Hava Durumu

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

giresunsonhaber - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA Haber

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA

“94 ÇOCUK, BİR YIL: ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İÇİN ACI BİLANÇO MECLİS’TE” Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu ve buna bağlı ölümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, çocuk işçiliği, MESEM sistemi ve çocuk iş cinayetlerine ilişkin yapısal sorunları içeren soru önergelerini dört ayrı bakanlığın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sundu. Tanrıkulu, önergelerin ortak gerekçesinde çocuk işçiliğinin bireysel ihmal ya da aile tercihiyle açıklanamayacağını, çok katmanlı kamu politikalarının sonucu olarak kurumsallaşmış bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Çocuk emeğinin; yoksulluk politikaları, eğitimin piyasalaştırılması, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, kayıt dışı ekonomi, göçmen emeği, denetim eksiklikleri ve tarımda aile işçiliği modeli üzerinden sistematik biçimde üretim süreçlerine dahil edildiğini belirtti. Açıklamada, mevcut yapının yalnızca sömürü değil aynı zamanda ölüm üreten bir düzene dönüştüğü vurgulandı. Tanrıkulu, 2025 yılı içinde en az 94 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini, son 13 yılda ise çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısının 836’ya ulaştığını kaydetti. Yaşamını yitiren çocukların 68’inin 15–17 yaş aralığında, 26’sının ise 14 yaşın altında olduğu; 81’inin erkek, 13’ünün kız olduğu; 5’inin göçmen çocuklardan oluştuğu bilgisi paylaşıldı. Verilere göre ölümler en çok tarım sektöründe görülürken, bunu sanayi, hizmet ve inşaat sektörleri izledi. Kurumsal bağlamda ise MESEM kaynaklı ölümlerin 2025 yılında 6’ya, toplamda ise 18’e ulaştığı; stajyer olarak çalışan 7 çocuğun ve motokurye olarak çalışan 5 çocuğun da hayatını kaybettiği belirtildi. Tanrıkulu, bu tablonun eğitim sistemi, çalışma rejimi ve yoksulluk politikaları arasındaki ilişkinin çocuklar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savundu. Son yıllarda MESEM uygulamaları, mesleki staj sistemleri, tarımda aile işçiliği ve kayıt dışı çalışma biçimlerinin çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştıran alanlara dönüştüğünü ifade etti. Bu kapsamda Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelttiği sorularda MESEM kapsamındaki çocukların çalışma saatleri, iş güvenliği eğitimleri ve risk analizlerinin hangi bilimsel pedagojik temellere dayandığını; programların çocukların psikolojik, nörolojik ve sosyolojik gelişimleri üzerindeki etkilerine dair herhangi bir bilimsel etki analizi yapılıp yapılmadığını sordu. MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuklara ilişkin ölüm nedenleri, işyeri denetim raporları ve sorumluluk zincirinin neden kamuoyuyla paylaşılmadığını da gündeme getirdi. Zorunlu eğitim çağındaki çocukların üretim sürecine dahil edilmesinin anayasal eğitim hakkı ve çocuk hakları hükümleriyle nasıl bağdaştırıldığını da Bakanlığa yöneltilen sorular arasına ekledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yöneltilen sorularda ise son 13 yılda çocuk işçi ölümlerine ilişkin kaç idari soruşturma açıldığı, kaç işverene ceza verildiği ve kaç işyerinde faaliyet durdurma uygulandığı soruldu. Çocuk işçi çalıştıran işletmelerin kamu teşviklerinden yararlanıp yararlanmadığının denetlenip denetlenmediği ile iş müfettişi sayısı ve çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim biriminin bulunup bulunmadığı da Bakanlığa yöneltildi. İçişleri Bakanlığı’na kayıt dışı çocuk emeğiyle mücadele kapsamında kolluk kuvvetlerince yapılan denetim sayıları ve özellikle tarım alanlarında çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim birimi bulunup bulunmadığı soruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ise çocuk işçiliği riski taşıyan hanelere yönelik sosyal destek modellerinin neden etkili sonuç üretmediği ve mevcut sosyal yardım sisteminin çocuk emeğini önleyici değil, sürdürücü bir etki doğurmasının gerekçeleri soruldu. Tanrıkulu, çocuk işçiliğinin önlenmesi için sosyal politika, eğitim sistemi ve çalışma yaşamına ilişkin uygulamaların bütüncül biçimde yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, konunun tüm boyutlarıyla araştırılması çağrısında bulundu.

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET Haber

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, beraberinde İl Kadın Kolları Başkanı Ayşegül Ejderoğlu ile yönetim kurulu üyeleri Mustafa Cem Akar, Hava Ceylan, Ömür Yüksel, Şakir Usta, Tamer Şahin, Gürol Gökalp ve Savaş Kadıoğlu ile birlikte Giresun Gazeteciler Derneği’ni ziyaret etti. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette, Dernek Başkanı Bekir Bayram ile dernek yöneticileri Namık Baltaoğlu, Kamil İşcan ve basın mensuplarıyla bir araya gelen CHP heyeti, gazetecilerin özel gününü kutlayarak başarı dileklerini iletti. “Basın özgürlüğü ciddi baskı altında” Ziyarette konuşan Dernek Başkanı Bekir Bayram, Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesinin uluslararası ölçekte oldukça kötü bir noktada olduğunu belirterek, gazetecilerin ciddi baskılar altında görev yaptığını ifade etti. Yerel basının da ekonomik ve yapısal sorunlarla mücadele ettiğine dikkat çeken Bayram, resmi ilan gelirlerinin yetersizliği nedeniyle Giresun’un ilçelerinde yayın yapan 11 nitelikli gazeteden 7’sinin resmi ilan alma hakkını kaybettiğini söyledi. “Basının sorunlarını yakından takip ediyoruz” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek ise Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem ulusal hem de yerel basının yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini vurguladı. Şenyürek, iktidar olmaları halinde medyanın ve gazetecilerin özgürce yayın yapabilmesi için gerekli tüm yasal ve yapısal düzenlemelerin hayata geçirileceğini ifade etti. Vahşi madencilik vurgusu Ziyarette bir soru üzerine bölgedeki vahşi madencilik faaliyetlerine de değinen Şenyürek, Doğankent, Tirebolu ve Dereli başta olmak üzere maden şirketlerinin bölgenin doğal yapısını tehdit ettiğini söyledi. Parti teşkilatları olarak halkın protesto eylemlerine destek verdiklerini belirten Şenyürek, “Ancak halkımızdan, Artvin’de olduğu gibi çok daha güçlü ve kararlı bir mücadele bekliyoruz” dedi. Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in vahşi madencilik konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sık sık gündeme taşıdığını hatırlatarak, “Bölgemizde yaşanan doğa katliamına siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve halk olarak topyekûn karşı çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

GRÜ ÇEVRE TOPLULUĞU’NUN YEŞİL UFKULAR PROJESİ Haber

GRÜ ÇEVRE TOPLULUĞU’NUN YEŞİL UFKULAR PROJESİ

GRÜ ÇEVRE TOPLULUĞU’NUN YEŞİL UFKULAR PROJESİ: SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEĞE YOLCULUK Giresun Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Çevre Sorunları, Temiz Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Özlem TUNÇ DEDE'nin liderliğinde faaliyet gösteren GRÜ Çevre Topluluğu, “Yeşil Ufuklar: Sürdürülebilir Geleceğe Adım” isimli projeyi İstanbul ve Ankara’da başarıyla gerçekleştirdi. 1-5 Aralık 2025 tarihleri arasında düzenlenen bu etkinlikler, öğrencilere sektördeki deneyimlerini artırmak ve döngüsel ekonomiye yönelik yenilikçi uygulamaları yerinde inceleme fırsatı sundu. Projenin ilk gün etkinliği İstanbul’da Samsung Electronics'in ev sahibi olduğu bir buluşma ile başladı. Feba Elektronik, KVK Şişli ve Samsung İnovasyon Merkezleri'nde düzenlenen SmartThings ve Yapay Zeka (AI) temalı sunumlarla öğrenciler, Samsung'un sunduğu kariyer ve teknoloji fırsatlarını keşfetti. Sunumlar sonrasında, edindikleri bilgileri uygulamalı olarak gözlemleme imkanı bulan Topluluk üyeleri, programın kapanışında düzenlenen çevrimiçi sınav ve sertifika töreni ile bilgilerini pekiştirdi. Etkinliğin ikinci gününde, İSTAÇ'ın Döngüsel İşler Atölyesi'ne bir ziyaret gerçekleştirildi. Atölye faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olan öğrenciler, atık malzemeleri dönüştürerek sürdürülebilir bir yaşama katkı sağladı. Öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na yapılan kültürel bir gezi ile gün tamamlandı. Marmara Üniversitesi Karma Aktivite Kulübü ile birlikte düzenlenen “Sürdürülebilir Yaşam için Spor” temalı etkinlikler, spor ve akademik işbirliği kapsamında projeye önemli destek sağladı. Burada öğrenciler, sporun yanı sıra üniversitelerarası öğrenci projeleri ve olası ortak çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunarak önemli akademik bağlantılar kurdu. Projenin final durağı olan Ankara'da, öncelikle Millet Kütüphanesi’ne gidilerek bilgi edinildi. Ardından Anıtkabir’e yapılan ziyaret ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e saygı durulurken, etkinlik Giresun milletvekilleri Prof. Dr. Nazım ELMAS ve Ertuğrul Gazi KONAL ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen görüşmelerle sona erdi. Bu görüşmelerde proje detayları ve çevresel sorunların çözümlerine yönelik öneriler paylaşıldı. “Yeşil Ufuklar: Sürdürülebilir Geleceğe Adım” projesi kapsamında yapılan etkinliklerle, Çevre Topluluğu üyeleri hem güncel sektörel bilgiler edinme hem de uygulama tecrübesi kazanma fırsatı yakaladı. Kurulan değerli bağlantılar sayesinde staj ve ortak proje imkanları için yeni kapılar açıldı. Giresun Üniversitesi Çevre Topluluğu, bu değerli tecrübelerin sürdürülebilir projelere dönüşmesi adına sıkı bir takip ve işbirliği süreci planlandığını belirtti. Topluluk, projeye katkıda bulunan tüm kurumlar, değerli konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür etti. Bu proje, Giresun Üniversitesi Çevre Topluluğu’nun çevresel farkındalığı artırma ve sürdürülebilir bir dünya inşa etme konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

TBMM'den İmralı açıklaması... Komisyon Öcalan'la görüştü Haber

TBMM'den İmralı açıklaması... Komisyon Öcalan'la görüştü

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu bugün (24 Kasım) İmralı'ya gittiğini duyurdu. Yapılan yazılı açıklamada, İmralı Cezaevi’nde yapılan görüşmede silah bırakma çağrıları ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı ve sürecin olumlu ilerlediği kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Komisyon, 5 Ağustos 2025’teki ilk toplantısından bu yana 18 kez bir araya geldiğini ve farklı kesimlerle dinleme faaliyetleri yürüttüğünü belirtirken, 21 Kasım’daki 18’inci toplantısında, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda Abdullah Öcalan’ın dinlenmesine yönelik kararın nitelikli çoğunlukla alındığın altı çizildi. Söz konusu karar doğrultusunda komisyon heyetin 24 Kasım 2025 Pazartesi günü İmralı’ya giderek görüşmeyi gerçekleştirdiği duyuruldu. Açıklamada, Öcalan’a 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakmasına yönelik açıklamaları ile Suriye’de 10 Mart mutabakatının uygulanmasına ilişkin sorular yöneltildiği ve bu konularda “detaylı beyanların” alındığı bildirildi. Komisyon, görüşme sonucunda toplumsal bütünleşme, kardeşliğin güçlendirilmesi ve bölgesel sürecin ilerletilmesi açısından “olumlu sonuçlar elde edildiğini” belirtti. Açıklama, komisyonun hedeflerini gerçekleştirme yönündeki “kararlı tutumunu sürdüreceği” vurgusuyla son buldu.

Bahisçi hakem skandalı TBMM gündeminde Haber

Bahisçi hakem skandalı TBMM gündeminde

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’nun ifadeleriyle gündeme taşınan “bahisçi hakem skandalı”, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminde. BURSA (İGFA) - İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, skandalın tüm boyutlarıyla aydınlanması adına Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’a yazılı soru önergesi sundu. Milletvekili Türkoğlu, TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’nun 27 Ekim 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, profesyonel liglerde görev yapan toplam 571 hakemden 371’inin bahis hesaplarının olduğu, 152’sinin ise fiilen bahis oynadığına dair bulguların futbol kamuoyunu sarstığını hatırlattı. Türkoğlu, önergesinde bu iddiaların sadece “etik ihlal” çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini, aynı zamanda Türk futbolunun güvenilirliğini, rekabetin dürüstlüğünü ve milli spor güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti. Futbolun adalet ve şeffaflıkla kurtulabileceğini ifade eden Türkoğlu, bu skandalın örtbas edilemeyeceğini belirterek, konunun takipçisi olacağını vurguladı. Türkoğlu’nun Bakan’a yönelttiği sorular arasında şu başlıklar yer aldı: TFF’nin tespitleri hangi resmî denetim raporlarına dayanıyor? Bahis oynadığı tespit edilen hakemlerden kaçı halen aktif maç yönetiyor? Bu hakemlerin yönettiği maçların sonuçları tekrar değerlendirilecek mi? Son 5 sezonun Süper Lig, 1. Lig ve diğer profesyonel liglerdeki şampiyonluk ve düşme sonuçları yeniden gözden geçirilecek mi? Gençlik ve Spor Bakanlığı, TFF’nin denetim süreçlerine yönelik bağımsız bir soruşturma başlatacak mı?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 102. yılı kutlu olsun Haber

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 102. yılı kutlu olsun

Giresun Valiliği, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 102. yılı kutlama programının detaylarını açıkladı. 28 Ekim Salı günü saat 13.00'te Giresun Valiliği'ne çelenk koyma töreninin ardından saat 13.30'da Can Akengin Sanat Galerisi'nde bir resim sergisi açılacak. Aynı gün, saat 14.00'te ise 125. Yıl Halk Kütüphanesi'nde bir kitap sergisi ziyaretçilere sunulacak. 29 Ekim Çarşamba günü sabah 9.30'da Giresun Valiliği önünde resmi kutlama töreni gerçekleştirilecek. Aynı gün akşam saat 18.15'te Çotanak İlkokulu'ndan başlayıp Atatürk Meydanı'nda sonlanacak bir fener alayı düzenlenecek. Nutuk - Cumhuriyetin İlanı HÜKUMETİMİZİN ŞEKLİ MUTLAKA CUMHURİYET OLACAKTIR Rahmetli Seyit Bey'in görüşüne Abidin Bey (Manisa) şu cevabı verdi: — Önce hükûmet bunalımına çözüm getirelim. Eyüp Sabri Efendi (Konya)'nın görüşü şöyleydi: Biz Gazi Paşa Hazretleri'ni hakem yaptık. Bizim Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu değiştirmeye yetkimiz yok demek, gayrimeşru olduğumuzu kabul etmek demektir. Meclisin Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu değiştirme yetkisi meydandadır. Hükûmetimizin şekli mutlaka Cumhuriyet olacaktır.Bundan sonra İsmet Paşa söz alarak şu yolda bir konuşma yaptı: «Parti Başkanı'nın teklifini kabule ihtiyaç kesindir. Bütün dünya, bizim bir hükûmet şekli görüştüğümüzü biliyor. Bu görüşlerimizi bir sonuca bağlayıp açıklamamak, güçsüzlüğü ve karışıklığı sürdürmekten başka bir şey değildir. Bir tecrübemden söz edeyim. Avrupa diplomatları bu konuda beni uyardılar. Devletin başkanı yoktur, dediler. Şimdiki idare şeklinize göre başkan, Meclis Başkanı'dır. Demek ki siz, bir başka başkan bekliyorsunuz. Avrupa'nın düşüncesi işte budur. Oysa, biz böyle düşünmüyoruz. Millet, hâkimiyetini ve mukadderatını fiilî olarak eline almıştır. O halde bunu hukukî olarak dile getirmekten neden çekiniyoruz. Cumhurbaşkanı olmadan Başbakan seçilmesini teklif etmek kanunsuz olur. Bunda şüpheye yer yoktur. Başbakanın seçilebilmesi için, Gazi Paşa Hazretleri'nin teklifinin kanunlaşması gerekir. Genelleşmiş olan bir zaafın sürdürülmesinin anlamı yoktur. Partinin bütün millete karşı yüklendiği sorumluluğun gereklerine uygun olarak hareket etmek zarurîdir.» İsmet Paşa'dan sonra, rahmetli Abdurrahman Şeref Bey'in konuşmasında şu sözler yer alıyordu:«Hükûmet şekillerinin teker teker sayılmasına gerek yoktur. Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir, dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.» Bundan sonra Yusuf Kemal Bey, teklifin kabul edilmesi gerektiği hususunda uzun bilgiler verdi ve «bunun derhal kanunlaşması için gerekli işlemin tamamlanmasını teklif ederim» dedi. TEKLİFİM PARTİ GRUBU'NDA VE HEMEN ARKASINDAN MECLİSTE GÖRÜŞÜLDÜ VE "YAŞASIN CUMHURİYET" SESLERİ ARASINDA KABUL EDİLDİ Abdullah Azmi Efendi'nin, «meselenin önemi meydandadır. Görüşme devam etsin» diye yükselen itirazına rağmen yeterlik teklifi kabul edildi. Ondan sonra teklifimin bütünü ve arkasından da maddeler birer birer okunarak görüşüldü ve kabul edildi. Efendiler, Parti Grubu toplantısına son verildi ve hemen Meclis toplantısı açıldı. Saat 18.00 idi. Kanun teklifi, Kanuni Esasî Encümeni (216) tarafından usulen incelenip tutanağı hazırlanırken, Meclis diğer bazı işlerle meşgul oldu. Sonunda, Başkanlık kürsüsünde oturan Başkan Vekili İsmet Bey (Paşa) Meclis'e şu bilgiyi verdi: «Kanun-ı Esasî Encümeni, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda değişiklikler yapılması ile ilgili tasarının öncelikle ve derhal görüşülmesini teklif ediyor. «Kabul!» sesleri üzerine, tutanak okundu. Teklif edildiği gibi öncelikle görüşüldü. Nihayet, kanun, birçok konuşmacının «Yaşasın Cumhuriyet!» sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi. Cumhuriyetin İlanı TÜRKİYE CUMHURBAŞKANLIĞI'NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ OY BİRLİĞİ İLE BENİ SEÇTİ Ondan sonra Cumhurbaşkanı seçilmesi için Meclis'te oylamaya geçildi. Toplanan oyların sonucunu, Başkanlık kürsüsünde oturan İsmet Bey (Paşa) Genel Kurul'a şu şekilde bildirdi: «Türkiye Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamaya yüz elli sekiz kişi katılmış ve Cumhurbaşkanlığına yüz elli sekiz üye, oybirliği ile Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ni seçmişlerdir.» Efendiler, seçimin hemen arkasından Meclis'te yaptığım konuşmayı tutanaklarda okumuşsunuzdur. Ancak, tarihî bir hatıranın canlandırılması için, müsaade ederseniz, o konuşmamı burada aynen tekrar edeyim: «Saygıdeğer arkadaşlar, dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında, saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından yüksek hey'etinize teklif edilen kanun tasarısının kabûlü dolayısıyla, Türkiye Devleti'nin zaten bütün dünyaca bilinen, bilinmesi gereken mahiyeti, milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabii bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığı'nda bulundurduğunuz arkadaşınıza, yaptırdığınız bu görevi, Cumhurbaşkanı ünvanıyla yine aynı arkadaşınız, bu âciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle, şimdiye kadar hakkımda gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle, yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce hey'etinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim.» «Efendiler, asırlardan beri Doğuda haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun zannediliyordu.» Son yıllarda milletimizin fiilî olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükûmetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.» «Arkadaşlar, bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz, kazandığım bu güven ve itimada lâyık olmak için, pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce hey'etinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı'nın yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum.» «Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimî ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mes'ut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.» Efendiler, Meclis'çe Cumhuriyet kararı 29/30 Ekim 1923 gecesi saat 20.30'da verildi. On beş dakika sonra, yani 20.45'te Cumhurbaşkanı seçildi. Durum, aynı gece bütün memlekete bildirildi ve her tarafta gece yarısından sonra yüz bir pâre top atılarak ilân edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.