Hava Durumu

#Üretici

giresunsonhaber - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! Haber

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI!

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! KARAN: “DEVLETİN TESPİT ETTİĞİ REKOLTENİN ÜZERİNE 100 BİN TON EKLEMEK KANUN TANIMAMAKTIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığının 704 bin 941 tonluk resmî rekolte tespitine karşılık ihracatçıların 805 bin 246 ton açıklamasına sert tepki gösterdi. Aradaki 100 bin 305 tonluk farkın taban fiyatını baskılamaya yönelik olduğunu savunan Karan, “Uçuk kaçık rakamlar çuvala girmez. Amaç, alivre satışları kurtarmak ve üreticinin fındığını ucuza almaktır” dedi. Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi üzerinden başlayan tartışma büyüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 805 bin 246 tonluk tahmine sert sözlerle karşı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 704 bin 941 ton olarak tespit edilip kayıt altına alındığını belirten Karan, ihracatçıların bu rakamın 100 bin 305 ton üzerine çıkmasını piyasa müdahalesi olarak değerlendirdi. “DEVLETİN RAKAMINI YOK SAYMAK KABUL EDİLEMEZ” Karan, ihracatçıların ayrı bir rekolte rakamı açıklamasını “kanun ve kural tanımamak” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Devletin resmî mercileri tarafından tespit edilen rakamın üzerine 100 bin ton ekleyerek rekolte açıklamak kabul edilemez. O zaman ziraat odaları, ticaret borsaları, FİSKOBİRLİK, TMO ve diğer kurumlar da kafasına göre rekolte açıklasın.” “İHRACATÇI 805 BİN DİYORSA BİZE GÖRE 570 BİN TON” İhracatçıların açıkladığı rakamın sahadaki tabloyu yansıtmadığını savunan Karan, üreticiden aldıkları bilgilere göre çok daha düşük bir rekolte beklendiğini ifade etti: “Eğer ihracatçılara göre rekolte 805 bin tonsa, bize göre de 570 bin ton. Biz bunu masa başında değil, yılın 12 ayı bahçede olan üreticinin ağzından söylüyoruz.” “AMAÇ TABAN FİYATINI AŞAĞI ÇEKMEK” Yüksek rekolte açıklamasının zamanlamasına dikkat çeken Karan, taban fiyat ilan edilmeden hemen önce kamuoyuna sunulan rakamların tesadüf olmadığını ileri sürdü. Karan, yüksek rekolte algısı oluşturularak üreticinin fiyat beklentisinin düşürülmek istendiğini belirterek şöyle konuştu: “Hasat sonunda çuvala giren rakam belli olur. Ancak birilerinin masa başında, taban fiyatını aşağı çekmek için açıkladığı uçuk kaçık rakamların çuvala girmeyeceğini adımız gibi biliyoruz.” “ALİVRE SATIŞLARINI KURTARMA ÇABASI” İhracatçıların yüksek rekolte tahminiyle hasat öncesinde yapılan alivre satışları güvence altına almaya çalıştığını öne süren Karan, açıklanan rakamların üreticinin değil, piyasadaki belirli çevrelerin çıkarına hizmet ettiğini savundu: “Sırf kendi alivre satışlarını kurtarmak için çırpınan bu tekelci severlere devletimiz fırsat vermeyecektir. Türk fındık üreticisi devletine güvenmektedir.” “ÜRETİCİ DOSTU OLMADIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖRDÜK” Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yaklaşımının üreticiyi korumadığını dile getiren Karan, resmî rekolte dışında yapılan açıklamaları dikkate almadıklarını söyledi: “Bu açıklamayla üretici dostu olmadıklarını bir kez daha gösterdiler. Bizim için esas olan, devletin yetkili kurumlarının sahada yaptığı çalışmalar sonucunda belirlediği resmî rekoltedir.” “BAKANLIK DIŞINDA REKOLTE AÇIKLAMAK YASAKTIR” Tarım ve Orman Bakanlığı dışında rekolte açıklanmasının yasak olduğunu ifade eden Karan, devletin yetkili mercilerine çağrıda bulundu: “Kanun ve kurallar herkes için geçerlidir. Bakanlığın kayıt altına aldığı resmî rakama rağmen farklı rekolte açıklayanlar hakkında gerekli inceleme yapılmalı ve mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.” Karan’ın sert çıkışı, fındık piyasasında yıllardır tartışılan kritik soruyu yeniden gündeme taşıdı: REKOLTEYİ SAHA MI BELİRLEYECEK, ALİVRE HESABI MI?

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

SAYIM İÇİN VERİLEN SÜRE DOLDU: FINDIK REKOLTESİ NEDEN HÂLÂ AÇIKLANMADI? Haber

SAYIM İÇİN VERİLEN SÜRE DOLDU: FINDIK REKOLTESİ NEDEN HÂLÂ AÇIKLANMADI?

SAYIM İÇİN VERİLEN SÜRE DOLDU: FINDIK REKOLTESİ NEDEN HÂLÂ AÇIKLANMADI? Giresun’da 13 ilçede, 130 örnek bahçede yürütülen 2026 yılı fındık rekolte tespit çalışmasının yaklaşık 15 günde tamamlanacağı açıklanmıştı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 14 Temmuz’da 11 ilçedeki sayımın bittiğini, kalan iki ilçenin de aynı hafta içinde tamamlanacağını duyurdu. Ancak açıklamada, Giresun rekoltesinin ve Türkiye toplamının hangi gün ilan edileceğine ilişkin kesin bir takvim paylaşılmadı. Hasada sayılı günler kala üretici, yine birbirinden farklı tahminlerin arasında bırakıldı. Türkiye’nin en önemli fındık üretim merkezlerinden Giresun’da 2026 yılı rekoltesini belirlemek amacıyla başlatılan saha çalışmalarının, açıklanan takvime göre tamamlanmış olması gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz tarihli açıklamasına göre 12 kişilik komisyon, o gün itibarıyla 13 ilçenin 11’indeki çalışmalarını bitirmişti. Kalan iki ilçedeki tespitlerin de aynı hafta içinde tamamlanacağı bildirilmişti. İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, yaklaşık 15 gün sürecek çalışmaların ardından Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık üretim miktarının belirleneceğini ve Tarım ve Orman Bakanlığına bildirileceğini açıkladı. Ancak sayımın ne zaman tamamlanacağının anlatıldığı açıklamada, sonucun hangi tarihte üreticiyle paylaşılacağı belirtilmedi. 25 Temmuz’a gelinmesine rağmen üreticinin önünde hâlâ açıklanmış bir sonuç takvimi bulunmuyor. Hasat yaklaşırken farklı kurumların, birliklerin ve sektör temsilcilerinin birbirinden farklı tahminleri konuşulmaya devam ediyor. 130 BAHÇEDE SAYIM YAPILDI, SONUÇ İÇİN GÜN VERİLMEDİ Rekolte çalışma ekibinde Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü, Giresun Üniversitesi, Giresun Ticaret Borsası, Karadeniz İhracatçılar Birliği ve FİSKOBİRLİK temsilcileri yer aldı. Komisyonun sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerden seçilen 130 örnek bahçede inceleme yaptığı açıklandı. Dal üzerindeki çotanak sayıları, sağlam dane oranı ve farklı rakımlardaki ürün gelişimi değerlendirmeye alındı. Bazı sayım noktalarında rastgele seçilen 100 fındık kırılarak iç doluluk ve sağlam dane oranı tespit edilmeye çalışıldı. İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmanın farklı fındık çeşitleri ile sahil, orta ve yüksek kesimlerdeki üretim alanlarını temsil edecek bahçelerde yürütüldüğünü belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bugün 11’inci ilçemizde rekolte çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Kalan iki ilçemizde de bu hafta içinde tespitleri tamamlayacağız. Ardından yapılacak hesaplamalarla birlikte Giresun ilimizin 2026 yılı fındık rekoltesini belirleyerek Bakanlığımıza bildireceğiz.” Bu açıklamadaki takvime göre Giresun’daki saha sayımının temmuz ayının üçüncü haftasında tamamlanmış olması gerekiyor. Bundan sonra yapılacak iş; bahçelerden alınan verilerin hesaplanması, il toplamına dönüştürülmesi, komisyon tarafından değerlendirilmesi, tutanak altına alınması ve Bakanlığa gönderilmesi. Ancak bu işlemlerin ne kadar süreceği ve sonucun hangi gün açıklanacağı belirtilmedi. HER İL KENDİ SINIRLARINDA SAYIM YAPIYOR Rekolte tespit sistemi, tek bir ekibin bütün Karadeniz’i dolaşarak sayım yapmasına dayanmıyor. Her üretici il, kendi sınırları içindeki örnek bahçelerde çalışma yürütüyor. Giresun komisyonu Giresun’daki, Ordu komisyonu Ordu’daki, Trabzon komisyonu Trabzon’daki üretim alanlarını inceliyor. Diğer fındık üreticisi illerde de aynı yöntemle il rekolte tahmin komisyonları oluşturuluyor. İl komisyonlarının belirlediği tahmini rakamlar Tarım ve Orman Bakanlığına gönderiliyor. Türkiye toplamının ise illerden gelen sonuçların bir araya getirilmesiyle oluşturulması gerekiyor. Bu nedenle Giresun’daki sayımın tamamlanması, Türkiye rekoltesinin aynı gün açıklanacağı anlamına gelmiyor. Ancak Bakanlığın bütün illeri kapsayan ortak bir açıklama takvimi ilan etmemesi, süreci gereksiz biçimde belirsiz hâle getiriyor. İl bazlı çalışmaların başlangıç ve bitiş tarihleri açıklanırken, sonuçların hangi gün Bakanlığa ulaştırılacağı ve Türkiye toplamının ne zaman duyurulacağı da aynı açıklıkla belirtilmeliydi. KARANFİL KAÇ KEZ SAYILIYOR? Rekolte tartışmalarında kafa karıştıran başlıklardan biri, yıl içerisinde birden fazla sayım yapılması. Ancak aynı karanfilin defalarca sayılması söz konusu değil. Fındığın farklı gelişim aşamaları, farklı tarihlerde takip ediliyor. İlk aşamada kış sonu ve ilkbahar başında karanfil, yani dişi çiçek yoğunluğu inceleniyor. Bu çalışma bahçedeki ilk üretim potansiyelini gösteriyor. Karanfil sayısının fazla olması, aynı miktarda fındığın hasat edileceği anlamına gelmiyor. Çünkü karanfillerin bir bölümü döllenmiyor, dökülüyor veya iklim koşullarından zarar görüyor. İkinci aşamada karanfillerin ne kadarının çotanağa dönüştüğü kontrol ediliyor. Bu dönemde ilk tahmin ile çotanak oluşumu arasındaki kayıp ortaya çıkıyor. Hasada yakın dönemde ise dal üzerindeki çotanak sayıları, çotanak içindeki dane miktarı, boş veya zarar görmüş taneler ve sağlam dane oranı değerlendiriliyor. Temmuz ayında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan çalışma bu nedenle karanfil sayımı değil, çotanak ve sağlam dane tespitidir. Yıl içindeki çalışmalar aynı işlemin tekrarı değil; fındığın çiçekten çotanağa, çotanaktan sağlam ürüne dönüşürken yaşadığı kaybın aşama aşama ölçülmesidir. HER SAYIM AYNI DEĞERDE DEĞİL Karanfil döneminde yapılan ilk tahmin, üretim potansiyelini gösterir. Ancak hasada daha aylar olduğu için bu rakamın değişme ihtimali yüksektir. Çotanak dönemindeki çalışma, ürünü daha görünür hâle getirir. Temmuz ayında yapılan sağlam dane kontrolü ise hasada en yakın tahminin oluşturulmasını sağlar. Bu nedenle şubat veya mart ayında karanfil sayımına dayanarak açıklanan bir rakam ile temmuz ayında çotanak ve sağlam dane üzerinden hesaplanan rakam aynı ağırlıkta değerlendirilemez. Erken tahminlerde henüz görülmeyen dökülme, boş dane, hastalık, zararlı etkisi ve iklim kayıpları, hasada yakın sayımlarda daha açık biçimde ortaya çıkar. Buna rağmen kamuoyuna açıklanan rakamların hangi gelişim dönemine ait olduğu çoğu zaman yeterince anlatılmıyor. Yüksek bir rekolte tahmini piyasada hızla dolaşıma sokulurken, bu rakamın karanfil üzerinden mi, çotanak üzerinden mi, yoksa sağlam dane kontrolüyle mi hazırlandığı ikinci planda kalıyor. “TAHMİNİ VERİ KESİNLEŞECEK” İFADESİ YANILTICI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasında, çalışmaların tamamlanmasının ardından “Giresun’un 2026 yılı fındık üretim miktarının tahmini verilerinin kesinleşeceği” ifade edildi. Ancak bu ifade teknik açıdan yanlış anlaşılmaya açık. Rekolte, hasat öncesinde yapılan bir tahmindir. Tahmini rakamın gerçek üretim miktarı gibi “kesinleştiğinin” söylenmesi doğru değildir. Komisyon çalışması tamamlandığında kesinleşen şey, Giresun için Bakanlığa gönderilecek resmî tahmin olacaktır. Bahçeden gerçekten toplanan, kurutulan, depolanan ve piyasaya giren ürün miktarı ise ancak hasat sonrasında ortaya çıkar. Temmuz sayımından hasada kadar aşırı sıcaklık, kuraklık, dolu, hastalık, fındık kurdu, kahverengi kokarca, erken dökülme ve randıman kaybı gibi birçok unsur üretimi etkileyebilir. Bu nedenle açıklanacak rakam, hasada en yakın resmî tahmin olarak değerlendirilmelidir; gerçekleşmiş üretim miktarı olarak değil. Kurumların kullandığı dil bu ayrımı açık biçimde kurmalıdır. “Tahmini rekolte çalışması tamamlandı” denilebilir; ancak hasat yapılmadan “üretim miktarı kesinleşti” denilemez. 130 BAHÇE GİRESUN’UN TAMAMINI NASIL TEMSİL EDİYOR? Giresun’da yaklaşık 120 bin hektarlık alanda fındık üretimi yapılıyor. Bu kadar geniş bir alandaki bütün ocakların ve dalların tek tek sayılması mümkün değil. Bu nedenle örnekleme yöntemi kullanılıyor. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgeleri, farklı ilçeleri ve fındık çeşitlerini temsil ettiği belirtilen bahçeler seçiliyor. Bu bahçelerde belirlenen ocak ve dallar üzerinden sayım yapılarak il geneline ilişkin tahmin oluşturuluyor. Ancak açıklanan toplam rakamın güvenilirliğinin değerlendirilebilmesi için yalnızca “130 bahçede çalışma yapıldı” denilmesi yeterli değil. Hangi ilçede kaç bahçenin incelendiği, bu bahçelerin hangi rakım kuşağında bulunduğu, kaç ocakta ve kaç dalda sayım yapıldığı, sağlam dane oranının ne çıktığı ve zararlı etkisinin hesaplamaya nasıl yansıtıldığı da açıklanmalı. Örnek bahçelerin dağılımı ve hesaplama yöntemi paylaşılmadan yalnızca nihai tonajın duyurulması, üreticinin açıklanan rakamı denetlemesini zorlaştırıyor. FINDIKTA REKOLTE SADECE TEKNİK BİR RAKAM DEĞİL Fındık rekoltesi yalnızca tarımsal üretim miktarını gösteren teknik bir veri değil. Açıklanan her yüksek veya düşük tahmin; üreticinin satış kararını, tüccarın alım politikasını, sanayicinin stok planını, ihracatçının bağlantılarını ve serbest piyasa fiyatını doğrudan etkileyebilir. Yüksek rekolte beklentisi, hasat öncesinde fiyatların aşağı yönlü baskılanmasına neden olabilir. Düşük rekolte beklentisi ise sanayici ve ihracatçının alım planlarını değiştirebilir. Bu nedenle rekolte tahmininin hangi kurum tarafından, hangi yöntemle ve hangi tarihte hazırlandığı büyük önem taşıyor. Hasat öncesinde farklı kurumların birbirinden farklı rakamlar açıklaması, özellikle üretici açısından güven sorunu oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanlığının resmî açıklamasının gecikmesi de bu bilgi boşluğunu büyütüyor. Resmî rakam açıklanmadıkça piyasa, sektör kuruluşlarının tahminlerine ve kaynağı belirsiz rakamlara daha açık hâle geliyor. GİRESUN’DA 80 BİNE YAKIN ÜRETİCİ SONUCU BEKLİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre kentte yaklaşık 120 bin hektar alanda 80 bine yakın üretici fındık tarımı yapıyor. Giresun’daki tarım alanlarının yaklaşık yüzde 76’sı fındık bahçelerinden oluşuyor. Bu büyüklük, rekolte açıklamasını sıradan bir istatistik olmaktan çıkarıyor. Fındık; üreticinin yıllık gelirini, esnafın cirosunu, borçların ödeme takvimini, düğün ve eğitim harcamalarını ve kent ekonomisinin genel hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Üretici, bir yıllık emeğinin karşılığını hangi koşullarda pazara sunacağını belirlemeye çalışırken rekolte rakamı da fiyat beklentisinin önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Bu nedenle açıklamanın gecikmesi yalnızca teknik bir işlem gecikmesi olarak görülemez. REKOLTE AÇIKLAMASI DAHA NE KADAR SÜRECEK? Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün kendi açıklamasındaki takvim dikkate alındığında saha çalışmaları için verilen süre sona erdi. 14 Temmuz’da yalnızca iki ilçenin kaldığı ve bu ilçelerin aynı hafta içinde tamamlanacağı duyurulduğuna göre, 25 Temmuz itibarıyla Giresun’a ait saha verilerinin toplanmış olması beklenir. Bu aşamadan sonra yapılması gereken; bahçe verilerinin il toplamına dönüştürülmesi, komisyon üyeleri tarafından değerlendirilmesi, tutanakların hazırlanması ve sonucun Bakanlığa gönderilmesidir. Türkiye toplamının açıklanması için diğer üretici illerden gelen sonuçların da birleştirilmesi gerekebilir. Ancak bu işlem, açıklama tarihinin belirsiz bırakılmasını haklı çıkarmaz. Mevcut takvime göre sonuç için artık haftalardan değil, günlerden söz edilmesi gerekir. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı fındık rekoltesinin hangi tarihte açıklanacağını duyurmalı; gecikme varsa bunun nedenini açıklamalıdır. Sonuç temmuz ayı sonuna kadar paylaşılmayacaksa, gecikmenin gerekçesi ve yeni açıklama takvimi üreticiye açık biçimde bildirilmelidir. BAKANLIK SADECE TÜRKİYE TOPLAMINI AÇIKLAMAMALI Açıklanacak rekolte rakamı yalnızca Türkiye toplamından ibaret kalmamalı. Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun, Düzce ve diğer üretici illerin tahminleri ayrı ayrı yayımlanmalı. Her il için üretim alanı, örnek bahçe sayısı, rakım kuşakları, ortalama çotanak sayısı, sağlam dane oranı, hastalık ve zararlı etkisi ile önceki yıla göre değişim de açıklanmalıdır. İl bazlı ayrıntılı tablo, hem üreticinin açıklanan rakamı değerlendirmesini sağlar hem de rekoltenin fiyat baskısı oluşturmak amacıyla kullanıldığı yönündeki tartışmaları azaltır. Fındık üreticisinin ihtiyacı, kaynağı ve yöntemi belirsiz yeni bir rakam değil; il bazında denetlenebilen, hesaplama yöntemi açıklanan ve zamanında yayımlanan resmî veridir. Saha çalışması için verilen süre doldu. Tarım ve Orman Bakanlığının artık rakamı, yöntemi ve açıklama tarihini ortaya koyması gerekiyor.

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Haber

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN”

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yeni sezon öncesinde fındık fiyatını 4,5–5 dolar bandında telaffuz eden iktidar milletvekillerine tepki gösterdi. Bu açıklamaların piyasayı yönlendirmeye dönük olduğunu savunan Karan, maliyetin 200 liranın üzerine çıktığını belirterek fiyatın üretim maliyeti ve refah payı esas alınarak belirlenmesini istedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, hasat öncesinde yeniden alevlenen fındık fiyatı ve rekolte tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara mensup bazı bölge milletvekillerinin fiyat konusunda yaptığı değerlendirmeleri “manipülasyon niteliğinde” olarak nitelendiren Karan, bu söylemleri şaşkınlıkla izlediklerini söyledi. Karan, milletvekillerini geçmiş yılların rakamları üzerinden değerlendirme yapmak yerine günün üretim maliyetlerine ve ekonomik şartlarına bakmaya çağırdı. KAYNAK VE HAMARAT’IN AÇIKLAMALARINA TEPKİ AK Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak ile Mustafa Hamarat’ın fındık fiyatına ilişkin sözlerini eleştiren Karan, söz konusu değerlendirmelerin üreticilerin tepki gösterdiği mevcut fiyat seviyelerini savunur nitelikte olduğunu ileri sürdü. Yüksek girdi maliyetleri, ekonomik koşullar ve Türk lirasının enflasyon karşısındaki değer kaybı ortadayken fındık fiyatının 4,5–5 dolar bandında konuşulmasını “akıl dışı” olarak değerlendiren Karan, 2002–2026 dönemindeki enflasyon verilerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. “MALİYETİN ALTINDAKİ FİYAT ÜRETİMİ SEKTEYE UĞRATIR” Popülist söylemlerin üreticiye zarar verdiğini savunan Karan, bu durumdan yalnızca üretici üzerinden gelir sağlayan kesimlerin yararlandığını söyledi. Üreticinin, maliyetin üzerine refah payı eklenerek belirlenecek bir taban fiyat beklediğini hatırlatan Karan; milletvekillerinin dile getirdiği rakamın kabul edilemez olduğunu ve üretim maliyetinin altında kaldığını belirtti. Böyle bir fiyat politikasının üreticiyi fındıktan koparacağını, sürdürülebilir üretimi de sekteye uğratacağını ifade etti. Karan, iktidar milletvekillerine şu sözlerle seslendi: “Maliyeti 200 TL’nin üzerinde olan bir ürüne reva görülen bu fiyatı kabul etmiyoruz. Fındık üreticisinin oyuyla seçilen sayın bölge milletvekillerine sesleniyoruz: Üreticinin yanında olun, emeğine sahip çıkın. Hasada sayılı günler kala, fındık bahçelerini şenlendirecek bir taban fiyat için mesai harcayın; tekelcilere ve fındık ağababalarına alan açmayın.” “810 BİN TONLUK HAYALİ REKOLTE DİKKATE ALINMAMALI” Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesini belirlemeye yönelik çalışmalarda sona gelindiğini bildiren Karan, bazı kesimlerin aylar öncesinden açıkladığı 810 bin tonluk tahminin dikkate alınmaması gerektiğini söyledi. Bu rakamı “masa başında belirlenmiş hayali rekolte” olarak nitelendiren Karan, yasak olmasına rağmen sezon öncesinde bu tür açıklamaların yapıldığını savundu. RESMÎ REKOLTE İÇİN BAKANLIĞI İŞARET ETTİ Piyasa açısından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacak resmî rekoltenin esas alınması gerektiğini belirten Karan, sezon öncesinde piyasayı yönlendirmek amacıyla gerçek dışı rekolte açıklayanlara yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.

ORDU’DA FINDIK HASADI İÇİN İŞÇİ BAŞVURULARI SÜRÜYOR Haber

ORDU’DA FINDIK HASADI İÇİN İŞÇİ BAŞVURULARI SÜRÜYOR

ORDU’DA FINDIK HASADI İÇİN İŞÇİ BAŞVURULARI SÜRÜYOR Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ve fındık hasat sürecinde üreticiyle işçiyi bir araya getiren "Fındık Dalda, Aklın İşçide Kalmasın" projesi için yeni sezon öncesi başvurular yoğun bir şekilde devam ediyor. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in öncülüğünde hayata geçirilen ve bu yıl 7'nci yılına hazırlanan çalışma, yerli işçi temininde zorluk yaşayan üreticiler ile fındık hasadında çalışarak gelir elde etmek isteyen vatandaşları ortak bir platformda buluşturuyor. Bu sayede hem üreticilerin iş gücü gereksinimleri karşılanıyor hem de hasat dönemindeki ekonomik canlılık Ordu şehrinde kalmış oluyor. İLK 15 GÜNDE 944 İŞÇİ BAŞVURUSU Yeni sezon kapsamında başlatılan başvuru sürecinin ilk 15 gününde 944 işçi projeye kayıt yaptırırken, 44 bahçe sahibi ise işçi talebinde bulundu. Projenin başladığı günden bu yana kayıt yaptıran ve yeni sezon için bilgilerini güncelleyen toplam işçi sayısı 11 bin 844'e, bahçe sahibi sayısı ise 3 bin 193'e yükseldi. BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR "Fındık Dalda, Aklın İşçide Kalmasın" projesinden fındık bahçesi sahipleri, hasat işçileri ve sezon boyunca çalışmak isteyen tüm vatandaşlar faydalanabiliyor. Proje, hasat döneminde üretici ile işçiyi güvenilir ve süratli bir şekilde buluşturarak hem iş gücü açığını kapatıyor hem de Ordu'nun tarım ekonomisine değerli katkılar sunmaya devam ediyor.

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ Haber

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ 2026 mahsulü için TMO’nun açıklayacağı fiyat beklenirken üretim maliyeti, alivre satış, döviz kuru ve ihracat verileri aynı noktayı işaret ediyor. Giresun’da 80 kilogram verim alınan bir dönüm bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkarken, piyasada konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyatın güncel kur karşılığı 295 TL’ye dayanıyor. Bu tablo, 50 randıman Giresun kalite fındıkta 300 TL’nin yüksek bir talep değil, üreticiyi ancak ayakta tutabilecek müdahale eşiği olduğunu gösteriyor. Giresun’da hasat yaklaşırken gözler Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 mahsulü için açıklayacağı kabuklu fındık alım fiyatına çevrildi. Ancak fiyat tartışması yalnızca “TMO kaç lira açıklayacak?” sorusuna sıkıştırılamayacak kadar geniş bir ekonomik tablo ortaya koyuyor. Giresun Sonhaber’in bugüne kadar yayımladığı fındık yazıları ile son maliyet, işçilik, rekolte ve piyasa dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, ihracatın döviz değeri, alivre satışlar, kalite farkı ve üreticinin finansman ihtiyacı aynı sonuca ulaşıyor: 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için TMO müdahale alım fiyatı kilogram başına 300 TL’nin altında kalmamalı. 6,25 DOLARLIK ALİVRE SATIŞIN KARŞILIĞI 295 TL’YE DAYANDI Piyasada 2026 ürünü kabuklu fındık için kilogram başına 6,25 dolar düzeyinde alivre satışlardan söz ediliyor. TCMB’nin 20 Temmuz 2026 için açıkladığı 47,0938 TL’lik dolar alış kuru esas alındığında 6,25 dolar 294,34 TL’ye, 47,1787 TL’lik satış kuruyla ise 294,87 TL’ye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, 300 TL talebi bugün konuşulan alivre satışın Türk lirası karşılığından yalnızca 5–6 lira daha yüksek. Üstelik bu hesapta Giresun kalite fındığın ayrı aroma, randıman, işlenebilirlik ve menşe değeri için ek bir kalite primi bulunmuyor. Alivre satış; ihracatçının ürün daha dalındayken gelecekte teslim edilmek üzere yabancı alıcıyla yaptığı sözleşmeyi ifade ediyor. Üreticinin henüz satış fiyatını bilmediği bir dönemde ihracat bağlantısının döviz üzerinden kurulması, yeni sezon fiyatının hangi ekonomik alan içinde şekillendiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. İHRACATTA MİKTAR YÜZDE 38,7 AZALDI, KİLOGRAM DEĞERİ YÜZDE 59 ARTTI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin 3 Temmuz 2026 tarihli bültenine göre Türkiye, 1 Eylül 2025–30 Haziran 2026 döneminde 169 bin 480 ton iç fındık ihraç ederek 2 milyar 216 milyon 121 bin 203 dolar gelir sağladı. Bir önceki sezonun aynı döneminde 276 bin 374 ton ihracat karşılığında 2 milyar 268 milyon 655 bin 648 dolar gelir elde edilmişti. Buna göre ihraç edilen miktar yüzde 38,7 azalırken toplam gelir yalnızca yüzde 2,3 geriledi. Bu iki verinin birlikte okunması, iç fındığın ortalama ihracat değerinin kilogram başına 8,21 dolardan 13,08 dolara yükseldiğini gösteriyor. Artış yaklaşık yüzde 59,3. 50 randımanda bir kilogram iç fındık için teorik olarak iki kilogram kabuklu fındık gerekiyor. Kabuklu fındıkta konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyat bu nedenle iç fındıkta 12,50 dolarlık ham madde karşılığı oluşturuyor. İhracat ortalamasının 13,08 dolar olması, alivre rakamının piyasa dışı olmadığını; 300 TL’lik kabuklu fiyatın da döviz ve ihracat değerinden kopmadığını ortaya koyuyor. İhracat ortalaması bütün kalite, kalibre ve işlenmiş ürünleri kapsadığı için doğrudan üretici fiyatı olarak okunamaz. Ancak miktardaki sert düşüşe rağmen kilogram başına döviz gelirinin güçlü biçimde artması, sektörün ödeme kapasitesini ve fındığın uluslararası değerini gösteren önemli bir ölçüdür. GİRESUN’UN VERİMİ 80 KİLOYA YAKIN, MALİYET 287,16 TL Tarım ve Orman Bakanlığının 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberinde ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği belirtiliyor. Bu iki rakam Giresun’da dekar başına yaklaşık 78,46 kilogram verime karşılık geliyor. Giresun Sonhaber’in 2026 yılı bakım, hasat, işçilik, patoz, kurutma, taşıma ve diğer doğrudan giderleri kalem kalem hesapladığı maliyet dosyasında, dönümden 80 kilogram ürün alınan bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkıyor. Giresun’un resmî verim ortalaması da bu 80 kilogramlık senaryoya çok yakın. Üretici fındığını 300 TL’den satabildiğinde, 80 kilogram ürünün toplam geliri 24 bin TL oluyor. Aynı senaryodaki doğrudan nakit maliyet yaklaşık 22 bin 973 TL. Bir dönüm bahçede üreticinin elinde yalnızca 1.027 TL brüt fark kalıyor. Bu farkın içinde üreticinin bir yıllık emeği, kullandığı sermayenin karşılığı, üretim riski, bahçenin yenilenme ihtiyacı ve gelecek sezonun başlangıç giderleri bulunuyor. Dolayısıyla 300 TL, düşük verimli Giresun bahçesinde yüksek kâr değil; başa baş noktasının hemen üzerinde kalabilme imkânı veriyor. 100 KİLOGRAMLIK BAHÇEDE BİLE MALİYET 233,33 TL Aynı maliyet çalışmasında dönümden 100 kilogram kuru kabuklu fındık alındığında toplam doğrudan gider 23 bin 333 TL, kilogram maliyeti 233,33 TL olarak hesaplandı. Verim 160 kilograma çıktığında maliyet 168,84 TL’ye gerilerken, 80 kilograma düştüğünde 287,16 TL’ye yükseldi. Bu tablo fındıkta tek ve değişmez bir kilogram maliyeti bulunmadığını açık biçimde gösteriyor. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme ve bahçe hazırlığı gibi giderlerin önemli bölümü ürün azaldığında ortadan kalkmıyor. Verim düştükçe aynı sabit gider daha az ürüne bölünüyor ve kilogram maliyeti hızla yükseliyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz 2026 raporunda da fındık üretici fiyatının yılın ilk beş aylık ortalaması 223,05 TL olarak verildi. Bu ortalama, 100 kilogram verim esas alınarak hesaplanan 233,33 TL’lik maliyetin dahi altında kalıyor. RESMÎ YEVMİYEYLE YAPILAN HESAP BİLE ALT SINIRA DAYANDI Üstelik 233,33 TL ve 287,16 TL’lik maliyetler, Giresun Valiliğinin 2026 için açıkladığı yemek işverene ait 1.101 TL’lik tavsiye yevmiyesi esas alınarak oluşturuldu. Geçen sezon Giresun’da fiilî yevmiye yemek işverene aitken 1.750 TL’ye, yemek işçiye aitken 1.950 TL’ye kadar çıktı. Ordu’da 2026 hasadı için yemek işçiye ait günlük ücret 1.750 TL olarak belirlendi. Giresun’da hasat başladığında işçilik fiyatı resmî tavsiye rakamının üzerine çıkarsa kilogram maliyeti de bugün yapılan hesabın üzerinde oluşacak. Bu nedenle 300 TL’lik fiyatın içinde sanıldığı kadar geniş bir üretici kârı bulunmuyor. Düşük verim ve piyasa yevmiyesi birleştiğinde, 300 TL bazı bahçelerde yalnızca maliyeti karşılayabilecek; bazı bahçelerde ise maliyetin altında dahi kalabilecek bir seviyeye dönüşebilir. GEÇEN SEZONUN 200 LİRASI BUGÜN ÜRETİCİYİ KORUYAMAZ TMO, 5 Ağustos 2025’te 50 randıman esasına göre Giresun kalite kabuklu fındık için 200 TL, Levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıklamıştı. İki kalite arasındaki fark yalnızca 5 TL’de kalmıştı. Aradan geçen dönemde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe temizliği, budama, işçilik, taşıma, kurutma, çuval, depolama ve finansman giderleri arttı. Bu nedenle geçen sezonun 200 lirasını yalnızca nominal bir artışla güncellemek, üreticinin gerçek maliyetini karşılamaya yetmez. 300 TL, geçen yılın fiyatına rastgele eklenmiş 100 lira değildir. Bugünkü alivre satışın kur karşılığı, ihracat birim değeri, Giresun’un dekar verimi ve sahadaki doğrudan maliyet birlikte hesaplandığında ortaya çıkan ekonomik eşiktir. GİRESUN KALİTEYE BEŞ LİRALIK FARK YETMEZ Giresun kalite fındık, Levant kaliteyle aynı fiyat kalıbına sıkıştırılamaz. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından menşe adıyla tescilli; Avrupa Birliği nezdinde de Korunmuş Menşe Adı statüsüne sahip bir üründür. Avrupa Komisyonu ürünü “premium fındık” olarak tanımlıyor. Bu koruma yalnızca ürünün adını değil, yetiştiği coğrafya ile niteliği arasındaki güçlü bağı da kabul ediyor. Giresun’un eğimli ve parçalı bahçelerinde, makine kullanımının sınırlı olduğu koşullarda yoğun insan emeğiyle yetiştirilen ürünün maliyeti; düz, geniş ve mekanizasyona uygun bahçelerdeki üretimle aynı değil. Fiyatlandırmada randıman, sağlam iç oranı, kalibre, aroma, yağ yapısı, işlenebilirlik, menşe değeri ve bölgesel üretim maliyeti birlikte ölçülmeli. Giresun kalite için birkaç liralık sembolik fark değil, ölçülebilir ve ayrı bir kalite primi uygulanmalı. REKOLTE TAHMİNİ FİYATI BASTIRMA ARACINA DÖNÜŞMEMELİ 2026 sezonu için mart ayında açıklanan ilk tahmin 829 bin 239 tondu. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz raporunda ise TÜİK’in birinci tahminine göre 2026 üretimi 715 bin ton olarak yer aldı. İki rakam arasında 114 bin tonu aşan fark bulunuyor. Bu değişim, karanfil sayımına dayalı erken tahminlerin kesin üretim miktarı gibi kullanılamayacağını gösteriyor. Rekolte; tek başına kaç ton ürün beklendiğini değil, ürünün hangi bölgede, hangi verimle, hangi arazi koşulunda ve hangi maliyetle yetiştiğini de anlatmalı. Yüksek bir toplam rekolte tahmini, Giresun’un yamaç bahçelerindeki düşük verimi ve yüksek birim maliyeti ortadan kaldırmıyor. Türkiye’nin toplam üretimi üzerinden kurulan tek fiyat düzeni, bölgesel maliyet ile kalite farkını görünmez hâle getiriyor. TMO FİYATI SERBEST PİYASAYA YASAK DEĞİL, KAMUNUN MÜDAHALE EŞİĞİDİR TMO’nun açıklayacağı fiyat, özel alıcıların uymak zorunda olduğu yasal bir asgari fiyat değil; ürününü düşük bedelle satmak zorunda kalan üreticiye kamu tarafından sunulan alım güvencesidir. Bu nedenle fiyatın 300 TL olarak açıklanması tek başına yeterli olmayacak. TMO’nun kaç ton ürün alacağı, hangi alım noktalarını açacağı, randevu sisteminin nasıl işleyeceği, randıman ölçümünün nasıl denetleneceği ve ürün bedelinin kaç günde ödeneceği de aynı anda ilan edilmeli. Sınırlı miktarda alım yapan ve üreticiyi uzun süre bekleten bir kamu fiyatı piyasa üzerinde güçlü bir çıpa oluşturamaz. Etkin müdahale için yeterli bütçe, yaygın alım ağı, şeffaf eksperlik ve kısa ödeme süresi gerekiyor. FİSKOBİRLİK FİYAT AÇIKLAMAKLA YETİNEMEZ FİSKOBİRLİK’in üretici lehine yeniden piyasa kurucu bir rol üstlenmesi için yalnızca fiyat listesi yayımlaması yeterli değil. Açıklanan fiyatın kaç tonluk alımla destekleneceği, üreticinin ürününü nereye teslim edeceği ve parasını ne zaman alacağı açıklanmalı. Fındık piyasasının geçmişi, üreticiyi koruyan kurumların zayıfladığı dönemlerde fiyatın büyük alıcılar ve finansman gücünü elinde tutan kesimler tarafından daha kolay yönlendirildiğini gösteriyor. FİSKOBİRLİK; stok yönetebilen, gerektiğinde ürünü işleyerek mamul hâlde satabilen, lisanslı depoculukla çalışan ve üreticiye finansman sağlayan güçlü bir kooperatif yapısına kavuşmadıkça tabeladaki fiyatın etkisi sınırlı kalacak. ÜRETİCİ HASATTA SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALI Fındık fiyatını yalnızca rekolte, ihracat ve döviz belirlemiyor. Üreticinin ürünü hangi tarihte ve hangi zorunluluk altında piyasaya indirdiği de fiyatın yönünü değiştiriyor. İşçi ücretini, gübre ve ilaç borcunu, taşıma ve patoz giderini ödemek zorunda kalan küçük üretici, ürününü hasadın hemen ardından satmaya mecbur kaldığında alıcının pazarlık gücü artıyor. Kısa sürede yüksek miktarda ürünün piyasaya inmesi fiyat üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu baskının azaltılması için düşük faizli hasat finansmanı, ürün karşılığı kredi, güvenilir emanet sistemi ve lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı. Üreticinin bekleme gücü olmadan açıklanan yüksek fiyatın önemli bölümü kâğıt üzerinde kalabilir. 300 TL’NİN ALTI GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNİ DARALTIR Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini koruyor ancak Şili, ABD, İtalya ve Azerbaycan gibi üretici ülkelerin büyümesi rekabeti artırıyor. Bu yeni dönemde Türkiye’nin gücü yalnızca tonajdan değil; Giresun kalite gibi üstün nitelikli ürünleri ayrı fiyatlandırmasından, işlemesinden ve kendi markasıyla dünya pazarına sunmasından gelecek. Kalite farkı üreticinin gelirine yansıtılmazsa bahçe bakımı geriler, yaşlı bahçelerin yenilenmesi ertelenir, verim düşer ve genç nüfus üretimden uzaklaşır. Giresun kalite fındık korunmak isteniyorsa ürünün adı kadar üreticisinin geliri de korunmalı. Üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, 6,25 dolarlık alivre satışın 295 TL’ye yaklaşan kur karşılığı, kilogram başına 13,08 dolara yükselen ihracat değeri ve coğrafi işaretli ürünün kalite farkı birlikte değerlendirildiğinde 300 TL abartılı bir fiyat değil. TMO, 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına en az 300 TL müdahale alım fiyatı açıklamalı; bu fiyatı yeterli alım kapasitesi, kısa ödeme takvimi ve şeffaf randıman sistemiyle desteklemeli. 300 TL, üreticiyi zenginleştirecek fiyat değil; Giresun’da fındık üretiminin gelecek yıllarda da devam edebilme eşiğidir. Kaynak: Giresun Sonhaber / Özel Haber

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” Haber

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ”

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, hasada sayılı günler kala fındık üreticisinin artan girdi maliyetleri ve fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Gezmiş, taban fiyatın üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmasını, üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmesini, Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmasını ve Toprak Mahsulleri Ofisinin güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesini istedi. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada yaklaşan fındık hasadı öncesinde üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunları gündeme taşıdı. Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından biri olan fındıkta üreticinin yeni sezona kaygıyla girdiğini belirten Gezmiş, fiyat politikasının maliyet ve üretici refahı temelinde kurulması gerektiğini söyledi. Gezmiş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Giresun’un ve Karadeniz’in en önemli geçim kaynağı olan fındıkta hasat sezonuna sayılı günler kaldı. Üreticimiz büyük bir belirsizlik içinde bırakıldı. Geçtiğimiz yıl 350 TL’ye kadar alıcı bulan fındık bugün 190 TL seviyelerine kadar geriledi. Buna karşılık gübre, ilaç, işçilik ve akaryakıt başta olmak üzere bütün üretim maliyetleri hızla arttı, girdi maliyetleri iki katına çıktı. Bu tablo üreticimizi her geçen gün daha zor durumda bırakıyor. Üretici yıl boyunca emek veriyor ancak emeğinin karşılığını alamıyor.” “TABAN FİYAT ÜRETİM MALİYETLERİ ESAS ALINARAK BELİRLENMELİ” Gezmiş, hasat öncesinde açıklanacak fiyatın yalnızca üretim giderlerini karşılayan bir seviyede kalmaması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı: “Fındık hasadına girerken üreticinin emeğinin karşılığı olan fiyat belirlenmelidir. Taban fiyat, üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmalı; üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmelidir. Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmalıdır.” “TMO GÜÇLÜ BİR ALIM POLİTİKASIYLA PİYASAYA GİRMELİ” Piyasanın yalnızca serbest alıcılara bırakılmaması gerektiğini savunan Gezmiş, Toprak Mahsulleri Ofisine de çağrıda bulundu: “TMO, güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmelidir. Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve yeni sezona kaygıyla değil güvenle başlayabilmesi için fındık fiyatı maliyetlerin üzerinde belirlenmelidir.” Gezmiş, konuşmasını haberleştiren Giresun Öncü, Giresun Time, Ordu Olay ve Aretias TV’nin haber görsellerini sosyal medya hesabından paylaşarak basın emekçilerine teşekkür etti. Giresun Time tarafından yayımlanan haberde 15 Temmuz 2026 tarihi ve Dursun Onur imzası yer aldı.

​​​​​​​“FINDIK KABUK BAĞLADI, SİYASETÇİLER KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ” Haber

​​​​​​​“FINDIK KABUK BAĞLADI, SİYASETÇİLER KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ”

“FINDIK KABUK BAĞLADI, SİYASETÇİLER KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, hasada sayılı günler kala fındık üreticisinin yalnız bırakıldığını belirterek hem iktidar hem de ana muhalefet temsilcilerine sert tepki gösterdi. Karan, “Kabuk bağlayıp iç dolduran fındıktan bihaberler; üreticinin, çalışanın ve esnafın derdini gören yok” dedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yaklaşan fındık hasadı öncesinde üreticinin sorunlarının siyaset gündeminde yeterince yer bulmadığını savundu. Fındığın bahçelerde kabuk bağlayıp iç doldurduğu, üreticinin ise artan maliyetler ve fiyat belirsizliğiyle mücadele ettiği bir dönemde siyasetçilerin parti içi hesaplara yöneldiğini belirten Karan, yereldeki siyasi tabloya tepki gösterdi. “ÜRETİCİNİN YANINDA NE ZAMAN SAF TUTACAKLAR?” Hasada sayılı günler kala üreticinin yalnız bırakıldığını söyleyen Karan, siyasetçilere şu sözlerle seslendi: “Bugün üreticinin yanında olmayan, ürününe sahip çıkmayan siyasetçiler ne zaman üreticinin yanında saf tutup ürününe sahip çıkacak?” Karan, Giresun siyasetinde hem iktidar hem de ana muhalefet temsilcilerinin toplumun gerçek gündeminden uzaklaştığını ileri sürdü. İKTİDAR PARTİ İÇİ YARIŞTA, MUHALEFET BUTLAN TARTIŞMASINDA İktidar temsilcileri ile milletvekillerinin parti içi yarışlarla, ana muhalefetin ise mutlak butlan tartışmalarıyla meşgul olduğunu belirten Karan, ekonomik sorunların siyasi gündemin gerisinde kaldığını ifade etti. “İktidar temsilcileri ve milletvekilleri parti içi yarışın derdinde, ana muhalefet ise mutlak butlan kararıyla meşgul. Üreticinin, çalışanın, esnafın derdini gören yok.” “FINDIK SADECE KURUYEMİŞ DEĞİL, EKMEK VE AŞTIR” Karan, fındık üreticisinin sorunlarını gündemde tuttuğunu ve üreticinin sesini duyurduğunu belirttiği MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal’a teşekkür etti. Konal’ın fındığın Giresun için yalnızca bir kuruyemiş olmadığını, binlerce ailenin ekmeği ve geçim kaynağı olduğunu sürekli dile getirdiğini belirten Karan, üreticinin sorunlarına sahip çıkan siyasi yaklaşımın önemine dikkat çekti. MALİYET ARTIYOR, ÜRETİCİNİN EMEĞİ ERİYOR Fındık üretiminde gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetlerinin katlandığını belirten Karan, üreticinin emeğinin fiyatlara yeterince yansımadığını söyledi. “Fındık fiyatlarına bakınca üreticiye verilen değerin ne kadar az olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetleri artarken üreticinin alın teri yok sayılıyor.” Bir yıl boyunca bahçede emek veren üreticinin hasat döneminde hakkını alamamasının ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Karan, fındık fiyatının masa başında değil, üreticinin maliyeti ve emeği dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti. “ÜRETİCİ OLMAZSA FINDIK DA OLMAZ” Fındığın Türkiye’ye her yıl milyarlarca dolarlık döviz kazandırdığını hatırlatan Karan, buna rağmen üreticinin geçim sıkıntısı yaşamasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Karan, üreticiyi yoksullaştıran fiyat anlayışının sürdürülebilir olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Milyarlarca dolar kazandıran fındıkta üretici geçim derdi yaşıyor. Emeğin karşılığını vermeyen, üreticiyi yoksullaştıran fiyat anlayışı sürdürülebilir değildir. Üretici olmadan fındık olmaz. Emeği önceleyen bir fiyat politikası istiyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.