Hava Durumu

#Türkiye

giresunsonhaber - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ:

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirleniyor. Türkiye dünya fındık üretiminde ana belirleyici ülke konumunu korurken, Şili Güney Yarımküre avantajıyla yılın ilk yarısında pazara giriyor; İtalya fındığı gastronomi, çikolata ve coğrafi işaret üzerinden markalaştırıyor; ABD/Oregon mekanize üretim ve standart tedarik modeliyle büyüyor; Azerbaycan ve Gürcistan ise Karadeniz-Kafkas hattında Avrupa pazarına yakın alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Giresun kalite fındığının dünya piyasasında yalnızca Türkiye’nin toplam üretim miktarı içinde değerlendirilecek bir ürün olmadığını; arazi yapısı, emek yoğun üretim, düşük verim koşulları, aroma değeri, kalite farkı ve coğrafi kimliğiyle ayrı bir fiyat ve marka politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. DÜNYA FINDIKTA ANA ÜRETİM TABLOSU Dünya fındık üretimi son yıllarda 1 milyon ton kabuklu ürün eşiğinin üzerinde seyrediyor. Uluslararası sektör verilerine göre 2023/24 sezonunda dünya fındık üretimi yaklaşık 1,12 milyon ton kabuklu, 523 bin ton iç fındık karşılığı düzeyinde gerçekleşti. 2024/25 sezonu için küresel üretim tahmini yaklaşık 1,29 milyon ton kabuklu ürün seviyesine çıktı. Türkiye, dünya üretiminde açık ara ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin ardından İtalya, ABD, Şili, Azerbaycan ve Gürcistan geliyor. Ancak her ülkenin piyasaya etkisi aynı şekilde oluşmuyor. Türkiye toplam üretim ve ihracat gücüyle fiyatın ana yönünü belirlerken, Şili hasat takvimiyle, İtalya marka ve gastronomi değeriyle, ABD/Oregon mekanize üretim ve standart sanayi tedarikiyle, Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın dönem alternatif arz kapasiteleriyle piyasada yer tutuyor. Küresel fındık ticaretinde tonaj hâlâ önemini koruyor; ancak alıcılar artık yalnızca miktara bakmıyor. Ürünün hangi ayda pazara girdiği, iç randımanı, kalibresi, nem oranı, kurutma standardı, işlenebilirliği, izlenebilirliği, aflatoksin riski, lojistik güvenliği ve sanayiye uygunluğu fiyat davranışını doğrudan etkiliyor. HASAT VE PİYASAYA GİRİŞ SIRASINA GÖRE DÜNYA FINDIK TABLOSU Sıra Ülke / bölge Yaklaşık üretim / ticari hacim Hasat dönemi Piyasaya giriş dönemi Giresun’a etkisi 1 Şili 2025 için yaklaşık 80 bin ton kabuklu ürün beklentisi Şubat-mayıs / çoğu bölgede mart-mayıs Nisan-haziran Türkiye sezonu öncesi ara dönem tedarik sağlar; alıcıların stok ve fiyat riskini azaltır 2 Türkiye / Giresun Türkiye’de normal yıllarda 600-700 bin ton bandı; 2025 için farklı kaynaklarda 450-550 bin ton aralığı Ağustos Ağustos-eylül Dünya fiyatının ana yönünü belirler; Giresun kalite, aroma ve coğrafi değer üzerinden ayrışmalıdır 3 Azerbaycan Üretimde yükselen Kafkas hattı; 2024’te yaklaşık 20 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Türkiye ile yakın takvimde standart ürün rekabetini artırır 4 Gürcistan Orta ölçekli üretici; 2024/25 döneminde yaklaşık 18 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Avrupa pazarında alternatif kaynak olarak görünürlüğünü artırır 5 İtalya / Piemonte-Lazio-Campania-Sicilya 2023’te yaklaşık 100 bin ton bandı; 2024/25’te düşüş, 2025/26’da toparlanma beklentisi Ağustos-ekim Eylül-kasım Marka, gastronomi, coğrafi işaret ve sanayi modeli Giresun için önemli örnek oluşturur 6 ABD / Oregon 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton; 2025 için yaklaşık 116 bin ton beklentisi Eylül-ekim Ekim-kasım Mekanizasyon, yeni çeşitler ve standart ürünle sanayi tedarikinde rekabet yaratır 7 Diğer üreticiler Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve Balkan ülkelerinde sınırlı hacimler Bölgeye göre değişiyor Yerel ve sınırlı ihracat Büyük fiyatı tek başına belirlemez; kaynak çeşitliliğini artırır ŞİLİ: GÜNEY YARIMKÜRE TAKVİMİYLE YILIN İLK TİCARİ ARZI Dünya fındık takviminde ilk büyük farklılık Şili’de ortaya çıkıyor. Güney Yarımküre’de yer alan Şili’de Avrupa fındığı, Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kuzey Yarımküre üreticilerinden aylar önce hasat ediliyor. Ürün şubat ayından itibaren bazı bölgelerde olgunlaşma sürecine giriyor; ticari hasat çoğu bölgede mart-mayıs dönemine yayılıyor ve ürün yılın ilk yarısında piyasaya iniyor. Bu zamanlama, Şili’ye üretim miktarından bağımsız önemli bir ticari konum kazandırıyor. Kuzey Yarımküre’de yeni sezon ürününün henüz bahçede olduğu, önceki sezon stoklarının azaldığı ve sanayi alıcılarının yeni sezon öncesi pozisyon aldığı dönemde Şili ürünü piyasaya giriyor. Çikolata, krema, ezme, kuruyemiş ve gıda sanayisi yıl boyunca hammadde kullandığı için Şili fındığı, özellikle Türkiye sezonu başlamadan önce ara dönem tedarik kaynağı olarak değerlendiriliyor. Şili’nin fındıkta yükselişi yalnızca takvim farkıyla sınırlı değil. Ülkede üretim daha geniş bahçeler, modern dikim sistemleri, mekanizasyona uygun alanlar, kurutma altyapısı ve işleme tesisleriyle birlikte büyüyor. Osorno gibi bölgelerde açılan yeni işleme tesisleri, ürünün kabul, temizleme, yıkama, kurutma, kalibrasyon, kırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini tek zincir içinde topluyor. Şili’nin Giresun’a etkisi aynı hasat ayında doğrudan rekabet oluşturması değil, büyük alıcıların Türkiye sezonu başlamadan önce stok ve fiyat riskini yönetebilmesidir. Sanayi alıcıları Şili’den ürün alarak yeni sezon öncesi hammadde açığını kapatabiliyor, Türkiye’de rekolte belirsizliği oluştuğunda alternatif tedarik kanalı yaratabiliyor. Bu durum, Giresun kalite fındığının Türkiye toplam üretiminin içinde kaybolmadan, aroma ve coğrafi kalite değeriyle ayrı bir ürün olarak anlatılmasını daha önemli hale getiriyor. TÜRKİYE VE GİRESUN: AĞUSTOS HASADIYLA DÜNYA FİYATININ ANA EŞİĞİ Türkiye, dünya fındık piyasasında ana üretici ülke konumunu koruyor. Normal yıllarda 600-700 bin ton bandında seyreden Türkiye üretimi, rekolte tahminleri, don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı, randıman, kalibre, iç fındık dengesi, ihracatçı talebi ve üretici satış davranışıyla dünya fiyatının ana yönünü belirliyor. Giresun’da fındık doğal mevsiminde ağustos ayında hasat ediliyor. Sahil kesiminde ürün daha erken olgunlaşırken, orta ve yüksek kesimlerde hasat rakıma bağlı olarak ilerleyen tarihlere kayıyor. Bu kademeli takvim, Giresun fındığının iklim, rakım ve arazi karakterinin doğrudan sonucudur. Giresun kalite fındığının temel farkı tonaj büyüklüğünden çok ürün niteliğidir. Giresun’da fındık yamaçlarda, eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde insan emeğiyle ve daha yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Dekar başına verimin düz ve mekanize alanlara göre daha düşük olması, üretim maliyetini artırıyor; buna karşılık ürün aroma, lezzet, incelik ve kalite değeri bakımından ayrı bir yere sahip oluyor. Türkiye toplam üretimi dünya fiyatını belirleyen ana unsur olsa da, Giresun kalite fındığı bu toplamın içinde ortalama ürün gibi değerlendirildiğinde bölgenin özel değeri fiyat politikasına yeterince yansımıyor. Giresun kalite fındığı, yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanının ürünü olarak konumlandırılmalıdır. AZERBAYCAN: TÜRKİYE İLE AYNI DÖNEMDE PAZARA GİREN KAFKAS ÜRETİCİSİ Azerbaycan, Karadeniz-Kafkas hattında fındık üretimini ve ihracatını artıran ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede hasat ağırlıklı olarak ağustos-eylül döneminde yapılıyor. Ürün eylül-ekim aylarından itibaren ihracat kanallarında daha görünür hale geliyor. Azerbaycan’ın üretim hacmi Türkiye ile karşılaştırıldığında sınırlı olsa da, takvim yakınlığı nedeniyle standart iç fındık segmentinde alternatif kaynak etkisi oluşturuyor. Uluslararası alıcılar Türkiye sezonuyla aynı dönemde Azerbaycan ürününü de tedarik seçenekleri arasına alabiliyor. Bu durum Giresun açısından doğrudan kalite rekabetinden çok fiyat segmenti baskısı oluşturuyor. Azerbaycan ürünü özellikle standart ürün pazarında alıcıya alternatif sunduğunda, Giresun kalite fındığının aynı fiyat bandına sıkışmaması daha kritik hale geliyor. Giresun’un burada öne çıkaracağı başlık düşük fiyat değil; kalite, aroma, coğrafi köken, izlenebilirlik ve ürün standardıdır. GÜRCİSTAN: AVRUPA PAZARINA YAKIN ALTERNATİF KAYNAK Gürcistan, fındıkta Avrupa pazarına yakınlığı ve ihracat kabiliyetiyle öne çıkan ülkelerden biridir. Ülkede hasat ağustos-eylül döneminde yapılıyor ve ürün aynı dönemde ihracat kanallarına girmeye başlıyor. Gürcistan’ın üretim hacmi Türkiye’ye göre sınırlı olsa da, ihracat pazarı açısından etkisi önemlidir. Avrupa Birliği pazarına yakınlık, ihracat kanalları ve kalite iyileştirme çalışmaları Gürcistan’ı tamamlayıcı tedarikçi haline getiriyor. İtalya, Almanya ve diğer Avrupa pazarlarına yönelen Gürcistan fındığı, büyük alıcıların kaynak çeşitlendirme politikasında yer buluyor. Giresun açısından Gürcistan’ın yükselişi, yakın coğrafyada üretilen alternatif fındığın Avrupa pazarında daha fazla görünmesi anlamına geliyor. Bu durum, Giresun fındığının “Türkiye menşeli ürün” başlığı altında genelleştirilmeden, “Giresun kalite” adıyla daha güçlü tanıtılmasını gerekli kılıyor. İTALYA: ALBA, PİEMONTE, LAZIO VE CAMPANIA’DA FINDIK MARKAYA DÖNÜŞÜYOR İtalya, dünya fındık piyasasında geleneksel kalite ülkelerinden biridir. Üretim Piemonte, Lazio, Campania ve Sicilya gibi farklı bölgelere yayılıyor. Alba ve Piemonte hattı özellikle Tonda Gentile çeşidi, çikolata sanayisi, pastacılık, gastronomi, coğrafi işaret ve bölgesel marka gücüyle öne çıkıyor. İtalya’da hasat bölge ve çeşide göre ağustos-ekim dönemine yayılıyor. Piemonte’de hasat çoğunlukla ağustos sonu-eylül başı döneminde, fındıkların doğal olarak yere düşmesiyle başlıyor. Lazio, Viterbo, Campania, Giffoni ve Sicilya gibi bölgelerde takvim çeşide, iklim koşullarına ve bahçe yapısına göre değişiyor. İtalya’nın temel farkı, fındığı yalnızca kabuklu veya iç ürün olarak değerlendirmemesidir. Alba ve Piemonte hattı, fındığı çikolata, krema, pasta, tatlı, gastronomi turizmi ve coğrafi işaretle birlikte pazarlıyor. Bu yapı, ürünün fiyatını yalnızca tonajla değil, kültürel ve sanayi değeriyle de destekliyor. Giresun için İtalya modeli önemli bir ders içeriyor. Giresun kalite fındığı aroma bakımından güçlü bir ürün olmasına rağmen, bu değer yeterince işlenmiş ürün, yerel çikolata, pastacılık, paketli ürün, kavurma standardı, coğrafi işaretli marka ve gastronomi bağlantısıyla desteklenmediğinde fiyat avantajına dönüşmekte zorlanıyor. Alba’nın yaptığı, kaliteli ürünü bölge adıyla ve sanayiyle birlikte satmaktır; Giresun’un da kalite fındığını kendi coğrafi adıyla daha güçlü ticari dile taşıması gerekiyor. ABD / OREGON: MEKANİZE ÜRETİM VE STANDART SANAYİ TEDARİKİ ABD fındık üretiminin merkezi Oregon’dur. Willamette Vadisi’nde yoğunlaşan üretim; geniş bahçeler, düzenli plantasyon yapısı, yeni çeşitler, mekanizasyon, kurutma ve işleme standardı üzerinden gelişiyor. Oregon’da hasat genel olarak eylül-ekim döneminde yapılıyor ve ürün ekim-kasım aylarında piyasada daha görünür hale geliyor. ABD/Oregon’un dünya piyasasındaki etkisi, geleneksel kalite hikâyesinden çok sanayiye güvenilir ve standart ürün sunabilmesidir. Mekanize hasat, kurutma ve işleme altyapısı; büyük alıcılar açısından öngörülebilir kalite, düzenli tedarik ve daha planlı lojistik anlamına geliyor. 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton düzeyinde gerçekleşen ABD/Oregon üretiminin 2025 için 116 bin ton seviyesine çıkabileceğine ilişkin beklentiler, bölgenin tedarik kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Giresun’un Oregon ile aynı zeminde rekabet etmesi mümkün değildir. Çünkü Giresun’un arazi yapısı eğimli, parçalı ve emek yoğundur. Oregon’un güçlü olduğu alan mekanizasyon ve standart sanayi tedarikidir. Giresun’un güçlü olduğu alan ise aroma, coğrafi kalite ve emek yoğun üretim değeridir. Bu fark doğru anlatılmadığında Giresun kalite fındığı, mekanize standart ürünle aynı ortalama fiyat mantığı içinde değerlendirilebilir. DİĞER ÜRETİCİLER: KÜÇÜK HACİMLER, BÜYÜYEN KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve bazı Balkan ülkeleri dünya fındık üretiminde sınırlı hacimlerle yer alıyor. Bu ülkeler tek başına küresel fiyatı belirleyecek büyüklükte değildir; ancak büyük üretici ülkelerde arz sorunu yaşandığında alıcıların kaynak çeşitlendirme arayışında daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu küçük ve orta ölçekli üreticilerin varlığı, fındık ticaretinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığını gösteriyor. Büyük sanayi alıcıları artık farklı ülkelerden, farklı takvimlerde ve farklı kalite seviyelerinde ürün temin ederek risk dağıtıyor. Giresun açısından bu gelişme, kalite ürünün daha güçlü tanıtılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü küresel alıcı için seçenek arttıkça, yalnızca “Türkiye fındığı” demek yeterli olmuyor. “Giresun kalite” adının aroma, coğrafi köken, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite standardıyla birlikte anlatılması gerekiyor. HASAT TAKVİMİ FİYATI NASIL DEĞİŞTİRİYOR? Fındık piyasasında hasat takvimi, fiyat psikolojisini doğrudan etkiliyor. Şili’nin yılın ilk yarısında pazara girmesi, Türkiye sezonu öncesinde alıcıya ara dönem ürün sağlıyor. Bu durum, sanayi alıcılarının stok yönetimini kolaylaştırıyor ve Türkiye sezonu başlamadan önce piyasa beklentilerini şekillendiriyor. Ağustos ayında Türkiye, Giresun, Azerbaycan ve Gürcistan devreye giriyor. Bu dönem dünya fındık fiyatı açısından ana eşiktir. Türkiye’de rekoltenin yüksek veya düşük olması, ürün kalitesi, randıman, ihracatçı talebi, üretici satış davranışı ve sanayi alıcılarının stok durumu fiyatın yönünü belirliyor. Eylül-kasım döneminde İtalya ve ABD/Oregon ürünleri daha güçlü şekilde piyasaya giriyor. İtalya marka ve kalite bağlantısıyla; Oregon ise mekanize, standart ve sanayiye uygun ürünle alıcıların tedarik planlarında yer alıyor. Bu takvim, Giresun’un yalnızca Türkiye içindeki üretici bölgelerle değil, farklı ülkelerin farklı avantajlarıyla da aynı piyasada karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şili takvimle, İtalya marka ile, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle öne çıkıyor. Giresun’un bu tablo içindeki gücü, kaliteyi fiyatlandıran ayrı bir ticari model kurulduğunda daha görünür hale geliyor. KABUKLU-İÇ FINDIK DENGESİ NEDEN ÖNEMLİ? Dünya fındık piyasasında üretim rakamları çoğu zaman kabuklu tonaj üzerinden açıklanıyor; ancak sanayi alıcısı için asıl belirleyici olan iç fındık miktarı, randıman, kalibre, sağlam iç oranı ve işlenebilirliktir. Aynı kabuklu tonaj, farklı ülkelerde farklı iç fındık karşılığı verebilir. Bu nedenle yalnızca toplam üretim rakamı fiyatı açıklamak için yeterli değildir. Türkiye’de rekolte yüksek görünse bile randıman düşük, kalibre küçük veya kalite sorunlu olduğunda sanayinin kullanabileceği ürün miktarı azalabilir. Şili, Oregon ve İtalya gibi bölgelerde kurutma, kalibrasyon ve işleme standardının güçlenmesi, ürünün sanayi için daha öngörülebilir hale gelmesini sağlar. Giresun kalite fındığı açısından bu başlık daha da önemlidir. Ürünün aroma ve kalite üstünlüğü, doğru kurutma, düşük nem, iyi muhafaza, yüksek randıman ve izlenebilirlik ile desteklendiğinde fiyat politikası daha sağlam kurulabilir. Giresun fındığının değerini yalnızca kabuklu tonajla değil, iç kalite ve kullanım değeriyle anlatmak gerekir. SANAYİ ALICILARI İÇİN FINDIK ARTIK YILLIK STOK YÖNETİMİ ÜRÜNÜ Fındık, büyük çikolata ve gıda sanayisi için yalnızca sezonluk alınan bir tarım ürünü değil, yıl boyunca yönetilen stratejik hammaddedir. Sanayi alıcıları fiyat dalgalanması, rekolte riski, hastalık, don, kuraklık, kalite sorunu ve lojistik aksama riskine karşı farklı ülkelerden ürün alarak tedarik güvenliği sağlamaya çalışıyor. Bu yapı, Şili’nin önemini artırıyor. Şili ürünü Türkiye sezonundan önce piyasaya girdiği için alıcıya ara dönem esneklik sağlıyor. Oregon, mekanize ve standart üretimle sanayi tedarikinde güven veriyor. İtalya, kalite ve marka değeriyle yüksek katma değerli ürün segmentinde yer tutuyor. Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın coğrafyada alternatif kaynak oluşturuyor. Giresun’un bu zincirde güçlü kalabilmesi için ürününü yalnızca hammadde olarak değil, kalite değeri yüksek stratejik ürün olarak konumlandırması gerekiyor. Aksi halde Giresun fındığı, küresel alıcıların ortalama maliyet hesabı içinde değerlendirilen bir kaleme dönüşebilir. MEKANİZASYON FARKI MALİYET VE FİYATTA AYRIŞMA YARATIYOR Dünya fındık üretiminde mekanizasyon farkı, üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Şili ve Oregon gibi geniş, düzenli ve makine kullanımına daha uygun bahçelerde hasat ve hasat sonrası işlemler daha planlı yürütülebiliyor. Bu durum işçilik maliyetini azaltıyor, ürünün daha hızlı toplanmasını sağlıyor ve sanayiye düzenli ürün akışını kolaylaştırıyor. Giresun’da ise eğimli ve parçalı arazi yapısı nedeniyle mekanizasyon sınırlı kalıyor. Üretim büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Bu yapı maliyet dezavantajı oluştursa da, Giresun kalite fındığının emek yoğun üretim karakteri doğru anlatıldığında ürünün coğrafi ve kalite değerini güçlendiren bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Giresun fındığı, düz ve mekanize alanlarda üretilen ortalama ürünle aynı maliyet mantığı içinde değerlendirilmemelidir. Fiyat politikasında verim farkı, arazi eğimi, işçilik yükü, kalite değeri ve aroma üstünlüğü birlikte dikkate alınmalıdır. GİRESUN’U ETKİLEYEN ANA RİSK: KALİTE ÜRÜNÜN ORTALAMA FİYATA SIKIŞMASI Giresun kalite fındığının en önemli riski, dünya piyasasında ortalama ürün gibi fiyatlanmasıdır. Giresun fındığı; yamaçta, eğimli arazide, parçalı bahçelerde, yoğun insan emeğiyle ve daha yüksek maliyetle üretiliyor. Dekar başına verim birçok düz ve mekanize üretim alanına göre daha düşük olmasına rağmen ürünün aroma ve lezzet değeri yüksek. Bu tablo, Giresun kalite fındığı için ayrı fiyat politikasını zorunlu hale getiriyor. Giresun fındığını Şili’nin takvim avantajıyla, Oregon’un mekanize üretimiyle, Azerbaycan ve Gürcistan’ın standart ihracat ürünüyle aynı ortalama fiyat mantığına sıkıştırmak, ürünün gerçek değerini zayıflatır. Giresun’un üretim yapısı yüksek maliyetli, fakat kalite değeri güçlüdür. Bu nedenle Giresun kalite fındığı için fiyat politikası yalnızca tonaj ve arz-talep hesabıyla değil, coğrafi işaret, aroma değeri, üretim zorluğu, işçilik maliyeti, düşük verim, kalite standardı ve marka potansiyeli üzerinden kurulmalıdır. GİRESUN İÇİN TİCARİ YOL HARİTASI Şili yılın ilk yarısında pazara giriyor, İtalya kaliteyi markaya dönüştürüyor, Oregon mekanize üretimle sanayiye standart ürün sunuyor, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarik kanallarını güçlendiriyor. Giresun’un elindeki en güçlü değer ise aroma, coğrafi kimlik, emek yoğun üretim ve kalite farkıdır. Bu değer için daha güçlü bir ticari yol haritası gerekiyor. Giresun kalite fındığı; coğrafi işaret, izlenebilirlik, ayrı kalite standardı, doğru kurutma, düşük nem, yüksek randıman, kavurma standardı, paketli ürün, yerel çikolata ve pastacılık bağlantısı, ihracat tanıtımı ve üretici gelirini koruyan fiyat modeliyle desteklenmelidir. Giresun kalite fındığı yalnızca kabuklu ürün veya iç fındık olarak pazara sunulduğunda, küresel alıcının ortalama maliyet hesabına sıkışıyor. Ürün; işlenmiş, markalaşmış, coğrafi kimliği korunmuş, kalite değeri belgelenmiş ve gastronomiyle ilişkilendirilmiş bir yapıya taşındığında ise dünya piyasasında ayrı bir segment oluşturabilir. DÜNYA FINDIKTA YENİ DÖNEM: MİKTAR, TAKVİM, KALİTE VE MARKA BİRLİKTE BELİRLEYİCİ Dünya fındık piyasasında yeni dönem; üretim miktarı, hasat takvimi, piyasaya giriş zamanı, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, kalite standardı, mekanizasyon, kurutma disiplini, stok yönetimi ve marka değerinin birlikte belirleyici olduğu bir döneme girdi. Şili erken takvimle, Türkiye ana üretim gücüyle, İtalya marka ve gastronomiyle, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle piyasada yer tutuyor. Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değil, Giresun kalite fındığı yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanıdır. Bu ürünün dünya piyasasında hak ettiği yeri alması, ortalama fiyat mantığından ayrılması, kendi adıyla, kendi standardıyla, kendi marka değeriyle ve üreticinin emeğini karşılayan bir ticari modelle pazarlanmasıyla mümkündür.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR:  PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE Haber

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, hızlanan profesyonelleşme süreci ve büyüyen teknik altyapısıyla yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te buluşturacak. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak; üreticiler de teknik masada kendi bahçe deneyimlerini paylaşacak. ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNDEKİ YERİNİ GÜÇLENDİRİYOR Şili, Avrupa fındığında dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olma hedefini daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Ülkede 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme arayışı ve giderek profesyonelleşen üretim yapısı, fındığı Şili tarımı içinde stratejik ürünlerden biri haline getirdi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu büyüme döneminin teknik ve ticari yönünü tartışmaya açacak. Etkinlik, yalnızca bir üretici toplantısı olarak değil; Şili fındığının üretim, teknoloji, işleme, ihracat, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet başlıklarını aynı zeminde değerlendirecek bir sektör buluşması olarak hazırlanıyor. Toplantı, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak. Program 09.30’da başlayacak ve 15.00’e kadar sürecek. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Etkinliğin hedef kitlesi; üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, şirketler ve Avrupa fındığı sektöründe karar alıcı konumda bulunan profesyoneller olarak belirlendi. “ŞİLİ, FINDIK GÜCÜ” BAŞLIĞI ÖNE ÇIKTI PlanetNuts, 2026 buluşmasını “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurdu. Bu ifade, Şili’nin artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil, Avrupa fındığında küresel ölçekte ağırlık kazanan bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. Fındık üretiminin sezon açısından kritik bir aşamaya girdiği vurgulanırken, üreticilerin ve danışmanların sahada daha doğru karar alabilmesi için güncel teknik bilgiye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Bu çerçevede PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine bilgi, deneyim ve pratik araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken, sektörün gündemi de değişiyor. Yeni dikim alanları tek başına yeterli görülmüyor. Verimli bahçe yönetimi, bitki sağlığı, doğru budama, soğuklanma takibi, hastalık kontrolü, besleme programları, sürdürülebilir girdiler, işleme kapasitesi, otomasyon, ürün kalitesi ve ihracat bağlantıları aynı stratejik çerçevenin parçaları haline geliyor. İLK KONUŞMACILAR AÇIKLANDI PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları da belli oldu. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman kimliğiyle programa katılacak. Aguilar’ın etkinlikte yer alması, bahçe yönetimi, sezon içi kararlar, hasat başarısı, verimlilik ve üreticinin sahada karşılaştığı teknik sorunların toplantının ana gündemlerinden biri olacağını gösteriyor. AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco’nun konuşmacı olarak açıklanması, etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığının sanayi, tedarik zinciri, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri bakımından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Fitopatolog ve akademisyen Ernesto Moya ise programın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi boyutunu güçlendirecek. Moya’nın katılımı, Avrupa fındığında verim kayıplarına yol açan hastalık baskısı, odun hastalıkları, patojen riski ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin 2026 toplantısında daha görünür olacağını gösteriyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ ANLATACAK PlanetNuts, 2026 programında yalnızca uzman sunumlarına değil, üreticilerin doğrudan saha deneyimlerine de yer verecek. Etkinlikte teknik üretici masası oluşturulacak. Bu bölümde çiftçiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde aldıkları kararları, karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilgi paylaşımının daha pratik bir zemine taşındığını gösteriyor. Çünkü Avrupa fındığında verim, kalite ve sürdürülebilirlik artık yalnızca laboratuvar, firma sunumu ya da akademik değerlendirme konusu değil; doğrudan bahçe ölçeğinde alınan günlük kararlarla şekilleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar ve araştırmacılar için de önemli bir gözlem alanı oluşturacak. Gerçek bahçe deneyimleri, sektörün hangi teknik çözümlere ihtiyaç duyduğunu, hangi uygulamaların sahada karşılık bulduğunu ve hangi risklerin üreticiyi zorladığını daha net gösterecek. SPONSORLAR ÜRETİMDEN İŞLEMEYE UZANAN GENİŞ BİR TEKNİK HAT OLUŞTURDU PlanetNuts Day Avellanos 2026 için sponsor duyuruları art arda geldi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorlar arasında açıklanması, etkinliğin bahçe yönetiminden bitki sağlığına, biyostimülasyondan işleme teknolojilerine, ürün korumadan sürdürülebilir girdilere kadar geniş bir teknik gündemle hazırlandığını gösteriyor. Bu yapı, Şili fındık sektörünün geldiği aşamayı da ortaya koyuyor. Artık büyüme yalnızca üretim alanı ve hasat miktarıyla ölçülmüyor. Bahçenin teknik yönetimi, bitkinin dayanıklılığı, ürünün kalite standardı, hasat sonrası işleme kapasitesi, otomasyon, biyolojik çözümler ve üreticiye teknoloji aktarımı sektörün ana belirleyicileri arasına giriyor. TRINUTS BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK BOYUTUNU GÜÇLENDİRDİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, 30 yılı aşkın tarımsal deneyimiyle fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışıyor. Trinuts’un çok disiplinli ekibi, bahçelerde verimlilik, etkin üretim, kârlılık ve üreticiye özel teknik çözüm geliştirme başlıklarıyla öne çıkıyor. Şirketin programa katılması, toplantının bahçe yönetimi ve saha danışmanlığı hattını güçlendirdi. Bu katılım, Avrupa fındığında yeni dönemin üreticiye daha yakın, bahçe bazında karar üreten ve her üretim alanının koşullarına göre çözüm geliştiren bir teknik danışmanlık yapısını gerekli kıldığını gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL GİRDİLERLE PROGRAMA GİRDİ Fitotecnología da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Maule Bölgesi çıkışlı Şili şirketi, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Şirketin uzmanlık alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu katılım, 2026 buluşmasında sürdürülebilir üretim, bitki sağlığı, besleme verimliliği ve çevreyle uyumlu tarımsal girdi kullanımının güçlü başlıklardan biri olacağını gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi genişlerken, üreticiler yalnızca daha fazla dikim yapma baskısıyla değil, daha sağlıklı ve dayanıklı bahçeler kurma ihtiyacıyla da karşı karşıya bulunuyor. Fitotecnología’nın sponsorluğu, bu teknik dönüşümün biyo-temelli çözümler üzerinden de ilerlediğini ortaya koyuyor. PACK-MAN İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYONLA ÖNE ÇIKTI Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin hasat sonrası süreçler ve sanayi kapasitesi boyutunu güçlendirdi. Şirket, meyve ve kuru yemişlerin işlenmesine yönelik teknolojik çözümler geliştiren bir firma olarak tanıtıldı. Pack-Man, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman ve uzman teknik servis hizmetleri sunuyor. Şirketin inovasyon ve otomasyon odağı, üreticilerin işleme süreçlerini optimize etmesini ve daha yüksek kalite standartlarına ulaşmasını hedefliyor. Bu sponsorluk, Şili’de fındık büyümesinin artık yalnızca tarlada değil, işleme hattında da yönetilmesi gerektiğini gösteriyor. Üretim artışı, eğer işleme kapasitesi, kalite standardı, otomasyon ve teknik servis altyapısıyla desteklenmezse sektörün rekabet gücünü sınırlayabilir. Pack-Man’in programa dahil edilmesi, bu nedenle etkinliğin sanayi ayağını tamamlayan önemli bir başlık oluşturuyor. UPL ÜRÜN KORUMA, BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLERLE KATILDI UPL, PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Küresel ölçekte tarım çözümleri alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle programa dahil oldu. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon ekseninde üreticilere verimliliği artıran, bitki dayanıklılığını güçlendiren ve geleceğe hazırlıklı tarım uygulamalarını destekleyen araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişkenliği, hastalık baskısı, verim istikrarı ve ürün kalitesi daha kritik hale gelirken, UPL’nin sponsorluğu toplantının ürün koruma ve sürdürülebilir üretim gündemini güçlendirdi. ROVENSA NEXT CHILE BİYOÇÖZÜMLERLE GÜNDEMİ GENİŞLETTİ Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarıma yönelik biyoçözümler portföyüyle PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Rovensa Next, biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlardan oluşan geniş ürün yapısıyla tanıtıldı. Şirketin sürdürülebilir tarım alanında çalışan 12 öncü firmanın birleşmesiyle oluşan yapısı, yerel teknik bilgi ile küresel deneyimi aynı çatı altında topluyor. Bu katılım, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, bitki sağlığı, kalite ve çevresel sürdürülebilirlik başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, 2026 buluşmasının yalnızca verim artışını değil, verimin nasıl sürdürülebilir hale getirileceğini de tartışacağını ortaya koyuyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİNİ ÜRETİCİYE TAŞIYACAK FertiGlobal ve Fertiamerica da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Fertiamerica, FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak konumlandırılıyor. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Şirket, tarımsal üretimde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmaya yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyor. Bu teknolojilerin Fertiamerica aracılığıyla Şilili üreticilere ulaştırılması, Avrupa fındığında modern bitki besleme yönetiminin daha fazla önem kazandığını gösteriyor. İklim baskısı, hastalık riski, kalite standardı ve maliyet yönetimi aynı anda büyürken, üreticinin daha etkili teknik araçlara ihtiyaç duyduğu görülüyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE ÜRÜN KORUMA VE VERİMLİLİK HATTIYLA PROGRAMA DAHİL OLDU Sumitomo Chemical Chile, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma ve üretkenlik çözümleriyle etkinliğe dahil olacak. Sumitomo Chemical, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birlikte kullanarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımı destekleyen çözümler geliştiriyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında araçlar sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, 2026 toplantısında bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarının daha güçlü biçimde yer alacağını gösteriyor. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un son duyuruları yalnızca PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorlarıyla sınırlı kalmadı. Alicahue de PlanetNuts’un yeni genel partneri olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle tanıtıldı. Şirketin üreticilerle çalışma tecrübesi ve ulusal ile uluslararası pazarlar için yüksek kalite standartlarına sahip çözümler sunduğu belirtildi. Bu duyuru doğrudan PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsor listesine yazılacak bir etkinlik bilgisi değil. Ancak PlanetNuts’un fındık dışında daha geniş sert kabuklu meyve sektöründe de teknik bilgi, uzman içerik ve ticari bağlantı ağı kurduğunu gösteriyor. Platform, üreticiyi, şirketleri ve sektör aktörlerini aynı çatı altında buluşturan yapısını genişletiyor. KIŞ DÖNEMİ UYARILARI SAHA GÜNDEMİNİ GÖSTERDİ PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu teknik uyarılar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın neden yalnızca genel sektör değerlendirmesiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Şili fındığında üreticinin sahadaki kararları, gelecek sezonun verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. SAHA ZİYARETLERİ ÜRETİCİYE YAKIN TEKNİK DESTEK İHTİYACINI ORTAYA KOYDU PlanetNuts’un paylaşımlarında AminoChem’in VI Bölgesi temsilcisi Eduardo Muñoz’un üreticilere yapılan saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirmesi de yer aldı. Bu içerik, meyve bahçelerinin mevcut sorunlarını doğrudan sahadan öğrenme ve üreticilere üretim aşamasına uygun çözümler sunma ihtiyacını öne çıkardı. Gün boyunca farklı teknik başlıkların ele alınması, üreticilere destek ve danışmanlık verilmesi, Şili’de fındık sektörünün yalnızca büyük toplantılarla değil, üretici bahçelerine inen teknik temaslarla da ilerlediğini gösteriyor. Bu tablo, 2026 buluşmasının arka planını güçlendiriyor. Üretici, danışman, teknoloji firması ve araştırmacı arasındaki ilişki artık daha sürekli, daha teknik ve daha sonuç odaklı bir yapıya doğru ilerliyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEKTÖRÜN ANA RİSKLERİ ARASINDA PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini de ortaya koydu. İklim baskısı, yalnızca verim dalgalanması değil; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme ve hasat kalitesi üzerinde de doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha sert bir yönetim süreci gerektiriyor. Bu nedenle 2026 toplantısında teknik bilgi, saha deneyimi, ürün koruma, biyoçözümler, bitki besleme ve işleme teknolojileri aynı gündemin parçaları olarak öne çıkıyor. ŞİLİ MODELİ BÜTÜN ZİNCİRİYLE MASAYA GELİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’de Avrupa fındığının büyüme sonrası dönemini tartışacak. Üretim alanı genişledi; sektör profesyonelleşti; sponsor yapısı bahçeden fabrikaya uzanan bütün zinciri kapsayacak şekilde oluştu; konuşmacı listesi üretim, sanayi ve bitki sağlığı başlıklarını aynı programda buluşturdu. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca “ne kadar üretim yapılacak” sorusuyla ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN BİR TABLO Şili’nin Avrupa fındığında ulaştığı ölçek, Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak Şili’nin planlı büyümesi, teknik danışmanlık ağı, sanayi yatırımı, sürdürülebilirlik vurgusu, ürün koruma ve işleme teknolojileriyle güçlenen modeli, küresel rekabetin daha sertleşeceğini gösteriyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı için ayrı bir önem taşıyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Buna karşılık yeni büyüyen üretim bölgelerinde daha geniş alanlar, daha planlı bahçe yapıları, teknik danışmanlık destekleri ve sanayiyle entegre tedarik zincirleri öne çıkıyor. Giresun kalite fındığının aroma değeri, coğrafi niteliği, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Küresel rekabetin yeni döneminde Türkiye’nin yalnızca üretim miktarıyla değil; kalite standardı, üretici geliri, sürdürülebilirlik modeli, markalaşma, işleme kapasitesi ve ihracat stratejisiyle de güçlü bir cevap vermesi gerekiyor. Şili’nin yükselişi, Türkiye için bir tehdit başlığı olmanın ötesinde güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Dünya fındık piyasasında kalıcı güç, artık yalnızca ürün miktarıyla değil; üreticiyi merkeze alan teknik sistem, kaliteyi koruyan sanayi altyapısı, sürdürülebilirlik standardı ve markalaşmış ürün değeriyle kurulacak. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün yeni aşamasını görünür hale getirecek. Casa Laura’daki buluşma, üretici, danışman, fidanlık, tedarikçi, ihracatçı, teknoloji firması, sanayi temsilcisi ve akademik uzmanları aynı zeminde buluşturacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil, teknik kapasite, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts’un PlanetNuts Day Avellanos 2026 duyuruları; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile sponsor açıklamaları; onaylı konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; PlanetNuts’un kış dönemi saha yönetimi, budama, soğuklanma, hastalık koruması, AminoChem saha ziyareti, iklim değişikliği ve Alicahue partner duyurularına ilişkin güncel sosyal medya içerikleri esas alınmıştır.

ŞİLİ FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN BUDAMA TEKNİĞİNE ODAKLANDI Haber

ŞİLİ FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN BUDAMA TEKNİĞİNE ODAKLANDI

ŞİLİ FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN BUDAMA TEKNİĞİNE ODAKLANDI Şili’nin Ñuble Bölgesi’nde düzenlenen teknik saha gününde, Avrupa fındığında verimlilik, bahçe yönetimi ve odun yenileme uygulamaları ele alındı. 70’ten fazla üretici ve danışmanın katıldığı program, fındıkta küresel rekabetin yalnızca dikim alanı üzerinden değil, teknik üretim kapasitesi üzerinden de şekillendiğini gösterdi. FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN SAHA ÇALIŞMASI Şili’de Avrupa fındığı üretiminde verimliliği artırmaya yönelik teknik çalışmalar hız kazandı. Ñuble Bölgesi’ndeki Bulnes kentinde düzenlenen saha gününde, üreticiler ve tarım danışmanları fındık bahçelerinde manuel ve mekanize budama uygulamalarını yerinde inceledi. Viña Casanueva’da gerçekleştirilen programa 70’ten fazla üretici ve danışman katıldı. Etkinlikte fındık ağaçlarında ışık geçirgenliği, odun yenileme, bitki dengesi, düzenli meyve üretimi ve bahçe yönetimi başlıkları öne çıktı. MANUEL VE MEKANİZE BUDAMA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİ Programda Avrupa fındığı konusunda uzman danışman Dr. Khristopher Ogass, manuel ve mekanize budamanın birbirini dışlayan değil, doğru planlandığında birbirini tamamlayan iki yöntem olduğunu vurguladı. Manuel budamanın özellikle genç bahçelerde ağacın form kazanması ve üretim yapısının oluşturulması açısından kritik rol taşıdığı belirtildi. Daha gelişmiş bahçelerde ise mekanize budamanın, yoğun ve kapalı taç yapısını kontrol altına almak, ışık girişini artırmak ve üretim dengesini korumak için önemli avantaj sağladığı aktarıldı. ÜRETİMDE DALGALANMAYA KARŞI TEKNİK ÖNLEM Saha çalışmasında fındık bahçelerinde düzenli üretim kapasitesinin korunması ana gündemlerden biri oldu. Olgun bahçelerde görülebilen dönemsel verim dalgalanmalarına karşı budama, yalnızca bakım işlemi değil, ekonomik verimliliği doğrudan etkileyen bir üretim yönetimi aracı olarak ele alındı. Ağaçların dengeli gelişmesi, ışık ve hava sirkülasyonunun sağlanması, yaşlanan odunun yenilenmesi ve meyve yükünün düzenlenmesi; fındık üretiminde sürdürülebilir gelir, kalite ve rekabet gücü açısından kritik başlıklar arasında yer aldı. KÜRESEL FINDIK REKABETİNDE TEKNİK ÜRETİM ÖNE ÇIKIYOR Şili’de düzenlenen bu çalışma, fındıkta uluslararası rekabetin giderek daha fazla teknik bilgi, bahçe yönetimi ve verimlilik planlaması üzerinden ilerlediğini ortaya koydu. Türkiye ve özellikle Giresun kalite fındığı açısından bu gelişme dikkatle izlenmesi gereken bir başlık oluşturuyor. Giresun’da eğimli, parçalı ve emek yoğun arazilerde üretilen kaliteli fındık, yalnızca geleneksel üretim gücüyle değil; budama, bahçe yenileme, verim planlaması, kalite standardı ve üretici gelirini koruyan sürdürülebilir bir modelle desteklenmek zorunda. Şili’de üreticilerin teknik saha çalışmalarıyla verimlilik arayışını artırması, dünya fındık piyasasında kalite kadar üretim maliyeti, bahçe yönetimi ve teknoloji kullanımının da belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Türkiye’nin fındıktaki tarihsel üstünlüğünü koruması, özellikle Giresun kalite fındığının farklı üretim koşullarını ve aroma değerini merkeze alan daha güçlü bir üretim politikasıyla mümkün olacak.

BULANCAK’TA MİLLİ MAÇ HEYECANI  Haber

BULANCAK’TA MİLLİ MAÇ HEYECANI 

BULANCAK’TA MİLLİ MAÇ HEYECANI Bulancak Belediyesi, A Milli Futbol Takımı’nın 24 yıl aradan sonra döndüğü Dünya Kupası sahnesindeki ilk maçını Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak LED ekranda vatandaşlarla birlikte takip edecek. Türkiye, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ilk karşılaşmasında 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de Avustralya ile karşı karşıya gelecek. MİLLİ TAKIMIN İLK MAÇI İÇİN MEYDANDA BULUŞMA Bulancak, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası’ndaki ilk sınavına meydan buluşmasıyla hazırlanıyor. Bulancak Belediyesi, Ay-yıldızlı ekibin Avustralya ile oynayacağı grup maçını Cumhuriyet Meydanı’na kurulacak LED ekranda canlı izletecek. Program, Orta Cami’de kılınacak sabah namazıyla başlayacak. Saat 06.00’dan itibaren Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara çorba, çay, simit ve kahvaltı ikram edilecek. Maç heyecanı ise saat 07.00’de başlayacak Avustralya-Türkiye karşılaşmasıyla meydanda yaşanacak. 2026 DÜNYA KUPASI’NDA RAKİPLER: AVUSTRALYA, PARAGUAY VE ABD Türkiye, ABD, Meksika ve Kanada’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası’nda D Grubu’nda mücadele ediyor. A Milli Takım’ın gruptaki rakipleri Avustralya, Paraguay ve ev sahibi ülkelerden ABD oldu. Ay-yıldızlı ekip ilk maçında 14 Haziran’da Avustralya ile karşılaşacak. Türkiye, ikinci grup maçında Paraguay, üçüncü grup maçında ise ABD karşısına çıkacak. Grup aşaması, turnuvanın yeni formatı nedeniyle daha geniş bir üst tur kapısı açıyor. 48 takımlı organizasyonda gruplarını ilk iki sırada tamamlayan ekiplerin yanı sıra en iyi üçüncüler de üst tura yükselme şansı yakalayacak. TÜRKİYE DÜNYA KUPASI’NA NASIL GELDİ? A Milli Takım, 2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda İspanya, Gürcistan ve Bulgaristan ile mücadele etti. Türkiye, grup etabını İspanya’nın ardından ikinci sırada tamamladı ve Dünya Kupası biletini doğrudan alamasa da play-off hakkı kazandı. Ay-yıldızlılar, play-off yarı finalinde Romanya’yı 1-0 mağlup etti. Finalde Kosova deplasmanına çıkan Türkiye, bu karşılaşmayı da 1-0 kazanarak 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti. Böylece A Milli Takım, 2002’den sonra ilk kez Dünya Kupası finallerinde yer alma başarısı gösterdi. 24 YILLIK HASRET SONA ERDİ Türkiye’nin Dünya Kupası tarihi, hak kazanılan ancak gidilemeyen 1950 süreciyle başladı. A Milli Takım, sahadaki mücadeleyle Dünya Kupası finallerine katılma hakkı elde etmesine rağmen Brezilya’daki organizasyona gidemedi. Türkiye’nin sahaya çıktığı ilk Dünya Kupası 1954 İsviçre oldu. Ay-yıldızlılar, o turnuvada Dünya Kupası tecrübesini ilk kez yaşadı. Milli takımın en büyük Dünya Kupası başarısı ise 2002’de geldi. Türkiye, Japonya ve Güney Kore’nin ev sahipliğinde düzenlenen turnuvada üçüncü olarak futbol tarihinin en önemli başarılarından birine imza attı. 2026 Dünya Kupası, Türkiye’nin 1954 ve 2002’den sonra sahaya çıkacağı üçüncü Dünya Kupası olacak. Milli takım, bu kez 24 yıllık aranın ardından yeniden dünyanın en büyük futbol organizasyonunda mücadele edecek. BULANCAK’TA SABAH NAMAZI, KAHVALTI VE MİLLİ MAÇ PROGRAMI Bulancak Belediyesi’nin hazırladığı program, yalnızca maç yayınıyla sınırlı kalmayacak. Sabah namazıyla başlayacak buluşma, meydanda yapılacak ikramlarla devam edecek. Vatandaşlar, çorba, çay, simit ve kahvaltı ikramının ardından milli maç heyecanını birlikte yaşayacak. Belediye, Ay-yıldızlı formanın Dünya Kupası’ndaki ilk sınavında Bulancaklıları Cumhuriyet Meydanı’na davet etti. PROGRAM BİLGİLERİ Yer: Cumhuriyet Meydanı Tarih: 14 Haziran 2026 Pazar İkram Saati: 06.00 Maç Saati: 07.00 Karşılaşma: Avustralya - Türkiye Organizasyon: 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Şili, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme eğilimi ve giderek profesyonelleşen üretim yapısıyla fındıkta dünya pazarındaki konumunu güçlendiriyor. PlanetNuts Days Avellanos 2026, üreticilerden ihracatçılara, teknik danışmanlardan tedarikçilere kadar fındık sektörünün tüm aktörlerini Los Ángeles’te aynı masada buluşturacak. Etkinlikte hastalık yönetimi, verim ve kalite artışı, inovasyon, ticari gelişim, üretici deneyimleri ve Şili’nin küresel fındık pazarındaki rolü ele alınacak. ŞİLİ FINDIKTA STRATEJİK BÜYÜME DÖNEMİNE GİRDİ Şili, fındık üretiminde dünya ölçeğinde daha güçlü bir konuma ilerlerken, sektörün teknik ve ticari geleceği PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinliğinde değerlendirilecek. PlanetNuts’un etkinlik içeriklerinde Şili’nin fındıkta büyüyen üretim alanı, artan profesyonelleşme düzeyi ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi öne çıkarıldı. Etkinlik, ülkenin fındıkta yalnızca üretim miktarını değil, teknik kapasitesini ve ticari örgütlenmesini de büyüttüğünü gösteriyor. ETKİNLİK 13 AĞUSTOS 2026’DA LOS ÁNGELES’TE PlanetNuts Days Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde, Casa Laura’da yapılacak. Program 09.30-15.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Etkinlik, fındık yetiştiriciliğinde güncel bilgiye ulaşmak, bahçe yönetimini geliştirmek ve ticari kararlarını güçlendirmek isteyen sektör temsilcilerine yönelik teknik ve stratejik bir gün olarak planlandı. SEKTÖRÜN TÜM HALKALARI AYNI PROGRAMDA BULUŞACAK PlanetNuts, etkinliği Şili fındık endüstrisinin ana buluşma noktalarından biri olarak konumlandırıyor. Programa Şili’nin farklı bölgelerinden üreticiler, özel fidanlıklar, teknik ve ziraî danışmanlar, girdi, teknoloji ve hizmet sağlayan firmalar, ihracatçılar, işleyici kuruluşlar ve sektör temsilcileri katılacak. Bu yapı, Şili’de fındık üretiminin yalnızca tarımsal üretim alanında değil, tedarik, danışmanlık, teknoloji, işleme ve ihracat ayağında da bütünlüklü bir sektör haline geldiğini ortaya koyuyor. PROGRAMDA VERİM, KALİTE VE TİCARİ GELECEK ÖNE ÇIKACAK Etkinliğin içerik başlıkları, Şili fındık sektörünün önümüzdeki dönemde teknik yönetim ve ticari büyüme ekseninde ilerleyeceğini gösteriyor. Programda fındık yetiştiriciliğinde öne çıkan hastalıklar ve mücadele stratejileri, güncel bitki sağlığı sorunlarına karşı kullanılacak araçlar, verim ve kaliteyi artırmaya dönük üretim teknikleri, inovasyon, yeni sektör trendleri, üreticilerin başarı örnekleri, ticari beklentiler ve sektörün gelecek gelişimi ele alınacak. PlanetNuts’un etkinlik görsellerinde program, “tüm endüstri için teknik ve stratejik bir gün” olarak tanımlandı. ŞİLİ 120 BİN TONLUK ÜRETİM SEVİYESİNE ULAŞTI PlanetNuts’un paylaştığı sektör verilerinde Şili’nin 2025/26 sezonunda kabuklu fındık üretiminin 120 bin 700 ton seviyesine ulaştığı belirtildi. Aynı içeriklerde Şili’nin dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi, güney yarımkürenin başlıca üreticisi ve küresel üretimin yaklaşık yüzde 12’sini karşılayan ülke olduğu bilgisi yer aldı. Şili’de fındık dikili alanlarının 70 bin hektara yaklaştığı, yıllık büyümenin yaklaşık 3 bin hektar seviyesinde seyrettiği ve 2030 için 80 bin-85 bin hektarlık dikili alan hedeflendiği ifade edildi. TÜRKİYE İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN TABLO Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken, Şili gibi hızlı büyüyen üretici ülkeler verim, kalite, sürdürülebilirlik, teknik danışmanlık ve ihracat organizasyonu üzerinden küresel pazarda daha görünür hale geliyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı açısından üretim maliyeti, arazi yapısı, emek yoğunluğu, aroma, kalite standardı ve üretici gelirini merkeze alan yeni bir piyasa yaklaşımının önemini artırıyor. Şili örneği, fındıkta rekabetin artık yalnızca üretim miktarıyla değil; teknik bilgi, bahçe yönetimi, profesyonel organizasyon, marka değeri, ticari ağ ve sürdürülebilir üretim modeliyle şekillendiğini gösteriyor. Kaynak: PlanetNuts / PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinlik görselleri ve paylaşımı.

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz Haber

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz

Muharrem İnce, CHP'nin bölünmemesi gerektiğini vurgulayarak partinin Türkiye'nin sigortası olduğunu belirtti. Demokratik bir tüzük kurultayı çağrısı yapan İnce, Cumhuriyet değerlerinin savunulması ve partide üyelerin belirleyici olması gerektiğini söyledi. İnce, iki sayfalık yazılı açıklamasında, 'arınma' ve 'direnme' tartışmalarına da değindi. ANKARA (İGFA) - CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, partisinin mevcut iç tartışmalarına ilişkin iki sayfalık kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. İnce, CHP’ye yönelik eleştirilerin ve partiyi hedef alan operasyonların Türkiye’nin demokratik yapısına doğrudan zarar verdiğini belirterek, CHP’nin bölünmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasında CHP’nin 40 yıllık emeği, gözyaşı ve alın teri olduğunu ifade eden Muharrem İnce, “CHP, Türkiye’nin sigortası, yıkılmaması gereken kalesidir. Kurucu parti parçalanırsa, Türkiye parçalanır” dedi. İnce, partiyi hedef alan sert kavganın, CHP’nin ve Türkiye’nin aleyhine olduğunu vurguladı ve siyasette küskünlük ile kırgınlığa yer olmadığını belirtti. İnce, CHP’nin herhangi bir din, mezhep, sosyal sınıf veya etnik kimliğin partisi olamayacağını hatırlatarak, Cumhuriyet’in değerlerini savunmanın partinin temel görevi olduğunu söyledi. “Süreçte hayal kırıklığı yaşayan arkadaşlarımız, süreci takip etmelidir; mücadeleyi bırakmamalıdır. Ayrı parti kurmak doğru bir yol değildir” ifadelerini kullandı. CHP’de acil olarak demokratik bir tüzük kurultayının düzenlenmesi gerektiğini belirten İnce, “Tüzük, AK Parti’den aşırılan maddelerden temizlenmeli, genel başkan, parti meclisi, milletvekili ve belediye başkanları üyeler tarafından seçilmelidir. Demokrasi halkın iradesine dayanır” dedi. İnce ayrıca, Türkiye’nin içinden geçtiği zor dönemde CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aradığı, çalışanların yoksullaştığı ve sağlık ile eğitim hizmetlerinde eşitsizliklerin arttığı bir ortamda CHP’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini savunmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti. CHP’ye üye olmaya ve partinin ideallerine sahip çıkmaya çağrı yapan İnce, partinin gerçek sahibinin halkın gönlü ve üyelerinin iradesi olduğunu vurguladı. Bu arada CHP içindeki “Arınma” ve “Direnme” tartışmalarına da değinen Muharrem İnce, açıklamasında, “Bu kavramlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin imajına zarar vermektedir. CHP, yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet’in kurucu partisidir. CHP’nin görevi, yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’nin yönünü değiştirmektir” ifadelerine yer verdi.

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Haber

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR

ŞİLİ'DE DÜNYANIN EN GÜNEY FINDIK İŞLEME TESİSİ AÇILDI Dünyanın güney Avrupa'da fındığı işleme tesisi Şili'nin Osorno'da açıldı. OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinden gelen fındığı işleyecek. Kurutma, kırılma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık aynı merkezde yapılıyor. Şili'nin Los Lagos Bölgesi'ne bağlı Osorno Avrupa'nın fındığı için dünyanın en güneydeki işleme tesisini faaliyete soktu Nefuen ve Grupo Hijuelas tarafından kurulan tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen fındığı kurutma, kalibre etme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlama süreçlerinden gerçekleştirilecek. GÜNEY ŞİLİ FINDIKTA SANAYİ HAMLESİ YAPTI Şili, Avrupa fınladığında üretimden işleme ve ihracata uzanan zinciri güçlendiren yeni bir yatırımı devreye aldı. Los Lagos Bölgesi'nin Osorno'da konuşabilen Las Quemas sektöründe faaliyet gösteren tesisi, Avrupa'nın fındığı alanda dünyanın en güneyindeki işleme sıcaklığı olarak kayıtlara geçti. Tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın yatırımıyla faaliyete geçti. Açılışa ulusal ve yerel yönetimler, tarım sektörü temsilcileri, kuru meyve endüstrisinin aktörleri ve üretici çevreleri katıldı. Yeni tesis, Şili'nin Avrupa fındığında yalnızca üretici ülke değil; işleyen, sınıflandıran, katma değer oluşturan ve ihracata hazırlayan ülke olma hedefini güçlendirdi. FINDIK TEK MERKEZDE İŞLENECEK Osorno'daki tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen Avrupa fındığını işleyecek. Ürünler kabul edilecek, temizlenecek, yıkanacak, kurutulacak, kabuklu fındık serilenecek, ardından kırma ve kabuktan ayırma aşamalarından geçirilecek. Son aşamada iç fındık seçilecek, yeniden sınıflandırılacak ve yüksek standart isteyen sanayi pazarlarına ihracat için hazırlanacak. Tesis; alma, yıkama, kurutma, iklimlendirme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini aynı hatta topluyor. KABUKLU FINDIKTAN KATMA DEĞERLİ İHRACATA GEÇİŞ Avrupa fındığında uluslararası pazarın talebi, ürün yalnızca kabuklu şekilde kapsamıyla sınırlı değildir. Sanayi alıcıları, özellikle çikolata, makarna, ezme, yağ, un, aroma ve seçeneklerin üretimi için iç fındıkta Kalibre, kalite, görünüm, sertifikasyon ve düzenli tedarik istiyor. Bu nedenle Osorno'daki yeni tesis, Şili'nin fındığının pazara daha profesyonel hazırlanmasını sağlayacak. Ürün artık bölgede işlenerek daha yüksek katma değerle ihracat zincirine giriyor. Tesisin temel hedefi, Güney Şili'de üretilen fındığı ham ürün sağlamakta olup sanayi pazarının kalitesini ihracata hazır ürüne dönüştürmektir. ŞİLİ 2035 HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Grupo Hijuelas Başkanı Gaspar Goycoolea, Los Lagos Bölgesi'nde 12. yılda başarının elde edildiğini vurguladı. Goycoolea, Şili'nin bugün Güney Yarımküre'nin en büyük Avrupa fındığı büyüme gösterdiğini ve mevcut büyüme temposunun korunması halinde ülkede 2035'e doğru dünya hedefiyle güçlenebileceğini belirtti. Bu hedef, yalnızca dikim depolama, genetik, üretim, işleme, sertifikasyon, ticaret ve ihracat zincirinin aynı stratejisi içinde geliştirilebilir. Osorno'daki tesis, Şili'nin fındıkta küresel oyuncu olma hedefinin üretim ayağını sanayi ve nakliye hizmetleriyle birleştiren kritik yatırımlardan biri oldu. GRUPO HIJUELAS VE NEFUEN İŞLEME ZİNCİRİNE GİRDİ Tesis, Grupo Hijuelas ve Nefuen için yeni bir ticari aşamayı başlattı. Grup, daha önce doğrudan yer almadığı işleme ve pazarlama alanına bu yatırımla girdi. Nefuen ve Grupo Hijuelas, üretim zincirinde işleme ve pazarlama aşamasına daha güçlü bir biçimde girdi. Grupo Hijuelas CEO'su Juan Ignacio Goycoolea Sone, finansal şirket açısından özel bir anlam taşıdığını, çünkü grup ve Nefuen'in tedarik zincirinde daha önce doğrudan tamamlanmadan bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bu adım, Avrupa fındığında üretimden nihai pazara kadar daha fazla değerde Şili'de kalmasını sağlayacak bir modelin parçası olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ ŞİLİ, ALMANYA, HOLLANDA VE ABD BİLGİSİYLE KURULDU Yeni durumdaki durumda Şili, Almanya, Hollanda ve ABD'den gelen bilgi ile teknoloji rekoru kırdı. Açıklanan bilgilere göre tesis, Avrupa fındığında pazarın standardı, sunum, kalite ve sertifikasyon koşulları cevap verecek şekilde tasarlandı. Tesisin profesyonel hale getirip genişletilebilecek alanları olacak: Ürün kabul ve temizlik süreci daha kontrollü yürütülecek. Kurutma ve nem yönetimi daha standart hale gelecek. Kabuklu ayarı daha hassas şekilde yapılır. Kırma ve kabuktan ayırma işlemi daha hızlı ve verimli ilerleyecek. İç nakit seçimi, sonuçları ve ihracat hazırlığı sanayi alıcılarının beklentilerine göre yapılacak. Sertifikasyon, ambalaj, dağıtım ve ihracat pazarlarının taleplerine daha uygun hale gelecek. KAPASİTEDE BÜYÜK SIÇRAMA Tesisin yıllık olarak saklanması ile ilgili kamuya açık kaynaklarda net tonaj açıklanmadı. Ancak Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın verilerinin karşılaştırmalı bilgileri, kapasitedeki sıçramayı ortaya koydu. Şili, Avrupa fındığında 2035'e doğru dünya odaklı hedefini teknoloji, işleme ve ihracat yapmakla birlikte başardı. Nefuen ve Grupo Hijuelas Direktörü Jorge Mohr, 2018'de şirketin ilk ihracatında 8 tonluk fındığın küçük bir makineyle yaklaşık bir bucuk ayda işlendiğini, yeni sıcaklıkta aynı miktarın tek vardiyada işleyebileceği aşamaya geldiğini açıkladı. Açıklanan bu veri, yalnızca yeni bir bina değildir; işleme hızı, verimlilik ve çalışma görünümü Güney Şili fındık bölümü için ciddi bir kapasite artışının geldiğini gösteriyor. NEFUEN'İN KÖKLERİ 2002'YE UZANIYOR Nefuen'in Avrupa'nın fındığı geçmişi 2002 yılına kadar uzanıyor. Mohr ailesi, o yıl bölgedeki ilk bahçeleri kurdu. Daha sonra uluslararası olarak birleşerek ABD'deki Oregon State Üniversitesi ile bağlantılı genetik çalışmalar ve Amerikan serisinin bölgeye uyarlanması üretimdeki gelişmelerde etkili oldu. Şirket, 2018'de Osorno'dan ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bölgedeki Avrupa'nın fındığı üretim ve ihracat, sonraki yıllarda hızla büyüdü. TESİS KİME AİT? Kamuya açık kaynaklarda tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas ortaklığıyla hayata geçirilen bir yatırım olarak yer alıyor. Nefuen Trading Chile SpA'nın Avrupa'da işlenip ihraç edilmeyen şirket olduğu; Mohr ve Goycolea ailelerinin girişimiyle belirtiliyor. Nefuen ve Group'un yeni üretim, kurutma, kalibrasyon, çıkarma ve çeşit seçimi seçenekleri içeriyor ve Güney Şili'deki bu endüstrinin gelişmeleri güçleniyor. Grupo Hijuelas ise bitki üretimi, genetik, yönetim teknoloji ve üretim zinciri faaliyet faaliyetlerini bu yatırımla işleme ve pazarlama aşamasına taşıdı. GÜNEY ŞİLİ'DE FINDIK İÇİN YENİ MERKEZ Osorno'daki tesis, Güney Şili'nin fındık üreticisi bir alanla sınırlı kalmayacağını gösterdi. Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde büyüyen üretim, artık daha güçlü bir birleştirmeyle desteklenecek. Bu yatırım, Şili'nin fındığını dünya pazarında daha güçlü konumlandırırken, Türkiye ve özellikle Giresun açısından da dikkatle yetiştirilmesi gereken bir gelişme ortaya koyuyor. Küresel fiyat rekabeti artık yalnızca üretim miktarıyla değil; işleme kapasitesi, kalite standardı, sertifikasyon, katma değeri, marka gücü ve pazara hazır ürün sunabilme yeteneğiyle şekilleniyor. Şili'nin Osorno hamlesi, fındıkta yeni rekabet döneminin üretimden çok daha geniş bir sanayi ve ihracat stratejisiyle yürüdüğünü gösterdi. Kaynak: https://redagricola.com/inauguran-la-planta-de-procesamiento-de-avellano-mas-austral-del-mundo/?fbclid=IwY2xjawSRak9leHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeW6uCD6Gx0A6akt7luZc953-5GaDhVdvWm8cVjRmX9R9Ldngx6Km_XJr2VZY_aem_edsrzCIlhRxx1ErRoArXRQ

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya! Haber

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya!

COP31’e ev sahipliği yapma hazırlıkları süren Türkiye’de, iklim krizi konusu yeniden gündemdeki yerini aldı. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliğinin artık bir gelecek projeksiyonu değil, güncel bir sorun olduğunu belirterek, “2050’li yıllarda su fakiri ülkeler kategorisine girebiliriz” uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Dünya liderlerinin, bilim insanlarının, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geleceği zirvede, iklim kriziyle mücadele yöntemleri ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak çözüm yolları tartışılacak. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası vesilesiyle iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecini değerlendirdi. İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğe dair bir risk değil, bugünün en kritik problemlerinden biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından toplum sağlığına ve ekonomiye kadar pek çok farklı sektör bulunuyor. Kuraklığın tarımda verimliliği düşürdüğünü biliyoruz. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkisiyle birçok tarımsal üründe hastalıkların daha sık görüldüğü ve direncin azaldığı gözlemleniyor. Ayrıca, üretim sonucu elde edilen ürünlerin besin değerlerinin olumsuz etkilendiği pek çok bilimsel çalışma ile kanıtlandı. Son olarak, bölgesel iklim koşullarının değişmesi nedeniyle bazı ürünler gelecekte mevcut bölgelerinde yetiştirilemeyebilir. Tüm bu durumlar gıda güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve bizi gelecekteki olumsuz senaryolar hakkında uyarmaktadır.” dedi. Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor Su kaynaklarının iklim değişikliğinden en yoğun etkilenen doğal varlıklardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bugün pek çok bölgede su kaynakları, iklim değişikliğinin su döngüsünü bozması nedeniyle risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesindeki bozulmalar, hijyen koşullarını kötüleştirerek halk sağlığını küresel çapta riske atmaktadır. Bununla birlikte kuraklık, pek çok salgın hastalığın yayılma hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar sözü edilen tüm etkilerin beraberinde getirdiği ekonomik faktörler de vardır. Günümüzde birçok ülkenin, iklim değişikliğiyle mücadele ve etkilenen sektörleri desteklemek amacıyla her yıl büyük fonlar ayırdığı bilinmektedir.” diye konuştu. Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri Ülkemizin, iklim değişikliğinden en ağır etkilenen alanlardan biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en hassas bölgelerden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu durum özellikle son yıllarda su kaynaklarının azalması, yağış rejimlerindeki değişimler, geniş alanları kapsayan orman yangınları, güney ve iç kesimlerdeki şiddetli kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında sıklaşan sel felaketleriyle kendini göstermektedir. Bu belirtiler, ülkemizin hem kuraklık hem de doğal afetler açısından ne kadar büyük riskler taşıdığını kanıtlamaktadır.” şeklinde konuştu. Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor? Küresel Isınma ve İklim Değişikliği kavramlarının birbirine bağlı olduğunu belirten Adiller, şunları anlattı: “Bugün karbon emisyonları olarak sıkça duyduğumuz kavram, aslında atmosferde bulunan ve ısınmaya yol açan gazların miktarını ifade eder. Sanayi devrimi ve artan nüfusla beraber miktarı artan bu gazlar, havanın daha sıcak kalmasına neden olmakta ve bu da küresel sıcaklık ortalamalarının yükselmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu olguya Küresel Isınma diyoruz. Sıcaklık artışı; buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi diğer hava olaylarını da değiştirmektedir. Örneğin, ısınmayla birlikte yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Aynı zamanda havanın nem tutma kapasitesi de yükseliyor. Yani hem su havaya geçiyor hem de sıcaklık nedeniyle bu suyun yağış olarak geri dönmesi gecikiyor. Sonuç olarak yağışlar arasındaki süre uzayıp kuraklık şiddetlenirken, yağmur yağdığında ise atmosferde biriken yoğun nem nedeniyle anlık ve çok şiddetli yağışlar meydana geliyor. İklim sistemindeki tüm bu değişimlere İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef bu durum deniz seviyelerinin yükselmesine, yağış rejimlerinin bozulmasına, okyanusların asitlenmesine ve fırtına, hortum, sel gibi ekstrem hava olaylarının artmasına yol açıyor.” Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının, tüm dünyanın dikkatini ülkemize çekeceği noktasına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir organizasyonda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alandaki faaliyetlerini küresel ölçekte duyurması ve iklim politikalarında karar verici bir aktör olduğunu kanıtlaması adına büyük bir fırsattır. Günümüzde iklim değişikliği sadece çevresel bir konu değildir; birçok ülke ve kurum ekonomi politikalarını ve yatırımlarını bu kriterlere göre belirlemektedir. Bu nedenle bu tür zirveler finans ve iş dünyası için kritik öneme sahiptir. Oluşacak bu ortam, yerli teknolojilerin ve girişimcilerin dünya sahnesine çıkması için eşsiz bir şans olacaktır.” dedi. COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil Bunun yanı sıra, Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilen “Sıfır Atık” Projesi’nin bu platformda tüm dünyaya uygulanabilir bir model olarak sunulabileceğini ifade eden Adiller, “COP31, Türkiye için yalnızca bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi yolunda kendini gösterdiği, küresel yatırımları çektiği ve iklim krizine çözüm üreten bir öncü olduğunu kanıtladığı tarihi bir fırsattır.” ifadesini kullandı. COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler Zirvede Türkiye’nin odak noktasının markalaşan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017’de başlatılan ve küresel bilinirliği artan bu proje, hem döngüsel ekonomi hem de emisyonların azaltılması açısından iklim değişikliği süreçleriyle tam uyumludur. Türkiye’nin vizyonunu anlatmak adına önemli bir örnek teşkil eder. Ayrıca Hatay’ın yeniden inşa süreciyle gündeme gelen Dirençli Şehirler kavramı ve kentlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi kritik maddeler olacaktır. Yeşil enerji, sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar da ülkemize olumlu geri dönüşler sağlayacak ana gündem maddeleridir.” şeklinde görüşlerini belirtti. Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu COP süreçlerinin bağlayıcılık noktasında tartışılsa da ülkelerin takındığı tavrın küresel etkiler yarattığını belirten Adiller, “İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi veya Paris Anlaşması’nın caydırıcı yaptırımları olmasa da, iklim değişikliği konusu yatırımcılar ve finans kuruluşları tarafından yakından izlenmektedir. Bu yüzden ülkelerin COP toplantılarına verdiği önem, yerel mevzuat ve politikalarda bu sürece ne kadar yer verdikleri, o ülkeye prestij kazandırmakta ve yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında İklim değişikliğinin hem kuraklığı artırıp hem de şiddetli yağışlara yol açarak su kaynaklarını etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti: “Şiddetli yağışlar, toprağın suyu emme oranını düşürerek yeraltı sularını beslememekte, aksine sel ve taşkınları tetiklemektedir. Oysa düzenli yağışlar toprağı ve dereleri beslemesi gereken ana unsurdur. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 2000 yılında 1 652 m3 iken, 2009’da 1 544 m3’e, 2020’de ise 1 346 m3’e gerilemiştir. Bu rakamlar bizi ‘Su Stresi Yaşayan’ ülkeler sınıfına sokmaktadır. Bu düşüş hızı devam ederse, 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m3’ün altına düşebiliriz. Bu tablo tek başına korkutucuyken, uydu görüntüleri birçok gölümüzün son 40 yılda ciddi su kaybettiğini ve bazılarının kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Burada tek neden iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da süreci hızlandırdığını vurgulamalıyım.” İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz Bugün iklim değişikliği konusunda kritik bir yol ayrımında olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atarak durumu değiştirmek ve adaptasyon sağlamak için henüz geç değil. Ancak eylemsiz geçen her yıl riski artırıyor. 10 yıl etkileri görmek için kısa bir süre olabilir ama önlem almadan geçecek 30-50 yıllık bir süreç; su ve gıda kıtlığı, ağır ekolojik kayıplar, ekosistemlerin yok olması, yoğun iç göçler ve ciddi altyapı sorunları ile karşı karşıya kalmamıza neden olabilir.” diye konuştu. İnsanların iklim değişikliğiyle mücadeleye olan inançlarının azaldığını gösteren anketlere değinen Adiller, “Pek çok kişi ülkelerin görevlerini yerine getirmediğini düşünüyor ve haklılar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları için savaşlara ayırdıkları kaynakları yaşamı korumaya ayırsalardı, böylece dünyanın sürdürülebilirliğine katkı sağlayabilirdik.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.