Hava Durumu

#Üretim Alanı

giresunsonhaber - Üretim Alanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Alanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ Haber

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ: DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİ AYRILMALI TÜRKİYE’NİN DÜNYA FINDIĞINDAKİ PAYI YÜZDE 58’E KADAR GERİLEDİ Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığının son 40 yılda gerilediğine dikkat çekerek fındık politikasında köklü değişiklik istedi. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin temelinde, Giresun ve Ordu başta olmak üzere sarp ve eğimli arazilerde üretim yapan çiftçi ile makineli tarım yapılabilen düz ovalardaki üreticinin aynı destek sistemi içinde değerlendirilmemesi bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri de Türkiye’nin 2023 itibarıyla dünya fındık üretimindeki payının yüzde 58’e kadar gerilediğini gösteriyor. Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak’ın 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı fındık değerlendirmesi, yalnızca yeni sezon fiyatına ilişkin bir açıklama olmaktan çok Türkiye’nin yaklaşık 40 yıllık fındık politikasına yönelik kapsamlı bir değişiklik önerisi içeriyor. Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki payının geçmişte yüzde 80-85 seviyelerinde bulunduğunu ancak zaman içinde yüzde 60’ın altına gerilediğini belirterek, Türkiye’nin üretim alanı büyürken dünya pazarındaki ağırlığının azalmasına dikkat çekti. İtalya, Azerbaycan ve Gürcistan’ın yanı sıra ABD ve özellikle Şili’de fındık üretiminin genişlediğini söyleyen Şenocak, Türkiye’nin üretim politikasının arazi yapısına göre yeniden düzenlenmesini istedi. RESMİ VERİ DE YÜZDE 60’IN ALTINI GÖSTERİYOR Şenocak’ın Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının yüzde 60’ın altına düştüğü yönündeki açıklaması, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin verileriyle de örtüşüyor. TEPGE’nin 2025 tarihli Sert Kabuklu Meyveler Ürün Raporu’nda, FAO verilerine göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 1,1 milyon ton fındık üretildiği, Türkiye’nin 650 bin ton üretimle ilk sırada bulunduğu ve dünya üretiminin yüzde 58’ini gerçekleştirdiği belirtiliyor. Aynı yıl İtalya 103 bin ton, ABD 85 bin ton, Azerbaycan 75 bin ton ve Şili 66 bin ton üretime ulaştı. Daha dikkat çekici veri ise üretim alanı ile verim arasındaki fark. Türkiye 2023 yılında yaklaşık 747 bin hektar fındık alanına sahipti. Dünya toplam fındık alanı yaklaşık 1 milyon 78 bin hektardı. Buna rağmen Türkiye’de dekara fındık verimi 87 kilogramda kalırken dünya ortalaması yaklaşık 104 kilogram seviyesindeydi. Bu tablo, Türkiye’nin dünyadaki fındık alanlarının çok büyük bölümüne sahip olmasına rağmen aynı üstünlüğü verimlilikte sağlayamadığını ortaya koyuyor. ŞENOCAK: 750 BİN HEKTARIN 500 BİNİ EĞİMLİ ARAZİ Şenocak’ın verdiği güncel tahmine göre Türkiye’de yaklaşık 750 bin hektarlık alanda fındık yetiştiriliyor. Bunun yaklaşık 500 bin hektarını eğimli araziler, 250 bin hektarını ise düz araziler oluşturuyor. Şenocak yaklaşık 600 bin üretici ailenin 400 bininin eğimli arazilerde, 200 bininin ise düz ovalarda üretim yaptığını belirtiyor. Bu ayrım, Şenocak’ın önerdiği yeni sistemin merkezinde yer alıyor. Doğu Karadeniz’de özellikle Giresun ve Ordu’da fındık bahçelerinin önemli bölümü sarp, eğimli, küçük ve miras yoluyla parçalanmış arazilerden oluşuyor. Bu bahçelerde büyük tarım makinelerinin kullanılması sınırlı kalırken budama, gübreleme, ilaçlama ve özellikle hasat büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Düz ovalarda ise parsellerin daha büyük olması, makine kullanımına elverişli arazi yapısı ve alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilebilmesi üretim maliyetlerinde önemli farklılık oluşturuyor. Şenocak bu nedenle, iki üretici grubuna aynı destekleme sisteminin uygulanmasını doğru bulmuyor. “FİYATI YÜKSELTMEKTEN ZİYADE DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİYİ AYIRMAK GEREKİYOR” Şenocak son açıklamasında yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu: “Fiyatı yükseltmekten ziyade düz ovalarla eğimli araziyi iyi ayırmamız gerekiyor.” Şenocak’a göre devletin doğrudan bütün üreticiler için fiyatı yükseltmesi yerine, eğimli arazide üretim yapan ve maliyeti daha yüksek olan çiftçinin ilave desteklerle korunması gerekiyor. Verdiği örnekte ürün fiyatının 200 lira olması halinde eğimli arazi üreticisine 100 liralık ilave destek verilerek toplam gelirin 300 liraya çıkarılabileceğini ifade etti. Böylece düz ovalarda fındık dikiminin sürekli teşvik edilmesinin önüne geçilebileceğini savundu. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Şenocak’ın sözünü ettiği 200 lira ve 300 lira rakamları, 2026 ürünü için önerilen yeni bir TMO fiyatı değil; destek sisteminin nasıl farklılaştırılabileceğini anlatmak amacıyla verdiği örnek rakamlar. 2026/27 sezonunda TMO’nun resmi alım fiyatı yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg olarak açıklandı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kaliteye 5,10 TL, Levant kaliteye 5 TL ilave fiyat uygulanıyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı ve randevulu sistem kullanılıyor. GİRESUN VE ORDU ÜRETİCİSİ İÇİN MODELİN ÖNEMİ Şenocak’ın modelinin uygulanması durumunda bundan en doğrudan etkilenecek bölgelerin başında Giresun ve Ordu geliyor. Çünkü öneri il sınırına göre değil, arazinin eğimine ve üretim şartlarına göre destek verilmesini esas alıyor. Dolayısıyla Samsun, Düzce veya Sakarya’nın eğimli kesimlerinde aynı şartlarda üretim yapan çiftçinin de bu kapsama alınması; buna karşılık düz ve makineli tarıma elverişli alanların farklı değerlendirilmesi öngörülüyor. Şenocak bu görüşünü TBMM’de de açık biçimde dile getirdi. Meclis tutanaklarına geçen değerlendirmesinde Ordu-Giresun üreticisi ile düz ovalardaki üreticinin maliyet yapısının aynı olmadığını, eğimli arazilerde üreticilerin genellikle çok daha küçük miktarlarda ürün elde ederken düz ovalarda makineli tarımla daha yüksek tonajlara ulaşabildiğini söyledi. BU GÖRÜŞ YENİ DEĞİL: ŞENOCAK YILLARDIR AYNI MODELİ SAVUNUYOR Şenocak’ın son açıklaması, 2026 sezonunda fiyatların tartışılması üzerine ortaya çıkmış yeni bir yaklaşım değil. Şenocak daha 2021 yılında özellikle Ordu ve Giresun’daki miras yoluyla parçalanmış eğimli bahçelerde üreticilerin ayrıca desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Şenocak şirketinin arşivinde yer alan 2021 tarihli açıklamasında, kademeli destekle meyilli arazilerdeki küçük üreticinin fındık tarımına yeniden yönelmesinin sağlanabileceğini ve göçün azaltılabileceğini belirtmişti. Ulusal Fındık Konseyi’nin 2021 sektör raporunda da Alan Bazlı Gelir Desteği’nin “bölgesel maliyet” dikkate alınarak Doğu ve Batı Karadeniz için farklılaştırılması önerildi. Raporda yalnızca fiyat artırmak yerine destek sistemi, regülasyon alımları ve lisanslı depoculuğun birlikte kullanılması gerektiği vurgulandı. 2024’TE UFK BAŞKANI OLDU Cem Şenocak, 16 Kasım 2024 tarihinde Giresun Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen Ulusal Fındık Konseyi Olağan Genel Kurulu’nda başkan seçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonrasında Şenocak UFK Başkanlığı görevini üstlenirken, fındıkta üretim, verimlilik, kahverengi kokarca, destekleme sistemi ve dünya pazarındaki rekabet yeni yönetimin temel gündem maddeleri arasına girdi. 2025’TE KONUYU ÜÇ ÜRETİCİ GRUBUNA AYIRDI Şenocak, Mayıs 2025’te Fatsa’da düzenlenen Tarım, Hayvancılık ve Fındık Fuarı’nda yaptığı konuşmada dünya fındık üreticilerini üç farklı grupta ele almak gerektiğini söyledi. Birinci gruba ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’de bulunan meyilli arazi üreticisini, ikinci gruba Türkiye’deki düz ova üreticisini, üçüncü gruba ise diğer ülkelerdeki üreticileri koydu. Şenocak, eğimli arazilerde makineli tarımın sınırlı olması ve miras yoluyla küçülen bahçelerin maliyetleri yükseltmesi nedeniyle bu üreticilerin ayrıca korunmasını istedi. Aynı konuşmada dünya pazarındaki yeni rakiplere de dikkat çekti. UFK 2025’TE RESMİ POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜRDÜ 12 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen UFK Yönetim Kurulu ve Araştırma-Danışma Kurulu toplantısından sonra yayımlanan resmi bildiride de aynı politika benimsendi. Konsey; meyilli arazi üreticisi ile düz ova üreticisinin aynı destekleme modeliyle değerlendirilmemesini, üreticinin bahçeye dönmesini sağlayacak teşviklerin geliştirilmesini, kiralama ve sözleşmeli üretim modellerinin oluşturulmasını, kooperatifleşmenin güçlendirilmesini ve lisanslı depoculuk ile ürün borsacılığının geliştirilmesini istedi. Şenocak’ın Ağustos 2025 tarihli açıklamasında da yaklaşık 600 bin üretici ailesinin 400 bininin meyilli arazi koşullarında bulunduğu belirtilerek, bu grubun maliyet, göç, iklim değişikliği ve kahverengi kokarca nedeniyle üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya olduğu savunuldu. 2026’DA BAKAN YUMAKLI’YA SUNULDU: SINIR YÜZDE 6 EĞİM Şenocak’ın yıllardır savunduğu bu model 2026 yılında doğrudan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya da sunuldu. UFK’nın resmi açıklamasına göre Şenocak, Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden düzenlenmesini ve arazi eğiminin destek miktarının belirlenmesinde ölçüt haline getirilmesini istedi. Konseyin Bakanlığa sunduğu modelde yüzde 6 ve üzerindeki eğime sahip arazilerin farklı değerlendirilmesi önerildi. UFK, fındıktan başka ürüne yönelme imkânı sınırlı olan sarp araziler ile farklı ürünlerin yetiştirilebildiği geniş ve düz ovaların aynı destek sistemine tabi tutulmaması gerektiğini savundu. 2025 yılında TBMM Zirai Don Hasar Tespit Komisyonu’na sunulan değerlendirmede de yüzde 6 eğimli alanlarda Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden güçlendirilmesi talep edilmişti. 1983’TEN BERİ FINDIK ALANLARINI SINIRLAYAN KANUN VAR Şenocak’ın açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri de düz ovalardaki fındık dikiminin geçmişi. Türkiye’de bu konuda 1983 yılından beri özel bir kanun bulunuyor. 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun, 16 Haziran 1983 tarihinde kabul edildi. Kanunun amacı açık şekilde, fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılması ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesi olarak tanımlandı. Kanunda fındık üretimine izin verilecek alanların kalite özellikleri ve arazi kullanım kabiliyeti dikkate alınarak belirlenmesi; başka tarım ürünlerinin ülke ekonomisi açısından daha yararlı olabileceği alanların da değerlendirilmesi hükme bağlandı. Kanunun 4. maddesinde izin alınmadan yeni fındık bahçesi kurulamayacağı ve belirlenen alanların dışında mevcut bahçelerin yenilenemeyeceği düzenleniyor. Uygun olmayan şekilde oluşturulan bahçelerin sökülmesi de öngörülüyor. ŞENOCAK’IN “YAPTIRIM YOK” SÖZÜNDE MEVZUAT AYRINTISI Şenocak son açıklamasında 1983’teki düzenlemenin “cezai yaptırım bulunmaması” nedeniyle etkili olamadığını ifade etti. Ancak yürürlükteki 2844 sayılı Kanunun güncel metninde ceza hükümleri bulunuyor. Kanunun 7. maddesinde izinsiz fındık bahçesi kuranlar ve belirlenen alanların dışında bahçesini yenileyenlere idari para cezası öngörülüyor; ayrıca 4. maddede izinsiz bahçelerin söktürülmesine ilişkin hüküm bulunuyor. Bu nedenle hukuken “hiç yaptırım yok” demek doğru değil. Tartışmanın daha çok yaptırımların caydırıcılığı ve yıllar içindeki uygulaması üzerinden yapılması gerekiyor. Şenocak’ın temel iddiası ise değişmiyor: 1980’lerden bu yana düz ovalarda fındık üretimi büyük ölçüde genişledi ve aynı fiyat ile aynı destek politikasının sürdürülmesi yeni dikimleri cazip tutuyor. Şenocak geçmişte düz ovalardan 30-40 bin ton civarında ürün çıkarken bugün miktarın yaklaşık 300 bin tonlara ulaştığını ileri sürüyor. Bu rakam Şenocak’ın açıklamasına dayanıyor. TMO FİYATI İLE ARAZİ DESTEĞİ BİRBİRİNDEN AYRILIYOR Şenocak’ın önerdiği sistemin en önemli tarafı, ürünün piyasa fiyatı ile üreticiye verilen sosyal/tarımsal desteğin birbirinden ayrılması. Bu modele göre fındık piyasasındaki ürünün temel fiyatı arz-talep, kalite ve piyasa koşullarına göre oluşurken; eğimli arazi nedeniyle yüksek maliyetle üretim yapan çiftçinin geliri ayrıca kamu desteğiyle güçlendirilecek. Bu yaklaşım UFK’nın önceki raporlarında da görülüyor. Konsey, fiyatın dünya piyasalarındaki rekabeti tamamen bozacak şekilde yükseltilmesi yerine gerektiğinde TMO’nun regülasyon alımı yapmasını ve üreticinin gelirinin Alan Bazlı Gelir Desteği ile tamamlanmasını savunuyor. TMO’DA 2026 ALIM KRİTERLERİ DE DEVREDE 2026 sezonunda TMO alımları yalnızca açıklanan 255 ve 250 liralık fiyatlardan ibaret değil. Resmi uygulamada fındığın belirli kalite kriterlerini taşıması gerekiyor. 2026 alımlarında iç fındık rutubetinin yüzde 6,5’i aşmaması, sağlam iç oranının en az yüzde 40 olması, buruşuk iç oranının yüzde 10’u, çürük ve bozuk iç oranının yüzde 7’yi, yabancı madde oranının ise yüzde 0,5’i geçmemesi şartı uygulanıyor. ÇKS’ye kayıtlı ürünler bu kriterler çerçevesinde alınıyor. Bu nedenle fındıkta üreticinin geliri tartışılırken yalnızca ilan edilen kilogram fiyatı değil; randıman, kalite, üretim maliyeti, arazi yapısı, ürünün pazara ulaştırılması ve kamu desteklerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. ŞENOCAK’TAN LİSANSLI DEPO VE FİLE DESTEĞİ VURGUSU Şenocak’ın son açıklamasındaki bir diğer başlık lisanslı depoculuk. Hasat döneminde yüz binlerce ton fındığın kısa sürede piyasaya çıkmasının fiyat üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Şenocak, lisanslı depoların arzın yoğunlaştığı dönemlerde ürünü bünyesine alarak piyasanın dengelenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Şenocak ayrıca fındık hasadında file kullanımının yaygınlaştırılması için yürütülen destek çalışmalarına dikkat çekti. UFK’nın girişimleriyle file desteğinin önce yüzde 50 seviyesinde başladığını, daha sonra yüzde 70’e kadar yükseltildiğini söyleyen Şenocak, Konsey olarak hedeflerinin desteğin yüzde 100’e çıkarılması olduğunu ifade etti. UFK FINDIK ALAN BİR KURUM DEĞİL Ulusal Fındık Konseyi’nin açıklamaları zaman zaman TMO veya FİSKOBİRLİK kararlarıyla karıştırılabiliyor. Ancak UFK’nın görev alanı farklı. Ulusal Fındık Konseyi, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak, 5 Nisan 2007 tarihli yönetmelikle kurulan tüzel kişiliğe sahip sektörel bir yapı. Konsey; üreticiler, ziraat odaları, kooperatifler, tüccarlar, sanayiciler, ticaret borsaları, araştırma ve eğitim kurumları ve ilgili kamu kuruluşlarının temsil edildiği ortak bir platform olarak oluşturuldu. Yönetmeliğe göre UFK’nın görevleri arasında sektör verilerini toplamak, piyasa ve uluslararası gelişmeleri izlemek, fındık konusunda ortak strateji oluşturmak, üretim-tüketim-ticaret politikaları geliştirmek, araştırmalar yapmak ve hazırlanan raporları Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’na sunmak bulunuyor. Bu nedenle UFK fındık alım fiyatını tek başına belirleyen, üreticiden fındık satın alan veya piyasaya idari ceza uygulayan bir kurum değil. Temel görevi sektörün taraflarını bir araya getirmek, politika oluşturmak ve kamu yönetimine öneriler sunmak. CEM ŞENOCAK FINDIK TİCARETİNİN İÇİNDEN GELİYOR Cem Şenocak aynı zamanda uzun yıllardır fındık sanayi ve ihracat sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı. Şenocak ailesinin Ordu’daki fındık ticareti 1953 yılında başladı. Şirket kayıtlarına göre Cem Şenocak 1986 yılında aktif olarak aile şirketinin yönetimine katıldı. Aile şirketi zaman içinde kabuklu ve iç fındıktan kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış fındık, fındık unu ve püresine kadar entegre üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren bir sanayi kuruluşuna dönüştü. Bu yönüyle Şenocak’ın UFK Başkanlığı, yalnızca üretici örgütü perspektifinden değil; fındık ticareti, sanayi ve ihracat zincirinin içerisinden gelen bir sektör temsilcisinin yaklaşımını da yansıtıyor. FINDIK POLİTİKASINDA TARTIŞMANIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR Şenocak’ın 27 Ağustos açıklaması bütün olarak değerlendirildiğinde önerdiği model yalnızca “fındığa daha yüksek veya daha düşük fiyat verilsin” yaklaşımına dayanmıyor. Model; arazi eğimi, üretim maliyeti, makineleşme imkânı, alternatif ürün yetiştirme kapasitesi, miras yoluyla parçalanan bahçeler, göç, verimlilik, lisanslı depoculuk ve dünya rekabetini aynı sistem içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Tarım Bakanlığı verilerinin Türkiye’nin dünya üretimindeki payının yüzde 58’e gerilediğini göstermesi ve Türkiye’de dekara verimin dünya ortalamasının altında bulunması, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Giresun ve Ordu gibi fındığın büyük ölçüde sarp ve eğimli arazilerde üretildiği bölgeler açısından Şenocak’ın önerisinin temel sonucu açık: Aynı ürün yetiştirilse bile aynı şartlarda üretim yapılmıyor. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin hayata geçirilmesi halinde, fındığın piyasa fiyatı bütün üretim bölgeleri için temel oluştururken; sarp ve eğimli arazide üretimini sürdüren çiftçiye maliyet farkını karşılayacak ayrı ve daha güçlü bir destek sistemi uygulanması gündeme gelecek. Böyle bir değişiklik aynı zamanda 1983’ten beri mevzuatta bulunan ancak uygulaması sürekli tartışılan “fındığın uygun alanlarda üretilmesi” politikasının da yeniden ele alınması anlamına gelecek.

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Haber

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak’ın Eriklik köyünde maviyemiş üreticisi Refik Aslan’ın bahçesinde incelemelerde bulundu. Ziyarette üretim ve hasadın yanı sıra ürünün işlenmesi, pazarlanması ve Bulancak Kadın Kooperatifi aracılığıyla katma değerli ürüne dönüştürülmesi ele alındı. ERİKLİK KÖYÜNDE ÜRETİM SÜRECİ İNCELENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak ilçesine bağlı Eriklik köyünde maviyemiş yetiştiriciliği yapan üretici Refik Aslan’ı ziyaret etti. Bahçede gerçekleştirilen incelemelerde; maviyemişin yetiştirilmesi, hasadı, değerlendirilmesi ve pazarlanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyarete Şube Müdürleri Arif Kahya ve Haydar Ünlü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli de katıldı. KADIN KOOPERATİFİ İÇİN HİBE DESTEKLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Ziyarette, maviyemişin yalnızca taze meyve olarak satılması yerine işlenerek ekonomik değerinin artırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda Bulancak Kadın Kooperatifinde üretilebilecek reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve ve benzeri ürünler için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanabilecek hibe destekleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Ürünün işlenmesi, paketlenmesi ve yerel bir marka altında pazarlanması; hem üretici gelirinin yükselmesi hem de kadın kooperatiflerinin üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI HIZLA GENİŞLEDİ Giresun’da maviyemiş yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaklaşık 12 yıldır devam ediyor. Kentte 2024 yılı itibarıyla 66 dekar alanda yıllık yaklaşık 33 ton ürün elde edildiği açıklanmıştı. Özellikle 2022 yılında başlatılan destek projesiyle üreticilere sertifikalı fidan dağıtılarak yeni bahçeler kuruldu. GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ DESTEĞİNİN YILLARA GÖRE GELİŞİMİ Yıl Desteklenen üretici Kurulan yeni alan Dağıtılan fidan 2022 31 33 dekar 8 bin 330 2023 40 40 dekar 9 bin 900 2024 23 24 dekar 6 bin 2022-2024 toplamı 94 97 dekar 24 bin 230 Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün verilerine göre üç yıllık dönemde 94 üreticiye toplam 24 bin 230 sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı ve 97 dekarlık yeni bahçe kurulması sağlandı. Projenin sonraki aşamalarında dağıtılan toplam fidan sayısı 62 bin 80’e, Giresun’daki maviyemiş yetiştiricilik alanı ise 270 dekara ulaştı. Ancak yeni kurulan bahçelerin tamamı henüz tam verim çağına ulaşmadığı için 270 dekarlık alanın tamamını mevcut yıllık üretim miktarıyla doğrudan karşılaştırmak mümkün değil. TÜRKİYE’DE HANGİ İLLER ÖNE ÇIKIYOR? Türkiye’de maviyemiş üretimi farklı iklim ve yetiştirme tekniklerine göre Karadeniz, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşıyor. Açıklanan il bazlı üretim verilerinde öne çıkan iller şöyle sıralandı: İl Üretim alanı Üretim miktarı Antalya 754 dekar 862 ton Bursa 2 bin 288 dekar 861 ton Kırklareli 175 dekar 341 ton Rize 351 dekar 205 ton Trabzon 220 dekar 97 ton Giresun 66 dekar Yaklaşık 33 ton Bu tablo, kamuoyuna açıklanan aynı dönemli il verileri ile Giresun için açıklanan 2024 üretim bilgisinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Antalya üretim miktarı, Bursa üretim alanı, Kırklareli ise yüksek verimiyle dikkati çekiyor. Bursa’da üretim sonraki dönemde de büyüdü. Yalnızca İnegöl ilçesinde 2024 yılında 1.400 dekar alandan yaklaşık 980 ton maviyemiş elde edildiği bildirildi. Bu durum, hızla gelişen üretim yapısı nedeniyle il verilerinin yıllara göre önemli ölçüde değişebildiğini gösteriyor. MAVİYEMİŞ NEDİR? Maviyemiş; bilimsel olarak Vaccinium cinsi içerisinde yer alan, mavi-mor renkli ve küçük taneli bir üzümsü meyve türü. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaban mersini, likapa, ligarba ve çalı çileği gibi adlarla da biliniyor. Ancak doğada kendiliğinden yetişen yerel türlerle ticari bahçelerde yetiştirilen kültür maviyemişleri arasında çeşit ve özellik bakımından farklılıklar bulunabiliyor. Maviyemiş; Taze meyve,Dondurulmuş ürün,Reçel ve marmelat,Meyve suyu,Kurutulmuş meyve,Pasta ve süt ürünleri,Kozmetik ve gıda sanayisi girdisi olarak değerlendirilebiliyor. ASİTLİ TOPRAKLARI VE YAĞIŞLI İKLİMİ SEVİYOR Maviyemiş yetiştiriciliğinde toprağın yapısı büyük önem taşıyor. Bitki, organik madde bakımından zengin ve asit karakterli topraklarda daha iyi gelişiyor. Kök bölgesinin nemli kalması gerekiyor ancak suyun birikmesi kök hastalıklarına yol açabiliyor. Bu nedenle drenajı iyi, su tutma kapasitesi yüksek ve asitli topraklar yetiştiricilik açısından avantaj sağlıyor. Giresun’un yağışlı iklimi, asitli toprak yapısı ve yüksek organik madde içeren arazileri, maviyemiş için uygun bir üretim ortamı oluşturuyor. Bakanlığın yatırım rehberinde de Karadeniz illeri, topraklı maviyemiş yetiştiriciliği açısından uygun bölgeler arasında gösteriliyor. EKONOMİYE KATKI Maviyemiş, küçük alanlardan ekonomik değer üretilebilmesi ve farklı ürünlere işlenebilmesi nedeniyle alternatif tarım ürünü olarak öne çıkıyor. Ürünün ekonomiye katkısı yalnızca taze meyve satışıyla sınırlı kalmıyor. Soğuk hava deposu, paketleme, dondurma, kurutma, reçel ve marmelat üretimi gibi alanlarda yeni bir üretim zinciri oluşturabiliyor. Özellikle kadın kooperatiflerinin sürece katılmasıyla; Yerel istihdamın artırılması,Küçük üreticinin pazara ulaşması,Ürünün raf ömrünün uzatılması,Tarımsal ürünün markalaştırılması,Kırsalda kadın emeğinin ekonomik değere dönüşmesi,Giresun’a özgü yeni ürünlerin geliştirilmesi mümkün hale gelebiliyor. Eriklik köyündeki ziyaret, Giresun’da büyüyen maviyemiş üretiminin yalnızca bahçe tesisiyle sınırlı kalmayacağını; işleme, kooperatifçilik ve pazarlama boyutuyla yeni bir kırsal kalkınma alanına dönüşebileceğini gösterdi.

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ATAĞI Haber

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ATAĞI

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ATAĞI: 62 BİN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU, ÜRETİM ALANI 270 DEKARA ULAŞTI Tarım ve Orman Bakanlığının Türkiye genelinde yürüttüğü “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi”, Giresun’da meyveciliğe yeni bir yön kazandırıyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Giresun İlinde Maviyemiş Üretiminin Artırılması Projesi”, Bulancak’ta düzenlenen etkinlikle bir kez daha çiftçilerin yüzünü güldürdü. Bulancak’ta Sertifikalı Fidan Dağıtıldı Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak İlçe Müdürlüğü teknik personeliyle birlikte üreticilere toplam 3 bin 250 adet sertifikalı maviyemiş fidanı teslim etti. Fidanların yüzde 70’i devlet, yüzde 30’u çiftçi katkısıyla karşılandı. Bu destekten 13 üretici yararlandı. Tirebolu Sırada: 1.750 Fidan Daha İl Müdürü Yılmaz, projenin yalnızca Bulancak’la sınırlı kalmayacağını belirterek şu bilgiyi paylaştı: “Bu hafta içinde Tirebolu ilçemizde de 1.750 adet maviyemiş fidanı dağıtacağız.” Giresun’da Maviyemiş Seferberliği Proje, 2022’den bu yana hızla büyümeye devam ediyor. Bugüne kadar: 62 bin 80 adet sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı Üretim alanı 270 dekara çıktı Projeye çiftçi ilgisi hız kesmeden devam ediyor Neden Maviyemiş? Çünkü Değeri Her Geçen Gün Artıyor Maviyemiş, son yıllarda dünya genelinde üretimi büyük bir hızla artan meyveler arasında. Çünkü: Çok yüksek antioksidan içeriyor “Süper meyve” olarak biliniyor Sağlık sektöründen gıda sanayisine kadar geniş bir alanda talebi artıyor Taze tüketimde fiyatı güçlü, katma değeri yüksek Giresun’un ekolojisi maviyemiş için oldukça uygun Kısacası, hem çiftçinin cebine hem bölgenin ekonomisine yeni bir gelir kapısı açıyor. “Çiftçinin Gelirini Artıracak, Üretimi Çeşitlendireceğiz” Etkinlikte konuşan İl Müdürü Yılmaz, projenin amacını şöyle anlattı: “Üreticilerimizin tarımsal faaliyetlerini çeşitlendirmeyi, birim alanda gelir seviyesini yükseltmeyi, ilimizin ekolojisine uyumlu ve katma değeri yüksek türleri yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Çiftçilerimizin projeye ilgisi oldukça yüksek. Gelecek yıl için de Bakanlığımıza projenin uzatılması yönünde talepte bulunacağız.” Giresun İçin Stratejik Bir Yatırım Maviyemiş üretiminin yaygınlaştırılması sayesinde: Alternatif ürün çeşitliliği artıyor Kuraklığa dayanıklı bir meyveyle riskler azalıyor Genç çiftçilerin ilgisini çeken yeni bir üretim alanı doğuyor İlçelerin kırsal ekonomisine doğrudan nakit akışı sağlanıyor İhracat potansiyeli yüksek bir ürün bölgede kök salıyor Giresun’un Mavisi Artık Fındıkla Sınırlı Değil Bulancak ve Tirebolu’dan başlayan bu maviyemiş atağı, birkaç yıl içinde Giresun’un yeni gelir kaynağı olarak büyüyecek. Toprak, çiftçi ve proje el ele verince ortaya güçlü bir tarımsal dönüşüm çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.