Hava Durumu

#Üretim Modeli

giresunsonhaber - Üretim Modeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Modeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk somonunda baş döndürücü yükseliş Haber

Türk somonunda baş döndürücü yükseliş

Türk somonu ihracatında son yıllarda dikkat çekici bir başarı hikayesine imza atan Türk su ürünleri sektörü, 4 yıllık süreçte yakaladığı ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya gibi ülkeleri geride bırakarak dünya genelinde 11. sıraya yükseldi. Türkiye'nin somon ihracatında yeni hedefi dünya genelinde ilk üçe girmek. İZMİR (İGFA) - Türk somonu, 2019 yılında Türk su ürünleri ihracatından yüzde 2,8 pay alıyorken, 2026 yılında Türk su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü temsil eder hale geldi. Türk somonu ihracatçıları, somon ihracatında dünya ihracatının üçte birini tek başına yapan Norveç’in tanıtım ve pazarlama stratejisine yön veren Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin çalışma modelini hayata geçirmek istiyor. Türk somonunun bugünü ve geleceği Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde düzenlenen Türk Somonu Çalıştayı’nda masaya yatırıldı. Kızıltan: “Dünya somon ihracatından aldığımız pay yüzde 0,8’ten yüzde 1,7’ye yükseldi” Çalıştayda konuşan Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonunun 40 ülkeye ihraç edilir konuma geldiğini, 2026 yılının ocak-eylül dönemindeki 1 milyar 810 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü Türk somonunun temsil ettiğini, Türk somonu ihracatının 9 aylık dönemde 431 milyon dolara ulaştığını dile getirdi. Somon ihracatının dünya genelinden 39 milyar doları aşan bir hacme sahip olduğu bilgisini veren Kızıltan, “Norveç, 12,5 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Şili 6,4 milyar dolar, İsveç 4,8 milyar dolarla takip ediyor. Türkiye 2025 yılı sonunda dünya somon ihracatından yüzde 1,7’lik payla 11. sırada. 2021 yılı sonrasında yakaladığımız ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya’yı geride bıraktık. 2021 yılında dünya somon ihracatında yüzde 0,8 pay alıyorken 2025 yılı sonunda yüzde 1,7’ye yükseldik” şeklinde konuştu. Erling Haaland Norveç Somonunun Marka Büyükelçisi “Norveç Deniz Ürünleri Konseyi, Norveç deniz ürünlerinin küresel pazardaki değerini ve bilinirliğini artırmak amacıyla dünya genelinde kapsamlı ve çok kanallı tanıtım yapıyor” diyen Kızıltan sözlerini şöyle sürdürdü; “Norveçli deniz ürünü ihracatçılarının ödediği ihracat vergilerinden karşılanan konsey, dünyanın en büyük markasız ortak gıda pazarlama organizasyonlarından birisi konumunda. Norveç Deniz Ürünleri Konseyi 2025 yılında çoğunluğu Norveç somonu için olmak üzere 43,5 milyon dolarlık tanıtım bütçesine sahip. 2026 bütçesi 45 milyon dolara yükseldi. 19 milyar dolara ulaşan somon tanıtım bütçesiyle ABD, İtalya, İspanya, Çin, Güney Kore ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkede Norveç somonu tanıtım çalışmaları yapılıyor. Norveç somonunun tanıtımı için ünlü isimlerle çalışılıyor. Norveçli ünlü futbolcu Erling Haaland ile uzun soluklu anlaşma yapıldı. Haaland Marka Büyükelçiliği görevine getirildi. Dünya genelinde reklam ve sosyal medya çalışmaları yapılıyor. Tanınmış şefler, beslenme uzmanları ve influencer’larla çalışıyorlar. Türk somonu için Norveç somonuna benzer bir tanıtım programını hayata geçirdiğimiz takdirde dünyanın en çok somon ihraç eden ilk üç ülkesinden biri olacak güce sahibiz.” Kılıçkaya; “Bugünkü seviye çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı” Türk somonunun, yakaladığı ihracat ivmesi ve dünya pazarlarında giderek güçlenen konumuyla ülkemizin su ürünleri sektöründe ortaya çıkan yeni fırsatların en somut örneklerinden biri hâline geldiğinin altını çizen Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, Türk somonunun başta Rusya ve Vietnam olmak üzere uluslararası pazarlarda giderek artan talebiyle önemli bir gelişim potansiyelini ortaya koyduğunu kaydetti. Kılıçkaya, “Türk somonunun bugün ulaştığı seviyeyi bir sonuçtan ziyade, çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Türkyılmaz: “Türk somonu ihracatında pazar çeşitliliğini artırmalıyız” Türk somonunu, tarım sektöründe gelişimin dikkat çekici örneklerinden birisi olarak tanımlayan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türk somonunun uluslararası pazarlarda önemli bir yer edindiğini vurguladı. “Türk somonu ihracatının belirli pazarlarda yoğunlaşması pazar çeşitliliğinin artırılmasını gerekli kılmaktadır” tespitinde bulunan Türkyılmaz, “Yeni pazarlara erişim, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve birim ihracat değerinin yükseltilmesi; kalite, güvenilirlik ve markalaşmayla birlikte ele alınmalıdır. Bugünkü çalıştayın temel başlıklarından biri olan standartlaşma konusunun Türk somonunun sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade etmek isterim. Ürün tanımı ve sınıflandırması, kalite özellikleri, hasat ve işleme uygulamaları, izlenebilirlik ve pazarlama süreçlerinin ortak bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyorum. Türk somonu elbette biyolojik olarak gökkuşağı alabalığıdır. Bununla birlikte, ülkemizde gelişen üretim modeli ve ticari kimliği sayesinde uluslararası pazarlarda kendine özgü bir konum kazanmıştır. Bu konumun güçlendirilmesi için bilimsel doğruluk, ilgili mevzuat, ürün kalitesi, tüketici güveni ve ticari beklentilerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Geçmişte yürütülen çalışmaların birikiminden yararlanarak ortak bir yaklaşım geliştirilmesini ve somut sonuçlara ulaşılmasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. Türk Somonu Çalıştayı’nda; Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, TİM Tarım Kurulu, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu, su ürünleri sivil toplum kuruluşları Türk somonunun ihracat hedeflerine ulaşması için bir araya geldi. Türk somonu ihracatında baş döndürücü yükseliş Türkiye, 2019 yılında 29 milyon dolarlık Türk somonu ihraç ediyorken, 2020 yılında 56,8 milyon dolarlık ihracata imza attı. Türk su ürünleri sektörü 2021 yılında 131 milyon dolarlık Türk somonu ihracat hacmine ulaşırken, 2022 yılında 363,1 milyon dolara sıçradı. Türk somonu ihracatı 2023 yılında 396 milyon dolara, 2024 yılında 458,5 milyon dolara ilerledi. 2025 yılında 520 milyon dolarla tarihi zirveyi gördü.

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU Haber

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU Giresun Üniversitesi öğrencisi Sıla Elevli’nin yer aldığı Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, 19. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü kazandı. Garanti BBVA, Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle düzenlenen 19. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 28 Nisan 2026’da yapılan ödül töreniyle sonuçlandı. Beş kategoride verilen ödüller arasında “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülü Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ne verildi. Ödülü kooperatif adına Sıla Elevli aldı. GİRESUN FINDIĞI KADIN EMEĞİYLE ULUSAL SAHNEYE TAŞINDI Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin başarısı, Giresun’da fındık üretimi, kadın emeği, kooperatifçilik ve yerel kalkınma başlıklarını ulusal ölçekte görünür hale getirdi. Giresun Üniversitesi öğrencisi Sıla Elevli, ödül töreninde fındığın katma değerini artırmaya yönelik çalışmaların ve kadın üreticilerin emeğinin görünür kılınmasının önemini vurguladı. Tekfındık, fındık üretiminde geleneksel yarıcılığı dijital ve sürdürülebilir bir modele dönüştürmeyi hedefliyor. Kooperatif; bahçe süreçlerinin yönetimi, verim artırma, raporlama ve hasat gelirinin adil paylaşımı üzerinden yeni nesil bir üretim modeli geliştiriyor. YARIŞMADA BEŞ KATEGORİDE ÖDÜL VERİLDİ Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda bu yıl beş kategoride ödül dağıtıldı. Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”, Bahar Alan Novavera girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi”, İpek Tüysüzoğlu Yugen girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçildi. Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi ise “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü aldı. KADIN KOOPERATİFÇİLİĞİ İÇİN GİRESUN MODELİ Tekfındık’ın ödülü, Giresun’da fındığın yalnızca tarımsal ürün olarak değil, kadın emeğiyle güçlenen bir kalkınma alanı olarak değerlendirildiğini gösterdi. Kooperatifin üretim modeli; sürdürülebilir fındık tarımı, izlenebilir üretim, bahçe yönetimi ve kadınların ekonomik hayata katılımı açısından dikkat çekiyor. Giresun Üniversitesi, öğrencisi Sıla Elevli’yi ve Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi’ni tebrik ederek başarının bölgesel kalkınma, kadın girişimciliği ve kooperatifçilik alanlarında örnek bir model oluşturduğunu belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.