Hava Durumu

#Tema Vakfı

giresunsonhaber - Tema Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tema Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? Haber

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ?

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? 2,5 MİLYON TL CEZA TOPRAĞI TEMİZLEYECEK Mİ? ÜÇÜNCÜ İHLAL, AYNI DERE, AYNI SORU: TEHLİKE BİTTİ Mİ? Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik’e, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarjı nedeniyle 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı ihlalin daha önce iki kez yaşandığını, üçüncü tespitte cezanın 3 kat artırımlı uygulandığını açıkladı. Kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, dereye, toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına ne karıştığı, bölgenin hangi takvimle ıslah edileceği kamuoyuna açıklanmadı. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasında yaptığı incelemede atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. Bakanlık, işletmeye daha önce de aynı ihlal nedeniyle iki kez para cezası uygulandığını açıkladı. Üçüncü tespitte yaptırım 3 kat artırımlı kesildi ve şirkete 2 milyon 517 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu tablo, Çatalağaç Deresi’ndeki sorunun tek seferlik bir çevre ihlali olmadığını gösteriyor. Aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, önceki cezaların kirliliği önlemeye yetip yetmediği sorusunu büyütüyor. CEZA KESİLDİ AMA İHLAL TAMAMEN ÖNLENDİ Mİ? Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldığını duyurdu. Resmi açıklamada, yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanarak deşarj edilmesi ve bu amaçla havuz yapılması gerektiği belirtildi. Bu düzenleme yapılıncaya kadar taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri durduruldu. Ancak açıklamalarda dereye ulaşan kirletici akışın tamamen kesildiği, dere yatağındaki kirliliğin temizlendiği, yeraltı suyu riskinin ortadan kaldırıldığı, tarım alanları için analiz yapıldığı veya ıslah takviminin başlatıldığı yönünde açık bir bilgi yer almadı. Bu nedenle dosyada asıl soru cezanın kesilip kesilmediği değil; ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, kirletici kaynağın kalıcı biçimde durdurulup durdurulmadığı ve Çatalağaç Deresi’nde geçmiş kirliliğin etkisinin giderilip giderilmediğidir. MADENİN TAMAMI DEĞİL, YERALTI GALERİSİ DURDURULDU Resmi açıklama, sahadaki tüm faaliyetin durdurulduğunu değil, taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerinin durdurulduğunu gösteriyor. Bu ayrım, çevresel riskin devam edip etmediği açısından kritik önem taşıyor. Kısmi kapatma kararı, kirletici akışın kontrol altına alınması için atılmış bir idari adımdır. Ancak bu karar, geçmişte dereye ulaşan atık suyun dere yatağında, sedimentte, çevre toprağında veya yeraltı suyunda bıraktığı etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. DEREYE, TOPRAĞA VE YERALTI SUYUNA NE KARIŞTI? Bakanlık açıklamasında, Alagöz Madencilik’e ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği bilgisi yer aldı. Ancak kamuoyuna açık açıklamalarda su, çamur, sediment, toprak veya yeraltı suyu numunelerinde hangi maddelerin tespit edildiğine ilişkin analiz sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle “toprağa şu madde karıştı”, “yeraltı suyu şu ağır metalle kirlendi” veya “tarım alanları şu maddeyle etkilendi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Fakat işletmenin bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüttüğü resmi açıklamada yer aldığı için bölgede ağır metal, asidik maden drenajı, sediment ve yeraltı suyu analizlerinin açıklanması çevre güvenliği açısından zorunlu hale geliyor. ANALİZİ AÇIKLANMASI GEREKEN BAŞLIKLAR Çatalağaç Deresi’nde çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Kamuoyuna en az şu analiz başlıklarının açıklanması gerekir: Analiz alanı Açıklanması gereken değerler Dere suyu pH, iletkenlik, askıda katı madde, sülfat, ağır metal değerleri Dere çamuru ve sediment Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik, demir, mangan birikimi Tarım toprağı Ağır metal düzeyi, ürün güvenliği, sulama etkisi Yeraltı suyu İzleme kuyusu sonuçları, kirletici taşınımı, içme-kullanma suyu riski Ekosistem Dere canlılığı, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik etkisi MADEN DRENAJI NEDEN RİSKLİ? Maden sahalarında suyun sülfürlü minerallerle temas etmesi, asidik maden drenajı riskini doğurabilir. Bilimsel kaynaklar, maden drenajının su ile sülfür içeren kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonla oluşabildiğini; asidik akışın bakır ve kurşun gibi ağır metalleri yeraltı veya yüzey sularına taşıyabildiğini ortaya koyuyor. Asidik maden drenajı, ağır metallerce zengin ve yüksek asitli suyun oluşumu ile hareketi anlamına gelir. Bu tür akışlar yüzey suyu, yeraltı suyu, toprak ve ekosistem açısından risk oluşturabilir. Bu bilimsel çerçeve, Çatalağaç Deresi’nde hangi kirleticinin kesin olarak bulunduğunu göstermez. Ancak bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürütülen bir sahada su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizlerinin neden zorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyar. PARA CEZASI DEREYİ TEMİZLEMEZ 2 milyon 517 bin TL’lik idari para cezası, ihlale verilen yaptırımdır. Ancak para cezası dere yatağındaki çamuru, sedimentte biriken olası ağır metalleri, toprağa taşınmış kirleticileri veya yeraltı suyuna ulaşmış riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağı düzenlenir. Bu ilke, kamuoyunda “kirleten öder” ilkesi olarak bilinir. Bu nedenle Alagöz Madencilik’e kesilen ceza, dosyanın kapanması anlamına gelmez. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekir. BU BÖLGE NE KADAR SÜREDE ISLAH EDİLİR? Çatalağaç Deresi ve çevresindeki alanların ne kadar sürede ıslah edileceği, açıklanmayan analiz sonuçlarına bağlıdır. Kirlenme yalnızca yüzey suyuyla sınırlı kaldıysa iyileşme daha kısa sürede izlenebilir. Ancak kirleticiler dere çamuruna, sediment tabakasına, tarım toprağına veya yeraltı suyuna karıştıysa süreç aylar değil, yıllar alabilir. Etkilenen alan Olası süre Gereken işlem Yüzey suyu Günler-haftalar Deşarjın kesilmesi, arıtma, düzenli su analizi Dere yatağı ve sediment Aylar-yıllar Çamur ve sediment analizi, kontrollü temizlik, güvenli bertaraf Tarım toprağı Yıllar Ağır metal analizi, ürün güvenliği testi, toprak iyileştirme Yeraltı suyu Yıllar-on yıllar İzleme kuyuları, hidrojeolojik takip, uzun süreli arıtma Dere ekosistemi Yıllar Canlı yaşamı, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik izlemesi Islah süresi; kirletici yüküne, atık suyun içeriğine, dere debisine, sediment birikimine, toprağın etkilenme düzeyine, yeraltı suyu hareketine ve uygulanacak arıtma-temizlik yöntemine göre değişir. Bu nedenle bölgede çevresel riskin bittiği ancak resmi analizler, izleme raporları ve ıslah planı açıklandıktan sonra söylenebilir. ÇED OLUMLU KARARI SONRASI DENETİM SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden ocakları ve maden atık depolama tesisi kapasite artışı projesi için ÇED sürecini yürüttü. İl Müdürlüğü, proje için nihai ÇED raporunun görüşe açıldığını duyurdu; daha sonra proje için “ÇED Olumlu” kararı verildiğini ilan etti. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Bu nedenle ÇED süreciyle birlikte yanıt bekleyen soru büyüyor: Çevre güvenliği ve denetim vurgusu yapılırken aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı? GİRESUN’UN MADEN HAFIZASINDA ŞEBİNKARAHİSAR VAR Giresun’da madencilik kaynaklı çevre riski daha önce Şebinkarahisar’da yaşanan atık barajı çökmesiyle gündeme gelmişti. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki maden atık barajı çökmesiyle oluşan kirliliğe ilişkin çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Vakıf, Şebinkarahisar örneği üzerinden maden atıklarının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Bu örnek, Çatalağaç Deresi dosyası açısından kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Madencilik kaynaklı kirlilikte ceza ve kapatma kararı tek başına yeterli değildir. Çevresel etkinin gerçek boyutu ancak uzun süreli numune takibi, şeffaf analiz süreci ve kamuoyuna açık ıslah programıyla ortaya çıkar. CEZA VAR, ANALİZ YOK; KAPATMA VAR, ISLAH TAKVİMİ YOK Bakanlık ceza kararını ve kısmi kapatmayı açıkladı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde kirliliğin tamamen giderildiği, dere yatağının temizlendiği, tarım alanlarının güvenli olduğu, yeraltı suyunda risk kalmadığı veya bağımsız izleme süreci başlatıldığı yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Çatalağaç Deresi dosyasında en kritik başlık, cezanın miktarı değil; kirliliğin kaynağı, yayılımı, etkisi, temizliği ve sorumluluğudur. YANIT BEKLEYEN SORULAR Çatalağaç Deresi dosyasında kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Ceza kesildikten sonra atık su deşarjı tamamen durduruldu mu? Kapatılan yeraltı galerisi dışında sahadaki üretim devam ediyor mu? Taban suyunu kontrol altına alacak havuz tamamlandı mı? Çatalağaç Deresi’nden su, çamur ve sediment numunesi alındı mı? Yeraltı suyu için izleme kuyusu açıldı mı? Tarım alanlarından toprak numunesi alındı mı? Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik ve sülfat değerleri kaç çıktı? Kirleticiler içme-kullanma suyu kaynaklarına veya tarım alanlarına ulaştı mı? Kirlenen dere yatağı için temizlik ve rehabilitasyon programı başlatıldı mı? Islah süreci için takvim, sorumlu kurum ve şirket yükümlülüğü belirlendi mi? ÇED olumlu kararı verilen kapasite artışı dosyası, üçüncü ihlal sonrası yeniden değerlendirilecek mi? GİRESUN’DA MADEN DOSYASI ARTIK DENETİM VE ONARIM DOSYASIDIR Alagöz Madencilik’e kesilen 2 milyon 517 bin TL ceza, Çatalağaç Deresi’nde yaşanan çevre kirliliğinin yalnızca idari yaptırım boyutunu gösteriyor. Asıl mesele, aynı ihlalin üçüncü kez yaşanması ve önceki cezaların kirliliği önlemeye yetmemesidir. Bölgede çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizleri, temizlik planı, ıslah takvimi, bağımsız denetim sonuçları ve şirketin üstlendiği çevresel sorumluluk kamuoyuna açıklanmalıdır. Çatalağaç Deresi için yanıt bekleyen soru artık yalnızca “ceza kesildi mi?” değildir. Asıl sorular şunlardır: İhlal tamamen önlendi mi, dereye ve toprağa ne karıştı, yeraltı suları etkilendi mi, tarım alanları güvenli mi, bu bölge kim tarafından ve hangi takvimle ıslah edilecek? KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Alagöz Maden kapasite artışı ve ÇED süreci duyuruları. 2872 Sayılı Çevre Kanunu: Kirletenin çevresel zararın giderilmesine ilişkin sorumluluğu. USGS: Mine drainage ve asidik maden drenajı açıklamaları. EPA: Abandoned mine drainage ve ağır metal kirliliği açıklamaları. TEMA Vakfı: Şebinkarahisar maden atık barajı çökmesi ve uzun vadeli kirlilik değerlendirmesi.

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Haber

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarj ettiği için 2 milyon 517 bin TL idari para cezası aldı. Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini gerekli tedbirler alınıncaya kadar durdurdu. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik Şirketi’ne ait maden sahasında atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. İşletme daha önce iki kez aynı ihlal nedeniyle para cezası almıştı. Bakanlık, üçüncü tespitte cezayı üç kat uyguladı ve şirkete toplam 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesti. YERALTI GALERİSİNDE ÜRETİM DURDURULDU Kirliliğin yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyu deşarjıyla oluştuğu tespit edildi. Bakanlık, taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanması ve deşarjın çevre mevzuatına uygun hale getirilmesi için havuz yapılıncaya kadar maden ocağında taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini durdurdu. ŞEBİNKARAHİSAR FELAKETİ HAFIZALARDAKİ YERİNİ KORUYOR Giresun, madencilik kaynaklı çevre riskiyle ilk kez karşı karşıya kalmadı. Şebinkarahisar ilçesinde 18 Kasım 2021’de Nesko Maden AŞ’ye ait atık barajındaki iç set yıkıldı. Giresun Valiliği, olayın ardından teknik heyet görevlendirdi, bölgede numune alındığını açıkladı ve işletmenin faaliyetlerini 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15. maddesi gereğince süresiz durdurdu. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki 2021 atık barajı çökmesinin ardından yaptığı çalışmada ağır metal içerikli atıkların Darabul Deresi’ne, Kelkit Vadisi’ne ve Kılıçkaya Barajı’na ulaştığını açıkladı. Vakıf, 2024’te yayımladığı değerlendirmede, aradan geçen süreye rağmen bölgede ağır metal kirliliğinin sınır değerlerin altına indirilemediğini ve doğal varlıklar üzerindeki riskin sürdüğünü bildirdi. CEZA YETMEZ, TAHRİBATIN ONARIMI GEREKİR Doğankent’teki son ceza, Giresun’da madencilik faaliyetleriyle ilgili temel soruyu yeniden gündeme taşıdı: Şirketler ceza ödeyip yoluna devam ederken dere, toprak, tarım alanı ve yaşam alanlarında oluşan tahribat nasıl onarılacak? Çevre Kanunu, çevreyi kirletenlerin meydana gelen kirlenme ve bozulmadan kusur şartı aranmaksızın sorumlu olduğunu düzenliyor. Bu nedenle idari para cezası tek başına dosyayı kapatmıyor. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekiyor. MİLLETVEKİLİNE YANIT BEKLEYEN SORU Alagöz Holding’in internet sitesinde Alagöz Maden, holding iştirakleri arasında yer alıyor. TBMM’nin resmi sayfasında AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün iş insanı olduğu, maden ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların sahibi olduğu bilgisi bulunuyor. Kamuoyu şimdi yalnızca cezanın tahsil edilmesini değil, doğanın uğradığı zararın nasıl giderileceğini de öğrenmek istiyor. Çatalağaç Deresi’ne karışan atık suyun etkisi, taban suyunun kirlilik düzeyi, derenin taşıdığı risk, tarım alanları ve içme-kullanma suyu kaynakları üzerindeki sonuçlar şeffaf biçimde açıklanmalı. GİRESUN’DA MADEN DOSYASI DENETİM DOSYASINA DÖNÜŞTÜ Şebinkarahisar’da atık barajı çöktü, Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlal üçüncü kez tespit edildi. Giresun’da maden tartışması artık yalnızca ruhsat ve yatırım tartışması değil; denetim, çevre güvenliği, kamu sağlığı ve ekolojik onarım meselesi haline geldi. Para cezası, kirlenen dereyi temizlemiyor. Kısmi kapatma, geçmiş ihlallerin sonucunu ortadan kaldırmıyor. Giresun kamuoyu, “Maden faaliyeti bittiğinde şirket çekip giderse, doğanın tahribatını kim ve nasıl onaracak?” sorusuna açık yanıt bekliyor. VEKİLLERİN MADEN SÖZLERİ YENİDEN GÜNDEME GELDİ AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun’daki maden tartışmalarında “vahşi madenciliğe karşıyız, madenciliğe değil” açıklaması yaptı; doğaya zarar verilmemesi ve işletme sonrası alanların eski haline getirilmesi gerektiğini savundu. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas da Sekü Köyü sürecinde bölgede yürütülen çalışmanın maden arama faaliyeti olduğunu, maden çıkarma aşamasının ÇED süreci sonrasında başlayabileceğini ve çevre ile insan sağlığı açısından risk taşıyan hiçbir çalışmaya izin verilmeyeceğini söyledi. Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, bu açıklamaları yeniden tartışmanın merkezine taşıdı. ÇED SÜRECİNİ SAVUNAN İDAREYE KİRLİLİK SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Madencilik’in Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararını ilan etti; CHP heyetinin itiraz başvurusu sırasında İl Müdürü Murat Cavunt, süreci takip ettiklerini ve bölgede yeniden inceleme yapacaklarını söyledi. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Şimdi yanıt bekleyen soru şudur: ÇED sürecinde denetim ve çevre güvenliği vurgusu yapılırken, aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı ve Çatalağaç Deresi’nde oluşan tahribat kim tarafından, hangi takvimle ve nasıl onarılacak?

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI: Haber

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI:

GİRESUN’DA MADEN GÜNDEMİ İÇİN SİVİL İNİSİYATİF: YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinden Atapark’a yürüyüş düzenleyecek. Program, yürüyüşün ardından yapılacak basın açıklamasıyla tamamlanacak. Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, kentte büyüyen madencilik tartışmasının ortasında sivil bir çağrı yaptı. Beş genç tarafından 10 gün önce kurulan topluluk, ilk temasını Giresun Üniversitesi’nde akademisyenlerle gerçekleştirdi. Ardından sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin il teşkilatları ziyaret edildi. Topluluk, bu görüşmelerin ardından hem bir yürüyüş organize etmek hem de Giresun’daki tüm paydaşları ortak zeminde buluşturmak için çalışma başlattı. “BU BİR MEMLEKET MESELESİDİR” Topluluk, çevre meselesini yalnızca bir protesto başlığı olarak değil, Giresun’un geleceğini ilgilendiren ortak bir yaşam ve üretim sorunu olarak tanımlıyor. Bu nedenle çağrı metninde, sağ-sol ayrımının ötesinde ortak bir tutum alınması gerektiği vurgulanıyor. Topluluk üyeleri, maden meselesinin kentte siyaset üstü bir başlık haline geldiğini, toprağın, suyun ve üretimin aynı anda savunulması gerektiğini ifade ediyor. YÜRÜYÜŞ KARARI SAHADAKİ GERİLİMİN ARDINDAN GELDİ Giresun’da son günlerde madencilik başlığında peş peşe gelişmeler yaşandı. MAPEG’in 317. ihale grubu kapsamında 1 ve 2 Nisan 2026 tarihli sonuç listelerinde Giresun’daki çeşitli IV. Grup sahalar için ihale sonuçları yayımlandı. Aynı süreçte yayımlanan saha listelerinde de Giresun adına çok sayıda alan yer aldı. 11 Nisan 2026’da ise Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Giresun Ziraat Odası ortak açıklama yaptı. Açıklamada, artan madencilik faaliyetlerinin doğa, tarım ve su kaynakları üzerinde geri dönülemez riskler yarattığı uyarısı yapıldı. Aynı haber akışında, TEMA Vakfı’nın MAPEG verilerine dayanan değerlendirmesinde Giresun il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden arama ruhsat sahası haline geldiği bilgisi de yer aldı. DEBBOY’DAN ATAPARK’A YÜRÜYÜŞ Topluluğun çağrısı, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinde başlayacak yürüyüşte somutlaşacak. Katılımcılar Atapark’a kadar yürüyecek. Basın açıklaması da yürüyüşün ardından yapılacak. Duyurularda “Giresun için harekete geç” çağrısı öne çıkarıldı. “FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZIN ANAVATANI” TARTIŞMANIN MERKEZİNDE Giresun, resmi ve kurumsal dilde uzun süredir “Fındığın Başkenti, Kiraz’ın Anavatanı” sloganıyla anılıyor. Bu ifade Giresun Belediyesi’nin yayımladığı içeriklerde de açık biçimde kullanılıyor. Topluluk ise tam bu noktaya dikkat çekiyor. Gençler, Giresun’un tarımsal ve doğal kimliğinin madencilik baskısıyla aşındığını savunuyor. Çağrının en sert cümlesi de bu kaygıyı özetliyor: “Fındığın başkenti, kirazın anavatanı olan Giresun’un; siyanürün başkenti, arseniğin anavatanı olmasını istemiyoruz.” KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, yürüyüşü yalnızca bir miting ya da kısa süreli bir tepki olarak görmüyor. Topluluk, bu buluşmayı yerel siyaset, sivil toplum, akademi ve yurttaşlar arasında daha geniş bir çevre hattı kurmanın ilk adımı olarak tanımlıyor. Verilen mesaj net: Giresun’da maden meselesi artık yalnızca belli çevrelerin değil, bütün kentin ortak gündemi haline geldi.

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı. Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMA'dan 'toprak' vurgusu! Kentleşme, tarım topraklarını yok ediyor Haber

TEMA'dan 'toprak' vurgusu! Kentleşme, tarım topraklarını yok ediyor

TEMA Vakfı, 5 Aralık Dünya Toprak Günü vesilesiyle toprağın yaşamsal önemi üzerinde durarak, kentlerin hızla artan betonlaşması nedeniyle toprağın kaybolmasına dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kentleşmenin tarım topraklarını hızla tükettiğini vurgulayarak, toprağın korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti. Ataç, “Kırsal alanları hızla yutan şehirler toprağı yok ediyor. Ancak, iklim değişikliği ve artan gıda ihtiyacı ışığında kentlerin dayanıklılığı ve refahı, sağlıklı topraklar ve toprağın beslediği yeşil alanlara bağlı” dedi. Araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de son 35 yılda İstanbul büyüklüğünde yeni kent alanları oluşturuldu. Dünya genelinde ise bu dönemde şehir alanları iki katına çıkarak, her gün yaklaşık 33 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak betonla kaplanıyor. Türkiye'de ise bu miktar 667 futbol sahası büyüklüğünde. Ataç, “Kişi başına düşen tarım alanı son 30 yılda yarı yarıya azaldı. Mevcut tarım alanları 20 yıl içinde nüfus artışı sebebiyle yetersiz hale gelecek. İklim değişikliği nedeniyle azalan yağışlar ve artan kuraklıklar ise tarımsal üretimi düşürüyor” şeklinde konuştu. Plansız kentleşmenin, iklim krizinin etkilerini derinleştirdiğine dikkat çeken Ataç, Türkiye’de tarım topraklarının yüzde 30’unun verimliliğini kaybettiğini ve her yıl 642 milyon ton verimli üst toprağın kaybolmakta olduğunu söyledi. Ataç, bu gidişatın devam etmesi durumunda 2050 yılında dünya üzerindeki tarım topraklarının yüzde 90’ının sağlığını yitireceğini ve bunun karşısında gıda talebinin yüzde 50 artacağını belirtti. Şehirlerdeki yeşil alan eksikliğine de dikkat çeken Ataç, Türkiye’de kentsel yeşil alan oranının yüzde 1’in altında olduğunu ve kişi başına düşen alanın önerilenin yalnızca altıda biri kadar olduğunu belirtti. Ataç, “Toprağı kaybetmek, yaşamı kaybetmek demektir. Artan nüfusu beslemek, afet risklerini azaltmak ve iklim değişikliğine karşı mücadele etmek istiyorsak toprağı merkeze almak zorundayız” sözlerini kullandı. Ataç, karar mercilerine ve yerel yönetimlere seslenerek, bilim, doğa ve katılımcılığı temel alan planlamaların yapılması, doğal varlıkların korunması ve bozulmuş toprakların iyileştirilmesi konusunda acil önlemler alınması gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.