Hava Durumu

#Üsküdar Üniversitesi

giresunsonhaber - Üsküdar Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üsküdar Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR MASAYA YATIRILDI Haber

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR MASAYA YATIRILDI

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR MASAYA YATIRILDI “İşyerlerinde Güvenlik Kültürünü Geliştiren Yenilikçi Eğitimler ve Uygulamalar” ana temasıyla düzenlenen IX. Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyum; akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini, iş güvenliği uzmanlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinlikte iş kazalarının önlenmesi, güvenlik kültürünün kurumsallaştırılması, psikososyal riskler, dijitalleşme ile madencilik ve inşaat sektörlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları gibi birçok başlık ele alındı. “İş kazaları önlenebilir” Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Arif Aktuğ Ertekin, iş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’nin en önemli toplumsal meselelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Teknolojik gelişmelere rağmen iş kazalarındaki can kayıplarının sürdüğünü vurgulayan Ertekin, 2024 yılında 700 binden fazla iş kazası yaşandığını, ölümlerin önemli bir kısmının çocuk ve göçmen işçilerden oluştuğunu belirtti. “Bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen hâlâ iş kazaları nedeniyle insanlarımızı kaybediyoruz. Bunların tamamı önlenebilir ölümler” diyen Ertekin, güvenlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. ERKEN UYARI SİSTEMLERİ VURGUSU İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Rüştü Uçan ise sempozyumun dokuzuncusunu gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, ilk etkinliğin Soma faciasının ardından düzenlendiğini söyledi. Akademik üretimin sahaya yansımasının önemine değinen Uçan, yayımlanan e-kitapların yüz binlerce kez indirildiğini aktardı. Deprem ve doğalgaz risklerine de değinen Uçan, erken uyarı sistemlerinin hayati önem taşıdığını belirterek, “Deprem için 15–30 saniyelik erken uyarı mümkündür. Bu sistemlerin konutlarda da acilen uygulanması gerekir” dedi. Doğalgaz dedektörleri ve otomatik gaz kesme sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi çağrısında bulundu. “GÜVENLİK KÜLTÜRÜ NESİLLERLE GELİŞECEK” Sempozyum Yürütücüsü ve İSG Bölüm Başkan Yardımcısı Sertaç Temur, bu yılki ana temanın “güvenlik kültürü” olarak belirlendiğini ifade etti. Güvenliğin, insanın temel ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Temur, iş sağlığı ve güvenliği alanının ikinci ve üçüncü nesillerde çok daha ileri bir noktaya taşınacağına inandığını söyledi. MEZUNLAR VE SEKTÖR BULUŞTU Sempozyum kapsamında Üsküdar Üniversitesi İSG Bölümü’nün 2017 yılı ilk mezunları da bir araya geldi. Türk Hava Yolları’nda görev yapan A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Dr. Ahmet Ebrar Sakallı ile akademisyenler, mesleki ve akademik deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Üç oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda; deprem erken uyarı sistemleri, gaz algılama teknolojileri, dijital İSG uygulamaları, psikososyal riskler ve madencilikte sürdürülebilir güvenlik kültürü gibi başlıklarda sunumlar yapıldı. Etkinlik, değerlendirmelerin ardından kapanış konuşmasıyla sona erdi.

Uzmanından kış sürüşü uyarısı! Direksiyon başında tüm dikkatlerinizi yola verin Haber

Uzmanından kış sürüşü uyarısı! Direksiyon başında tüm dikkatlerinizi yola verin

Soğuk kış mevsiminde kar, buz ve sis, sürücüler için riskli koşullar teşkil ediyor. Özgür Şener, sürücülere yolda dikkatli olmalarını tavsiye etti. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, kış şartlarında sürücülere uyarılarda bulundu. Şener, olumsuz hava koşullarında araç kullanmaktan kaçınılması gerektiğini ve güvenli sürüşün yola çıkmadan önce başladığını belirtti. Karlı ve buzlu yollarda sürüşün bireysel beceriden çok doğru karar almayı gerektirdiğini söyleyen Şener, toplu taşıma imkanı varsa özel araç kullanılmamasını, mecbur kalındığında ise "çok acele etmeden" yol alınmasını önerdi. Ayrıca kaygan zeminlerde hızın düşürülmesinin ve ani manevralardan kaçınılmasının önemine dikkat çekti. KAZALARIN NEDENİ DİKKATSİZLİK Şener, kış aylarında meydana gelen kazaların çoğunun teknik değil, dikkatsizlik kaynaklı olduğunu ve telefon kullanımının ölümcül kazalara sebep verdiğini ifade etti. "Güvenli mesafeyi korumamak ve sürüş sırasında telefon kullanımı arkadan çarpmaların temel sebebidir," dedi. Güvenli sürüşün hazırlıklarının yola çıkmadan önce yapılması gerektiğini vurgulayan Şener, lastiklerin diş derinliğinin ve basıncının kontrol edilmesini, farlar, silecekler ve havalandırma sistemlerinin düzgün çalıştığından emin olunması gerektiğini hatırlattı. Cam suyunun antifriz içermesinin ve araç üzerindeki karları temizlemenin önemini vurguladı. Kış mevsiminde yolda kalınma ihtimaline karşı, aracın enerji, su ve temel gıda maddeleriyle donatılması gerektiğini söyleyen Şener, bu hazırlığın çocuklu aileler için daha da önemli olduğunu belirtti. Kar zincirlerinin doğru ölçüde olması ve nasıl kullanılacağını bilmenin önemine işaret etti. ELEKTRİKLİ ARAÇ KULLANICILARINA ÖZEL UYARILAR Şener, elektrikli araç sahiplerini soğuk havaların bataryalarını etkileyebileceği konusunda uyardı ve yola çıkmadan şarj durumu ile güzergâhtaki şarj istasyonlarının planlanması gerektiğini söyledi. Özgür Şener, kış şartlarında güvenli sürüşün teknik bilgi yanında bilinçli davranışla ilişkili olduğunu vurguladı: "Kış şartlarında güvenli sürüş, 'gidebilir miyim?' sorusundan önce 'gitmeli miyim?' sorusuyla başlar."

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor! Haber

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor!

Beşiktaş'ta bir restoranda yemek yedikten sonra gıda zehirlenmesi şüphesiyle Fatih'teki konakladıkları otelden hastaneye kaldırılan bir ailede, anne baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi olayının ardından, otelin kısa süre önce ilaçlandığı bilgisinin ortaya çıkması, otel ilaçlamalarında alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine yönelik dikkati artırdı. Otellerdeki ilaçlama uygulamalarının hem misafirlerin hem de çalışanların sağlığı açısından önemli uyarılarla ele alındığı belirtildi. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru yapılmadığı durumlarda ciddi sağlık tehditlerinin ortaya çıkabileceğini vurguladı. Otellerde haşere ve kemirgenler için uygun ortam oluşuyor… Otellerin, yoğun insan hareketliliği, gıda servisi ve farklı iklim koşullarında sürekli kullanılması nedeniyle haşere ve kemirgenlerin üremesi için elverişli ortamlar oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Hamamböceği, tahtakurusu, kemirgen, sinek ve sivrisinek gibi zararlılar yalnızca konforu bozmakla kalmaz, aynı zamanda salmonella, escherichia coli, leptospiroz, hantavirüs ve alerjen partiküller gibi halk sağlığını tehdit eden riskleri barındırır. Bu nedenle ilaçlama uygulamaları gıda güvenliğini, misafir sağlığını ve işletmenin yasal yükümlülüklerini korumak için oldukça önemlidir. Doğru pestisit kontrol stratejileri otelleri biyolojik bulaşlardan ve hijyen skandallarından korur, bu da işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.” dedi. Pestisit kontrolsüz kullanılırsa sağlık riskleri oluşturabilir “Otellerde yapılan ilaçlamaların sağlık açısından büyük tehlikeler barındırabileceğini” belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları söyledi: “Pestisitler kontrolsüz kullanıldığında akut ve kronik sağlık risklerine yol açabilir. Akut etkilere solunum yolu irritasyonu, göz-kulak-burun yanması, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık veya nörolojik belirtiler dahildir. Uzun süreli maruziyetlerde endokrin sistem bozuklukları, bazı kanser türleri, nörotoksik etkiler ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler görülebilmektedir. Özellikle kapalı alanda yapılan sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalar sonrası yüzeylerde pestisit kalıntısı kalabilir ve bu, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım hastaları için ciddi riskler yaratabilir. Yanlış doz, etiket dışı kullanımlar ve yetersiz havalandırma, zehirlenme riskini artıran ana faktörlerdir.” Otel ilaçlamalarında İSG kurallarına özen gösterilmeli! Otellerde ilaçlama yaparken İSG kapsamında dikkat edilmesi gereken temel kurallar olduğuna değinen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işverenler, çalışanlarını kimyasal risklere karşı bilgilendirmeli, uygun kişisel koruyucu donanım (maske, gözlük, eldiven, tulum) sağlamalı ve güvenlik bilgi formlarını (SDS/MSDS) erişebilir kılmalıdır. Uygulama yalnızca eğitimli ve belgeli personelle yapılmalı, kapalı alanlarda havalandırma sağlanmalı ve alanda yetkisiz kişilerin bulunmasına izin verilmemelidir. Ayrıca risk değerlendirmesi yapılmalı, kullanılan kimyasalların etiket bilgilerine uyulmalı ve tekrar giriş süreleri belgelenmelidir.” şeklinde konuştu. Kullanılan ürünler ruhsatlı olmalı! Türkiye’de otellerdeki ilaçlamayla ilgili yasal düzenlemeler kapsamında kullanılan pestisitler, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olmalıdır diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Halk Sağlığı Alanında Haşere ile Mücadele Usul ve Esasları” ve “Biyosidal Ürünler Yönetmeliği”nin hangi ürünlerin, hangi dozlarda, hangi alanlarda kullanılabileceğini belirlediğini söyledi ve “Uygulayan firmaların sorumlu müdür bulundurması, uygulayıcılarının yetki belgesine sahip olması ve işlemlerin kayıt altına alınması zorunludur. Ayrıca 6331 sayılı İSG Kanunu, kimyasalları kullanırken işverenin eğitim, bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini sıkı bir şekilde belirler. Bu doğrultuda oteller hem sağlık hem de mevzuat uyumunu sağlamakla yükümlüdür.” dedi. Uyarı notları ve uygulama saatlerinin bildirimi önemlidir! İlaçlama hizmeti veren firmaların denetiminin İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı birimlerince yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları ekledi: “Ancak denetim sıklığı, illerin, turizm yoğunluğunun ve şikayetlerin durumuna göre değişebilir. Firmaların ruhsat geçerliliği, ürünlerin etiket ve ruhsat uygunluğu, uygulayıcı sertifikaları ve kayıt tutma süreçleri düzenli olarak kontrol edilir. Oteller ilaçlama süreçlerinde personel bilgilendirmesi yapmak zorundadır. 6331 sayılı kanun gereği çalışanların kimyasal maruziyeti hakkında bilgilendirilmesi, eğitim verilmesi ve gerekli koruma ekipmanının sağlanması gerekir. Misafir bilgilendirmesi ise uluslararası iyi uygulamalar çerçevesinde oda kapısına uyarı notu bırakılması, uygulama saatlerinin önceden duyurulması veya kapatma sürelerinin misafirlere belirtilmesi önerilir.” En güvenli yaklaşım 24 saat bekleme ve iyi havalandırma İlaçlamanın ardından odalar veya ortak alanların kullanım süresinin, kullanılan ürünün niteliklerine ve uygulama yöntemine bağlı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, sözlerini şöyle tamamladı: “Etiket bilgilerinde belirtilen ‘tekrar giriş (re-entry)’ süresi esas alınmalıdır; bazı yüzey spreylerinde 1–2 saatlik havalandırma yeterli iken, sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalarda süre 12–24 saati bulabilir. Oda veya ortak alanın tekrar kullanılmasından önce mutlaka havalandırılmalı, temas yüzeyleri temizlenmeli ve yiyecek hazırlama alanlarında ekstra hijyen sağlanmalıdır. Etiket talimatı net değilse, en koruyucu çözüm 24 saat bekleme ve güçlü bir havalandırmadır.”

Yapay Zekâ, Üretkenliğin Yanında Sahteciliği de Kolaylaştırıyor! Haber

Yapay Zekâ, Üretkenliğin Yanında Sahteciliği de Kolaylaştırıyor!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, yapay zekâ ile ses ve görüntü üretim teknolojilerini mercek altına aldı. "Deepfake" teknolojisi nedir? Genel anlamda "deepfake" teknolojisi olarak anılan yapay zekâ destekli ses ve görüntü üretiminden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "'Deepfake' terimi, 'deep learning' (derin öğrenme) ve 'fake' (sahte) kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu teknoloji, yüz tanıma, ses ve görüntü işleme gibi alanlarda kullanılan derin öğrenme algoritmaları ile gerçeğe oldukça yakın sahte video, ses ve görüntüler üretir." dedi. Kötü amaçlarla kullanılabiliyor Deepfake teknolojisinin bir kişinin yüzünü, mimiklerini veya sesini taklit edebileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "Bu teknolojiyle gerçekte olmayan bir konuşma ya da olay gerçekmiş gibi gösterilebilir. Bu teknoloji yaratıcılıkla kullanılabildiği gibi, kötü niyetli kişilerin dezenformasyon yayması veya dolandırıcılık yapması için de kullanılabilir." diye belirtti. Sahte haber üretimi mümkün Yapay zeka ile üretilen video ve ses içeriklerinin günümüzde sinema, eğitim, reklam, oyun ve medya gibi birçok alanda yaygın olarak kullanıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "Reklamlar, uzaktan eğitimler, dijital oyun karakterleri, sanal haber spikerleri ve farklı dillerdeki içerikler bu teknoloji sayesinde hızla ve düşük maliyetle hazırlanmakta. Ancak bu teknolojiler sahte haberler, dolandırıcılık ve bilgi kirliliği için de istismar edilebilir." açıklamasında bulundu. Deepfake videoların bu denli inandırıcı olmasının nedeni nedir? Deepfake videoların etkileyici derecede inandırıcı olmasının arkasında, yapay zeka ve özellikle derin öğrenme modellerinin görüntü ve ses üretimindeki benzersiz ayrıntı ve gerçekçilik seviyesi yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "Yüz ifadeleri, göz kırpma, ışıklandırma ve ten dokusu gibi detaylar artık çok daha doğal biçimde taklit edilebiliyor. Ses klonlama teknolojileri ise konuşma ritmi ve tonlamayı başarıyla kopyalayabiliyor. Görüntü ve ses kalitesindeki bu gelişmeler, sahte içerikleri giderek daha inandırıcı hale getiriyor ve bu da bunların tanınmasını zorlaştırıyor." dedi. Dijital çağda “gerçeklik” kavramı dönüşüyor Yapay zeka, deepfake ve benzeri teknolojilerle beraber dijital çağda “gerçeklik” kavramının büyük bir değişim geçirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "Artık gördüğümüz, duyduğumuz, hatta okuduğumuz şeylerin gerçek olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Bu durum bilgiye erişimde daha fazla şüpheciliği getirirken, doğruluğu ve güvenilirliği teyit edecek yeni yöntemlere ve etik standartlara gereksinimi artırıyor." dedi. Deepfake videoların ayırt edici özellikleri nelerdir? Bir görüntünün veya sesin yapay zeka ürünü olup olmadığını belirlemek amacıyla kullanılan tekniklerin giderek geliştiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Bu süreçler; görüntü işleme, ses analizi ve makine öğrenmesi yöntemlerine dayanmaktadır. Görsellerde yüz ifadeleri ve mimikler analiz edilerek sahte içerik belirlenmeye çalışılır. Deepfake videolarında göze çarpan bazı ayırt edici özellikler şunlardır; doğal olmayan göz kırpmalar, ağız hareketleri ile sesin uyumsuzluğu, ten rengi geçişlerinin yapaylığı, ışık yansımalarının doğal olmaması, saç ve kenar detaylarındaki bozulmalar. Ses analizinde ise frekans spektrumu, vurgu, tonlama ve nefes alma detayları ön plandadır. Ayrıca, özelleştirilmiş derin öğrenme modelleri de sahte içeriklerin tespitinde etkin bir biçimde kullanılıyor.” İleri düzey deepfake teknolojileri; mimiklerden göz hareketlerine kadar başarılı Günümüzde yapay zekâ ile üretilen görüntü ve seslerin, genellikle insan gözü ve kulağının fark edemeyeceği kadar gerçekçi hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, "Dikkatli bir incelemeyle bazen yapaylıklar sezilebilir ancak, yüz ifadelerinin doğallıktan uzak olması, göz hareketlerindeki tutarsızlık ya da sesin mekanik tınısı gibi küçük farklar giderek azalmaktadır. Özellikle ileri düzey deepfake teknolojileri; mimiklerden göz hareketlerine, ses tonundan nefes alma düzenine kadar birçok detayı yüksek başarıyla taklit edebilmekte. Bu nedenle kısa süreli veya düşük çözünürlüklü sahte içerikler, genelde gerçekmiş gibi algılanmakta." dedi. Videonun paylaşıldığı hesabın güvenilirliği değerlendirilmeli Sosyal medyada paylaşılan bir videonun doğruluğunu sorgulamak için bireylerin öncelikle içeriğin kaynağını araştırmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, sözlerini şöyle tamamladı: “Videonun yayımlandığı hesabın güvenilirliği değerlendirilmeli, içeriğin resmi ya da tanınmış kaynaklardan yayımlanıp yayımlanmadığı kontrol edilmelidir. Aynı olaya dair farklı kaynaklardan gelen videolar veya haberlerle karşılaştırmak içeriğin doğrulaması açısından faydalıdır. Ayrıca videodaki ses ve görüntü arasındaki tutarsızlıklar dikkatlice analiz edilmelidir. Tüm bunlara ek olarak, yapay zekâ destekli tespit araçları da sahte içeriklerin belirlenmesine yardımcı olur.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.