Hava Durumu

#Yağışlar

giresunsonhaber - Yağışlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağışlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suyu kaynatmak her zaman çözüm değil! Haber

Suyu kaynatmak her zaman çözüm değil!

Sağlık Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Haydar Sur, sel ve şiddetli yağışların ardından içme suyunda oluşabilecek tehlikelere karşı uyardı. Kirli suyun kolera, tifo ve hepatit A gibi hastalıklara yol açabileceğini belirten Sur, “Suyu kaynatmak her türlü kirliliğe karşı yeterli değildir” dedi. İSTANBUL (İGFA) - Şiddetli yağışlar ve sel baskınları, içme suyu kaynaklarında mikrobiyolojik ve kimyasal kirliliğe neden olabiliyor. Sağlık Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Haydar Sur, sel sularının kanalizasyon atıklarını, hayvan dışkılarını, tarımsal atıkları ve çeşitli kimyasalları içme suyu sistemlerine taşıyabildiğini belirtti. SEL SULARI İÇME SUYUNU NASIL KİRLETİYOR? Su şebekesindeki boruların zarar görmesi veya basıncın düşmesiyle kirli suyun dağıtım sistemine sızabileceğini kaydeden Sur, suyun bulanıklaşmasının da dezenfeksiyon işleminin etkinliğini azaltabileceğine dikkat çekti. Kirlenmiş suyun içilmesi veya yemek hazırlığında kullanılması ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Sur, kolera, tifo, şigelloz, bazı E. coli enfeksiyonları, hepatit A, norovirüs ve paraziter hastalıkların kirli su yoluyla bulaşabileceğini ifade etti. İshal, kusma, karın ağrısı ve ateş en sık görülen belirtiler arasında yer alırken bazı enfeksiyonlarda sarılık ve halsizlik de ortaya çıkabiliyor. Belirtilerin saatler içinde başlayabileceği gibi günler, hatta haftalar sonra görülebileceği de belirtiliyor. “SUYU KAYNATMAK HER ZAMAN ÇÖZÜM DEĞİL” Şebeke suyunun güvenliğinden şüphe edilmesi durumunda kaynatmanın her türlü riski ortadan kaldırmadığını vurgulayan Sur, önemli bir ayrıma dikkat çekerek, suyun uygun şekilde kaynatılması birçok hastalık yapıcı mikroorganizmayı etkisiz hâle getirebildiğini, yakıt, pestisit, ağır metal ve sanayi kaynaklı kirleticiler kaynatmayla güvenli hâle gelmeyeceğini ve su buharlaştıkça bazı kirleticilerin yoğunluğunun artabileceğini kaydetti. Sur, bu nedenle kimyasal kirlenme şüphesi bulunan suların kaynatılarak içilmemesi, güvenli olduğu doğrulanmış alternatif su kaynaklarının tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. ÇAY, KAHVE VE YEMEK HAZIRLARKEN DE DİKKAT! Sur, vatandaşların belediye, su ve kanalizasyon idareleri ile sağlık yetkililerinin duyurularını takip etmeleri gerektiğini belirtti. Özellikle “Suyu kaynatarak kullanın”, “Suyu içmeyin” ve “Suyu hiçbir amaçla kullanmayın” uyarılarının birbirinden farklı anlamlar taşıdığına dikkat çekti. Şebeke suyunun güvenli olmadığı bildirildiğinde bu suyun yalnızca içme amacıyla değil; çay, kahve, çorba ve bebek maması hazırlamakta, diş fırçalamakta, yiyecek yıkamakta ve buz yapmakta da kullanılmaması gerekebilir. Kirli suyla yıkanan sebze ve meyveler ile bu suyla temizlenen mutfak gereçleri de enfeksiyon riski oluşturabiliyor. Buzun dondurulmasının suyu güvenli hâle getirmediği de özellikle vurgulanıyor. Kirli suya maruz kalma sonrasında kanlı ishal, yüksek veya devam eden ateş, şiddetli karın ağrısı ve sıvı alamamaya neden olan kusma durumlarında tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli. İdrar miktarında azalma, baş dönmesi ve bayılma gibi sıvı kaybı belirtilerinin de ciddiye alınması gerekiyor. ŞEBEKE SUYU NE ZAMAN GÜVENLİ SAYILIR? Prof. Dr. Sur, sel sonrasında suyun yeniden güvenli kabul edilmesinin yalnızca berrak görünmesine veya musluklardan akmaya başlamasına bağlı olmadığını belirtti. Su kaynağından arıtma tesisine ve dağıtım şebekesine kadar bütün sistemin incelenmesi, mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerin yapılması gerekiyor.

AKSU VADİSİ’NDE TAŞKIN RİSKİNE KARŞI KRİTİK ÇALIŞMA: DSİ VE SAYIŞTAY SAHADA Haber

AKSU VADİSİ’NDE TAŞKIN RİSKİNE KARŞI KRİTİK ÇALIŞMA: DSİ VE SAYIŞTAY SAHADA

AKSU VADİSİ’NDE TAŞKIN RİSKİNE KARŞI KRİTİK ÇALIŞMA: DSİ VE SAYIŞTAY SAHADA Giresun’un Dereli ilçesinde Aksu Vadisi Islahı kapsamında yapımı süren Çardak Deresi ve Aksu Deresi taşkın kontrol yatırımları yerinde incelendi. DSİ 22. Bölge Müdürü Fatih Kişi ile Sayıştay Başkanlığı Baş Denetçileri Sinem Yalçın ve İslam Kandemir’in katıldığı saha incelemesinde devam eden imalatların son durumu değerlendirildi. Projelerin tamamlanmasıyla özellikle Dereli ve Aksu Vadisi boyunca taşkın riskinin azaltılması, yerleşim alanlarının can ve mal güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Giresun’da son yıllarda etkili olan aşırı yağışlar, sel ve taşkın olaylarının ardından dere ıslahı ve taşkın kontrol yatırımları daha kritik hale gelirken, Devlet Su İşleri 22. Bölge Müdürlüğü Aksu Vadisi’ndeki çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda DSİ 22. Bölge Müdürü Fatih Kişi, Sayıştay Başkanlığı Baş Denetçileri Sinem Yalçın ve İslam Kandemir ile birlikte Dereli ilçesinde devam eden Çardak Deresi ve Aksu Deresi taşkın kontrol inşaatlarında incelemelerde bulundu. Heyete DSİ Giresun Şube Müdürü Vekili Bahadır Şengül de eşlik etti. ÇARDAK DERESİ VE AKSU DERESİ MERCEK ALTINDA Saha çalışmasında Aksu Vadisi Islahı Projesi kapsamında yürütülen imalatların mevcut seviyesi, yapılan fiziki çalışmalar ve bundan sonraki süreç ele alındı. Dereli ilçesine bağlı Alancık Köyü’ndeki Çardak Deresi ile Aksu Deresi’nde sürdürülen taşkın kontrol imalatları, vadideki taşkın riskinin azaltılmasına yönelik ana yatırımlar arasında yer alıyor. Aynı iki noktadaki çalışmalar daha önce de DSİ tarafından yerinde incelenmiş, projelerin özellikle yerleşim alanlarının taşkınlara karşı korunmasına katkı sağlamasının hedeflendiği açıklanmıştı. SAYIŞTAY BAŞ DENETÇİLERİ DE İNCELEMEYE KATILDI Son incelemeyi önceki saha ziyaretlerinden ayıran en önemli unsur, Sayıştay Başkanlığı Baş Denetçileri Sinem Yalçın ve İslam Kandemir’in de heyette yer alması oldu. Böylece Aksu Vadisi’ndeki yatırımlar yalnızca teknik ilerleme yönünden değil, kamu yatırımlarının sahadaki mevcut durumu açısından da değerlendirildi. Yerel basına yansıyan bilgilerde, Çardak Deresi ve Aksu Deresi boyunca devam eden imalatların ilerleyişinin teknik incelemelerle ele alındığı belirtildi. HEDEF: TAŞKIN RİSKİNİ AZALTMAK Aksu Vadisi Islahı kapsamında sürdürülen çalışmaların temel amacı, yoğun yağışlarda dere yataklarında oluşabilecek taşkınların yerleşim alanlarına verebileceği zararı azaltmak. DSİ’nin daha önce Giresun’daki taşkın kontrol yatırımlarına ilişkin yaptığı açıklamalarda da bu projelerle can ve mal güvenliğinin korunmasının, dere yataklarının daha güvenli hale getirilmesinin ve yerleşim bölgelerindeki taşkın riskinin azaltılmasının hedeflendiği ifade edilmişti. Aksu Vadisi açısından bu çalışmalar ayrıca önem taşıyor. Çünkü vadideki dereler, yüksek kesimlerden gelen yoğun yağış sularını kısa sürede aşağı kotlara taşıyabiliyor. Bu nedenle dere ıslahı ve taşkın kontrol yapıları, yalnızca Dereli’nin kırsal alanlarını değil, Aksu Vadisi boyunca aşağı havzadaki yerleşimleri de ilgilendiriyor. GİRESUN TAŞKIN YATIRIMLARINDA YOĞUN BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR DSİ’nin 2025 yılında yayımladığı verilere göre Giresun genelinde aynı dönemde 28 ayrı taşkın kontrol inşaatı devam ediyordu. Kurum, Giresun’u Türkiye’nin en fazla yağış alan illerinden biri olarak değerlendirirken Aksu Vadisi de öncelikli çalışma alanlarından biri olarak gösterilmişti. Aksu Vadisi dışında merkez ve ilçelerde çok sayıda dere üzerinde taşkın kontrol çalışmaları yürütülüyor. Temmuz ayında DSİ ekipleri Aksu Deresi’nin yanı sıra Ülper Köyiçi Deresi, Ülper Arap Deresi ve Çardak Deresi’ndeki imalatları da yerinde incelemişti. SEL VE TAŞKINLAR YATIRIMLARIN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Giresun’da yakın dönemde yaşanan kuvvetli yağışlar da taşkın kontrol yatırımlarının önemini yeniden ortaya koydu. 15 Ağustos 2026’da Keşap ilçesinde meydana gelen sel ve taşkınların ardından Karabulduk beldesi ve çevresinde hasar oluşmuş, ulaşım yollarında tahribat meydana gelmişti. Bölgedeki incelemelere DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ve DSİ 22. Bölge Müdürü Fatih Kişi de katılmıştı. Bu tablo, dere ıslahı ve taşkın kontrol yatırımlarının Giresun için yalnızca uzun vadeli altyapı çalışması değil, doğrudan afet riskini azaltmaya yönelik bir güvenlik yatırımı olduğunu gösteriyor. AKSU VADİSİNDE ÇALIŞMALAR SÜRECEK DSİ’nin son saha incelemesiyle birlikte Çardak Deresi ve Aksu Deresi’ndeki imalatların mevcut durumu yeniden değerlendirilirken, projelerin bundan sonraki aşamaları da ele alındı. Çalışmalar tamamlandığında Aksu Vadisi boyunca taşkın riskinin azaltılması, dere yataklarının daha kontrollü hale getirilmesi ve özellikle yerleşim alanlarının yoğun yağışlarda daha güvenli hale gelmesi amaçlanıyor. Giresun’un iklim ve topoğrafik yapısı dikkate alındığında, Aksu Vadisi Islahı’nın önümüzdeki dönemde kentteki en önemli taşkın önleme yatırımlarından biri olmayı sürdüreceği görülüyor.

YAĞLIDERE’DE BAYRAM ACIYA DÖNDÜ: Haber

YAĞLIDERE’DE BAYRAM ACIYA DÖNDÜ:

YAĞLIDERE’DE BAYRAM ACIYA DÖNDÜ: AMCA VE YEĞEN DERENİN AZGIN SULARINDA CAN VERDİ Giresun’un Yağlıdere ilçesinde Kurban Bayramı tatili için memleketlerine gelen amca ve yeğenin balık avı faciayla bitti. İlk gün yeğen Sedat Çelik’in cansız bedenine ulaşılırken, 4 gündür aranan 54 yaşındaki amca Sedat Çelik’in cenazesi kaybolduğu noktadan yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta, Yağlıdere İlçe Stadı yakınlarında bulundu. Kanlıca köyünde Yağlıdere Deresi’ne giren Sedat Çelik ile aynı adı taşıyan yeğeni, debisi yükselen suda akıntıya kapıldı. Yeğenin cenazesine ilk gün ulaşıldı, 54 yaşındaki amca Sedat Çelik’in cansız bedeni ise günler süren arama çalışmalarının ardından dere yatağında bulundu. BALIK AVLAMAK İÇİN DEREYE İNDİLER Olay, 23 Mayıs akşamı Yağlıdere ilçesine bağlı Kanlıca köyünde meydana geldi. Kurban Bayramı tatili için İstanbul’dan memleketleri Giresun’a gelen Sedat Çelik ile aynı adı taşıyan yeğeni, Yağlıdere Deresi’nde balık avlamak için suya girdi. Bölgede etkili olan yağışlar ve yüksek kesimlerde eriyen kar suları nedeniyle derenin debisi yükseldi. Amca ve yeğen, kısa süre içinde kuvvetli akıntıya kapılarak gözden kayboldu. İhbar üzerine bölgeye jandarma, AFAD, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, dere yatağında iş makinelerinin de kullanıldığı arama-kurtarma çalışması başlattı. YEĞENİN CENAZESİ İLK GÜN BULUNDU Arama çalışmalarında ilk acı haber yeğen Sedat Çelik’ten geldi. Ekipler, olaydan yaklaşık 5 saat sonra genç Sedat Çelik’in cansız bedenine dere kıyısındaki taşlık alanda ulaştı. Debisi yüksek dere yatağındaki çalışma güçlükle yürütüldü. Cenaze vinç yardımıyla bulunduğu noktadan çıkarıldı ve otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Genç Sedat Çelik’in ölümü, bayram için memleketlerine gelen aileyi ve ilçeyi yasa boğdu. AMCAYI BULMAK İÇİN GENİŞ ÇAPLI ARAMA YAPILDI Yeğenin cenazesine ulaşılmasının ardından 54 yaşındaki amca Sedat Çelik için arama çalışmaları yoğunlaştırıldı. AFAD koordinesindeki çalışmalara jandarma, arama-kurtarma ekipleri, dalgıçlar, itfaiye, sağlık ekipleri ve gönüllüler destek verdi. Derenin yüksek debisi, kayalık alanlar, taşlık zemin ve akıntının taşıdığı ağaç parçaları çalışmaları zorlaştırdı. Ekipler, dere boyunca hem su içi hem kıyı hattında tarama yaptı. Dron destekli kontrollerle akıntının taşıdığı bölgeler tek tek incelendi. CENAZE GÜNLER SONRA DERE YATAĞINDA BULUNDU Günler süren aramanın ardından Sedat Çelik’in cansız bedenine ulaşıldı. Ekipler, dere içerisinde tespit edilen görüntü üzerine çalışmaları bu bölgede yoğunlaştırdı. Sedat Çelik’in cenazesi, dere yatağında bulunduğu noktadan çıkarılarak morga kaldırıldı. Böylece Kanlıca köyünde başlayan bayram tatili faciası, amca ve yeğenin ölümüyle sonuçlandı. Aynı adı taşıyan iki aile ferdinin dere sularında hayatını kaybetmesi, Yağlıdere’de derin üzüntü yarattı. YÜKSEK DEBİ TEHLİKEYİ BÜYÜTTÜ Faciada en kritik unsur, Yağlıdere Deresi’nin ani yükselen debisi oldu. Karadeniz’in dik vadilerinde yağış ve kar erimesiyle dereler kısa sürede tehlikeli akıntıya dönüşebiliyor. Su seviyesindeki ani değişim, dere yatağına giren kişiler için saniyeler içinde hayati risk oluşturuyor. Yağlıdere’deki olay, özellikle bayram ve yaz dönemlerinde dere kenarlarında yapılan balık avı, piknik ve geçişlerin ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gösterdi. Yüksek debili derelerde suya girilmesi, taşlık alanlarda ilerlenmesi ve akıntı hattına yaklaşılması ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. İLÇEDE BAYRAM SEVİNCİ YASA DÖNDÜ Kurban Bayramı tatili için memlekete gelen amca ve yeğenin ölümü, Yağlıdere’de bayram sevincini acıya çevirdi. Kanlıca köyünde başlayan arama çalışmaları günlerce ilçe gündeminin merkezinde kaldı. Aile yakınları ve bölge halkı, arama çalışmalarını umutla takip etti. Ancak önce yeğenin, ardından amcanın cansız bedenine ulaşılmasıyla umut yerini büyük bir acıya bıraktı. Yağlıdere’de yaşanan facia, dere yataklarında güvenlik uyarılarının, yüksek debi dönemlerinde vatandaş bilgilendirmesinin ve riskli alanlarda denetimin önemini yeniden gündeme taşıdı.

Üretici ve market fiyat farkında karnabahar ve marul zirvede Haber

Üretici ve market fiyat farkında karnabahar ve marul zirvede

TZOB, Şubat'ta karnabahar-market fiyat farkının yüzde 229.7, marulda ise yüzde 226.7'yi aştığını duyurdu. Kuru soğan ve pırasanın da yüksek farklara sahip olduğu Şubat ayında marketlerde 28 üründe artış, 7'sinde ise düşüş yaşandı. Girdi maliyetleri ise yükselmeye devam ediyor. ANKARA (İGFA) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında üretici ve market fiyatlarındaki değişimleri değerlendirdi. Bayraktar, karnabahar ve marul başta olmak üzere bazı ürünlerde üretici ile market fiyatları arasındaki farkın yüzde 200’ü geçtiğini açıkladı. ŞUBAT AYINDA EN FAZLA FİYAT FARKI VE ARTIŞ Şubat ayında üretici ile market arasındaki en yüksek fiyat farkı karnabaharda görüldü. Üreticide 12,36 TL olan karnabahar markette 40,75 TL’ye satıldı. Marulda üretici fiyatı 16,29 TL iken market fiyatı 53,20 TL’ye ulaştı. Kuru soğan ve pırasa da fiyat farkında ilk sıralarda yer aldı. Market fiyatlarında 41 ürünün 28’inde artış yaşanırken, en yüksek artış yüzde 50,3 ile marulda gerçekleşti. Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 14,2 ile yeşil soğan oldu. Üretici fiyatlarında ise 33 ürünün 18’inde artış, 7’sinde düşüş kaydedildi; marul üreticide yüzde 49,9 artarken, karnabahar yüzde 29 değer kaybetti. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fiyat değişimlerinin seralardaki üretim yönelimleri, talep dalgalanmaları, aşırı yağışlar ve depolarda bozulmalar gibi faktörlerden kaynaklandığını belirtti. Ayrıca girdi maliyetlerindeki artış da üreticinin mali yükünü yükseltti. Şubat ayında amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, besi yemi yüzde 2,8, mazot yüzde 5,1 oranında artış gösterdi. Yıllık bazda bazı gübre ve yem fiyatlarındaki artışlar yüzde 30’un üzerine çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.