Hava Durumu

#Yaşam Alanı

giresunsonhaber - Yaşam Alanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Alanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BULANCAK HALK PLAJI PROJESİ’NDE ÇALIŞMALAR BAŞLADI Haber

BULANCAK HALK PLAJI PROJESİ’NDE ÇALIŞMALAR BAŞLADI

BULANCAK HALK PLAJI PROJESİ’NDE ÇALIŞMALAR BAŞLADI BULANCAK BELEDİYESİ, SAHİLDE YÜRÜYÜŞ YOLLARI, DİNLENME ALANLARI VE ÇEVRE DÜZENLEMELERİYLE YENİ BİR YAŞAM ALANI OLUŞTURUYOR Bulancak Belediyesi, ilçeye kazandırılacak Halk Plajı Projesi için çalışmalara başladı. Proje kapsamında mevcut plaj alanı; daha düzenli, estetik ve kullanışlı bir sahil yaşam alanına dönüştürülecek. Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Halk Plajı Projesi ile vatandaşların yalnızca yaz aylarında değil, yılın dört mevsiminde kullanabileceği sosyal bir alan oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. SAHİLDE DÖRT MEVSİM KULLANILACAK ALAN Projede yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve çevre düzenlemeleri yer alacak. Düzenlemelerle birlikte plaj bölgesinin hem yaz aylarında denizden faydalanılan bir alan olması hem de akşam saatlerinde ailelerin vakit geçirebileceği sosyal bir sahil hattına dönüşmesi amaçlanıyor. Başkan Sıbıç, çalışmaların başladığını belirterek şunları söyledi: “Daha önce paylaştığımız Halk Plajı projemizde bugün itibarıyla çalışmalarımıza başladık. Daha düzenli, daha estetik ve daha kullanışlı bir plaj alanıyla; yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve çevre düzenlemeleriyle vatandaşlarımızın dört mevsim keyifle vakit geçirebileceği bir yaşam alanı oluşturuyoruz. Yazın serinleyeceğimiz, akşamları ailelerimizle nefes alacağımız bu alanı Bulancak’ımıza kazandırıyoruz. Halk Plajı Projemiz ilçemize hayırlı olsun.” BULANCAK SAHİLİNE SOSYAL YAŞAM DOKUNUŞU Halk Plajı Projesi, Bulancak sahilinde sosyal kullanım kapasitesini artıracak düzenlemeleri içeriyor. Belediye, proje ile plaj alanını yalnızca denize girilen bir bölge olmaktan çıkararak yürüyüş, dinlenme ve ailelerin vakit geçirebileceği bir yaşam alanı haline getirmeyi hedefliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Halk Plajı’nın Bulancak’ın sahil estetiğine katkı sağlaması ve ilçe halkı için yeni bir sosyal buluşma noktası olması bekleniyor.

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

Ordu'nun kalbinde büyük dönüşüm Haber

Ordu'nun kalbinde büyük dönüşüm

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in liderliğinde sürdürülen çalışmalar neticesinde, şehir hafızasında kritik bir noktada bulunan Millet Düzü hızla yükselmeye devam ediyor. Tamamlandığında otoparkı, ticari alanları, meydanı ve modern mimarisiyle kente büyük değer katacak olan projede ekipler, temel beton döküm işlemine geçti. ORDU (İGFA) - Altınordu ilçesinde, geçmişte Çarşamba Pazarı olarak tanınan Millet Düzü, Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü projelerle sağlam temeller üzerine kurulu modern bir yaşam alanı olarak yeniden inşa ediliyor. Altyapı sürecinin en önemli safhalarından biri olan fore kazık imalatlarının bitirilmesinin ardından üst yapı aşamasına geçilerek temel beton dökümü başlatıldı. TARİHİ DOKUYA UYUMLU MODERN TASARIM Ticaret merkezi ve yer altı otoparkı şeklinde kurgulanan proje, bölgedeki tarihi dokuyla bütünleşen modern bir mimari vizyonla planlandı. Uygulamada hem estetik detaylar hem de işlevsellik ön planda tutuldu. 241 ARAÇLIK KAPALI OTOPARK, MEYDAN VE TİCARET ALANLARI Toplam 5 bin 700 metrekarelik bir alan üzerine kurulacak projede; 1 restoran binası, 43 dükkân ve 14 ofis yer alacak. Yer altında 2 katlı ve 241 araç kapasiteli kapalı otoparkın bulunacağı yapının üst kısmı ise geniş bir meydan olarak vatandaşların hizmetine sunulacak. Millet Düzü, tamamlandığında Ordu'ya hem sosyal hem de ekonomik anlamda önemli katkılar sağlayacak.

PAZARSUYU DERESİ’NDE BÜYÜK DÖNÜŞÜM BAŞLIYOR Haber

PAZARSUYU DERESİ’NDE BÜYÜK DÖNÜŞÜM BAŞLIYOR

PAZARSUYU DERESİ’NDE BÜYÜK DÖNÜŞÜM BAŞLIYOR Bulancak Belediyesi, yıllardır atıl durumda kalan ve çöp alanına dönüşen Pazarsuyu Deresi şantiye çevresinde rekreasyon ve çevre düzenleme çalışmasını başlatıyor. Proje kapsamında yürüyüş yolları, oturma alanları, peyzaj düzenlemeleri, aydınlatma ve güvenlik sistemleri kurulacak. Bulancak Belediyesi, ilçede uzun süredir ihmal edilen alanlardan biri haline gelen Pazarsuyu Deresi şantiye çevresini yeniden düzenlemek için çalışma başlatıyor. Dere hattının özellikle şantiye civarını kapsayan bölümünde uygulanacak rekreasyon projesiyle bölge, modern ve güvenli bir yaşam alanına dönüştürülecek. Proje kapsamında dere kenarında yürüyüş yolları, oturma alanları ve modern peyzaj düzenlemeleri yapılacak. Düzenleme tamamlandığında alan, hem estetik görünümü hem de günlük kullanıma uygun yapısıyla vatandaşların hizmetine sunulacak. YÜRÜYÜŞ YOLLARI VE OTURMA ALANLARI YAPILACAK Bulancak Belediyesi, çalışma ile yalnızca fiziki çevreyi yenilemekle kalmayacak, bölgeye yeni bir sosyal kullanım alanı da kazandıracak. Dere kenarında planlanan yürüyüş güzergâhları ve oturma alanları, vatandaşların aileleriyle vakit geçirebileceği yeni bir buluşma noktası oluşturacak. Modern peyzaj düzenlemeleriyle desteklenecek proje, uzun süredir kötü görüntüyle anılan bölgenin çehresini değiştirecek. GÜVENLİK ÖN PLANDA TUTULDU Projede güvenlik unsurları da öne çıkıyor. Alana kurulacak aydınlatma sistemleri, yerleştirilecek güvenlik kameraları ve planlı yürüyüş güzergâhlarıyla bölgenin günün her saatinde güvenli biçimde kullanılabilmesi hedefleniyor. Bu düzenlemeyle birlikte hem çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hem de kamu kullanımına açık, düzenli ve huzurlu bir alan oluşturulması amaçlanıyor. NECMİ SIBIÇ: “BULANCAK’A YAKIŞIR BİR ALAN OLUŞTURUYORUZ” Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, projeye ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Pazarsuyu Deresi çevresinde uzun yıllardır atıl durumda kalan ve kötü görüntülere neden olan bu alanı ilçemize yakışır bir hale getirmek için çalışmalarımıza başlıyoruz. Amacımız sadece bir düzenleme yapmak değil; vatandaşlarımızın aileleriyle birlikte vakit geçirebileceği, güvenli ve modern bir yaşam alanı oluşturmak.” Sıbıç, projede güvenliğin temel başlıklardan biri olduğunu vurgulayarak, “Aydınlatma, kamera sistemleri ve düzenli yürüyüş alanlarıyla hem konforlu hem de huzurlu bir ortam sağlayacağız. Bulancak’ımızın her noktasında yaşam kalitesini artırmaya devam edeceğiz” dedi. Başkan Sıbıç, yapılacak düzenlemelerle kötü görüntünün tamamen ortadan kaldırılacağını belirterek, temiz, düzenli ve güvenli bir alanın Bulancak’a kazandırılacağını söyledi. “Doğaya ve kente değer katan projelerimizi hayata geçirmeyi sürdüreceğiz çünkü doğa hepimizin, Bulancak hepimizin” ifadelerini kullandı.

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Haber

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR”

DERELİ DOĞA VE YAŞAM DERNEĞİ’NDEN MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini belirtti. Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları üzerinden tasfiye edildiğini, yerel halkın ise mülksüzleştirme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, maden ruhsatları üzerinden yürüyen sürece sert tepki gösterdi. Türk, tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirterek, bölgede geniş çaplı bir mülksüzleştirme sürecinin işletildiğini ifade etti. Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini hatırlattı. Bu tablonun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve mülkiyet boyutları olan ağır bir sonuç doğurduğunu vurguladı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK MÜLKİYET DEĞİŞİMLERİNDEN BİRİ” İbrahim Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları aracılığıyla tasfiye edildiğini ve bunun yerel halk açısından doğrudan mülksüzleştirme anlamına geldiğini söyledi. Türk, “Başka bir anlatımla Cumhuriyet tarihimizin en büyük ‘mülkiyet değişimi’ operasyonlarından biriyle karşı karşıyayız” dedi. Türk, 1923’ten 2002’ye kadar yaklaşık 80 yılda verilen toplam maden ruhsatı sayısının 1186 olduğunu, buna karşılık son 25 yılda bu rakamın 386 bine ulaştığını ifade etti. Bu artışın ülke ve bölge açısından geniş çaplı bir çevre felaketinin habercisi olduğunu dile getirdi. FINDIK BAHÇELERİ, MERALAR VE SU KAYNAKLARI UYARISI Türk, maden yasalarındaki boşlukların ve kamu yararı adı altında öne sürülen uygulamaların şirket çıkarlarını koruduğunu savundu. Çiftçilerin tek geçim kaynağı olan asırlık fındık bahçelerinin, meraların ve su kaynaklarının tehdit altında bulunduğunu söyledi. Acele kamulaştırma uygulamalarıyla köylünün elinden alınan arazilerin yalnızca bir toprak parçası olmadığını belirten Türk, bunun çocukların geleceği, bölgenin gıda güvenliği ve kültürel hafızası açısından da ağır sonuçlar doğuracağını kaydetti. Türk, “Bir maden şirketinin 30-40 yıllık kâr hırsı, bu toprakların bin yıllık bereketine tercih edilemez” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI İbrahim Türk, bölge milletvekillerine de doğrudan çağrı yaptı. Seçim dönemlerinde toprağın bereketinden söz eden siyasetçilerin, fındık bahçeleri maden sahasına çevrilirken sessiz kaldığını söyledi. Türk, “Toprağı elinden alınan köylünün feryadı Ankara’ya ulaşmıyor mu?” diye sordu. “Halkın vekili olmak, sadece açılışlarda kurdele kesmek değil; halkın yaşam alanını sermayeye karşı savunmaktır” diyen Türk, susulan her ruhsatın bir ailenin daha toprağından kopması anlamına geldiğini ifade etti. “HUKUKİ HAKLARIMIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ” Türk, madencilik adı altında yürütülen mülksüzleştirme ve şehre sürgün politikasına karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Tarım arazilerinin ekonomik veri değil, doğrudan yaşam alanı olduğunu vurgulayan Türk, maden şirketlerinin geride zehirlenmiş topraklar ve sular bırakıp gideceğini, bölge halkının ise bu coğrafyada yaşamayı sürdüreceğini belirtti. Açıklamasının sonunda hukuki mücadelenin süreceğini duyuran Türk, her bir fındık dalının ve her bir su damlasının takipçisi olacaklarını söyledi. Türk, “Vatanını sevmek, toprağını ve suyunu korumaktır” dedi.

ÇATALAĞAÇ DERNEĞİNDEN ALAGÖZ’E DİKKAT ÇEKEN DESTEK Haber

ÇATALAĞAÇ DERNEĞİNDEN ALAGÖZ’E DİKKAT ÇEKEN DESTEK

ÇATALAĞAÇ KÖYÜ DERNEĞİNİN PAYLAŞIMI MADEN TARTIŞMASININ ORTASINDA DİKKAT ÇEKTİ Çatalağaç Köyü’nü Geliştirme Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 13 Nisan saat 17.49’daki Facebook paylaşımında Derindere Camii’nin güneş enerji sistemi kurulumunun tamamlandığını açıkladı; aynı metinde Cantürk Alagöz ve Alagöz Maden yöneticilerine teşekkür edildi. Çatalağaç Köyü Derneği’nin paylaşımı, köyde yürütülen bir çalışmayı duyurmanın ötesine geçen içeriğiyle öne çıktı. Dernek, camilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla güneş enerji sistemlerinin kurulmasına başlandığını, ilk etapta Derindere Camii’nin sisteminin tamamlandığını bildirdi. Açıklamada, “alternatif yol yapım sürecinin başlatılması ve sürdürülmesi” ile “bundan sonraki projelere verecekleri destekler” nedeniyle Cantürk Alagöz ve Alagöz Maden yöneticilerine de teşekkür edildi. AÇIKLAMA GERİLİMİN YÜKSELDİĞİ GÜNLERDE GELDİ Paylaşımın yayımlandığı dönemde Giresun’da madencilik faaliyetleri başlığında sert bir kamuoyu tartışması yaşanıyordu. Alagöz Maden, 8 Nisan tarihli açıklamasında Görele-Tirebolu hattındaki faaliyetlerinin yasal ve izinli olduğunu, çalışmaların ÇED kapsam dışı/ÇED muafiyet kararları ve orman izinleri çerçevesinde sürdüğünü duyurdu. Şirket ayrıca bölgede yaklaşık 400 çalışanla faaliyet yürüttüğünü ve engellemelerin istihdam ile bölge ekonomisini olumsuz etkilediğini savundu. Bu açıklamadan günler sonra kentte madencilik karşıtı eylemler büyüdü. 17 Nisan’daki yürüyüşe Giresun Belediye Başkanı, baro, sendikalar, siyasi parti başkanları, çevreciler ve sivil toplum kuruluşlarının katıldı. Karar’ın ANKA kaynaklı haberinde de 18 Nisan’da yüzlerce kişinin “doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz” sloganıyla yürüdüğü aktardı. PAYLAŞIM YEREL DESTEK TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ Derneğin teşekkür mesajı, Giresun’da bir yanda çevre ve yaşam alanı eksenli itirazların, diğer yanda ise yatırım, yol ve yerel destek söyleminin öne çıktığı tartışmanın tam ortasında yayımlandı. Bu nedenle paylaşım, yalnız bir hayır ve hizmet duyurusu olarak değil, maden tartışmasının içinde verilmiş açık bir yerel destek mesajı olarak değerlendiriliyor.

TİREBOLU’DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMI Haber

TİREBOLU’DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMI

TİREBOLU'DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMİ Tirebolu'da önceki gün düzenlenen seminerde deniz yasağı, mezgit stoklarındaki baskı, kıyı ve limanın korunması ile balıkçılığın geleceği ele alındı. Toplantıda tarihin önemi, Karadeniz ekosistemindeki bozulma ve uzun vadeli koruma ihtiyacı öne çıktı. Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi ile Yerel Eylem Grubu iş birliğiyle Tirebolu'daki Gaffaro Otel'de önceki gün düzenlenen “Deniz Kirliliği, Mezgitin Geleceği” konulu seminer, bölgesel coşkunun karşı karşıya olduğu riskleri destekleniyordu. Seminerlere katılan ülkelerin temsilcileri, kooperatif üyeleri ve davetliler katıldı. Seminerin açıklamasında konuşan Giresun İl Tarım Kontrol Şube Müdürü Erkan Tarık Akdemir, balıkçılık sektöründe ihracatın taşıdığı ekonomik değerlere dikkat çekti. Akdemir, Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu'na sunulacak sektör açısından sağlanan katkıların önemine işaret etti. MEZGİTİN YAŞAM ALANI DARALIYOR Seminerin ana raporlaması Prof. Dr. Hamdi Öğüt, entegre balık hastalıklarının Karadeniz'de mezgit balığının yaşam sürecinde aşamalı olarak yok olduğunu belirtti. Öğüt, özellikle kıyı şeritleri ile limanın korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Öğüt, deniz kirliliğinin ve son dönemde artan denizanasının ekosistemin ciddi biçimde bozulduğunu ifade etti. Bu sürecin kısa vadeli müdahalelerle aşılamayacağını belirten Öğüt, kalıcı sonuç için uzun vadeli ve kararlı çalışma yapılması dile getirildi. BAKTERİ, PARAZİT VE TARIM İLACI UYARISI Mezgit balıkları üzerinde yapılan incelemelerde türünün doğasında bulunmaması gereken bakteri ve parazitlere rastlandığını söyleyen Öğüt, deniz ekosistemindeki bozulmanın artık daha iyi göründüğünü ve geldiğini söyledi. Tarım ilaçlarının da denizde taşınarak ekosisteme zarar vererek tedavi eden Öğüt, bu tablonun mezgit için ciddi bir tehdit oluştuğunu kaydetti. Seminerde, deniz kirliliğinin yalnızca çevrenin hakimiyeti olmadığı, doğrudan üretim, avcılık, kıyı ekonomileri ve gelecek nesillerin gıda ürünlerinin sunulacağı bir mesele olduğu vurgulandı. KIYI VE LİMANLAR İÇİN KORUMA ÇAĞRISI Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri de kıyı alanları ile liman bölgelerinin korunması oldu. Katılımcıların başta olmak üzere Karadeniz'in önemli türlerinin yaşamını sürdürebilmesi için kıyısal baskının azaltılması, kontrol edilmesinin denetlenmesi ve deniz habitatlarının korunması dile getirildi. Seminer, balıkçılığın geleceğinin yalnızca av miktarıyla değil, denizin sağlığıyla belirlendiğini bir kez daha ortaya koydu. Tirebolu'daki buluşmada verilen ortak mesaj netti: Deniz korunmadan korunamayacak, mezgit korunmadan da Karadeniz balıkçılığı taşınamayacak.

Prof. Dr. Sarı: Suya şaşı bakmayalım Haber

Prof. Dr. Sarı: Suya şaşı bakmayalım

22 Mart Dünya Su Günü’nde açıklama yapan çevreci akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, tatlı su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çekerek suyun yalnızca bir kaynak değil, milyonlarca canlının yaşam alanı olduğunu vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Dünya Su Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, su kaynaklarının yanlış kullanımına dikkat çekti. Dünya yüzeyinin büyük kısmı suyla kaplı olmasına rağmen, kullanılabilir tatlı su oranının yüzde 1’in altında olduğunu belirten Sarı, buna rağmen suyun bilinçsiz tüketildiğini ifade etti. Sarı, su kıtlığının çoğu zaman günlük hayatta fark edilmediğini belirterek, “Musluktan su akıyorsa ya da tarımda sulama yapılabiliyorsa, su krizi akla gelmiyor. Oysa bu yaklaşım sürdürülebilir değil” dedi. Suyun yalnızca insanlar için değil, milyonlarca canlı için de bir yaşam alanı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sarı, planktondan köpek balıklarına kadar yaklaşık 2 milyon türün sularda yaşadığını, ancak bu türlerin büyük bölümünün henüz keşfedilmediğini dile getirdi. Yanlış uygulamaların ekosistemi tehdit ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, “Nehirleri, gölleri ve denizleri atık alanı olarak kullanmaya devam edersek ve bilinçsiz avcılıkla türleri yok edersek, birçok canlıyı tanıma fırsatı bile bulamadan kaybedebiliriz” uyarısında bulundu. Balıkçılığın doğayla bir mücadele değil, sürdürülebilirlik temelinde yürütülmesi gereken bir faaliyet olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sarı, suyun korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, “Su candır, canlıların evidir. Suya bakış açımızı değiştirmeli ve bu hayati kaynağı korumalıyız” çağrısında bulundu.

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ Haber

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ RESMÎ GAZETE’DE SU PLANI, GİRESUN’DA YAŞAM ALANI TARTIŞMASI 14 Mart 2026 tarihli ve 33196 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11063 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Ulusal Su Planı (2026-2035)” yürürlüğe girdi. Kâğıt üzerinde su yönetimini düzenleyen karar, Giresun’da ise çok daha sert bir karşılık buldu. Çünkü kentte su başlığı artık tek başına su başlığı değil; maden ruhsatları, orman kaybı, tarımsal üretim, kırsal yaşam ve anayasal çevre hakkı aynı dosyada birleşmiş durumda. Kararın metni doğrudan Giresun’a özgü yeni bir maden ruhsatı ilan etmiyor. Yayımlanan düzenleme, ulusal ölçekte su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, su kalitesinin iyileştirilmesi, kuraklık yönetimi, atık su altyapısının güçlendirilmesi ve tahsis planlaması gibi başlıkları içeren bir çerçeve metin niteliği taşıyor. Buna rağmen Giresun’da kararın yankısı teknik metnin sınırlarını aştı. Bunun nedeni, ilin uzun süredir maden ruhsat baskısı, su havzaları üzerindeki risk, orman alanlarının parçalanması ve üretim alanlarının daralması tartışmalarıyla yaşamaya devam etmesi. Kentte büyüyen tepkinin zemini yeni değil. Giresun Son Haber’in 11 Şubat 2026 tarihli “Aksu Vadisi için alarm” başlıklı haberinde, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Aksu Vadisi’ndeki madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını etkilediğini, tarım ve hayvancılık açısından tehlike oluşturduğunu belirterek denetim ve su analizi çağrısı yapmıştı. Şubat ayında yerel basına yansıyan bu uyarı, 14 Mart’taki Resmî Gazete kararının ardından bu kez daha geniş bir tartışmanın içine taşındı. Giresun’daki asıl gerilim, su planı metninin sahadaki ruhsat gerçeğiyle çakıştığı noktada ortaya çıkıyor. Son iki yılda yerel ve ulusal basına yansıyan MAPEG dayanaklı haberlerde, Giresun yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden ruhsat alanları kapsamında bulunduğu, bu alanların arama, işletme ve ihale safhasındaki ruhsatlarla il geneline yayıldığı aktarıldı. Aynı haberlerde 16 ilçenin önemli bölümünde IV. Grup maden ruhsatlarının yoğunlaştığı, bazı ilçelerde ruhsatlılık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığı vurgulandı. Bu tablo, Giresun’da su yönetimi kararının neden yalnızca bürokratik bir düzenleme olarak okunmadığını açık biçimde gösteriyor. Sorun tam da burada düğümleniyor: Bir ilde su havzaları ile maden sahaları aynı coğrafyada üst üste biniyorsa, “su yönetimi” başlığı soyut bir plan olmaktan çıkıyor. Giresun’da su, yalnızca musluktan akan su anlamına gelmiyor; fındık bahçesinin verimi, hayvancılığın devamı, arıcılığın geleceği, meranın sürekliliği, dere yatağının sağlığı ve kırsal yaşamın ayakta kalması anlamına geliyor. Bu nedenle kentte çevre itirazı ile üretim kaygısı birbirinden ayrılmıyor; suya dönük her risk, aynı anda ekonomi, sosyal yapı ve göç baskısı tartışmasına dönüşüyor. Giresun’daki itirazın bir başka sert başlığı orman ve üst havza müdahaleleri. Çünkü maden faaliyeti yalnızca kazı yapılan noktadan ibaret görülmüyor; sahaya ulaşım için açılan yollar, geçici şantiye alanları, lojistik hatlar ve yardımcı tesisler de aynı zincirin parçası olarak değerlendiriliyor. Eğimin yüksek olduğu, yağış rejiminin güçlü olduğu ve yüzey suyu sistemlerinin hassaslaştığı Giresun coğrafyasında bu müdahalelerin su bulanıklığı, sediment taşınımı, toprak kaybı ve havza bütünlüğünde bozulma yaratabileceği yönündeki kaygı büyüyor. Yerel basına yansıyan Aksu Vadisi haberlerinde de suyun balçığa döndüğü, üreticinin su ve toprak kalitesi konusunda alarm verdiği görülüyor. Bu dosyanın hukuki dayanağı da net. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenliyor; çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı ve çevre kirlenmesini önlemeyi devletin ve vatandaşların ödevi olarak tanımlıyor. Giresun’da yükselen tepki bu nedenle yalnızca siyasal bir karşı çıkış değil; suyu, toprağı, ormanı ve yaşam alanlarını etkilediği düşünülen uygulamalara karşı anayasal hak zemininde yükselen bir itiraz olarak şekilleniyor. Bilimsel ve teknik açıdan bakıldığında da itirazın omurgası boş değil. Su havzaları üzerindeki yoğun baskı, özellikle madencilik, yol açma ve yüzey bozunumu içeren faaliyetlerde bulanıklık artışı, askıda katı madde yükü, yüzey akış rejiminde değişim ve kaynak beslenmesinde bozulma riski yaratabiliyor. Giresun gibi kırsal üretimin su kalitesine doğrudan bağlı olduğu bir coğrafyada bu risk yalnızca ekolojik bir mesele olarak kalmıyor; verim düşüşü, kalite kaybı, kırsal gelir daralması ve uzun vadede yerleşim alanlarının zayıflaması anlamına da geliyor. Bu yüzden kentteki itiraz, sadece “doğa savunusu” değil; aynı zamanda üretim, geçim ve yerinde yaşam savunusu olarak okunuyor. Dosyanın sertleştiği yer de tam olarak burası. Giresun’da “neden itiraz edilmeli” sorusunun yanıtı çevresel duyarlılık cümleleriyle sınırlı değil. İtiraz edilmeyen her baskının önce suyu zayıflatacağı, ardından üretimi gerileteceği, sonra kırsal yaşamı çözeceği düşüncesi öne çıkıyor. Suyun kalitesi bozulursa fındık etkilenir; mera baskılanırsa hayvancılık daralır; orman parçalanırsa toprak tutunma gücü azalır; dere sistemi bozulursa yalnızca doğa değil, köyün geleceği de yara alır. Giresun’daki bugünkü alarm, bu zincirleme etki korkusundan besleniyor. Bir başka önemli nokta da şu: 11063 sayılı kararın kendisi, doğrudan “Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi” diyen bir metin değil. Ancak Giresun’da zaten yıllardır biriken ruhsat, su, orman ve üretim baskısı nedeniyle bu karar, teknik metnin ötesinde yeni bir eşik olarak algılandı. Kentte tartışılan şey yalnızca kararın satırları değil; o satırların, mevcut ruhsat haritası ve saha uygulamalarıyla birleştiğinde neye dönüşeceği sorusu. Bu yüzden karar Resmî Gazete’de yayımlandığı gün, Giresun’da mesele bir su planı değil, bir yaşam alanı dosyası olarak okundu. DERNEĞİN İTİRAZI Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk adına yapılan açıklamada itiraz başlıkları şöyle sıralandı: İstisnasız tüm ilçelerde maden faaliyeti: “Giresun’un %85’i maden sahası ilan edilmiştir. Bu yıkım sadece birkaç köyle sınırlı değildir; bugün Giresun’un tüm ilçelerinde ya bir maden işletmesi ya da bir arama ruhsatı bulunmaktadır. Bu, ilimizin her karış toprağının maden şirketlerinin insafına bırakılması demektir!” Su kaynaklarında kuşatma: “Dereli hattındaki Eğrianbar, Meşeliyatak, Yeşiltepe, Yıldız, Sütlüce ve Bahçeli bölgelerinde olduğu gibi, diğer ilçelerimizde de su kaynaklarının tamamı maden sahalarının içinde kalmıştır.” Üretim ve kırsal ekonomi vurgusu: “Devletimize asıl büyük ve sürekli katkıyı sağlayan geçici maden projeleri değil; fındık tarımı, hayvancılık ve arıcılıktır. Köylünün alın teri, maden şirketinin kârından çok daha büyüktür. Suyumuzu feda etmek, milli ekonomiyi yok etmektir!” Su kullanım önceliği itirazı: “Yeni kararname ile su ‘stratejik kaynak’ sayılarak kullanım önceliği Giresunlu üreticiden alınıp maden projelerine devredilmektedir.” Orman ve doğa kıyımı iddiası: “Tüm ilçelerimizde maden yolları açmak uğruna, halkımızın özenle yetiştirdiği ormanlar fiilen kesilmektedir.” Açıklamanın Aksu Vadisi bölümünde şu ifadelere yer verildi: “Halkımız ekranlardaki savaşı izlerken, yayla yolu güzergahlarımızda orman kesimleri ve maden sondajları fiilen başlatılmıştır. Bu çalışmalar başta Aksu Çayı olmak üzere tüm su havzalarımızı %100 oranında zehirleme potansiyeli taşımaktadır. Televizyonlarda 'modern yönetim' altyazılarıyla sunulan bu plan; Giresun halkı için susuzluk ve yok edilen doğa demektir!” Kültürel miras ve çevre hakkına ilişkin bölümde ise şu vurgu yapıldı: “Tüm ilçelerimizdeki tarihi yapılarımız ve ormanlarımız maden baskısı altında yok edilmektedir. Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca 'sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızı' savunuyoruz. Giresun’un %85’ini maden sahasına hapseden, suyumuzu ve bin yıllık mirasımızı savaş gündeminin arkasına sığınılarak feda eden bu anlayışa karşı tüm ilçelerimizle birlikte hukuki takibimizi sürdürceğiz!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.