Hava Durumu

#Veri Güvenliği

giresunsonhaber - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak

Gelişen yapay zekâ ekosisteminde kurumların asıl odaklanması gereken noktanın altyapı dayanıklılığı olduğuna dikkat çeken GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, “Kurumlarda devasa büyüme yeni sorumlulukları beraberinde getirirken, veri güvenliğiyle iş sürekliliğini de ön plana çıkarıyor. Kurumlarda asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesintide operasyonların hızlı ve güvenli bir biçimde sürdürebilir olacağıdır. Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporlarına göre veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacak.” dedi. Kurumlarda devasa büyümenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirten GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, veriyi sadece saklamanın iş sürekliliği için yeterli olmadığını vurguladı. Veri güvenliğiyle iş sürekliliğinin birbirini tamamladığına dikkat çeken Gündoğdu, “Küresel araştırma şirketi Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporları, veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Rakamlardan da anlıyoruz ki; kurumlar için asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesinti sonrasında operasyonların ne kadar hızlı ve güvenli biçimde sürdürebileceğidir.” değerlendirmesini yaptı. “Kurumların yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor” Kamu ve özel sektörde 25 yılı aşan sektörel deneyime sahip olduğunu belirten Gündoğdu, özellikle son yıllarda kurumların veri güvenliği ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği mimarilerini oluştururken yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor. İş sürekliliği planlamasında RPO ve RTO gibi kavramlar kritik önem taşıyor. Kurumun hangi noktadaki veriye geri dönebileceği ve sistemlerini ne kadar sürede yeniden çalıştırabileceği önceden belirlenmeli. Bu süreçlerin düzenli olarak test edilmesi, sürdürülebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşanan bir kesinti yalnızca teknik bir problem değil; mali kayıp, operasyonel aksama ve itibar riski anlamına da geliyor.” Yapay zekâ yatırımlarında altyapı ve yönetişim birlikte ele alınmalı Yapay zekâ yatırımlarının veri merkezi kapasitesi, enerji gereksinimleri ve kurumsal altyapılar üzerindeki etkisine dikkat çeken Gündoğdu, bu alandaki yatırımların bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kurumların işlem kapasitesi, veri yönetimi ve entegrasyon ihtiyaçları da büyüyor. Ancak yalnızca daha güçlü sunuculara veya daha büyük modellere yatırım yapmak yeterli değil. Bu sistemlerin güvenli, erişilebilir, yönetilebilir ve kesintilere dayanıklı olması gerekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının başarısı, arkasındaki altyapının ve yönetişim mekanizmalarının olgunluğuyla doğrudan ilişkili.” Agentic AI ile bilgi, kontrollü aksiyona dönüşüyor Kurumsal yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Gündoğdu, özellikle Agentic AI yaklaşımının iş süreçlerinde önemli değişiklikler yaratacağını söyledi. “Bugüne kadar yapay zekâyı çoğunlukla sorulara yanıt veren, bilgiye erişimi kolaylaştıran veya içerik üreten sistemler olarak değerlendirdik. Agentic AI ile birlikte bu yaklaşım değişiyor. Artık sistemler yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; belirli hedefler doğrultusunda süreçleri analiz edebiliyor, farklı kurumsal uygulamalarla etkileşime geçebiliyor ve tanımlanan yetkiler çerçevesinde aksiyon başlatabiliyor.” Bu dönüşümde insan unsurunun önemini koruduğunu vurgulayan Gündoğdu, “İnsan unsuru bizim için son derece kıymetli. Yapay zekânın amacı insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmek olmalı. Tekrarlayan ve operasyonel yoğunluğu yüksek süreçlerde yapay zekâdan yararlanırken, kritik karar noktalarında insan gözetimini ve onay mekanizmalarını korumamız gerekiyor. Kurumsal dünyada gerçek değer yaratacak yaklaşımın kontrollü otonomi olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kurumsal yapay zekânın temelinde orkestrasyon bulunuyor Yapay zekâ sistemlerinin kurumsal yapılara entegrasyonunun yalnızca büyük dil modelleriyle çözülemeyeceğini belirten Gündoğdu, orkestrasyon katmanlarının önemine dikkat çekerek “Kurumsal yapılarda ERP, CRM, BT yönetim sistemleri, veri tabanları ve farklı uygulamalardan oluşan karmaşık teknoloji ekosistemleri bulunuyor. Yapay zekânın gerçek iş değeri üretebilmesi için bu sistemlerle güvenli biçimde etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Asıl mesele farklı teknolojileri bir araya getirmekten çok, bunların doğru bir mimari içerisinde birlikte çalışmasını sağlamak. Veri kaynaklarını, kurumsal uygulamaları, yapay zekâ ajanlarını ve insan onay mekanizmalarını bir araya getiren orkestrasyon katmanları bu nedenle kritik önem taşıyor. Yetkilendirme, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik bu mimarinin ayrılmaz parçaları olmalı” değerlendirmesinde bulundu. GBA Bilişim’in öncelikli pazar hedefi Birleşik Krallık GBA Bilişim’in gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler paylaşan Gündoğdu, şunları söyledi: “Türkiye’de edindiğimiz kurumsal teknoloji ve entegrasyon deneyimini daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Birleşik Krallık, uluslararası büyüme stratejimizde öncelikli değerlendirdiğimiz pazarlardan biri. Amacımız yalnızca yeni pazarlarda faaliyet göstermek değil, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknik yetkinliği ve saha deneyimini uluslararası ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Kapadokya Üniversitesi'nin öncülüğünde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Ulusal Yapay Zeka Buluşması başladı. 15-16 Ekim tarihlerinde iki gün sürecek buluşmada Türkiye'nin önde gelen yapay zekâ ve teknoloji liderleri sahne alıyor; akademi, kamu, iş dünyası, sivil toplum ve öğrenciler Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte tartışıyor. Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor Haber

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor

Birçok şirkette kritik operasyonlar hâlâ kurumsal sistemler yerine Excel dosyaları, kişisel klasörler ve departman içi listeler üzerinden yönetiliyor. Pratik görünen bu alışkanlık veri güvenliği, hata riski, izlenebilirlik ve kurumsal kontrol açısından zafiyet yaratıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısıyla şirketlerin operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden daha güvenli, izlenebilir ve sürdürülebilir bir dijital omurga üzerinde yönetmesini sağlıyor. Elektronik tablolar şirketler için hızlı, esnek ve erişilebilir çalışma araçları olmayı sürdürüyor. Ancak kritik operasyonlar kurumsal sistemler yerine kişisel dosyalar, departman içi listeler ve e-posta ekleri üzerinden yönetilmeye başladığında, bu pratiklik zamanla görünmez bir kontrol riskine dönüşüyor. Satın alma takibi, üretim planı, stok güncellemesi, fiyat listesi, bakım çizelgesi, tahsilat takibi veya müşteri siparişi gibi süreçler kişisel dosyalara taşındıkça, şirketin operasyonel hafızası da kurumsal sistemlerden kişilere ve dosya versiyonlarına bağımlı hale geliyor. Elektronik tablo kullanımına ilişkin akademik çalışmalar da bu riskin ölçeğine dikkat çekiyor. Raymond R. Panko’nun elektronik tablo hatalarına ilişkin araştırma derlemesi, elektronik tablo hatalarının yaygın ve tespit edilmesi zor olduğunu; özellikle büyük ve operasyonel amaçlı kullanılan dosyalarda hatalı sonuç üretme riskinin arttığını ortaya koyuyor. Aynı çalışma, kurumların ve kullanıcıların elektronik tabloların doğruluğuna çoğu zaman gereğinden fazla güvendiğini de vurguluyor. Kişisel dosyalar kurumsal kontrolü zayıflatıyor Bir gölge BT örneği olarak ele alınması gereken elektronik tablolar ve e-posta ekleri odaklı iş yapma biçimleri, çoğu zaman sorunun kendisinden ziyade kurumsal sistemlerin süreçleri uçtan uca kapsayamamasının bir belirtisi. Bir departman kendi raporunu, başka bir ekip kendi stok listesini, finans birimi ayrı bir maliyet tablosunu, satış ekibi ise farklı bir tahmin dosyasını kullandığında kurum içinde tek bir veri gerçeği yerine birbirinden kopuk versiyonlar oluşuyor. Bu durum, ilk bakışta karar alma süreçlerine hız kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede izlenebilirliği, kontrol kabiliyetini ve karar kalitesini zayıflatıyor. Dosyanın sahibinin değişmesi, formülün bozulması, e-posta ile paylaşılan eski versiyonun kullanılmaya devam etmesi ya da manuel veri girişindeki küçük bir hata, kritik bir operasyonun yanlış bilgiyle yönetilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle kişisel dosyalara dayalı çalışma biçimi yalnızca operasyonel verimlilik meselesi olarak görülmemeli; veri güvenliği, yetki yönetimi, denetim izi ve kurumsal hafıza açısından da değerlendirilmelidir. “Excel devleti” şirket içinde gölge operasyon alanı yaratıyor Kurumsal sistemlerin dışında büyüyen dosya düzeni, zamanla şirket içinde görünmeyen bir “Excel devleti” yaratıyor. Her departmanın kendi dosyası, kendi raporu ve kendi doğrusu oluştuğunda süreçler merkezi sistemlerden kopuyor. Operasyon hacmi arttıkça manuel güncelleme ihtiyacı çoğalıyor, dosya trafiği karmaşıklaşıyor ve hangi verinin güncel olduğu sorusu giderek daha kritik hale geliyor. Örneğin aynı stok verisinin farklı departmanlarda farklı görünmesi, maliyet hesaplarının güncel olmayan dosyalardan yapılması, üretim planlarının manuel listelere göre revize edilmesi veya satış tahminlerinin kişisel dosyalarda tutulması; şirketin yalnızca günlük operasyonunu değil, stratejik karar alma kalitesini de etkiliyor. Kurumsal kontrolün güçlenmesi için verinin kişisel dosyalarda değil, süreçlerin doğal akışı içinde oluştuğu entegre sistemlerde yönetilmesi gerekiyor. Tek veri kaynağı kurumsal hafızayı güçlendiriyor Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), şirketlerin kritik operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden yönetmesinin izlenebilirlik ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Canias ERP; satın almadan üretime, stoktan finansa, kaliteden raporlamaya kadar farklı süreçleri entegre bir yapı içinde ele alarak operasyonların kişisel dosyalara değil, kurumsal sisteme dayanmasını sağlıyor. Canias’ın süreç odaklı yapısı sayesinde veri, süreçlerin dışında manuel olarak taşınan bir unsur olmaktan çıkıyor; operasyonun içinde üretilen, güncellenen ve izlenebilen bir kurumsal kaynağa dönüşüyor. Böylece şirketler yalnızca veriye daha hızlı erişmekle kalmıyor; hangi bilginin ne zaman, kim tarafından ve hangi süreç içinde oluşturulduğunu da takip edebiliyor. Bu sayede raporlama kalitesi artarken hata riski azalıyor ve karar alma süreçleri için daha güvenilir bir zemin oluşuyor. “Kritik süreçler kişisel dosyalara emanet edilmemeli” IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK , şirketlerde kişisel dosyalar üzerinden yürüyen operasyonların kurumsal kontrol açısından önemli riskler yarattığını belirterek şunları söyledi: “Excel ve benzeri araçlar esnek görünse de kritik süreçler kişisel dosyalara kaydığında/emanet edildiğinde şirketin kontrol kabiliyeti zayıflıyor.Üstelik geleneksel tablolar, bugün yapay zeka ve gelişmiş iş zekası (BI) araçlarının ihtiyaç duyduğu canlı ve doğrulanmış veriyi beslemekte yetersiz kalıyor. Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısı ise operasyonları tek bir güvenilir veri kaynağında toplayarak şirketlere hem bugün için güçlü bir izlenebilirlik sunuyor hem de geleceğin yapay zeka tabanlı karar destek mekanizmalarına sağlam bir zemin hazırlıyor.” Kurumsal sistemlerin süreç yönetimi altyapısı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketlerde sürdürülebilir kontrol, verinin tek bir yerde tutulmasından daha fazlasını gerektiriyor. Önemli olan, süreçlerin doğru sistem üzerinde tasarlanması ve verinin bu süreçlerin doğal çıktısı olarak oluşmasıdır. Canias ile şirketler operasyonlarını uçtan uca entegre edebilir, süreç sahipliğini netleştirebilir ve raporlamayı kişisel dosyalara bağımlı olmaktan çıkarabilir. Bu da hem kurumsal hafızayı güçlendirir hem de büyüme yolculuğunu daha sağlam bir dijital altyapıya taşır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.