Hava Durumu

#Üretici

giresunsonhaber - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

Hazine destekli kredilerde yeni dönem... Çiftçi ve esnafa kredi şartları yenilendi Haber

Hazine destekli kredilerde yeni dönem... Çiftçi ve esnafa kredi şartları yenilendi

Cumhurbaşkanı kararıyla Ziraat Bankası, Ziraat Katılım ve Halk Bankası aracılığıyla sağlanan Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde faiz/kâr payı destek oranları güncellendi. Vergi ve SGK borcu bulunanlara, belirli oran ve sınırlar dahilinde kredi kullandırımı imkânı getirildi. ANKARA (İGFA) - Bugün yayımlanan Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararları ile; Ziraat Katılım Bankası A.Ş., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatifleri, Türkiye Halk Bankası A.Ş. aracılığıyla kullandırılan Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde önemli değişiklikler yapıldı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeler, tarımsal üretim ve küçük işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırırken, maliyetleri düşürerek üretici ve esnafın kredi yükünü azaltacak. VERGİ VE SGK BORCU OLANLARA YENİ UYGULAMA Düzenlemeye göre, Hazine destekli kredi veya finansman kullanacakların; vergi dairelerine vadesi geçmiş borcu, sosyal güvenlik prim borcu bulunmaması veya borcun yapılandırılmış ve bozulmamış olması gerekecek. Bu şart sağlanamadığı takdirde, borcun kredinin/finansmanın azami yüzde 25’ine kadar olan kısmı banka tarafından doğrudan ilgili tahsil dairesine aktarılacak. Bu kapsamda: bir kişi adına 1 yıl içinde yatırılabilecek tutar 300 bin TL’yi geçemeyecek. Borç için sağlanan Hazine faiz/kâr payı indirim oranı yüzde 25 olarak belirlendi. Borç kapatıldıktan sonra kalan tutar üretici ya da esnafa kullandırılacak. Anılan Cumhurbaşkanı Kararı’nın detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Ordu’da fındıkta verim artışı için yeni uygulama Haber

Ordu’da fındıkta verim artışı için yeni uygulama

Ordu Büyükşehir Belediyesinin tarım iştirak şirketi ORTAR A.Ş tarafından yürütülen FINVER Projesi kapsamında fındık bahçelerinde verimi artırmaya yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Teraslama, tek dal dikim modeli ve toprak altı damla sulama sistemlerinin birlikte uygulanacağı projeyle dönüm başına 350 kilogram ürün elde edilmesi hedefleniyor. ORDU (İGFA) - Üretici dostu uygulamalarıyla Ordu’da adından söz ettiren ORTAR A.Ş, daha önce 5 dekarlık alanda pilot olarak başlattığı tek dal ve toprak altı damla sulama sistemini genişleterek 15 dekara çıkardı. Yeni uygulama ile hem üreticilere örnek bahçeler üzerinden rehberlik edilmesi hem de fındık üretiminde maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor. “ÜRETİCİLERE KAPIMIZ SONUNA KADAR AÇIK” ORTAR A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde 7 yıl önce başlatılan FINVER Projesi’nin her geçen gün üreticilere daha fazla katkı sunduğunu belirtti. Altınordu ilçesi Kökenli Mahallesi’nde hayata geçirilen çalışma hakkında bilgi veren Eser, şu ifadeleri kullandı: “Pilot proje olarak başlattığımız damla sulama ve teraslama çalışması ile üreticilerimize fındıkta yeni bir uygulamanın kapılarını açtık. Bu uygulamada tek dal, teraslama, damla sulama ve fındık çeşitliliğini bir arada gerçekleştiriyoruz. Amacımız, üreticiye bu sistemin nasıl uygulandığını yerinde göstermek ve hangi şartlarda yapılabileceğini bire bir anlatmaktır. Üreticilerimizi örnek bahçelerimizde ağırlıyor, yapılan çalışmaları detaylı şekilde aktarıyoruz.” Eser, hedeflerinin dekar başına 80-90 kilogram olan verimi 350 kilogram seviyelerine çıkarmak olduğunu vurgulayarak, “Bu çalışma sabır isteyen bir süreçtir. Üreticilerimizin sabırlı olması büyük önem taşıyor” dedi. VERİM ARTIŞI %100’E KADAR ÇIKABİLİR Teraslama, tek dal dikim modeli ile toprak altı damlama sulama ve gübreleme sistemlerinin birlikte uygulanması sayesinde fındıkta yüzde 100’e varan verim artışı beklendiğini ifade eden Eser, projenin başarıya ulaşması halinde modelin Ordu genelinde verim kaybı yaşayan bahçelerde yaygınlaştırılacağını kaydetti. Uygulamadan yararlanmak isteyen üreticiler, ORTAR A.Ş’ye başvurarak proje hakkında detaylı bilgi alabilecek.

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG Haber

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG

FINDIKTA GERÇEK REFERANS SERBEST PİYASA: 240 TL/KG SEVİYESİ ÖNE ÇIKIYOR Fındık piyasasında son haftalarda dikkat çeken en önemli veri, serbest piyasada oluşan 240 TL/kg seviyesi oldu. Üreticinin fiilen satış yapabildiği bu fiyat, sahadaki gerçek piyasa dengesini yansıtırken, kurumsal açıklanan fiyatlar ise daha çok karşılaştırma unsuru olarak değerlendiriliyor. Serbest piyasadaki bu hareketlilik, arz-talep dengesinin canlı olduğunu gösteriyor. Özellikle ihracat bağlantılı alımların etkisiyle oluşan 240 TL bandı, üreticinin nakde dönüş sağlayabildiği en somut gösterge olarak öne çıkıyor. FİSKOBİRLİK FİYATLARI DALGALI SEYREDİYOR Öte yandan Fiskobirlik son haftalarda ilan ettiği fiyatlarla dikkat çekse de, fiyat politikasındaki dalgalanmalar piyasa üzerinde kalıcı yön etkisi oluşturamadı. 20 Ocak’ta 287 TL/KG 03 Şubat’ta 272 TL/KG 06 Şubat’ta 277 TL/KG Bu değişimler, fiyatın kısa sürede geri çekilip kısmen artırıldığını gösteriyor. Ancak piyasada fiilen oluşan 240 TL seviyesinin üzerinde açıklanan bu rakamlar, alım hacmi sınırlı kaldığında yön belirleyici olamıyor. Analistlere göre burada temel mesele, açıklanan fiyatın yüksekliği değil, sürdürülebilirliği ve piyasaya ne kadar yansıdığı. TMO FİYATI TABAN OLUŞTURUYOR Piyasanın en alt referansı ise Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından sürdürülen 200 TL/kg alım fiyatı. Bu seviye, piyasada bir güvenlik ağı ve taban fiyat işlevi görüyor. Ancak güncel ticari işlemler bu bandın oldukça üzerinde gerçekleşiyor. Bu nedenle TMO fiyatı daha çok “en düşük güvence” olarak değerlendirilirken, piyasa dinamiklerini belirleyen ana unsur serbest alımlar oluyor. Uzmanlar, piyasada artık referansın kurumsal ilanlardan çok fiili alım fiyatları olduğunu vurguluyor. Serbest piyasada oluşan 240 TL seviyesi, arz ve talebin gerçek kesişim noktasını temsil ediyor. Fiskobirlik’in fiyat açıklamalarının ise piyasayı yukarı taşıyacak hacim ve istikrarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde fiyat duyurularının psikolojik etkisi sınırlı kalıyor. Ortaya çıkan dengede üretici açısından üç katmanlı bir fiyat yapısı bulunuyor: Serbest Piyasa: 240 TL Fiili satış ve nakit dönüş Fiskobirlik: 277 TL Açıklanan fakat sınırlı alım etkisi TMO: 200 TL Taban güvence fiyatı Fındık piyasasında yönü belirleyen ana gösterge şu an için serbest piyasada oluşan fiyatlar. Kurumsal açıklamalar önemli olmakla birlikte, sürdürülebilir ve yüksek hacimli alımlarla desteklenmediği sürece piyasa üzerindeki etkileri sınırlı kalıyor. Bugünkü tablo gösteriyor ki, fındıkta gerçek referans serbest piyasada oluşuyor.

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Haber

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe müdürlüklerinde bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanında görev yapan teknik personelin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme ve planlama toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı çalışmaları mercek altına alınırken, 2026 yılına ilişkin uygulama takvimi ve hedefler netleştirildi. Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve kayıtlılığın artırılmasının öncelikli hedefler olduğunu vurguladı. Yılmaz, özellikle zararlı organizmalarla mücadele, planlı üretim modeli ve destekleme mekanizmalarının etkin uygulanmasının yeni dönemin temel başlıklarını oluşturduğunu ifade etti. Kahverengi Kokarca ile Mücadele Öncelikli Gündem Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, son yıllarda Karadeniz tarımı açısından ciddi tehdit oluşturan kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele çalışmaları oldu. İl genelinde yürütülen sürveyler, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile saha eğitimleri değerlendirildi. 2026 yılı için uygulanacak eylem planında erken uyarı, üretici bilgilendirmesi ve entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması öne çıktı. Bitkisel Üretimde Planlı Dönem Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği çerçevesinde Giresun’da yürütülen bitkisel üretim planlaması da toplantının ana gündem maddeleri arasındaydı. İl bazlı ürün deseninin iklim, toprak yapısı ve pazar koşullarına göre şekillendirilmesi; arz fazlası ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Teknik personel, sahadaki uygulamalar ve üretici yönlendirmeleri hakkında bilgi paylaştı. Organik Tarım ve Kayıt Sistemleri Masada Organik tarım mevzuatı kapsamında il ve ilçe müdürlüklerinin görevleri, kapalı ortamda yürütülen Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) uygulamaları ve TAKE Projesi kapsamındaki çalışmalar da ele alındı. Özellikle kontrollü üretim alanlarının artırılması ve kayıt dışılığın azaltılması yönünde atılacak adımlar değerlendirildi. Tohumculuk, Bitki Pasaportu ve Denetimler Tohumculuk mevzuatı kapsamında yürütülen yetkilendirme ve denetim faaliyetleri, 2025 yılı uygulamaları ışığında gözden geçirildi. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin kayıt altına alınması ve bitki pasaportu uygulamalarının etkinleştirilmesi konularında teknik sunumlar yapıldı. Operatör kayıtlarının güncellenmesi ve izlenebilirliğin artırılması, 2026 hedefleri arasında yer aldı. ÇKS ve Desteklemelerde Güncel Durum Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinin doğruluğu, destekleme başvurularında yaşanan sorunlar ve saha kontrolleri de toplantıda gündeme geldi. Üreticilerin desteklerden eksiksiz yararlanabilmesi için kayıtların güncel tutulmasının önemi vurgulandı. Bitki Koruma Ürünleri ve E-Reçete Takvimi Bitki Koruma Ürünlerinin toptan ve perakende satışı ile depolanmasına ilişkin mevzuat uygulamaları, denetimler ve yeni dönemde yürürlüğe girecek uygulama takvimi ayrıntılı biçimde ele alındı. BKÜ E-Reçete sistemi ve üretici kayıt defteri uygulamalarını içeren B-Reçete sisteminin sahadaki işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri teknik personel tarafından paylaşıldı. Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirme ile sona erdi. Yetkililer, 2026 yılında daha planlı, kayıtlı ve sürdürülebilir bir bitkisel üretim yapısının oluşturulması için sahadaki teknik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tarımın geleceği biraz da veri, planlama ve disiplin işi; doğa sürprizlerle dolu ama hazırlıklı olanın kaybı daha az oluyor.

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI Haber

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI Fındıkta 5 Aylık Dalgalanmanın Ardından Gelen Son Tablo Ne Anlatıyor? Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK), 19 Ocak 2026 tarihinde Giresun kalite kabuklu fındık için yeni alım fiyatlarını açıkladı. Açıklanan tabloya göre 50 randıman Giresun kalite fındık 292 TL/kg, coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi bulunan üreticiler için ise kilogram başına ilave 3 TL primle 295 TL/kg olarak ilan edildi. Sivri ve kara kalite fındıkta ise 50 randıman fiyat 250 TL/kg seviyesinde belirlendi. Ancak 19 Ocak’ta açıklanan bu fiyat, tek başına bir rakamdan ibaret değil. Aksine, Ağustos 2025’ten bu yana yaşanan sert yükselişler, hızlı düşüşler ve dalgalı seyirle şekillenen uzun bir sürecin son halkası niteliğini taşıyor. TMO TABANIYLA BAŞLAYAN SÜREÇ FİSKOBİRLİK FİYATLARIYLA ŞEKİLLENDİ Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 25 Ağustos 2025 tarihinde Giresun kalite fındık için 200 TL/kg alım fiyatı açıklamasıyla sezonun resmî tabanı belirlenmişti. Ancak piyasada yönü tayin eden asıl hamle, kısa süre sonra FİSKOBİRLİK’ten geldi. FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 TL/kg alım fiyatı açıklayarak, daha sezonun başında TMO tabanının 30 TL üzerine çıktı. Bu adım, piyasaya açık bir mesaj niteliğindeydi: “BU SEZON FİYATLAR 200 TL BANDINDA KALMAYACAK.” 50 RANDIMAN FINDIKTA TARİH TARİH FİYAT KRONOLOJİSİ (FİSKOBİRLİK’in resmî Facebook paylaşımlarına göre) Tarih Fiyat (TL/kg) 22.08.2025 230 26.08.2025 245 28.08.2025 255 30.08.2025 260 01.09.2025 272 06.09.2025 275 08.09.2025 280 09.09.2025 290 10.09.2025 310 12.09.2025 317 23.09.2025 347 (zirve) 27.09.2025 337 09.10.2025 325 13.10.2025 335 18.10.2025 320 21.10.2025 315 22.10.2025 307 04.11.2025 302 13.11.2025 297 14.11.2025 290 19.11.2025 290 25.11.2025 297 01.12.2025 292 04.12.2025 285 05.12.2025 280 06.12.2025 275 09.12.2025 270 (dip) 17.12.2025 272 20.12.2025 277 24.12.2025 280 29.12.2025 285 01.01.2026 297 08.01.2026 307 13.01.2026 300 19.01.2026 292 30 GÜNDE 117 TL’LİK SIÇRAMA, 2 AYDA SERT GERİ ÇEKİLME Tabloya bakıldığında, 50 randıman fındık fiyatının 22 Ağustos–23 Eylül 2025 arasında 230 TL’den 347 TL’ye yükseldiği görülüyor. Yaklaşık 30 günde 117 TL’lik artış, tarım ürünleri piyasaları açısından olağanüstü bir yükseliş olarak kayıtlara geçti. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı. Ekim ve Kasım aylarında fiyatlar kademeli biçimde gerileyerek Aralık başında 270 TL seviyesine kadar düştü. Yeni yılın ilk günlerinde kısa süreli bir toparlanma yaşansa da, 19 Ocak 2026’da açıklanan 292 TL, fiyatın hâlâ zirvenin oldukça altında seyrettiğini ortaya koydu. FİSKOBİRLİK PİYASAYI YÜKSELTTİ Mİ, PİYASA FİSKOBİRLİK’İ GERİ Mİ ÇEKTİ? Bu veriler ışığında ortaya çıkan tablo net: FİSKOBİRLİK, sezon başında fiyatı yukarı çeken öncü bir aktör rolü üstlendi. Sık aralıklarla yapılan fiyat artışları, üreticide “bekle-gör” davranışını güçlendirdi ve piyasada güçlü bir beklenti yarattı. Ancak fiyat belirli bir noktadan sonra reel alıcıların alım iştahını sınırladı. İhracatçılar ve büyük sanayi alıcıları, yükseliş dönemlerinde beklerken; fiyat doygunluğa ulaştığında toplu alımlarla piyasaya girdi. Bu durum, fiyatın geri çekilmesini hızlandırdı. Sonuçta FİSKOBİRLİK fiyatı yukarı taşımakta etkili oldu; ancak düşüş dönemlerinde fiyatı koruyacak yapısal gücü ortaya koyamadı. GÜNLÜK OYNAKLIĞIN ARDINDAKİ ASIL SORUN 2025–2026 sezonunda fındık fiyatlarının bu denli sık ve sert oynamasının temel nedenleri Günlük ve sık fiyat açıklama pratiği Şeffaf ve derin bir fındık borsasının bulunmaması Kooperatif–serbest piyasa arasında çift başlı fiyat yapısı Beklentiyle işlem yapılan piyasa kültürü Büyük alıcıların sessiz ve zamanlamaya dayalı alım stratejileri olarak özetlenebilir. Bu yapı sürdüğü sürece, fiyat istikrarı değil dalgalanma kaçınılmaz hale geliyor. 19 OCAK FİYATI BİR BAŞLANGIÇ DEĞİL, BİR SONUÇ FİSKOBİRLİK’in 19 Ocak 2026’da açıkladığı 292 TL’lik 50 randıman fiyatı, tek başına değerlendirilmesi gereken bir rakam değil. Bu fiyat, Ağustos 2025’te başlayan hızlı yükselişin, Eylül’de görülen zirvenin ve sonrasında yaşanan geri çekilmenin doğal bir sonucudur. Asıl sorun, fiyatın kaç lira olduğu değil; fındık piyasasında hâlâ kurallı, şeffaf ve öngörülebilir bir fiyatlama sisteminin bulunmamasıdır. Bu sistem kurulmadıkça, her sezon benzer dalgalanmalar yaşanacak; üretici, tüccar ve kamu arasındaki fiyat tartışmaları devam edecektir.

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.