Hava Durumu

#Tescil

giresunsonhaber - Tescil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tescil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FİSKOBİRLİK GİRESUN FINDIĞINI KATMA DEĞERLİ MARKAYA Haber

FİSKOBİRLİK GİRESUN FINDIĞINI KATMA DEĞERLİ MARKAYA

FİSKOBİRLİK’TEN GİRESUN FINDIĞINA KALİTE VURGUSU AFLATOKSİN ANALİZLİ, COĞRAFİ İŞARETLİ GİRESUN FINDIĞI TÜKETİCİYLE BULUŞUYOR FİSKOBİRLİK GİRESUN FINDIĞINI KATMA DEĞERLİ MARKAYA DÖNÜŞTÜRÜYOR Coğrafi işareti FİSKOBİRLİK tarafından tescil ettirilen ve Avrupa Birliği'nde de koruma altında bulunan Giresun Tombul Fındığı, kurumun yeni kampanyasında “aflatoksin analizli, yeni hasat ve birinci kalite” vurgusuyla tüketiciye sunuluyor. Türkiye’nin fındıkta köklü üretici kuruluşlarından FİSKOBİRLİK, Giresun fındığını katma değerli ürün olarak tüketiciyle buluştururken kalite ve gıda güvenliği vurgusunu öne çıkarıyor. Kurumun yeni tanıtım çalışmasında “Coğrafi İşaretli Giresun Fındığı”, “aflatoksin analizli”, “yeni hasat” ve “birinci kalite” ifadeleriyle tanıtılıyor. Giresun Tombul Fındığı’nın coğrafi işaret tescilinin sahibi de FİSKOBİRLİK. Ürün, Türkiye’deki tescilinin ardından 2022 yılında Avrupa Birliği’nde de coğrafi işaret korumasına alındı. (Coğrafi İşaret Platformu) FİSKOBİRLİK, Giresun fındığının yalnızca hammadde olarak değil, işlenmiş, paketlenmiş ve markalı bir ürün olarak tüketiciye ulaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kurumun yayımladığı son tanıtım görselinde bir kase kavrulmuş fındık eşliğinde “Coğrafi İşaretli Giresun Fındığı” ifadesi kullanılırken ürünün “aflatoksin analizli, yeni hasat, birinci kalite Giresun fındığı” olduğu vurgulanıyor. Tanıtımlarda ayrıca kavrulmuş fındığın karakteristik aromasına ve Giresun fındığının yoğun lezzetine dikkat çekiliyor. COĞRAFİ İŞARETİN SAHİBİ FİSKOBİRLİK FİSKOBİRLİK'in Giresun fındığı açısından en önemli özelliklerinden biri, yalnızca ürünü işleyen ve pazarlayan bir kuruluş olmaması. Giresun Tombul Fındığı'nın coğrafi işaretini tescil ettiren kuruluş doğrudan S.S. Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, yani FİSKOBİRLİK. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre Giresun Tombul Fındığı için başvuru 18 Eylül 2000 tarihinde yapıldı. Ürün 31 tescil numarasıyla “menşe adı” olarak tescil edildi. Coğrafi işaret halen tescilli durumda. (Coğrafi İşaret Platformu) Bu yönüyle FİSKOBİRLİK, Giresun fındığının coğrafi kimliğinin korunması ve markalaşması sürecinin de başlıca aktörlerinden biri konumunda. GİRESUN FINDIĞI AVRUPA BİRLİĞİ'NDE DE KORUMA ALTINDA Giresun Tombul Fındığı'nın coğrafi işaret yolculuğu Türkiye ile sınırlı kalmadı. 2018 yılında Avrupa Birliği tescili için başvurusu yapılan ürünün süreçleri tamamlandı ve Giresun Tombul Fındığı 2022 yılında Avrupa Birliği tarafından da tescil edildi. Böylece Giresun'un en önemli tarımsal ürünü AB genelinde coğrafi işaret korumasına kavuştu. (Türk Patent ve Marka Kurumu) TÜRKPATENT'in güncel kayıtlarında da Giresun Tombul Fındığı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde koruma altındaki coğrafi işaretlerinden biri olarak yer almaya devam ediyor. (Coğrafi İşaret Platformu) Bu tescil, Giresun fındığının yalnızca yöresel bir ürün olmadığını; üretim alanı, özellikleri ve geleneksel niteliği resmî olarak tanımlanmış bir tarımsal değer olduğunu ortaya koyuyor. GİRESUN TOMBULUNUN FARKI TESCİL BELGESİNDE DE TANIMLANIYOR Coğrafi işaret sicil belgesi, Giresun Tombul Fındığı'nın ayırt edici özelliklerini ayrıntılı biçimde tanımlıyor. Tescil kayıtlarında ürünün kendine özgü tat ve aroması özellikle öne çıkarılıyor. Natürel olarak veya kavrulduğunda ortaya çıkan aromasının Giresun Tombul Fındığı'nı diğer çeşitlerden ayıran önemli özelliklerden olduğu belirtiliyor. Tescil belgesinde ortalama iç randıman yüzde 52,4, kabuklu fındık ağırlığı yaklaşık 1,46 gram, iç ağırlığı ise yaklaşık 0,96 gram olarak tanımlanıyor. (Coğrafi İşaret Platformu) Coğrafi sınır ise Giresun ili ile Trabzon'un Beşikdüzü ve Vakfıkebir ilçelerine kadar uzanan belirlenmiş alanı kapsıyor. (Coğrafi İşaret Platformu) GIDA GÜVENLİĞİNDE AFLATOKSİN VURGUSU FİSKOBİRLİK'in yeni kampanyasında en fazla dikkat çeken ifadelerden biri “Aflatoksin Analizli” ibaresi. Aflatoksin, özellikle fındık, yer fıstığı, mısır ve bazı kuru yemişlerde uygun olmayan kurutma ve depolama şartlarında gelişebilen küflerin üretebildiği bir mikotoksin olması nedeniyle gıda güvenliğinde yakından takip edilen parametrelerden biri. Bu nedenle fındıkta hammadde seçimi, kurutma, depolama, işleme koşulları ve laboratuvar kontrolleri hem iç pazar hem de ihracat açısından büyük önem taşıyor. FİSKOBİRLİK'in kendi kalite kontrol açıklamalarına göre fındıklar alım aşamasından itibaren randıman, fire ve fiziksel özellikler bakımından eksper kontrolünden geçiriliyor. Depolanan ürünlerde de fiziksel ve kimyasal kontroller gerçekleştiriliyor; kurum ayrıca aflatoksin analizlerinin de kalite kontrol sistemi içerisinde uygulandığını belirtiyor. (Fiskobirlik) Yeni reklam kampanyasında aflatoksin analizinin doğrudan tüketiciye verilen mesajlardan biri haline getirilmesi, gıda güvenliğinin pazarlama ve marka değerinin de önemli bir parçası haline geldiğini gösteriyor. FINDIK ALIMINDAN PAKETLİ ÜRÜNE UZANAN SÜREÇ FİSKOBİRLİK'in kurumsal açıklamasına göre kalite kontrolü yalnızca nihai paket üzerinde başlamıyor. İlk kontrol üreticiden ürün alınırken yapılıyor. Fındık eksperleri tarafından randıman, fire ve fiziksel özellikler belirleniyor. Depolama döneminde ürünler düzenli kontrollere tabi tutulurken bölgesel kalite kontrol laboratuvarlarında fiziksel ve kimyasal testler gerçekleştiriliyor. FİSKOBİRLİK'in Entegre Fındık İşleme Tesisi'nde de kendi kalite kontrol laboratuvarının bulunduğu ve üretim sürecindeki kontrollerin burada sürdürüldüğü belirtiliyor. (Fiskobirlik) Bu yapı, üreticiden alınan kabuklu fındığın işlenerek kavrulmuş fındık, fındık ezmesi ve diğer katma değerli ürünlere dönüştürülmesinde kalite kontrolünün farklı aşamalarda sürdürülmesini sağlıyor. FINDIKTA KATMA DEĞERİN GİRESUN'DA KALMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ FİSKOBİRLİK'in çalışmasının ekonomik açıdan dikkat çeken diğer yönü ise fındığın yalnızca kabuklu veya iç fındık halinde satılması yerine işlenmiş, kavrulmuş, paketlenmiş ve markalı ürün olarak pazara sunulması. Fındık sektöründe üretici bölge açısından temel hedeflerden biri, tarımsal ürünün yarattığı katma değerin daha büyük bölümünün üretim bölgesinde kalması. Kabuklu fındıktan; iç fındığa, kavrulmuş ürüne, ezmeye, kremaya, mamul gıdaya ve doğrudan tüketici markasına doğru ilerledikçe ürünün ekonomik değer zinciri genişliyor. FİSKOBİRLİK'in doğrudan tüketiciye yönelik paketli ürün çalışmaları bu açıdan yalnızca bir perakende faaliyeti değil, Giresun fındığının markalaştırılması açısından da önemli bir model oluşturuyor. ÜRETİCİNİN KURDUĞU MARKADAN TÜKETİCİYE FİSKOBİRLİK'i sektördeki diğer birçok ticari işletmeden ayıran temel özellik ise kuruluş yapısı. Birlik, fındık üreticilerinin oluşturduğu tarım satış kooperatiflerinin üst örgütü olarak faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla Giresun fındığının kendi coğrafi işareti altında, işlenmiş ve paketlenmiş ürün biçiminde pazarlanması aynı zamanda üretici kooperatifçiliğinin markalı ürüne dönüşmesi açısından önem taşıyor. Bu yönüyle yeni kampanya; Giresun menşei + coğrafi işaret + kalite kontrolü + aflatoksin analizi + işleme + paketleme + marka zincirini tüketicinin önüne tek ürün üzerinde taşıyor. GİRESUN FINDIĞININ MARKA DEĞERİNİ YÜKSELTEN ÇALIŞMA FİSKOBİRLİK'in “Coğrafi İşaretli Giresun Fındığı” vurgusunu daha görünür hale getirmesi, Giresun açısından ayrıca önem taşıyor. Çünkü coğrafi işaret yalnızca bir logo değil; belirli bir bölgeden kaynaklanan ve özelliklerini o bölgenin doğal veya beşerî şartlarından alan ürünlerin korunmasını sağlayan bir sınai mülkiyet hakkı. Giresun Tombul Fındığı'nın hem Türkiye'de hem Avrupa Birliği'nde tescilli olması, Giresun adının ürünle birlikte uluslararası pazarda korunmasına da katkı sağlıyor. (Coğrafi İşaret Platformu) FİSKOBİRLİK'in yeni tanıtım kampanyası da Giresun fındığını sıradan bir kuruyemiş ürünü olarak değil, kökeni belirlenmiş, coğrafi işaretle korunan ve kalite kontrollerinden geçirilerek markalı biçimde tüketiciye sunulan özel bir ürün olarak konumlandırıyor.

120 YILLIK TARİHİ YAPI BULANCAK KENT MÜZESİ OLARAK GELECEĞE TAŞINACAK Haber

120 YILLIK TARİHİ YAPI BULANCAK KENT MÜZESİ OLARAK GELECEĞE TAŞINACAK

120 YILLIK TARİHİ YAPI BULANCAK KENT MÜZESİ OLARAK GELECEĞE TAŞINACAK Bulancak Belediyesi, İhsaniye Mahallesi’nde yaklaşık 120 yıllık geçmişe sahip sivil mimari örneği yapıyı kamulaştırarak kent hafızasına kazandırdı. Tescil, rölöve, restitüsyon ve restorasyon süreçlerinin ardından tarihî yapının Bulancak Kent Müzesi olarak hizmet vermesi planlanıyor. Bulancak Belediyesi, ilçenin tarihî ve kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla yeni bir çalışma başlattı. İhsaniye Mahallesi 43 ada 5 parselde bulunan ve yaklaşık 120 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen sivil mimari örneği yapı, belediye tarafından kamulaştırıldı. Yapının, gerekli koruma ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Bulancak Kent Müzesi olarak değerlendirilmesi planlanıyor. MÜBADELE DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE UZANAN HAFIZA Aileden günümüze aktarılan bilgilere göre tarihî yapı, 1923 mübadele döneminde Mustafa Özcan (Veyisoğlu) tarafından satın alındı. Yapının 1926 yılından itibaren Mehmet Özcan ve çocukları tarafından uzun yıllar konut olarak kullanıldığı ifade edildi. Bu yönüyle yapının yalnızca mimari özellikleri açısından değil, Bulancak’ın mübadele sonrası sosyal hayatına ve kuşaklar boyunca değişen kent yaşamına tanıklık etmesi bakımından da önem taşıdığı değerlendiriliyor. SIBIÇ: “YALNIZCA ESKİ BİR BİNA DEĞİL” Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, çalışmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, hızla gelişen ilçede tarihî mirasın korunmasının da önemli olduğunu vurguladı. Sıbıç, şu ifadeleri kullandı: “Bulancak hızla gelişen ve değişen bir ilçe. Ancak gelişirken geçmişimizi, kent hafızamızı ve bizi biz yapan değerleri de korumamız gerekiyor. İhsaniye Mahallemizde bulunan bu yaklaşık 120 yıllık yapı, yalnızca eski bir bina değil; ilçemizin sosyal hayatına, ailelerine ve tarihsel değişimine tanıklık etmiş önemli bir hafıza mekânıdır. Belediyemiz tarafından kamulaştırılan bu yapıyı özgün kimliğini koruyarak gelecek kuşaklara aktarmak istiyoruz.” ÖNCE TESCİL, ARDINDAN RESTORASYON Yapının bilimsel ve korumacı bir anlayışla ele alınacağını belirten Sıbıç, ilk aşamada tescil sürecinin yürütüleceğini açıkladı. Tescilin ardından rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanması planlanıyor. Sıbıç, sürece ilişkin olarak, “Yapının mevcut durumunu belgeleyecek, tarihî kaynaklar ve mimari izler üzerinden özgün karakterini ortaya çıkaracak ve restorasyon çalışmalarını buna göre gerçekleştireceğiz. Amacımız sadece bir binayı onarmak değil, Bulancak’ın geçmişinden kalan önemli bir değeri yeniden yaşatmaktır.” dedi. BULANCAK’IN HİKÂYESİ MÜZEDE ANLATILACAK Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yapının Bulancak Kent Müzesi olarak hizmet vermesi hedefleniyor. Planlamaya göre müzede Bulancak’ın eski yerleşim dokusu, mübadele dönemi, aile yaşamı, geleneksel meslekleri, tarihî fotoğrafları ve belgeleri ile gündelik yaşam kültürünü anlatan materyaller yer alacak. İlçenin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan eser ve belgelerin de müze koleksiyonunda bir araya getirilmesi amaçlanıyor. “KENTİ HATIRALARIYLA BİRLİKTE GELECEĞE TAŞIMAK GEREKİR” Başkan Sıbıç, Kent Müzesi projesinin Bulancak’ın kültürel kimliğine katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: “Bir kenti sadece yolları, binaları ve yeni yatırımlarıyla değil; geçmişi, insanları, hatıraları ve hikâyeleriyle birlikte geleceğe taşımak gerekir. Bu yapıyı Kent Müzesi olarak ilçemize kazandırdığımızda, Bulancak’ın geçmişini kendi tarihî mekânı içerisinde anlatabileceğimiz çok değerli bir merkez oluşturmuş olacağız. Böylece hem tarihî bir yapıyı koruyacak hem de ilçemizin ortak hafızasını gelecek nesillere aktaracağız.”

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR” Haber

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR”

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR” Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli, Giresun’un gastronomi turizminde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen yöresel ürünlerini koruma, tanıtma ve tescil ettirme konusunda geride kaldığını söyledi. Ordu Dağ Çileği Reçeli’nin coğrafi işaret almasını örnek gösteren Canikli, “Biz izliyoruz, diğer iller sahip çıkıyor. Giresun artık bir adım öne çıkmak zorunda” dedi. “YÖRESEL ÜRÜNLERİMİZE SAHİP ÇIKAMIYORUZ” Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli, Giresun’un yöresel lezzetleri, yerel ürünleri ve gastronomi turizmi konusunda daha güçlü bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Gastronomi turizminin yalnızca yemek sunumundan ibaret olmadığını vurgulayan Canikli, bu alanın temelinde yöresel ürünler, coğrafi işaretler, yerel mutfak kültürü ve sürdürülebilir tanıtım çalışmaları bulunduğunu belirtti. Canikli, “Ne yazık ki Giresun olarak yöresel ürünlerimize ve lezzetlerimize sahip çıkamıyoruz” sözleriyle kentteki eksikliğe dikkat çekti. ORDU’NUN COĞRAFİ İŞARET HAMLESİNİ ÖRNEK GÖSTERDİ Fırat Canikli, Ordu Dağ Çileği Reçeli’nin coğrafi işaretle tescillenmesini hatırlatarak, yöresel değerlerine sahip çıkan Ordu’yu tebrik etti. Canikli, çevre illerin kendi yöresel ürünlerini tescil ettirmek, tanıtmak ve gastronomi turizmine kazandırmak için aktif çalışma yürüttüğünü ifade etti. Giresun’un da sahip olduğu mutfak mirasıyla bu alanda güçlü biçimde yer alabileceğini belirten Canikli, kentin artık sloganların ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. “ARTIK BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK ZORUNDAYIZ” “Fındığın Başkenti, Kiraz’ın Anavatanı” vurgusunun Giresun için önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Canikli, dünyada ve Türkiye’de turizm anlayışının doğa, kültür, tarih ve gastronomi ekseninde yeniden şekillendiğini söyledi. Canikli, Akdeniz, Ege, Güneydoğu ve İç Anadolu mutfaklarının turizmde güçlü markalara dönüştüğünü belirterek, Giresun’un da kendi mutfak değerleriyle aynı başarıyı yakalayabileceğini ifade etti. Canikli, “Akdeniz, Ege, Güneydoğu ve İç Anadolu mutfakları turizmde nasıl öne çıkıyorsa, Giresun da çıkabilir. Bunun yolu yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçiyor” dedi. “BİZ İZLİYORUZ, DİĞER İLLER SAHİP ÇIKIYOR” Giresun’un yıllardır kendi mutfak kültüründe yer alan birçok ürünü tescil ettirme ve tanıtma konusunda yeterince hızlı davranmadığını söyleyen Canikli, çevre illerin bu boşluğu değerlendirdiğini belirtti. Canikli, Giresun’un meşhur sade simidinin Rize’de, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Melocan Kavurması, Fındıklı Burma Tatlısı, Pancar Çorbası, Karalahana Sarması ve Mantar Kavurması gibi birçok ürünün ise Ordu’da coğrafi işaret aldığını hatırlattı. Bölgenin ortak değerlerine sahip çıkan illeri eleştirmediklerini belirten Canikli, “Onlar gastronomi turizminden pay almak için üzerine düşeni yapıyor. Biz ise sadece izliyoruz” ifadelerini kullandı. “BİR KAZAN PANCAR ÇORBASI İLE GASTRONOMİ TURİZMİ OLMAZ” Canikli, Giresun’da zaman zaman düzenlenen sembolik etkinliklerin gastronomi turizmi açısından kalıcı sonuç üretmediğini söyledi. Yerel mutfağın tanıtımının planlı, kurumsal ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Canikli, yalnızca kısa süreli etkinliklerle gastronomi turizminde güçlü bir marka oluşturulamayacağını vurguladı. Canikli, “Hiç kimse kusura bakmasın; bir kazan pancar çorbası ile gastronomi turizmi olmaz. Gastronomi turizmi yerel ürünlere sahip çıkmak ve değer vermekle olur” dedi. GİRESUN MUTFAĞININ GÜÇLÜ POTANSİYELİ VAR Giresun mutfağı, Karadeniz’in ot kültürü, fındık üretimi, yayla yaşamı, deniz ürünleri, kiraz geçmişi ve kırsal üretim geleneğiyle güçlü bir gastronomi potansiyeli taşıyor. Pancar çorbası, karalahana sarması, sakarca, galdirik, melocan, fasulye diblesi, hamsili yemekler, fındıklı tatlılar, yöresel hamur işleri, mısır unu ağırlıklı lezzetler ve dağ ürünleri, kentin tanıtımında daha görünür hale getirilebilecek başlıklar arasında yer alıyor. Canikli, bu ürünlerin yalnızca ev mutfağında veya yerel hafızada kalmaması gerektiğini, tescil, tanıtım, festival, menü, restoran ve turizm rotalarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. “GASTRONOMİ KÜÇÜK GÖRÜLECEK BİR ALAN DEĞİL” Giresun’un ulaşım, sanayi ve kalkınma gibi temel sorunları bulunduğunu hatırlatan Canikli, buna rağmen gastronominin kentin ekonomik ve turistik geleceği açısından küçük görülmemesi gerektiğini söyledi. Canikli, yöresel ürünlerin doğru tanıtılması halinde hem üreticiye hem esnafa hem de turizm sektörüne katkı sağlayabileceğini belirtti. Gastronomi turizminin kırsal kalkınma, kadın emeği, yerel üretim, restoran sektörü, konaklama, festival ekonomisi ve şehir markasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Canikli, Giresun’un bu alanda geç kalmadan ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. KURUMLARA VE PAYDAŞLARA ÇAĞRI Fırat Canikli, Giresun’un yöresel lezzetlerini koruma ve gastronomi turizminde hak ettiği yeri alma konusunda tüm kurumlara çağrıda bulundu. Başta Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği, Giresun Valiliği, Giresun Belediyesi, Ticaret Borsası ve ilgili tüm paydaşların sorumluluk alması gerektiğini belirten Canikli, ortak çalışma kültürünün önemine dikkat çekti. Canikli, “Artık hep birlikte değerlerimize sahip çıkalım. Gastronomi turizminde çok geç kalmadan yerimizi alalım” dedi. GASTRONOMİDE KALICI YOL HARİTASI İHTİYACI Giresun’un yöresel ürünlerini koruması, coğrafi işaret süreçlerini hızlandırması, yerel mutfağı turizm rotalarına dahil etmesi ve gastronomi etkinliklerini sürdürülebilir hale getirmesi gerekiyor. Canikli’nin çıkışı, Giresun’da yıllardır konuşulan ancak kurumsal düzeyde yeterince güçlü adımlar atılamayan yöresel lezzetler konusunu yeniden gündeme taşıdı. Giresun’un mutfak mirasını koruyacak, yerel ürünlerini tescil ettirecek ve gastronomi turizminden daha fazla pay almasını sağlayacak ortak bir çalışma süreci, kentin turizm hedefleri açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ: Haber

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ:

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ: ÜRKPATENT YÖNETİMİ GİRESUN FINDIĞININ KORUNMASI VE KÜRESEL DEĞERİ İÇİN MASADAYDI FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak’ı ağırladı. Görüşmede Giresun’un coğrafi işaretli fındık ürünlerinin korunması, markalaşması ve uluslararası pazarlarda daha güçlü konumlanması ele alındı. TÜRKPATENT kayıtları, FİSKOBİRLİK’in Giresun Tombul Fındığı, Giresun Sivri Fındığı, Giresun Kalınkara Fındığı ve Giresun Fındık Ezmesi için tescil sahibi olduğunu gösteriyor. FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü’nde gerçekleşen buluşma, Giresun fındığının yalnızca üretim değil, hukuki koruma ve ticari değer başlığında da yeni bir döneme işaret etti. Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanı Hakan Kızıltepe ve Yenilik ve Tanıtım Dairesi Başkanı Salih Koca’nın katıldığı görüşmede, coğrafi işaretli ürünlerin korunması, tanıtımı ve uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmesi başlıkları öne çıktı. Kurumun güncel yönetim yapısında Durak başkan, Kızıltepe Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanı, Koca ise Yenilik ve Tanıtım Dairesi Başkanı olarak yer alıyor. Görüşmenin merkezinde Giresun’un dört önemli tescilli ürünü yer aldı. Türk Patent ve Marka Kurumu Coğrafi İşaretler Portalı’na göre FİSKOBİRLİK; Giresun Tombul Fındığı’nın tescil ettireni olarak kayıtlarda bulunuyor. Ürün, menşe adı statüsünde ve 31 numarayla tescilli. Giresun Sivri Fındığı 455 numarayla, Giresun Kalınkara Fındığı ise 456 numarayla yine menşe adı olarak koruma altında. Giresun Fındık Ezmesi de 526 numarayla mahreç işareti olarak tescilli. Bu tablo, FİSKOBİRLİK’in yalnızca kooperatif kimliğiyle değil, bölgesel ürün hafızasının resmi koruyucularından biri olarak da hareket ettiğini ortaya koyuyor. COĞRAFİ İŞARET SADECE ETİKET DEĞİL, PAZAR GÜCÜ Coğrafi işaret meselesi, Giresun fındığı açısından yalnızca isim koruması anlamına gelmiyor. Tescil, ürünün belirli bir coğrafyaya, üretim geleneğine ve ayırt edici kaliteye bağlı olduğunu hukuken sabitliyor. Bu da hem taklit ürünlerle mücadelede hem de iç ve dış pazarda fiyat, güven ve marka değeri oluşturmada doğrudan önem taşıyor. Özellikle Giresun Fındık Ezmesi tescil dosyasında, üretimde coğrafi işaretli Giresun Tombul, Sivri ve Kalınkara fındıklarının kullanılması şartı açık biçimde yer alıyor. Bu yapı, katma değerin ürünün ham maddesinden işlenmiş son haline kadar bölgeye bağlanmasını sağlıyor. AB TESCİLİ GİRESUN FINDIĞININ ELİNİ GÜÇLENDİRDİ Giresun Tombul Fındığı’nın Avrupa Birliği’nde de koruma altına alınmış olması, FİSKOBİRLİK’in bu alandaki en önemli kazanımlarından biri olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği Başkanlığı’nın duyurusuna göre Giresun Tombul Fındığı, 2022 yılında AB’de coğrafi işaret olarak tescil edildi. EUR-Lex kayıtlarında da “Giresun Tombul Fındığı” adının 2022/939 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü ile koruma siciline işlendiği görülüyor. Bu gelişme, Giresun menşeli ürünün AB pazarında taklit ve kötüye kullanıma karşı daha güçlü bir hukuki zemine kavuştuğunu gösteriyor. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’te yapılan ziyaret, nezaket buluşmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Masada, Giresun’un tarımsal kimliğini taşıyan ürünlerin nasıl daha sıkı korunacağı, nasıl daha güçlü anlatılacağı ve dünya pazarlarında nasıl daha görünür hale getirileceği konusu vardı. Coğrafi işaretin sürdürülebilir değere dönüşmesi için yalnızca tescil yeterli değil; etkin denetim, ortak tanıtım dili, üretici disiplini ve pazarlama stratejisi gerekiyor. FİSKOBİRLİK ile TÜRKPATENT arasında kurulan temas da tam bu nedenle önem taşıyor. GİRESUN İÇİN STRATEJİK BAŞLIK: ÜRÜNÜ KORUMAK, DEĞERİ YÜKSELTMEK Giresun fındığı dünya piyasasında yalnızca miktarla değil, kalite iddiasıyla yer alıyor. Bu iddianın korunması, coğrafi işaretlerin doğru uygulanmasına bağlı. FİSKOBİRLİK’in tescil sahibi olduğu ürünler üzerinden yürüyecek yeni iş birlikleri, hem üretici gelirini hem de Giresun’un tarımsal marka gücünü doğrudan etkileyebilir. Koruma, markalaşma ve uluslararası tanıtım başlıklarının aynı masada buluşması, önümüzdeki dönemde Giresun merkezli daha görünür bir coğrafi işaret politikasının işareti olarak okunuyor.

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Haber

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Ömür Yüksel Giresun’un bilinen ilk cuma camisi sayılan Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii’nin bugünkü Taşbaşı Parkı alanında bulunduğu tarihî kayıt, fotoğraf, harita, uzman raporu ve tescil dosyasıyla doğrulanıyor. Bugünkü çekişme, caminin varlığında değil; tam konumunun 96 ada 4 parsel içinde mi, yoksa liman dolgu sahasıyla birlikte daha geniş bir alanda mı kaldığı, bu belirsizliğin rekonstrüksiyon ve tapu iptal ve tescil davası üzerinde nasıl sonuç doğuracağı noktasında büyüyor. Sultan Selim Camii ve çevresi, 1877. Fotoğraf, yapının liman sahası bitişiğindeki doğal burun üzerinde yer aldığını ve tarihî varlığını doğrudan gösteriyor. Kaynak: Gazanfer İltar – Mehmet Fatsa, Vakıflar Dergisi, 2018. Taşbaşı Parkı dosyası, Giresun şehir tarihinin en sert hafıza çatışmalarından birine dönüştü. Aynı zemin üzerinde iki ayrı tarihî katman duruyor. Birinci katman, Sultan Selim Camii veya Hüdâvendigâr Camii adıyla anılan, kentin bilinen ilk cuma camisi olan tarihî yapı ile ona bağlı külliye düzeni. İkinci katman, 1933’ten sonra Küçük Yalı Parkı olarak düzenlenen ve bugün Taşbaşı Parkı adıyla yaşayan kamusal alan, park hafızası ve şehir hafızası. Tartışma artık “orada cami var mıydı” sorusunda değil; tarihî yapının bugünkü kadastro sistemindeki tam yerine, liman sahası ile doğal burun-topografya ilişkisine, liman dolgu sahasının yarattığı kaymaya, rölöve ve restitüsyon arasındaki farka, bilirkişi raporunun neyi çözüp neyi çözemediğine ve rekonstrüksiyon kararının hangi bilimsel veriyle savunulduğuna sıkışmış durumda... Sultan Selim Camii’nin tarihî varlığı güçlü biçimde kayıtlı. Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan temel makale, yapının liman sahası bitişiğindeki bugünkü Taşbaşı Parkı alanında 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiğini, Giresun’un bilinen ilk cuma camisi olduğunu ve ilk Müslüman Türk yerleşimi niteliğindeki Sultan Selim Mahallesi’nin bu cami çevresinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de yapının 1515 yılıyla bağlantısını kuruyor ve günümüzde yerinde Taşbaşı Parkı bulunduğunu yazıyor. Sultan Selim Camii tarihî bir gerçektir ve Taşbaşı Parkı alanıyla bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir. İLK CUMA CAMİSİ, İLK MÜSLÜMAN TÜRK YERLEŞİMİ, KÜLLİYE DÜZENİ Sultan Selim Camii, Giresun’un sıradan bir ibadet yapısı olarak değil, şehir kurucu bir yapı olarak öne çıkıyor. Akademik çalışma, yapıyı bilinen ilk cuma camisi diye tanımlarken, Sultan Selim Mahallesi’ni de ilk Müslüman Türk yerleşimi olarak bu cami çevresinde okuyor. Bu çevrede yalnızca cami yoktu. Külliye düzeni içinde medrese, hazire, kabristan ve daha sonraki dönemde kütüphane bulunuyordu. 2025 tarihli yayın, Müderris İsmail Sabri Efendi Kütüphanesi’nin bu alanla bağlantısını gösteriyor. 2023 tarihli çalışma da cami çevresindeki medrese ve ilmî çevreyi destekliyor. Taşbaşı Parkı dosyası, bu yüzden yalnızca bir “cami dosyası” değil; külliye, medrese, kütüphane, hazire, kabristan, vakıf ve şehir kurucu hafıza dosyasıdır. 1852 tarihli şehir çiziminde Sultan Selim Camii. Çizim, yapının doğal burun üzerindeki genel konumunu ve kıyı-topografya ilişkisini gösteriyor. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. RAPOR, FOTOĞRAF VE HARİTA DOSYANIN EN GÜÇLÜ TARAFI Bu dosyada en güçlü delil grubu, rapor, fotoğraf ve harita setidir. 1852 tarihli harita/çizim, Sultan Selim Camii’ni kıyıdaki doğal burun üzerinde gösteriyor. 1877 tarihli fotoğraf ve 20. yüzyıl başına ait farklı açılardan çekilmiş kareler, caminin gerçek varlığını, minaresini, ana kütlesini ve çevresindeki yapıları görünür kılıyor. 1932 tarihli hazire fotoğrafları ise yıkım ve tasfiye sürecini doğrudan belgeliyor. Aynı akademik çalışma, bu görsel veriden hareketle restitüsyon paftaları üretiyor: harim kat planı, mahfil kat planı ve cephe çizimleri. Yani görsel veri vardır; tarihî yapı için belge vardır; mimari okumayı mümkün kılan güçlü materyal vardır. Ancak kamuya açık dosyada görülen şey restitüsyon paftalarıdır; ölçülmüş rölöve projesi kaydı, envanter fişinde görünmemektedir. Bu ayrım kritik. Restitüsyon, tarihî görüntüden türetilmiş bilimsel yeniden kurma çalışmasıdır; rölöve ise mevcut ölçülü kayıt anlamına gelir. Dosyanın sert tartışmalarından biri tam da burada başlıyor. Sultan Selim Camii için üretilmiş restitüsyon paftaları. Bu çizimler, tarihî fotoğraf ve haritalardan türetilmiş bilimsel yeniden kurma denemesidir; kamuya açık envanterde rölöve projesi kaydı görünmemektedir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu envanter fişi. 1930-1933 KIRILMASI: CAMİ, HAZİRE, KABRİSTAN GİTTİ; PARK GELDİ Sultan Selim Camii ve çevresindeki külliye düzeni 1930-1933 arasında ortadan kaldırıldı. Akademik çalışma, yapının 20. yüzyıl başlarında ağır harap durumda olduğunu, 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırıldığını ve 1933’e gelindiğinde cami, hazire, kabristan ve çevredeki vakıf yapılarının yerinde Küçük Yalı Parkı’nın kurulduğunu aktarıyor. Bu noktadan sonra Taşbaşı alanı vakıf-külliye alanından kamusal alan niteliği taşıyan park alanına dönüştü. 2026 tarihli çalışma, bu parkı Cumhuriyet dönemi modernleşmesinin bir sahnesi olarak ele alıyor. Dolayısıyla Taşbaşı Parkı, sadece kayıp cami hafızasının değil, park hafızası, şehir hafızası ve modern kamusal alan deneyiminin de mekânıdır. 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırılması. Bu kare, külliyenin tasfiye sürecini doğrudan belgeleyen en kritik fotoğraflardan biridir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. . Caminin yerine yapılan Küçük Yalı Parkı’nın devamı niteliğindeki Taşbaşı Parkı. Alan, 1933’ten sonra yeni bir park hafızası ve kamusal alan kimliği kazandı. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; modernleşme çalışması. TESCİL, UZMAN RAPORU, ENVANTER FİŞİ VE 96 ADA 4 PARSEL Bugünkü idarî süreç 2024 sonundaki tescil kararıyla hızlandı. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 23 Eylül 2024 tarihli başvuru, kurum görüşleri ve uzman raporu sonrasında 29 Kasım 2024’te Giresun Merkez Sultanselim Mahallesi 96 ada 4 parselde tanımlanan Sultan Selim Camii’ni tescil etti. Envanter fişi, dosyada rapor, fotoğraf ve harita bulunduğunu gösteriyor. Aynı fişte genel tanım bölümünde bilgilerin Vakıflar Dergisi’nden derlendiği anlaşılıyor. Yani tescil süreci, sözlü anlatıdan değil, kayıtlı rapor, uzman raporu, fotoğraf, harita ve akademik yayın üzerinden kuruldu. Ancak envanter fişinde rölöve projesi işaretli görünmüyor. Bu durum, tescilin tarihî varlık iddiasını desteklediğini, fakat tam zeminsel aplikasyon bakımından tartışmayı bitirmediğini gösteriyor. Koruma Kurulu envanterinde 96 ada 4 parselin işaretlenişi. Tescil, bugünkü hukuki tartışmayı bu parsel üzerinden kurdu. Kaynak: Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli karar eki. BİLİRKİŞİ, HAVA FOTOĞRAFI, HARİTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE LİMAN DOLGU SAHASI Dosyanın en sert düğümü, bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkan tam konum tartışmasıdır. Yerel basına yansıyan teknik özete göre mahkemenin atadığı bilirkişi, Harita Genel Müdürlüğü’nden temin edilen 1955-2022 arasındaki 10 farklı hava fotoğrafını inceledi. Bu inceleme, tarihî caminin doğal burun üzerindeki muhtemel konumunun yalnızca belediyeye ait park parselini değil, kuzeydeki liman dolgu sahasını da kapsayan daha geniş bir alana işaret ettiğini ortaya koydu. Rapora göre liman sahası ve dolgu nedeniyle eski kıyı-topografya düzeni değişti; üstelik eski hava fotoğraflarının optik parametreleri bilinmediğinden metre bazında hassas yer tespiti yapmak bilimsel olarak mümkün görünmedi. Sonuç cümlesi çok kritik: cami kütlesinin güncel kadastral sistemde yalnızca 96 ada 4 parsel içinde yer aldığı yönünde tereddüde yer bırakmayan bilimsel tespit yapılamıyor. İşte “cami tek bir parsel üzerinde değil” cümlesi buradan çıkıyor. Bu bulgu, tarihî yapının varlığını ortadan kaldırmıyor; ama tam konum, tam koordinat, tek parsel kesinliği ve rekonstrüksiyon sahası tartışmasını büyütüyor. Başka ifadeyle, dosya “cami vardı mı” aşamasını geçmiş durumda; tartışma artık “hangi zemindeydi, ne kadar kesinlikle saptanabiliyor” noktasında yoğunlaşıyor. REKONSTRÜKSİYON, 922 SAYILI İLKE KARARI, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE MAZBUT VAKIF EKSENİ Yeniden yapım tartışması yalnızca siyasî ya da sembolik değil; doğrudan koruma hukuku ve vakıf rejimiyle ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap, Sultan Selim Camii’nin 2863 sayılı Kanun ile 660 ve 922 sayılı ilke kararları çerçevesinde tescil edildiğini belirtiyor. Bu cevapta ayrıca mülkiyet devrinin Koruma Bölge Kurullarının yetki alanında olmadığı vurgulanıyor. 922 sayılı ilke kararı, cami, mescit ve türbeler için özel bir rekonstrüksiyon rejimi getiriyor; özgün oturum alanı çeşitli sebeplerle kullanılamasa bile, yeterli belge setiyle ihya kapısını tamamen kapatmıyor. Bu yüzden rekonstrüksiyon, bu dosyada sadece mimari değil; tescil, koruma hukuku, vakıf rejimi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıf bağlamında okunmak zorunda. BELEDİYE, TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI, İHTİYATİ TEDBİR VE SONDAJ GERİLİMİ Dosya bugün sadece akademik ya da idarî bir dosya değil; aktif bir hukuk dosyası. Giresun Belediyesi, 17 Mart 2025’te tapu iptal ve tescil davası açtığını duyurdu. Belediye, parkın mülkiyetinin haksız biçimde elinden alındığını savundu. 31 Mart 2026’da ise parkta başlatılan sondaj çalışmasının durdurulduğunu açıkladı. Belediye açıklamasında, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu tedbir devam ederken parkta fiilî müdahale yapılamayacağı savunuldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gönderildiği anlaşılan sondaj makinasının belediye müdahalesiyle parktan çıkarıldığı bilgisi de aynı tartışma içinde yer aldı. Bu bölüm, dosyanın “rapor-fotoğraf-harita” ekseninden “dava-tapu-ihtiyati tedbir-sondaj” eksenine geçtiği yerdir. NE KESİN, NE TARTIŞMALI? Kesin olanlar şunlardır: Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii tarihî bir gerçektir; Taşbaşı Parkı alanı ve liman sahası bitişiğindeki doğal burun ile bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir; çevresinde külliye düzeni, medrese, hazire, kabristan ve kütüphane bulunmuştur; yapı topluluğu 1930-1933 arasında kaldırılmış, yerine park düzenlenmiştir; rapor, fotoğraf, harita, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlar tarihî varlığı doğrulamaktadır. Tartışmalı olanlar ise şunlardır: tam konumun bugünkü kadastro içinde milimetrik düzeyde nereye düştüğü; cami kütlesinin yalnızca 96 ada 4 parsel içinde kalıp kalmadığı; liman dolgu sahasının eski kıyı çizgisini ne ölçüde değiştirdiği; kamuya açık rölöve eksikliği içinde rekonstrüksiyonun hangi teknik zemine oturacağı. Bu ayrım korunmadan yapılan her yayın, ya tarihî gerçeği eksiltir ya da teknik belirsizliği örter. Taşbaşı Parkı dosyasında doğru cümle tek uçlu kurulamaz. “Orada hiç cami yoktu” demek de yanlış, “tam yeri milimetrik biçimde tartışmasız bellidir” demek de yanlıştır. Taşbaşı Parkı alanında Sultan Selim Camii/Hüdâvendigâr Camii ve ona bağlı külliye düzeni bulunuyordu; bu tarihî yapı ve çevresi, fotoğraf, harita, rapor, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlarla doğrulanıyor; ancak bugünkü topografya, liman dolgu sahası, hava fotoğrafı okuması ve bilirkişi değerlendirmesi, tam oturumun yalnızca tek bir parsel üzerinde ve hiçbir tartışma bırakmadan gösterilemediğini ortaya koyuyor. Dosyanın gerçek ağırlık merkezi budur. Taşbaşı Parkı, bugün bir yandan kayıp caminin, bir yandan yaşayan parkın, bir yandan da şehir hafızası ile kamusal alanın aynı zemindeki mücadelesidir. KAYNAKÇA Gazanfer İltar ve Mehmet Fatsa, “Giresun Merkezde Yok Olmuş Bir Vakıf Eseri: Sultan Selim (Hüdâvendigâr) Camisi,” Vakıflar Dergisi 50, 2018. DOI: 10.16971/vakiflar.506654. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kültürel Mirasımız” içinde Sultan Selim Camii kaydı. Erişim: 3 Nisan 2026. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli Sultan Selim Camii tescil kararı ve envanter eki. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap. Selin Karaibrahimoğlu, “İki Park, İki Dönem, İki Modern: Giresun’da Modernleşme ve Toplumsal Yaşam,” 2026. Giresun Belediyesi, “Tapu İptal ve Tescil Davası Açıldı,” 17 Mart 2025; “Taşbaşı Parkı’nda Başlatılan İzinsiz Sondaj Çalışmasını Belediye Durdurdu,” 31 Mart 2026. Yeşilgiresun, “Taşbaşı Parkı Davasında Bilirkişi: ‘Cami Tek Bir Parsel Üzerinde Değil’,” 2026.

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ Haber

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ Giresun Üniversitesi’nde yürütülen çalışma, fındık atıklarını yeşil sentez yöntemiyle antibakteriyel biyouyumlu boyaya dönüştürdü. Çalışma, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildi. Giresun Üniversitesi, fındık atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmada patent tescili aldı. Üniversitenin 1 Nisan 2026 tarihli açıklamasında, fındık atıklarının “Yeşil Sentez” yöntemiyle katma değerli ürüne dönüştürüldüğü ve “Antibakteriyel Biyouyumlu Boya” üretiminde patent tescili elde edildiği bildirildi. Patent tescili alan çalışmayı Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Arslan, Şebinkarahisar Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Esra Özbek Mercan ve yüksek lisans öğrencisi Elifnur Büyükkaya yürüttü. Üniversite, tescilin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verildiğini açıkladı. FINDIK ATIĞI KATMA DEĞERLİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜ Çalışma, fındık atıklarının doğrudan boya üretiminde kullanılmasına odaklandı. Açıklamada, geliştirilen ürünün antibakteriyel ve biyouyumlu nitelik taşıdığı belirtildi. Böylece üniversite bünyesinde yürütülen araştırma, tarımsal atığın bilimsel yöntemle yeni bir ürüne dönüştürülmesiyle sonuçlandı. ÜÇ İSİMLİ AKADEMİK ÇALIŞMA PATENTLE SONUÇLANDI Patent tescili alan ekipte bir profesör, bir öğretim görevlisi ve bir yüksek lisans öğrencisi yer aldı. Bu yönüyle çalışma, üniversitede akademik personel ile lisansüstü öğrencinin ortak üretimini somut bir sonuca taşıdı. Resmî açıklama, patentin bilimsel araştırma ve inovasyon faaliyetleri kapsamında elde edildiğini kayda geçirdi. RESMÎ DUYURUDA YER ALAN ÇERÇEVE BU KADAR Üniversitenin yayımladığı metin, patentin konusunu, çalışmayı yürüten isimleri ve tescilin alındığını doğruluyor. Açıklamada ürünün kullanım alanları, üretim ölçeği, ticarileşme takvimi ya da ekonomik büyüklüğüne ilişkin ek teknik veri yer almıyor. Bu nedenle haberin doğrulanmış çerçevesi patent tescili ve çalışmanın içeriğiyle sınırlı.

Trafikte yeni dönem başladı! Cezalar katlandı, ehliyete el koyma ve iptal şartları ağırlaştı Haber

Trafikte yeni dönem başladı! Cezalar katlandı, ehliyete el koyma ve iptal şartları ağırlaştı

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler yapıldı. Yeni düzenlemeyle hız, kırmızı ışık, alkollü araç kullanma, plaka ihlalleri ve drift gibi tehlikeli davranışlara yönelik para cezaları rekor seviyede artırıldı; birçok ihlalde ehliyete el koyma ve iptal şartları ağırlaştırıldı. ANKARA (İGFA) - 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Yeni yasa ile birlikte trafikte caydırıcılığın artırılması ve özellikle ağır ihlallerin önüne geçilmesi hedeflendi. REKOR PARA CEZALARI Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yapılan değişikliklerle bazı ihlallerde cezalar 200 bin TL’ye kadar çıktı. Buna göre öne çıkan düzenlemeler arasında; ehliyetsiz araç kullanma 40 bin TL, ehliyeti geri alındığı halde araç kullanma 200 bin TL, sahte veya başka araca ait plaka takma 140 bin TL (tekrarında 280 bin TL), plakasız araç kullanma 46 bin TL+30 gün trafikten men, “dur” ihtarına uymayarak kaçma 200 bin TL + 60 gün ehliyete el koyma, uyuşturucu etkisinde araç kullanma 150 bin TL + ehliyet iptali, alkol/uyuşturucu testini reddetme durumunda ise 150 bin TL + 5 yıl ehliyete el koyma cezaları geldi. KIRMIZI IŞIK VE HIZ İHLALLERİNE KADEMELİ YAPTIRIM Kırmızı ışık ihlallerinde cezalar kademeli olarak artırıldı. Yeni değişiklikle bir yıl içinde 6’ncı ihlalde 80.000 TL ceza ve ehliyet iptali uygulanacak. Hız sınırı ihlallerinde ise yerleşim yeri içinde 66 km/s ve üzeri aşımda 30 bin TL ceza ve 90 gün ehliyete el koyma cezası getirildi. Aynı yıl içinde 5'inci kez ehliyeti geri alınan sürücüler psiko-teknik değerlendirmeye tabi tutulacak. DRİFT, AKROBATİK HAREKET VE KONVOYLARA AĞIR CEZALAR İSE ŞÖYLE: Drift ve akrobatik motosiklet hareketleri: 46.000 TL + 60 gün ehliyete el koyma Yolu kapatacak şekilde konvoy yapma: 90.000 TL İzinsiz yarış: 46.000 TL + 2 yıl ehliyete el koyma Tekrar eden ihlallerde ehliyet iptali gündeme gelecek. SEYİR HALİNDE TELEFON KULLANANA 20 BİN TL’YE KADAR CEZA Bu arada sürüş sırasında cep telefonu kullananlara; ilk ihlalde 5 bin TL, ikinci ihlalde 10 bin TL, üç ve üzeri ihlalde 20 bin TL ile birlikte 30 gün ehliyete el koyma getirildi. Kış lastiği takmayan araç işletenlerine 6 bin lira ceza uygulanacağı, zincirsiz şekilde trafiği aksatan ağır vasıta sürücülere de 24 bin TL ceza verilmesi hüküm altına alındı. TAKOGRAF, TESCİL VE PLAKA DÜZENLEMELERİ Takograf cihazına müdahale edenlere 185 bin TL’ye kadar ceza, özel izinle taşınan yükler için karayolu kullanım bedeli alınmasının kararlaştırıldığı kanun değişikliğinde, araç sahiplerinin vefatı halinde mirasçılara 90 gün içinde tescil zorunluluğu, elektronik tescil sistemiyle satış sonrası 3 iş günü içinde kayıt zorunluluğu getirildi. Yeni ek maddeyle trafik ihlalini özendirici görüntüleri sosyal medyada paylaşanlara da 25 bin TL idari para cezası getirildi. Düzenlemelerin büyük bölümü Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girerken, elektrikli skuter düzenlemesine ilişkin madde ise 1 Ocak 2027’de uygulanmaya başlaması kararlaştırıldı. Söz konusu kanun değişikliğinin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Giresun’da Trafik Denetimleri: 10 günde 930 Ceza, 18 Kaza Haber

Giresun’da Trafik Denetimleri: 10 günde 930 Ceza, 18 Kaza

Giresun'da 10-20 Ekim 2025 Trafik Denetimlerinde 1,9 Milyon TL Ceza! Giresun Emniyet Müdürlüğü, 10-20 Ekim tarihleri arasında il merkezi ve genelinde gerçekleştirdiği trafik denetimlerine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaştı. Denetimler kapsamında toplamda 1 milyon 925 bin 427 TL idari para cezası uygulanırken, 35’i motosiklet olmak üzere toplam 43 araç trafikten men edildi. Trafik Denetimlerinde Yoğunluk İl merkezinde yapılan kontrollerde: 3.255 araç, 459 motosiklet, 31 taksi ve 258 dolmuş denetimden geçirildi. Bu denetimlerde toplam 930 trafik cezası kesildi. En çok ceza kesilen araç grubu motosikletler olurken, 101 sürücüye toplam 408 bin 719 TL ceza uygulandı. 130 dolmuş şoförüne ise 196 bin 739 TL ceza yazıldı. Alkol ve Hız İhlali Denetimleri Alkollü araç kullanımına yönelik denetimlerde il merkezinde 10 sürücüye işlem yapıldı ve toplam 99 bin 735 TL ceza kesildi. Bu sürücülerden biri motosiklet kullanıcısıydı. Taksi ve dolmuş sürücüleri arasında alkollü araç kullanımı tespit edilmedi. Hız ihlallerine yönelik kontrollerde ise: 126 sürücüye işlem yapılarak 362 bin 412 TL ceza kesildi. Hız yapan motosiklet sürücülerine toplam 53 bin 918 TL, dolmuş sürücülerine ise 6 bin 501 TL ceza uygulandı. Park İhlalleri ve Usulsüz Taşıma Park yasağına uymayan sürücülere toplam 386 ceza kesildi ve bu kapsamda 409 bin 116 TL para cezası** uygulandı. Bunlar arasında: Dolmuş duraklarına usulsüz park eden araçlara 13 bin 902 TL, Durak harici yolcu indirip bindiren araçlara ise 36 bin 741 TL ceza kesildi. Kaza Verileri: 12 Yaralanmalı Kaza Giresun il merkezinde 10 günlük süre zarfında toplam 18 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalardan 12’si yaralanmalı, 6’sı ise maddi hasarlı olarak kayıtlara geçti. Herhangi bir ölümlü kaza yaşanmazken, toplam 13 kişi yaralandı. Kazaların 4’ü motosiklet kazası olarak rapor edildi. Araç Tescil Sayıları Dikkat Çekti Emniyet birimleri ayrıca güncel tescil verilerini de paylaştı: İl genelinde tescilli araç sayısı: 124.413 Tescilli motosiklet sayısı: 12.600 İl merkezinde tescilli taksi sayısı: 473 Tescilli dolmuş sayısı: 872 Giresun Emniyet Müdürlüğü, trafik güvenliğini artırmak ve kazaların önüne geçmek amacıyla denetimlerin aralıksız süreceğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.