Hava Durumu

#Veteriner Hekim

giresunsonhaber - Veteriner Hekim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veteriner Hekim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kedi ve Köpek Bakımında Yeni Yaz Rutini Haber

Kedi ve Köpek Bakımında Yeni Yaz Rutini

Yaz sıcaklıkları yalnızca insanları değil, kedi ve köpekleri de doğrudan etkiliyor. Artan sıcaklıklar; su tüketiminden beslenme alışkanlıklarına, günlük aktivitelerden genel sağlık durumuna kadar birçok alanda değişime neden oluyor. Uzmanlar, yaz aylarında bakım rutinlerinin mevsim koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekerken, Royal Canin "mevsimsel adaptasyon" yaklaşımıyla hayvan sahiplerine bilim temelli öneriler sunuyor. Karışık besleme yöntemi başta olmak üzere doğru bakım uygulamalarıyla sıcak havaların oluşturabileceği risklerin azaltılması ve kedi ile köpeklerin yaz aylarını daha sağlıklı geçirmesi hedefleniyor. Yaz aylarında artan sıcaklıklar, insanlar kadar kedi ve köpeklerin de günlük yaşamını, beslenme düzenini ve genel sağlık durumunu doğrudan etkiliyor. Su tüketimindeki azalma, iştah değişiklikleri ve sıcak stresine bağlı sağlık riskleri, bakım rutinlerinin mevsim koşullarına göre yeniden şekillendirilmesini gerekli kılıyor. Uzmanlar, bu dönemde en etkili yaklaşımın "mevsimsel adaptasyon" olduğunu belirtiyor. Mevsimsel adaptasyon; beslenmeden günlük rutine, su tüketiminden aktivite saatlerine kadar tüm bakım süreçlerinin yaz koşullarına göre yeniden düzenlenmesini ifade ediyor. Böylece sıcak havaların oluşturabileceği risklerin azaltılması ve kedi ile köpeklerin yaşam kalitesinin korunması hedefleniyor. Yaz dönemine uygun beslenme yaklaşımı: Karışık Besleme Yaz aylarında kedi ve köpeklerde en sık karşılaşılan sorunlar arasında su tüketiminde azalma, sıvı kaybı riski, iştah düşüklüğü, sıcak çarpması, pati yüzeylerinde yanıklar, dış parazit artışı ve davranış değişiklikleri yer alıyor. Özellikle yavru, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan hayvanların bu dönemde daha yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Royal Canin, yaz aylarında artan sıcaklıkların beslenme ve sıvı tüketimi üzerindeki etkilerine karşı "Karışık Besleme" yaklaşımını öneriyor. Yaş ve kuru mamanın birlikte kullanıldığı bu yöntem, su tüketimini desteklerken iştahın korunmasına da katkı sağlıyor. Yıl boyunca dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan karışık besleme, özellikle su tüketiminin azalabildiği ve sıvı kaybı riskinin arttığı yaz aylarında daha da kritik hale geliyor. “Beslenme planı veteriner hekim rehberliğinde oluşturulmalıdır.” Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, karışık beslemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Mevsimsel değişiklikler, kedi ve köpeklerin beslenme ihtiyaçlarını da etkileyebilir. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle iştah azalabilir ve yeterli sıvı tüketimini desteklemek daha önemli hale gelir. Karışık besleme yaklaşımı; kuru mamanın besin yoğunluğu ile yaş mamanın yüksek nem içeriğini bir araya getirerek hem beslenmeyi daha cazip hale getiriyor hem de günlük sıvı alımını destekliyor. Ancak en doğru beslenme planı, her kedi ve köpeğin yaşı, yaşam tarzı ve sağlık durumu dikkate alınarak veteriner hekim rehberliğinde oluşturulmalıdır. Bununla birlikte, yaz aylarında yürüyüş saatlerinin yeniden düzenlenmesi, serin dinlenme alanlarının oluşturulması, su tüketiminin teşvik edilmesi ve düzenli parazit koruması gibi günlük bakım rutinlerinde yapılacak basit ancak etkili değişiklikler de sıcak havaların olumsuz etkileriyle mücadele ederken kedi ve köpeklerin sağlığını desteklemeye önemli katkı sağlar." Yaz boyunca kedi ve köpekler için dikkat edilmesi gerekenler Beslenmenin yanı sıra günlük yaşam rutininde yapılacak küçük düzenlemeler de sıcak havalarda kedi ve köpeklerin sağlığını korumada önemli rol oynuyor. İşte, yaz boyunca dikkat edilmesi önerilen temel bakım uygulamaları: Gezdirme saatlerini serin zamanlara kaydırın Köpeklerin yürüyüşleri sabah erken saatlerde veya akşam güneş battıktan sonra yapılmalıdır. Öğle saatlerinde güneş altında yürüyüş yapmak, sıcak çarpmasının yanı sıra aşırı ısınan asfalt nedeniyle pati yanıklarına da neden olabilir. Su tüketimini destekleyin Su kapları gün içerisinde birkaç kez yenilenmeli, serin ve gölgeli alanlarda bulundurulmalıdır. Gerektiğinde suya buz eklenerek içme isteği artırılabilir. Karışık besleme uygulaması da günlük sıvı alımını destekleyen önemli yöntemlerden biridir. Öğün düzenini gözden geçirin İştahın azalabileceği yaz döneminde öğünler günün serin saatlerinde verilmelidir. Aktivite düzeyine göre porsiyonlar yeniden değerlendirilmeli, gerekirse veteriner hekimle birlikte beslenme planı güncellenmelidir. Düzenli tüy bakımı yapın Tüyler düzenli olarak taranmalı, keçeleşmiş bölgeler açılarak derinin hava alması sağlanmalıdır. Serin dinlenme alanları oluşturun Kedi ve köpeklerin dinlenebileceği serin, gölgeli ve havadar alanlar oluşturulmalıdır. Serin pet yatakları, fayans zeminler veya soğutucu minderler sıcak havalarda konfor sağlayabilir. Klima veya vantilatör kullanılıyorsa doğrudan hava akımına maruz bırakılmamalarına dikkat edilmelidir. Araçta kesinlikle yalnız bırakmayın Araç içerisindeki sıcaklık yalnızca birkaç dakika içinde hayati risk oluşturabilecek seviyelere ulaşabilir. Camların açık olması bu riski ortadan kaldırmaz. Bu nedenle kedi ve köpekler hiçbir koşulda araç içerisinde yalnız bırakılmamalıdır. Parazit korumasını ihmal etmeyin Yaz ayları; kene, pire, sinek ve sivrisinek gibi dış parazitlerin en yoğun görüldüğü dönemdir. Parazit kaynaklı hastalıklara karşı veteriner hekimin önerdiği koruyucu uygulamalar aksatılmamalı, özellikle seyahat edecek hayvanlarda gerekli hazırlıklar önceden tamamlanmalıdır. Veteriner hekiminizle birlikte hareket edin Royal Canin, yaz aylarında kedi ve köpeklerin değişen ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgularken, beslenme ve bakım süreçlerinin her hayvanın yaşına, sağlık durumuna ve yaşam tarzına göre veteriner hekim rehberliğinde planlanmasının önemine dikkat çekiyor. Yaz boyunca alınacak doğru ve zamanında önlemler, sıcak havaların oluşturabileceği riskleri azaltırken kedi ve köpeklerin daha sağlıklı, güvenli ve konforlu bir yaz geçirmesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Haber

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ”

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan S19 ve RB51 aşılarına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların bilimsel veriler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yüksel, brusellozun yalnızca hayvan sağlığını değil, insan sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvansal üretimi doğrudan etkileyen önemli bir zoonotik hastalık olduğuna dikkat çekti. Veteriner Halk Sağlığı Derneği, sosyal medyada sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan Brucella abortus S19 aşısının “ilkel ve geri bir teknoloji olduğu”, yeterli koruma sağlamadığı ve RB51 aşısının daha üstün bir seçenek olduğu yönünde dile getirilen iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları konusunda kamuoyuna bilgi verilirken kişisel kanaatlerin değil, bilimsel kanıtların ve alan uzmanlarının değerlendirmelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Brusellozla mücadelede sözü kişisel kanaatler değil; bilim, bilimsel kanıt ve konunun uzmanları söylemelidir” ifadelerini kullandı. BRUSELLOZ İNSANLARA DA BULAŞABİLİYOR Bruselloz, Brucella cinsi bakterilerin neden olduğu, başta sığır, koyun, keçi ve domuzlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerini etkileyen bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyor. Hastalık hayvanlardan insanlara geçebildiği için zoonozlar arasında yer alıyor. İnsanlara bulaşma çoğunlukla; Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi, Enfekte hayvanlarla veya hayvanların doğum ve düşük materyalleriyle korunmasız temas, Kesim, doğum, aşılama ve laboratuvar işlemleri sırasında bakterinin solunması ya da deri bütünlüğünün bozulduğu alanlardan vücuda girmesi sonucunda gerçekleşebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, insanlardaki vakaların önemli bölümünü enfekte hayvanlardan elde edilen çiğ süt ve pastörize edilmemiş peynirlerin tüketimiyle ilişkilendiriyor. İnsanlarda ateş, yoğun terleme, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kas ve eklem ağrıları gibi belirtiler görülebiliyor; tedavi edilmediğinde hastalık uzun süreli veya tekrarlayıcı bir seyir gösterebiliyor. (Dünya Sağlık Örgütü) HAYVANCILIKTA YAVRU ATMA VE VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR Brusellozun hayvanlardaki en önemli sonuçları arasında gebeliğin özellikle ileri dönemlerinde yavru atma, ölü veya güçsüz yavru doğumu, döl tutmama, kısırlık, süt veriminde azalma ve erkek hayvanlarda üreme sistemi hastalıkları bulunuyor. Hastalık sürülerde yalnızca veteriner sağlık sorunu oluşturmuyor; üretim kaybı, hayvan değerinin düşmesi, sürü yenileme maliyetleri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle yetiştiriciler açısından ciddi ekonomik zararlara da yol açabiliyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de brusellozu hayvan sağlığı, uluslararası ticaret, gıda güvenliği ve kırsal ekonomi üzerinde önemli etkileri bulunan bir hastalık olarak değerlendiriyor. (woah.org) “S19 AŞISINA İLKEL DEMEK BİLİMSEL DEĞİL” Azmi Yüksel, S19 aşısının eski tarihlerden beri kullanılıyor olmasının aşının bilimsel değerini ortadan kaldırmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “S19 aşısını ‘ilkel’, ‘geri teknoloji’ veya ‘koruma sağlamayan bir aşı’ olarak nitelendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Bir aşının uzun yıllardır kullanılıyor olması, etkisiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan aşının etkinliğinin, güvenliğinin, uygulama yönteminin ve ülkenin hastalıkla mücadele stratejisindeki yerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesidir.” Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün teknik dokümanlarında S19, sığır brusellozunun kontrolünde kullanılan temel aşılardan biri olarak yer alıyor. Türkiye’de de sığır brusellozuyla mücadelede B. abortus S19, koyun ve keçilerde ise B. melitensis Rev-1 aşılarının kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığının resmî kaynaklarında belirtiliyor. (woah.org) RB51’İN AVANTAJLARI VAR, ANCAK “MUTLAK ÜSTÜN” DEĞİL Yüksel, RB51 aşısının da farklı biyolojik ve serolojik özelliklerinden kaynaklanan bazı avantajlara sahip olduğunu ancak bu durumun aşının her koşulda S19’dan daha etkili ve güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. “Bilimsel yaklaşım, aşılardan birini bütünüyle kötüleyip diğerini modern ve kusursuz çözüm olarak sunmak değildir. Her iki aşının da avantajları, sınırlılıkları ve uygulama koşulları bulunmaktadır. Seçilecek strateji ülkenin hastalık yaygınlığına, sürü yapısına, aşılama kapasitesine, laboratuvar altyapısına ve epidemiyolojik hedeflerine göre belirlenmelidir.” WOAH belgelerinde RB51’in bazı ülkelerde sığırlarda B. abortus enfeksiyonunun önlenmesi amacıyla resmî aşı olarak kullanıldığı belirtilirken, mevcut bilimsel yaklaşım iki aşının “eski-yeni” veya “kötü-iyi” biçiminde basit bir karşıtlıkla değerlendirilmesini desteklemiyor. (woah.org) RB51 İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖZEL DİKKAT GEREKTİRİYOR Veteriner Halk Sağlığı Derneğinin açıklamasında RB51’in canlı bir aşı suşu olduğu, aşılama sırasında iğnenin yanlışlıkla veteriner hekime veya uygulayıcıya batması gibi kazalar sonucunda insanlara bulaşabileceği belirtildi. RB51 enfeksiyonlarının iki önemli özelliği bulunuyor: Birincisi, bu aşı suşunun neden olduğu enfeksiyonlar rutin Brucella serolojik testlerinde güvenilir biçimde tespit edilemeyebiliyor. İkincisi ise RB51’in bruselloz tedavisinde yaygın olarak kullanılan antibiyotiklerden rifampisine doğal olarak dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavi sürecinin farklı biçimde planlanması gerekiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, RB51 kaynaklı insan vakalarının çoğunlukla aşılama sırasında meydana gelen iğne batması kazalarıyla ilişkili olduğunu, bazı vakaların ise çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri üzerinden gelişebildiğini bildiriyor. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Yüksel, bu nedenle veteriner aşılarının yalnızca yetkili kişiler tarafından, uygun koruyucu ekipman ve biyogüvenlik kuralları altında uygulanması gerektiğini belirtti. AŞILAMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL Brusellozun Türkiye’de varlığını sürdürmesinin yalnızca kullanılan aşıya bağlanamayacağını kaydeden Yüksel, mücadelede birbirini tamamlayan çok sayıda uygulamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Hastalıkla mücadele yalnızca hayvana aşı uygulamakla tamamlanmaz. Aşılama programlarının düzenli sürdürülmesi, hastalığın aktif olarak izlenmesi, enfekte hayvan ve sürülerin belirlenmesi, hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulması, kayıt sisteminin güçlendirilmesi ve veteriner sağlık hizmetlerinin sahada kesintisiz yürütülmesi gerekir.” Tarım ve Orman Bakanlığının yürürlükteki mücadele yaklaşımı da aşılama stratejisinin yanında sürveyans, saha çalışmaları, laboratuvar teşhisi ve hayvan hastalıklarının kontrolüne yönelik uygulamaları birlikte ele alıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) ATIK YAVRU VE DOĞUM MATERYALLERİ BÜYÜK RİSK TAŞIYOR Bruselloz bulunan işletmelerde düşük yapan hayvanların yavruları, yavru zarları, plasenta, doğum sıvıları, kirlenmiş yataklık ve gübre hastalığın yayılmasında önemli rol oynuyor. Bu materyallerin çıplak elle tutulmaması, çevreye veya su kaynaklarına bırakılmaması, köpeklere verilmemesi ve veteriner hekimin yönlendirmesi doğrultusunda güvenli şekilde uzaklaştırılması gerekiyor. Düşük yapan hayvanın sürüden ayrılması, temas alanlarının temizlenip dezenfekte edilmesi ve durumun yetkili veteriner birimlerine bildirilmesi hastalığın sürü içinde yayılmasını azaltan temel önlemler arasında bulunuyor. (Veteriner Kontrol Enstitüsü) ÇİĞ SÜT VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ ÜRÜNLERE KARŞI UYARI Azmi Yüksel, brusellozun halk sağlığı boyutunda tüketicilerin de dikkatli olması gerektiğini belirterek çiğ süt, taze peynir ve kaynağı belirsiz süt ürünlerine karşı uyardı. “Sütün kaynatılması veya pastörize edilmesi yalnızca ürünün dayanıklılığıyla ilgili değildir; zoonotik hastalıklara karşı temel bir halk sağlığı önlemidir. Özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinin tüketilmesi ciddi risk taşımaktadır.” WOAH, insan brusellozunun önlenmesinde enfeksiyonun hayvanlarda kontrol altına alınmasını temel yaklaşım olarak gösterirken, enfekte hayvanlardan elde edilen sütün pastörize edilmesinin insanlara bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını bildiriyor. (woah.org) RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI Bruselloz açısından özellikle; Veteriner hekimler, Hayvan yetiştiricileri, Çobanlar, Mezbaha ve kesimhane çalışanları, Kasaplar, Süt ve süt ürünü üretiminde çalışanlar, Laboratuvar personeli daha yüksek mesleki risk altında bulunuyor. Bu kişilerin doğum, düşük, kesim, nekropsi, numune alma ve aşılama işlemleri sırasında eldiven, gözlük, maske ve koruyucu giysi kullanması; iğne batması veya şüpheli materyalle temas halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. “BRUSELLOZ TEK SAĞLIK MESELESİDİR” Yüksel, brusellozun insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini gösteren en açık hastalıklardan biri olduğunu belirtti. “Hayvan sağlığını korumadan insan sağlığını, gıda güvenliğini ve üreticinin ekonomik geleceğini korumak mümkün değildir. Brusellozla mücadele; veteriner hekimlerin, beşerî hekimlerin, laboratuvarların, kamu kurumlarının, yetiştiricilerin ve gıda sektörünün ortak sorumluluğudur.” Veteriner Halk Sağlığı Derneği, Türkiye’nin zoonotik hastalıklarla daha etkili mücadele edebilmesi için bilimsel ve teknik kararlarını mesleki esaslarla alabilen, kurumsal kapasitesi güçlü ve bağımsız hareket edebilen bir veteriner otoriteye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı. YÜKSEL: “TOPLUMU YANILTACAK KESİN HÜKÜMLERDEN KAÇINILMALI” Veteriner Hekim Azmi Yüksel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticilerimizin bilgisi ve saha deneyimi elbette değerlidir. Ancak kişisel deneyim ve gözlemler, bilimsel kanıtların ve mesleki uzmanlığın yerine geçemez. Hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları hakkında konuşulurken bilimsel kanıtlar esas alınmalı, uzmanlık alanlarına saygı gösterilmeli ve toplumu yanıltabilecek kesin hükümlerden kaçınılmalıdır. Brusellozla mücadelede sözü bilim ve uzmanlık söylemelidir.”

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Haber

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR”

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, Kurban Bayramı’nda etin kesimden sofraya kadar doğru yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenli gıda yalnızca sofraya gelen ürün değil; kesimden taşımaya, saklamadan pişirmeye kadar bütün sürecin doğru yönetilmesidir” dedi. “YENİ KESİLMİŞ ET HEMEN TÜKETİLMEMELİ” Kurban Bayramı’nda artan et tüketimiyle birlikte hijyen, saklama ve pişirme koşulları halk sağlığı açısından daha kritik hâle geliyor. Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, özellikle bayramın ilk günü yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. YÜKSEL, kesim sonrası dinlendirilmemiş etin sindirimi zorlaştırabileceğini ve uygun olmayan koşullarda bekletildiğinde mikroorganizmalar için riskli bir ortam oluşturabileceğini belirtti. “Toplumda hâlâ ‘kesilir kesilmez mangal’ anlayışı oldukça yaygın. Oysa veteriner halk sağlığı açısından doğru yaklaşım, etin belirli süre dinlendirilmesi ve uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesidir.” “ETLER ÜST ÜSTE YIĞILMAMALI, KISA SÜREDE SOĞUTULMALI” Kurban etinin büyük parçalar hâlinde üst üste yığılmasının bozulma riskini artırdığını kaydeden YÜKSEL, sıcak havalarda etin iç kısmının uzun süre sıcak kalabildiğine dikkat çekti. YÜKSEL, etlerin mümkünse küçük parçalara ayrılması, temiz kaplarda muhafaza edilmesi ve kısa sürede buzdolabına kaldırılması gerektiğini ifade etti. “Etin poşet içinde havasız şekilde uzun süre bekletilmesi doğru değildir. Bu durum koku oluşumuna ve bakteri çoğalmasına zemin hazırlayabilir. Taşıma ve saklamada temiz, gıdaya uygun kaplar tercih edilmelidir.” “ÇİĞ ETLE HAZIR GIDALAR TEMAS ETMEMELİ” Bayram dönemlerinde en sık yapılan hatalardan birinin çiğ et ile tüketime hazır gıdaların aynı ortamda temas etmesi olduğunu belirten YÜKSEL, çapraz bulaşma riskine karşı uyarıda bulundu. Çiğ et için kullanılan bıçak, kesme tahtası ve kapların iyi temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmaması gerektiğini söyleyen YÜKSEL, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha fazla etkilenebileceğini bildirdi. “Çapraz bulaşma, bayram dönemlerinde gözden kaçan en önemli risklerden biridir. Çiğ etle temas eden ekipmanlar temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmamalıdır.” “ETİN DIŞININ PİŞMİŞ GÖRÜNMESİ YETERLİ DEĞİL” Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, etin pişirme aşamasının da halk sağlığı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. YÜKSEL, etin yalnızca dışının pişmiş görünmesinin yeterli olmadığını, iç kısmın da uygun sıcaklığa ulaşması gerektiğini belirtti. Özellikle kıyma ve parçalanmış et ürünlerinde yetersiz pişirmenin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ifade etti. “KONTROLSÜZ KESİMLER ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI RİSKİDİR” Kurban kesimlerinin mümkün olduğunca resmi ve denetimli alanlarda yapılması gerektiğini belirten YÜKSEL, sokak aralarında ve uygun olmayan alanlarda yapılan kontrolsüz kesimlerin yalnızca görüntü kirliliği oluşturmadığını, aynı zamanda çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalık riski taşıdığını söyledi. YÜKSEL, kan, iç organlar ve diğer hayvansal atıkların gelişigüzel çevreye bırakılmasının kötü koku, sinek, kemirgen ve çevresel kirlenmeye neden olabileceğini kaydetti. “Atıkların doğru bertaraf edilmesi toplum sağlığının bir parçasıdır. Kurban Bayramı aynı zamanda çok büyük bir gıda güvenliği sürecidir.” “SOFRALARDAKİ ET BOL OLDUĞU KADAR GÜVENLİ DE OLMALI” Kurban Bayramı’nın paylaşma ve dayanışma yönünün yanında ciddi bir gıda güvenliği süreci olduğunu belirten YÜKSEL, vatandaşların göstereceği küçük dikkatlerin binlerce kişinin sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. YÜKSEL, güvenli gıdanın yalnızca sofraya gelen ürünle sınırlı olmadığını, üretimden kesime, taşımadan saklamaya ve pişirmeye kadar bütün aşamaların doğru yönetilmesiyle mümkün olduğunu vurguladı. “Bayramın gerçekten bayram olabilmesi için sofralarımızdaki etin yalnızca bol değil, aynı zamanda güvenli olması gerekir. Sağlıklı bir bayram için etin kesimden sofraya kadar her aşaması dikkatle yönetilmelidir.”

Hayvan sahiplerine aşı ve küpe ücretlerinde önemli ayar... O ücretler desteklemeden düşecek Haber

Hayvan sahiplerine aşı ve küpe ücretlerinde önemli ayar... O ücretler desteklemeden düşecek

Veteriner biyolojik ürünlerin ve hayvan tanımlama araçlarının bedelleri ile uygulama ücretlerine ilişkin tahsilat usulleri güncellendi. Sığır, koyun ve keçilerde ödemeler desteklemelerden düşülecek, diğer hayvan türlerinde ise doğrudan ödeme yapılması şartı getirildi. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı, veteriner biyolojik ürünlerin (aşı, serum vb.) yanı sıra hayvan kulak küpesi ve mikroçip gibi tanımlama araçlarının maliyetleri ve uygulama ücretlerinin tahsilat yöntemlerini belirleyen Tebliğ No: 2026/2’yi Resmi Gazete’de yayımladı. Yayımlanan tebliğe göre, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren sığır, koyun ve keçi türleri için belirlenen aşı ve küpe bedelleri ile uygulama ücretleri, hayvan sahibinin rızası alınarak Bakanlık desteklemelerinden mahsup edilecek. Kanatlı, at, kedi ve köpek gibi diğer hayvan türlerinde ise mahsup yöntemi uygulanmayacak; söz konusu ücretler doğrudan banka hesaplarına veya döner sermaye veznelerine ödenecek. Sahipsiz hayvanlara yönelik gerçekleştirilen uygulamalar ise tebliğ kapsamı dışında bırakıldı. Tüm uygulamalar VETBİS ve TÜRKVET sistemleri üzerinden kayıt altına alınacak. Hayvan sahiplerine bilgilendirmeler mobil mesaj yoluyla yapılacak. Protokolle devredilen veya ücretsiz yürütülen aşılama faaliyetlerinde eğitim zorunluluğu ve banka hesap bildirimi şartı getirildi. Ödemelerin üç aylık icmaller şeklinde yapılması kararlaştırılırken, resmi veteriner hekim ve teknikerlere yapılacak ödemeler gerekli kesintilerin ardından gerçekleştirilecek. Haksız şekilde yapılan ödemeler faiziyle birlikte geri tahsil edilecek ve sorumlular hakkında cezai ile idari işlem başlatılacak. İlgili tebliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

KIRSALDA BEREKET İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI Haber

KIRSALDA BEREKET İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI

KIRSALDA BEREKET İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI Tarım ve Orman Bakanlığı, küçükbaş hayvancılığı büyütmek için yeni destek programını başlattı. Proje kapsamında hak sahiplerine 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş hayvan verilecek. Başvurular 30 Nisan 2026 mesai bitimine kadar İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde alınacak. Tarım ve Orman Bakanlığı, “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi”ni 1 Nisan 2026 itibarıyla uygulamaya aldı. HAYGEM koordinasyonunda yürütülecek projede, TİGEM’e ait küçükbaş hayvanlar üreticilere teslim edilecek. Programın temel hedefi, küçükbaş işletme ve anaç hayvan sayısını artırmak, kırsal üretimi güçlendirmek ve kırmızı et arzında sürdürülebilirliği sağlamak olarak açıklandı. Projeden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler yararlanabilecek. İşletmesi olanlar da olmayanlar da başvuru yapabilecek; ancak hâlihazırda küçükbaş yetiştiriciliği yapanlarda 31 Aralık 2025 tarihli TÜRKVET kayıtlarına göre en fazla 105 dişi anaç hayvan sınırı aranacak. 106 ve üzeri dişi anaç varlığı bulunan işletmeler başvuru hakkı elde edemeyecek. İşletmesi bulunmadan başvurup hak sahibi olanlar ise, bilgilendirme sonrası 5 iş günü içinde gerekli kapasitede işletme açmak zorunda kalacak. Başvurularda her yetiştirici yalnızca bir işletme için işlem yapabilecek, aynı haneden de sadece bir kişi müracaat edebilecek. Kiralık işletmeyle başvuracaklardan noter onaylı en az 3 yıllık kira sözleşmesi istenecek. Kamu kurumlarında çalışanlar, tüzel kişiler, 18 yaş altındakiler, bazı destek programlarından daha önce yararlananlar ve belirli yasal engelleri bulunan kişiler proje dışında tutulacak. Başvurular il bazında puanlanacak. Kadın yetiştiriciler, genç üreticiler, gazi ve engelli başvuru sahipleri ile birinci derece şehit yakınları, tarımsal örgüt üyeleri, veteriner hekim, ziraat mühendisi ve gıda mühendisi olanlar ile küçükbaş hayvancılık eğitimi bulunanlar değerlendirmede ek puan alacak. Aile işletmeleri, hayvan varlığı, sürü kayıt süresi, aktiflik durumu ve 2025 yılı ÇKS verileri de puanlamada etkili olacak. Puan eşitliğinde kadınlara, daha genç başvuru sahiplerine ve başvurusunu daha erken tamamlayanlara öncelik verilecek. Projede hak kazananlar, Ziraat Bankası Temel Hayvancılık Kredisi kullanabilecek. Hayvanlar peşin ya da krediyle alınabilecek; teslimatlar TİGEM’in proje için ilan edeceği fiyatlar üzerinden yapılacak. Hak sahiplerine hayvanlar bir yıllık TARSİM sigortasıyla verilecek. Ayrıca teslimden sonraki ilk 12 ay boyunca, üç ayda bir olmak üzere hayvan başına 150 lira, toplamda 450 lira bakım ve besleme desteği ödenecek. Proje 2026-2028 döneminde uygulanacak. Başvurular 1-30 Nisan 2026 tarihleri arasında alınacak, askı ve itiraz süreci mayıs ayında tamamlanacak. Hak sahiplerinin bilgilendirilmesi ve hayvan teslim süreçleri ise 2026’nın ikinci yarısında başlayacak. Teslim edilen hayvanlar iki yıl boyunca denetime tabi tutulacak; mücbir sebep dışında satış yapılması halinde taahhütname hükümleri devreye girecek. https://www.tarimorman.gov.tr/HAYGEM/Haber/454/Kirsalda-Bereket-Kucukbasa-Destek-Projesi-Basliyor?fbclid=IwY2xjawQ6VMBleHRuA2FlbQIxMABzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeroD4-L1EvCnR6IaVKl7naeGiBGFLVrakdgt0UtXSfhR7Opb0zoZxoLJslgk_aem_p_9__r_I7MUExiVcaWjAmw

VALİ KOÇ, BULANCAK SOKAK HAYVANLARI BAKIMEVİ’NDE İNCELEMELERDE BULUNDU Haber

VALİ KOÇ, BULANCAK SOKAK HAYVANLARI BAKIMEVİ’NDE İNCELEMELERDE BULUNDU

VALİ KOÇ, BULANCAK SOKAK HAYVANLARI BAKIMEVİ’NDE İNCELEMELERDE BULUNDU GİRESUN – Giresun Valisi Mustafa Koç, Bulancak ilçesine bağlı Şeyhmusa Köyü Salman Mevkii’nde bulunan Giresun İli Sokak Hayvanları Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ederek tesiste incelemelerde bulundu. Modern altyapı ile kurulan merkezde yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Vali Koç, sokak hayvanlarının bakım ve rehabilitasyon süreçlerinin titizlikle sürdürüldüğünü belirtti. 50 Bin Metrekarelik Modern Tesis Giresun İl Özel İdaresi tarafından yaklaşık 50 bin metrekarelik alan üzerine kurulan ve 2025 yılı Temmuz ayında hayvan kabulüne başlayan merkezde; idari bina, veteriner hekim odaları, muayenehane, ameliyathane, işçi odaları ile mama ve soğuk hava deposu gibi birçok teknik birim bulunuyor. Hayvan refahını önceleyen tesisin 30,4 dönümlük bölümünde barınak alanları yer alırken, hayvanların beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla 2.000 kilogram kapasiteli mama üretim makinesi de faaliyete geçirildi. Kamu Kurumlarından Günlük 750 Kilogram Atık Yemek Merkezde ayrıca sürdürülebilir beslenme için geri dönüşüm modeli uygulanıyor. Kamu kurumlarından günlük ortalama 750 kilogram atık yemek toplanarak değerlendiriliyor ve sokak hayvanlarının beslenmesinde kullanılıyor. Heyet Eşlik Etti Vali Koç’un incelemeleri sırasında; Vali Yardımcısı Şahin Bayhan,Bulancak Kaymakamı Ömer Faruk Tuncer,Abdullah Üzeyir ve barınak sorumluları hazır bulundu. İl Genelinde Çok Ekipli Çalışma Giresun genelinde sokak hayvanlarına yönelik çalışmalar; İl Özel İdaresi’ne ait 2 toplama aracı ve 6 personel,Belediyelere ait 6 toplama aracı, 6 veteriner hekim ve 28 personel tarafından yürütülüyor. Bulancak’ta kurulan modern merkezin devreye girmesiyle birlikte, bölgedeki sokak hayvanlarının bakım, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin daha yüksek standartlarda yürütülmesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.