Hava Durumu

#Yapay Zekâ

giresunsonhaber - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TGA’dan il tanıtımında dijital dönüşüm... Go ve Gezsen hesapları birleşti Haber

TGA’dan il tanıtımında dijital dönüşüm... Go ve Gezsen hesapları birleşti

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), GoTürkiye markası altında yürüttüğü il tanıtım çalışmalarında kapsamlı bir dijital dönüşüm sürecini başlattı. ANKARA (İGFA) - Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), GoTürkiye markası altında yürüttüğü il tanıtım çalışmalarında kapsamlı bir dijital dönüşüm başlattı. Ajansın açıklamasına göre, bugüne kadar yurt dışına yönelik “Go” ve yurt içine yönelik “Gezsen” adıyla yürütülen il hesapları, yeni dönemde tek çatı altında birleştirildi. Böylece 81 ilin dijital tanıtımı, tek bir güçlü marka dili üzerinden yürütülmeye başlandı. TAKİPÇİLER TEK HESAPTA TOPLANDI Yeni uygulamayla birlikte 81 ile ait Gezsen hesapları, Go il hesaplarıyla birleştirildi ve iki hesaba ait takipçiler tek hesapta toplandı. TGA, bu yapının yerli ve yabancı ziyaretçilere daha etkili, veriye dayalı ve teknoloji odaklı bir tanıtım modeli sunacağını bildirdi. Dönüşümün, dünyanın en büyük sosyal medya ekosistemlerinden Meta ile yürütülen stratejik iş birliği kapsamında hayata geçirildiği belirtildi. Geçiş sürecinin, platform kuralları ve küresel en iyi uygulamalar doğrultusunda planlı ve aşamalı şekilde sürdürüldüğü aktarıldı. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ HEDEFLEME KULLANILACAK Birleşen hesaplardan elde edilen takipçi ve etkileşim verilerinin, gelişmiş veri analitiği ve yapay zekâ destekli hedefleme araçlarıyla birlikte kullanılacağı ifade edildi. Böylece il içeriklerinin doğru kitleye, doğru zamanda ve doğru pazarda ulaştırılması hedefleniyor. TGA, değişen sosyal medya dinamiklerine uygun olarak il tanıtım stratejisini yeniden tasarladığını duyurdu. Yeni modelde kısa video formatları, etkileşim odaklı içerikler, yaratıcı hikâye anlatımı ve güncel sosyal medya trendleri öne çıkacak. Ajans, söz konusu bu dönüşümle birlikte illerin dijital kimliğinin GoTürkiye standartlarında daha modern ve dinamik bir vitrine taşınacağını duyurdu.

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor Haber

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor

100'den fazla marka ve ajansın güvendiği yapay zeka destekli iletişim zekası platformu 10'dan fazla platform ve kaynağı gerçek zamanlı izliyor. Markalar sosyal medya konuşmalarını, haberleri, forumları, kullanıcı yorumlarını, şikayetleri, rakip hareketlerini ve içerik performansını farklı ekranlardan izliyor. Parçalı veri yapısı, iletişim ekiplerinin gündemi bütün olarak görmesini ve kritik gelişmelere hızla yanıt vermesini zorlaştırıyor. BraindPower, bu kaynaklardan gelen verileri tek merkezde toplayıp yapay zekayla analiz ederek kurumlara güncel bir dijital görünüm ve karar desteği sunuyor. Platform; takip, analiz, içgörü, içerik planlama, yayın ve raporlama süreçlerini birbirine bağlı tek bir akışta yürütüyor. Duygu ve tutum değişimleri, yükselen konular, riskler ve fırsatlar anlaşılır çıktılara dönüştürülüyor. Karar vericiler ayrı raporlar arasında bağlantı kurmaya çalışmadan öncelikli gelişmeleri aynı görünüm üzerinden değerlendirebiliyor. Ölçek ve platform kapsamı BraindPower, günde 1 milyonun üzerinde dijital bahsetmeyi işliyor, 10'dan fazla platform ve kaynağı izliyor ve 7 gün 24 saat esasıyla gerçek zamanlı takip sağlarken platforma 100'den fazla marka ve ajans güveniyor. Platformun yapay zeka motoru; niyet, duygu, bağlam ve dil nüansını 50'den fazla dilde analiz ediyor. Platform için yüzde 99,9 çalışma süresi garantisi de veriliyor. BraindPower Genel Müdürü Refik Söylemez, dijital analizin üç temel soruya cevap vermesi gerektiğini düşündüğünü belirterek bu soruları şu şekilde ifade ediyor: "Markam hakkında ne konuşuluyor, insanlar bu konuda ne hissediyor ve bu konuşmalar nereye doğru gidiyor?" Dijital veriler bağlamıyla birlikte okunuyor Konuşulma hacmindeki artış tek başına olumlu ya da olumsuz bir sonuç göstermiyor. Artışın bir kampanyaya gösterilen ilgiden mi, tekrarlayan müşteri şikayetlerinden mi yoksa büyüyen bir krizden mi kaynaklandığı; duygu değişimi, kelime frekansı, gündem başlıkları ve kullanıcı davranışları birlikte incelendiğinde anlaşılıyor. BraindPower; sosyal dinleme, duygu ve tutum analizi, haber ve medya takibi, X analizi, YouTube analizi, şikayet analizi gibi işlevleri aynı yapıda sunuyor. Kurumlar konuşulma hacmini, duygu dağılımını, öne çıkan kavramları, etkili kullanıcıları ve algının zaman içindeki değişimini tek ekrandan takip edebiliyor. Kriz sinyalleri erken aşamada görünür oluyor Söylemez, iletişim krizlerinin çoğu zaman küçük işaretlerle başladığını ifade ediyor. Negatif yorumların artması, benzer şikayetlerin tekrarlanması, belirli kelimelerin öne çıkması ve yüksek etkileşimli kullanıcıların tartışmaya katılması riski büyütebiliyor. BraindPower'ın kriz alarm sistemi ani negatif yorum artışlarını, tekrar eden şikayetleri, hassas konu kümelerini ve gündem yoğunlaşmalarını erken aşamada görünür kılıyor. Sistem her olumsuz içeriği kriz olarak değerlendirmiyor. Tekil yorumlarla büyüyen örüntüleri ayırarak ekiplerin riski bağlamıyla incelemesine yardım ediyor. İletişim ekipleri konu yayılmadan değerlendirme yapabiliyor, yaklaşımını belirleyebiliyor ve müdahale zamanını güncel verilerle planlayabiliyor. İçgörüler planlama ve yayına aktarılıyor Platform, rakiplerin paylaşımlarını ve etkileşim performansını kullanıcı tepkileri, duygu dağılımı ve gündem bağlamıyla birlikte analiz ediyor. Kitle analizi ilgi alanlarını, konu yakınlıklarını, davranış eğilimlerini ve içerik tercihlerini ortaya koyuyor. Etkili kullanıcı ve coğrafi dağılım analizleri, konuşmayı yönlendiren hesapları ve etkileşimin yoğunlaştığı bölgeleri gösteriyor. Elde edilen içgörüler içerik planlama ve yayın yönetimine aktarılıyor. İçerik takvimi, gönderi zamanlama, çoklu platform yönetimi, yayın takibi ve performans ölçümü aynı akış içinde ilerliyor. Ekipler yayımlanan içeriğin sonucunu izleyerek sonraki planı güncel verilerle oluşturabiliyor. Veri toplama, ekran görüntüsü alma, dosya düzenleme ve rapor hazırlama gibi işler aynı sistemde toplandığında iletişim ekipleri değerlendirmeye daha fazla zaman ayırabiliyor. Sosyal medya yönetimi, sosyal dinleme, haber takibi, rakip analizi ve raporlama süreçlerinin birbirine bağlanması, yöneticiler ile iletişim ekiplerinin aynı güncel görünüm üzerinden çalışmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor Haber

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor

Birçok şirkette kritik operasyonlar hâlâ kurumsal sistemler yerine Excel dosyaları, kişisel klasörler ve departman içi listeler üzerinden yönetiliyor. Pratik görünen bu alışkanlık veri güvenliği, hata riski, izlenebilirlik ve kurumsal kontrol açısından zafiyet yaratıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısıyla şirketlerin operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden daha güvenli, izlenebilir ve sürdürülebilir bir dijital omurga üzerinde yönetmesini sağlıyor. Elektronik tablolar şirketler için hızlı, esnek ve erişilebilir çalışma araçları olmayı sürdürüyor. Ancak kritik operasyonlar kurumsal sistemler yerine kişisel dosyalar, departman içi listeler ve e-posta ekleri üzerinden yönetilmeye başladığında, bu pratiklik zamanla görünmez bir kontrol riskine dönüşüyor. Satın alma takibi, üretim planı, stok güncellemesi, fiyat listesi, bakım çizelgesi, tahsilat takibi veya müşteri siparişi gibi süreçler kişisel dosyalara taşındıkça, şirketin operasyonel hafızası da kurumsal sistemlerden kişilere ve dosya versiyonlarına bağımlı hale geliyor. Elektronik tablo kullanımına ilişkin akademik çalışmalar da bu riskin ölçeğine dikkat çekiyor. Raymond R. Panko’nun elektronik tablo hatalarına ilişkin araştırma derlemesi, elektronik tablo hatalarının yaygın ve tespit edilmesi zor olduğunu; özellikle büyük ve operasyonel amaçlı kullanılan dosyalarda hatalı sonuç üretme riskinin arttığını ortaya koyuyor. Aynı çalışma, kurumların ve kullanıcıların elektronik tabloların doğruluğuna çoğu zaman gereğinden fazla güvendiğini de vurguluyor. Kişisel dosyalar kurumsal kontrolü zayıflatıyor Bir gölge BT örneği olarak ele alınması gereken elektronik tablolar ve e-posta ekleri odaklı iş yapma biçimleri, çoğu zaman sorunun kendisinden ziyade kurumsal sistemlerin süreçleri uçtan uca kapsayamamasının bir belirtisi. Bir departman kendi raporunu, başka bir ekip kendi stok listesini, finans birimi ayrı bir maliyet tablosunu, satış ekibi ise farklı bir tahmin dosyasını kullandığında kurum içinde tek bir veri gerçeği yerine birbirinden kopuk versiyonlar oluşuyor. Bu durum, ilk bakışta karar alma süreçlerine hız kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede izlenebilirliği, kontrol kabiliyetini ve karar kalitesini zayıflatıyor. Dosyanın sahibinin değişmesi, formülün bozulması, e-posta ile paylaşılan eski versiyonun kullanılmaya devam etmesi ya da manuel veri girişindeki küçük bir hata, kritik bir operasyonun yanlış bilgiyle yönetilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle kişisel dosyalara dayalı çalışma biçimi yalnızca operasyonel verimlilik meselesi olarak görülmemeli; veri güvenliği, yetki yönetimi, denetim izi ve kurumsal hafıza açısından da değerlendirilmelidir. “Excel devleti” şirket içinde gölge operasyon alanı yaratıyor Kurumsal sistemlerin dışında büyüyen dosya düzeni, zamanla şirket içinde görünmeyen bir “Excel devleti” yaratıyor. Her departmanın kendi dosyası, kendi raporu ve kendi doğrusu oluştuğunda süreçler merkezi sistemlerden kopuyor. Operasyon hacmi arttıkça manuel güncelleme ihtiyacı çoğalıyor, dosya trafiği karmaşıklaşıyor ve hangi verinin güncel olduğu sorusu giderek daha kritik hale geliyor. Örneğin aynı stok verisinin farklı departmanlarda farklı görünmesi, maliyet hesaplarının güncel olmayan dosyalardan yapılması, üretim planlarının manuel listelere göre revize edilmesi veya satış tahminlerinin kişisel dosyalarda tutulması; şirketin yalnızca günlük operasyonunu değil, stratejik karar alma kalitesini de etkiliyor. Kurumsal kontrolün güçlenmesi için verinin kişisel dosyalarda değil, süreçlerin doğal akışı içinde oluştuğu entegre sistemlerde yönetilmesi gerekiyor. Tek veri kaynağı kurumsal hafızayı güçlendiriyor Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), şirketlerin kritik operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden yönetmesinin izlenebilirlik ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Canias ERP; satın almadan üretime, stoktan finansa, kaliteden raporlamaya kadar farklı süreçleri entegre bir yapı içinde ele alarak operasyonların kişisel dosyalara değil, kurumsal sisteme dayanmasını sağlıyor. Canias’ın süreç odaklı yapısı sayesinde veri, süreçlerin dışında manuel olarak taşınan bir unsur olmaktan çıkıyor; operasyonun içinde üretilen, güncellenen ve izlenebilen bir kurumsal kaynağa dönüşüyor. Böylece şirketler yalnızca veriye daha hızlı erişmekle kalmıyor; hangi bilginin ne zaman, kim tarafından ve hangi süreç içinde oluşturulduğunu da takip edebiliyor. Bu sayede raporlama kalitesi artarken hata riski azalıyor ve karar alma süreçleri için daha güvenilir bir zemin oluşuyor. “Kritik süreçler kişisel dosyalara emanet edilmemeli” IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK , şirketlerde kişisel dosyalar üzerinden yürüyen operasyonların kurumsal kontrol açısından önemli riskler yarattığını belirterek şunları söyledi: “Excel ve benzeri araçlar esnek görünse de kritik süreçler kişisel dosyalara kaydığında/emanet edildiğinde şirketin kontrol kabiliyeti zayıflıyor.Üstelik geleneksel tablolar, bugün yapay zeka ve gelişmiş iş zekası (BI) araçlarının ihtiyaç duyduğu canlı ve doğrulanmış veriyi beslemekte yetersiz kalıyor. Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısı ise operasyonları tek bir güvenilir veri kaynağında toplayarak şirketlere hem bugün için güçlü bir izlenebilirlik sunuyor hem de geleceğin yapay zeka tabanlı karar destek mekanizmalarına sağlam bir zemin hazırlıyor.” Kurumsal sistemlerin süreç yönetimi altyapısı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketlerde sürdürülebilir kontrol, verinin tek bir yerde tutulmasından daha fazlasını gerektiriyor. Önemli olan, süreçlerin doğru sistem üzerinde tasarlanması ve verinin bu süreçlerin doğal çıktısı olarak oluşmasıdır. Canias ile şirketler operasyonlarını uçtan uca entegre edebilir, süreç sahipliğini netleştirebilir ve raporlamayı kişisel dosyalara bağımlı olmaktan çıkarabilir. Bu da hem kurumsal hafızayı güçlendirir hem de büyüme yolculuğunu daha sağlam bir dijital altyapıya taşır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim Haber

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim

1 Ağustos 2026 itibarıyla indirimli satışlarda son 10 günün en düşük fiyatının esas alınmasını zorunlu kılan Ticaret Bakanlığı, aldatıcı reklam yapanlara ilişkin sıkı denetimlerini sürdürürken, 108 bin TL ile 39,9 milyon TL arasında idari para cezası uygulanacağını yineledi. ANKARA (İGFA) - İndirimli satış reklamlarında kullanılan fiyat bilgilerine ilişkin yeni düzenlemenin 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte piğyasada sıkı denetimlerini sürdüren Ticaret Bakanlığı, “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle, tüketicinin satın alma kararını doğru bilgiye dayanarak verebilmesini sağlamak amacıyla indirimli satış reklamlarında fiyat bilgilerinin gerçeği yansıtmasının zorunlu hale getirildiğini anımsattı. SON 10 GÜNDEKİ EN DÜŞÜK FİYAT ESAS ALINACAK Yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birinin, indirimli satışın başlangıç tarihinden önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatın, indirim öncesi fiyat olarak esas alınması olduğu belirtildi. Böylece kısa süre içinde fiyat artırılıp ardından yüksek oranlı indirim yapılıyormuş gibi gösterilen uygulamaların önüne geçilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Meyve, sebze gibi çabuk bozulabilen ürünler ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyatın esas alınarak reklam yapılabileceği ifade edildi. ŞARTLI KAMPANYALAR DA DENETİM KAPSAMINA ALINDI Açıklamada, yalnızca doğrudan “Yüzde 50 indirim” gibi ifadelerin değil, tüketiciye indirim veya başka bir fayda sağlanmasını belirli bir şarta bağlayan şartlı satış kampanyalarının da yeni kurallara tabi olduğu vurgulandı. Ticaret Bakanlığı, indirim kapsamındaki ürünlerin açıkça belirtilmemesi, başlangıç ve bitiş tarihlerinin gösterilmemesi, stok bilgilerinin doğru sunulmaması ve indirim öncesi fiyatın gerçeği yansıtmaması gibi uygulamalara karşı Reklam Kurulu tarafından idari yaptırımlar uygulandığını bildirdi. CEZA ARALIĞI 108 BİN LİRADAN 39,9 MİLYON LİRAYA KADAR ÇIKABİLİYOR Aldatıcı reklamlar için reklam durdurma cezasının yanı sıra, reklamın yapıldığı mecraya göre 108 bin 370 liradan 39 milyon 916 bin 524 liraya kadar değişen tutarlarda idari para cezası uygulanabildiği hatırlatıldı. Bakanlık, yeni düzenlemenin yalnızca indirimli satış reklamlarıyla sınırlı olmadığını, hedefli reklamcılık, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar, sosyal medya etkileyicilerinin tanıtımları, çevresel beyanlar ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin de yeni kurallar getirildiğini duyurdu.

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor Haber

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor

1947’de bilgisayardaki ilk “hatanın” keşfedilmesiyle her yıl 9 Eylül’de kutlanmaya başlanan “World Testers Day”, teknoloji dünyasının hata kavramıyla tanışmasının da bir simgesi. Grace Hopper öncülüğündeki bilgisayar mühendisleri ekibinin bir bilgisayarda keşfettikleri bu ilk hata, bugün “World Testers Day” aracılığıyla teknoloji alanında oldukça önemli bir alan olan yazılım testi sektörü için de büyük bir anlam taşıyor. TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor. Dijitalleşme hızlandıkça, şirketlerin sunduğu yazılım çözümlerinin hatasız, güvenli ve kullanıcı dostu olması daha kritik hâle geliyor. Bu durum, yazılım testine olan ihtiyacı belirgin şekilde artırıyor.” diyor. “World Testers Day”in geçmişi, 9 Eylül 1947'de Harvard Üniversitesi bilgisayar bilimcilerinden Grace Hopper ve ekibinin üzerinde çalıştıkları projede buldukları ilk “hataya” dayanıyor. Bu önemli günün ardındaki hikâye ise oldukça ilginç. Hopper ve ekibi Howard Aiken tarafından tasarlanan Mark II Hesap Makinesi üzerinde çalışıyordu. Ekip, Mark II Hesap Makinesi'nin sürekli hatalar verdiğini keşfetti ve cihazı açıp donanımını incelediklerinde hatayı buldu. Bu bug; bir böceğin elektromekanik rölenin arasına sıkışmasıydı. Hopper ve ekibi daha sonra bu olaya çalışma günlüklerinde yer verdi, "böceği" bir "bug" kanıtı olarak günlüğe kaydeden ekip, hatayı giderme işlemine de "hata ayıklama" adını verdi. “TesterYou teknolojiye, insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyor” Dünyanın yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürdüğünü belirten TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” diyor. Pazar yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde Testin geleceğini sadece teknolojide değil, insan zihninin gelişiminde gördüklerini belirten Sarıalioğlu, “Bugün, dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası ise outsource ediliyor. Türkiye’de de birçok kurum artık yazılım testini sadece teknik bir kontrol değil, müşteri memnuniyeti, güvenlik ve iş sürekliliği açısından kritik bir kalite aracı olarak görüyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı haline gelirken; test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor.” açıklamasını yaptı. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve veri odaklı yaklaşımlar üzerinde daha fazla durmayı planladıklarını belirten Barış Sarıalioğlu, “TesterYou olarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve hizmetlerimizi buna göre sürekli güncelliyoruz. Yapay zekâ konusundaki gelişmeleri de eğitim ve danışmanlık programlarımıza entegre ederek, kurumların güncel teknolojilere uyum sağlamalarına destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yeni teknolojiler karşısında hem bireyleri hem de kurumları daha donanımlı hale getirmek ve bu dönüşüm yolculuklarında onlara rehberlik etmek.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kıtalar Arasında Girişimcilik Ekosistemlerini Buluşturuyor Haber

Türkiye Kıtalar Arasında Girişimcilik Ekosistemlerini Buluşturuyor

Yükselen girişimler, yatırımcılar ve teknoloji devleri, GITEX Ai Türkiye’nin ilk edisyonunda yeni pazarlara açılmak, iş birlikleri geliştirmek ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek üzere bir araya gelecek. Türkiye’nin teknoloji ve yapay zekâ alanındaki en kapsamlı uluslararası buluşmalarından biri olacak etkinlik; 300’ü aşkın şirket ve girişimin yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinden yatırımcıları, kamu temsilcilerini, alanında uzman konuşmacıları ve teknoloji dünyasının önde gelen yöneticilerini ağırlayacak. İki gün sürecek etkinlik, İstanbul’un küresel girişimcilik ekosistemindeki konumunu hızla güçlendirdiği bir dönemde gerçekleştirilecek. İstanbul, 2025 Küresel Girişimcilik Ekosistemi Raporu’nda gelişmekte olan girişimcilik ekosistemleri arasında üçüncü sıraya yükselirken, son beş yılda 13 basamaklık ilerleme kaydetti. Türkiye’de bugüne kadar sekiz yerli girişim, 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşarak “unicorn” unvanı kazandı.2025 Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemi ve Küresel Etki Raporu’na göre ise ülkede yapay zekâ alanında faaliyet gösteren 1.188 aktif girişim bulunuyor. Uluslararası girişimler, farklı sektörlerdeki yenilikçi çözümlerini tanıtacak Etkinliğe katılan girişimler; sürdürülebilir tarım, yapay zekâ destekli eğitim, kurumsal teknolojiler, sağlık ve altyapı başta olmak üzere birçok alandaki sorunlara çözüm sunan teknolojilerini sergileyecek. Malezya’daki Universiti Putra Malaysia bünyesinden doğan AgroPV Integrated SB, güneş enerjisi üretimi ile tarımsal faaliyetleri aynı alanda buluşturan ticari tarım-güneş enerjisi çözümlerini tanıtacak. Pakistan merkezli Nosmai ise e-ticaret, perakende ve tüketici platformları için geliştirdiği artırılmış gerçeklik ve kamera tabanlı yapay zekâ teknolojilerini İstanbul’da sektör temsilcileriyle buluşturacak. Konu hakkında açıklama yapan Nosmai Kurucu Ortağı ve CEO’su Ismail Qasim, “Pakistan, güçlü bir mühendislik birikimine, genç ve geniş bir teknik iş gücüne ve küresel pazarlar için ürün geliştiren, giderek olgunlaşan bir şirket ekosistemine sahip. Türkiye ise tüketici ve ticaret alanlarında güçlü şirketleri, geniş iç pazarı, aktif yatırımcı topluluğu ve Avrupa, Körfez ülkeleri ile Orta Asya’ya açılan köklü ticari bağlantılarıyla öne çıkıyor. Her iki ülke de bugün küresel ölçekte sahip oldukları görünürlüğün çok ötesinde bir yetenek ve üretim kapasitesine sahip” dedi. Uluslararası katılımcılar arasında ayrıca yapay zekâ ile entegre multimedya eğitim sistemleriyle 130 binden fazla öğrenciye ulaşan Nijeryalı Zenafri; bilgi teknolojileri alanındaki sorunların çözümüne yönelik kurumsal yapay zekâ sistemleri geliştiren Polonyalı AI Tech Matrix; kurumların yeni teknolojileri prototip aşamasından uygulamaya taşımasına yardımcı olan Perulu Ourabyte ile inşaat, su ve sanitasyonun yanı sıra, yenilenebilir enerji alanlarında mühendislik çözümleri sunan Ürdünlü SOLVillion da bulunuyor. Turcorn 100 Programı küresel sahneye çıkıyor Türkiye, farklı ülkelerden teknoloji girişimlerinin yanı sıra yüksek büyüme potansiyeline sahip yerli teknoloji şirketlerini de küresel sahneye taşıyacak. Girişimlerin ve ölçeklenme aşamasındaki şirketlerin uluslararası pazarlara açılmasını hızlandırmak ve unicorn olma yolculuklarını desteklemek amacıyla yürütülen Türkiye’nin bu alandaki öncü programlarından Turcorn 100’e, 30 Nisan 2026 itibarıyla 39 şirket kabul edildi. Bu şirketlerin 24’ü, GITEX Ai Türkiye’ye katılarak teknoloji ve çözümlerini sergileyecek. Katılımcılar arasında son yatırım turunda 104 milyon ABD doları yatırım alan finansal teknoloji şirketi Colendi; 15 milyon ABD doları yatırım alan perakende sektörüne yönelik görüntü tanıma teknolojileri geliştiren Vispera; 4 milyon ABD doları yatırım alan Saha Robotics; 3,1 milyon ABD doları yatırım alan yapay zekâ destekli reklam SaaS platformu WASK ve 1,7 milyon ABD doları yatırım alan dijital kimlik ve imza teknolojileri şirketi TechSign bulunuyor. Veriler Turcorn 100 raporuna dayanıyor. Turcorn 100 şirketlerinin yanı sıra, Türkiye’nin yükselen yapay zekâ girişimleri de farklı sektörlerin ve iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik geliştirdikleri çözümleri sergileyecek. İTÜ ARI Teknokent ekosisteminde faaliyet gösteren Lavren, hukuk ve profesyonel hizmetler alanlarına yönelik ileri düzey yapay zekâ çözümleri geliştiriyor. Lavren Kurucu Ortağı Cem Şanap, “Bizim için asıl önemli olan, ‘Bu model neler yapabilir?’ sorusundan, ‘Bu yetenek artık elimizde olduğuna göre kurumun çalışma biçimi nasıl değişmeli?’ sorusuna geçebilmek” açıklamasında bulundu. Türkiye merkezli Syntina AI ise üretken yapay zekâyı mimarlık ve tasarım alanlarında kullanıyor. Syntina AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Halil İbrahim Can, “Sektörün ‘Yapay zekâ mimarların yerini alacak mı?’ tartışmasını geride bırakarak, daha doğru bir soruya yönelmesini umuyoruz: Mimarlık gibi belirli bir alanın ihtiyaçları için özel olarak geliştirilen bir yapay zekâ nasıl olmalı?” dedi. Yapay zekâ odaklı iş yönetimi platformu Workiom da etkinlikte uluslararası büyüme hedeflerine odaklanacak. Workiom Kurucu Ortağı ve COO’su Nurettin Şendoğan, “Hedefimiz, yapay zekâyı merkeze alan bir şirketin Türkiye’de kurulabileceğini ve küresel ölçekte rekabet edebileceğini kanıtlamak” dedi. 100 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten yatırımcılar, Türkiye’nin yeni küresel başarı hikâyelerini arayacak Türkiye’deki girişimlere yapılan yatırımlar son beş yılda on kat artarak 2025 yılında 700 milyon ABD dolarına ulaştı. Türk girişimleri 2026’nın ilk çeyreğinde 559 milyon ABD doları yatırım çekerek bir önceki yılın aynı dönemindeki tutarın yedi katından fazlasına ulaştı. Buna karşın Ernst & Young tarafından hazırlanan rapora göre sermayeye erişim hâlâ önemli bir engel oluşturuyor ve Türkiye’deki girişimcilerin yüzde 71’i finansmanı temel zorluklardan biri olarak görüyor. 20 ülkeden, yönettikleri toplam varlık büyüklüğü 100 milyar ABD dolarını aşan 100’den fazla yatırımcı; ölçeklenme potansiyeli taşıyan bir sonraki büyük yapay zekâ girişimini keşfetmek üzere GITEX Ai Türkiye’de bir araya gelecek. Katılımcılar arasında ABD’den 3 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Manhattan Ventures, Birleşik Krallık’tan 2 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Molten Ventures, Malezya’dan 2 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Gobi Partners, BAE’den 200 milyon ABD dolarının üzerinde varlık yöneten Jasoor VC ve Katar’dan 200 milyon ABD dolarının üzerinde varlık yöneten Utopia Capital bulunuyor. Uluslararası pazarlarda büyüyebilecek girişimleri değerlendirmek üzere etkinliğe katılacak yatırımcılardan biri de 3,5 milyar avro büyüklüğündeki WALTER GROUP tarafından desteklenen Avusturya merkezli erken aşama girişim sermayesi yatırımcısı WaVe-X olacak. WaVe-X, otonom karar alabilen yapay zekâ teknolojileri geliştiren HappyRobot’un 1,2 milyar ABD doları değerleme üzerinden 150 milyon ABD doları yatırım almasıyla portföyündeki ilk unicorn’u çıkardı. WaVe-X Genel Müdürü Thomas Muscher, “Küresel potansiyele sahip bir girişimi farklılaştıran unsur; sektörün gerçek bir ihtiyacına yanıt veren bir ürün geliştirmesi ve bu ürünü farklı ülkelere kolaylıkla taşıyabilecek ölçeklenebilir bir iş modeli kurmasıdır” dedi. Türkiye’nin yatırım ekosistemi de etkinlikte önemli bir rol üstlenecek. ÜNLÜ & Co., girişim sermayesi kolu ÜNLÜ Ventures aracılığıyla GITEX Ai Türkiye’ye katılacak. Bloomberg’in 2010–2026 dönemini kapsayan verilerine göre, İstanbul’da kurulan varlık yönetimi grubu, özelleştirmeler hariç, hisse senedi sermaye piyasası işlemlerinde Türkiye’deki özel finans kuruluşları arasında ikinci sırada yer aldı. Şirket, toplam değeri 3,4 milyar ABD dolarına ulaşan 37 işlemde yüzde 23 pazar payı elde etti. ÜNLÜ & Co. Direktörü Emre Dilbe, “Türkiye, küresel ölçekte başarılı teknoloji şirketleri yaratabilecek yeteneğe ve girişimcilik kapasitesine sahip olduğunu şimdiden kanıtladı. Yeni nesil unicorn’ların ortaya çıkabilmesi için daha büyük ve kurumsal yapıya sahip girişim sermayesi fonlarına, yerli kurumsal yatırımcıların ekosisteme daha fazla katılmasına ve uluslararası sermayeyle daha güçlü bağlar kurulmasına ihtiyaç var” açıklamasında bulundu. İnovasyon farklı pazarlarla buluşuyor GITEX Ai Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında gerçekleştirilecek. Etkinlik, GITEX organizasyonlarını dünya genelinde düzenleyen Dubai World Trade Centre ile Informa’nın ortak girişimi inD tarafından organize edilecek. Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Schneider Electric, Huawei, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra Trendyol, Andevos ve Halkbank gibi bölgesel liderler de etkinlikte yer alacak. Bu güçlü buluşma, girişimlere sektör liderleriyle doğrudan bağlantı kurma, yeni ticari iş birlikleri geliştirme, farklı pazarlara açılma ve potansiyel yatırımcılarla bir araya gelme fırsatı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 uzman İstanbul’a geliyor. Şap hastalığından kuş gribine, iklim değişikliğinden yapay zekâ ve robotik sağım sistemlerine hayvancılığın geleceği beş gün boyunca İstanbul’da konuşulacak. Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor! Haber

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya ve kısa videoların özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ile 'beyin sisi'ne yol açabildiğini belirtti. Dijital bağımlılığa karşı kaliteli zaman ve alternatif etkinlikler öneren Tarhan, beyin sağlığına dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital çağın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal medya ve kısa video akışlarının özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat dağınıklığına ve “beyin sisi”ne yol açabildiğini söyledi. Tarhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve yapay zekânın günlük yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldiğini, ancak bu yoğun dijital maruziyetin zihinsel performansı olumsuz etkileyebildiğini belirtti. “SÜREKLİ YENİ UYARANLAR BEYNİ YORUYOR” Tarhan, dijital ortamda uzun süre sosyal medya akışında gezinmenin ya da kısa videolar izlemenin beyni sürekli yeni uyaranlarla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu durumun zamanla dikkat dağınıklığına, odaklanma güçlüğüne ve zihinsel bulanıklığa neden olabildiğini söyledi. Özellikle çocuklar ve gençlerde bu tablonun daha sık görüldüğünü belirten Tarhan, bazı ülkelerin sosyal medya kullanımına yaş sınırlaması getirerek dijital maruziyeti azaltmaya çalıştığını hatırlattı. DİJİTAL BAĞIMLILIĞIN NEDENİ ÖDÜL SİSTEMİ Dijital bağımlılığın güçlü olmasının nedenlerinden birinin beynin ödül sistemi olduğunu vurgulayan Tarhan, oyunlar ve sosyal medyanın kısa aralıklarla ödül hissi oluşturduğunu, bunun da kişiyi ekrana bağladığını kaydetti. Ekran kullanımını azaltmak için yalnızca yasak koymanın yeterli olmadığını söyleyen Tarhan, çocuklara spor, sanat, oyun ve sosyal etkinlikler gibi alternatif alanlar sunulması gerektiğini ifade etti. ÇOCUKLARI KORUMANIN YOLU: KALİTELİ ZAMAN Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumanın en etkili yolunun onlarla birlikte kaliteli zaman geçirmek olduğunu belirterek, birlikte oyun oynamak, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve sohbet etmenin aile bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, yemek sırasında telefon kullanılmaması gibi basit kuralların da iletişimi artırdığını söyledi. Özellikle 6 yaş altı çocukların ekranla ebeveyn eşliğinde tanıştırılması gerektiğini vurguladı. Toplumda sıkça dile getirilen “insan beyninin sadece yüzde 10’unu kullanıyor” görüşünün bilimsel olmadığını belirten Tarhan, beyin görüntüleme çalışmalarının basit görevlerde bile birçok bölgenin aynı anda çalıştığını gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, beynin canlı tutulması için farklı deneyimlere açık olmanın, yeni hobiler edinmenin, farklı yollar kullanmanın ve merak duygusunu korumanın önemli olduğunu ifade etti. Duyguların kalpte oluştuğu yönündeki yaygın inanışın aksine, duyguların merkezinin beyin olduğunu aktaran Tarhan, dış dünyadan gelen bilgilerin önce beyinde değerlendirildiğini, ardından duygusal deneyime dönüştüğünü anlattı. Mutluluk, haz, güven ve odaklanma gibi hislerin beynin ürettiği kimyasallarla ilişkili olduğunu söyleyen Tarhan, kalbin ise bu duyguların bedendeki yansımalarının hissedildiği organlardan biri olduğunu ifade etti. YAPAY ZEKÂ YARDIMCI OLMALI, KARAR VERİCİ DEĞİL Yapay zekânın hayatı kolaylaştırdığını ancak insanın yerini alamayacağını vurgulayan Tarhan, teknolojinin bilgiye hızlı erişim sağlasa da uzun vadede düşünme ve problem çözme becerilerini tembelleştirebileceğini dile getirdi. İnsan beyninin empati, sosyal ilişki ve bilinç gibi özelliklerle yapay zekâdan ayrıldığını belirten Tarhan, yapay zekânın sağlık, eğitim ve bilimde fayda sağlayacağını ancak etik kurallar olmazsa yanlış yönlendirme ve manipülasyon riskleri doğurabileceğini söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beyin sağlığının çocukluktan itibaren korunması gerektiğini, kaliteli uykunun beyin hücrelerinin korunması açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Omega-3 bakımından zengin balık ve ceviz gibi besinlerin beyin sağlığını desteklediğini belirten Tarhan, anlamlı sosyal ilişkilerin hem ruh sağlığını hem de bilişsel işlevleri koruduğunu söyledi.

Google Gemini’dan Üniversite Öğrencilerine Müjde Haber

Google Gemini’dan Üniversite Öğrencilerine Müjde

Google, okula dönüş dönemine özel olarak uygun koşulları karşılayan üniversite öğrencilerine dünya genelinde ilk bir yıl ücretsiz Google AI Plus aboneliği sunuyor; Google Gemini Gemini Notebook, etkileşimli görselleştirmeler ve Gemini Live ile öğrencilerin yeni okul yılına hazırlanmasına destek oluyor. Yeni okul yılı yaklaşırken Google, üniversite öğrencilerinin derslerinde başarılı olmalarını destekleyecek yapay zeka araçlarıyla buluşturuyor. Bu kapsamda dünya genelinde uygun koşulları karşılayan üniversite öğrencileri, ilk bir yıl boyunca ücretsiz Google AI Plus aboneliği edinebiliyor. Abonelik; Gemini Omni'ye erişim, Google Gemini'da 2 kat daha yüksek kullanım limitleri ve 400 GB depolama alanı sunuyor. Kayıtlar https://goo.gle/universiteli adresi üzerinden yapılabiliyor. Öğrencilere özel kişiselleştirilmiş çalışma deneyimi Gemini Notebook, ders materyalleri yüklendikten sonra öğrencinin bilgi eksiklerini tanılama testiyle belirleyip kişiselleştirilmiş kısa dersler ve testler sunarken, ilerlemenin gerçek zamanlı bir gelişim panosundan takip edilmesini sağlıyor. Görsel öğrenmeyi tercih edenler için etkileşimli görselleştirmeler, doğrudan sohbet içinde 3D bileşenler ve simülasyonlar (örneğin 3D DNA yapıları, etkileşimli grafikler) oluşturarak konuların daha rahat kavramasına imkân tanıyor. Ayrıca Gemini Live’a entegre edilen Deep Research gücü sayesinde öğrenciler, arka planda detaylı araştırma raporları derletebiliyor; rapor hazır olduğunda bildirim alarak Gemini Live üzerinden sesli sohbet ile araştırmayı detaylandırıp sorular sorabiliyor. Üniversite öğrencilerine ilk 12 ay ücretsiz Google AI Plus planı Türkiye’de 18 yaş ve üzeri üniversite öğrencileri, bu linkten kayıt yaptırarak ilk 1 yıl ücretsiz Google AI Plus planı kapsamında yapay zeka araçlarından ve planın avantajlarından yararlanabiliyor. 2025 yılında 1 yıllık ücretsiz tekliften yararlanan kullanıcılar ise yeni dönem üyeliklerini, mevcut paketlerini tanımladıkları tarihin yıl dönümünden (üyelik bitiş tarihinden) itibaren aktif hale getirebiliyor. 2025 öğrenci teklifinden halihazırda yararlananlar yeni teklife mevcut üyelik bitiş tarihinden itibaren katılım sağlayabiliyor. Otomatik ücretlendirmenin başlamaması için mevcut aboneliğin, süresi dolmadan iptal edilmesi gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.