Hava Durumu

#Tirebolu

giresunsonhaber - Tirebolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tirebolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazeteci Hüseyin Yavuz, Vefatının 9. Yılında Rahmetle Anılıyor Haber

Gazeteci Hüseyin Yavuz, Vefatının 9. Yılında Rahmetle Anılıyor

Gazeteci Hüseyin Yavuz, Vefatının 9. Yılında Rahmetle Anılıyor Giresun basınının emektar isimlerinden, Tirebolu Yeşil Çotanak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü merhum Hüseyin Yavuz, aramızdan ayrılışının 9. yılında rahmet, özlem ve saygıyla anılıyor. Giresun basın camiasında uzun yıllar görev yapan gazeteci Hüseyin Yavuz, vefatının 9. yılında meslektaşları, dostları ve sevenleri tarafından rahmetle anılıyor. Tirebolu Yeşil Çotanak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan Yavuz, aynı zamanda Giresun Gazeteciler Cemiyeti üyesiydi. Uzun süre kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören ve kalp nakli bekleyen Yavuz, 19 Haziran 2017 Pazartesi sabahı Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti. Hüseyin Yavuz, yalnızca bir gazeteci olarak değil, yerel basının hafızasına emek vermiş, haberin peşinde koşmuş, televizyon programları hazırlayıp sunmuş, Giresun’un sesini kamuoyuna taşımış bir basın emekçisi olarak da hatırlanıyor. Kaynaklara göre Giresun basınında 20 yılı aşkın süre görev yapan Yavuz’un, pek çok televizyon programının yapım ve sunuculuğunu üstlendikten sonra son 10 yılında Yeşil Çotanak Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştığı belirtiliyor. İHA kaynaklı haberlerde ise Yavuz’un Giresun basınında 23 yıldır aktif olarak gazetecilik yaptığı bilgisi yer aldı. Kalp rahatsızlığıyla uzun yıllar mücadele eden Yavuz, hastalığı sürecinde de topluma önemli bir mesaj bıraktı. Daha önce yaptığı açıklamalarda ailesinde genetik olarak görülen kalp rahatsızlığı nedeniyle üç ağabeyini de kaybettiğini anlatan Yavuz, 2008 yılında rahatsızlığının belirginleştiğini, kalp pili takıldığını ve daha sonra acil kalp nakli listesine alındığını ifade etmişti. Merhum Yavuz’un en unutulmaz mesajlarından biri, organ bağışına yaptığı çağrı oldu. Tedavi gördüğü süreçte İhlas Haber Ajansı aracılığıyla organ bağışının önemine dikkat çeken Yavuz, kalp nakli bekleyen hastalar için duyarlılık çağrısında bulunmuş; o dönem kendisine verilen bilgiye göre Türkiye’de 900 kişinin kalp nakli beklediğini belirterek kendi durumunu “900’de bir” sözleriyle anlatmıştı. Vefatının ardından cenazesi hava yoluyla Giresun’a getirilen Hüseyin Yavuz, 20 Haziran 2017 Salı günü memleketi Keşap’ta son yolculuğuna uğurlandı. Keşap Ortaokul Mahallesi Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından, Keşap ilçesi Uğurca Mahallesi’ndeki aile mezarlığında toprağa verildi. Cenaze törenine dönemin Giresun Valisi Hasan Karahan, milletvekilleri, belediye başkanları, kurum temsilcileri, basın camiası, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Evli ve bir çocuk babası olan Hüseyin Yavuz, eşi Hülya Yavuz, ailesi, dostları ve meslektaşları başta olmak üzere Giresun basın camiasında derin bir iz bıraktı. Onun adı bugün; mesleğine bağlılığı, haber sevdası, insanlara dokunan üslubu ve organ bağışı konusunda bıraktığı anlamlı çağrıyla yaşatılıyor. Aramızdan ayrılışının 9. yılında gazeteci Hüseyin Yavuz’u rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN  ÖNERGE Haber

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un güzergâh dışında bırakılabileceği iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan projenin güncel aşamasını, güzergâh planlamasında Giresun’un yerini ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların öngörülüp öngörülmediğini açıklamasını istedi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’in en önemli ulaşım yatırımlarından biri olarak gösterilen Samsun-Sarp Demiryolu Projesi için yeni bir yazılı soru önergesi verdi. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı önergede, son dönemde kamuoyuna yansıyan güzergâh iddialarını Meclis denetimine taşıdı. Giresun’un proje dışında bırakılabileceği yönündeki iddialar, önergenin ana gündemini oluşturdu. GİRESUN’UN PROJE DIŞINDA KALMA İHTİMALİ MECLİS GÜNDEMİNDE Gezmiş, verdiği önergede Giresun’un Karadeniz’in üretim, turizm ve ticaret merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin böylesine stratejik bir ulaşım yatırımının dışında bırakılacağı yönündeki iddiaların Giresun kamuoyunda ciddi endişe yarattığını belirtti. Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, Karadeniz’in ekonomik kalkınmasını, lojistik gücünü ve bölgesel bağlantılarını doğrudan etkileyecek bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gezmiş, proje sürecine ilişkin kamuoyunun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini istedi. Gezmiş’in önergesi, Giresun’un demir yolu hattındaki yerinin belirsiz bırakılmaması, kent merkezi ve ilçelerin projeyle nasıl ilişkilendirileceğinin açıklanması ve güzergâh planlamasının teknik kararların ötesinde bölgesel kalkınma etkisiyle ele alınması talebini öne çıkardı. BAKANLIĞA GÜZERGÂH, ETÜT VE BAĞLANTI SORULARI Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yönelttiği sorularda ilk olarak Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Etüt, fizibilite ve proje çalışmalarının hangi aşamada bulunduğu, Bakanlığın yanıtlaması beklenen başlıkların başında yer aldı. Milletvekili Gezmiş, Bakanlık tarafından belirlenen ya da değerlendirilen güzergâhlarda Giresun’un bulunup bulunmadığını da sordu. Kamuoyuna yansıyan “Giresun güzergâh dışında kalacak” iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin resmi açıklama talep etti. Önergede ayrıca Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin mevcut planlamasında Giresun merkez ve ilçelerine hizmet verecek herhangi bir hat, istasyon ya da bağlantı noktası öngörülüp öngörülmediği de gündeme getirildi. Bu üç başlık, projenin Giresun açısından yalnızca harita üzerinde geçiş meselesi olmadığını; kent merkezi, ilçeler, liman bağlantısı, üretim alanları, turizm merkezleri ve iç bölge erişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. GÜZERGÂH KARARI GİRESUN’UN EKONOMİK GELECEĞİNİ ETKİLEYECEK Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Karadeniz kıyı hattında ulaşımı güçlendirmesi, limanları demir yolu ağıyla buluşturması, yük ve yolcu taşımacılığında yeni bir kapasite oluşturması bakımından bölgesel ölçekte kritik bir yatırım olarak görülüyor. Giresun’un bu hattaki konumu ise kent ekonomisi açısından doğrudan belirleyici nitelik taşıyor. Giresun Limanı, fındık başta olmak üzere üretim ve ihracat kapasitesi, sahil ticareti, turizm potansiyeli ve iç bölgelere açılan bağlantı ihtiyacı, demir yolu güzergâhının kent için stratejik önemini artırıyor. Bu nedenle güzergâh planlamasında Giresun’un dışarıda bırakılması ya da kent merkezi ve ilçelerin güçlü bağlantı noktalarıyla projeye dahil edilmemesi, yalnızca ulaşım tercihi değil, Giresun’un uzun vadeli kalkınma yönünü etkileyecek bir karar olarak değerlendiriliyor. GEZMİŞ: GİRESUN’UN KONUMU NETLEŞTİRİLMELİ Gezmiş’in yeni önergesi, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un konumunun Bakanlık tarafından açık biçimde ortaya konulmasını hedefliyor. Projede etüt ve fizibilite çalışmalarının hangi aşamada olduğu, Giresun’un güzergâhta yer alıp almadığı ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların planlanıp planlanmadığı, Meclis yoluyla resmi yanıt bekleyen temel başlıklar hâline geldi. Giresun kamuoyu açısından Bakanlığın vereceği yanıt, yalnızca projenin teknik ilerleme durumunu değil, kentin demir yolu ağına nasıl dahil edileceğini de gösterecek. GEZMİŞ SÜRECİ DAHA ÖNCE DE MECLİSE TAŞIMIŞTI Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’ni daha önce de yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı. 24 Kasım 2023 tarihli 7/6628 esas sayılı önergesinde, Karadeniz Bölgesi’nde karayolu dışında ulaşım ağı eksikliğinin bölge illeri ve ülke ekonomisi açısından kayıplara yol açtığını belirtmişti. Gezmiş’in önceki önergesinde Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Samsun’dan Sarp’a uzanacak, Doğu Karadeniz illerinin ulaşımına, ekonomik kalkınmasına ve turizm potansiyeline katkı sağlayacak büyük bir yatırım olarak tanımlanmıştı. Söz konusu önergede planlanan hattın Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’i kapsayan 513 kilometrelik güzergâhla Karadeniz’in doğusuna ulaşacağı belirtilmiş; Tirebolu’nun iç bölge bağlantısı da Giresun açısından kritik başlık olarak gündeme getirilmişti. Gezmiş, önceki önergesinde Tirebolu’nun Erzincan bağlantılı demir yolu hattından çıkarılmasının Giresun için büyük kayıp yaratacağını vurgulamıştı. BAKANLIK 2024’TE ETÜT PROJE YANITI VERDİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Gezmiş’in 7/6628 esas sayılı önergesine 18 Ocak 2024 tarihinde yanıt verdi. Bakanlık, Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi olarak anılan Samsun-Hopa-Sarp hattının etüt proje ve mühendislik hizmetleri işinin 2024 yılı Yatırım Programı’na teklif edildiğini bildirdi. Bakanlık yanıtında, projenin yatırım programına alınmasının ardından ihale hazırlık çalışmalarına başlanacağı belirtildi. Yanıtta Giresun merkez, ilçeler, Tirebolu bağlantısı, istasyon planlaması ve güzergâh tercihleri konusunda ayrı bir açıklama yer almadı. Gezmiş’in yeni önergesi, bu eksik kalan başlıkları doğrudan Giresun’un güzergâh üzerindeki yeri, bağlantı noktaları ve proje planlamasındaki konumu üzerinden yeniden gündeme taşıdı. 2024’TE DE SOMUT ADIM SORULMUŞTU Gezmiş, Bakanlığın 2024’te verdiği yanıtın ardından Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’ni ikinci kez Meclis gündemine aldı. 31 Temmuz 2024 tarihli 7/14719 esas sayılı önergesinde, etüt proje işlerinin yatırım programına teklif edildiği açıklamasına rağmen projede somut adım atılıp atılmadığını sordu. Bu önergeyle Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’nin 2024 Yatırım Programı’na alınıp alınmadığı, ihale sürecinin hangi aşamada bulunduğu ve hizmete açılış için öngörülen bir takvim olup olmadığı gündeme getirildi. Yeni önergeyle birlikte Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde tartışma artık yalnızca yatırım programı ve ihale süreciyle sınırlı kalmadı. Giresun’un güzergâhta yer alıp almayacağı, kent merkezi ve ilçelere hizmet verecek hat, istasyon ya da bağlantı noktalarının planlanıp planlanmadığı, projenin Giresun açısından en kritik başlığı hâline geldi.

GİRESUN’DA KAYMAKAM VE VALİ YARDIMCISI ATAMALARI Haber

GİRESUN’DA KAYMAKAM VE VALİ YARDIMCISI ATAMALARI

GİRESUN’DA KAYMAKAM VE VALİ YARDIMCISI ATAMALARI 17 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/148 sayılı Cumhurbaşkanı Atama Kararı, Giresun’un mülki idare kadrolarında dikkat çeken değişiklikler yaptı. Kararla Giresun Vali Yardımcılığına yeni atama yapılırken, Tirebolu, Doğankent, Güce, Şebinkarahisar, Piraziz ve Alucra kaymakamlıklarını ilgilendiren görev değişiklikleri gerçekleşti. GİRESUN VALİ YARDIMCILIĞINA AYHAN DURMUŞ ATANDI Ordu Vali Yardımcısı Ayhan Durmuş, Giresun Vali Yardımcılığı görevine atandı. Karar, Giresun il yönetiminde vali yardımcılığı düzeyinde yeni bir görevlendirme yaptı. TİREBOLU’DA İKİ YÖNLÜ DEĞİŞİKLİK Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan, Trabzon Ortahisar Kaymakamlığına atandı. Tirebolu Kaymakamlığı görevine ise Erzurum Yakutiye Kaymakamı Tuncay Kaldırım getirildi. Böylece Tirebolu’da görev değişimi hem ayrılan hem de yeni atanan kaymakam yönüyle netleşti. DOĞANKENT KAYMAKAMI BAYBURT’A ATANDI Doğankent Kaymakamı Deniz Yıldırım, Bayburt Aydıntepe Kaymakamlığına atandı. Resmî Gazete’deki Giresun bağlantılı atama kayıtlarında Doğankent için yeni kaymakam görevlendirmesi ayrıca yer almadı. İlçedeki yeni görevlendirme süreci, İçişleri Bakanlığı ve Valilik duyurularıyla netleşecek. GÜCE KAYMAKAMI ORDU’YA GİTTİ Güce Kaymakamı Ali Can Uludağ, Ordu Kabataş Kaymakamlığına atandı. Kararla Güce’de de mülki idare değişikliği yaşandı. İlçeye yapılacak yeni görevlendirmeye ilişkin ayrı kayıt Resmî Gazete’deki Giresun bağlantılı satırlarda tespit edilmedi. ŞEBİNKARAHİSAR’A ADNAN DOĞAN ATANDI Şebinkarahisar Kaymakamı Yasin Ardıç, Kilis Vali Yardımcılığına atandı. Şebinkarahisar Kaymakamlığı görevine Bingöl Solhan Kaymakamı Adnan Doğan getirildi. Kararla ilçede kaymakamlık makamında yeni dönem başladı. PİRAZİZ’E KADİR KILIÇ GELDİ Piraziz Kaymakamı Burak Öz, Kars Vali Yardımcılığına atandı. Piraziz Kaymakamlığı görevine Van Çatak Kaymakamı Kadir Kılıç getirildi. Atama kararıyla Piraziz’de kaymakamlık görevinde değişim tamamlandı. ALUCRA’YA DOĞAN CAN KANDEMİR ATANDI Konya Çeltik Kaymakamı Doğan Can Kandemir, Giresun Alucra Kaymakamlığına atandı. Karar kapsamında Alucra da yeni kaymakam ataması yapılan Giresun ilçeleri arasında yer aldı. GİRESUN’U İLGİLENDİREN ATAMALAR İsim Eski görevi Yeni görevi Ayhan Durmuş Ordu Vali Yardımcısı Giresun Vali Yardımcısı Muhammed Lütfi Kotan Giresun Tirebolu Kaymakamı Trabzon Ortahisar Kaymakamı Tuncay Kaldırım Erzurum Yakutiye Kaymakamı Giresun Tirebolu Kaymakamı Deniz Yıldırım Giresun Doğankent Kaymakamı Bayburt Aydıntepe Kaymakamı Ali Can Uludağ Giresun Güce Kaymakamı Ordu Kabataş Kaymakamı Yasin Ardıç Giresun Şebinkarahisar Kaymakamı Kilis Vali Yardımcısı Adnan Doğan Bingöl Solhan Kaymakamı Giresun Şebinkarahisar Kaymakamı Burak Öz Giresun Piraziz Kaymakamı Kars Vali Yardımcısı Kadir Kılıç Van Çatak Kaymakamı Giresun Piraziz Kaymakamı Doğan Can Kandemir Konya Çeltik Kaymakamı Giresun Alucra Kaymakamı Kaynak: 17 Haziran 2026 tarihli ve 33283 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/148 sayılı Cumhurbaşkanı Atama Kararı. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260617-5.pdf

DUROĞLU’NDA ASFALT ÇALIŞMALARI BAŞLADI Haber

DUROĞLU’NDA ASFALT ÇALIŞMALARI BAŞLADI

DUROĞLU’NDA ASFALT ÇALIŞMALARI BAŞLADI Giresun merkeze bağlı Duroğlu beldesinde kış mevsiminin ardından uygun hava koşullarının oluşmasıyla birlikte asfaltlama çalışmaları başlatıldı. Belediye ekipleri, planlanan program doğrultusunda mahallelerde sırayla çalışma yürütecek. ÇALIŞMALAR MAHALLELERDE SIRAYLA SÜRECEK Duroğlu’nda kış şartlarının geride kalması ve hava sıcaklıklarının asfalt uygulamasına uygun seviyeye ulaşmasıyla birlikte yol çalışmaları sahaya indi. Belediye ekipleri, ulaşım güvenliğini artırmak ve vatandaşlara daha konforlu yol imkânı sağlamak amacıyla asfaltlama çalışmalarına başladı. Çalışmaların belde genelinde belirlenen program çerçevesinde mahalle mahalle sürdürüleceği bildirildi. ASFALT İÇİN UYGUN HAVA KOŞULLARI BEKLENDİ Asfalt uygulamalarının sağlıklı ve uzun ömürlü olabilmesi için belirli sıcaklık ve hava koşullarının oluşması gerekiyor. Duroğlu’nun engebeli ve dik yamaçlı coğrafi yapısı nedeniyle yol çalışmalarının yılın bu döneminde daha verimli yürütülebildiği belirtiliyor. Duroğlu Belediyesi’nin coğrafya bilgisinde beldenin Homurlu, Konacık, Çağlayan, Demirci ve Tekke mahallelerinden oluştuğu, mahalleleri birbirinden ayıran dereciklerin batıdaki Aksu Çayı’na döküldüğü bilgisi yer alıyor. KONACIK VE HOMURLU’DAN DUROĞLU BELDESİNE Bugünkü Duroğlu beldesinin idari yapısı, Konacık ve Homurlu köylerinin birleşmesiyle şekillendi. Yerleşim, 20 Ağustos 1998’de “Duroğlu” adıyla belediye statüsü kazanarak beldeye dönüştü. Duroğlu Belediyesi’nin tarihçe bilgisinde, beldenin geçmişine ilişkin yazılı kaynakların sınırlı olduğu, yerleşimin 550-600 yıl öncesine kadar uzandığı ve Duroğlu adının Tirebolu’dan bölgeye yerleştiği belirtilen ilk aileyle ilişkilendirildiği aktarılıyor. “LAF DEĞİL HİZMET ÜRETİYORUZ” Duroğlu Belediye Başkanı Halil Çetin, asfalt çalışmalarının beldenin tüm mahallelerine hizmet götürme hedefiyle yürütüldüğünü belirtti. Çetin, vatandaşların daha güvenli ve konforlu ulaşım imkânına kavuşması için ekiplerin sahada görev başında olduğunu ifade etti. Çetin, eleştirilere rağmen hizmet üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, Duroğlu’nun her mahallesinde yol, ulaşım ve yaşam kalitesini artırmaya dönük çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. https://www.facebook.com/duroglubelediye

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ Haber

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ Giresun Valisi Mustafa Koç, son iki günlük programında eğitimden güvenliğe, yerel yönetimden sivil toplum kuruluşlarına kadar farklı alanlardan çok sayıda ismi Valilik Makamı’nda kabul etti. Ziyaretlerde kamu hizmetleri, kurumlar arası iş birliği, eğitim çalışmaları, güvenlik hizmetleri ve sosyal sorumluluk başlıkları öne çıktı. EĞİTİM CAMİASINDAN VALİLİĞE ZİYARET Giresun Valisi Mustafa Koç, Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri Mustafa Kemal Akdağ ve Ramazan Öztürk ile İl Millî Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz’ü makamında kabul etti. Eğitim alanındaki çalışmaların değerlendirildiği kabulde, kentte yürütülen eğitim hizmetleri ve kurumlar arası koordinasyon ele alındı. KAYMAKAMLAR MAKAMDA KABUL EDİLDİ Vali Koç, Güce Kaymakamı Ali Can Uludağ ile Aybastı Kaymakamı Makbule Adacı’yı da Valilik Makamı’nda ağırladı. Vali Koç ayrıca Alucra Kaymakamı Emrah Azman, Çanakçı Kaymakam Vekili Sıddık Çıvracı ve Çamoluk Kaymakam Vekili Abdul Aziz Demirtaş’ı kabul etti. Giresun’daki görev sürelerinde yürüttükleri çalışmalar nedeniyle kaymakamlara teşekkür eden Vali Koç, başarılı hizmetlerinden dolayı kendilerini Başarı Belgesi ile ödüllendirdi. Yeni görev yerlerine atanan kaymakamlara başarı dileyen Koç, görev hayatlarında sağlık, huzur ve muvaffakiyet temennisinde bulundu. JANDARMA KOMUTANLARIYLA GÜVENLİK GÖRÜŞMESİ Vali Mustafa Koç, Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Murat Evren, Giresun İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök ve Ordu İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Sadi Akman’ı makamında kabul etti. Kabulde asayiş, güvenlik hizmetleri ve bölgesel koordinasyon başlıkları değerlendirildi. ŞEHİT AİLESİ VALİLİKTE AĞIRLANDI Vali Koç, 15 Mayıs 1991’de Adana-Gaziantep yolu Acarobası mevkisinde görev dönüşü geçirdiği trafik kazasında şehit olan Jandarma Çavuş Birol Uslubaş’ın annesi Sahure Uslubaş ile kardeşi Şenol Uslubaş’ı makamında ağırladı. Şehit ailesiyle bir süre görüşen Vali Koç, şehit ailelerinin milletin en kıymetli emanetleri arasında yer aldığını belirterek devletin her zaman şehit ailelerinin yanında olduğunu vurguladı. Koç, şehit Birol Uslubaş’ı rahmet, minnet ve şükranla andı. SİVİL TOPLUM VE İŞ DÜNYASI TEMASLARI Vali Mustafa Koç, makam ziyaretleri kapsamında Tirebolu Osman Topal Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Sadık İncekara ve yönetim kurulu üyelerini, Çınar Yapım Film Şirketi Yapımcısı Fırat Çınar’ı, İHAFEST Düzenleme Komitesi üyelerini, Çağırgan Veli Vakfı Başkanı Levent Uçkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Vali Koç, Doğu Karadeniz İş İnsanları Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Eynesil Sanayi ve İş Adamları Derneği Başkanı Oktay Gül’ü de Valilik Makamı’nda ağırladı. Koç, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği Giresun Şubesi’ni de ziyaret ederek Şube Başkanı Yener Türk ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyarette dernek çalışmaları ve iş dünyasına yönelik faaliyetler değerlendirildi. BANKACILIK VE YEREL TEMSİLCİLERLE GÖRÜŞME Vali Koç, Halkbank Trabzon Bölge Koordinatörü Kazım Şahin ile Halkbank Giresun Şube Müdürü Hakan Yüksel’i makamında kabul etti. AK Parti İl Genel Meclis Üyesi Abdullah Karapıçak, Tirebolu Avcılar ve Atıcılar Derneği Başkanı Sadullah Elecik ile Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Vedat Aytekin de Vali Koç’un makamında kabul ettiği isimler arasında yer aldı. ÖĞRENCİ ÖMER FARUK TUBADAN’A YAKIN İLGİ Vali Mustafa Koç, Mimar Sinan Anadolu Lisesi 11/A sınıfı öğrencisi Ömer Faruk Tubadan ile annesi Aynur Tubadan’ı Valilik Makamı’nda kabul etti. Görme güçlüğü yaşayan Ömer Faruk Tubadan ile bir süre sohbet eden Vali Koç, öğrencinin eğitim hayatına ilişkin iyi dileklerini iletti. Koç, ziyaretlerinden dolayı Ömer Faruk Tubadan ve annesi Aynur Tubadan’a teşekkür etti. VALİLİKTE YOĞUN KURUMSAL GÜNDEM Giresun Valiliği’nde son iki günlük kabul ve ziyaret trafiği, kentin kamu yönetimi, güvenlik, eğitim, sivil toplum, iş dünyası ve sosyal destek başlıklarını aynı gündemde buluşturdu. Vali Mustafa Koç’un temaslarında kurumlar arası koordinasyon, yerel hizmetlerin takibi ve toplumsal dayanışma vurgusu öne çıktı.

GİRESUN’A KÖYDES’TEN 250 MİLYON 984 BİN TL Haber

GİRESUN’A KÖYDES’TEN 250 MİLYON 984 BİN TL

GİRESUN’A KÖYDES’TEN 250 MİLYON 984 BİN TL AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, 2026 yılı KÖYDES Projesi kapsamında Giresun’a 250 milyon 984 bin 887 TL ödenek ayrıldığını açıkladı. İlçe dağılımında en yüksek pay Bulancak, Merkez ve Tirebolu’ya verildi. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi kapsamında Giresun’a 250 milyon 984 bin 887 TL kaynak tahsis edildiğini duyurdu. KÖYDES ödeneği; köy yolları, içme suyu, kanalizasyon ve diğer kırsal altyapı yatırımlarında kullanılacak. Giresun’un dağınık yerleşim yapısı, eğimli arazi koşulları ve köy sayısının fazlalığı dikkate alındığında kaynak, özellikle ulaşım ve içme suyu yatırımları bakımından önem taşıyor. EN YÜKSEK PAY BULANCAK’A Giresun’a ayrılan 250 milyon 984 bin 887 TL’lik KÖYDES kaynağının ilçe dağılımı da belli oldu. Dağılımda en yüksek ödenek 30 milyon 394 bin 803 TL ile Bulancak’a ayrıldı. Bulancak’ı 29 milyon 898 bin 813 TL ile Merkez, 25 milyon 810 bin 797 TL ile Tirebolu takip etti. Şebinkarahisar’a 22 milyon 875 bin 490 TL, Görele’ye 20 milyon 879 bin 748 TL, Keşap’a 19 milyon 276 bin 941 TL, Espiye’ye 18 milyon 648 bin 527 TL, Dereli’ye 17 milyon 885 bin 801 TL kaynak verildi. İLÇE İLÇE KÖYDES DAĞILIMI İlçe Ödenek Bulancak 30.394.803 TL Merkez 29.898.813 TL Tirebolu 25.810.797 TL Şebinkarahisar 22.875.490 TL Görele 20.879.748 TL Keşap 19.276.941 TL Espiye 18.648.527 TL Dereli 17.885.801 TL Alucra 16.338.209 TL Piraziz 10.204.845 TL Güce 9.644.117 TL Çamoluk 8.578.045 TL Yağlıdere 7.980.075 TL Çanakçı 6.463.436 TL Eynesil 3.507.500 TL Doğankent 2.597.740 TL İl toplamı 250.984.887 TL İLK ÜÇ İLÇE TOPLAM KAYNAĞIN ÜÇTE BİRİNİ ALDI Bulancak, Merkez ve Tirebolu’ya ayrılan toplam kaynak 86 milyon 104 bin 413 TL’ye ulaştı. Bu üç ilçe, Giresun’a ayrılan toplam KÖYDES ödeneğinin yaklaşık yüzde 34,3’ünü aldı. Bulancak’ın toplam ödenek içindeki payı yaklaşık yüzde 12,1, Merkez’in payı yüzde 11,9, Tirebolu’nun payı ise yüzde 10,3 oldu. Şebinkarahisar yüzde 9,1, Görele yüzde 8,3, Keşap yüzde 7,7, Espiye yüzde 7,4 ve Dereli yüzde 7,1 pay aldı. Bu dağılım, Giresun’da KÖYDES kaynağının yalnızca nüfusa göre değil; köy sayısı, yol ağı, arazi yapısı, içme suyu ihtiyacı, mevcut altyapı durumu ve kırsal yerleşim yüküyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. 2025’E GÖRE 47,4 MİLYON TL ARTIŞ Giresun’a 2025 yılında KÖYDES kapsamında 203 milyon 586 bin TL ödenek ayrılmıştı. 2026 yılı için açıklanan 250 milyon 984 bin 887 TL’lik kaynak, geçen yıla göre 47 milyon 398 bin 887 TL’lik nominal artış anlamına geliyor. Artış oranı yaklaşık yüzde 23,3 seviyesinde gerçekleşti. Ancak bu artışın kırsaldaki gerçek karşılığı, ilçelerde hangi yol, içme suyu, kanalizasyon ve altyapı projelerinin programa alınacağıyla ortaya çıkacak. BENZER NÜFUSLU İLLERDE TABLO DEĞİŞİYOR Giresun’un 2026 KÖYDES payı, benzer nüfus büyüklüğüne sahip illerle karşılaştırıldığında daha dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. İlk taramada netleşen iller arasında Kastamonu, Bolu ve Sivas öne çıktı. İl Nüfus 2026 KÖYDES ödeneği Giresun’a göre durum Giresun 455.074 250.984.887 TL Ana karşılaştırma ili Kastamonu 379.934 393.664.469 TL Giresun’dan 142.679.582 TL fazla Bolu 327.173 169.854.665 TL Giresun’dan 81.130.222 TL az Sivas 631.401 366.999.108 TL Giresun’dan 116.014.221 TL fazla Kastamonu’nun nüfusu Giresun’dan düşük olmasına rağmen 393 milyon 664 bin 469 TL ödenek alması, KÖYDES dağılımında nüfusun tek başına belirleyici olmadığını gösteriyor. Kastamonu, Giresun’dan 142 milyon 679 bin 582 TL daha fazla kaynak aldı. Bolu ise 169 milyon 854 bin 665 TL’lik ödenekle Giresun’un gerisinde kaldı. Giresun ile Bolu arasındaki fark 81 milyon 130 bin 222 TL oldu. Sivas, nüfus bakımından Giresun’dan daha büyük bir il olduğu için doğrudan aynı nüfus bandında değerlendirilmemekle birlikte, kırsal altyapı yükü açısından karşılaştırma dosyasına dahil edildi. Sivas’a ayrılan 366 milyon 999 bin 108 TL’lik kaynak, Giresun’un 116 milyon 14 bin 221 TL üzerinde gerçekleşti. GİRESUN’UN PAYI NÜFUSLA DEĞİL KIRSAL YÜKLE OKUNMALI Giresun’un 455 bin 74 kişilik nüfusu, KÖYDES değerlendirmesi için tek başına yeterli ölçü oluşturmuyor. İl genelindeki 548 köy, dağınık kırsal yerleşim düzeni, eğimli arazi yapısı, içme suyu altyapısı, köy yollarının bakım ve yenileme ihtiyacı ödenek değerlendirmesinde birlikte ele alınmak zorunda. Bu nedenle Giresun’un aldığı 250 milyon 984 bin 887 TL’lik KÖYDES payının gerçek anlamı, yalnızca toplam tutarla değil; ilçelere ve köylere hangi projeler üzerinden aktarılacağıyla belirlenecek. NETLEŞMEYEN İLLER TAKİP EDİLECEK Aksaray, Yozgat, Isparta, Düzce, Niğde, Uşak, Rize ve Nevşehir gibi Giresun’a yakın nüfus büyüklüğüne sahip illerin 2026 KÖYDES ödenekleri de karşılaştırma açısından önem taşıyor. Bu illere ayrılan tutarlar valilik açıklamaları, il genel meclisi kararları, yerel gazete haberleri ve milletvekili duyurularıyla netleştikçe Giresun’un aynı nüfus grubundaki yeri daha sağlıklı biçimde ortaya çıkacak. Giresun’da ise bundan sonraki temel başlık, ayrılan kaynağın hangi ilçede hangi köy yolu, içme suyu, kanalizasyon ve altyapı projesine dönüşeceği olacak.

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE: Haber

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE:

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE: GİRESUN ÇAYI ÜRETİMDEN SANAYİYE AYRI BİR BAŞLIK İSTİYOR Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali kapsamında Eynesil’in Ören beldesinde düzenlenen Çay Hasat Şenliği’ne katıldı. Şenlik, çayın tarladan fabrikaya, fabrikadan iç pazara uzanan yolculuğunu yeniden gündeme taşırken, Giresun’un Türkiye çay üretimindeki sınırlı ancak stratejik yerini de görünür hale getirdi. Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali, Eynesil’in Ören beldesinde düzenlenen Çay Hasat Şenliği ile çay bahçelerine taşındı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, üreticiler ve vatandaşlarla bir araya gelerek bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biri olan çayın tanıtımına destek verdi. Şenlikte üreticiler, vatandaşlar ve davetliler çay hasadının yapıldığı bahçelerde buluştu. Yöresel ürünler, hasat kültürü, üretici emeği ve Giresun’un gastronomi kimliği aynı programda öne çıktı. Başkan Köse, Giresun’un doğal ve yöresel ürünlerinin tanıtılmasının kent ekonomisi açısından önem taşıdığını belirterek, gastronomi etkinliklerinin yalnızca kültürel buluşma değil, yerel üretimin değerini artıran bir tanıtım alanı olduğunu vurguladı. ŞENLİĞİN MERKEZİNDE AMBER ÇAY VAR Eynesil’deki Çay Hasat Şenliği, Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali’nin çay üretimi ve hasat kültürüne ayrılan özel başlığı olarak öne çıktı. Kamuoyuna yansıyan programlarda etkinlik, Amber Çay Hasat Şenliği adıyla yer aldı. Amber Çay Sanayi ve Ticaret A.Ş., Giresun’un Eynesil ilçesinde 1988 yılında kuruldu. Firma, 1990 yılında 20 ton yaş çay işleme kapasitesiyle üretime başladı. Amber Çay’ın üretim merkezi Eynesil’de bulunuyor. Firma, Eynesil bölgesinden gelen yaş çayı işleyerek siyah çay üretimi yapıyor. Bu kapasite, Amber Çay’ın Giresun çay sanayisi içindeki yerini küçük ama yerel kimliği güçlü bir tesis olarak konumlandırıyor. Giresun’da çay üretimi Rize ve Trabzon ölçeğinde büyük bir hacme ulaşmasa da Eynesil, Tirebolu, Görele, Güce ve çevresinde çay, kırsal üretici için fındığın yanında önemli bir gelir başlığı olmayı sürdürüyor. Amber Çay’ın yıllık fiili alım miktarı kamuya açık kaynaklarda düzenli ve net biçimde yer almıyor. Ancak firmanın günlük 20 tonluk yaş çay işleme kapasitesi üzerinden bakıldığında, 100 günlük aktif sezon hesabıyla yaklaşık 2 bin ton, 120 günlük sezon hesabıyla yaklaşık 2 bin 400 ton yaş çay işleme kapasitesi ortaya çıkıyor. Bu rakam, kesin yıllık alım değil; fabrikanın açıklanan günlük kapasitesinden hareketle yapılan sezonluk kapasite hesabıdır. ÇAYIN TARİHİ YOLCULUĞU: DENEMEDEN KAMU TEKELİNE, KAMU TEKELİNDEN ÖZEL SEKTÖRE Türkiye’de çay tarımı, bugünkü güçlü konumuna uzun bir süreç sonunda ulaştı. Doğu Karadeniz’de çay üretimi önce iklim ve toprak koşullarının uygunluğu üzerinden deneme çalışmalarıyla başladı. Rize ve çevresinde şekillenen üretim, zamanla bölgesel tarımın ana unsurlarından biri haline geldi. 1940 yılında çıkarılan Çay Kanunu ile çay tarımı güvence altına alındı. Bu dönemden sonra çay, Doğu Karadeniz’de devlet politikasıyla desteklenen stratejik bir ürün niteliği kazandı. Üretim alanları genişledi, üretici sayısı arttı, yaş çayın fabrikalarda işlenmesine dayalı sanayi altyapısı oluşmaya başladı. 1971 yılında Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, yani ÇAYKUR kuruldu. ÇAYKUR’un kurulmasıyla çayda kamu alımı, fabrika işletmeciliği ve piyasa düzenleme gücü daha kurumsal bir yapıya kavuştu. 1984 yılına kadar çay sektöründe kamu ağırlıklı yapı devam etti. 1984 yılında çıkarılan düzenlemeyle özel sektör çay piyasasına girdi. Bu tarihten sonra çay sanayisinde kamu fabrikalarının yanında özel fabrikalar da üretim yapmaya başladı. Giresun’daki özel çay tesislerinin gelişimi de bu dönemin ardından hızlandı. Amber Çay’ın 1988’de kurulması ve 1990’da üretime başlaması, özel sektörün çay sanayisinde ağırlık kazandığı bu yeni dönemin Giresun’daki örneklerinden biri oldu. TÜRKİYE’DE ÇAY TARIMI DOĞU KARADENİZ’E SIKIŞMIŞ DURUMDA Türkiye’de çay tarımı esas olarak Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yapılıyor. Üretim Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun hattında yoğunlaşıyor. İklim, yağış rejimi, nem oranı ve toprak yapısı, çayı Türkiye’de dar bir coğrafyanın ürünü haline getiriyor. 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık 81 bin hektar alanda 1 milyon 415 bin ton yaş çay üretildi. Üretimde Rize açık ara ilk sırada yer aldı. Rize’yi Trabzon, Artvin ve Giresun izledi. İl 2024 yaş çay üretimi Türkiye üretimindeki payı Rize 958 bin ton Yaklaşık yüzde 68 Trabzon 273 bin ton Yaklaşık yüzde 19 Artvin 153 bin ton Yaklaşık yüzde 11 Giresun 31 bin ton Yaklaşık yüzde 2 Toplam 1 milyon 415 bin ton Yüzde 100 Bu tablo, Giresun’un Türkiye çay üretiminde miktar olarak küçük bir paya sahip olduğunu gösteriyor. Ancak Giresun çayı, özellikle Eynesil ve Tirebolu hattında yerel üretici geliri, bölgesel marka değeri ve gastronomi kimliği bakımından ayrı bir anlam taşıyor. GİRESUN’UN ÜRETİMİ KÜÇÜK, SANAYİ KARŞILIĞI ÖNEMLİ Giresun’un yaş çay üretimi son yıllarda yaklaşık 30 bin ton bandında seyrediyor. 2024 yılı üretimi 31 bin ton olarak kayıtlara geçti. Bu üretim, Türkiye toplamı içinde düşük görünse de ildeki çay sanayisi açısından dikkate değer bir hacim oluşturuyor. Giresun’da çay üretimi özellikle Eynesil, Tirebolu, Görele, Güce ve çevresinde yoğunlaşıyor. Çay, bu bölgelerde fındığın alternatifi değil; fındıkla birlikte kırsal geliri çeşitlendiren tamamlayıcı ürün niteliği taşıyor. Bu nedenle Giresun çayını yalnızca tonaj üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor. Ürünün yerel ekonomiye, üreticiye, fabrikalara ve gastronomi markasına katkısı birlikte ele alınmak zorunda. Giresun’da doğrulanabilen başlıca çay işleme tesisleri arasında ÇAYKUR Tirebolu Çay Fabrikası, Ören Çay, Amber Çay ve Tirebolu Çaysan öne çıkıyor. Tesis İlçe / Bölge Günlük yaş çay işleme kapasitesi ÇAYKUR Tirebolu Çay Fabrikası Tirebolu 165 ton Ören Çay Eynesil / Ören 50 ton Amber Çay Eynesil 20 ton Tirebolu Çaysan Tirebolu 65 ton Toplam Yaklaşık 300 ton/gün Bu tesislerin toplam günlük kapasitesi yaklaşık 300 ton seviyesine ulaşıyor. Çay sezonunun 100-120 aktif üretim günü üzerinden hesaplanması halinde, Giresun’daki doğrulanabilen tesislerin teorik sezonluk yaş çay işleme kapasitesi yaklaşık 30-36 bin ton aralığında oluşuyor. Giresun’un 2024’teki 31 bin tonluk yaş çay üretimi, bu teorik kapasiteyle aynı banda denk geliyor. Bu nedenle ilde üretilen çayın, Giresun’daki tesisleri büyük ölçüde besleyebilecek seviyede olduğu görülüyor. Ancak her fabrikanın yalnızca Giresun’dan yaş çay aldığını söylemek için fabrika bazlı alım kayıtları gerekir. Özellikle il sınırlarına yakın üretim havzalarında, dönemsel olarak çevre illerden veya komşu üretim alanlarından yaş çay alımı yapılması mümkündür. SÜRGÜN DÖNEMLERİ ÜRETİCİ İÇİN EN KRİTİK TAKVİM Çay tarımı yıl boyunca aynı tempoda yürümüyor. Üretim, sürgün dönemlerine göre şekilleniyor. Birinci sürgün, sezonun başlangıcını ve kalite açısından en hassas dönemi oluşturuyor. İkinci ve üçüncü sürgünlerde hem ürün miktarı hem de fabrika kapasitesi üzerindeki baskı artabiliyor. Yaş çayın zamanında toplanması, bekletilmeden fabrikaya ulaştırılması ve doğru koşullarda işlenmesi gerekiyor. Çay yaprağı uzun süre bekletildiğinde kalite kaybı yaşanıyor. Bu nedenle çay tarımı yalnızca bahçedeki üretimle sınırlı değil; hasat, taşıma, alım noktası, fabrika kapasitesi ve işleme takvimiyle birlikte çalışan bir zincire dayanıyor. Giresun’da küçük üretici yapısı, parçalı arazi düzeni ve eğimli bahçeler bu zinciri daha hassas hale getiriyor. Üretici, hasat döneminde işçilik maliyeti, nakliye, alım yoğunluğu ve fiyat baskısıyla aynı anda karşı karşıya kalıyor. TÜRKİYE İÇ PAZARI BÜYÜK ÖLÇÜDE YERLİ ÜRETİMLE KARŞILANIYOR Türkiye, dünyada çay tüketimi yüksek ülkeler arasında yer alıyor. İç pazarın temel ihtiyacı büyük ölçüde yerli üretimle karşılanıyor. 2024 yılında Türkiye’de yaş çay üretimi 1 milyon 415 bin ton, kuru çay üretimi ise yaklaşık 290 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Türkiye’nin çayda yeterlilik derecesi yüzde 95,8 olarak hesaplanıyor. Bu oran, iç pazarın neredeyse tamamının yerli üretimle karşılandığını gösteriyor. Buna rağmen Türkiye’ye her yıl belirli miktarda çay ithalatı yapılıyor. 2024/25 sezonunda Türkiye’ye 15 bin 843 ton çay ithal edildi. En fazla ithalat Sri Lanka, İran, Hindistan ve Kenya’dan yapıldı. Aynı dönemde Türkiye’nin çay ihracatı 5 bin 413 ton seviyesinde kaldı. Bu tablo, Türkiye’nin net ithalatçı konumda olduğunu gösteriyor. Dış ticaret kalemi 2024/25 miktarı Çay ithalatı 15 bin 843 ton Çay ihracatı 5 bin 413 ton Net ithalat Yaklaşık 10 bin 430 ton İthalatın nedeni yalnızca üretim açığı değil. Harman, özel ürün, farklı damak profili, ticari tedarik ve bazı markaların ürün çeşitlendirme politikaları da ithal çayın iç pazara girmesinde etkili oluyor. ÇAYDA TEMEL SORUN ÜRETİMİN VARLIĞI DEĞİL, ÜRETİCİNİN GELİRİ Türkiye çayda kendi pazarını büyük ölçüde karşılayabilen bir ülke. Ancak bu, üreticinin sorunsuz bir yapıda üretim yaptığı anlamına gelmiyor. Çay tarımında temel sorunlar üretim miktarından çok maliyet, kalite, alım sistemi, fabrika kapasitesi, özel sektör fiyatlaması ve üretici gelirinde yoğunlaşıyor. Gübre, bakım, nakliye, enerji, işçilik ve finansman maliyetleri üreticinin gelirini doğrudan etkiliyor. Küçük aile işletmelerinin ağırlıkta olması, arazi parçalanması ve eğimli bahçeler üretim maliyetini artırıyor. Bahçelerin yenilenmesi, verimlilik ve kalite standardı ise uzun vadeli planlama gerektiriyor. Giresun gibi üretim payı küçük olan illerde bu sorunlar daha hassas sonuçlar doğuruyor. Çünkü üretim hacmi sınırlı olduğu için üreticinin pazarlık gücü zayıflıyor; buna karşılık ürünün yerel marka değeri, aroma yapısı ve gastronomi potansiyeli daha fazla önem kazanıyor. GİRESUN ÇAYI YEREL MARKA POLİTİKASIYLA GÜÇLENEBİLİR Giresun çayı, Türkiye üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 2’sini oluştursa da Eynesil ve Tirebolu hattında güçlü bir yerel kimliğe sahip. Bu kimliğin korunması için çayın yalnızca yaş yaprak olarak değil, işlenmiş ürün, paketli marka, gastronomi değeri ve turizm unsuru olarak ele alınması gerekiyor. Amber Çay Hasat Şenliği bu açıdan önemli bir örnek oluşturuyor. Şenlik, çayın yalnızca fabrikaya giden bir ürün olmadığını; tarlası, üreticisi, hasat kültürü, yöresel lezzeti ve marka değeriyle birlikte tanıtılabileceğini gösteriyor. Ancak festival etkisinin kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için Giresun çayında üretici örgütlenmesi, kalite standardı, yerel marka desteği ve satış kanallarının güçlendirilmesi gerekiyor. Giresun’un çayda Rize ile tonaj yarıştırması gerçekçi bir hedef değil. Giresun’un önündeki daha doğru yol; sınırlı üretimi kalite, yöresel kimlik, butik üretim, gastronomi ve güvenilir yerel marka üzerinden değerlendirmektir. Eynesil’deki şenlik, bu yönüyle yalnızca bir hasat etkinliği değil, Giresun çayının geleceği için kurulması gereken daha geniş tarım ve sanayi politikasının işaretini veriyor. ŞENLİKTEN ÇIKAN MESAJ AÇIK: GİRESUN ÇAYI KÜÇÜK PAYLA BÜYÜK DEĞER TAŞIYOR Başkan Fuat Köse’nin Çay Hasat Şenliği’ne katılımı, Giresun’un tarımsal çeşitliliğini ve yerel üretim gücünü yeniden gündeme taşıdı. Festival, çayın tarladaki emeğini görünür kıldı; üretici, sanayici, yerel yönetim ve gastronomi alanını aynı zeminde buluşturdu. Giresun’un 31 bin tonluk yaş çay üretimi, Türkiye toplamı içinde küçük bir paya denk geliyor. Buna karşılık ildeki yaklaşık 300 tonluk günlük işleme kapasitesi, çayın Giresun’da yalnızca tarla ürünü değil, aynı zamanda sanayi ürünü olduğunu gösteriyor. Amber Çay’ın Eynesil’deki varlığı, bu yerel sanayi zincirinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Giresun çayının geleceği; hasat şenliklerinin tanıtım gücüyle, üreticinin gelirini koruyan alım politikasıyla, kaliteyi öne çıkaran üretim modeliyle ve yerel markaları büyüten ticari stratejiyle şekillenecek. Çay, Giresun’da fındığın gölgesinde kalan bir ürün değil; doğru planlandığında kentin tarım, sanayi, gastronomi ve turizm başlıklarını aynı hatta buluşturabilecek güçlü bir yerel değerdir.

CHP GİRESUN ÖRGÜTÜ ANKARA’DA BULUŞTU Haber

CHP GİRESUN ÖRGÜTÜ ANKARA’DA BULUŞTU

CHP GİRESUN ÖRGÜTÜ ANKARA’DA BULUŞTU CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ve Giresun’daki ilçe başkanları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in programına katıldı. Giresun heyeti, bayramlaşma programının ardından Anıtkabir yürüyüşünde de yer aldı. İl Başkanı Şenyürek, “Safımız milletle birdir. Millet bizimle beraberdir” mesajı verdi. GİRESUN HEYETİ GENEL BAŞKAN ÖZEL’İN PROGRAMINA KATILDI CHP Giresun örgütü, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla düzenlenen programda Ankara’da bir araya geldi. Programa CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay ve Giresun’daki ilçe başkanları katıldı. Ankara’daki buluşmada CHP Çamoluk İlçe Başkanı Uğur Nazlı, CHP Keşap İlçe Başkanı Gürsel Mutlu, CHP Eynesil İlçe Başkanı Erhan Cebeci, CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol, CHP Alucra İlçe Başkanı Osman Seferoğlu, CHP Güce İlçe Başkan Vekili Ahmet Usta, CHP Tirebolu İlçe Başkanı Kemal Devrim Bayrak, CHP Piraziz İlçe Başkanı Serpil Kahyaoğlu, CHP Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, CHP Dereli İlçe Başkanı Osman Bektaş, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay, CHP Tirebolu yöneticisi Kamil Sakal ve CHP Espiye İlçe Başkanı İbrahim Akgün de yer aldı. Katılamayan ilçe başkanları ise mazeretlerini bildirdiler. “ONLAR YOLUN SONUNDA, BİZ YOLUN BAŞINDAYIZ” CHP Görele İlçe Başkanlığı, programa ilişkin mesajında örgütsel birlik ve mücadele vurgusu yaptı. Açıklamada, “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiç birimiz. Onlar yolun sonunda, biz yolun başındayız” ifadeleri kullanıldı. Bu mesaj, CHP Giresun örgütünün Genel Merkez programına katılımını yalnızca bayramlaşma gündemiyle sınırlı görmediğini; siyasi dayanışma, ortak hareket ve örgüt bütünlüğü üzerinden değerlendirdiğini gösterdi. İL BAŞKANI ŞENYÜREK’TEN “MİLLET” VURGUSU CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek de program sürecinde dikkat çeken mesajlar verdi. Şenyürek, “Safımız milletle birdir. Millet bizimle beraberdir” ifadeleriyle CHP’nin siyasal hattını millet iradesi ve toplumsal destek vurgusu üzerinden ortaya koydu. İl Başkanı Şenyürek’in mesajı, Giresun örgütünün Ankara’daki programda verdiği birlik ve mücadele çağrısını güçlendirdi. ANITKABİR YÜRÜYÜŞÜNE KATILDILAR CHP Giresun heyeti, Genel Başkan Özgür Özel’le birlikte Anıtkabir’e yürüyüş programında da yer aldı. İl Başkanı Şenyürek, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le birlikte Anıtkabir’e yürüyoruz” açıklamasıyla Giresun örgütünün programdaki yerini duyurdu. CHP Giresun heyetinin hem bayramlaşma programına hem de Anıtkabir yürüyüşüne katılması, il ve ilçe örgütlerinin Genel Merkez programlarına birlikte katılım sağladığını ortaya koydu. GİRESUN ÖRGÜTÜNDEN ORTAK SİYASİ DURUŞ CHP Giresun İl Başkanlığı, milletvekili, ilçe başkanları ve parti yöneticilerinin aynı programda yer alması, Giresun örgütü açısından ortak siyasi duruş mesajı verdi. Çamoluk, Keşap, Eynesil, Şebinkarahisar, Alucra, Güce, Tirebolu, Piraziz, Merkez İlçe, Dereli, Görele ve Espiye örgütlerinin temsil edildiği buluşma, CHP Giresun örgütünün Genel Başkan Özgür Özel’in programına geniş katılımla destek verdiğini gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.