Hava Durumu

#Tmo

giresunsonhaber - Tmo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ Haber

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fındıkta yaşanan sert fiyat düşüşünü gündeme taşıdı. 350 liraya kadar çıkan fındık fiyatının 240 liraya gerilediğini vurgulayan Gezmiş, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin taban fiyatı en az 300 lira olarak güncellemesini istedi. TBMM’DE GİRESUN FINDIĞI İÇİN ACİL ÇAĞRI Karadeniz’in ve Giresun’un temel geçim kaynaklarından biri olan fındıkta yaşanan fiyat kaybı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Meclis’te yaptığı konuşmada fındık üreticisinin ağır kayıp yaşadığını söyledi. Gezmiş, kısa süre önce 350 liraya kadar yükselen fındık fiyatının 5 Şubat 2026 itibarıyla 240 liraya düştüğünü belirtti. Bu düşüşle birlikte üreticinin kilogram başına 110 lira kayba uğradığını ifade eden Gezmiş, piyasadaki dengesizliğin üreticiyi doğrudan vurduğunu dile getirdi. “ÜRETİCİ YABANCI SERMAYEYE VE ARACILARA TESLİM EDİLEMEZ” Fındık piyasasında yaşanan dalgalanmanın kabul edilemez olduğunu söyleyen Gezmiş, üreticinin yabancı sermaye ve aracıların insafına bırakılamayacağını vurguladı. Hasat öncesi yapılan satışların piyasayı bozduğunu belirten Gezmiş, devletin piyasaya daha güçlü müdahale etmesi gerektiğini savundu. TMO’YA TABAN FİYAT ÇAĞRISI Toprak Mahsulleri Ofisi’ne açık çağrı yapan Gezmiş, fındıkta taban fiyatın en az 300 lira olarak yeniden belirlenmesini istedi. Üreticinin korunmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gezmiş, fındığın yalnızca bir tarım ürünü olmadığını, bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamı açısından stratejik değer taşıdığını söyledi. “FINDIK EMEKTİR, ALIN TERİDİR” Konuşmasında fındığın Karadeniz insanı için taşıdığı anlamı da hatırlatan Gezmiş, “Fındık emektir, yerli sermayedir, alın teridir” mesajı verdi. Fındığın hak ettiği değeri bulması gerektiğini belirten Gezmiş, üreticinin daha fazla kayıp yaşamaması için acil önlem alınmasını istedi.

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ Haber

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli yeni listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 TL/kg’a çekti. Aynı ürün 23 Mart’ta 257 TL/kg idi. İki günde 15 liralık düşüş yaşandı. Kayıp, 8 Ocak’taki 307 liraya göre 65 liraya, Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre 105 liraya çıktı. Piyasada artık yalnız fiyat değil, fiyatı aşağı iten düzen tartışılıyor. BUGÜNÜN FİYATI ANA HABERDİR: MARTTA GERİ ÇEKİLME DEĞİL, SERT ÇÖZÜLME VAR Bugün açıklanan 242 liralık fiyat, sıradan bir düzeltme değil. 23 Mart’ta 257 lira olan 50 randıman fiyatı iki gün içinde 242 liraya indi. Bu düşüş, yalnız kısa vadeli bir oynaklık değil; mart ayı boyunca hızlanan aşağı yönlü çözülmenin yeni eşiğidir. TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalınsa da, üretici lehine oluşan üst bant hızla eriyor. EYLÜL ZİRVESİNDEN BUGÜNE 105 LİRA ERİDİ FİSKOBİRLİK fiyat serisinin açık kronolojisi sert bir tablo veriyor. Giresun Son Haber’de derlenen akışa göre 50 randıman Giresun kalite fiyatı 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açıldı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıktı, aralıkta 270 liraya indi, 8 Ocak 2026’da 307 lirayı gördü, 19 Ocak’ta 292 liraya çekildi ve 23 Mart’ta 257 liraya düştü. Bugün açıklanan 242 lira ile birlikte Eylül zirvesinden kayıp yaklaşık yüzde 30’a dayandı. Bu seyir, yükseliş hikâyesinin dağıldığını, primli dönemin büyük ölçüde geri alındığını gösteriyor. REKOLTE DİLİ, YENİ MAHSUL DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün ilk büyük dayanağı, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini oldu. Giresun Son Haber’in 8 Mart tarihli haberinde, bu yüksek ilk tahminin üretici cephesinde erken fiyat baskısı yaratabileceği, maliyet, kalite ve bölgesel farklar yeterince görünmeden piyasa dilinin aşağı kurulduğu vurgulanmıştı. Başka bir ifadeyle, ürün hasada gelmeden fiyat çıpası aşağı çekildi. FİSKOBİRLİK NE YAPIYOR ? SORUSU BÜYÜYOR 13 Mart’ta yayımlanan “Fındıkta Sessizlik Büyüyor” başlıklı haberde piyasada üretici için konuşulan en somut seviyenin 260 TL/kg olduğu, FİSKOBİRLİK’in 6 Şubat’tan sonra görünür yeni fiyat açıklamadığı ve TMO tarafında da güncel alım tonajı konusunda net kamuoyu bilgisinin bulunmadığını paylaşmıştık. Şimdi 25 Mart tablosunda 242 lira görülüyor. Bu iki veri yan yana geldiğinde üretici cephesindeki kuşku sertleşiyor: FİSKOBİRLİK, yüksek rekolte söylemiyle baskılanan piyasada üreticiyi koruyan çizgiyi mi zayıflatıyor, yoksa serbest piyasanın aşağı gidişine uyum sağlayan yeni bir hatta mı geçiyor? Mevcut açık veriler ikinci soruyu daha yüksek sesle sorduruyor; ancak kurumun alım stratejisine ilişkin ayrıntılı ve güncel kamuoyu verisi sınırlı olduğu için kesin hüküm kurmak güç. TMO’nun tabanı 200 lira olarak kaldı; FİSKOBİRLİK bugün 242 lirada duruyor. Kağıt üzerinde fark var. Ancak üretici açısından asıl mesele, fiyatın tabanın kaç lira üstünde olduğu değil, zirve oluştuğunda hangi kurumun o primi koruyabildiği ve düşüş başladığında kimin ne kadar direnç gösterdiğidir. Bugünkü tablo, o direncin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. İHRACAT HACMİ GERİLEDİ, DIŞ TALEP FİYATI TAŞIMADI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği verilerini aktaran Anadolu Ajansı’na göre Türkiye, 2026’nın ilk iki ayında 28 bin 900 ton fındık ihracatından 388,7 milyon dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 51 bin 667 ton ihracat karşılığında 421,6 milyon dolar gelir sağlanmıştı. Gelir yüksek görünse de tonajdaki sert düşüş, dış alım iştahının hacim tarafında zayıfladığını gösteriyor. ŞİLİ HATTI BÜYÜYOR, REKABET TAKVİME YAYILIYOR Düşüşün arka planında yalnız iç piyasa yok. Giresun Son Haber’in Şili dosyası, Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenen 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü ile birlikte üretimden teknolojiye, ticaretten sanayiye uzanan yeni bir rekabet hattının büyüdüğünü gösteriyor. Ferrero’nun sürdürülebilir fındık tedarikine ilişkin belgeleri de ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor; kuzey ve güney yarımküreye yayılan tedarik modelini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapı genişledikçe, dünya alıcısının tek ülkeye bağımlılığı azalıyor. Türkiye’de üretici fiyatı üzerindeki baskı da tam burada ağırlaşıyor. BİLGİ AKIŞI DA TARTIŞMA KONUSU OLDU Yeni liste 25 Mart gecesi 21:30 da sosyal medyada görünür hale geldi. Buna rağmen liste yayınlanmadan 6 saat önce bazı haber kuruluşlarına servis edildiği yönünde eleştiriler var. Ancak böyle bir akış gerçekten yaşandıysa, tartışma yalnız fiyat düşüşüyle sınırlı kalmaz; fiyat bilgisinin piyasaya hangi sırayla, kimlere ve ne ölçüde eşit ulaştırıldığı sorusu da masaya gelir. Fındıkta güven, yalnız rakamla değil, o rakamın açıklanma biçimiyle de kurulur. Sonuç olarak; FİSKOBİRLİK iki gün içinde 15 lira geri geldi. Eylül 2025 zirvesinden kayıp 105 liraya çıktı. Rekolte dili yeni mahsul daha gelmeden aşağı baskı üretti. İhracat hacmi zayıfladı. Dünya pazarı Şili başta olmak üzere yeni üretim hatlarıyla daha parçalı hale geldi. Bu nedenle bugünkü düşüş, yalnız tabeladaki bir rakam değişikliği değildir. Bu düşüş, üreticinin elindeki ürünün değerinin kademe kademe aşağı çekildiği yeni dönemin açık işaretidir.

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Haber

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük’ün 26 Mart 2026’da Şili’de lisanslı depoculuk sistemini anlatacak olması, Giresun’daki depo ve spot borsa tartışmasını alevlendirdi. 2017’de açılan, ilk yıllarında ürün alan ve uluslararası vitrine çıkarılan sistem için kentte sorulan temel soru değişmedi: Bu yapı bugün gerçekten ne kadar çalışıyor? Giresun’da lisanslı depo projesi, sıradan bir yatırım başlığı olarak duyurulmadı. Giresun Ticaret Borsası’nın proje sayfasına ve TOBB kayıtlarına göre tesis 10 Mart 2017’de kesin kabul sürecini tamamladı, 8 Eylül 2017’de açılarak faaliyete başladı. Kurumsal kayıtlarda yapı, 24 çelik silodan oluşan 17 bin ton kapasiteli bir sistem olarak tanımlandı. Açılışla birlikte verilen mesaj da netti: Fındıkta yalnızca depolama değil, standardizasyonu ve kayıtlı ticareti büyütecek yeni bir dönem başlayacaktı. İlk yıllardaki tabloya bakıldığında, sistemin tamamen işlemediğini söylemek mümkün değil. Anadolu Ajansı’nın 8 Kasım 2017 tarihli haberine göre açılıştan sonraki yaklaşık bir buçuk ay içinde 1.605 üreticiden yaklaşık 2 bin 500 ton fındık alımı yapıldı. İki yıl sonra yayımlanan başka bir AA haberinde ise depoda üç yılda toplam 32 bin 570 ton fındık depolandığı bilgisi yer aldı. Bu veriler, tesisin en azından ilk dönemde belirli bir ürün akışı yakaladığını gösterdi. Ama tartışma da tam burada başladı. Çünkü mesele artık 2017’de ne olduğu değil, 2026’da ne kaldığıdır. Giresun Ticaret Borsası’nın 2022 tarihli çalıştay yayınına yansıyan değerlendirmelerde, lisanslı deponun TMO tarafından alım yeri olarak seçilmesinin işletme açısından belirleyici olduğu görülüyor. Aynı içerikte, TMO tarafından Giresun’da alınan ürünlerin lisanslı depoda depolanmasının işletmeye kira geliri sağladığı vurgulanıyor. Bu tablo, sistemin kendi doğal piyasa gücüyle mi ayakta kaldığı, yoksa kamu alım mekanizmasıyla mı nefes aldığı sorusunu büyütüyor. Depo açıldı ama piyasa kuruldu mu? Giresun’daki asıl kırılma noktası burada duruyor. Bir tesisin kurulmuş olması ile o yapının piyasa kurucu güce dönüşmesi aynı şey değil. Bugün erişilebilen açık kaynaklarda deponun 2024, 2025 ve 2026 dönemlerinde kaç ton ürün aldığına, aktif stok büyüklüğüne, kaç üreticinin sistemi kullandığına ve spot piyasada güncel olarak ne kadar işlem oluştuğuna dair düzenli, ayrıntılı ve kamuya açık bir bilanço görünmüyor. Açılış tarihi ve ilk yıllardaki ürün girişi biliniyor; ancak bugünkü performans tablosu kamuoyu önünde net değil. TMO desteği olmadan ayakta kalabildi mi? Bu soru, yıllardır süren eleştirinin merkezinde yer alıyor. AA’nın 2019 tarihli haberinde lisanslı deponun aynı yıl TMO ile iş birliğine gittiği açıkça yazıldı. GTB’nin çalıştay metninde de TMO’nun Giresun’da aldığı fındığın satış dönemine kadar lisanslı depoda tutulmasının işletmeye gelir sağladığı kayda geçti. Bu nedenle bugün yapılan “örnek model” vurgusu, beraberinde şu itirazı getiriyor: Giresun’daki yapı serbest piyasanın kendi dinamiğiyle mi işliyor, yoksa TMO kampanya dönemlerinin taşıdığı bir mekanizma olarak mı varlığını sürdürüyor? 2026’da tarifeler var, peki 2026 bilançosu nerede? Açık kaynaklarda dikkat çeken bir başka tablo da bu. Lisanslı depo sistemi hukuken ve kurumsal olarak tamamen ortadan kalkmış görünmüyor; GTB’nin proje kayıtları ve kurumsal duyurular bunu doğruluyor. Ancak kamuoyunun ihtiyaç duyduğu asıl veri, ücret tarifesi ya da kurumsal mevcudiyet değil; fiili kullanımın bugünkü düzeyi. Depoya son üç sezonda kaç ton ürün girdiği, kaç üreticinin sisteme dahil olduğu ve bu yapının fiyat oluşumuna ne ölçüde etki ettiği açıklanmadıkça, “çalışan sistem” iddiası tartışmalı kalmayı sürdürüyor. Şili’ye taşınan açıklama ne söylüyor? GTB’nin kamuoyuna yansıyan açıklamasında, Şili programı yalnızca teknik bir sunum olarak değil, Türk fındığının küresel temsili olarak tarif ediliyor. Açıklamada, “Giresun Ticaret Borsası olarak misyonumuz sadece yerel ticaret değil, Türk fındığını dünya genelinde en doğru şekilde konumlandırmaktır. Şili, fındık üretiminde yükselen bir ivmeye sahip. Burada gerçekleştireceğimiz masterclass ile Türkiye'nin yüzyıllara dayanan tecrübesini ve hayata geçirdiğimiz lisanslı depoculuk gibi modern modelleri anlatarak, küresel fındık ekosistemindeki liderliğimizi pekiştirmeyi hedefliyoruz” denildi. Bu cümle, GTB’nin Şili programını bir sektör diplomasisi ve prestij hamlesi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak aynı açıklama, Giresun’da depo sisteminin bugünkü performansına dair sayısal bir bilanço sunmuyor. Şili’de anlatılacak şey model mi, sonuç mu? Haberde düğüm tam da burada atılıyor. Çünkü uluslararası platformda anlatılacak başlıklar elbette var: Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığı, Giresun’un tarihsel rolü, lisanslı depoculuğun teorik katkıları ve kalite standardizasyonu bunların başında geliyor. Fakat piyas açısından belirleyici olan şey vitrin değil, sonuçtur. Giresun kamuoyu artık töreni değil veriyi, söylemi değil etkiyi görmek istiyor. Son üç sezonda kaç ton ürün alındı, kaç üretici bu yapıyı kullandı, sistem üreticinin pazarlık gücünü artırdı mı, spot piyasa gerçekten işler hale geldi mi? Açık kaynaklar bu sorulara güncel ve kapsamlı cevap vermediği sürece, Şili’de kurulacak her cümle Giresun’da aynı sert soruya çarpacaktır. Asıl mesele bina değil, ekonomik etki Giresun’daki lisanslı depo için artık açılış fotoğrafı değil, güncel ekonomik bilanço isteniyor. Çünkü bir modelin değeri, kurulduğu günle değil, yıllar sonra piyasada ürettiği sonuçla ölçülür. Şili’ye taşınan başlık “başarı” olabilir; ancak Giresun’da beklenen cevap hâlâ değişmedi: Kaç ton, kaç üretici, ne kadar işlem, ne kadar etki? Bu rakamlar ortaya konulmadıkça, anlatılan model güven tazelemekten çok soru büyütmeye devam edecek.

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON Haber

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON

2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı Fındıkta Rekolte Savaşı: 829 Bin Tonluk İlk Tahmin Piyasaya Mesaj mı? İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahminine göre, 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Geçen yıl don nedeniyle düşen üretimin ardından bu sezon için sahadan gelen ilk veriler daha güçlü bir hasada işaret ediyor. İhracatçı birliklerinin 2026-2027 sezonu için açıkladığı 829 BİN 239 TONLUK ilk rekolte tahmini, fındık piyasasında sadece üretim değil fiyat tartışmasını da alevlendirdi. Üretici cephesinde ise, Rekolte rakamı erkenden büyütülürken, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü ve kalite farkı geri plana itiliyor olmasının daha hasat başlamadan pazarlık zemininin aleyhlerine işleyebileceğinden endişesi oluşturdu. Türkiye’de fındık için yeni sezon daha başlamadan, piyasa dilini belirleyecek ilk büyük sayı masaya kondu. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı çalışmasına göre 2026-2027 sezonunun birinci tahmini 829 bin 239 ton olarak açıklandı. Söz konusu çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. İlk bakışta güçlü üretim sinyali veren bu rakam, piyasada “ürün bol olacak” algısını öne çıkarırken, üretici tarafında bunun erken fiyat baskısı oluşturabileceği yönünde ciddi bir kuşku doğurdu. Ancak tartışmanın özü sadece rakamın büyüklüğü değil. Çünkü fındıkta mesele yalnızca rekolte değil; maliyet, eğim, işçilik, randıman ve kalite birlikte okunmadığında ortaya çıkan tablo eksik kalıyor. Doğu Karadeniz’in parçalı arazi yapısı ve zor bahçe koşulları, aynı tonajın her bölgede aynı ekonomik sonucu üretmediğini gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rekolte hesaplama yöntemi de zaten bunu dolaylı olarak ortaya koyuyor; çünkü hesaplama yalnızca çiçek veya karanfil sayısından ibaret değil, çotanak dönüşüm oranı, sağlam tane sayısı, ocak ve dal yoğunluğu gibi çok sayıda değişkene dayanıyor. Bu nedenle sezon başındaki ilk sayı, nihai üretim sonucu değil, ancak ilk projeksiyon olarak değerlendirilebiliyor. Geçen yılın rakamları bu yüzden kritik Geçen sezon yaşanan tablo, bu yıl açıklanan ilk tahmine neden ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini açık biçimde gösteriyor. 2025-2026 sezonunda ilk tahmin şubatta 768 bin 715 ton olarak duyuruldu. Aynı sezon için temmuz sayımı 601 bin 206 tona, kasım revizesi ise 528 bin 808 tona kadar geriledi. INC’de Türkiye için 2025/26 sezonu tahmini 609 bin ton olarak aktarılırken, Kasım 2025’te Türkiye-AB iş birliği toplantısında Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın 453 bin tonluk kabuklu üretim tahminini sunduğu INC tarafından ayrıca duyuruldu. Aradaki fark, erken dönem rekolte rakamlarının kesin üretim sonucu gibi sunulmasının teknik açıdan sorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Tam da bu nedenle 829 bin tonluk ilk tahmin, üretici nezdinde yalnızca bir tarımsal veri olarak değil, aynı zamanda piyasa sinyali olarak okunuyor. Buradaki temel siyasi ve ekonomik gerilim de burada başlıyor: Rekolte yüksek gösterildiğinde fiyat beklentisi aşağı çekiliyor mu? Bu soruya bugün için kesin hükümle “evet” demek mümkün değil; ancak bu kuşkunun temelsiz olduğu da söylenemiyor. Rekabet Kurumu’nun fındık sektör araştırmasında, rekolte tahminlerine ilişkin metodoloji farklılıklarının ve beklenti yönetiminin fiyat spekülasyonlarını tetikleyebildiği açıkça belirtiliyor. Kurum, modern ve ortak kurallara dayanmayan rekolte çalışmalarının yanlış fiyat beklentileri yaratabildiğine dikkat çekiyor. Rekolte açıklanıyor, alivre fiyat neden açıklanmıyor? Tartışmanın en sert noktası burada düğümleniyor. Sektörde rekolte tahmini kamuoyuna güçlü biçimde servis edilirken, aynı dönemde kimlerin hangi fiyatlardan ileri teslim bağlantısı yaptığı, başka bir ifadeyle alivre pozisyonların hangi seviyelerde kurulduğu aynı açıklıkla görülmüyor. Oysa lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası mevzuatı içinde alivre sözleşmeler ve teslim esaslı ticaret mekanizmaları tanımlı ekonomik araçlar arasında yer alıyor. Yani mesele alivre işlemin varlığı değil; bu işlemin fiyat oluşumuna etkisinin ne ölçüde şeffaf olduğudur. 2025 sezonunda piyasada alivre fiyatların 200 TL ve üzerine çıkmaya başladığı yönünde sektörden kamuya yansıyan açıklamalar oldu. Aynı sezonda TMO da Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıkladı. Sektör temsilcileri, düşük rekolte beklentisi nedeniyle piyasa fiyatlarının TMO fiyatlarının üzerinde seyredeceğini ifade etti. Bu tablo, alivre ve beklenti yönetimi başlığının artık tali değil, doğrudan fiyat oluşumunun merkezindeki başlıklardan biri haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden üretici cephesinden yükselen talep nettir: 2026 ürünü için alivre bağlantı yapıldıysa, bunun hangi fiyat aralıklarında, hangi vadelerde ve hangi miktarlarda kurulduğu açıklanmalıdır. İhracatçılar, tüccarlar ve büyük alıcılar rekolte projeksiyonunu kamuoyuna sunuyorsa, piyasa tarafında kurdukları erken fiyat pozisyonlarını da aynı şeffaflıkla ortaya koymalıdır. Aksi halde kamuya açık olan yalnızca “ürün çok olacak” mesajı olur; piyasayı fiilen etkileyen fiyatlama davranışı ise kapalı kalır. Bu da üretici ile piyasa aktörleri arasındaki bilgi dengesini bozar. Mesele sadece ekonomi değil, doğrudan güç ilişkisi Fındıkta rekolte tartışması artık yalnızca tarımsal üretim başlığı değil; aynı zamanda ekonomik güç, siyasi temsil ve bölgesel gelir dağılımı başlığıdır. Çünkü Karadeniz’de yüz binlerce üretici için fındık, yalnızca ihracat kalemi değil temel geçim aracıdır. Rekolte rakamı, maliyet tablosundan bağımsız biçimde dolaşıma sokulduğunda, bu sadece piyasa beklentisini değil üreticinin siyasal ve ekonomik konumunu da etkiler. Özellikle eğimli ve küçük ölçekli bahçelerde çalışan üretici için esas mesele “kaç ton ürün var” sorusundan önce “bu ürün hangi maliyetle üretildi ve hangi fiyattan el değiştirecek” sorusudur. Bugün gelinen noktada kamuoyunun önündeki soru şudur: 829 bin 239 tonluk ilk tahmin gerçekten sezonun güçlü seyrine işaret eden teknik bir veri midir, yoksa henüz sahadaki riskler netleşmeden fiyat çıpasını aşağı çekebilecek erken bir piyasa dili mi üretilmektedir? Bu sorunun sağlıklı cevabı, yalnızca ikinci ve üçüncü sayımlarla değil; alivre bağlantılar, stok düzeyi, kalite dağılımı ve bölgesel maliyet farkları da şeffaf biçimde ortaya konduğunda verilebilir. Sonuç olarak, Fındıkta sorun rekolte açıklanması değil; rekoltenin tek başına fiyat hükmüne çevrilmesidir. Geçen yılki sert sapmalar ortadayken, ilk tahmini kesin üretim gibi okumak da bu sayı üzerinden daha hasat gelmeden fiyat iklimi kurmak da ciddi bir sorun alanıdır. Bugün açıklanması gereken yalnızca bahçedeki çiçek sayısı değil; piyasadaki erken fiyat pozisyonlarıdır. Rekolte kadar fiyatlama davranışının da görünür hale gelmesidir. . Kaynakça Ekonomim, “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı.” https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim/2026-2027-tahmini-findik-rekoltesi-aciklandi-haberi-880270 Tarım ve Orman Bakanlığı, “Fındıkta Rekolte Tahmin Yöntemi.” Rekabet Kurumu, “Fındık Sektör Araştırması Raporu.” INC, “INC Attends 2025 Meeting of Türkiye-EU Cooperation Scheme on Hazelnuts.” Bata Food, “Hazelnut Market Update – Highlights from INC Congress 2025.” Tarım ve Orman Bakanlığı / TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları. Ekonomim, “TMO fındığa 200 TL verdi…” ve “Fındıkta piyasa fiyatları, TMO fiyatlarının üzerinde seyredecek.” Memur Postası’na yansıyan sektör değerlendirmesi, alivre fiyatların 200 TL üzeri seyre başladığı beyanı. Ticaret Bakanlığı, lisanslı depoculuk ve sözleşme/taahhütname esasları.

TMO:FINDIK SATIŞIMIZ VE HAZIRLIĞIMIZ YOK Haber

TMO:FINDIK SATIŞIMIZ VE HAZIRLIĞIMIZ YOK

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), sosyal medyada ve bazı basın organlarında çıkan kabuklu fındık satış haberlerini yalanladı. Kurum, stoklarında kabuklu fındık bulunsa da satış ve satış hazırlığı bulunmadığını, piyasaya olumsuz bir etkisinin olmadığını duyurdu. ANKARA (İGFA) - Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), son günlerde basın ve sosyal medyada dolaşan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek kamuoyunu bilgilendirdi. Açıklamada, TMO’nun kabuklu fındık satışı veya satış hazırlığı yapmadığı vurgulandı. Görev alanı kapsamında tarımsal ürünlerde piyasa istikrarını korumak ve üretici, sanayici ile tüketiciyi gözeten dengeli bir piyasa yapısını sürdürmek amacıyla hareket edildiğinin altı çizilen açıklamada, TMO, stoklarında bulunan eski yıllara ait fındıkların ekonomik değerlerini korumak için kavrularak iç piyasaya sunulduğunu ve bu satışların fiyatlarını da duyurdu. Yarım kilo kavrulmuş fındık: 375 TL, 1 kilo kavrulmuş fındık: 750 TL, 50 kg çuval (kuru yemişçi, pastane, yemekhane ve diğer istekliler için Sakarya Başmüdürlüğü’nden): 700 TL/kilo oluğunu belirten TMO, satışların piyasaya olumsuz etkisi olmadığını ve isteyen herkesin erişebileceğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, kurumun stoklarındaki fındık ve mamullerini TMO işyerleri, kamu kurumları, Ziraat Odaları, Tarım Kredi Marketleri ve PttAVM üzerinden tüketicilere makul fiyatlarla ulaştırdığı belirtildi.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG Haber

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG

FINDIKTA GERÇEK REFERANS SERBEST PİYASA: 240 TL/KG SEVİYESİ ÖNE ÇIKIYOR Fındık piyasasında son haftalarda dikkat çeken en önemli veri, serbest piyasada oluşan 240 TL/kg seviyesi oldu. Üreticinin fiilen satış yapabildiği bu fiyat, sahadaki gerçek piyasa dengesini yansıtırken, kurumsal açıklanan fiyatlar ise daha çok karşılaştırma unsuru olarak değerlendiriliyor. Serbest piyasadaki bu hareketlilik, arz-talep dengesinin canlı olduğunu gösteriyor. Özellikle ihracat bağlantılı alımların etkisiyle oluşan 240 TL bandı, üreticinin nakde dönüş sağlayabildiği en somut gösterge olarak öne çıkıyor. FİSKOBİRLİK FİYATLARI DALGALI SEYREDİYOR Öte yandan Fiskobirlik son haftalarda ilan ettiği fiyatlarla dikkat çekse de, fiyat politikasındaki dalgalanmalar piyasa üzerinde kalıcı yön etkisi oluşturamadı. 20 Ocak’ta 287 TL/KG 03 Şubat’ta 272 TL/KG 06 Şubat’ta 277 TL/KG Bu değişimler, fiyatın kısa sürede geri çekilip kısmen artırıldığını gösteriyor. Ancak piyasada fiilen oluşan 240 TL seviyesinin üzerinde açıklanan bu rakamlar, alım hacmi sınırlı kaldığında yön belirleyici olamıyor. Analistlere göre burada temel mesele, açıklanan fiyatın yüksekliği değil, sürdürülebilirliği ve piyasaya ne kadar yansıdığı. TMO FİYATI TABAN OLUŞTURUYOR Piyasanın en alt referansı ise Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından sürdürülen 200 TL/kg alım fiyatı. Bu seviye, piyasada bir güvenlik ağı ve taban fiyat işlevi görüyor. Ancak güncel ticari işlemler bu bandın oldukça üzerinde gerçekleşiyor. Bu nedenle TMO fiyatı daha çok “en düşük güvence” olarak değerlendirilirken, piyasa dinamiklerini belirleyen ana unsur serbest alımlar oluyor. Uzmanlar, piyasada artık referansın kurumsal ilanlardan çok fiili alım fiyatları olduğunu vurguluyor. Serbest piyasada oluşan 240 TL seviyesi, arz ve talebin gerçek kesişim noktasını temsil ediyor. Fiskobirlik’in fiyat açıklamalarının ise piyasayı yukarı taşıyacak hacim ve istikrarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde fiyat duyurularının psikolojik etkisi sınırlı kalıyor. Ortaya çıkan dengede üretici açısından üç katmanlı bir fiyat yapısı bulunuyor: Serbest Piyasa: 240 TL Fiili satış ve nakit dönüş Fiskobirlik: 277 TL Açıklanan fakat sınırlı alım etkisi TMO: 200 TL Taban güvence fiyatı Fındık piyasasında yönü belirleyen ana gösterge şu an için serbest piyasada oluşan fiyatlar. Kurumsal açıklamalar önemli olmakla birlikte, sürdürülebilir ve yüksek hacimli alımlarla desteklenmediği sürece piyasa üzerindeki etkileri sınırlı kalıyor. Bugünkü tablo gösteriyor ki, fındıkta gerçek referans serbest piyasada oluşuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.