Hava Durumu

#Tıp Fakültesi

giresunsonhaber - Tıp Fakültesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tıp Fakültesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TANRI DAĞLARI’NDA KAYBOLDU, GİRESUN’UN HAFIZASINDA YAŞIYOR Haber

TANRI DAĞLARI’NDA KAYBOLDU, GİRESUN’UN HAFIZASINDA YAŞIYOR

TANRI DAĞLARI’NDA KAYBOLDU, GİRESUN’UN HAFIZASINDA YAŞIYOR DR. ALİ HAKAN GÜVENÇ 22. YILINDA ANILACAK Giresun’un “Doktor Hakan”ı Dr. Ali Hakan Güvenç, Kırgızistan’daki 7 bin 439 metrelik Pobeda Zirvesi’nden dönüşü sırasında kayboluşunun 22. yılında anılacak. Hekimliği, yardımseverliği, çevre duyarlılığı ve yüksek irtifa başarılarıyla kentin hafızasında yaşayan Güvenç için düzenlenecek program, 17 Ağustos 2026 Pazartesi günü saat 18.30’da Giresun Kalesi’ndeki Dr. Hakan Güvenç Parkı’nda bulunan Pobeda Çay Bahçesi’nde gerçekleştirilecek. Giresun Deniz Dağcılık Spor Kulübü, 17 Ağustos 2004’te Kırgızistan’daki Tanrı Dağları’nda kaybolan kulübün kurucusu Dr. Ali Hakan Güvenç için geleneksel anma programı düzenleyecek. Güvenç’in arkadaşları, meslektaşları, sporcular, doğaseverler ve tüm Giresunluların davet edildiği program, 17 Ağustos Pazartesi günü saat 18.30’da, Giresun Kalesi’ndeki Dr. Hakan Güvenç Parkı içerisinde bulunan Pobeda Çay Bahçesi’nde yapılacak. Her yıl aynı tarihte gerçekleştirilen buluşmada Güvenç’in hekimliği, dağcılık yaşamı, doğaya ve Giresun’a bağlılığı ile geride bıraktığı hatıralar bir kez daha yaşatılacak. ANMA PROGRAMI Yer: Pobeda Çay Bahçesi Adres: Dr. Hakan Güvenç Parkı – Giresun Kalesi Tarih: 17 Ağustos 2026 Pazartesi Saat: 18.30 Düzenleyen: Giresun Deniz Dağcılık Spor Kulübü GİRESUN’UN “DOKTOR HAKAN”I Dr. Ali Hakan Güvenç, 7 Ekim 1961 tarihinde Giresun’da, Hasan Vehbi Sokağı’ndaki aile evinde dünyaya geldi. Babası, kentte “İmamın Muzaffer” ve “Sinemacı Muzaffer” olarak tanınan Muzaffer Güvenç, annesi ise Birsen Güvenç’ti. Güvenç, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Giresun Belediye Başkanlığı yapan Hasan Vehbi Güvenç’in torunuydu. Hasan Vehbi Güvenç, 1923-1930 yılları arasında belediye başkanlığı yaparak Giresun’un kent tarihine iz bırakan isimler arasında yer aldı. Çocukluk ve gençlik yıllarından itibaren sporla iç içe yaşayan Ali Hakan Güvenç; yüzme, basketbol ve doğa sporlarıyla yakından ilgilendi. Arkadaşlarının anlatımlarına göre hareketli, özgür ruhlu, paylaşımcı ve mücadeleci kişiliği gençlik yıllarında belirginleşti. 1986’DA TIP FAKÜLTESİNDEN MEZUN OLDU Ali Hakan Güvenç, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki eğitimini 1986 yılında tamamlayarak doktor oldu. Meslek yaşamı boyunca hekimliği yalnızca bir görev olarak görmedi. Mütevazı kişiliği, hastalarıyla kurduğu samimi ilişki ve maddi imkânı bulunmayan insanlara yardım etme çabası nedeniyle Giresun’da kısa sürede “Doktor Hakan” adıyla tanındı. Onu tanıyanların aktardığı hatıralarda Güvenç; insanları ayırmadan dinleyen, hastalarının sorunlarıyla yakından ilgilenen, ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşan ve çevresindeki insanlara güven veren bir hekim olarak anlatıldı. Hekimliği, onun yaşamında yalnızca hastane duvarları içerisinde sürdürülen bir meslek olmadı. Toplumsal sorunlarla ilgilenen Güvenç, çevre duyarlılığı, doğa sevgisi ve yardımsever kişiliğiyle Giresun’un geniş kesimlerinin sevgisini kazandı. ASKERLİĞİNİ HAKKÂRİ’DE YAPMAK İÇİN KENDİSİ BAŞVURDU Dr. Güvenç’in yaşamındaki dikkat çekici dönemlerden biri de askerlik hizmetiydi. Dönemin haberlerine göre Güvenç, Genelkurmay Başkanlığına dilekçe vererek askerlik görevini Güneydoğu’da yapmak istedi. Talebinin kabul edilmesinin ardından 1993-1994 yıllarında Hakkâri’deki Komando Taburu’nda doktor olarak görev yaptı. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra memleketine dönen Güvenç, Giresun Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Mesleğini sürdürürken spor, çevre ve doğa çalışmalarından da kopmadı. Güneydoğu’daki görevi sırasında yaşadıkları ve şehit düşen asker arkadaşları, yıllar sonra gerçekleştireceği son Pobeda tırmanışının da manevi gerekçesini oluşturdu. HEKİM, SPORCU, ÇEVRECİ VE DOĞA İNSANIYDI Dr. Ali Hakan Güvenç yalnızca hekimliğiyle değil; yüzme, basketbol ve dağcılık alanındaki çalışmalarıyla da tanındı. Kentte sporun yaygınlaşması ve gençlerin doğa sporlarına yönelmesi için çaba gösterdi. Giresun’da dağcılığın ve doğa sporlarının gelişmesine öncülük eden Güvenç, Giresun Deniz Dağcılık Spor Kulübü’nün kuruluşunda önemli rol üstlendi. Kurucusu olduğu kulüp, onun ardından da faaliyetlerini sürdürerek doğa sevgisini ve spor anlayışını yeni kuşaklara aktardı. Güvenç, insan ile doğa arasındaki ilişkinin korunması gerektiğini savundu. Çevre sorunlarına karşı duyarlılığı, doğanın korunması için verdiği mücadele, yardımseverliği ve toplumsal olaylara ilgisi onu Giresun’un sevilen simalarından biri haline getirdi. Onun ardından adına sokak basketbolu turnuvaları düzenlendi; sağlık ve spor birimleri ile Giresun Kalesi’ndeki parka adı verildi. 15 YILLIK DAĞCILIK SERÜVENİ Dr. Güvenç’in yaklaşık 15 yıl süren dağcılık yaşamı, Türkiye’deki zirvelerden Kafkaslar’a, Alpler’e, Dolomitler’e, Pamir ve Tanrı Dağları’na kadar uzandı. Yüksek irtifa dağcılığında önemli bir tecrübe kazanan Güvenç, yalnızca fiziksel gücüyle değil; dayanıklılığı, kararlılığı ve zorlu koşullarda mücadele edebilme yeteneğiyle de dağcılık çevresinde tanındı. Dağcılık camiasında yayımlanan faaliyet notlarına göre Güvenç’in tırmandığı önemli zirveler arasında şunlar yer aldı: Khan Tengri: 7 bin 10 metreLenin Zirvesi, bugünkü adıyla İbn Sina: 7 bin 134 metreKomünizm Zirvesi, bugünkü adıyla İsmail Samani: 7 bin 495 metreKorjenevskaya Zirvesi, bugünkü adıyla Ozodi: 7 bin 105 metreRazdelnaya Zirvesi: 6 bin 210 metre Güvenç ayrıca Alpler ve Dolomitler’de de çeşitli zirve tırmanışları gerçekleştirdi. İlk yurt dışı tırmanışını 1999 yılında yaptığı, yüksek irtifa deneyimini ilerleyen yıllarda Orta Asya’nın zorlu zirvelerinde geliştirdiği kaydedildi. “KAR LEOPARI” HEDEFİNDE SON ZİRVE POBEDA’YDI Dr. Ali Hakan Güvenç’in en büyük dağcılık hedeflerinden biri, eski Sovyetler Birliği coğrafyasındaki beş büyük 7 binlik zirveyi tamamlayan dağcılara verilen “Kar Leoparı” unvanını kazanmaktı. Bu unvan için Khan Tengri, Lenin, Korjenevskaya, Komünizm ve Pobeda zirvelerinin tamamlanması gerekiyordu. Dağcılık çevresinde yayımlanan faaliyet kayıtlarına göre Güvenç, ilk dört büyük zirveyi geride bırakmıştı. Kar Leoparı hedefindeki son ve en zorlu aşama, 7 bin 439 metrelik Pobeda Zirvesi’ydi. Bazı sonraki dönem haberlerinde “Everest’e çıkarak Kar Leoparı unvanını kazanmak istiyordu” ifadesi kullanıldı. Ancak Everest, Kar Leoparı unvanının ölçütleri arasında bulunmuyor. Güvenç’in Everest’e tırmanma hedefi ayrıca var olmuş olsa da 2004 yılındaki Pobeda seferi, onun Kar Leoparı hedefinin son büyük aşamasıydı. DÜNYANIN EN ZORLU ZİRVELERİNDEN BİRİ Tanrı Dağları’nın en yüksek noktası olan Pobeda, Kırgızistan ile Çin sınırında bulunuyor. Kırgızca “Jengiş Çokusu” adıyla da bilinen zirvenin Rusça adı olan “Pobeda”, “zafer” anlamına geliyor. Pobeda, dünyanın en kuzeyde bulunan 7 binlik zirvelerinden biri olarak kabul ediliyor. Çok düşük sıcaklıklar, sert rüzgârlar, uzun zirve sırtı, buzul çatlakları, çığ riski ve ani hava değişimleri nedeniyle yüksek irtifa dağcılığının en tehlikeli rotaları arasında gösteriliyor. Zirvenin yüksekliği Himalayalar’daki 8 binlik dağlardan daha düşük olmasına rağmen kuzeydeki konumu ve ağır iklim koşulları nedeniyle birçok dağcı tarafından 8 binlik bir dağa tırmanmakla eşdeğer zorlukta değerlendiriliyor. 2003’TE DONMA TEHLİKESİ YAŞADI, BİR YIL SONRA GERİ DÖNDÜ Dr. Güvenç, 2003 yılında Pobeda’ya ilk kez tırmanmayı denedi. Ancak tırmanış sırasında ayak parmaklarında meydana gelen donma nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı. Yaşadığı ağır tecrübeye rağmen hedefinden vazgeçmedi. Tedavi ve hazırlık sürecinin ardından bir yıl sonra yeniden Tanrı Dağları’na döndü. Ağustos 2004’te başladığı ikinci Pobeda seferi, yıllar süren dağcılık birikiminin ve Kar Leoparı hedefinin son aşaması olacaktı. SON TIRMANIŞINI ŞEHİT ARKADAŞLARINA ADADI Dr. Güvenç, 2004 yılındaki Pobeda tırmanışını, askerlik görevini yaptığı Güneydoğu’da şehit düşen asker arkadaşlarının anısına gerçekleştirdi. Bu nedenle faaliyete “Zafer Tırmanışı” adını verdi. Yıllar boyunca hazırlandığı Pobeda tırmanışına büyük bir kararlılıkla başlayan Güvenç, zorlu yüksek irtifa koşullarını aşarak zirveye yöneldi. Ancak Giresun’a ulaşan haber, büyük bir acının başlangıcı oldu. ZİRVE DÖNÜŞÜNDE UÇURUMA DÜŞTÜ Dr. Ali Hakan Güvenç, 17 Ağustos 2004 tarihinde Pobeda Zirvesi’nden dönüşü sırasında, Vaja Pşavela Tepesi yakınlarında ve yaklaşık 6 bin 800 metre yükseklikte dengesini kaybederek uçuruma düştü. Dönemin haberlerinde Güvenç’in yaklaşık bin 600 metre sürüklendiği ve kazanın Kırgız bir dağcı tarafından yetkililere bildirildiği aktarıldı. Kaza haberi önce Türkiye’nin ilgili makamlarına ulaştırıldı. Dışişleri Bakanlığı ve Giresun Valiliği aracılığıyla gelişmeden Giresun Deniz Dağcılık Spor Kulübü’ndeki arkadaşları ile ailesi haberdar edildi. Doğum tarihi 7 Ekim 1961 olarak esas alındığında Dr. Ali Hakan Güvenç, kaybolduğu sırada 42 yaşındaydı. ARAMALAR SONUÇSUZ KALDI Kaza haberinin alınmasının ardından bölgede arama çalışmaları başlatıldı. Dönemin haberlerinde Güvenç’e ait bazı eşyalara ulaşıldığı, ancak kendisinin bulunamadığı bildirildi. Pobeda’nın sarp coğrafyası, buzul çatlakları, yüksek irtifa, sert rüzgârlar ve ağır hava koşulları arama çalışmalarını son derece güçleştirdi. Ekiplerin bütün çabalarına rağmen Dr. Ali Hakan Güvenç’in bedenine ulaşılamadı. Bölgedeki tehlikelerin artması ve hava şartlarının arama faaliyetlerinin sürdürülmesine izin vermemesi üzerine çalışmalar sonuçlandırılamadı. Güvenç, Tanrı Dağları’ndan memleketine dönemedi. GİRESUN ON BİNLERCE KİŞİYLE UĞURLADI Acı haberin Giresun’a ulaşmasının ardından kentte büyük üzüntü yaşandı. Dönemin haberlerine göre Güvenç için on binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş ve temsili cenaze töreni düzenlendi. Bedenine ulaşılamadığı için yapılan temsili tören, Giresun’un sevilen doktoruna, sporcusuna ve doğa insanına toplumsal vedası oldu. Hastaları, arkadaşları, meslektaşları, sporcular ve çok sayıda Giresunlu, “Doktor Hakan”ı uğurlamak için bir araya geldi. Yaşanan büyük kayıp, yalnızca ailesini ve dağcılık camiasını değil, bütün şehri yasa boğdu. ADI SAĞLIKTA, SPORDA VE GİRESUN KALESİ’NDE YAŞIYOR Dr. Ali Hakan Güvenç’in ardından adı Giresun’daki çeşitli sağlık ve spor birimlerine verildi. Giresun Kalesi yolu üzerindeki park, Dr. Hakan Güvenç Parkı olarak düzenlendi. Park içerisinde bulunan çay bahçesine ise hayatını adadığı ve dönüşünde kaybolduğu zirvenin adı verilerek Pobeda Çay Bahçesi denildi. Giresun Merkez Toplum Sağlığı Merkezi bünyesindeki Dr. Ali Hakan Güvenç Verem Savaş Birimi de onun adını yaşatmaya devam ediyor. Güvenç adına düzenlenen sokak basketbolu turnuvaları ve doğa etkinlikleriyle onun spora verdiği önem genç kuşaklara aktarılıyor. HER YIL AYNI TARİHTE ANILIYOR Giresun Deniz Dağcılık Spor Kulübü, kurucusu Dr. Ali Hakan Güvenç’i her yıl kaybolduğu tarih olan 17 Ağustos’ta anıyor. Giresun Kalesi’ndeki anma programlarına Güvenç’in ailesi, arkadaşları, meslektaşları, kulüp üyeleri, AKUT ve ATAK ekipleri, sivil toplum kuruluşları, sporcular ve vatandaşlar katılıyor. Programlarda Güvenç’le ilgili hatıralar anlatılıyor, dağ tırmanışlarından görüntüler gösteriliyor ve onun doğaya, insanlara ve Giresun’a bıraktığı miras yeni kuşaklara aktarılıyor. “HAKAN GÜVENÇ, GİRESUN’UN KENDİSİDİR” Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, 2024 yılındaki anma programında Güvenç’i Sokakbaşı, Giresun Kalesi, Gedikkaya, Ada, fındık ve kirazla özdeşleştirerek “Giresun’un kendisi” olarak tanımlamıştı. Arkadaşlarının anlatımlarında ise Dr. Güvenç; gerektiğinde liderlik yapan bir ağabey, herkese ulaşabilen bir hekim, doğayı ve sporu sevdiren bir öncü ve Giresun’un büyük bir değeri olarak yer aldı. Onun ardından her yıl gerçekleştirilen buluşma, yalnızca bir anma töreni değil; hekimliğe, dostluğa, doğaya, spora ve toplumsal dayanışmaya adanmış bir yaşamın yeni kuşaklara aktarılması anlamını taşıyor. Dr. Ali Hakan Güvenç, Tanrı Dağları’ndan geri dönemedi. Ancak adı, hatıraları, iyilikleri ve yaşam anlayışıyla Giresun’un hafızasındaki yerini korumaya devam ediyor.

GÜRCİSTANLI TIP ÖĞRENCİLERİ KLİNİK STAJ İÇİN GİRESUN’DA Haber

GÜRCİSTANLI TIP ÖĞRENCİLERİ KLİNİK STAJ İÇİN GİRESUN’DA

GÜRCİSTANLI TIP ÖĞRENCİLERİ KLİNİK STAJ İÇİN GİRESUN’DA Giresun Üniversitesi ile Gürcistan’daki Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi arasında yürütülen akademik iş birliği, sağlık alanında yeni bir aşamaya taşındı. Gürcistan’dan gelen tıp fakültesi öğrencileri, iki hafta boyunca Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde klinik staj yapacak. Giresun Üniversitesi ile Gürcistan Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi arasındaki akademik iş birliği kapsamında önemli bir eğitim programı başlatıldı. Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenim gören ve akademik başarıları ile yeterlilikleri doğrultusunda seçilen öğrenciler, klinik staj eğitimlerini gerçekleştirmek üzere Giresun’a geldi. İKİ HAFTA KLİNİK EĞİTİM ALACAKLAR Bu hafta başlayan program kapsamında Gürcistanlı tıp öğrencileri, iki hafta boyunca Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin farklı kliniklerinde eğitim görecek. Öğrenciler, hastanedeki uzman hekimlerin rehberliğinde modern tanı ve tedavi yöntemlerini yerinde inceleme, klinik uygulamaları gözlemleme ve mesleki bilgi ve deneyimlerini geliştirme fırsatı bulacak. MODERN TIP UYGULAMALARINI YERİNDE GÖRECEKLER Staj programıyla öğrencilere teorik eğitimlerini klinik uygulamalarla destekleme imkânı sunulurken, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin işleyişi ve modern tıp uygulamalarının da yakından tanıtılması amaçlanıyor. Programın, öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamasının yanı sıra farklı ülkelerdeki sağlık sistemleri ve klinik eğitim modelleri hakkında deneyim kazanmalarına yardımcı olması bekleniyor. İKİ ÜLKE ARASINDA SAĞLIK VE EĞİTİM KÖPRÜSÜ Uluslararası öğrenci hareketliliği kapsamında gerçekleştirilen klinik staj programı, Türkiye ile Gürcistan arasındaki akademik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Giresun Üniversitesi ile Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi arasındaki iş birliğinin ilerleyen dönemlerde karşılıklı öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak bilimsel çalışmalar ve yeni eğitim programlarıyla genişletilmesi hedefleniyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen programın, uluslararası nitelikteki eğitim çalışmalarına örnek oluşturması ve hastanedeki yabancı öğrenci hareketliliğinin artarak sürmesi bekleniyor.

ESKİ DEVLET BAKANI BURHAN KARA HAYATINI KAYBETTİ Haber

ESKİ DEVLET BAKANI BURHAN KARA HAYATINI KAYBETTİ

ESKİ DEVLET BAKANI BURHAN KARA HAYATINI KAYBETTİ Giresun siyasetinin önemli isimlerinden, önceki dönem Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı ve eski Giresun Milletvekili Burhan Kara hayatını kaybetti. 1949 yılında Giresun’un Görele ilçesinde doğan Burhan Kara, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Meslek yaşamında serbest tabiplik yapan Kara, daha sonra siyasete girerek uzun yıllar Giresun’u Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil etti. BEŞ DÖNEM GİRESUN MİLLETVEKİLLİĞİ YAPTI Burhan Kara, XVII., XVIII., XIX., XX. ve XXI. dönemlerde Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev aldı. ANAP çatısı altında uzun yıllar siyaset yapan Kara, Meclis’te TBMM Başkanlık Divanı İdare Amirliği görevinde de bulundu. Kara, siyasi yaşamında Devlet Bakanlığı görevine kadar yükseldi. Denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, Türkiye’nin denizcilik politikaları ve ilgili kamu kurumlarının çalışmaları kapsamında sorumluluk üstlendi. GİRESUN SİYASETİNİN UZUN YILLAR ETKİLİ İSİMLERİNDEN OLDU Görele doğumlu olan Burhan Kara, beş dönem boyunca Giresun’un Ankara’daki temsilcilerinden biri olarak görev yaptı. Milletvekilliği ve bakanlık dönemleriyle, Giresun siyasetinde uzun yıllar iz bırakan isimler arasında yer aldı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse de Burhan Kara’nın vefatının ardından yaptığı açıklamada, “Şehrimizin önemli bürokratlarından, önceki dönem Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı değerli büyüğüm Burhan Kara'nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Şehrimiz için yaptığı hizmetler hiç unutulmayacak. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.” ifadelerini kullandı.

GİRESUN’DA ÖZELLİKLİ CERRAHİ KAPASİTESİ GÜÇLENİYOR Haber

GİRESUN’DA ÖZELLİKLİ CERRAHİ KAPASİTESİ GÜÇLENİYOR

GİRESUN’DA ÖZELLİKLİ CERRAHİ KAPASİTESİ GÜÇLENİYOR GİRESUN’DA REKTUM KANSERİ HASTASINA KAPALI YÖNTEMLE MILES AMELİYATI Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, ileri düzey onkolojik cerrahi uygulamalarına bir yenisini ekledi. Rektum kanseri tanısı alan 76 yaşındaki erkek hasta, Dr. Öğr. Üyesi Berkan Acar tarafından laparoskopik Miles ameliyatı ile tedavi edildi. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, rektum kanseri cerrahisinde yüksek deneyim ve teknik beceri gerektiren laparoskopik Miles ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi. Rektum kanseri tanısı konulan 76 yaşındaki erkek hastaya, Dr. Öğr. Üyesi Berkan Acar tarafından Laparoskopik Miles ameliyatı uygulandı. Tıp literatüründe abdominoperineal rezeksiyon olarak tanımlanan Miles ameliyatı, özellikle makata çok yakın yerleşimli rektum kanserlerinde uygulanıyor. Bu cerrahide rektum ve anüs çıkarılıyor, hastaya kalıcı kolostomi açılıyor. APR işlemi, alt rektum kanserlerinde sfinkterin korunamadığı durumlarda temel cerrahi seçeneklerden biri olarak kabul ediliyor. KAPALI YÖNTEM HASTAYA DAHA HIZLI İYİLEŞME AVANTAJI SAĞLIYOR Hastaya uygulanan laparoskopik yöntem, karın duvarına açılan küçük kesilerle gerçekleştirildi. Kapalı cerrahi, uygun hastalarda açık ameliyata kıyasla daha az ağrı, daha az kan kaybı, daha hızlı toparlanma ve daha kısa hastane yatışı avantajı sunuyor. Laparoskopik APR ile açık APR’yi karşılaştıran sistematik inceleme ve meta-analizlerde, laparoskopik yöntemin ameliyat sonrası komplikasyonları azaltabildiği ve iyileşme sürecini hızlandırabildiği bildirildi. Bilimsel çalışmalar, rektum kanseri cerrahisinde minimal invaziv yaklaşımın kısa dönem perioperatif sonuçları iyileştirebildiğini gösteriyor. Amerikan Kolon ve Rektum Cerrahları Derneği’nin rektum kanseri yönetim rehberinde de minimal invaziv cerrahinin kısa dönem sonuçlarda avantaj sağlayabildiği, ancak onkolojik kararların hasta, tümör yerleşimi, evre ve cerrahi deneyim dikkate alınarak verilmesi gerektiği vurgulanıyor. GİRESUN’DA ÖZELLİKLİ CERRAHİ KAPASİTESİ GÜÇLENİYOR Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ile Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, akademik yapı ve klinik uygulamayı aynı çatı altında sürdürüyor. Genel Cerrahi Anabilim Dalı, 17 Temmuz 2009’da kuruldu; Kasım 2020’den itibaren Sağlık Bakanlığı-Giresun Üniversitesi Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi yeni bina ve lokasyonunda faaliyetlerini sürdürüyor. Dr. Öğr. Üyesi Berkan Acar, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı akademik kadrosunda kolorektal cerrahi alanında görev yapıyor. Hastanenin hekim listesinde de Genel Cerrahi Kliniği hekimleri arasında yer alıyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, daha önce de Dr. Öğr. Üyesi Berkan Acar öncülüğünde Giresun’da ilk kez tek port laparoskopik appendektomi ameliyatını gerçekleştirdi. Hastane, 13 Ağustos 2025 tarihli açıklamasında bu operasyonun sorunsuz tamamlandığını ve hastanın kısa sürede taburcu edildiğini bildirdi. AYDIN: ÜST DÜZEY BECERİ GEREKTİREN AMELİYATLAR YAPILABİLİYOR Genel Cerrahi Klinik İdari ve Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. İsmail Aydın, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nın eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanında güncel cerrahi literatür ışığında ileri düzey ameliyatları başarıyla gerçekleştirdiğini belirtti. Doç. Dr. Aydın, “Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı olarak eğitim-öğretim faaliyetlerimizin yanında, güncel cerrahi literatür ışığında üst düzey beceri ve tecrübe gerektiren ameliyatların kliniğimizde öğretim üyeleri tarafından başarıyla yapılabildiğini belirtmek isteriz. Desteklerini her zaman hissettiğimiz hastane yönetimimize, genel cerrahi ameliyathane ve servis ekibimize teşekkür ederiz” dedi. ÇITLAK: ÖZELLİKLİ TIBBİ PROSEDÜRLERDE HASTANEYİ İLERİYE TAŞIYORUZ Başhekim Prof. Dr. Atilla Çıtlak, hastanede ileri ve güncel tıbbi prosedürlerin uygulanması için gerekli desteğin sağlandığını ifade etti. Prof. Dr. Çıtlak, “Hastanemizde uygulanan ileri ve güncel prosedürlerin uygulanabilmesi için her türlü desteği sağlamaktayız. Hastanemizi özellikli tıbbi prosedürler noktasında ileriye doğru götürmeye yönelik çalışmalarımız devam etmektedir. Genel cerrahi kliniğimize gösterdiği başarı için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı. BİLİMSEL VERİLER KAPALI CERRAHİNİN ÖNEMİNİ GÖSTERİYOR Laparoskopik APR, uygun hastalarda açık cerrahiye göre daha küçük kesi, daha hızlı bağırsak fonksiyonu dönüşü, daha az kan kaybı ve daha kısa hastane yatışı gibi avantajlarla öne çıkıyor. 2025 tarihli bir meta-analiz, laparoskopik APR’nin açık cerrahiye kıyasla kısa dönem avantajlar sunduğunu; uzun dönem onkolojik sonuçların ise karşılaştırılabilir düzeyde değerlendirildiğini bildirdi. Aynı çalışma, patolojik sonuçlar açısından dikkatli hasta seçimi ve deneyimli cerrahi ekip gerekliliğini de ortaya koydu. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu ameliyat, kentte kanser cerrahisi alanında ileri tekniklerin uygulanabildiğini gösteren önemli bir klinik adım oldu. Genel Cerrahi Kliniği’nin laparoskopik ve onkolojik cerrahi alanındaki deneyimi, hastaların il dışına sevk ihtiyacını azaltabilecek sağlık hizmeti kapasitesini güçlendiriyor.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI Giresun Üniversitesi’nde kurulması planlanan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu için kuruluş onayı verildi. Kabul yazısı 13 Nisan 2026 tarihinde üniversite rektörlüğüne tebliğ edildi. Başvurular Rektörlük Özel Kalem birimi üzerinden alınacak, dosya kabul süreci kısa süre içinde başlayacak. Giresun Üniversitesi, klinik araştırmalar alanında yeni bir kurumsal eşiği geçti. Üniversite rektörlüğü bünyesinde oluşturulan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu için kuruluş onayı alındı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emel Uzunoğlu, kurulun üniversitenin bilimsel araştırma kapasitesine katkı sunacağını ve klinik araştırmaların etik ilkelere uygun, şeffaf ve sistematik biçimde yürütülmesinde kritik rol üstleneceğini açıkladı. Üniversitenin Tıp Fakültesi sayfasında yayımlanan duyuruda, kuruluşa ilişkin kabul yazısının 13 Nisan 2026 itibarıyla rektörlüğe ulaştığı bildirildi. Aynı duyuruda dosya alımına en kısa sürede başlanacağı ve başvuruların Rektörlük Özel Kalem’e yapılacağı da açıklandı. Üniversitenin etik kurul sayfasında ayrıca kurul üyeleri başlığı ve klinik araştırma formları bölümü de yayımlandı. Bu adım, kurulun fiili çalışma düzenine geçiş hazırlığının sürdüğünü gösteriyor. BU KARAR NE ANLAMA GELİYOR? Bu onay, Giresun Üniversitesi’nde gönüllüler üzerinde yürütülecek klinik araştırmalar için yerel bir etik değerlendirme mekanizmasının resmen kurulduğu anlamına geliyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, etik kurulları; araştırmaya katılan gönüllülerin haklarını, güvenliğini ve esenliğini korumak amacıyla bilimsel ve etik görüş veren bağımsız kurullar olarak tanımlıyor. Kurumun yayımladığı bilgilere göre klinik araştırmalar, TİTCK tarafından onay verilen etik kurulların onayı ve Sağlık Bakanlığı izni ile yürütülüyor. Bu tablo, Giresun Üniversitesi’nde hazırlanacak klinik araştırma dosyalarının artık kurum içinde yapılandırılmış bir etik inceleme sürecine gireceğini gösteriyor. Haberin pratik karşılığı şu: Üniversitedeki araştırmacılar, başvurularını yerelde oluşturulan kurul üzerinden yürütecek; kurul uygunluk değerlendirmesi yapacak; uygun bulunan dosyalar ise mevzuatın gerektirdiği izin süreçleriyle birlikte ilerleyecek. Bu değerlendirme, üniversitenin başvuru kabul kanalı, kurul sayfası ve sekretarya yapısını duyurmuş olmasına dayanıyor. BUNDAN SONRA NE OLACAK? İlk aşamada üniversite dosya kabulünü başlatacak. Başvurular Rektörlük Özel Kalem birimi üzerinden alınacak. Ardından etik kurul, kendisine sunulan araştırma dosyalarını inceleyecek ve karar süreçlerini işletecek. TİTCK’nin klinik araştırmalar sayfasında etik kurullar için karar formu, standart çalışma yöntemi esasları, faaliyet raporu, üç aylık rapor üst yazısı, üye listesi örneği ve sekretarya-denetim belgeleri gibi çok sayıda resmi doküman yer alıyor. Bu da kurulun yalnızca isim olarak değil, düzenli raporlama ve kayıt yükümlülükleri olan bir işleyişe tabi olacağını ortaya koyuyor. Her araştırma bu onayla otomatik başlamayacak. Klinik araştırma dosyalarının, etik kurul incelemesinden geçmesi ve ilgili resmi izin süreçlerini tamamlaması gerekecek. TİTCK ayrıca klinik araştırma başvurularının standardize edilmesi için Klinik Araştırmalar Modülü kullandığını ve başvuruların bu sistem üzerinden izlendiğini belirtiyor. Bu nedenle Giresun Üniversitesi’ndeki yeni kurulun önündeki ilk dosyalar, yalnızca bilimsel içerik bakımından değil, başvuru düzeni ve mevzuat uyumu bakımından da ayrıntılı denetime tabi tutulacak. ÜNİVERSİTE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ? Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’nun faaliyete geçmesi, üniversitenin tıp ve sağlık bilimleri alanındaki araştırma altyapısını güçlendirecek bir adım niteliği taşıyor. Bu yapı, tezlerden akademik amaçlı çalışmalara ve gönüllü katılımı içeren daha geniş araştırma başlıklarına kadar pek çok dosyanın kurumsal çerçevede değerlendirilmesine imkân verecek. Aynı zamanda araştırma kültüründe denetlenebilirlik, kayıt disiplini ve gönüllü güvenliği başlıklarını daha görünür hale getirecek. Bu sonuç, TİTCK’nin etik kurullar için öngördüğü bağımsız değerlendirme, karar formu, faaliyet raporu ve başvuru-izleme düzeninden çıkarılıyor. Kaynak: Giresun Üniversitesi Rektörlüğü haber duyurusu, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi etik kurul duyuruları ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Klinik Araştırmalar sayfası.

14 MART TIP BAYRAMI VE BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI Haber

14 MART TIP BAYRAMI VE BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE 14 MART TIP BAYRAMI VE BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle iki güne yayılan kapsamlı bir program hazırladı. Beyaz Önlük Giyme Töreni, yürüyüş, çelenk sunumu ve konserin yer aldığı etkinlikler, 13-14 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek. Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenecek “14 Mart Tıp Bayramı” ve Beyaz Önlük Giyme Töreni için program duyuruldu. Tıp eğitimine adım atan öğrenciler için sembolik bir anlam taşıyan beyaz önlük töreni ile 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları, 13 Mart 2026 Cuma günü başlayacak, 14 Mart 2026 Cumartesi günü sürecek programlarla devam edecek. Etkinliklerin ilk bölümü, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 14.00’te Güre Yerleşkesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda yapılacak. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak. Ardından bir müzik dinletisi sunulacak. Törende, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Ağar’ın konuşmasının yanı sıra protokol temsilcileri de katılımcılara hitap edecek. Program kapsamında ayrıca komisyonlarda görev alan öğretim elemanlarına teşekkür belgeleri takdim edilecek. Törenin en dikkat çeken anı ise tıp öğrencileri için mesleğe ilk adımın sembolü olan Beyaz Önlük Giyme Töreni olacak. Program, toplu fotoğraf çekimi ve kapanışla sona erecek. İkinci gün yürüyüşle başlayacak 14 Mart 2026 Cumartesi günü etkinlikler kent merkezine taşınacak. Saat 11.30’da Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden, Gazipaşa Yerleşkesi’nden Atatürk Meydanı’na bir yürüyüş düzenlenecek. Ardından saat 12.00’de Giresun Atatürk Meydanı’nda Atatürk Büstü’ne çelenk sunulacak. Günün son programı ise saat 14.00’te yapılacak. Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenecek Tıp Fakültesi Beyaz Önlük Grubu konseriyle 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları tamamlanacak. Beyaz önlük mesleğe adımın sembolü Tıp fakültelerinde geleneksel olarak düzenlenen beyaz önlük giyme törenleri, öğrencilerin hekimlik yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul görüyor. Giresun Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek törenin de hem öğrenciler hem akademisyenler hem de aileler için anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapması bekleniyor.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDEN TÜBİTAK 1001 ÇİFTE PROJE BAŞARISI Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDEN TÜBİTAK 1001 ÇİFTE PROJE BAŞARISI

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDEN TÜBİTAK 1001 ÇİFTE PROJE BAŞARISI Giresun Üniversitesi akademisyenleri, hem mühendislik ve yapay zekâ alanında hem de tıbbi biyoteknoloji alanında önemli projelerle TÜBİTAK desteği almaya hak kazandı. Üniversitenin farklı fakültelerinden yürütülen iki proje, bilimsel yenilik ve uygulamaya dönük çıktılarıyla dikkat çekiyor. YAPAY ZEKÂ ALANINDA YENİLİKÇİ SİNİR AĞI MODELİ Fen Edebiyat Fakültesi Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Eren Baş’ın yürütücülüğünü üstlendiği, aynı bölümden Prof. Dr. Erol Eğrioğlu’nun araştırmacı olarak yer aldığı proje, yapay zekâ alanında yeni bir yaklaşım geliştirmeyi hedefliyor. “Yeni Bir Dayanıklı Çarpımsal Spiking Medyan Nöron Model Yapay Sinir Ağı” başlıklı proje kapsamında, daha dayanıklı, gürültüye karşı daha sağlam ve analitik gücü yüksek bir yapay sinir ağı modeli tasarlanması amaçlanıyor. Bu çalışmanın; veri bilimi analitik modelleme hesaplamalı zekâ alanlarında önemli bilimsel katkılar sunması bekleniyor. Geliştirilecek modelin, karmaşık veri yapılarının analizinde ve yeni nesil makine öğrenmesi uygulamalarında kullanılabileceği ifade ediliyor. SAĞLIK ALANINDA YENİLİKÇİ BİYOSENSÖR GELİŞTİRİLECEK Üniversitenin ikinci TÜBİTAK 1001 başarısı ise sağlık teknolojileri alanından geldi. Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Ömer Emecen’in yürütücülüğünü yaptığı projede, Prof. Dr. Murat Usta ile Atılım Üniversitesi Araştırmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veli Cengiz Özalp araştırmacı olarak görev alıyor. “Pankreatit İlişkili Proteine (PAP) Karşı DNA Aptamerleri ve Aptamer Temelli Kuvars Kristal Mikroterazi Biyosensörünün Geliştirilmesi” başlıklı proje ile, özellikle kistik fibrozis hastalığının tanı ve izlenmesine yönelik yenilikçi bir biyosensör teknolojisi geliştirilmesi hedefleniyor. Bu proje sayesinde: Hastalıkların erken ve hassas tespiti Biyokimya alanında yeni tanı yaklaşımları Uygulamaya dönük biyosensör sistemleri gibi alanlarda özgün bilimsel çıktılar elde edilmesi amaçlanıyor. ÜNİVERSİTE ADINA ÖNEMLİ BİLİMSEL BAŞARI Farklı disiplinlerde yürütülen bu iki projenin de TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenmesi, Giresun Üniversitesi’nin araştırma kapasitesini ve bilimsel üretkenliğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite yönetimi, projelerde görev alan akademisyenleri tebrik ederek, çalışmalarının hem ulusal hem de uluslararası bilim dünyasına katkı sunmasını temenni etti.

MORFOLOJİ BİNASI İNŞAAT ÇALIŞMALARI GÖZDEN GEÇİRİLDİ Haber

MORFOLOJİ BİNASI İNŞAAT ÇALIŞMALARI GÖZDEN GEÇİRİLDİ

MORFOLOJİ BİNASI İNŞAAT ÇALIŞMALARI GÖZDEN GEÇİRİLDİ Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz CAN ve Giresun Valisi Mehmet Fatih SERDENGEÇTİ, devam eden Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası inşaatında incelemelerde bulundular. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emel UZUNOĞLU, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal AĞAR, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender AKSOY, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla ÇITLAK ile yerel ve ulusal basın mensuplarının da katıldığı incelemede çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Yüklenici firma temsilcisi Osman ACAR, inşaat süreci hakkında bilgi vererek, projenin her aşamasının büyük bir titizlikle sürdürüldüğünü belirtti ve çalışmalara aralıksız devam ettiklerini kaydetti. Giresun Valisi Mehmet Fatih SERDENGEÇTİ, sürece yakından ilgi gösterdiklerini belirterek, morfoloji binasının büyük bir yatırım olduğunun altını çizdi ve binanın tamamlanması ile Giresun'un sağlık altyapısına ciddi bir katkı sağlayacağını ifade etti. Rektör Prof. Dr. Yılmaz CAN, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, geçmişte morfoloji binası için çeşitli çalışmaların yapıldığını ancak bu çalışmaların sonuçlanmadığını, göreve başladıklarından bu yana bu konuya özel bir önem verdiklerini anlattı. 2021'deki inşaat ihalesinin pandemi ve yasal düzenlemeler nedeniyle kesintiye uğradığını belirten Rektör, binanın 30 Ocak 2023'te 381 milyon TL bedelle yeniden ihale edildiğini ve mevcut maliyetin yaklaşık 1 milyar TL'yi bulduğunu açıkladı. Yapının 20 bin metrekareyi aşan kapalı alanı ile Türkiye'nin en büyük morfoloji binalarından biri olacağını vurgulayan Rektör, binanın Giresun'a sağlık alanında büyük katkılar sunacağını söyledi. Binanın Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yakınlığıyla entegre bir sağlık kompleksi olacağını ifade etti. Tamamlandığında 20.360 metrekare kapalı ve 16.350 metrekare açık alana sahip olacak olan Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası, yaklaşık 200 akademik personel odası, 4 amfi ve çeşitli dersliklerin yer alacağı, laboratuvarların da bulunacağı bir yapıya sahip olacak. Daha önce KTÜ'de yürütülen kadavra dersleri artık bu binada verilecek. Bu laboratuvarlar, akademisyenlere bilimsel araştırma yapma fırsatı da sunacak.

Kanser Hücrelerini Moleküler Düzeyde Tedavi Etmek Mümkün Haber

Kanser Hücrelerini Moleküler Düzeyde Tedavi Etmek Mümkün

Son yıllarda kanser araştırmalarında yaşanan ilerlemeler, tıp biliminin seyrini yeniden biçimlendiriyor. İstinye Üniversitesi Bilim Nişanı, Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cahill’e verildi. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Daniel Cahill, beyin tümörlerinin genetik yapısı üzerine yaptığı önemli araştırmalarla bu değişimin öncülerinden biri olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Cahill, İstinye Üniversitesi tarafından 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için Bilim Nişanı ile ödüllendirildi. Etkinlik, bilimle sanatın harmanlandığı bir ortamda, piyano dinletisiyle açıldı. Bilim insanları, öğrenciler ve akademisyenlerin yoğun olduğu törende, translasyonel tıp, etik değerler ve bilimsel merakın önemi ön plana çıkarıldı. “Bilimsel merak, teknolojik gelişmelerin pusulasıdır” Genetik düzeyde hedef odaklı tedaviler, tıbbın geleceğini oluşturuyor. Prof. Dr. Daniel Cahill, Bilim Nişanı Töreni’nde yaptığı konuşmada, kanser araştırmalarında genetik bilim ve teknolojik yeniliklerin güçlü bir işbirliği içinde olduğunu dile getirdi: “Kanser tümörlerinin genetik yapısına dair bilgi sahibi olma kapasitemiz son yıllarda olağanüstü şekilde arttı. Tümörlerin moleküler seviyedeki özelliklerini çözebiliyor ve hedef odaklı ilaçlarla gelişimlerini engelleyebiliyoruz. Genç araştırmacıların bilgili bir merakla yola çıkmaları, bilimin ilerleyişi için hayati önem taşıyor. Araştırmalar, teknolojide ilerleme sağlandıkça hız kazanıyor; genetik dizileme tekniklerinin gelişmesi, biyolojinin yeni boyutlarını keşfetmemize imkan sundu. Bilim alanındaki bu sürekli hareketlilik hem sorularımızı derinleştiriyor hem de kanser araştırmalarında hızlı bir ilerlemenin yolunu açıyor.” “Tıbbın geleceği, araştırma ile klinik uygulama arasındaki köprüde yatıyor” Translasyonel tıp alanında öncü çalışmalara imza atan Prof. Dr. Cahill, araştırmanın sadece laboratuvarla sınırlı kalmaması gerektiğini, hasta üzerinde etkili sonuçlar doğurmasının önemli olduğunu vurguladı: “Translasyonel tıp, hastalara en iyi bakımı sunmayı hedefler. Bugün, sizlerin özverisini, sıkı çalışmasını ve araştırma kapasitenizi kutluyoruz. Ancak gelecek nesil doktorlardan ve bilim insanlarından daha fazlasını bekliyoruz - araştırma ile klinik uygulama arasında gerçek bir köprü kurmalarını, çünkü tıbbın geleceği bu iki dünyanın birleşmesine dayanıyor.” “Uluslararası bilim ağı, öğrenciler için bir ilham kaynağıdır” Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, genç araştırmacıların uluslararası bilim ağlarına katılımının önemine dikkat çekti: “Bu sıralar dolu görmek bizim için büyük bir mutluluk kaynağı. Kişisel gelişim, başkalarının değil, kendi kendini nasıl değerlendirdiğine bağlıdır. Merak ve uluslararası ağlar, genç bilim insanları için en büyük gelişim fırsatıdır; Bilim Nişanı ile biz de bu ağı güçlendirmeye devam ediyoruz.” “Bilim, etik empati ve sorumlulukla derinleşir” İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, konuşmasında bilimin etik değerlerle beraber yükselmesi gerektiğini belirtti: “Akademi yalnızca bilgi değil, etik ve empatinin de sorumluluğunu üstlenir. Atatürk’ün ‘fikri, vicdanı ve irfanı hür insan’ tanımı, bize bu değerleri miras bıraktı. Prof. Dr. Daniel Cahill de tıp dünyasına ve kanser tedavisine katkılarıyla bu anlayışın önemli bir temsilcisidir.” Bilim ve merakla geleceğe doğru İstinye Üniversitesi’nin her yıl düzenlediği Bilim Nişanı Töreni, bilime yön veren yerli ve yabancı araştırmacıları onurlandırmayı ve genç bilim insanlarına örnek oluşturmayı hedefliyor. Bu yılki ödül, translasyonel tıp alanında öncü çalışmalarıyla tıp biliminde geleceğe ışık tutan Prof. Dr. Daniel Cahill’e takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.