Hava Durumu

#Üretim

giresunsonhaber - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Haber

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe müdürlüklerinde bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanında görev yapan teknik personelin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme ve planlama toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı çalışmaları mercek altına alınırken, 2026 yılına ilişkin uygulama takvimi ve hedefler netleştirildi. Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve kayıtlılığın artırılmasının öncelikli hedefler olduğunu vurguladı. Yılmaz, özellikle zararlı organizmalarla mücadele, planlı üretim modeli ve destekleme mekanizmalarının etkin uygulanmasının yeni dönemin temel başlıklarını oluşturduğunu ifade etti. Kahverengi Kokarca ile Mücadele Öncelikli Gündem Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, son yıllarda Karadeniz tarımı açısından ciddi tehdit oluşturan kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele çalışmaları oldu. İl genelinde yürütülen sürveyler, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile saha eğitimleri değerlendirildi. 2026 yılı için uygulanacak eylem planında erken uyarı, üretici bilgilendirmesi ve entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması öne çıktı. Bitkisel Üretimde Planlı Dönem Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği çerçevesinde Giresun’da yürütülen bitkisel üretim planlaması da toplantının ana gündem maddeleri arasındaydı. İl bazlı ürün deseninin iklim, toprak yapısı ve pazar koşullarına göre şekillendirilmesi; arz fazlası ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Teknik personel, sahadaki uygulamalar ve üretici yönlendirmeleri hakkında bilgi paylaştı. Organik Tarım ve Kayıt Sistemleri Masada Organik tarım mevzuatı kapsamında il ve ilçe müdürlüklerinin görevleri, kapalı ortamda yürütülen Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) uygulamaları ve TAKE Projesi kapsamındaki çalışmalar da ele alındı. Özellikle kontrollü üretim alanlarının artırılması ve kayıt dışılığın azaltılması yönünde atılacak adımlar değerlendirildi. Tohumculuk, Bitki Pasaportu ve Denetimler Tohumculuk mevzuatı kapsamında yürütülen yetkilendirme ve denetim faaliyetleri, 2025 yılı uygulamaları ışığında gözden geçirildi. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin kayıt altına alınması ve bitki pasaportu uygulamalarının etkinleştirilmesi konularında teknik sunumlar yapıldı. Operatör kayıtlarının güncellenmesi ve izlenebilirliğin artırılması, 2026 hedefleri arasında yer aldı. ÇKS ve Desteklemelerde Güncel Durum Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinin doğruluğu, destekleme başvurularında yaşanan sorunlar ve saha kontrolleri de toplantıda gündeme geldi. Üreticilerin desteklerden eksiksiz yararlanabilmesi için kayıtların güncel tutulmasının önemi vurgulandı. Bitki Koruma Ürünleri ve E-Reçete Takvimi Bitki Koruma Ürünlerinin toptan ve perakende satışı ile depolanmasına ilişkin mevzuat uygulamaları, denetimler ve yeni dönemde yürürlüğe girecek uygulama takvimi ayrıntılı biçimde ele alındı. BKÜ E-Reçete sistemi ve üretici kayıt defteri uygulamalarını içeren B-Reçete sisteminin sahadaki işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri teknik personel tarafından paylaşıldı. Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirme ile sona erdi. Yetkililer, 2026 yılında daha planlı, kayıtlı ve sürdürülebilir bir bitkisel üretim yapısının oluşturulması için sahadaki teknik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tarımın geleceği biraz da veri, planlama ve disiplin işi; doğa sürprizlerle dolu ama hazırlıklı olanın kaybı daha az oluyor.

Doğal gaz ve elektrik faturasının yarısı devletten Haber

Doğal gaz ve elektrik faturasının yarısı devletten

Osmaniye’de bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, doğal gaz ve elektrik faturasının yarısının devletten olduğunu açıkladı. OSMANİYE (İGFA) – Osmaniye Valiliği ve Osmaniye Belediyesi’ni ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaptığı açıklamada, “Kadim kültürümüzün izlerini taşıyan, Kaleler Diyarı güzel şehrimiz Osmaniye’deyiz. Enerjisi ve sanayisiyle Türkiye’nin üretim gücüne güç katan şehrimizde, ilk olarak Osmaniye Valimiz Mehmet Fatih Serdengeçti’yi ziyaret ederek, Bakanlığımızın görev alanındaki mevcut yatırımları ve asrın felaketi sonrası süren ihya ve inşa çalışmalarını değerlendirdik. Enerji ve madencilik alanındaki potansiyelimizi, yerel yönetimlerimizle tam bir uyum içerisinde artan bir ivmeyle yatırıma dönüştürmeye kararlıyız. Türkiye özellikle 2016'dan sonra yeni bir vizyon geliştirdi. Kendi gazını, petrolünü kendi gemileriyle denizlerinde arayan, karalarında petrolünü, doğal gazını yoğun bir şekilde arayan bir ülke haline geldi. Hamdolsun bu ilk stratejik adımdan sonra da neticelerini almaya başladık. Karadeniz'de 4 milyon eve yetecek kadar gazı üretir hale geldik. İnşallah bu sene yine önemli bir yıl, bu 8 milyon haneye gelecek. 2028'de 16-17 milyon hanenin gazını kendimiz karşılar hale geleceğiz. Doğal gaz ve elektrik faturalarının yarısı devletimiz tarafından karşılanıyor. Cumhur İttifakı’nın güçlü duruşu ve hizmet vizyonuyla her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Üreten ve gelişen Osmaniye için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

CHP’Lİ ŞENYÜREK: “FİSKOBİRLİK BORÇLA, FAİZLE VE ARSA SATARAK YÖNETİLEMEZ” Haber

CHP’Lİ ŞENYÜREK: “FİSKOBİRLİK BORÇLA, FAİZLE VE ARSA SATARAK YÖNETİLEMEZ”

CHP’Lİ ŞENYÜREK: “FİSKOBİRLİK BORÇLA, FAİZLE VE ARSA SATARAK YÖNETİLEMEZ” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in hafta sonu yapılacak mali genel kurulu öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Kurumun ağır bir borç sarmalına sürüklendiğini belirten Şenyürek, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ı görevi bırakmaya davet etti. Şenyürek, açıklanan mali kârın üretimden değil, yıllar içinde üreticinin emeğiyle edinilmiş taşınmazların satışından kaynaklandığını vurgulayarak, bunun bir başarı değil, iflasın ötelenmesi anlamına geldiğini söyledi. Şenyürek, FİSKOBİRLİK yönetiminin kendi hazırladığı 2024–2025 Faaliyet Raporu ile bağımsız denetçi raporlarının, kurumun gerçek mali tablosunu bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu ifade etti. “1,6 MİLYAR TL’Yİ AŞAN BORÇ VAR, ÖDEME PLANI YOK” FİSKOBİRLİK’in borç yükünün alarm verdiğini dile getiren Şenyürek, kısa vadeli banka borçlarının bir yıl içinde 623 milyon TL’den 1 milyar 154 milyon TL’ye yükseldiğini, bir yıldan uzun vadeli kredi yükünün ise yüzde 81 artarak 457 milyon TL’ye ulaştığını belirtti. Kısa sürede ödenmesi gereken banka borcunun toplamda 1,6 milyar TL’yi aştığına dikkat çeken Şenyürek, faaliyet raporunda bu borcun hangi planla ve nasıl ödeneceğine dair somut bir yol haritası bulunmadığını söyledi. Şenyürek, yıllardır olduğu gibi yine tek çıkış yolu olarak gayrimenkul satışlarının işaret edildiğini ifade etti. “SADECE FAİZE 835 MİLYON TL ÖDENDİ” Finansman giderlerinin FİSKOBİRLİK’in mali yapısını çökerttiğini vurgulayan Şenyürek, 2024–2025 iş yılında banka faizleri için 835 milyon TL ödendiğini, bu tutarın tasarı bütçede öngörülen rakamın yüzde 39 üzerinde gerçekleştiğini kaydetti. Faiz yükünün operasyonel faaliyetlerle karşılanabilmesi için FİSKOBİRLİK’in yaklaşık 8,4 milyar TL’lik satış hacmine ulaşması gerektiğini belirten Şenyürek, gerçekleşen satışların ise 2,3 milyar TL’nin bile altında kaldığını söyledi. Bu tablonun, kurumun üretimle değil borçla ve yeni borçlarla ayakta tutulmaya çalışıldığını gösterdiğini ifade etti. “KÂR VAR DENİYOR AMA ÜRETİMDEN DEĞİL” Faaliyet raporunda açıklanan 13,7 milyon TL’lik kârın üretimden kaynaklanmadığını dile getiren Şenyürek, ortak içi ve ortak dışı operasyonel faaliyetlerin zarar ettiğini, kâr gibi görünen rakamın ise arsa ve gayrimenkul satışlarından elde edilen olağan dışı gelirlerden oluştuğunu belirtti. Özellikle Entegre Tesis önündeki arsa satışının mali tabloları geçici olarak rahatlattığını ifade eden Şenyürek, bu yöntemin kurumu uzun vadede daha kırılgan ve sürdürülemez bir yapıya sürüklediğini söyledi. “2,4 MİLYAR TL’LİK İPOTEK VAR” Bağımsız denetçi raporuna da dikkat çeken Şenyürek, banka borçlarına karşılık FİSKOBİRLİK’in taşınmazları üzerinde 2 milyar 422 milyon TL tutarında ipotek bulunduğunu belirtti. Şenyürek, bu durumun kurum varlıklarının fiilen bankalara rehinli olduğunu gösterdiğini ifade etti. “BELKOS–ŞÜKREDEN GIDA’NIN KONKORDATO SÜRECİNDE KURUMUN ZARARI VAR MI?” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’e bağlı EFİT A.Ş. üzerinden “Belkos” markasıyla bilinen Şükreden Gıda ile kurulan özel markalı üretim ilişkisine dair kamuoyuna yansıyan konkordato iddialarına da değinerek, FİSKOBİRLİK yönetimini kamuoyu önünde açıklama yapmaya çağırdı. FİSKOBİRLİK’in binlerce üreticinin alın terini yöneten, kamusal sorumluluğu yüksek bir kurum olduğunu vurgulayan Şenyürek, konkordato sürecinin kurum açısından bir zarar doğurup doğurmadığının ya da doğurma riski bulunup bulunmadığının şeffaf biçimde açıklanması gerektiğini söyledi. “YATIRIM VAR DENİYOR AMA BÜTÇEDE KARŞILIĞI SIFIR” Bulancak Organize Sanayi Bölgesi’nde 17 milyon dolarlık yatırım yapılacağı yönündeki haberlere de değinen Şenyürek, faaliyet raporunda ve 2025–2026 tasarı bütçesinde “yapılmakta olan yatırımlar” kaleminin sıfır göründüğünü belirtti. Şenyürek, yatırım söylemi ile bütçe verileri arasındaki bu çelişkinin, Entegre Tesis arazisinin satışına yönelik kamuoyu direncini azaltmaya dönük bir algı çalışması şüphesini güçlendirdiğini ifade etti. “YÜZDE 10 MESELESİ HUKUKİ ZEMİNDE AYDINLATILMALIDIR” CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in gündeme taşıdığı iddialara da değinen Şenyürek, Bayraktar’ın “maaş almıyorum” beyanıyla çeliştiğini belirttiği 6 milyon 505 bin TL’lik huzur hakkı ödemesine dikkat çekti. Şenyürek, kamuoyu önünde yapılan açıklamalar ile faaliyet raporundaki veriler arasındaki çelişkinin mutlaka açıklanması gerektiğini söyledi. Adıgüzel’in kamuoyuna yansıyan “Yüzde 10 Lütfi” iddiasını da hatırlatan Şenyürek, iddiaların doğru olması halinde meselenin kötü yönetimin çok ötesine geçtiğini, yanlış olması halinde ise susmak yerine açık, şeffaf ve hukuki zeminde kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini dile getirdi. “ÜRETİCİYLE BAĞ KOPMUŞ DURUMDA” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in üreticiyle bağının ciddi biçimde zayıfladığını belirterek, 88 bin kayıtlı ortağa rağmen fındık teslim eden ortak sayısının 5 bin 768 olduğunu söyledi. 2024 yılında Türkiye genelinde 650 bin ton olarak açıklanan fındık rekoltesine karşın, FİSKOBİRLİK’in alımının 11 bin 627 tonla binde 17 seviyesinde kaldığını ifade etti. “BU TABLOYLA DEVAM EDİLEMEZ” Açıklamasının sonunda hafta sonu yapılacak Mali Genel Kurul öncesinde FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ı görevi bırakmaya davet ettiklerini belirten Şenyürek, kurumun kimsenin kişisel mülkü olmadığını vurguladı. Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yüzbinlerce üreticinin emeği olduğunu belirterek, CHP olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU” Haber

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU”

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU” Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yıl boyunca hayata geçirilen kamu yatırımlarının ilin kalkınma sürecine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Vali Serdengeçti, bir yıl içerisinde hizmete alınan projelerle Giresun’un üretim, tamamlanan yatırımlar ve vatandaşların doğrudan faydalandığı hizmetler açısından verimli bir yılı geride bıraktığını ifade etti. Açıklamasında, söz konusu projelerin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Serdengeçti, başta Cumhurbaşkanı ve Bakanlar olmak üzere; milletvekilleri, siyasi erkan, bürokratlar ve ilgili kurumların sürece önemli katkı sunduğunu vurguladı. 2026 yılına ilişkin temennilerini de paylaşan Vali Serdengeçti, yeni yılda da Giresun’u daha nitelikli kamu hizmetleriyle buluşturma hedefiyle çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Giresun’umuzda 2025; üreten, tamamlayan ve hizmet alan bir yıl oldu. Bir sene içinde hizmete alınan kamu yatırımlarıyla, ilimizin kalkınma yolculuğuna önemli katkılar sağlandı. Bu kıymetli projelerin ilimizde hayat bulmasına öncülük eden; başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın… pic.twitter.com/7LSr6JvFGB — Mehmet Fatih Serdengeçti (@valiserdengecti) December 31, 2025

FINDIK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ  DÖNER SERMAYE, ÜRETİM VE SATIŞ YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ Haber

FINDIK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ DÖNER SERMAYE, ÜRETİM VE SATIŞ YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FINDIK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK DÖNER SERMAYE, ÜRETİM VE SATIŞ YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ Bu Resmî Gazete ile yapılan şey: GÜFAM’ı pasif/akademik bir merkez olmaktan çıkarıp, döner sermaye kapsamında üretim yapan, ürün satan, hizmet sunan, kamu–üniversite–sektör iş birliklerine açık daha işlevsel bir yapıya dönüştürmektir. Resmî Gazete’nin 22 Aralık 2025 tarihli ve 33115 sayılı nüshasında yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, Giresun Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Fındık Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (GÜFAM) görev, yetki ve yönetim yapısında önemli düzenlemelere gidildi. Yapılan değişikliklerle birlikte merkez, yalnızca akademik araştırmalar yürüten bir yapı olmaktan çıkarılarak; üretim yapan, ürün satan ve kamu kurumlarıyla hizmet iş birlikleri kurabilen daha aktif bir uygulama merkezine dönüştürüldü. MERKEZİN TANIMI NETLEŞTİRİLDİ Yönetmelikte yapılan ilk değişiklikle, merkez kısaltması ve tanımı açık biçimde düzenlenerek “GÜFAM” ifadesi resmî metne işlendi. Böylece merkezin kurumsal kimliği yönetmelik düzeyinde netleştirilmiş oldu. Döner sermaye kapsamında satış ve hizmet yolu açıldı Yönetmelikteki en dikkat çekici düzenlemelerden biri, merkezin döner sermaye mevzuatı kapsamında üretim ve satış yapabilmesinin önünün açılması oldu. Buna göre GÜFAM; MERKEZ BÜNYESİNDE ÜRETİLEN TARIMSAL VE GIDA ÜRÜNLERİNİ SATABİLECEK, KAMU KURUM VE KURULUŞLARIYLA İŞ BİRLİĞİ YAPARAK TESİSLERİNDE HİZMET SUNABİLECEK. Bu düzenleme, merkezin üniversite–sektör–kamu iş birliği açısından daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyor. Merkez Müdürü ve yardımcılarının görev süresi yeniden düzenlendi Merkez Müdürü’nün, üniversitenin ilgili alanlarda çalışan öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllığına görevlendirilmesi hükme bağlandı. Süresi biten müdürlerin yeniden görevlendirilebilmesi de mümkün kılındı. Ayrıca en fazla iki müdür yardımcısı görevlendirilebilecek; müdürün altı aydan fazla vekâletle görevden uzak kalması halinde ise yeni müdür ataması yapılacak. Yönetim Kurulu en fazla 6 kişiden oluşacak YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİYLE YÖNETİM KURULU’NUN YAPISI DA YENİDEN BELİRLENDİ. Buna göre kurul; Merkez Müdürü, Müdür yardımcıları, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili öğretim elemanları arasından seçilecek üç üye olmak üzere en fazla altı kişiden oluşacak. ÜRETİM, TESİS VE ÜCRET BELİRLEME YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ Yeni düzenlemelerle Yönetim Kurulu; Merkez faaliyetlerinin etkin yürütülmesi amacıyla tesisler oluşturabilecek, Üretim ve hizmet ücretlerine ilişkin önerileri döner sermaye mevzuatı kapsamında belirleyerek Üniversite Yönetim Kurulu’na sunabilecek. Bu yetkiler, merkezin uygulamaya dönük kapasitesini artırmayı amaçlıyor. DANIŞMA KURULU DAHA KAPSAYICI HALE GETİRİLDİ Danışma Kurulu’nun yapısı genişletilerek; üniversitelerin yanı sıra kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin de kurula dâhil edilmesine imkân tanındı. Kurul, yılda en az bir kez toplanarak merkezin çalışmalarını değerlendirecek. Harcama yetkilisi Merkez Müdürü oldu Yönetmelikte açıkça belirtilerek, merkezin harcama yetkilisinin Merkez Müdürü olduğu hüküm altına alındı. Bu düzenleme, mali sorumluluk ve yetki açısından netlik sağladı. Boşluk durumlarında 2547 sayılı Kanun uygulanacak Yeni eklenen maddeyle, yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuatın uygulanacağı belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.