile Islık Dili Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Başkan ve ekibi de bulundu. MİTİNG, ÇAĞRIDAN SAHAYA İNEN YENİ AŞAMA OLDU Tirebolu’daki buluşma, günler öncesinden yapılan “Giresun Maden İstemiyor: Büyük Köylü Mitingi” çağrısının sahaya yansıyan sonucu oldu. Meydandaki tablo, maden karşıtı itirazın yalnız çevre örgütleriyle sınırlı kalmadığını; köylerden, meslek çevrelerinden ve farklı toplumsal kesimlerden destek gördüğünü ortaya koydu. TİREBOLU’DAN ÇIKAN MESAJ NETLEŞTİ Miting, Giresun’daki maden tartışmasını yalnız ruhsat ve idari süreç başlığında bırakmadı; toprağın, suyun, fındığın ve yerel yaşamın savunulduğu ortak bir kürsüye dönüştürdü. Alandaki konuşmalar ve katılım profili, Tirebolu’daki itirazın dar bir çevre tepkisinin ötesine geçerek genişleyen bir toplumsal hatta dönüştüğünü gösterdi.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

GİRİB: GİRESUN’UN GELECEĞİ HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR Haber

GİRİB: GİRESUN’UN GELECEĞİ HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR

GİRİB: GİRESUN’UN GELECEĞİ HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR Giresun İş İnsanı ve Bürokratlar Derneği, Giresun’da son dönemde ihaleye açılan maden sahalarına ilişkin açıklama yaptı. Dernek, doğayı koruyan, insanı önceleyen ve şehre gerçek değer katan bir madencilik anlayışı çağrısı yaptı. Giresun İş İnsanı ve Bürokratlar Derneği, Giresun’da son dönemde ihaleye açılan maden sahalarının sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil, çevresel, sosyal ve gelecek nesiller açısından çok boyutlu değerlendirilmesi gereken bir süreç olduğunu açıkladı. Dernek, yaylalar, su kaynakları, fındık bahçeleri ve yaşam alanları içinde planlanan faaliyetlerin bölge halkında kaygı ve hassasiyet oluşturduğunu belirtti. GİRİB, kalkınmaya karşı olmadığını, bilinçsiz uygulamalara karşı olduğunu vurguladı. Dernek, üretimi desteklediğini ancak doğanın yok edilmesini kabul etmediğini ifade etti. Açıklamada, madencilik faaliyetlerinin doğru planlandığında istihdam sağladığı, ekonomiye katkı sunduğu, dışa bağımlılığı azalttığı ve bölgesel kalkınmayı desteklediği belirtildi. Dernek, bu katkıların gerçek anlamda oluşabilmesi için çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir modelin şart olduğunu kaydetti. Yerel halkın rızası ve katılımının sağlanması, su kaynaklarının, tarım alanlarının ve doğal yaşamın korunması, bölgeye somut ve kalıcı ekonomik değer kazandırılması gerektiği ifade edildi. GİRİB, doğa tahrip edilerek elde edilen hiçbir kazancın uzun vadede başarı olmadığını vurguladı. Açıklamada, Giresun’un sadece bugünün değil, yarınların da emaneti olduğu belirtildi. Dernek, çağrısını “Doğayı koruyan, insanı önceleyen, şehre gerçek değer katan bir madencilik anlayışı hayata geçirilmelidir” cümlesiyle tamamladı. GİRİB, Giresun’un kalkınmasını desteklerken doğasını, suyunu, yeşilini, ekolojik dokusunu ve geleceğini koruma sorumluluğunu kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı.

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Haber

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, madencilik faaliyetlerine karşı ortak basın bildirisi yayımladı. Metin, su kaynakları, orman varlığı, tarım alanları ve insan sağlığı için açık uyarı yaptı; kontrolsüz madenciliğe karşı ortak tutum ortaya koydu. GİRESUN – Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, “Doğamızı ve Suyumuzu Koruyalım” başlıklı ortak basın bildirisi yayımladı. Ortak açıklama, bölgede artan madencilik faaliyetlerinin doğal yaşam, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki risklerine dikkat çekti. Ortak bildiride, Giresun ile Karadeniz Bölgesi’nin orman varlığı, su kaynakları ve tarımsal üretim gücüyle ülkenin en önemli doğal ve ekonomik değerleri arasında yer aldığı vurgulandı. Metin, son dönemde bölgede artan madencilik faaliyetlerinin, özellikle Giresun genelinde geniş alanları kapsayan ruhsatlandırmaların, doğal yaşamı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını ciddi biçimde tehdit ettiğini ortaya koydu. ORTAK MESAJ: KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR Ortak görselde “DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM” başlığı ile “KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR!” mesajı öne çıkarıldı. Görselde Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile TZOB logosu yer aldı. Açıklama, madenciliğin ülke ekonomisine katkısını bütünüyle reddetmedi. Buna karşın, bu faaliyetlerin insan sağlığı, çevre ve bölgenin geleceği göz ardı edilerek yürütülmesine karşı net bir duruş aldı. DÖRT BAŞLIKTA RİSK UYARISI Bildiride, kontrolsüz ve yeterli denetimden uzak madencilik faaliyetlerinin doğurabileceği başlıca riskler tek tek sıralandı. Metne göre bu süreç, orman alanlarının azalmasına, yer altı ve içme suyu kaynaklarının zarar görmesine, tarım arazilerinin verimsizleşmesine ve heyelanla birlikte çevresel risklerin artmasına yol açabilecek nitelik taşıyor. Açıklamada ayrıca ağır metaller, toz ve olası kimyasal kullanımına bağlı kirliliğin uzun vadede hem insan sağlığını hem de bölge ekonomisinin temel dayanakları arasında yer alan tarım ve üretimi tehdit edeceği vurgulandı. ŞEFFAFLIK VE BAĞIMSIZ DENETİM VURGUSU Ortak metin, çevresel etkileri yeterince değerlendirilmemiş, şeffaflığı sağlanmamış ve bağımsız denetimden geçmemiş hiçbir madencilik faaliyetinin bölgede uygulanmasını doğru bulmadığını açık biçimde ilan etti. Bildiride, ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirliğin birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Giresun iş dünyası, üreticileri ve esnafını temsil eden kurumlar, kalkınma hedefi ile doğanın korunmasını karşı karşıya getiren anlayışa karşı ortak tavır aldı. SU, FINDIK VE YAŞAM ALANLARI İÇİN ÇAĞRI Metin, yetkili kurumları doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceleyen politikaları hayata geçirmeye davet etti. Ortak açıklama, “Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları geri dönülemez risklerle karşı karşıyadır” uyarısıyla dikkat çekti. Bildiri, tüm paydaşlara duyarlılık ve ortak akılla hareket etme çağrısıyla sona erdi. ORTAK GÖRSELDE ÖNE ÇIKAN CÜMLELER Doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceliklendiren politikaların hayata geçirilmesi istendi. Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları için geri dönülmez risk uyarısı yapıldı. Tüm paydaşlara ortak akıl ve duyarlılık çağrısı yöneltildi. https://giresuntso.org.tr/dogamizi-ve-suyumuzu-koruyalim/

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Haber

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Dereli’de maden projelerine karşı ilçe genelinde ortak hareket kararı alındı. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, mahalle ve köy muhtarları ile sivil toplum kuruluşlarını 14 Nisan Salı günü yapılacak toplantıya davet etti. MAHALLE VE KÖYLERİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR İbrahim Türk, Dereli ilçe merkezine 3-4 kilometre mesafedeki sahaların iki mahalle ve dört köyü doğrudan etkilediğini açıkladı. Bahçeli ve Sütlüce mahalleleri ile Meşeliyatak, Eğriambar, Yeşiltepe ve Yıldız köylerini kapsayan toplam 7.742 dönümlük alanda maden tehdidinin gündemde olduğunu belirtti. Türk, ilçe genelinde muhtarlar ve dernek başkanlarıyla birlikte hareket ettiklerini vurguladı. “DERELİ SAHİPSİZ DEĞİL” Toplantının geniş katılımla yapılacağını belirten Türk, Dereli’de güçlü bir dayanışma hattı kurulduğunu söyledi. İlçedeki tüm temsilcilerin ortak bir duruş sergileyeceğini ifade etti. Türk, Dereli’de yapılacak buluşmanın yalnızca bir toplantı olmadığını, aynı zamanda bölge halkının kararlılığını ortaya koyacak bir adım olduğunu belirtti. YAŞAM ALANLARI İÇİN ORTAK HAREKET Toplantıda maden projelerine karşı izlenecek yol haritasının belirleneceği açıklandı. Tarım alanları, su kaynakları, hava kalitesi, akarsular ve yaylaların korunmasının temel öncelik olduğu vurgulandı. Dereli’de yaşayan vatandaşlara çağrı yapan Türk, doğa ve yaşam alanlarını koruma konusunda herkesin sürece dahil olması gerektiğini ifade etti. 14 NİSAN’DA KRİTİK BULUŞMA Dereli’deki toplantı 14 Nisan Salı günü gerçekleştirilecek. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, maden faaliyetlerine karşı ortak karar almak için bir araya gelecek.

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL VE ÇEVRE ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, il genelinde gündemde olan madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım alanları, fındık üretimi ve yaşam alanları üzerinde çok yönlü sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kent Konseyi, sürecin çevre hakkı, üretim dengesi ve toplumsal katılım ekseninde yürütülmesini istedi. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, son dönemde kamuoyunun gündeminde yer alan madencilik faaliyetleriyle ilgili açıklamasında, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir kez daha hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Kent Konseyi, konunun yalnızca belirli alanların kullanımıyla sınırlı olmadığını, su kaynaklarından toprağa, tarımsal üretimden yaşam alanlarına kadar geniş bir etki alanı taşıdığını belirtti. Kent Konseyi, Giresun’da yaşayan, geçimini bu coğrafyadan sağlayan ve geleceğini bu kentte kuran yurttaşlar adına, yaşanan gelişmelerin sağduyuyla ve çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, sahadan elde edilen verilerin, bu tür faaliyetlerin yalnızca belirli bölgeleri değil, su yolları, dere sistemleri ve üretim alanları üzerinden daha geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek bir niteliğe sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı. FINDIK ÜRETİMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Giresun’un en önemli ekonomik ve kültürel değerlerinden biri olan fındık üretiminin yalnızca tarımsal bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda bölgenin yaşam biçimi ve temel geçim kaynağını oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle üretim alanlarıyla kesişen tüm süreçlerde daha dikkatli, hassas ve bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerektiği belirtildi. Kent Konseyi, doğada ortaya çıkan etkilerin kısa sürede ortadan kalkmadığını, geçmiş deneyimlerin ve güncel değerlendirmelerin toprakta, suda ve yaşamın tüm unsurlarında uzun vadeli sonuçlar oluşabildiğini açık biçimde gösterdiğini ifade etti. Bu çerçevede doğal varlıkların korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve yaşam alanlarının gözetilmesinin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı. ÇEVRE HAKKI VURGUSU Açıklamada, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın bir tercih değil temel bir hak olduğu da açık biçimde dile getirildi. Bu hakkın toplumun bütün kesimleri için eşit biçimde geçerli olduğu belirtilirken, çevresel karar ve uygulamalarda kamusal yararın esas alınması gerektiğine işaret edildi. İSTİŞARE VE KATILIM ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için sivil toplum kuruluşlarının, yerel ve idari yöneticilerin, muhtarların ve vatandaşların katılımıyla daha güçlü istişare ortamları kurulmasını istedi. Kent Konseyi, ortak aklın devreye girdiği, toplumsal katılımın güçlendiği ve kamu yararının esas alındığı bir yönetim anlayışının Giresun açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Açıklamanın sonunda, doğayla uyumlu, üretimle dengeli ve insanı merkeze alan bir yaklaşımın mümkün olduğu vurgulandı. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, kentte daha sürdürülebilir bir geleceğin ancak ortak sorumluluk ve birlikte hareket etme iradesiyle kurulabileceğini bildirdi.

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Haber

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Giresun’da doğa, su kaynakları ve yaşam alanlarını ilgilendiren iki ayrı maden davası 31 Mart günü art arda görülecek. Bulancak’taki 4. Grup madencilik projesi ile Tirebolu-Görele hattındaki maden arama girişimi yargıya taşındı. Her iki dosyada da verilen yürütmeyi durdurma kararları, kentte çevresel tahribat tartışmasını yeni bir aşamaya taşıdı. Giresun’da maden faaliyetlerine karşı açılan iki ayrı dava aynı gün Giresun Adliyesi’nde görülecek. Duruşmalar, hem bölge halkının hem de çevre örgütlerinin dikkatini Bulancak, Tirebolu ve Görele hattına çevirdi. Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim bölgeleri ve doğal yaşam üzerindeki riskler, iki dosyanın da merkezinde yer alıyor. İKİ DAVA, İKİ DOSYA Bulancak dosyası: 4. Grup maden projesi yargıda İlk dava, Bulancak ilçesine bağlı Tandır köyü ile Kovanlık beldesi Ahurlu Mahallesi sınırlarında planlanan 4. Grup madencilik faaliyetiyle ilgili açıldı. Davayı Bulancak Piraziz Çevre ve Doğa Derneği açtı. Dosyada, Akan Madencilik’in bölgede yürütmek istediği faaliyetin iptali isteniyor. Bu dosyanın ilk duruşması 31 Mart günü saat 10.00’da Giresun Adliyesi’nde yapılacak. Mahkemenin duruşma öncesinde yürütmeyi durdurma kararı vermesi, davanın ağırlığını artırdı. Dava dosyasında, planlanan madencilik faaliyetinin su kaynakları, tarım arazileri ve yerleşim alanları üzerinde ciddi risk oluşturduğu vurgulanıyor. Bölgedeki çevresel dengenin bozulacağı, yaşam alanlarının zarar göreceği ve doğa tahribatının büyüyeceği belirtiliyor. Tirebolu-Görele dosyası: maden arama projesine karşı iptal davası Aynı gün görülecek ikinci dava ise Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği tarafından açıldı. Bu dosya, Görele ilçesi Karlıbel mevkii ile Tirebolu ilçesi Sekü mevkiinde planlanan maden arama projesini kapsıyor. Bu davanın duruşması da 31 Mart günü saat 10.15’te Giresun Adliyesi’nde görülecek. Bu dosyada da yürütmeyi durdurma kararı verildi. Dava içeriğinde, maden arama faaliyetinin bölgenin doğal yapısına, su havzalarına ve yaşam alanlarına geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği belirtiliyor. Dernek, projeye karşı çıkarken bölgedeki ekolojik dengenin bozulacağına ve vahşi madencilik anlayışının yeni bir tahribat yaratacağına dikkat çekiyor. ORTAK BAŞLIK: SU, TARIM VE YAŞAM ALANLARI İki dava farklı bölgeleri kapsasa da itiraz başlıkları aynı noktada birleşiyor. Her iki dosyada da su kaynaklarının kirlenmesi, tarım alanlarının zarar görmesi, doğal yapının bozulması ve yerleşim alanlarının baskı altına girmesi temel risk alanları olarak öne çıkıyor. 31 Mart’ta görülecek bu iki dava, yalnızca iki ayrı proje dosyası olarak değil, Giresun’da doğa ile madencilik arasındaki gerilimin yargıdaki en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor. ORTAK RİSK BAŞLIKLARI Bulancak ile Tirebolu-Görele davalarında su kaynakları, tarım alanları, orman varlığı ve yaşam alanları üzerindeki tehdit öne çıkıyor. İtirazlar; sondaj, yol açımı ve kazı çalışmalarının su düzenini bozacağı, erozyonu artıracağı, toz, gürültü ve titreşimle bölge yaşamını olumsuz etkileyeceği noktasında birleşiyor. DERELİ DOSYASI NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR? Dereli dosyası, çinko-bakır projesi olması nedeniyle teknik olarak ayrı duruyor. Bu sahada yalnız genel çevre riski değil, madenin niteliğine bağlı özel teknik başlıklar da tartışılıyor. Bu yüzden Dereli’deki dosya, Bulancak ile Tirebolu-Görele’deki ortak risklerden ayrı bir başlık olarak ele alınıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.