Hava Durumu

#Tüi̇k

giresunsonhaber - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut satışları yüzde 33 oranında düştü Haber

Konut satışları yüzde 33 oranında düştü

TÜİK tarafından açıklanan Mayıs 2026 konut satış rakamlarına göre, Ankara'da ay genelinde 8 bin 21 konutun satışı gerçekleşti. Başkentteki konut piyasası, yoğun resmi tatillerin tesiriyle geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33 oranında kan kaybetti. Mayıs 2025'te 11 bin 975 seviyesinde olan satış miktarı, bu sene 3 bin 954 adet azalarak yüzde 33'lük bir düşüş kaydetti. ANKARA (İGFA) - Ankara'da Mayıs 2026 döneminde 2 bin 178 adet ipotekli konut satışı yapıldı. İpotekli satışların toplam satışlar içerisindeki payı yüzde 27,2 olarak belirlendi. Geçen yılın aynı ayında 2 bin 631 olan ipotekli satış rakamları, bu yıl yüzde 17,2 oranında azaldı. Asıl belirgin gerileme ipoteksiz ve diğer satış kategorilerinde yaşandı. Mayıs 2026'da 5 bin 843 ipoteksiz konut satışı gerçekleşirken, geçen yıl bu rakam 9 bin 344 civarındaydı. Böylece ipoteksiz satışlarda 3 bin 501 adetlik bir azalma meydana gelirken, düşüş oranı yüzde 37,5 oldu. İkinci elde kayıp daha büyük İlk el konut satışları Mayıs 2026'da 2 bin 149 adet seviyesinde kaldı. Geçen yıl aynı dönemde 3 bin 70 olan ilk el satışlar yüzde 30 oranında düştü. İkinci el piyasasında ise tablo daha ağır seyretti. Mayıs 2025'te 8 bin 905 adet olan ikinci el satışlar, Mayıs 2026'da 5 bin 872'ye geriledi. İkinci eldeki yıllık kayıp 3 bin 33 adet olurken, düşüş oranı yüzde 34,1 olarak kaydedildi. Gayrimenkul ekonomisi ve ileri düzey pazarlama alanında uzmanlaşan Ankara'nın öncü gayrimenkul firması Gayrimenkul PR, Mayıs ayı konut satış verilerini şu şekilde analiz etti: ‘1 Mayıs, 19 Mayıs ve 9 günlük bayram tatili sebebiyle konut işlemlerinde bir erteleme süreci yaşandı. Savaşların etkisi, altın fiyatlarındaki suni dalgalanmalar ve krediye erişimdeki kısıtlar gibi faktörler, piyasadaki nakit akışının yavaşlaması ve alıcı tercihlerinin değişmesiyle birleşerek konut alım-satım kararlarını etkiledi. Bize göre Mayıs ayı verileri tek başına kalıcı bir yön değişimi olarak yorumlanmamalıdır. Asıl trend, Haziran ayı rakamlarıyla birlikte daha net ortaya çıkacak ve ertelenen talebin piyasaya dönüp dönmediği bu süreçte belli olacaktır. Gelecek dönemde, doğru fiyatlandırma stratejisi uygulanan ve ileri düzeyde pazarlanan konutlar, rakiplerine oranla daha hızlı satılmaya devam edecektir.

Tarımda üretici enflasyonu yüzde 43'ü aştı... Sebze fiyatlarında üç haneli artış! Haber

Tarımda üretici enflasyonu yüzde 43'ü aştı... Sebze fiyatlarında üç haneli artış!

TÜİK tarafından paylaşılan Mayıs 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) rakamlarına göre, üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 43,08 oldu. En çarpıcı yükseliş yüzde 113,35 ile sebze ve yumru bitkiler kategorisinde yaşanırken, aylık bazdaki en belirgin artış canlı kümes hayvanları ve yumurtalarda kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2026 dönemine ait Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre Tarım-ÜFE, Mayıs ayında bir önceki aya oranla yüzde 0,61, yıl başına göre yüzde 18,41 ve geçen senenin aynı ayına kıyasla yüzde 43,08 oranında yükseldi. On iki aylık ortalamalardaki artış oranı ise yüzde 41,54 olarak belirlendi. Söz konusu veriler, tarım alanındaki üretici maliyetlerinin artmaya devam ettiğini gösterirken, belirli ürün gruplarında ciddi fiyat artışları ön plana çıktı. Sektörel dağılıma bakıldığında, Mayıs ayında tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde yüzde 0,24, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 5,16, balıkçılık ve su ürünlerinde ise yüzde 7,43'lük bir artış yaşandı. Ana gruplar bazında değerlendirildiğinde; tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,73'lük bir gerileme olurken, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,32 ve canlı hayvanlar ile hayvansal ürünlerde yüzde 3,47 oranında yükseliş saptandı. Tarım-ÜFE'de yıllık bazda zirvedeki artış yüzde 113,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular alt grubunda gerçekleşti. Aylık bazdaki en yüksek artış ise yüzde 10,48 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar grubunda kaydedildi.

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR” Haber

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR”

ŞENYÜREK: “YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR, İKTİDAR GERÇEK GÜNDEMİ PERDELİYOR” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının ardından yaptığı açıklamada iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Şenyürek, vatandaşın sofrasındaki küçülmenin, pazardaki fiyatların, marketteki etiketlerin ve mutfaktaki geçim sıkıntısının resmi rakamların çok ötesinde bir yoksullaşmayı ortaya koyduğunu söyledi. “PEMBE TABLONUN HALKIN GERÇEK HAYATIYLA İLGİSİ YOK” Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, TÜİK’in Mayıs ayı enflasyon verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede, iktidarın ekonomide çizdiği tablonun halkın günlük yaşamındaki ağır tabloyu gizleyemediğini belirtti. Şenyürek, “Bugün açıklanan Mayıs ayı enflasyon rakamları, iktidarın ekonomide çizdiği pembe tablonun halkın gerçek hayatıyla hiçbir ilgisi olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK’e göre dahi yıllık enflasyon yüzde 32’nin üzerindedir. Yılın ilk beş ayında ortaya çıkan tablo, vatandaşın alım gücünün her geçen gün biraz daha eridiğini, sofrasının biraz daha küçüldüğünü açıkça göstermektedir” dedi. “TÜRKİYE’DE EN TEMEL MESELE GEÇİM MESELESİDİR” Şenyürek, Türkiye’de vatandaşın öncelikli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu vurgulayarak emekliden asgari ücretliye, memurdan esnafa, üreticiden gençlere kadar geniş kesimlerin ekonomik baskı altında yaşadığını ifade etti. Şenyürek, “Türkiye’de artık en temel mesele geçim meselesidir. Emekli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor, asgari ücretli çocuğunun masrafını nasıl karşılayacağını hesaplıyor, memur kirasını ödemekte zorlanıyor, esnaf siftah yapmadan kepenk kapattığı günleri çoğaltıyor, üretici mazotun, gübrenin, ilacın maliyeti altında eziliyor. Ancak iktidar, halkın bu gerçek gündeminin konuşulmaması için her gün başka bir tartışma başlığı açıyor” ifadelerini kullandı. “RAKAMLARLA OYNAYARAK YOKSULLUĞU ÖRTEMEZSİNİZ” İktidarın ekonomik krizi gündem değiştirerek perdelemeye çalıştığını söyleyen Şenyürek, hayat pahalığının artık her hanede doğrudan hissedildiğini belirtti. Şenyürek, “Ekonomiyi yönetemeyenler, gündemi yöneterek gerçeği saklayabileceklerini zannediyor. Rakamlarla oynayarak, hedefleri değiştirerek, krizi cümlelerin arkasına saklayarak bu milletin yaşadığı yoksulluğu örtemezsiniz. Pazara çıkan emekli, markete giden anne, çocuğuna harçlık vermekte zorlanan baba, fındık bahçesinde emeğinin karşılığını alamayan üretici, gerçeği zaten her gün yaşayarak görüyor” dedi. “GİRESUN’DA DA TABLO FARKLI DEĞİL” Şenyürek, ekonomik krizin Giresun’da da üreticiyi, emekliyi, esnafı ve gençleri doğrudan etkilediğini dile getirdi. Fındık üreticisinin maliyetler karşısında nefes almakta zorlandığını, emeklinin maaşıyla geçinemediğini, esnafın giderlerinin gelirini aştığını ve gençlerin işsizlik kaygısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Şenyürek, “Giresun’da da tablo farklı değildir. Fındık üreticisi artan maliyetler karşısında nefes alamaz hale gelmiştir. Emeklimiz maaşıyla geçinememektedir. Esnafımızın giderleri gelirini aşmıştır. Gençlerimiz işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıyadır. Bir yanda sürekli artan fiyatlar, diğer yanda yerinde sayan gelirler vardır. Bunun adı ekonomik istikrar değil, açıkça halkın yoksullaştırılmasıdır” diye konuştu. “VATANDAŞIN GERÇEK ENFLASYONU MUTFAKTA, KİRADA VE FATURADA ORTAYA ÇIKIYOR” Resmi enflasyon rakamları ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyatlar arasındaki farkın büyüdüğünü belirten Şenyürek, maaş artışlarının resmi veriler üzerinden belirlendiğini, ancak vatandaşın gerçek hayatın fiyatlarıyla mücadele ettiğini vurguladı. Şenyürek, “Bugün çarşıda, pazarda, markette yaşanan hayat pahalığı, açıklanan resmi rakamların çok daha ötesindedir. Vatandaşın gerçek enflasyonu; mutfakta kaynayan tencerede, kira kontratında, elektrik ve doğalgaz faturasında, çocuğunun okul masrafında, üreticinin bahçesine girmeden önce yaptığı maliyet hesabında ortaya çıkmaktadır. TÜİK’in rakamlarıyla maaş zammı belirlenirken, vatandaş gerçek hayatın fiyatlarıyla yaşam mücadelesi vermektedir” açıklamasını yaptı. “ENFLASYONUN BEDELİNİ EMEKLİ, İŞÇİ, MEMUR, ÇİFTÇİ VE ESNAF ÖDÜYOR” Şenyürek, iktidarın ekonomi politikalarının toplumun geniş kesimleri için hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü söyledi. Enflasyonun yükünün emekliye, işçiye, memura, çiftçiye, esnafa ve gençlere yüklendiğini belirtti. Şenyürek, “İktidarın ekonomi politikası, vatandaş için artık açık bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Enflasyonun bedelini saray çevreleri de ranttan beslenenler de ödemiyor. Bu bedeli emekli ödüyor, işçi ödüyor, memur ödüyor, çiftçi ödüyor, esnaf ödüyor, gençler ödüyor” dedi. “HALKIN GÜNDEMİNİ YAPAY TARTIŞMALARLA ÖRTEMEZLER” Şenyürek, iktidarın en büyük çabasının vatandaşın sofrasındaki yangının konuşulmasını engellemek olduğunu ifade ederek gerçek gündemin mutfak, pazar, kira, fatura ve işsizlik olduğunu söyledi. Şenyürek, “Bugün iktidarın en büyük çabası, vatandaşın sofrasındaki yangının konuşulmamasıdır. Çünkü biliyorlar ki bu ülkede gündem mutfaktır, pazardır, kiradır, faturadır, işsizliktir. Halkın gündemi bellidir; bu gündemin üstünü ne yapay tartışmalarla ne de hamasetle örtebilirler” ifadelerini kullandı. “SORUN KAYNAK YOKLUĞU DEĞİL, ADALETSİZ YÖNETİM ANLAYIŞIDIR” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Türkiye’nin kaynak sorunu yaşamadığını, temel meselenin adaletsiz yönetim anlayışı olduğunu savundu. Üretenin, emek verenin ve alın teriyle yaşayanların korunmadığı bir düzende krizden çıkışın mümkün olmadığını belirtti. Şenyürek, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha söylüyoruz; bu ülkenin kaynakları vardır. Sorun kaynak yokluğu değil, adaletsiz yönetim anlayışıdır. Sorun, üretenin değil rantçının; emekçinin değil ayrıcalıklı çevrelerin korunduğu bu düzendir. Üretenin, emek verenin, alın teriyle yaşayanın hakkını koruyan bir ekonomik düzen kurulmadan bu krizden çıkış mümkün değildir” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI HALKÇI BİR İKTİDARDIR” Şenyürek, vatandaşın sofrasını küçülten, emeğin değerini düşüren, üreticiyi toprağından koparan ve gençleri umutsuzluğa sürükleyen mevcut ekonomik düzenin Türkiye’ye artık bir çözüm sunamayacağını söyledi. Şenyürek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Vatandaşın sofrasını küçülten, emeğin değerini düşüren, üreticiyi toprağından koparan, gençleri umutsuzluğa sürükleyen bu düzenin artık ülkeye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Türkiye’nin ihtiyacı; halkın yaşadığı geçim sıkıntısını görmezden gelen, gerçek gündemi perdelemeye çalışan bir anlayış değil; emeği önceleyen, üretimi destekleyen, gelir adaletini sağlayan sosyal adaletçi ve halkçı bir iktidardır. Halkın sofrasındaki yangını söndürecek olan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu üretimden yana ekonomi anlayışıdır.”

2025’te doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi... En yüksek doğurganlık 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu Haber

2025’te doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi... En yüksek doğurganlık 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu

TÜİK 2025 verilerine göre canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olurken, toplam doğurganlık hızı 1,42'ye gerileyerek yenilenme eşiği olan 2,10'un altında kaldı. En yüksek oran Şanlıurfa, en düşük oran ise Bartın'da kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olurken, toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk seviyesine gerileyerek nüfusun yenilenme eşiği olan 2,10’un altında kalmayı sürdürdü. 2025 yılında canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4’ünü erkekler, yüzde 48,6’sını ise kız çocukları oluşturdu. Kaba doğum hızı ise binde 10,4 olarak gerçekleşti. Böylece 2001 yılında binde 20,3 olan kaba doğum hızı yaklaşık yarı yarıya düşmüş oldu. DOĞURGANLIK HIZINDAKİ DÜŞÜŞ SÜRÜYOR Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca dünyaya getirebileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken, 2014 yılından itibaren kesintisiz düşüş gösterdi. 2025 yılında ise bu oran 1,42 çocuk olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de toplam doğurganlık hızı son 9 yıldır nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,10’un altında seyrediyor. ŞANLIURFA İLK SIRADA, BARTIN SON SIRADA İllere göre incelendiğinde, toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’yı 2,53 çocuk ile Şırnak, 2,23 çocuk ile Mardin takip etti. En düşük doğurganlık hızına sahip il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. İzmir 1,10, Eskişehir, Ankara ve Zonguldak ise 1,11 çocuk ile listenin alt sıralarında yer aldı. 2017 yılında toplam doğurganlık hızının 2,10’un altında olduğu il sayısı 57 iken, bu sayı 2025 yılında 76’ya yükseldi. Doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısı ise 2017’de yalnızca 4 iken, 2025 yılında 59’a çıktı. Üç çocuk ve üzeri doğurganlık hızına sahip tek il ise Şanlıurfa oldu. TÜRKİYE, AB ORTALAMASININ ÜZERİNDE Avrupa Birliği ülkeleri arasında 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızı 1,72 çocuk ile Bulgaristan’da görülürken, en düşük oran 1,01 çocuk ile Malta’da kaydedildi. Türkiye’nin 2025 yılı toplam doğurganlık hızı olan 1,42 çocuk, Avrupa Birliği ortalaması olan 1,34’ün üzerinde gerçekleşti. Türkiye bu oranla AB ülkeleri arasında 11. sırada yer aldı. Annenin eğitim durumuna göre incelendiğinde, en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu annelerde 2,51 çocuk olurken, yükseköğretim mezunu annelerde bu oran 1,24 çocuk olarak gerçekleşti. KENTLERDE DOĞURGANLIK DAHA DÜŞÜK Kent-kır sınıflamasına göre doğurganlık hızının en düşük olduğu yerler yoğun kentler oldu. 2025 yılında yoğun kentlerde toplam doğurganlık hızı 1,33 çocuk olarak hesaplanırken, orta yoğun kentlerde 1,53, kırsal alanlarda ise 1,75 çocuk olarak kaydedildi. Yaşa özel doğurganlık hızında en yüksek oran 2025 yılında 25-29 yaş grubunda görüldü. Böylece doğurganlığın daha ileri yaşlara kaydığı ortaya çıktı. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı 27,5 olurken, tüm annelerin ortalama doğum yaşı 29,4’e yükseldi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 yaş ile Artvin olurken, en düşük olduğu il ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu arada 15-19 yaş grubundaki kadınlarda görülen adölesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2025 yılında binde 9’a geriledi. ÇOĞUL DOĞUM ORANI YÜZDE 3,3 OLDU 2025 yılında gerçekleşen doğumların yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak kayıtlara geçti. Çoğul doğumların yüzde 96,8’i ikiz, yüzde 3,1’i üçüz, yüzde 0,1’i ise dördüz ve üzeri doğumlardan oluştu. Doğum sırasına göre incelendiğinde, 2025 yılında doğumların yüzde 42,8’i annenin ilk doğumu olarak gerçekleşti. İkinci doğumların oranı yüzde 30,5, üçüncü doğumların oranı yüzde 15,5, dördüncü ve üzeri doğumların oranı ise yüzde 10,8 oldu.

TÜİK ilk kez açıkladı... En yaygın suç 'taciz' ve siber dolandırıcılık Haber

TÜİK ilk kez açıkladı... En yaygın suç 'taciz' ve siber dolandırıcılık

TÜİK’in ilk kez yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması’na göre son bir yılda bireylerin yüzde 4,6’sı cinsel olmayan tacize, yüzde 3,5’i bilişim suçlarına maruz kaldı. Evlerde en yaygın güvenlik önlemi çelik kapı olurken, suçların resmi makamlara bildirilme oranı ise dikkat çekici farklılıklar gösterdi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin “Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması”nın (TSMA) sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. İlk kez gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de güvenlik algısı, suç türleri ve vatandaşların suç karşısındaki davranışlarına ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koydu. Söz konusu araştırma bireylerin suç mağduriyeti, güvenlik algısı ve mağduriyet sonrası davranışlarına ilişkin çarpıcı veriler ortaya çıkardı. 6 Ekim - 19 Aralık 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirilen çalışma kapsamında 21 bin 500 hanede yaşayan 15 yaş ve üzeri bireylerle görüşüldü. Bilgisayar destekli yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmada toplam 18 bin 378 kişinin verileri değerlendirildi. EVLERDE İLK TERCİH ÇELİK KAPI OLDU Araştırmaya göre vatandaşların suçtan korunmak amacıyla evlerinde en fazla tercih ettiği güvenlik önlemi yüzde 70,7 ile zırhlı/çelik kapı oldu. Güvenlik kamerası yüzde 35,5 ile ikinci sırada yer alırken, pencerelere panjur veya korkuluk yaptıranların oranı yüzde 28 olarak kaydedildi. En az tercih edilen önlemler ise yüzde 4,7 ile hırsız alarmı, yüzde 4,8 ile bekçi köpeği ve yüzde 5,5 ile biber gazı/elektro şok cihazları oldu. Kent-kır ayrımında ise dikkat çekici farklılıklar görüldü. Ateşli silah ve bekçi köpeği kullanımının kırsal bölgelerde daha yaygın olduğu belirlenirken; güvenlik kamerası, çelik kapı ve alarm sistemlerinin yoğun kentlerde daha fazla tercih edildiği tespit edildi. EN YAYGIN SUÇ: TACİZ VE SİBER SUÇLAR Araştırmada son bir yıl içinde en az bir kez suç mağduru olduğunu belirtenlerin oranı incelendiğinde, ilk sırada yüzde 4,6 ile cinsel olmayan taciz yer aldı. Bunu yüzde 3,5 ile bilişim suçları ve yüzde 2,8 ile tüketici dolandırıcılığı izledi. Araç hırsızlığı yüzde 0,2, yağma yüzde 0,1 ve araçtan kişisel eşya çalınması yüzde 0,6 ile en düşük yaygınlık oranına sahip suç türleri arasında yer aldı. VATANDAŞ EN ÇOK ARAÇ HIRSIZLIĞINI BİLDİRİYOR Suç mağduriyetinin resmi mercilere bildirilme oranlarında ise araç hırsızlığı ilk sırada yer aldı. Araç hırsızlığı mağdurlarının yüzde 81,3’ü olayı resmi kurumlara bildirirken, motosiklet/moped hırsızlığında bu oran yüzde 68,4 oldu. Saldırı ve yaralanma olaylarında bildirim oranı yüzde 53,3 olarak kaydedildi. En düşük bildirim oranı ise yüzde 5,1 ile rüşvet suçunda görüldü. Cinsel tacizde bildirim oranı yüzde 11, cinsel olmayan tacizde ise yüzde 14,7 olarak gerçekleşti. MADDİ KAYIPLAR GENELLİKLE 25 BİN TL’NİN ALTINDA Araştırmaya göre suç mağduriyetlerinde oluşan maddi kayıpların büyük bölümü 24 bin 999 TL ve altında kaldı. Evden hırsızlık ve tüketici dolandırıcılığı suçlarında ise ikinci sırada “100 bin TL ve üzeri” kayıplar yer aldı. Evden hırsızlık olaylarında en çok çalınan ürünler arasında elektronik ve elektrikli eşyalar öne çıktı. Olayların yüzde 15,5’inde elektronik eşya çalınırken, yüzde 14,9’unda mücevher, saat ve altın hırsızlığı yaşandı. Diğer hırsızlık olaylarında ise en sık çalınan eşyalar yüzde 19,4 ile cüzdan ve çanta, yüzde 15,2 ile cep telefonu oldu.

Türkiye’de genç nüfusun payı yüzde 14,8... Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı Haber

Türkiye’de genç nüfusun payı yüzde 14,8... Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı

Türkiye'de 15-24 yaş aralığındaki genç nüfus 12,7 milyon seviyesine ulaşırken, gençlerin genel nüfus içindeki oranı yüzde 14,8 olarak belirlendi. TÜİK'in paylaştığı verilere göre genç işsizliğinde düşüş gözlemlenirken, NEET oranı artış gösterdi, yapay zeka kullanım oranı ise yüzde 39,4'e tırmandı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait gençlik istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre, Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olurken, 15-24 yaş grubundaki gençlerin sayısı 12 milyon 708 bin 348 kişi olarak tespit edildi. Gençlerin toplam nüfus içindeki payı yüzde 14,8 olarak kaydedilirken, bu grubun yüzde 51,2’sini erkekler, yüzde 48,8’ini ise kadınlar oluşturdu. GENÇ NÜFUS ORANI UZUN VADEDE AZALIYOR TÜİK verileri, 1950 yılında yüzde 20,8 seviyesinde olan genç nüfus oranının 2025 yılında yüzde 14,8'e gerilediğini ortaya koydu. Nüfus projeksiyonları, bu oranın 2100 yılına kadar senaryolara göre yüzde 7 ile yüzde 11 aralığına düşebileceğini öngörüyor. TÜRKİYE, AB ORTALAMASININ ÜSTÜNDE Türkiye'nin genç nüfus oranı, Avrupa Birliği'nin yüzde 10,7 olan ortalamasının üzerinde gerçekleşirken, yüzde 15,6 olan dünya ortalamasının ise bir miktar altında kaldı. İller bazında incelendiğinde, en yüksek genç nüfus oranının yüzde 20,4 ile Şırnak'ta, en düşük oranın ise yüzde 11,7 ile Balıkesir'de olduğu görüldü. Genç nüfus içindeki göç hareketliliğinin temel sebebinin eğitim olduğu saptandı. 2024 yılında 448 bin 826 genç eğitim amacıyla, 102 bin 660 genç ise iş bulma veya yeni bir işe başlama nedeniyle göç etti. Yükseköğretimde net okullaşma oranı yüzde 46,3 olarak gerçekleşirken; bu oran kadınlarda yüzde 53 ile erkeklerin (yüzde 39,9) üzerinde seyretti. İŞGÜCÜNE KATILIM ARTARKEN NEET ORANI YÜKSELDİ Gençlerin işgücüne katılım oranı yüzde 47,6'ya çıkarken, işsizlik oranı yüzde 15,3'e geriledi. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,7, genç kadınlarda ise yüzde 22,1 olarak belirlendi. Öte yandan, ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin (NEET) oranı yüzde 23,3'e yükseldi. Genç kadınlarda bu oran yüzde 30,9 seviyelerine ulaştı. GENÇLERİN ÇOĞUNLUĞU SAĞLIK DURUMUNDAN MEMNUN Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 87,2’si genel sağlık durumundan memnun olduğunu ifade etti. İş memnuniyeti oranı yüzde 75,5, eğitim memnuniyeti ise yüzde 73 olarak kaydedildi. Araştırma verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar şiddete en çok maruz kalan kesim oldu. En sık rastlanan şiddet türünün yüzde 15,2 ile psikolojik şiddet olduğu görüldü. YAPAY ZEKA KULLANIMI YÜZDE 39,4'E ÇIKTI TÜİK verilerine göre, internet erişimi olan gençlerin yüzde 39,4’ü üretken yapay zeka araçlarını kullandığını belirtti. Kullanımın ağırlıklı olarak eğitim süreçleri ve özel amaçlar için yoğunlaştığı saptandı. Yapay zeka kullanmayan gençlerin büyük bir kısmı ise temel gerekçe olarak “ihtiyaç duymamayı” gösterdi. TÜİK'in yayımladığı veriler, Türkiye'de genç nüfusun sayısal büyüklüğünü koruduğunu ancak oransal bir düşüş eğiliminde olduğunu; eğitim ve istihdam piyasasında ise fırsatlar ile yapısal sorunların eş zamanlı olarak sürdüğünü ortaya koydu.

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Haber

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ

SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİ GİRESUN’DA SONUÇ ÜRETİYOR: İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Sağlıklı Hayat Merkezi’nde aldığı ücretsiz diyetisyen desteğiyle 1 yılda 25 kilo verdi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün paylaştığı verilere göre merkezden uzman desteği alan 1.537 kişi toplam 4.196 kilo kaybetti. AKSOY KENDİ ÖRNEĞİYLE VATANDAŞA ÇAĞRI YAPTI Giresun’da fazla kilo ve sağlıklı yaşam mücadelesi artık yalnızca tavsiye düzeyinde yürümüyor; kamu sağlık sistemi doğrudan sonuç üretiyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy’un bir yıl içinde 25 kilo vermesi, Sağlıklı Hayat Merkezi’nin sahadaki etkisini görünür hale getirdi. Aynı süreçte merkezden destek alan 1.537 kişinin toplam 4.196 kilo kaybetmesi, hizmetin bireysel başarı öykülerinin ötesine geçtiğini gösterdi. Bu tablo, Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde başlattığı “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyasının yerelde somut karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kampanya 10 Mayıs–10 Temmuz 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde yürütüldü; boy-kilo ölçümü, beden kitle indeksi değerlendirmesi ve ihtiyaç duyan vatandaşların ücretsiz danışmanlık hizmetlerine yönlendirilmesi hedeflendi. MERKEZDE DİYETİSYENDEN PSİKOLOĞA UZANAN ÜCRETSİZ DESTEK VERİLİYOR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi, Merkez Toplum Sağlığı Merkezi’ne bağlı olarak hizmet veriyor. Merkezde diyetisyenlik, fizyoterapi, ruh sağlığı danışmanlığı, çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı, ağız ve diş sağlığı, KETEM taramaları, sigara bırakma ve tıbbi sosyal hizmet desteği ücretsiz sunuluyor. İl Sağlık Müdürü Aksoy da 2025 Eylül’ünde yaptığı açıklamada bu merkezlerin vatandaşın bir hastane ya da aile sağlığı merkezi gibi doğrudan başvurabileceği sağlık birimleri olduğunu vurguladı. Giresun’daki resmi hizmet verileri de merkezin yoğun kullanımını ortaya koydu. İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarına göre merkezde 2024’ün ilk altı ayında 1.403 kişi sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı, 619 kişi ruh sağlığı danışmanlığı, 198 kişi fiziksel aktivite danışmanlığı aldı. Aynı dönemde KETEM’de 3.275 meme kanseri, 2.511 rahim ağzı kanseri ve 315 kolon kanseri taraması yapıldı; sigara bırakma polikliniğinden 147 kişi yararlandı. FİRDEVS KARABAYIR SAHADAKİ YÜZLERDEN BİRİ OLDU Merkezin beslenme hattında Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın görev yaptığı resmi kayıtlarla doğrulandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nün 2021 tarihli açıklamasında Karabayır’ın Sağlıklı Hayat Merkezi Obezite Birimi’nde vatandaşlara hizmet verdiği, başvuran kişilere vücut analizi yapıldığı ve yaş, kilo ile kronik hastalıklara uygun kişisel beslenme programı hazırlandığı açıkça belirtildi. Bu yapı, yalnızca genel öneri veren değil, kişiye özel izlem yapan bir sağlık modeli olarak çalışıyor. Merkezde elde edilen sonuçlar da bununla örtüşüyor. Mart 2025’te yayımlanan Anadolu Ajansı kaynaklı haberde, Giresun’daki merkeze başvuran Canan Duran’ın Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın kontrolünde 9 ayda 26 kilo verdiği, 103 kilodan 77 kiloya düştüğü bildirildi. Bu örnek, Aksoy’un kamuoyuna yansıyan kişisel dönüşümüyle birlikte okunduğunda, merkezin sürdürülebilir takip ve davranış değişikliği odaklı çalıştığını güçlendiriyor. GİRESUN’DAKİ MODEL, TÜRKİYE’NİN OBEZİTE TABLOSUNDA AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR Türkiye’de obezite artık münferit bir sağlık sorunu değil, yaygın bir halk sağlığı başlığı haline geldi. TÜİK’in 2022 verilerine göre 15 yaş ve üzeri nüfusta obezite oranı yüzde 20,2’ye ulaştı. Aynı veride kadınlarda oran yüzde 23,6, erkeklerde yüzde 16,8 olarak kayda geçti. Bu tablo, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin yalnızca zayıflama desteği sunan birimler değil; kronik hastalık riskini azaltmayı hedefleyen koruyucu sağlık yapıları olduğunu gösteriyor. Giresun’daki örnek, bu yüzden yalnızca bir başarı hikâyesi olarak okunmuyor. Kentteki merkez, beslenme danışmanlığını psikolojik destek, fiziksel aktivite, tarama ve sosyal hizmetle aynı çatı altında buluşturuyor. Aksoy’un doğrudan kendi deneyimiyle öne çıkması da sistemin vatandaşa uzaktan seslenmediğini, yöneticinin de aynı mekanizmanın içinde yer aldığını gösteriyor. VATANDAŞA AÇIK, RANDEVU HATTI HAZIR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi halen Nizamiye Mahallesi Orhan Yılmaz Caddesi No:49 Kat:1 Merkez/Giresun adresinde hizmet veriyor. İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların 0 (454) 260 20 16 numaralı telefondan merkeze ulaşıp randevu oluşturabileceğini belirtiyor. Aksoy’un 2025 tarihli açıklamasında da merkezin “bir telefon uzaklıkta” olduğu vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.