Hava Durumu

#Üretici

Giresun Sonhaber - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GEZMİŞ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNİ KORUYACAK SOMUT ADIMLAR NE ZAMAN ATILACAK?” Haber

GEZMİŞ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNİ KORUYACAK SOMUT ADIMLAR NE ZAMAN ATILACAK?”

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNİ KORUYACAK SOMUT ADIMLAR NE ZAMAN ATILACAK?” Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fındık fiyatlarındaki sert gerilemeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Geçen yıl aynı dönemde kilogramı 300-350 liradan satılan fındığın 160-170 liraya kadar düştüğünü belirten Gezmiş, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, fındık ticaretiyle geçinen esnafın da ekonomik darboğaza sürüklendiğini söyledi. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) açıkladığı alım fiyatının altında satışların önlenmesini isteyen Gezmiş, üreticinin korunması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. GİRESUN – 5 KASIM 2026 Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik sorunları, serbest piyasadaki fiyat düşüşlerini ve fındık ticaretiyle geçinen esnafın karşı karşıya kaldığı güçlükleri gündeme getirdi. Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezlerinden Giresun'da üreticilerin gelir kaybı yaşadığına dikkat çeken Gezmiş, istikrarsız fiyat politikalarının yalnızca çiftçileri değil, fındık ticaretiyle geçimini sağlayan esnafı da olumsuz etkilediğini belirtti. Fındık üreticilerinin bir yıllık emeklerinin karşılığını alamadığını savunan Gezmiş, hükümete üreticinin korunmasına yönelik somut önlemlerin ne zaman hayata geçirileceğini sordu. “GEÇEN YIL 300-350 TL'YE SATILAN FINDIK BUGÜN 160-170 TL'YE GERİLEDİ” Konuşmasında fındık fiyatlarındaki düşüşe dikkat çeken Gezmiş, geçen yıl aynı dönemde kilogramı 300-350 lira seviyesinde satılan fındığın bugün 160-170 liraya kadar gerilediğini belirtti. Fiyatlardaki sert düşüşün üreticilerin gelirlerini olumsuz etkilediğini ifade eden milletvekili, bir yıl boyunca bahçesinde çalışan, ürününü yetiştiren ve hasadını gerçekleştiren çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını savundu. Gezmiş'in açıkladığı fiyat aralıkları esas alındığında, kilogram başına nominal fiyat düşüşünün karşılaştırılan değerlere göre yaklaşık yüzde 43 ile yüzde 54 arasında değiştiği görülüyor. “FINDIK ÜRETİCİSİ YİNE MAĞDUR!” Bir fındık sezonunun daha geride kaldığını ancak kazananın yine üretici olmadığını belirten Gezmiş, yıllardır süregelen fiyat istikrarsızlığının üreticilerin ekonomik gücünü zayıflattığını dile getirdi. Üreticilerin artan ekonomik sıkıntılar karşısında yeterince korunamadığını savunan Gezmiş, fındık politikalarının üreticinin emeğini ve gelirini güvence altına alacak biçimde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. “FINDIK TİCARETİYLE GEÇİNEN ESNAF DA EKONOMİK DARBOĞAZDA” Fındık fiyatlarındaki dalgalanmanın yalnızca üreticiler açısından değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Gezmiş, fındık ticaretiyle geçimini sağlayan esnafın da ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirtti. İstikrarsız fiyat politikalarının bölge ekonomisine olumsuz yansıdığını ifade eden milletvekili, üreticinin gelir kaybının fındık ticaretinin diğer aşamalarını da etkilediğini savundu. Fındığın Giresun ekonomisindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Gezmiş, hem üreticilerin hem de ticaretle uğraşan esnafın korunması gerektiğini vurguladı. “FINDIK ÜRETİCİSİNİN ALIN TERİ NEREYE GİDİYOR?” Fındık üreticisinin her geçen yıl daha da yoksullaştığını savunan Gezmiş, fındıktan elde edilen ekonomik kazancın kimlere aktarıldığının sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Üretim sürecinde büyük emek harcayan çiftçilerin, ürünlerinden elde edilen kazançtan yeterli pay alamadığını ifade eden milletvekili, mevcut tablonun kabul edilemez olduğunu belirtti. Gezmiş'in açıklamaları, fındık sektöründe üreticinin elde ettiği gelir ile ürünün ticari değerinden sağlanan kazanç arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki eleştirilerini ortaya koydu. “TMO'NUN AÇIKLADIĞI ALIM FİYATININ ALTINDA FINDIK SATILMASI ENGELLENMELİDİR” Konuşmasında Toprak Mahsulleri Ofisinin alım politikalarına da değinen Gezmiş, TMO tarafından açıklanan fiyatların üreticiyi koruyacak şekilde uygulanmasını istedi. Serbest piyasada fındığın açıklanan alım fiyatının altında satılmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten milletvekili, üreticinin emeğinin korunması için etkili tedbirler alınması çağrısında bulundu. Gezmiş'in bu talebi, üreticinin fiyat dalgalanmaları karşısında korunması ve kamu alım politikalarının piyasadaki etkisinin güçlendirilmesi gerekliliğine odaklandı. “FINDIĞIN GERÇEK SAHİBİ ÜRETİCİDİR” Fındığın gerçek sahibinin üretici olduğunu vurgulayan Gezmiş, ürünün ekonomik değerinin öncelikle onu yetiştiren çiftçinin emeğine yansıması gerektiğini belirtti. Fındık üreticisinin korunmasının bölge ekonomisi açısından da önem taşıdığını ifade eden milletvekili, üreticilerin ve fındık ticaretiyle geçinen esnafın yaşadığı ekonomik sorunların çözülmesini istedi. Üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini savunan Gezmiş, fındık politikalarında üretimden ticarete kadar bütün sürecin dikkate alınması çağrısında bulundu. “ÜRETİCİNİN EMEĞİNİ KORUYACAK SOMUT ADIMLAR NE ZAMAN ATILACAK?” Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada hükümete yönelttiği soruyla üreticilerin yaşadığı ekonomik mağduriyete dikkat çekti: “Üreticinin emeğini koruyacak somut adımlar ne zaman atılacak?” Fındık fiyatlarının istikrara kavuşturulması, üreticilerin gelir kayıplarının önlenmesi ve fındık ticaretiyle geçinen esnafın korunması gerektiğini belirten Gezmiş, fındıktan elde edilen kazancın öncelikle emeği veren üreticiye yansımasını istedi. KAYNAK: Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş'in TBMM konuşmasına ilişkin basın açıklaması, 5 Kasım 2026.

Bahçe ve Tarlalarda Yapay Zekâ Nöbeti Başladı Haber

Bahçe ve Tarlalarda Yapay Zekâ Nöbeti Başladı

MERSİN YENİŞEHİR BELEDİYESİ, TARIMSAL ÜRETİMİ İKLİM KRİZİNİN OLUMSUZ ETKİLERİNDEN KORUMAK AMACIYLA YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ TARIMSAL TAHMİN VE ERKEN UYARI SİSTEMİ’Nİ HAYATA GEÇİRDİ. Değirmençay, Karahacılı ve Çavak mahallelerinde kurulan sistemle ilçeye bağlı 9 kırsal mahallede üreticiler; zirai don, aşırı yağış, fırtına ve tarımsal zararlılara karşı önceden SMS yoluyla bilgilendirilecek. Mersin Yenişehir Belediyesi, tarımsal üretimde verimliliği artırmak ve çiftçilerin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklere karşı önceden önlem almasını sağlamak amacıyla akıllı tarım teknolojilerini kırsal mahallelere taşıdı. Kırsal Hizmetler Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Yapay Zekâ Destekli Tarımsal Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi sayesinde üreticiler, bölgeye özgü hava tahminlerine ve tarımsal zararlılarla ilgili güncel verilere ulaşabilecek. ÜÇ NOKTADA TEKNOLOJİK TAKİP Proje kapsamında Değirmençay, Karahacılı ve Çavak mahallelerinde üç farklı noktaya tarımsal iklim istasyonları, sensörler ve dijital kameralı zararlı takip tuzakları yerleştirildi. Sistem, Yenişehir ilçesindeki tarımsal üretimin gerçekleştirildiği 9 kırsal mahalleyi kapsayacak şekilde planlandı. Sensörler aracılığıyla sıcaklık, hava nemi, yağış miktarı, rüzgâr hızı, toprak sıcaklığı, güneşlenme ve toprak nemi gibi önemli veriler anlık olarak takip edilecek. FieldClimate yazılım platformunda analiz edilen verilerle bölgeye özgü 7 ila 14 günlük hava tahminleri oluşturulacak. Yapay zekâ destekli analizler sayesinde zirai don, aşırı sıcaklık, fırtına, dolu ve aşırı yağış gibi risklere karşı üreticilere SMS ve cep telefonu bildirimleri gönderilecek. Dijital tuzaklarla tarımsal zararlıların yoğunluğu da izlenerek çiftçilerin ilaçlama zamanını daha doğru belirlemesi ve ürün kayıplarının azaltılması hedefleniyor. “AMAÇ, ÜRETİCİLERİN ZAMANINDA ÖNLEM ALMASI” Yenişehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi İsmet Güldoğan, akıllı tarım uygulamalarının sürdürülebilir üretim açısından önem taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, su kaynaklarının verimli kullanılması ve bitki hastalıklarıyla mücadelenin tarımsal üretimde belirleyici olduğuna dikkat çeken Güldoğan, sensör teknolojileriyle bitkilerin ve çevrenin ihtiyaçlarının daha doğru analiz edilmesini amaçladıklarını ifade etti. Erken uyarı sistemiyle üreticilerin olumsuz hava koşulları ve hastalıklarla zararlılara karşı önceden bilgilendirileceğini kaydeden Güldoğan, risklerin erkenden tespit edilmesinin zamanında müdahale olanağı sağlayacağını vurguladı. Güldoğan, sürdürülebilir tarımın temelinde kaynakları korumanın, zamanında müdahale etmenin ve bilimsel yöntemlerden yararlanmanın bulunduğunu belirtti. Proje Sorumlusu Çiğdem Yıldırım da kırsal mahallelerde tarımsal üretimin takibini desteklemek amacıyla hava tahmini sensörlerinin ve zararlı takip tuzaklarının kurulduğunu söyledi. Sensörlerin bölgedeki hava koşullarını izlediğini, dijital tuzakların ise tarımsal zararlıların yoğunluğunun belirlenmesine yardımcı olduğunu aktaran Yıldırım, sistemden elde edilen veriler doğrultusunda üreticilerin bilgilendirileceğini ve olası risklere karşı zamanında tedbir almalarının sağlanacağını ifade etti. Yıldırım, erken uyarı sisteminden yararlanmak isteyen üreticilerin Yenişehir Belediyesi Halk Masasına başvurabileceğini belirtti. ÇİFTÇİLERDEN YENİŞEHİR BELEDİYESİ’NE TEŞEKKÜR Bölgede üretim yapan çiftçiler de herhangi bir ek maliyet üstlenmeden sunulan teknolojik hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Üreticiler, sistemin özellikle ilaçlama zamanının belirlenmesi ve doğal afetlere karşı önlem alınması açısından önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Değirmençay Mahallesi’nde çiftçilik yapan Ali Ata, daha önce ilaçlama konusunda bazı eksiklikler yaşadıklarını belirterek, hava tahminlerinin SMS yoluyla kendilerine ulaşmasının işlerini kolaylaştırdığını söyledi. Sistem sayesinde zararlıların daha erken takip edilebildiğini ve hava koşullarına göre önlem alabildiklerini kaydeden Ata, hizmetin üreticilerin ayağına kadar getirilmesinden dolayı Yenişehir Belediyesine teşekkür etti. “TARIM KOLAYLAŞIYOR AMA ÜRETİCİ PARA KAZANAMIYOR” Değirmençaylı üretici Mehmet Dokan da erken uyarı sisteminin zararlılarla mücadele ve doğal afetlerin yol açtığı kayıpları azaltma açısından önemli olduğunu belirtti. Daha önce zararlıları çoğunlukla ağaçların yapraklarında gördükten sonra ilaçlama yaptıklarını anlatan Dokan, yeni sistemle daha erken müdahale edebileceklerini ifade etti. Zirai don ve aşırı yağışların ciddi ürün kayıplarına yol açtığını vurgulayan Dokan, geçen yıl yaşanan don olaylarında geleneksel yöntemlerle önlem alarak zararlarının bir bölümünü azaltabildiklerini söyledi. Erken uyarı sisteminin afetlere karşı hazırlık konusunda üreticilere önemli katkı sunacağını dile getiren Dokan, teknolojik desteğin çiftçilerin bütçesine ek yük getirmeden sağlanmasının önemine dikkat çekti. Ancak tarımsal üretimdeki ekonomik sıkıntıların sürdüğünü belirten Dokan, girdi maliyetleri ve kazanç yetersizliği nedeniyle çiftçilerin üretimi bırakmayı düşündüğünü ifade etti. Dokan, teknolojinin tarıma önemli katkılar sunduğunu ancak üreticilerin bu teknolojilere kendi imkânlarıyla yatırım yapmakta zorlandığını belirterek, erken uyarı sistemini üreticilere ücretsiz ulaştıran Yenişehir Belediyesine teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRK FINDIĞINDA KALİTE ALARMI: ULUSLARARASI PİYASADAN FİYAT UYARISI Haber

TÜRK FINDIĞINDA KALİTE ALARMI: ULUSLARARASI PİYASADAN FİYAT UYARISI

TÜRK FINDIĞINDA KALİTE ALARMI: ULUSLARARASI PİYASADAN FİYAT UYARISI Uluslararası tarım ürünleri piyasasını izleyen Mundus Agri, Türkiye'de 2026 mahsulü fındıkta kalite sorunlarının yaygınlaştığını bildirdi. Yayına göre TMO ve Ferrero'nun yüksek miktarda ürünü kabul etmemesi, piyasada kaliteli hammadde teminine ilişkin endişeleri artırırken gelecek aylarda fiyat dalgalanmaları yaşanabileceği değerlendiriliyor. Uluslararası tarımsal emtia yayın kuruluşu Mundus Agri, 22 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı piyasa değerlendirmesinde Türk fındık sektörünün karşı karşıya bulunduğu kalite sorunlarını gündeme taşıdı. Ordu merkezli piyasa değerlendirmesinde, fındıkta kalite sorununun yaygın olduğu, alım fiyatlarında değişimler yaşandığı ve ihracat performansının beklentilerin altında kaldığı belirtildi. TMO VE FERRERO'NUN ALIMLARINDA KALİTE SORUNU Mundus Agri'nin haberine göre Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile uluslararası gıda şirketi Ferrero, kalite sorunları nedeniyle yüksek miktarda fındığı alım için kabul etmedi. Haberde, TMO'nun bazı kalite kriterlerini esnetmesine rağmen sezon sonunda gerçekleştirebileceği toplam alım miktarına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü değiştiği ifade edildi. Başlangıçta 200 bin ile 250 bin ton arasında öngörülen alım miktarının, 150 bin ile 200 bin ton düzeyinde kalabileceği değerlendirildi. Ancak bu rakamlar gerçekleşmiş alım miktarları değil, uluslararası piyasa yayınında yer alan tahminlerdir. KALİTELİ FINDIKTA ARZ SORUNU YAŞANABİLİR Piyasa değerlendirmesinde dikkat çekilen bir diğer konu, kalite sorunlarının ticarete sunulan fındığın niteliği üzerindeki olası etkileri oldu. Kalite standartlarını karşılayan ürün miktarının sınırlanması halinde, özellikle sanayi ve ihracat için uygun hammadde temininde güçlükler yaşanabileceği değerlendiriliyor. Mundus Agri, bu durumun önümüzdeki aylarda fiyatlarda ani yükselişlere yol açabileceğine ilişkin piyasa beklentilerini aktardı. Bununla birlikte söz konusu değerlendirme, fiyatların kesin olarak yükseleceği anlamına gelmiyor. Fiyatların yönü; üreticilerin satış kararları, sanayi kuruluşlarının stokları, ihracat talebi ve piyasaya sunulan ürün miktarına bağlı olacak. GİRESUN FINDIĞI İÇİN KALİTE DAHA DA ÖNEM KAZANIYOR Uluslararası piyasalarda kalite konusunun öne çıkması, Giresunlu fındık üreticileri açısından da önem taşıyor. Ürünlerin sağlam iç oranı, randımanı, nem durumu ve diğer kalite özellikleri, satış fiyatı ile alıcıların kabul koşullarını doğrudan etkileyebiliyor. Kalite standartlarını karşılayan fındığa yönelik talebin artması, uygun nitelikte ürün bulunduran üreticiler için pazarlama avantajı oluşturabilir. Buna karşılık kalite sorunu yaşayan üreticilerin ürünlerini değerlendirmesi güçleşebilir. Ancak Giresun'daki üreticilerin ne kadarının bu durumdan etkilendiğini ortaya koyan güncel ve doğrulanmış il bazlı bir veri bulunmuyor. FINDIK PİYASASINDA GÖZLER YENİ ALIM VERİLERİNDE Mundus Agri'nin değerlendirmesi, 2026 fındık sezonunda yalnızca toplam üretim miktarının değil, ticarete uygun ürün miktarının da yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde TMO'nun gerçekleşen alımları, özel sektörün hammadde talebi ve ihracat verileri, kalite sorunlarının piyasa üzerindeki etkisini daha somut biçimde ortaya koyacak. KAYNAKLAR Mundus Agri – Der AUDITOR, Hazelnuts: Quality Viewed as Widespread Problem, 22 Ekim 2026, saat 13.06. Orijinal haber. https://www.mundus-agri.eu/news/hazelnuts-quality-viewed-widespread-problem.n38256.html?utm_source=chatgpt.com Giresun Sonhaber, Fındıkta Üretici Makasta, 21 Ekim 2026. Giresun'daki fiyat ve maliyet koşullarına ilişkin önceki haber. Giresun Sonhaber, TMO Genel Müdürü Güldal Fındık Alım Merkezlerini Denetledi, 25 Ekim 2026. Randıman ve alım uygulamalarına ilişkin önceki haber.

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ Haber

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ: RANDIMAN İDDİALARINA YANIT VERDİ Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki fındık alım merkezlerini ziyaret ederek üreticilerle görüştü. Pirahmetler'de 2 bin 200 tonu aşan alım miktarı, Kocaali'de kilogramı 265 liradan değerlendirilen fındık ve Yığılca'da farklı randıman oranlarına ilişkin iddialar ziyaretlerin öne çıkan başlıkları oldu. Toprak Mahsulleri Ofisinin 24 Ağustos 2026'da başlattığı fındık alım kampanyası devam ederken TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki alım merkezlerinde incelemelerde bulundu. Güldal, numune alınmasından ürün analizine, fiyatlandırmadan depolamaya kadar alım sürecinin aşamalarını yerinde takip ederek üreticilerin talep ve önerilerini dinledi. PİRAHMETLER'DE 2 BİN 200 TONUN ÜZERİNDE FINDIK ALINDI Sakarya programına Pirahmetler Alım Merkezi'nden başlayan Güldal, kampanyanın başlangıcından itibaren merkezde 2 bin 200 tonun üzerinde fındık alımı gerçekleştirildiğini açıkladı. Numune alma, analiz ve depolama işlemlerini inceleyen Güldal, görevli personelden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyarete Erenler Ziraat Odası Başkanı Lütfü Akbıyık da katıldı. AKYAZI'DA ÜRETİCİLERİN TALEPLERİ DİNLENDİ Akyazı Alım Merkezi'nde üreticilerle buluşan Güldal, fındık teslimi ve alım sürecine ilişkin görüş ve beklentileri dinledi. Üreticinin emeğinin korunmasının TMO'nun öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti. Güldal, “Bizim için her bir fındık tanesinde üreticimizin alın teri, emeği ve bir yıllık umudu var.” ifadelerini kullandı. Çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri için alım sürecinin bütün aşamalarında titizlikle çalışıldığını söyledi. Akyazı'daki programa Akyazı Ziraat Odası Başkanı Ali Şener Bayraktar da eşlik etti. SAKARYA'DA 14 ALIM NOKTASINDA 20 EKİP GÖREV YAPIYOR Sakarya Başmüdürlüğünü ziyaret eden Güldal, il genelinde 14 alım noktasında 20 ekiple yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program kapsamında yapımı devam eden yeni hizmet binasını da inceleyen Güldal, inşaatın ilerleyişine ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Kurum hizmetlerinin etkin yürütülmesinde fiziki altyapının önemine dikkat çekti. KOCAALİ'DE ÇÜRÜK ORANI YÜZDE 0,57 ÇIKTI, FINDIK 265 LİRADAN DEĞERLENDİRİLDİ Kocaali Alım Merkezi'nde Aktaş köyünden üretici Aydın Kestane'nin fındığının analiz sürecine katılan Güldal, ürünün kalite sonuçlarını yerinde inceledi. Bahçe bakımı ve ilaçlama çalışmalarını düzenli yürüttüğü belirtilen Kestane'nin fındığında çürük oranı yüzde 0,57 olarak tespit edildi. Analiz sonucunda ürünün kilogram fiyatı 265 TL olarak hesaplandı. Güldal, bilinçli tarımsal uygulamaları nedeniyle üreticiye teşekkür ederek bahçe bakımından hasat sonrası işlemlere kadar gösterilen özenin ürün kalitesi açısından önemini vurguladı. Açıklanan 265 TL, söz konusu üreticinin analiz edilen ürününe ait fiyat olup bütün fındıklar için geçerli yeni bir genel alım fiyatı anlamına gelmiyor. KARASU'DA ÜRETİCİ ODAKLI ALIM POLİTİKASI VURGULANDI Karasu Alım Merkezi'nde çiftçilerle görüşen Güldal, TMO'nun üretimi ve üreticiyi destekleyen bir anlayışla faaliyet gösterdiğini belirtti. Kurumun alım politikalarının üreticilerin ihtiyaçları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade eden Güldal, çiftçilerin ürünlerini daha kolay teslim edebilmesi amacıyla çok sayıda alım noktasının hizmete açıldığını hatırlattı. Üreticilerin görüş ve önerilerini dinleyen Güldal, sahadan gelen geri bildirimlerin hizmet kalitesinin geliştirilmesi bakımından önem taşıdığını kaydetti. HENDEK'TE ŞEFFAFLIK VE ZAMANINDA ÖDEME MESAJI Sakarya programının son durağı Hendek Alım Merkezi oldu. Ziyarette Güldal'a Sakarya Milletvekili Ali İnci, Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, Hendek İlçe Başkanı Adem Öz ve Hendek Ziraat Odası Başkanı Hayri Dursun eşlik etti. Fındığın hem üreticiler hem de ülke ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Güldal, numune alma, analiz, fiyatlandırma ve depolama işlemlerinin şeffaflık, güven ve titizlik ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi. Güldal, fındık bedellerinin taahhüt edilen süre içerisinde üreticilerin hesaplarına aktarıldığını belirterek güçlü altyapı ve uzman personelle hizmet verdiklerini ifade etti. DÜZCE MEKSA ALIM MERKEZİNDE ÜRETİCİLERLE BULUŞTU Sakarya ziyaretlerinin ardından Düzce'ye geçen Güldal, Meksa Alım Merkezi'ndeki faaliyetleri inceledi. Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun ve Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu'nun katıldığı buluşmada üreticiler, fındık alım sürecindeki deneyimlerini ve değerlendirmelerini paylaştı. Güldal, üreticilerin memnuniyetinin ve TMO'ya duydukları güvenin önemine dikkat çekerek çiftçilerin ihtiyaçlarına cevap veren hizmet anlayışının sürdürüleceğini belirtti. DÜZCE TARIM FUARINDA SEKTÖR TEMSİLCİLERİYLE GÖRÜŞTÜ Düzce programında Tarım Fuarı'nı da ziyaret eden Güldal, üreticiler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Fuardaki stantları gezen Güldal, tarımsal üretimde kullanılan yeni teknolojiler ve sektördeki gelişmeler hakkında bilgi aldı. Tarım sektörünün farklı paydaşlarını buluşturan organizasyonların önemine işaret etti. YIĞILCA'DA RANDIMAN İDDİALARINA AÇIKLAMA Düzce programının devamında Yığılca Alım Merkezi'ni ziyaret eden Güldal, fındık alımlarında şeffaflık, güven, hakkaniyet ve üretici memnuniyetinin temel ilkeler olduğunu vurguladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş ve Yığılca Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Yıldırım'ın da katıldığı ziyarette basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Güldal, bazı yayın organlarında gündeme gelen aynı ürüne farklı alım noktalarında farklı randıman oranları verildiği yönündeki iddialara yanıt verdi. Güldal, haberlere konu edilen ürünlerin aynı olmadığını belirterek açıklamalarda adı geçen kişinin de bu durumu kabul ettiğini söyledi. TMO'ya duyulan üretici güveninin kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Güldal, bu güveni korumak için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu randıman tartışmasına ilişkin bu değerlendirmeler Güldal'ın açıklamalarını yansıtıyor. İddianın bağımsız inceleme sonucuyla kesin olarak çözümlendiğine ilişkin ayrıca bir belge paylaşılmadı. YIĞILCA'DA KAHVERENGİ KOKARCA VE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEME GELDİ Yığılca'daki incelemelerde fındık üretiminde kaliteyi etkileyen çürük oranı ve kahverengi kokarca zararlısının yol açtığı zarar da ele alındı. TMO'nun açıklamasında, bilinçli ve doğru tarımsal uygulamalar sayesinde Yığılca'da çürük oranı ile kahverengi kokarcanın yol açtığı zararın ülke genelindeki seviyelere kıyasla düşük düzeylerde bulunduğu belirtildi. Bu değerlendirmeye ilişkin karşılaştırmalı sayısal veriler açıklamada yer almadı. YIĞILCA BELEDİYESİNE ZİYARET Güldal'ın Düzce programındaki son durağı Yığılca Belediyesi oldu. Belediye Başkanı Selami Savaş ile görüşen Güldal, TMO'nun ilçede yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdi. Ziyaretlerin sonunda üreticilere, kurum çalışanlarına, ziraat odalarına ve çalışmalara destek veren yerel yöneticilere teşekkür ederek bereketli bir sezon temennisinde bulundu. GİRESUNLU FINDIK ÜRETİCİLERİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR? TMO'nun Sakarya ve Düzce'deki incelemelerinde gündeme gelen randıman, çürük oranı, fiyatlandırma, ürün teslimi ve ödeme süreçleri, Giresunlu fındık üreticilerini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle Kocaali'deki ürün analizinde kilogram fiyatının 265 TL olarak hesaplanması ve Yığılca'daki randıman iddialarına verilen yanıt, üreticilerin kalite değerlendirme süreçlerine ilişkin sorularını yeniden gündeme taşıyor. Ancak TMO'nun bu açıklamasında Giresun için yeni bir alım fiyatı, kota düzenlemesi veya ilave alım merkezi kararı bulunmuyor.

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Haber

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA!

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde yetiştirilen, ince kabuğu ve kendine özgü aromasıyla tanınan Şebin cevizinde 2026 yılı hasadı başladı. İlkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması üreticileri sevindirirken, Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan bu yıl rekoltenin oldukça yüksek olduğunu açıkladı. Yeni mahsulün kilogram fiyatının 350 lira civarında olması bekleniyor. Henüz kesinleşmiş bir satış fiyatı bulunmazken, üreticiler artan verimin ekonomik kazanca dönüşmesini umut ediyor. İlçede ceviz hasadında geleneksel yöntemlerin yanı sıra traktörle ağaç titreştirme sistemleri de kullanılıyor. T amzara Mahallesi’nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana uyguladığı yöntem sayesinde hem işçilikten hem de zamandan tasarruf sağladığını belirtti. Giresun’un önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şebinkarahisar’da ceviz hasadı devam ediyor. İlçenin adıyla özdeşleşen Şebin çeşidinde bu yıl verimin yüksek olması, hasat dönemine giren üreticilerin beklentilerini artırdı. Anadolu Ajansı muhabiri Mahmut Ahmet Yeles’in 8 Ekim 2026 tarihinde Şebinkarahisar’da gerçekleştirdiği haber çalışmasında, Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan ile ceviz üreticisi Uğur Avşar üretim, rekolte, hasat yöntemleri ve fiyat beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TRT Haber ve TRT Belgesel tarafından da yayımlanan çalışmada, Şebin cevizinin kendine özgü özelliklerinin yanı sıra üreticilerin hasatta kullandığı yöntemler ön plana çıktı. “İLKBAHAR DONU YAŞAMADIK, DOLU DA ZARAR VERMEDİ” Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, bu yıl ceviz üretiminin önceki yıllara göre daha olumlu koşullarda gerçekleştiğini söyledi. İlkbahar döneminde yaşanabilecek olumsuz hava olaylarının ceviz üretimini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Arslan, 2026 sezonunda ciddi bir don ve dolu zararıyla karşılaşmadıklarını belirtti. Arslan, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Üretim bu sene çok güzel. İlkbahar donu yaşamadık, dolu da zarar vermedi. Bundan dolayı rekoltemiz çok yüksek.” Arslan'ın açıklaması, ilçedeki üreticilerin bu sezon ürün miktarı bakımından olumlu bir yıl geçirdiğini ortaya koyuyor. Ancak ilçe genelinde elde edilen toplam ceviz miktarına ilişkin kesinleşmiş bir tonaj açıklanmadı. YENİ MAHSULDE KİLOGRAM FİYATI 350 LİRA BEKLENİYOR Hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin en fazla merak ettiği konulardan biri de yeni mahsulün satış fiyatı oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, 8 Ekim'deki açıklamasında yeni mahsulün henüz piyasaya çıkmadığını belirterek kilogram fiyatının yaklaşık 350 lira olmasını beklediklerini söyledi. Bu rakam, üretici temsilcisinin sezon başındaki fiyat beklentisini ifade ediyor. Henüz gerçekleşmiş ve doğrulanmış bir satış fiyatı niteliği taşımıyor. Fiyatın hangi seviyede oluşacağı, hasat sonrası piyasaya sunulacak ürün miktarı, ürünün kalitesi ve alıcıların talepleriyle birlikte şekillenecek. Yüksek rekolte üreticinin toplam ürün miktarını artırırken, bunun gelire nasıl yansıyacağı satış fiyatları ve üretim maliyetleriyle birlikte değerlendirilebilecek. HASAT BU YIL GECİKMELİ BAŞLADI Şebinkarahisar'da ceviz hasadı normal koşullarda eylül ayının ortalarında başlarken, 2026 yılında mevsim şartları nedeniyle hasat takvimi bir miktar gecikti. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, hasadın eylül sonuna kaydığını belirtti. İlçenin farklı köy ve mahallelerinde cevizlerin olgunlaşma dönemine göre hasat sürdürülüyor. Rakım ve bahçelerin bulunduğu konumlara bağlı olarak ürünlerin olgunlaşma zamanları farklılık gösterebildiğinden, ilçedeki bütün bahçelerde hasat aynı tarihte tamamlanmıyor. TAMZARA'DA 100 CEVİZ AĞACINDA HASAT MESAİSİ Şebinkarahisar'ın Tamzara Mahallesi'nde ceviz yetiştiriciliği yapan Uğur Avşar da bu yılki verimden memnun olduğunu açıkladı. Bahçesinde yaklaşık 100 ceviz ağacı bulunan Avşar, hasadın 15-20 gün içerisinde tamamlanmasını planladığını belirtti. Üretici Avşar, ekim ayının ortasına kadar cevizleri toplamayı hedeflediklerini ifade etti. Bahçesindeki ürünlerin veriminden memnun olduğunu dile getiren Avşar'ın üretim sürecinde kullandığı mekanik hasat yöntemi de dikkat çekti. SIRIK YERİNE TRAKTÖRLE HASAT: İŞÇİLİK VE ZAMANDAN TASARRUF Şebinkarahisar'da geleneksel ceviz hasadında ağaçların sırıkla silkelenmesi ve dökülen ürünlerin yerden toplanması yöntemleri kullanılıyor. Ancak bazı üreticiler, hasat işlemini kolaylaştırmak amacıyla mekanik yöntemlere yöneliyor. Tamzara Mahallesi'nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana traktörle ağaç titreştirme yöntemini kullandığını açıkladı. Bu uygulamada ağaca kontrollü titreşim verilerek olgunlaşan cevizlerin dallardan dökülmesi sağlanıyor. Daha sonra yere düşen ürünler toplanıyor. Avşar, traktörle hasat yönteminin geleneksel uygulamalara göre zaman ve işçilik tasarrufu sağladığını belirtti. Mekanik hasatta ağacın gövde yapısına uygun ekipman ve doğru uygulama önem taşırken, yöntemin üreticiler tarafından tercih edilmesinde iş gücü ihtiyacını azaltma hedefi öne çıkıyor. ŞEBİN CEVİZİNİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ İNCE KABUĞU VE AROMASI Şebinkarahisar ile özdeşleşen Şebin cevizi, ince kabuk yapısı, içinin kabuktan kolay ayrılabilmesi ve kendine özgü aromasıyla tanınıyor. Türkiye'de bilinen yerli ceviz çeşitlerinden biri olan Şebin, ilçenin tarımsal kimliğinde önemli bir yere sahip. Ürünün özelliklerinin korunması, üretim kalitesinin geliştirilmesi ve piyasada daha güçlü biçimde tanıtılması, ilçedeki ceviz yetiştiriciliğinin ekonomik değeri bakımından önem taşıyor. Şebin çeşidinin tescili ile yöresel ürün adına coğrafi işaret verilmesi ise farklı süreçler. Şebinkarahisar'da Şebin cevizi için coğrafi işaret çalışmaları yürütüldüğü Şubat 2026'da duyurulmuştu. Coğrafi işaret tescilinin tamamlandığını gösteren resmî kayıt ise henüz doğrulanmış değil. YÜKSEK REKOLTE ÜRETİCİNİN KAZANCINA NASIL YANSIYACAK? Şebinkarahisar'da 2026 sezonunda hasat miktarının yüksek olması, üreticilerin pazarlama dönemine daha fazla ürünle girmesini sağlayabilecek. Ancak ceviz üretiminde verim artışı ile üreticinin ekonomik kazancı her zaman aynı oranda yükselmiyor. Hasat işçiliği, ürünlerin yeşil dış kabuklarından ayrılması, kurutulması, sınıflandırılması ve satışa hazırlanması üretim maliyetlerini oluşturuyor. Bu nedenle özellikle küçük üreticiler açısından kilogram başına elde edilen net gelir önem taşıyor. Üretici temsilcisinin 350 liralık fiyat beklentisinin gerçekleşmesi, ürünün kalitesi ve pazarlama koşullarıyla birlikte değerlendirilecek. GÖZLER YENİ MAHSULÜN SATIŞ FİYATINDA Şebinkarahisar'da üreticilerin yüzünü güldüren 2026 ceviz hasadında, ilkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması sezonun en önemli olumlu gelişmesi oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan'ın yüksek rekolte açıklaması ve üretici Uğur Avşar'ın mekanik hasat uygulaması, ilçede hem üretim miktarının hem de tarımsal yöntemlerin gündeme geldiğini gösterdi. Hasadın tamamlanmasıyla birlikte yeni mahsulün piyasaya hangi fiyatlardan sunulacağı ve yüksek verimin üreticilerin gelirine nasıl yansıyacağı daha net ortaya çıkacak. Şebinkarahisar'da bu yıl ürün miktarı açısından memnuniyet yüksek. Üreticinin bundan sonraki beklentisi ise bereketli geçen sezonun satış gelirlerine de olumlu yansıması.

TÜİK’İN RAKAMLARI MUTFAKTAKİ YANGINI SÖNDÜRMÜYOR! Haber

TÜİK’İN RAKAMLARI MUTFAKTAKİ YANGINI SÖNDÜRMÜYOR!

TÜİK’İN RAKAMLARI MUTFAKTAKİ YANGINI SÖNDÜRMÜYOR! YENİ Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Eylül ayı enflasyon verilerine sert tepki gösterdi. Resmî rakamlarla vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı arasındaki farkın büyüdüğünü savunan Gezmiş, “Çarşıda, markette, pazarda yangın var” dedi. TÜİK’in Eylül 2026 için açıkladığı aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73’lük enflasyona karşılık ENAG’ın yıllık hesabının yüzde 46,61 olduğunu hatırlatan Gezmiş, çalışanların, emeklilerin, üreticilerin ve esnafın yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. ÇARŞIDA, MARKETTE, PAZARDA YANGIN VAR YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, açıklanan enflasyon rakamlarının vatandaşın günlük yaşamındaki tabloyu yansıtmadığını savundu. Gezmiş, “TÜİK her geçen gün inandırıcılığını kaybediyor. Halkımızın yaşadığı geçim sıkıntısı açıklanan tablolara sığmıyor” diyerek, vatandaşın alışveriş yaparken temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kaldığını ifade etti. “Emeklimiz aylığıyla geçinemiyor, asgari ücretlimiz maaşını kiraya ve faturalara yetiştiremiyor. Aileler çocuklarının eğitim giderlerini karşılamakta zorlanıyor” dedi. Enflasyon oranındaki gerilemenin fiyatların düştüğü anlamına gelmediğini vurgulayan Gezmiş, “Fiyatlar yükselmeyi sürdürürken gelirler bu artışa yetişemiyorsa, açıklanan oranların düşmesi vatandaşın bütçesini rahatlatmıyor” ifadelerini kullandı. Ekonomide gerçek bir iyileşmeden söz edilebilmesi için öncelikle vatandaşın geçim koşullarının iyileşmesi gerektiğini söyledi. GİRESUN’DA ÜRETİCİ DE ESNAF DA ZORDA Hayat pahalılığının Giresun’daki üretici ve esnaf üzerindeki etkisine de değinen Gezmiş, fındık üreticisinin gübre, ilaç, mazot ve işçilik maliyetleri karşısında zorlandığını belirtti. “Giresunlu hemşehrilerimiz hayat pahalılığının ağır yükünü taşıyor. Fındık üreticimiz yüksek girdi maliyetleri altında eziliyor. Üretici ürününü hak ettiği fiyata satamazken pazarda ve markette fiyatlar yükselmeye devam ediyor” dedi. Esnafın da artan giderler nedeniyle güçlük yaşadığını belirten Gezmiş, “Esnafımız siftahsız dükkân kapatıyor; kira, fatura ve diğer giderlerini karşılamakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı. “ÜCRET VE AYLIKLAR HAYAT PAHALILIĞINA YENİK DÜŞMEMELİ” Enflasyon verilerinin milyonlarca çalışan ve emeklinin gelirini doğrudan etkilediğini belirten Gezmiş, TÜİK’in hesaplama yöntemlerinin daha açık ve denetlenebilir olması gerektiğini savundu. “Açıklanan oranlar üzerinden yapılan gelir düzenlemeleri memurun, işçinin ve emeklinin gerçek kaybını karşılamıyorsa yoksullaşma derinleşir. Ücret ve aylıklar belirlenirken yalnızca rakamlar değil, insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır” dedi. “MUTFAKTAKİ GERÇEĞİ GİZLEYEMEZSİNİZ” İktidara vatandaşın geçim sıkıntısını hafifletecek somut adımlar atılması çağrısında bulunan Gezmiş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mutfaktaki gerçeği gizleyemezsiniz. Vatandaşımızın beklentisi çok açık: Maaşıyla ay sonunu getirebilmek, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve geleceğe güvenle bakabilmek. Enflasyonla mücadelenin yükü çalışanların ve emeklilerin omuzlarına bırakılamaz. YENİ Parti olar

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR” Haber

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR”

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasına ilişkin değerlendirmesinde üreticinin temel sorununun yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmek olduğunu belirtti. Karan; TMO’nun piyasada etkin olması, üreticiye finansman desteği sağlanması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, rekabetin artırılması ve rekolte verilerinin şeffaflaştırılması çağrısında bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık fiyatları ve üreticinin piyasadaki konumuna ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: “Fındık üreticimizin bugün en önemli sorunu yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmektir. Serbest piyasada oluşan fiyat ile üreticinin beklentisi arasındaki fark giderek büyümektedir. Üreticinin maliyetleri artarken, fındığın gerçek değerini bulamaması kabul edilebilir değildir. Fındık fiyatının yükselmesi için artık günübirlik açıklamalar değil, kalıcı ve uygulanabilir bir piyasa politikası ortaya konulmalıdır.” “TMO PİYASADA ETKİN OLMALIDIR” Karan, alınması gerektiğini belirttiği beş acil tedbirin ilk sırasında TMO’nun piyasadaki rolüne dikkat çekti: “Birinci olarak; TMO piyasada etkin olmalıdır. TMO’nun alımları güçlü ve düzenli şekilde devam etmeli, üreticinin karşısında güvenilir bir alternatif oluşturmalıdır. TMO’nun açıkladığı fiyat, serbest piyasa açısından da önemli bir referans noktasıdır.” “ÜRETİCİ DÜŞÜK FİYATTAN SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALIDIR” Üreticinin borç ve finansman baskısının hasat dönemindeki satış kararlarını doğrudan etkilediğini belirten Karan, ikinci tedbiri şöyle açıkladı: “Üreticinin borç ve finansman baskısı nedeniyle ürününü hasat döneminde elinden çıkarması fiyatların üzerindeki arz baskısını artırmaktadır. Üreticiye uygun koşullarda finansman sağlanmalı, fındığını değerini bulana kadar muhafaza edebilmesinin önü açılmalıdır.” “ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR” Karan, üreticinin piyasadaki pazarlık gücünün artırılması için örgütlü yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Üçüncü olarak; üretici örgütleri güçlendirilmelidir. Kooperatifler ve üretici birlikleri daha etkin bir pazarlama yapısına kavuşturulmalıdır. Üretici tek tek pazarlık yapan değil, örgütlü şekilde piyasaya çıkan güçlü bir taraf haline getirilmelidir.” “FINDIK PİYASASINDA REKABET ARTIRILMALIDIR” Dördüncü başlıkta alıcı sayısı ve ihracat kanallarının artırılmasını isteyen Karan, şunları kaydetti: “Alıcı sayısının ve ihracat kanallarının artırılması, üreticinin sınırlı sayıda alıcıya bağımlı kalmasını önleyecektir. Fındık piyasasında rekabet ne kadar güçlenirse üreticinin pazarlık gücü de o kadar artacaktır.” “REKOLTE VE PİYASA VERİLERİ ŞEFFAF OLMALIDIR” Karan, beşinci tedbir olarak rekolte tahminlerinde güvenilir ve ortak bir veri sistemine ihtiyaç bulunduğunu belirtti: “Farklı kurumların birbirinden farklı rekolte rakamları açıklaması piyasadaki beklentileri etkileyebilmektedir. Üreticinin, tüccarın ve sanayicinin güvenebileceği şeffaf ve bilimsel bir rekolte sistemi oluşturulmalıdır.” “SADECE ‘FINDIĞINI SATMA, BEKLE’ DEMEK YETERLİ DEĞİLDİR” Üreticinin ürünü bekletebilmesi için ekonomik koşulların da oluşturulması gerektiğini vurgulayan Karan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Fındık üreticisi zararına satış yapmak zorunda değildir. Ancak üreticiye sadece ‘fındığını satma, bekle’ demek de yeterli değildir. Üreticinin bekleyebilmesi için finansman desteği, güçlü TMO alımı ve örgütlü pazarlama sistemi birlikte hayata geçirilmelidir.” Karan, talebinin fiyatların yapay biçimde yükseltilmesi olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim talebimiz fındık fiyatının yapay yollarla yükseltilmesi değil; üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, rekabetin bulunduğu, şeffaf ve sürdürülebilir bir piyasa düzeninin kurulmasıdır. Fındık Karadeniz’in sadece tarım ürünü değil, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve Türkiye’nin önemli ihracat değerlerinden biridir. Üreticinin alın terinin karşılığını bulacağı bir piyasa için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Haber

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan gazeteci Murat Gürsoy’un hazırlayıp sunduğu “Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi” programına konuk oldu. Giresun Ticaret Borsası’nın 100. yılı dolayısıyla Borsa yerleşkesinde gerçekleştirilen programda Bölük; kurumun 100 yıllık geçmişinden lisanslı depoculuğa, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nden dijital tescile, kahverengi kokarcadan fındıkta verim ve üretim maliyetlerine, ihracattan dünya pazarındaki rekabete kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Bölük, yeni dönemde Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden aday olduğunu da açıkladı. Gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Bölük, programın başında Giresun Ticaret Borsası’nın geçmişine ilişkin bilgi verdi. Borsanın 1 Ağustos 1926 tarihinde resmî olarak kurulduğunu ve ilk başkanının İsmail Aykutoğlu olduğunu belirten Bölük, bugüne kadar kurumda 28 başkanın görev yaptığını söyledi. Görev yapan yönetim ve meclis üyelerinin Borsanın bugün ulaştığı noktada emeği bulunduğunu ifade etti. “100 YILIN SONUNDA ÖRNEK BORSALARDAN BİRİ HALİNE GETİRDİK” Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın mevcut yerleşkesinin bulunduğu yaklaşık 40 dönümlük arazinin 2001 yılında satın alındığını, imar düzenlemesinin ardından yaklaşık 30 dönümlük alan üzerinde Avrupa Birliği projesi kapsamında lisanslı depo ve idari bina yatırımlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Yerleşkenin 2017 yılında hizmete açıldığını belirten Bölük, lisanslı deponun da aynı tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini söyledi. Borsanın geldiği noktaya ilişkin Bölük, “Amacımız Giresun Ticaret Borsası’nı 100 yılın sonunda Türkiye’deki örnek borsalardan biri haline getirmekti; getirdik, başardık. Bundan sonrası daha da ileri götürmek” ifadelerini kullandı. GATAM’DA RUHSAT SÜRECİ DEVAM EDİYOR Bölük, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin oluşturulma sürecine ilişkin de bilgi verdi. Merkezin 2018 yılında başlayan çalışmaların ardından kurulduğunu, 2024 yılının mart ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışının gerçekleştirildiğini söyledi. Merkezin faaliyet gösterebilmesi için akreditasyon ve izin süreçlerinin bulunduğunu belirten Bölük, 2025 yılında akreditasyon sürecinin tamamlandığını, ardından Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki işlemlerin başlatıldığını ifade etti. Çalışma ruhsatının alınmasına yönelik sürecin devam ettiğini söyleyen Bölük, izinlerin tamamlanmasının ardından merkezin bölgedeki gıda ürünlerine yönelik analiz gerçekleştiren bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Bölük, GATAM’ın cihaz ve ekipmanlarıyla birlikte maliyetinin yaklaşık 2,5 milyon avro olduğunu söyledi. “ÜRETİCİYİ LİSANSLI DEPOYA ALIŞTIRAMADIK” Lisanslı depoculuk sistemini ayrıntılarıyla anlatan Bölük, Giresun’daki tesisin yaklaşık 15-16 bin tona kadar ürün kapasitesine ulaşabildiğini söyledi. Lisanslı deponun esas amacının üreticinin fındığını teslim ederek elektronik ürün senedi karşılığında depolaması veya daha sonra satışını gerçekleştirmesi olduğunu anlatan Bölük, spot borsa sistemiyle üreticinin ürününün analiz edilerek satışa çıkarılabileceğini de belirtti. Üreticilerin lisanslı depoculuğa yönelmesi amacıyla köylere, muhtarlıklara ve kahvehanelere kadar giderek sistemi anlattıklarını ifade eden Bölük, kira ve nakliye desteğinin yanı sıra ürün karşılığında finansmana erişim imkânları konusunda bilgilendirmeler yaptıklarını söyledi. Bölük buna rağmen, “Maalesef üreticiyi buraya alıştıramadık” dedi. Lisanslı depoya getirilecek ürünün belirli nem, kırık ve çürük oranları gibi standartları karşılaması gerektiğini belirten Bölük, üreticilerin daha kolay satış yöntemlerini tercih ettiğini söyledi. “LİSANSLI DEPOYU KAPATMAK İSTEMİYORUZ” Üreticinin yeterli miktarda ürün getirmemesi üzerine lisanslı deponun faaliyetini sürdürebilmesi için sanayi kuruluşları, fabrikacılar ve fındık ticareti yapan işletmelere de depolama imkânı sağladıklarını belirten Bölük, pandemi dönemi dışında tesisin kendi kendisini yönetebilen ve zarar etmeyen bir yapıya getirildiğini söyledi. Türkiye’de Giresun’dan önce Ünye ve Düzce’de lisanslı depoculuğun denendiğini ancak bu tesislerin kapandığını ifade eden Bölük, Giresun’daki tesisin kapanmasını istemediklerini belirtti. Bölük, “Şayet biz burayı atıl hale getirip kapatırsak kimse lisanslı depo yapmaz, kötü örnek olur” dedi. Gerektiğinde GİFLİDAŞ’ın zararının Borsa tarafından karşılandığını ifade eden Bölük, amaçlarının lisanslı depoculuğu ayakta tutmak ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. TESCİL İŞLEMLERİNDE DİJİTAL DÖNEM Giresun Ticaret Borsası’nın teknolojik dönüşüm çalışmalarına da değinen Bölük, Türkiye’de iki borsada uzaktan erişimle tescil işlemi yapıldığını, Giresun Ticaret Borsası’nın üçüncü olmak amacıyla yazılım geliştirdiğini anlattı. Bölük, üyelerin işyerlerinden tescil işlemlerini yapabilmelerinin hedeflendiğini belirterek, sistem sayesinde Eynesil, Görele ve Tirebolu gibi ilçelerden üyelerin tescil işlemi için Giresun merkeze gelmek zorunda kalmayacağını söyledi. “RANDIMANLI ALIŞVERİŞE DÖNDÜK” Fındık ticaretinde randıman sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bölük, geçmişte Giresun’da 50 randıman esasına göre yaygın bir ticaret yapılmadığını söyledi. Yaklaşık sekiz yıldır kabuklu kuruyemiş ticaretinin randımansız yapılmaması gerektiğini anlattıklarını belirten Bölük, Giresun dışındaki üretim bölgelerinde fındığın randıman üzerinden alınıp satıldığını ifade etti. Gelinen noktayı, “Allah’a şükür yüzde 80’ini başardık. Şimdi randımanlı alışverişe döndük. Giresun’u da artık fındık piyasasına entegre ettik” sözleriyle değerlendirdi. KOKARCA, KURUTMA VE FINDIK KABUĞU İÇİN AR-GE Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın üreticilere yönelik çalışmalarından da söz etti. Kahverengi kokarcanın bölgeye geleceğinin gündeme gelmesi üzerine 2018 yılında 100 adet feromon tuzağı satın alarak tarım teşkilatına verdiklerini söyledi. Fındığın kurutulmasına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli seyyar kurutma sistemi üzerinde Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Bölük, sistemin teknik sorunlarının bulunduğunu ifade etti. Fındık kabuğundan aktif karbon elde edilmesi konusunda da araştırma yaptıklarını söyleyen Bölük, aktif karbon üretmeyi başardıklarını ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle projeyi sürdüremediklerini anlattı. Fındığın yan ürünlerinden yakıt elde edilmesi dahil farklı çalışmalar üzerinde durduklarını belirten Bölük, “Biz bir tüccar kuruluşuyuz ama ürün yoksa tüccar da yok. Her şeyden önce ürün lazım. Biz ürünün peşindeyiz, üreticinin verimini artırma peşindeyiz” dedi. “KATMA DEĞERLİ ÜRÜN SATMA MECBURİYETİMİZ VAR” Giresun ekonomisi ve ihracata ilişkin soruları da yanıtlayan Bölük, kentin temel ihracat ürününün fındık olduğunu söyledi. Fındığı dünyanın çok sayıda ülkesine ulaştıran ihracatçıların sektör açısından önemine değinen Bölük, ürünün satılamadığı dönemlerde yaşanan sıkıntıların geçen sezon görüldüğünü ifade etti. Büyük firmaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerin de gelişmesi gerektiğini belirten Bölük, asıl hedefin fındığın daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi olduğunu söyledi. “Az olsun ama katma değerli ürün satalım” diyen Bölük, Avrupa ve ABD’deki market raflarında Türk markalarının daha fazla görülmesi gerektiğini belirtti. Bölük, “Biz hep dışarıya gittiğimizde fındığı bir İtalyan markasıyla, bir İsviçre markasıyla, bir Alman markasıyla tüketmek zorunda kalmayalım. Bu tüketimi Türk markalarıyla sağlayalım diye çabalıyoruz” dedi. “GİRESUN’DA KOKARCA İLE MÜCADELEYİ BAŞARAMADIK” Kahverengi kokarcanın 2026 ürünü üzerindeki etkisini de değerlendiren Bölük, özellikle düşük rakımlı bölgelerde ciddi zarar oluştuğunu söyledi. Bölük, “300 metrenin altında kokarcanın en az yüzde 50 zararı var ve çok ciddi ürün kaybımız var. Uğurlu fındık çok, çürük fındık fazla. Maalesef Giresun’da biz kahverengi kokarca ile ilgili mücadeleyi başaramadık” ifadelerini kullandı. Ordu’daki mücadele çalışmalarına dikkat çeken Bölük, Giresun’daki ilgili kurumların Ordu, Terme ve Çarşamba’da uygulanan yöntemleri incelemesi gerektiğini söyledi. “Onlar nasıl yaptıysa biz de yapacağız” diyen Bölük, il ve ilçe tarım müdürlükleriyle bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Yapıştırılan metin GİRESUN VE ORDU İÇİN ÖZEL DESTEK ÖNERİSİ Giresun ve Ordu’daki fındık üretim koşullarının diğer üretim bölgelerinden farklı olduğunu belirten Bölük, özellikle eğimli arazi yapısının üretim ve toplama maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Samsun, Düzce ve Sakarya gibi bölgelerde düz araziler ve makineli tarım imkânlarının üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Bölük, Giresun ve Ordu’da ise düşük verim ve yüksek toplama maliyetinin üreticiyi zorladığını belirtti. Bu nedenle bölgeye özel bir destekleme modelinin değerlendirilebileceğini söyleyen Bölük, üretim maliyetiyle piyasa fiyatı arasındaki farkın belirli bir geçiş döneminde destekleme yoluyla karşılanabileceğini ifade etti. “ANA ÇÖZÜM 80 KİLOYU 160 KİLOYA ÇIKARMAK” Bölük, desteklemenin tek başına kalıcı çözüm olmadığını belirterek asıl çözümün verimlilikte olduğunu söyledi. “Ana çözüm, biz dönümdeki 80 kiloyu 160 kiloya çıkarmak zorundayız” diyen Bölük, Giresun’da yaklaşık 121 bin hektar fındık alanı bulunduğunu ve ortalama 80-100 bin ton arasında üretim gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölük, “Oysa 120-121 bin hektarda minimum 180-200 bin ton arasında fındık üretmemiz gerekir” dedi. Yapıştırılan metin Arazi parçalanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Bölük, 5-10 dönümlük küçük arazilerin bulunduğunu, üreticilerin önemli bölümünün gurbette veya şehir merkezlerinde yaşadığını söyledi. Fındıktan doğrudan geçimini sağlayan üretici oranının azaldığını savunan Bölük, birçok kişinin fındığı ek gelir olarak değerlendirdiğini belirterek mevcut üretim yapısının verimlilik sorununu büyüttüğünü ifade etti. “ÜRETİCİ BU FİYATLARLA PARA KAZANAMAZ” Fındık fiyatlarını da değerlendiren Bölük, üreticinin mevcut koşullardaki sıkıntısına dikkat çekti. “Üretici yüzde 100 haklı. Bu fiyatlarla para kazanamaz. Zarar eder” diyen Bölük, fiyatların oluşmasına yol açan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştirdiğini belirten Bölük, bugün bu oranın kendi değerlendirmesine göre yüzde 50 seviyelerine gerilediğini ifade etti. Türkiye dışındaki ülkelerin üretimlerini artırmasının uluslararası alıcılar açısından alternatif oluşturduğunu belirten Bölük, diğer ülkelerde üretim maliyetlerinin daha düşük olduğunu ve alıcıların öncelikle daha düşük fiyatlı pazarlara yöneldiğini söyledi. Programın gerçekleştirildiği dönemde sezonun ilk üç haftalık ihracatının yaklaşık 10 bin ton olduğunu belirten Bölük, “Bu ihracat rakamıyla fındık satılmıyor demektir. Biz fındığın fiyatından yurt içinde rahatsızız, şikâyetçiyiz. Bu üreticiyi memnun etmiyor ama biz bu fındığı bile satamıyoruz” dedi. Yapıştırılan metin “TÜRKİYE ARTIK FINDIĞIN ESKİSİ GİBİ SAHİBİ DEĞİL” Bölük, önümüzdeki yıllarda fındıkta uluslararası rekabetin daha da artacağı görüşünü dile getirdi. Şili’deki üretim alanlarının genişletilmesine yönelik projeksiyonlara değinen Bölük, ülkedeki dikili alanın 2034 yılında 100 bin hektara çıkarılmasının planlandığını söyledi. Şili’nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde de fındık üretiminin yaygınlaştığını belirten Bölük, “Dünya fındık üretme yarışında” ifadelerini kullandı. Bölük, Türkiye’nin dünya pazarındaki konumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim anlamamız gereken artık dünyada Türkiye fındığın eskisi gibi sahibi değil. Artık Türkiye’nin rakibi var. Dünyada rakibi var. Rakip ülkeler var ve hâlâ dikmeye devam ediyorlar.” Bölük sözlerini, “Biz eskiden fındığın patronuyduk. Biz ne dersek o oluyordu. Ama şimdi patron biz değiliz. Artık pazarda rakibimiz var” ifadeleriyle sürdürdü. REKABET İNCELEMESİ: “DENETİMDEN RAHATSIZ DEĞİLİZ” Programda fındık piyasasına ilişkin gerçekleştirilen kamu denetimleri ve incelemeler de gündeme geldi. Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın denetlenmesinin olağan olduğunu belirterek, “Biz denetimden rahatsız değiliz. Burası bir devlet. Devletler denetler. Denetlenmemek yanlış zaten” dedi. Ticaret borsaları ve ticaret-sanayi odalarının Ticaret Bakanlığı’nın denetimindeki kuruluşlar olduğunu belirten Bölük, Borsanın daha önce de müfettiş denetiminden geçtiğini söyledi. Son incelemenin ise şirketlerin fındık fiyatları konusunda ortak hareket edip etmediğinin araştırılmasına yönelik olduğunu ifade etti. “FINDIK PİYASASINDA REKABET AŞIRI” Bölük, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 700 bin tonluk fındık kırma kapasitesi bulunduğunu, buna karşılık ürün miktarının yaklaşık 700 bin ton seviyesinde olduğunu söyledi. İhracatçıların işleme kapasitesinin de mevcut ürün miktarının üzerinde olduğunu belirten Bölük, firmaların kapasitelerini kullanabilmek amacıyla ürün alımında rekabet ettiğini ifade etti. “Fındık piyasası dünyanın en acımasız rekabetinin olduğu bir piyasadır” diyen Bölük, yalnız Türkiye içindeki firmalar arasında değil, uluslararası pazarda da ciddi bir rekabet bulunduğunu söyledi. “FİYATI ARZ VE TALEP DENGELER” Fındık fiyatlarının düşük oluşmasının tacirler, ihracatçılar, tüccarlar, manavlar veya fabrikacılardan kaynaklandığı görüşüne katılmadığını belirten Bölük, serbest piyasadaki fiyatın arz ve talebe göre oluştuğunu söyledi. “Alım ve satım fiyatı serbest piyasada alınıp satılıyorsa bir ürünü arz ve talep dengeler” diyen Bölük, talebin olmadığı ortamda ürün alımının da yavaşladığını ifade etti. Geçen sezon ürünün az olduğu yönündeki beklentinin fiyatları 350 lira seviyelerine kadar taşıdığını, ancak bu fiyatlardan yeterli satış gerçekleştirilememesi üzerine fiyatların gerilediğini söyledi. Bölük, geçen sezondan yeni sezona yaklaşık 150 bin ton fındık devredildiğini belirterek, köylerde hâlâ eski mahsul bulunduğunu ifade etti. Üreticilerin bir bölümünün 300-350 lira beklentisi nedeniyle ürününü satmadığını, daha sonra fiyatların gerilemesiyle bu ürünlerin yeni sezona kaldığını söyledi. 180 LİRALIK FINDIK RAFTA NEDEN 1.000 LİRAYA ÇIKIYOR? Gazeteci Murat Gürsoy’un, üreticiden yaklaşık 180 liraya alınan fındığın market rafında 1.000 liraya kadar ulaşmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bölük, kabuklu fındık ile tüketiciye sunulan işlenmiş iç fındığın doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini söyledi. Fındığın üreticiden çıktıktan sonra manav, fabrika, sanayici, toptancı ve perakende aşamalarından geçtiğini belirten Bölük, her aşamada işleme ve maliyet unsurlarının oluştuğunu ifade etti. Randıman nedeniyle kabuklu ürünün tamamının iç fındığa dönüşmediğini, ardından kavurma ve diğer işlemlerde nem ve fire kaybı yaşandığını anlatan Bölük; ambalaj, nakliye ve diğer maliyetlerin de fiyatın üzerine eklendiğini söyledi. Bölük, “180 liraya aldığınız fındığın zaten randıman bazındaki maliyeti 400 lira” değerlendirmesinde bulundu. Kavrulmuş fındığın işlemeci veya sanayiciden toptancıya çıkış fiyatının ortalama 650 lira civarında olduğunu belirten Bölük, işlenmiş ürünün yaklaşık 600-650 lira seviyesinde piyasaya sunulduğunu söyledi. Bölük, bundan sonraki perakende aşamasında oluşan fiyat konusunda ise, “Ondan sonrasının rafa kadar niye o kadar arttığını tabii kamuoyu diğer ürünlerde, sebze meyvede de aynı şeyi konuşuyor” değerlendirmesinde bulundu. HAMZA BÖLÜK YENİDEN ADAY Programın son bölümünde gazeteci Murat Gürsoy, Hamza Bölük’ün Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeniden adaylığını açıklamasını da gündeme getirdi. Bölük, yaklaşık sekiz yıldır Borsada görev yaptığını belirterek ilk döneminde bir süre mevcut Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ile birlikte çalıştığını, ardından yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini anlattı. Bölük, “Bu dönemde de yine yol arkadaşlarımın ve üyelerimizin desteğiyle beraber yeniden aday olmaya karar verdik ve adaylık sürecimizi açıkladık” dedi. “100 YILLIK MİRASI DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ” Yeni döneme ilişkin hedeflerini anlatan Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nı mevcut noktadan daha ileri taşımak istediklerini söyledi. Teknolojiye uyum sağlayan, üyelerine daha modern hizmet sunan bir Borsa hedeflediklerini belirten Bölük, Giresun kalite fındığının ve genel olarak fındık sektörünün sorunlarını kamuoyu ve devlet kurumları nezdinde gündeme getirmeye devam edeceklerini ifade etti. Borsaların temel görevlerinden birinin tescil olduğunu ancak Giresun Ticaret Borsası’nın bunun dışında da kendisine görevler yüklediğini belirten Bölük; lisanslı depo, ileri teknoloji laboratuvarı, uzaktan erişimli tescil ve üyelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını örnek gösterdi. Üyelere randıman makinesi desteği verdiklerini ve bu desteği sürdürdüklerini belirten Bölük, daha önce dağıtılan nem ölçüm cihazlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi. Ortak bir fındık yazılım programı geliştirmeye çalıştıklarını da açıklayan Bölük, amaçlarının üyelerin ticaretlerini daha modern yöntemlerle yönetmesi, kâr-zarar hesaplarını daha kolay yapabilmesi ve sektör içindeki iletişimin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Üreticilere kahverengi kokarcayla mücadeleden fidan desteğine kadar farklı alanlarda destek vermeye devam edeceklerini belirten Bölük, programdaki mesajlarını şu sözlerle tamamladı: “Fındık yoksa biz yokuz. Fındık yoksa ticaret yok. Fındık yoksa tüccar yok. O yüzden en değerlisi bizim için üreticiler. Onların her zaman yanında olmaya çalışacağız.” KAYNAK: PROGRAM: Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi SUNAN: Gazeteci Murat Gürsoy YAYIN: Altaş TV KONUK: Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ÇEKİM YERİ: Giresun Ticaret Borsası yerleşkesi KAYNAK: Altaş TV – Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi / Hamza Bölük röportajı

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Haber

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!”

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Ticaret Bakanlığı’nın Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarına yönelik incelemesinin ardından dikkatleri fındık piyasasındaki alıcı yapısına çevirdi. Karan, büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarının, piyasa paylarının ve alım politikalarının incelenmesini isteyerek Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu’na çağrıda bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasındaki rekabet yapısına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Karan’ın değerlendirmelerinin merkezinde, üreticinin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu alıcı yoğunlaşması ve pazarlık gücü sorunu yer aldı. Karan'ın açıklamasındaki “tekel” ve piyasa gücüne ilişkin ifadeler Karan'ın görüş ve iddialarıdır. Rekabet Kurumu'nun geçmiş kararlarında ise “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak ele alındığı ve Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan'ın görüşlerine de yer verildiği görülüyor. “ASIL MESELE REKABETİN GERÇEKTEN SAĞLANIP SAĞLANAMADIĞIDIR” Karan, Ticaret Bakanlığı'nın piyasa denetimlerini önemsediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetimlerini elbette önemsiyoruz. Ancak fındık üreticisinin bugün karşı karşıya olduğu temel sorun, yalnızca borsaların veya piyasanın denetlenmesi değildir. Asıl mesele, fındık ticaretinde rekabetin gerçekten sağlanıp sağlanamadığıdır.” “ÜRETİCİ BİRKAÇ BÜYÜK ALICININ OLUŞTURDUĞU ŞARTLARDA SATMAK ZORUNDA KALIYOR” Karan, üreticinin üretim sürecindeki maliyetleri üstlendiğini, ancak hasat sonrasında pazarlık gücünün zayıfladığını savundu: “Üreticimiz yıllarca emek veriyor, bahçesinin bütün masraflarını karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü birkaç büyük alıcının oluşturduğu piyasa şartlarında satmak zorunda kalıyor.” TİCARET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI: “BÜYÜK FİRMALARIN ALIM POLİTİKALARINI DENETLEYİN” Giresun Ziraat Odası Başkanı, çağrısını doğrudan Ticaret Bakanlığı'na yöneltti: “Buradan Ticaret Bakanlığı’na açıkça çağrıda bulunuyorum: Borsaları denetlemek kadar, hatta ondan daha önemli olarak, fındık piyasasında belirleyici konuma gelen büyük firmaların alım politikalarını denetleyin! Özellikle kabuklu fındık ticaretinde piyasa gücünün tek elde veya sınırlı sayıda alıcıda yoğunlaşmasının üretici fiyatına etkisi bütün yönleriyle araştırılmalıdır.” Rekabet Kurumu kayıtlarında geçmişte fındık sektörüne ilişkin incelemeler yapıldığı ve “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrıca değerlendirildiği görülüyor. Karan da geçmiş yıllarda Rekabet Kurumu'nu fındık piyasasındaki yoğunlaşmayı incelemeye çağırmıştı. “ÜRETİCİNİN ÖZGÜRCE SATABİLECEĞİ BİR PİYASA İSTİYORUZ” Karan, taleplerinin belirli bir firmanın hedef alınmasından ziyade rekabetçi piyasa koşullarının sağlanması olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bizim talebimiz çok açık: Üreticinin ürününü özgürce satabileceği, çok sayıda alıcının rekabet ettiği ve fiyatın gerçek arz-talep şartlarında oluştuğu bir piyasa istiyoruz. Eğer bir firmanın piyasa gücü üreticinin pazarlık gücünü ortadan kaldırıyorsa, bunun adı sadece ticaret değildir; bunun ekonomik sonuçları mutlaka incelenmelidir.” “KABUKLU FINDIK TİCARETİNDE YENİ BİR DÜZENLEME GEREKİYOR” Karan, büyük ölçekli alıcıların piyasadaki faaliyetlerinin daha şeffaf şekilde takip edilmesini de istedi: “Yetkililerden, özellikle büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarına ilişkin miktar, piyasa payı, depolama kapasitesi ve alım politikalarının şeffaf biçimde izlenmesini talep ediyoruz. Üreticinin alternatifi olmadığı bir piyasa, gerçek anlamda rekabetçi piyasa değildir.” “ÜRETİCİNİN HAKKI BİRİLERİNİN BELİRLEDİĞİ FİYATA RAZI OLMAK DEĞİLDİR” Karan, fiyat oluşumunda şeffaflık ve rekabet vurgusunu öne çıkararak: “Fındık üreticisinin hakkı, birilerinin belirlediği fiyata razı olmak değildir. Üretici fiyatı; şeffaflık, rekabet ve gerçek arz-talep şartları içerisinde oluşmalıdır.” ifadelerini kullandı. “FINDIĞI TARLADAN FABRİKAYA KADAR İNCELEYİN” Karan'ın çağrısının adresinde Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumları bulunuyor: “Ticaret Bakanlığı'na, Rekabet Kurumu'na ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır: Fındık piyasasını sadece borsadan izlemeyin. Fındığın tarladan fabrikaya kadar olan bütün ticaret zincirini inceleyin. Üreticinin alın terinin karşılığını koruyacak düzenlemeler yapılmadan, yalnızca piyasanın görünen kısmına yönelik denetimler fındık sorununu çözmez.” Karan'ın fındık piyasasındaki fiyat oluşumu ve rekabet konusunda yaptığı bu çıkış ilk değil. GiresunSonHaber, 31 Ağustos 2026'da Karan'ın TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı ile yaklaşık 190 TL seviyesindeki serbest piyasa fiyatı arasındaki farkın incelenmesi yönündeki çağrısını haberleştirmişti. Bu açıklamada ise önceki çağrıdan farklı olarak büyük alıcıların piyasa payı, depolama kapasitesi, alım miktarı ve alım politikalarının izlenmesi ile kabuklu fındık ticaretine yönelik yeni düzenleme talebi öne çıkıyor. “FINDIK ÜRETİCİSİ YALNIZ DEĞİLDİR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz Ziraat Odaları olarak üreticimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Fındık üreticisi yalnız değildir. Fındıkta rekabet istiyoruz. Şeffaf piyasa istiyoruz. Üreticinin güçlü olduğu bir fındık piyasası istiyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.