Hava Durumu

#Üretim Planlaması

Giresun Sonhaber - Üretim Planlaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Planlaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PİRAZİZ'DE ÜRETİCİ, EMEKLİ VE ESNAFIN ORTAK GÜNDEMİ: GEÇİM SIKINTISI Haber

PİRAZİZ'DE ÜRETİCİ, EMEKLİ VE ESNAFIN ORTAK GÜNDEMİ: GEÇİM SIKINTISI

PİRAZİZ'DE ÜRETİCİ, EMEKLİ VE ESNAFIN ORTAK GÜNDEMİ: GEÇİM SIKINTISI Yeni Parti Piraziz İlçe Başkanı Zelfi Görgülüoğlu, ilçe yönetimi ve beraberindeki heyetle Bozat köyünde vatandaşlarla bir araya geldi. Parti tarafından yapılan açıklamada, fındık üreticilerinin artan maliyetlerden, emeklilerin yetersiz gelirden, esnafın ise alım gücündeki düşüşten yakındığı belirtildi. GİRESUN – PİRAZİZ | 1 Kasım 2026 Yeni Parti Piraziz İlçe Başkanlığı, mahalle ve köy ziyaretleri kapsamında 30 Ekim Cuma günü Bozat köyünde vatandaşlarla buluştu. İlçe Başkanı Zelfi Görgülüoğlu'nun açıklamasına göre ziyarete İl Genel Meclisi üyesi, ilçe yöneticileri ve parti üyeleri katıldı. Köydeki esnaf ve vatandaşlarla görüşen heyet, özellikle fındık üreticilerinin, emeklilerin ve küçük işletmelerin ekonomik sorunlarını dinledi. FINDIK ÜRETİCİLERİ ARTAN MALİYETLERDEN ŞİKÂYETÇİ Partinin ziyaret sonrasında yayımladığı açıklamada, fındık üreticilerinin gübre, tarım ilacı, işçilik ve diğer üretim giderlerindeki artıştan şikâyetçi olduğu aktarıldı. Üreticilerin fındıktan elde ettikleri gelirin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını dile getirdikleri belirtilirken, tarımsal finansman, üretim planlaması, parçalı araziler ve çiftçilerin örgütlenmesi konuları da gündeme taşındı. EMEKLİLER GEÇİM SIKINTISINI ANLATTI Ziyarette emeklilerin de ekonomik koşullardan duydukları rahatsızlığı dile getirdikleri bildirildi. Parti açıklamasında, emekli maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığı; gıda, kira, enerji ve sağlık giderlerinin vatandaşların bütçesini zorladığı ifade edildi. ESNAFIN SORUNU ALIM GÜCÜNDEKİ DÜŞÜŞ Bozat köyündeki esnaf ziyaretlerinde vatandaşların satın alma gücündeki gerilemenin ticari faaliyetlere etkisi de ele alındı. Açıklamada, kahvehanelerde yoğunluk bulunduğu, ancak perakende satış yapan esnaf açısından temel sorunun müşteri sayısından çok vatandaşların harcama gücündeki düşüş olduğu değerlendirmesine yer verildi. GÖRGÜLÜOĞLU: SORUNLARI GÜNDEME TAŞIMAK TEMEL HEDEFİMİZ Yeni Parti Piraziz İlçe Başkanı Zelfi Görgülüoğlu, ziyaretin yalnızca siyasi bir çalışma olmadığını, vatandaşların sorunlarını doğrudan dinlemeyi amaçladıklarını belirtti. Birincil kaynak: Yeni Parti Piraziz İlçe Başkanı Zelfi Görgülüoğlu imzalı, tarafınızdan iletilen Bozat haberi.docx açıklaması. Ziyaret tarihi: 30 Ekim 2026. Görgülüoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Biz Bozat'a yalnızca bir siyasi ziyaret gerçekleştirmek için gitmedik. Halkımızı dinlemek, sorunlarını anlamak ve sahadaki gerçekleri görmek istedik.” Görgülüoğlu, üretici, emekli ve esnafın sorunlarını gündeme taşıyarak çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflediklerini de kaydetti. Ziyarette yeni üyelere rozet takıldı Yeni Parti Piraziz İlçe Başkanlığının açıklamasında, Bozat köyü ziyaretinde partiye katılan yeni üyelere rozet takıldığı da bildirildi. Katılanların sayısına ilişkin bilgi paylaşılmadı. Parti yönetimi, mahalle ve köy ziyaretlerini sürdürerek vatandaşların taleplerini dinlemeyi amaçladığını bildirdi.

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Haber

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilere tarımsal üretim planlamasından desteklemelere, TARSİM’den hastalık ve zararlılarla mücadeleye kadar güncel konularda bilgi aktarıyor. Ülke genelindeki 88’inci buluşmanın öncelikli gündemini ise artan orman yangını riski oluşturdu. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütülen “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilerle sahada bir araya gelmeye devam ediyor. “Bilinçli Çiftçi, Bereketli Gelecek” sloganıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, üreticilerin tarımsal uygulamalar konusunda doğrudan bilgilendirilmesi, karşılaştıkları sorunların yerinde belirlenmesi ve güncel destekleme programlarının anlatılması amaçlanıyor. İl Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, teknik ekiplerin üreticilerle sahada görüştüğü ve tarımsal üretime ilişkin güncel konularda bilgi verdiği bildirildi. Çalışmalar, Bakanlığın “Tarım Sahada” programı kapsamında yürütülüyor. BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BİRLİKTE İNCELENİYOR Cuma Buluşmaları yalnızca toplantı salonlarında yapılan bilgilendirmelerle sınırlı kalmıyor. Teknik personel; tarım arazilerini, bahçeleri, hayvancılık işletmelerini, hasat alanlarını ve ürün hazırlama ile sevkiyat noktalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yerinde değerlendiriyor. Saha çalışmalarında genel olarak şu başlıklar ele alınıyor: Tarımsal üretim planlaması,Güncel tarımsal destekler ve hibeler,Kırsal kalkınma programları,TARSİM ve tarım sigortaları,Bitki hastalıkları ve zararlılarla mücadele,Hayvan sağlığı ve işletme koşulları,Hasat döneminde ürün kayıplarının azaltılması,Tarım makinelerinin güvenli kullanılması,Çiftçi Kayıt Sistemi işlemleri,İklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri,Orman ve tarım alanlarında yangın güvenliği. Üreticilerin görüş ve talepleri de saha ziyaretleri sırasında teknik personel tarafından dinlenerek değerlendiriliyor. BU HAFTANIN ÖNCELİKLİ KONUSU YANGIN RİSKİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre, ülke genelindeki 88’inci Cuma Buluşması’nın öncelikli gündemini orman yangınlarına karşı alınması gereken tedbirler oluşturdu. Rüzgâr, yüksek sıcaklık ve düşük nem nedeniyle kritik bir dönemden geçildiğine dikkat çekilerek, üreticilere yangına yol açabilecek faaliyetlerden kaçınılması konusunda uyarılarda bulunuldu. Bilgilendirmelerde özellikle; Anız ve bahçe atıklarının yakılmaması,Tarım makinelerinin bakım ve kontrollerinin yapılması,Makine ve ekipmanlardan çıkabilecek kıvılcımlara karşı tedbir alınması,Tarla ve bahçelerde ilk müdahale ekipmanının bulundurulması,Yangın veya şüpheli duman görülmesi durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verilmesi başlıkları öne çıktı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, üretim alanlarının korunması kadar ormanlık alanların ve kırsal yerleşimlerin güvenliğinin de tarımsal sürdürülebilirliğin bir parçası olduğunu vurguladı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü – 88’inci Cuma Buluşması GİRESUN’DA FINDIK ÜRETİMİNE YÖNELİK BİLGİLENDİRMELER Giresun’daki önceki Cuma Buluşmaları programlarında ilin temel tarımsal ürünü olan fındığa ilişkin konular da kapsamlı şekilde ele alındı. Üreticilere; Fındık hastalık ve zararlılarının tanınması,Kahverengi kokarcayla mücadele,Biyolojik mücadelede samuray arısının önemi,Bitki koruma ürünlerinin doğru ve kayıtlı kullanılması,B-Reçete sisteminin uygulanması,Hasat zamanının doğru belirlenmesi,Ürün kayıplarının azaltılması,Tarımsal üretim planlaması ve destekleme modelleri hakkında bilgi verildi. Özellikle kahverengi kokarcanın fındıkta verim ve kalite kaybına yol açması nedeniyle üreticilerin bahçe kontrollerini düzenli yapması, zararlının görülmesi durumunda teknik ekiplerle iletişime geçmesi ve mücadelede Bakanlık tarafından belirlenen yöntemlere uyması gerektiği belirtildi. 55 BİNE YAKIN KÖY VE MAHALLE ZİYARET EDİLDİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2024 yılından bu yana devam eden Cuma Buluşmaları kapsamında 81 il ve 922 ilçede saha çalışması gerçekleştirildi. Program kapsamında bugüne kadar: 55 bine yakın köy ve mahalle ziyaret edildi.Bir milyondan fazla üreticiye ulaşıldı.Ağustos 2026’da düzenlenen dört buluşmada yaklaşık 2 bin köy ve mahalleye gidildi.Aynı dönemde yaklaşık 30 bin üreticiyle görüşüldü. Programla, tarım politikalarının sahadaki üreticiye doğrudan anlatılması ve çiftçinin talep, öneri ve üretim sorunlarının yerinde tespit edilmesi hedefleniyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin bilgiye erişimini güçlendirmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Haber

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ

TÜRKİYE TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Türkiye, tarım ve gıda sektöründe üretim, işleme, pazarlama ve istihdam zincirini güçlendirecek yeni finansman modelini devreye alıyor. Dünya Bankası kaynaklı proje kapsamında 10 yılda 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı; ilk 750 milyon dolar 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. TARIMDA YATIRIMLAR DA PLANLAMA KAPSAMINA ALINIYOR Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, tarımsal üretimin yalnızca tarlada değil, sanayi ve pazarlama aşamalarında da planlı biçimde değerlendirilmesini hedefliyor. Proje, çiftçilerin ürünlerini pazarlama sorunu yaşamadan doğru bölgelerde, uygun sanayi tesislerinde işlenebilecek bir yapıya kavuşturulmasını amaçlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı’nda yaptığı açıklamada projenin bu yıl içinde başlatılacağını duyurdu. Yeni modelle tarım ve gıda alanında yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimi kolaylaştırılacak. YATIRIM TUTARININ YÜZDE 80’İNE KADAR DESTEK Proje kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi desteği sağlanacak. İşletmelere 24 ay geri ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne bağlı olarak 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sunulacak. Finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ile makine-ekipman yatırımlarında kullanılacak. Böylece ürünün üretimden sonra işlenmesi, depolanması, paketlenmesi ve pazara ulaştırılması süreçlerinde yeni kapasite oluşturulması hedefleniyor. 2026’DA İLK 750 MİLYON DOLAR KULLANIMA AÇILACAK Proje için 10 yıllık dönemde 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı. Bu paketin ilk 750 milyon dolarlık bölümü 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde güçlük yaşayan birincil üretim yapan çiftçiler için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulacak. Bu adımla 400 bin çiftçinin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar açılması ve 250 bin kişiye yeni istihdam sağlanması hedefleniyor. KIRSAL REFAH VE İSTİHDAM AYNI PAKETTE ELE ALINACAK Yeni proje, kırsal kalkınmayı yalnızca destek ödemesi veya hibe modeliyle sınırlamıyor. Tarımsal ürünün değer zinciri içinde sanayiye bağlanması, üreticinin pazara erişimi, kırsalda yeni iş alanlarının oluşturulması ve gençler ile kadınların üretimde daha güçlü yer alması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut Kırsal Kalkınma Yatırım Programı da hibe destekleri, tasarruflu sulama sistemleri, IPARD ve dezavantajlı alanlara yönelik destek başlıklarıyla kırsal kalkınma yapısının önemli parçaları arasında bulunuyor. Bakanlığın Kırsal Kalkınma Yatırım Programı sayfasında 2026 yılı destek programları ve güncel mevzuat başlıkları yayımlanıyor. GENÇLER, KADINLAR VE AİLE İŞLETMELERİNE ÖNCELİK 2026 yılı kırsal kalkınma desteklerinde gençler, kadınlar ve aile işletmeleri de ayrı bir öncelik başlığı olarak öne çıkıyor. Erdoğan, Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’na ayrılan 10 milyar liralık bütçenin yüzde 20’sinin gençlere ve kadınlara, yüzde 30’unun aile işletmelerine tahsis edildiğini açıkladı. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile yüzde 70’i arasında hibe desteği sağlanacak. Bu destek başlığı, yeni dönüşüm projesiyle birlikte değerlendirildiğinde kırsalda üretici tabanını güçlendiren, tarımsal sanayi yatırımlarını artıran ve üreticiyle işleme tesisleri arasında daha güçlü bağ kuran bir finansman zemini oluşturuyor. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ VE ÜRETİM PLANLAMASI VURGUSU Tarım ve gıda sektöründeki yeni finansman adımı, gıda arz güvenliği ve üretim planlaması politikalarının devamı niteliğinde ele alınıyor. Erdoğan, tarımsal üretim planlamasında iki yılın geride kaldığını, yeni aşamada tarımsal yatırımların da planlama kapsamına alınacağını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da aynı programda tarımın stratejik önemine dikkat çekerek savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizlerinin ülkeler için üretim kabiliyetini en büyük güçlerden biri haline getirdiğini vurguladı. ÜRETİMDEN PAZARA UZANAN YENİ MODEL Proje, çiftçinin ürettiği ürünün değer kaybetmeden sanayiye ve pazara ulaşmasını hedefleyen geniş kapsamlı bir dönüşüm modeli sunuyor. Tesis inşaatı, makine-ekipman yatırımı, kredi garanti sistemi, uzun vadeli finansman ve pazarlama kanalları aynı yapı içinde ele alınacak. Bu modelle tarımsal üretimin yalnızca miktar olarak değil, işleme kapasitesi, katma değer, istihdam ve kırsal gelir açısından da büyütülmesi amaçlanıyor. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, 2026 yılında başlayacak ilk finansman dilimiyle tarım ve gıda yatırımlarında yeni bir dönemin kapısını açacak.

Su ürünlerinde 2,3 milyar dolarlık ihracat Haber

Su ürünlerinde 2,3 milyar dolarlık ihracat

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin 2025'te su ürünleri ihracatının 2,3 milyar dolara ulaştığını, bunun da yaklaşık 500 milyon dolarının Türk somonundan geldiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman İl Müdürü Neşet Ulutaş ve Artvin Su Ürünleri Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Önder Alkan'dan bilgi aldı. Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'de balıkçılık sektörünün son yıllardaki gelişiminin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini belirterek, "Son dönemde özellikle 1 milyon ton üretim barajına ulaşmış olması ve bu rekoru kırmış olması, balıkçılık sektörünün potansiyelini üretime çevirdiğiyle alakalı çok güzel sonuçlar getirdi bize." ifadesini kullandı. Türkiye'de balık yetiştiriciliğinin son 23 yılda 10 kat arttığına işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 650 bin tonlara gelmiş durumdayız. Türk somonu, alabalık, levrek, çipura gibi ürünlerin artık bir marka olarak da dünya pazarlarına ulaşmış olması bu manada sektörün daha da gelişeceğine dair bizler için umut verici bir durum. Su ürünleri üretiminde özellikle hem yetiştiricilikte hem avcılıkta üretim planlamasına 2024 yılından itibaren geçmiştik hatırlarsanız. Yüzde 95'in üzerinde bir oranda üretim planlaması uygulaması var. Bunu hem yetiştiricilikteki gelişmelerin üretim planlamasına çok ciddi bir şekilde katkı vermesi hem de avcılıktaki sonuçlardan özellikle koruma kullanma dengesini gözettiğimizde görmüş oluyoruz." TÜRK SOMONU ÜRETİMİNDE 8 YILDA 15 KAT ARTIŞ Bakan Yumaklı, bitkisel, hayvansal ve su ürünlerindeki üretim planlamasının başarılı olduğunu vurguladı. İşleme tesisleri ve ihracata hazırlık açısından yapmaları gereken yatırımların olduğunu belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "2025 yılında su ürünlerinden ülkemiz 2,3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı. Bunun da yaklaşık 500 milyon doları yine bizim Türk somonu dediğimiz ve artık dünya pazarlarına ulaşmış olan bir ürünümüzden gelmiş oldu. Son 8 yılda özellikle Türk somonu üretiminin 15 kat arttığını söylemek istiyorum. Bu manada özellikle hem iç sulardaki yetiştiricilikte hem de buna uygun denizlerimizdeki yetiştiricilikte çok başarılı bir sonuca ulaşmış durumdayız." Artvin'in Türk somonu üretiminde önemli şehirler arasında yer aldığına dikkati çeken Yumaklı, "Burada 11 tesis var. Bunun karşılığı 765 milyon lira. Yani bu rakamları sadece birer rakam olarak görmemek lazım. Bulunduğu şehre çok önemli bir ekonomik katkı da sağlamış oluyor aynı zamanda. Artvin'in bu potansiyelini daha da geliştirmeye devam edeceğiz." dedi. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bu sektörde büyük potansiyele sahip olduğunu ifade ederek, "Bunu harekete geçirdik, daha da geliştirmeye devam edeceğiz. Bu balıklar hem yetiştiricilikte hem avcılıkta büyük karlar sağlayacak. Ben emeği geçen bütün kardeşlerime, bütün üreticilerimize, sektörün başından sonuna kadar hepsine çok teşekkür ediyorum ve saygılar." diye konuştu. Daha sonra Artvin Valiliğine ziyarette bulunan Yumaklı, Vali Turan Ergün ile bir araya geldi.​

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE Haber

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE: “YIL SONUNA KADAR BİTİRİYORUZ” Giresun’da tarımın röntgeni çekiliyor. Vali Yardımcısı Şahin Bayhan başkanlığında yapılan Genel Tarım Sayımı Değerlendirme Toplantısı, dün (8 Aralık 2025) il protokolünü bir araya getirdi. Toplantıya TÜİK Bölge Müdürü İsmail Çapoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, il müdür yardımcıları ve tüm ilçe müdürleri katıldı. Tarım Sayımı Nedir? Vatandaş İçin Anlamı Ne? Tarım sayımı, aslında devletin “Giresun’da kim ne kadar tarım yapıyor, hangi ürünü ekiyor, kaç hayvana sahip, tarlası kaç dönüm, üretim ne durumda?” sorularına kesin yanıt bulduğu büyük bir veri çalışması. Yani memleketin tarımsal fotoğrafını yüksek çözünürlüklü hale getiren bir envanter. Bu sayım sayesinde: Tarımsal destekler daha doğru yerlere yönlendiriliyor Üretim planlaması daha isabetli yapılıyor İlçelerin güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkıyor Gelecekteki tarım politikalarının temeli sağlamlaşıyor Vatandaş açısından anlamı net: Daha doğru tarım politikası, daha doğru destek, daha verimli bir üretim düzeni. “Bu Sayım, Geleceğin Tarım Haritasını Çizecek” Toplantıda konuşan Vali Yardımcısı Şahin Bayhan, tarım sayımının neden önemli olduğunu şöyle özetledi: “Ülkemizin tarımsal yapısını doğru görmek ve geleceğe yönelik doğru politikalar geliştirmek için bu çalışma son derece kritik.” Kısacası, bugün yapılan sayım yarının tarım projelerini belirleyecek. TÜİK Giresun’un Son Durumunu Anlattı TÜİK Bölge Müdürü İsmail Çapoğlu, toplantıda grafiklerle desteklenen bir sunum yaptı. Sunumda: Giresun’un ilçelere göre anket tamamlama oranları Diğer illerle karşılaştırmalar Ay ay ilerleme verileri Sahada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. Çapoğlu’nun sunumu, tarım sayımının artık son aşamaya geldiğini gösterdi. İl Müdürü Yılmaz: “Giresun %93’e Ulaştı” İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, sayımda gelinen noktayı şöyle açıkladı:“İlimiz genelinde sayım oranı %93 seviyesine ulaştı. Çalışmalar kesintisiz sürüyor. Hedefimiz yıl sonuna kadar bu oranı daha da yükseltmek.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.