Hava Durumu

#Teknoloji

giresunsonhaber - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN TEKNOPARK’TA ANA İDARE BİNASI VE KULUÇKA MERKEZİ YÜKSELİYOR Haber

GİRESUN TEKNOPARK’TA ANA İDARE BİNASI VE KULUÇKA MERKEZİ YÜKSELİYOR

GİRESUN TEKNOPARK’TA ANA İDARE BİNASI VE KULUÇKA MERKEZİ YÜKSELİYOR Giresun Teknopark Ana İdare Binası ve Kuluçka Merkezi Projesinde inşaat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Kurucu ortakları arasında **Giresun Üniversitesi**nin de bulunduğu Giresun Teknopark, bu yatırımla birlikte bölgenin teknoloji, AR-GE ve inovasyon altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Projenin Ocak 2027 tarihinde hizmete alınması planlanıyor. AR-GE ve girişimcilik faaliyetlerini tek çatı altında toplayacak şekilde tasarlanan projede, Test Laboratuvarı ve Prototip Atölyesi araştırmacıların kullanımına sunulacak. Fikirlerin ticarileşmesini desteklemek amacıyla Ön Kuluçka Merkezi ve Kuluçka Merkezi alanları oluşturulurken, teknopark bünyesinde faaliyet gösterecek firmalar için AR-GE Ofisleri ve İdari Ofisler de projede yer alıyor. Akademik ve sektörel etkileşimin artırılması amacıyla yapıda Konferans Salonu, Fuaye Alanı ve Toplantı Salonları planlandı. Bunun yanı sıra depo alanları, hizmetli odaları ve teknik hacimler ile binanın tüm operasyonel ihtiyaçlarının karşılanması öngörülüyor. Sosyal donatılarıyla da dikkat çeken projede, yoğun çalışma temposu içindeki personel ve girişimciler için Fitness Salonu, Dinlenme Odası, Restoran ve tam donanımlı Mutfak alanları yer alacak. Böylece modern, konforlu ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulması amaçlanıyor. Projenin geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Muhammet Anıl Kaya, tamamlandığında merkezin yalnızca bir bina değil, girişimcilerin tüm ihtiyaçlarına tek noktadan yanıt veren yaşayan bir teknoloji üssü olacağını vurguladı. Kaya, modern ofislerden ileri teknik donanımlı laboratuvarlara, sosyal alanlardan konferans salonlarına kadar bütünleşik bir ekosistem inşa ettiklerini ifade etti. İnşaat sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Giresun Teknopark Ana İdare Binası ve Kuluçka Merkezinin, bölge ekonomisine, istihdama ve girişimcilik ekosistemine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE TOPLULUĞU’NDAN 10. YILDA GURURLANDIRAN BAŞARI Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE TOPLULUĞU’NDAN 10. YILDA GURURLANDIRAN BAŞARI

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE TOPLULUĞU’NDAN 10. YILDA GURURLANDIRAN BAŞARI Giresun Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Çevre Topluluğu, kuruluşunun 10. yılında önemli bir başarıya imza atarak Milli Teknoloji Kulüpler Birliği’ne kabul edildi. Kurulduğu günden bu yana çevre bilincinin geliştirilmesi, doğa sevgisinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir yaşam farkındalığının artırılması amacıyla çalışmalar yürüten topluluk; il içi ve il dışındaki etkinlikleri, gönüllülük esaslı projeleri ve farkındalık faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda ve TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirilen Milli Teknoloji Kulüpler Birliği bünyesine dâhil olan Giresun Üniversitesi Çevre Topluluğu, bu platform sayesinde çevre bilincini teknoloji ve inovasyonla birleştirmeyi hedefliyor. Topluluk, yeni dönemde Türkiye’nin farklı üniversitelerindeki öğrenci kulüpleriyle iş birliği yaparak ortak projelerde yer alma imkânı da elde edecek. Topluluğun akademik danışmanlığını yürüten Özlem Tunç Dede, topluluk başkanı Arda Çetinkaya, genel koordinatör Hatice Ece Kırk, yönetim kurulu üyeleri ve emeği geçen tüm öğrenciler tebrik edilerek, çevre odaklı çalışmalarında başarılar dilendi. Giresun Üniversitesi Çevre Topluluğu’nun bu başarısı, üniversite gençliğinin çevre, bilim ve teknoloji ekseninde artan etkinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin 2025 alışveriş haritası ortaya çıktı... Teknoloji ve günlük bakım zirvede Haber

Türkiye’nin 2025 alışveriş haritası ortaya çıktı... Teknoloji ve günlük bakım zirvede

Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına ilişkin ortaya çıkan 2025 verilerine göre; kullanıcıların alışveriş tercihlerinde teknolojinin güçlü konumunu koruduğunu gösterdi. Veriler, Türk tüketicisinin teknolojiye, ev yaşamını kolaylaştıran ürünlere ve günlük bakım alışkanlıklarına yoğun ilgi gösterdiğini ortaya koydu. İSTANBUL (İGFA) - Hepsiburada, 2025 yılı boyunca platformda verilen milyonlarca siparişi analiz ederek Türkiye’nin alışveriş alışkanlıklarını gözler önüne seren kapsamlı veriler paylaştı. Yıl genelinde teknoloji kategorisinde cep telefonu, tablet ve oyun konsolları en çok tercih edilen ürünler arasında yer aldı. Küçük ev aletlerinde robot süpürge ve espresso makineleri popülerliğini korurken, 2025’in dikkat çeken yeni ürünü halı yıkama makineleri oldu. Ev bakımına artan ilgi, bu ürün grubunu öne çıkardı. Giyim kategorisinde blazer ceket, gömlek ve çorap en çok satılan ürünler arasında yer alırken, kozmetikte nemlendirici krem, maskara ve güneş kremi tüketicilerin favorileri oldu. Veriler, günlük bakım ürünlerine olan talebin arttığını gösterdi. Platformda en çok aranan markalar arasında Stanley, Apple, Dyson, Fissler, Lego ve adidas yer aldı. En yoğun alışveriş Kasım ayında gerçekleşirken, siparişlerin büyük bölümü 20.00–23.00 saatleri arasında verildi. Yılın en yoğun günü ise 11 Kasım oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından en çok alışveriş yapan iller Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı. Satış hacminde ise Kocaeli, Çorum ve Bursa öne çıktı. Bu arada platformun Premium üyeleri, 2025’te verilen siparişlerin yüzde 70’ini gerçekleştirerek platformun en aktif kullanıcı grubu oldu. Premium üyeler yıl boyunca 4 milyar TL’nin üzerinde tasarruf sağlarken, en çok sağlık-güzellik, giyim ve temel tüketim kategorilerinde alışveriş yaptı.

EN ÇOK SOYUTLANMIŞ HİSSEDEN GRUP: Z KUŞAĞI Haber

EN ÇOK SOYUTLANMIŞ HİSSEDEN GRUP: Z KUŞAĞI

EY'in Çalışan Aidiyet Barometresi verilerine göre; dünya genelinde çalışanların %85'i iş yerinde artan bir yalnızlık ve kopukluk duygusunu dile getiriyor. Bununla birlikte "iş yeri", çalışanların aidiyet duygusu geliştirmek istedikleri önemli bir ortam olmaya devam ediyor. Katılımcıların %76'sı evde, %47'si ise iş yerinde güçlü bir aidiyet duygusu hissettiklerini belirtiyor. Uluslararası danışmanlık firması EY, farklı sektörlerden ve kurumlardan 18-64 yaş arası 5.000'den fazla çalışanın katıldığı Çalışan Aidiyet Barometresi'nin (EY Belonging Barometer) sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçları, ekonomik ve toplumsal dalgalanmaların iş yerinde paradoks yarattığını ortaya koyuyor. Dünya daha bağlantılı hale geldikçe, çalışanlar geçmiş yıllara kıyasla daha izole olduğunu ifade ediyor. İş yerlerinde izolasyon ve kopukluk duygusu artış gösteriyor Barometre verilere göre; dünya genelindeki çalışanların %85'i iş yerinde artan bir yalnızlık hissini paylaşıyor. 2023'e göre %10 artan bu duygu, özellikle genç kuşaklarda daha yaygın. Z kuşağının %92'si ve Y kuşağının %87'si bu hisleri deneyimlediğini söylüyor. Buna karşın, iş yeri halen çalışanlar için en çok aidiyet hissi duyulan ikinci yer. Ev ortamı %76 ile ilk sırada gelirken, katılımcıların %47'si iş yerinde güçlü bir aidiyet duygusu hissettiğini belirtiyor. Z ve Y kuşakları, iş yerinde artan izolasyonla mücadele ediyor Küresel araştırmaya göre, genç katılımcıların %54'ü haftada en az bir kez, hiçbir yüz yüze veya çevrimiçi konuşma olmadan tam bir iş günü geçirdiğini belirtiyor. Bu oran Y kuşağında %50, X kuşağında %35, baby boomers kuşağında ise %27 olarak görülüyor. Uzaktan çalışanlar arasında fark daha belirgin. Uzaktan çalışanların %63'ü haftada en az bir kere gerçek zamanlı bir iletişim olmadan çalışırken, ofiste çalışanlar için bu oran %35. Hibrit çalışanlarda oran %51'e ulaşıyor. İş yerindeki yalnızlık hissi, aidiyet duygusunu zedeliyor Katılımcılara göre; aidiyet duygusunu en çok etkileyen iki faktör başarılarının göz ardı edilmesi ve toplantılara dahil edilmeme olarak öne çıkıyor. Bu durum, dışlanmış ve yalnız hissetmelerine neden olabiliyor. Katılımcıların %58'i kişisel özelliklerini iş ortamında paylaşırken rahat hissetmediğini belirtiyor. Özellikle Z kuşağı bu konuda %71 oranıyla diğer kuşaklara göre daha az rahat. Barometreye göre, aidiyet hissini en çok artıran unsur %41 oranıyla psikolojik olarak güvende hissetme. Ekonomik dalgalanmalar (%32) ve toplumsal olaylar (%25) ruhsal güveni olumsuz etkilerken, psikolojik güvenliği artıran faktörler arasında hata yapmanın kabulü ve yardım isteme açıklığı (%48) ile meslektaşlarla güvene dayalı ilişkiler kurma (%47) öne çıkıyor. Z ve Y kuşakları, ekonomik belirsizlik nedeniyle baby boomers kuşağından iki kat daha fazla sıkışmış hissediyor. Z kuşağında bu oran %74, Y kuşağında %68, X kuşağında %52, baby boomers kuşağında ise %34. Aidiyet duygusunu güçlendiren diğer etkenler arasında esneklik (%38), ruhsal iyilik hali (wellbeing, %37), gelişim odaklı geri bildirim almak (%31), ve profesyonel ve kişisel gelişimin düzenli olarak izlenmesi (%29) yer alıyor. Yapay zekâ ve teknoloji, aidiyet duygusunu destekliyor Katılımcıların %32’si, teknoloji ve yapay zekâ araçlarının artan kullanımının iş yerindeki aitlik hissini güçlendirdiğini düşünüyor. Z kuşağı bu konuda %40 ile ön planda, baby boomers kuşağında bu oran %13'e düşüyor. Yapay zekâ, yalnızlık hissini azaltıyor Katılımcıların %26’sı, yalnız veya izole hissettiğinde yapay zekâ uygulamalarına veya sohbet robotlarına yöneldiğini belirtiyor. Ancak, çalışma çevresindeki insan etkileşimi kapsayıcılığın kritik bir unsuru olarak kalmaya devam ediyor. Katılımcıların neredeyse yarısı (%48’i), farklı kuşaklardan meslektaşlarla çalışmanın aidiyet hissini artırdığını söylüyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, çalışan aidiyetiyle ilgili şunları söyledi: "Teknolojinin gelişimiyle iş hayatı son yıllarda önemli ölçüde değişti. Bu değişim, pandeminin teşvik ettiği uzaktan ve hibrit çalışma modelleriyle hız kazandı. Yeni iş modelleri, çalışanlar için soyutlanma, yalnızlık, psikolojik güven eksikliği; işverenler için ise kapsayıcılık ve çalışanları elde tutma konularını beraberinde getiriyor. Bağlantılı bir dünyada yaşamamıza rağmen, çalışanlar izole ve yalnız hissedebiliyor. Araştırmaya katılanlar için iş yerinde aidiyet duygusunu artıran en önemli faktör, endişelerinin özgürce ifade edilmesi ve fikirlerini paylaşabilme fırsatıdır. Bu durum, işverenler için uzun vadede çalışan bağlılığını ve aidiyeti teşvik eden daha kapsayıcı bir iş kültürü oluşturmak adına önemli bir fırsat. Özellikle yeni nesil için bu koşulları sağlayan kurumlar kazanan bir konumda olacaktır."

GİRESUN'DA BİLİM VE TEKNOLOJİ HEYECANI Haber

GİRESUN'DA BİLİM VE TEKNOLOJİ HEYECANI

GİRESUN'DA BİLİM VE TEKNOLOJİ HEYECANI: YAPAY ZEKÂ VE EĞİTİMDE YENİ TRENDLER ETKİNLİĞİ BAŞLADI Giresun, eğitim ve geleceğin teknolojilerini buluşturan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi'nde kapılarını açan etkinliğin açılışına Vali Mehmet Fatih Serdengeçti ve il protokolü katılım sağladı. İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından TÜBİTAK 4007 desteğiyle düzenlenmiş olan "Giresun’un Geleceği: Yapay Zekâ ve Eğitimde Yenilikçi Yöntemler" Bilim Şenliği,çoşkulu bir törenle start aldı. Etkinliğin odağında yapay zekâ ve robotik kodlama temaları bulunuyor. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen 26 farklı atölye çalışması, panel, söyleşi, konferans ve seminerlerle öğrencilerin bilim ve teknoloji bilincinin arttırılması hedefleniyor. İlçe Millî Eğitim Müdürleri, okul ve kurum yöneticileri, öğretmenler ile çok sayıda öğrencinin katıldığı törende, Giresun’un bilimsel potansiyeli ön plana çıkarıldı. Etkinlik, Giresun Üniversitesi, Giresun Belediyesi ve İstinye Üniversitesi gibi önemli kurumların iş birliğiyle daha da güçlendi. Atölyelerde üniversitelerden davet edilen akademisyenler ve yerel deneyimli öğretmenler gençlere uygulamalı öğrenme olanağı sundular. İl Millî Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, Bilim Şenliği’nin gençlerin teknolojik meraklarını somut projelere dönüştürmeleri açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, organizasyonun gerçekleştirilmesine katkıda bulunan tüm paydaşlara, özellikle AR-GE Birimi'ne teşekkür etti. Etkinliğin, Giresun'daki eğitim kalitesini teknolojik yeniliklerle bütünleştirme hedefi taşıdığı vurgulandı.

Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Azaltmaya Yönelik Stratejik Adımlar Masaya Yatırıldı Haber

Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Azaltmaya Yönelik Stratejik Adımlar Masaya Yatırıldı

Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi (GİFT) ve Tetra Pak iş birliğiyle düzenlenen “Karbon Nötr Yolunda Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Önleme” konferansında, gıda değer zincirinde israfı azaltmaya yönelik çözüm yolları ve öncelikli adımlar kapsamlı şekilde ele alındı. Uzmanlar, Türkiye’nin 2030 yılına kadar gıda israfını yarıya indirme hedeflerine ulaşabilmesi için politika, teknoloji ve iş birliği alanlarında hayata geçirilmesi gereken kritik uygulamaları değerlendirdi. GİFT ve Tetra Pak iş birliğiyle düzenlenen “Karbon Nötr Yolunda Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Önleme” konferansı, 27 Kasım’da, Ankara’da kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlik, gıda değer zincirinin her aşamasında israfın azaltılması ve karbon nötr hedeflerine ulaşmak için uygulanabilir çözüm önerilerinin tartışılması açısından önemli bir platform oluşturdu. Sıfır atık hedefleri kapsamında gıda değer zincirinde israfı azaltmak için somut çözüm önerilerinin ele alındığı konferansın açılış konuşmalarını Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş ve Tetra Pak Kamu İlişkileri Direktörü Ferruh Gürtaş gerçekleştirdi. Ayrıca, konferansta örnek projeler incelenirken Türkiye’nin 2030 yılına kadar gıda israfını yarıya indirme hedefleri de değerlendirildi. Fatih Kaya, açılış konuşmasında Bakanlığın gıda kaybı ve israfını önlemeye yönelik yürüttüğü çalışmaları anlattı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle yürütülen “Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık” kampanyası kapsamında strateji belgeleri, sektörel kılavuzlar, farkındalık projeleri ve israfı azaltmaya yönelik rehberlerin hazırlandığını belirtti. Kaya, yumurtanın raf ömrüne ilişkin düzenlemeler, tam buğday ekmeği pilot uygulaması, güncellenen ulusal eylem planı ve gıda okuryazarlığı stratejisi gibi adımların israfın azaltılmasına önemli katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca tüketiciyi doğru bilgilendirmek için “Güvenilir Gıda” internet sitesinin hayata geçirildiğini ifade etti. Dr. Samet Serttaş ise gıda atığı ve israfını önleme konusunun GİFT’in en önemli gündem maddesi olduğunu açıkladı. Serttaş, bu alanda çok sayıda proje geliştirileceğini belirterek, "Bu büyük sorun ancak çok katmanlı ve çok paydaşlı stratejilerle çözümlenebilir. Gıda atığının yüzde elli azaltılması halinde büyük bir karbon emisyonu önlenebilir ve dünyada 1,26 milyar insanın beslenme ihtiyacı karşılanabilir" dedi. Serttaş, ayrıca atıkların ölçülmesi, izlenmesi ve bu alanda faaliyet gösteren start-up'ların desteklenmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Ferruh Gürtaş da gıda değer zincirinde işleme, paketleme, lojistik ve dağıtım gibi aşamaları kapsayan ve tarım ile perakende arasında konumlanan orta segmentin, gıda sistemlerinin ekonomik değerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi. Bu segmente odaklanmanın hem gıda güvenliğini güçlendireceğini hem de karbon ayak izinin azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Türkiye’nin Sıfır Atık Projesi küresel bir model haline geldi Konferansta, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Eğitim ve Farkındalık Şube Müdürü Hülya Çakır tarafından “Türkiye’nin Sıfır Atık Vizyonu ve Gıda Atıklarını Azaltma Stratejisi” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye’de en fazla israf edilen gıda grupları incelendi. Yüzde 40,1 ile taze meyve ve sebze ilk sırada yer alırken bunu yüzde 32 ile ekmek ve yüzde 14,3 ile süt ve süt ürünlerinin takip ettiğine değinildi. Ayrıca, Türkiye’de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi’nin küresel ölçekte iyi uygulama örneği haline geldiğinin altı çizildi. Sunumda karbon nötr hedefleri doğrultusunda gıda israfının önlenmesi için paydaşlar arası iş birliklerinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Konferans kapsamında ayrıca iki kapsamlı sunum daha gerçekleştirildi. Tetra Pak Kamu İlişkileri Direktörü Ferruh Gürtaş tarafından yapılan “Küresel Gıda Sistemleri 2040 Yılına Kadar Gezegenimiz ve İnsanlar İçin Nasıl İyileştirilebilir?” başlıklı sunumda gıda sistemlerinin küresel sera gazı emisyonlarının üçte birinden sorumlu olduğu ve 2040 yılına kadar gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için modern teknolojiler ve döngüsel ekonomi modellerinin gıda israfını önlemede kritik bir rol oynayacağı vurgulandı. KPMG Türkiye Gıda ve İçecek Sektör Lideri Erdem Erdem tarafından yapılan “Küresel Gıda Sistemlerinin Geleceği” sunumunda ise pandemi sonrası artan çevresel ve jeopolitik riskler, enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar ve su kıtlığı gibi faktörlerin küresel gıda sistemlerini her zamankinden daha hassas bir noktaya taşıdığı vurgulandı. Sunumda küresel gıda sistemlerinin sürdürülebilir hale gelmesi için Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre 2030 yılına kadar her yıl 300–350 milyar dolar yatırım yapılması gerektiğinin de altı çizildi. Konferans kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de Gıda Tedarik Zincirinde İsrafı Azaltmaya Yönelik Somut Çözüm Önerileri ve Başarı Hikayeleri” ve “Perakende, Lojistik ve İnovasyon: Gıda Atığını Azaltmada Yenilikçi Yaklaşımlar” başlıklı iki ayrı panelde ise başarı hikayeleri paylaşıldı. Bu bağlamda, örnek projeler ele alınarak gıda israfını önleme yöntemleri masaya yatırıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yılın En İyi 50 Girişimi Belli Oldu Haber

Türkiye'de Yılın En İyi 50 Girişimi Belli Oldu

Türkiye'nin en büyük girişimcilik etkinliği Big Bang Startup Challenge'te sahne alacak TOP 50 girişim belirlendi. İTÜ ARI Teknokent'in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek’in düzenlediği etkinlik, bu yıl 25-26 Kasım günlerinde UNIQ İstanbul'da, herkese açık olarak yapılacak. "ImpactVerse" temasıyla girişimcilik etkisinin evrene yayılacağı Big Bang'de, 8 farklı dikey alanlarda seçilen en iyi 50 yerli ve global girişim ödül ve yatırımlarla bir araya gelecek. Teknolojik ürün ve hizmetlerini ticarileştirmek isteyen girişimcilere kapsamlı destek sunan İTÜ Çekirdek'in 14'üncüsünü düzenlediği Big Bang Startup Challenge'da, TOP 50 girişim belirlendi. 25–26 Kasım tarihlerinde UNIQ İstanbul'da "ImpactVerse" temasıyla düzenlenecek Big Bang, girişimcilik etkisinin evrene yayıldığı bir sahne olarak gerçekleşecek. 8 değişik sektörel dikeyde; (Otomotiv ve Mobilite, Enerji, ITU Seed, Yaşam Teknolojileri/Medikal Teknolojiler, Makine ve Yapay Zekâ, Gayrimenkul ve İnşaat Teknolojileri, İK ve Regülasyon Teknolojileri, E-Ticaret ve Platformlar) sunum yapacak 50 girişim, ödül ve yatırımlarla buluşacak. Etkinliğe global yatırımcılar da çevrim içi olarak katılabilecek. Türkiye'nin en büyük girişimcilik etkinliği Big Bang Startup Challenge, bu yıl "ImpactVerse'' sloganıyla girişimcilik etkisinin evrene yayılacağı bir platform olacak. Etkinliğin ilk gününde TOP 50 girişim sektörel dikeyde sunum yapacak; ikinci günde ise girişimlerin ödül ve yatırımları açıklanacak. Bu yıl etkinlikte farklı sektörlerden alanında uzman konuşmacılar da yer alacak. İki gün sürecek etkinlikte özel şovlar ve performanslarla coşkuyu sürekli yüksek tutacak. Girişimcilik ekosisteminin tüm unsurlarını bir araya getirecek Big Bang'de katılımcılar, network'lerini genişletmenin yanı sıra fuaye alanında kurulacak girişim stantları ve deneyim alanlarıyla birçok yenilikçi teknolojiyle tanışma şansı yakalayacaklar. Her yıl 500 girişime destek sunuyor Girişimcilik ekosistemini geliştirmeyi hedefleyen "Dünyanın en iyi üniversite kuluçka merkezi" İTÜ Çekirdek, her yıl yaklaşık 500 girişime destek vererek Türkiye ekonomisine büyük bir katma değer yaratıyor. Geçen yıl 2,85 milyar TL'lik ödül ve nakit, yatırım desteği açıklanan Big Bang'in bu sene daha büyük bir kaynak sunması bekleniyor. Türkiye'den dünya sahnesine uzanan başarı hikayeleri İTÜ Çekirdek, girişimcilere sadece erken aşama destek sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yatırımcı ve fonlarla buluşarak küresel başarı yolunda yeni kapılar açıyor. Şimdiye kadar desteklenen birçok girişim; Silikon Vadisi'nde yatırıma değer görüldü, 40'tan fazla ülkede dağıtım ağı kurdu ve bazıları sektörel dönüşüme öncülük eden etkiler yarattı. Bu girişimlerin arasında gelecek vadeden "unicorn" adayları da yer alıyor. Girişimci sunumlarının eş zamanlı olarak global yatırımcılara canlı yayınlanacağı etkinliğe kayıtlar bigbang.itucekirdek.com adresinden yapılabiliyor. BIG BANG STARTUP CHALLENGE 2025'TE SAHNE ALACAK TOP 50 GİRİŞİM Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB)'in desteğiyle Otomotiv ve Mobilite Sahnesi: Arya AI: Yapay zeka destekli bir lojistik optimizasyon motorudur. Karmaşık ve manuel dağıtım planlamalarını hızlı, veri odaklı ve senaryoya dayalı karar alma süreçlerine dönüştürüyor. ALL IoT Teknoloji: Şehirlerin atık toplama süreçlerinde yakıt, zaman ve karbon emisyonlarını yüzde 50'ye kadar azaltarak, atık yönetimini daha akıllı, çevreci ve verimli bir hale getiriyor. M-BASED: Hayvansal ve petrol bazlı derilere dayalı etik ve çevresel sorunları, geliştirdiği "Mantar Tabanlı Vegan Deri" ile sona erdiriyor. Tekstil sektörüne sürdürülebilir, çevre dostu, erişilebilir ve yüksek kaliteli hambal sunuyor. GUARTEC: Motosiklet kullanıcılarının güvenlik, konfor ve stil ihtiyaçlarını birleştiren teknoloji odaklı bir koruyucu çözümdür. STEP4: Şirketlerin sürdürülebilirlik risklerini analiz etmelerini, ESG performanslarını değerlendirmelerini ve regülasyonlarla uyumlu dijital eylem planları ile gelişimlerini yönetmelerini sağlayan yapay zeka destekli bir kurumsal sürdürülebilirlik platformudur. Vignetim: Avrupa'da araçla seyahat eden bireyler ve ticari filolar için dijital vinyet, otoyol geçişi, eSIM ve sigorta çözümlerini tek bir platformda sunarak kapsamlı bir mobilite asistanı deneyimi sunuyor. Biges Kompozit: Tekstil atıklarını ileri dönüşümle yüksek performanslı kompozit malzemeler, akustik panel ve sürdürülebilir hammaddeye çeviren çevreci bir girişimdir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder)'in desteğiyle Enerji Sahnesi: Conveks: Elektrik dağıtım şirketleri için rota optimizasyonu, görev atama ve dinamik planlama süreçlerini otomatikleştiren, yapay zeka destekli akıllı optimizasyon çözümüdür. NisusAI: Yapay zeka tabanlı otomasyon sistemiyle kurumların RPA altyapılarını tek platformda yöneten, maliyet azaltıp dijital dönüşümü hızlandıran bir çözümdür. Onna Robotics: Rüzgar enerjisi sektöründe bakım ve operasyonel verimliliği dönüştüren, yapay zeka destekli otonom mobil robot (AMR) çözümleri geliştiren bir ileri teknoloji girişimidir. Rotamen: Yapay zeka destekli saha iş gücü yönetim platformudur. Torkman: Itools ürün serisi ve Torka denetim/uygulama platformuyla fabrika, tesis ve enerji hatlarında insan + robot iş birliğini veriyle yöneten bir ekosistem sağlar. Ukko Bot: LLM (Büyük Dil Modeli) tabanlı yapay zekasıyla enerji profesyonellerinin doğal dilde sordukları sorulara hızlı analiz sunan, kârlılığı artıracak kararları hızlandıran bir SaaS platformudur. Werer Energy: Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren, lityum batarya paketleri, hibrit invertör sistemleri ve ölçeklenebilir enerji depolama çözümleri geliştiren bir teknoloji girişimidir. ITU SEED Sahnesi: Beesage: Arıcılar için geliştirilen modüler erken uyarı sistemiyle bal verimini artıran, arı kolonisini koruyan ve kovan ziyaretlerini azaltan bir teknoloji sağlar. Fleetroot: Akıllı mobilite ve IoT platformu olarak, işletmelerin son teslimlerini, filo yönetimini ve bağlı varlıklarını gerçek zamanlı olarak takip etmelerini sağlar. FortyGuard: Ticaret, şehir sistemleri ve enerji sektörlerinde ölçeklenebilir yapay zeka destekli analizler sunar. 2 metre hassasiyetindeki sıcaklık verileriyle işletmelere gerçek zamanlı içgörüler sağlar. Key2Enable: Engelli öğrencilere yönelik, öğrenim ve iletişim süreçlerini destekleyen inovatif eğitim teknolojileri geliştirir. Waiter Call: Restoran sahiplerinin personel iş yükünü dengelemelerinde yardımcı olan dijital bir yönetim sistemidir. Yaşam Teknolojileri ve Medikal Teknolojiler Sahnesi: Bloocell Sağlık Teknolojileri: Kişiye özel üretilebilen, biyobozunur yapısıyla doğal yenilenmeyi destekleyen ve doku onarımında etkili çözümler sunan yapay doku teknolojisidir. CalibraMics: Bilgisayarlı Tomografi görüntülerinde veri standardizasyonu sağlayan, hibrit sistemler geliştiren ve üreten bir teknoloji girişimidir. Collaxir Arge ve Biyoteknoloji: Patentli yeşil teknolojisiyle balık ve tavuk atıklarını yüksek saflıkta kolajen peptitler ve değerli hammaddelere çeviren biyoteknoloji çözümleri geliştiren girişimdir. GODİ Biyoteknoloji: Yaşam bilimlerinin geleceğine yönelik öncüllük ederek ileri biyoteknolojik ürünler geliştiren bir girişimdir. MamaLabs: Anne sütü besleyici değerlerini analiz ederek, sonuçlarla doktorlar tarafından kişisel takviye veya beslenme önerisi sunan, emziren annelere destek teknolojisi sunmaktadır. Marin "kişiselleştirilmiş destek rutini": Uzman onaylı, yapay zeka tabanlı algoritmasıyla kullanıcı sağlık verilerine dayalı kişiselleştirilmiş destek çözümleri sunar. My Gene And Cell Therapies Biyoteknoloji: İthal eskitme otoantikor testleri yerine, serumdaki en düşük titreleri gün içinde hassas bir şekilde ölçen, genetik programlı akıllı hücre platformudur. RAYMARE: Tarımsal üretimde beslenme, su kıtlığı ve toprak verimliliği gibi küresel sorunlara bitki bazlı çözümler sunan bir derin teknoloji girişimidir. Yapay Zekâ ve Makine Teknolojileri Sahnesi: AirGemba: IoT ve yapay zeka teknolojilerini birleştirerek işletmelere operasyonel verilerden gerçek zamanlı içgörüler sunan bir süreklilik platformudur. ARCH Technology: Kullanıcının nabzını, doku oksijenlenmesini ve ödem miktarını ölçen, elde edilen verilere göre kan dolaşımını düzenleyen giyilebilir bir teknoloji ürünüdür. Corezzle Electronics: Elektronik bileşenleri 1 TL boyutundaki tek bir işlemci paketinde toplayarak, firmalar için kompakt ve yüksek performanslı çözümler sunar. DexterGPT: Yapay zeka altyapısı ile teknik bilgiyi gerektirmeden SEO ve dijital pazarlama çalışmalarını yürüterek, kullanıcıların maliyetten tasarruf etmesine yardımcı olur. Lunaar: Fiziksel ve dijital dünyalar arası deneyim farklarını gidererek, markalar ve tüketiciler için yeni nesil yapay zeka destekli ürün deneyimleri sunar. NCT Robotik: Otel, sağlık, eğitim ve etkinlik sektörleri için otonom robotlar geliştiren bir teknoloji girişimi olarak hizmet verir. Seri AI Systems: Yapay zeka desteği sağlayan, güvenli ve genişletilebilir bir akıllı sohbet platformudur. Uludoğan Savunma Sanayi: Savunma ve güvenlik alanlarında kullanılmak üzere; otonom uçuş yeteneği olan, yerli nano insansız hava araçları geliştiren bir girişimdir. Gayrimenkul ve İnşaat Teknolojileri Sahnesi: CIRCULA: Robotik imalat ve biyobazlı malzemeleri kullanarak sürdürülebilir çözümler geliştirir. CoBoT AI: Tasarım otomasyon yazılımı ve yapay zeka ajanlarıyla manuel süreçleri dijitalleştiren bir platform sunar. Myaircharger: Hızlı ve ekonomik şarj çözümleri sunarak, mekanlara şarj reklam ve müşteri etkileşimi sağlar. Sanamekan: Birçok etkinlik türü için mekan kiralama imkanı sunan çevrim içi bir platformdur. İK ve Regülasyon Teknolojileri Sahnesi: hiri.ai: İşe alım süreçlerini yapay zeka ile otonomlaştıran ve şirketlere verimlilik kazandıran bir platformdur. Sobrantech Dijital Dönüşüm: Firmaların dijital dönüşümünü uluslararası standartlarda gerçekleştirmelerine yardımcı olur. Synaps AI: İşe alım süreçlerini otomatikleştiren bir platformdur. Tebli: Belge süreçlerini optimize eden hukuk teknolojisi platformudur. Waytogo: Koçluk ve mentorluk süreçlerini dijitalleştiren ve analiz eden bir şirket. WiseStella: Gemi işletmeciliğinde yapay zeka temelli analizler sunan bir SaaS platformudur. E-Ticaret ve Platformlar Sahnesi: BINCLUSIVE: Engelli bireylerin erişimini kolaylaştıran yapay zeka tabanlı kullanıcı deneyimi platformudur. Ranke Studios: Psikolojik derinliği yüksek oynanış biçimleriyle oyunlar geliştiren bir stüdyo. VOTLOG: Mobil odaklı tüketici araştırma platformudur. SociaPol: No-code altyapılı metaverse platformudur. Trilema Wallet: Blockchain tabanlı cüzdan alt yapısı sunar. Dijital ödeme çözümleri sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

122 Yaşına Kadar Yaşamak Mümkün Haber

122 Yaşına Kadar Yaşamak Mümkün

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, biyoteknolojinin tarım, sağlık, gıda ve hayvancılık gibi kritik alanlara yapacağı katkılarla 122 yaşına kadar sağlıklı bir yaşamın mümkün olabileceğini söyledi. Varlıbaş, İstanbul’da kurulan Biyoteknoloji Vadisi ile Türkiye’nin bu sektörde önemli bir adım attığını açıkladı. Türkiye’nin amacının, 10 yıl içinde biyoteknoloji alanında dünyadaki en iyi 10 ülke arasına girmek olduğunu belirtti. Yaklaşık 2,7 milyon metrekare üzerinde ve 4,5 milyar dolar yatırımla oluşturulan Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin bilim ve teknoloji merkezli kalkınma hedeflerinde önemli bir pozisyon alıyor. Araştırma, üretim, girişimcilik ve sanayi iş birliğinin aynı yapı altında toplandığı bu vadi, ulusal biyoteknoloji kapasitesini artırmayı hedefliyor. Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) ve Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Türkiye’nin ekonomik güç bakımından 22., biyoteknolojide ise 48. sırada olduğunu belirterek, “Bu durumu değiştirmek için Türkiye’yi 10 yıl içinde biyoteknoloji liderleri arasına sokmayı hedefliyoruz” dedi. Varlıbaş, vadinin yalnızca üretim ve Ar-Ge sahası değil, ulusal yenilik politikalarının uygulanacağı birleşik bir ekosistem olduğunun altını çizdi. “Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin bilim odaklı büyümesine yön verecek. Yerli ve yabancı yatırımcılarla ekosistemi güçlendirip bilimi toplumsal yaşama entegre etmeyi amaçlıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Projenin hedefleri arasında 20 bin kişilik istihdam, 15 milyar dolarlık ihracat ve 300 girişimcilik projesinin desteklenmesi bulunuyor. “BİYOTEKNOLOJİ ZENGİNLİK, SAĞLIK VE UZUN YAŞAM DEMEK” Türkiye ve dünyadan bilim insanlarının bir araya geldiği 2. Uluslararası Sürdürülebilirlik için Biyoteknoloji Çözümleri Kongresi (Biotech4SUS), Gebze Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı. Kongrede konuşan Dr. Ercan Varlıbaş, biyoteknolojiyi “zenginlik, sağlık ve uzun yaşam” kelimeleriyle tanımladı. Varlıbaş, biyoteknolojinin sadece bir bilim alanı değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin öncüsü olduğunu belirterek, “Dünyada resmi kayıtlara geçmiş en uzun ömürlü insanlardan biri 122 yıl yaşadı. Biyoteknoloji, sağlıklı ve stresten uzak yaşam sürelerini artırmayı sağlıyor” dedi. Biyoteknolojinin tarım, sağlık, gıda ve hayvancılık gibi kader belirleyici sektörlerde değişiklik yaratacağını ifade eden Varlıbaş, “Bu sektör, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme stratejisinde kilit rol oynamaya devam edecek” açıklamasında bulundu. “BİYOTEKNOLOJİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN ANAHTARI” Dr. Ercan Varlıbaş, Türkiye’nin biyoteknoloji atılımının artık sadece sanayi düzeyinde değil, bilimsel bir politika temelinde ilerlediğini anlatarak, “Biyoteknoloji doğayı taklit etmez, onunla iş birliği içinde çalışır. Günümüzde iklim değişikliği, gıda güvenliği, sağlık ve enerji tasarrufu gibi meselelerin çözüm adresi biyoteknolojidir. BİYOSAD olarak kamu, sanayi ve üniversiteleri ortak bir paydada topluyoruz. Amacımız sadece üretim yapmak değil, bilimin etik, çevreci ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesini sağlamak. Türkiye’yi sadece biyoteknolojik ürünlerinde değil, bilimsel seviye ve sürdürülebilirlik konusunda da örnek bir ülke yapmakta kararlıyız” şeklinde konuştu. Dr. Ercan Varlıbaş ayrıca konuşmasında, Biyoteknoloji Vadisi’nin sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası alanda da etkili olmayı hedeflediğini belirtti. Dr. Varlıbaş, “Türkiye artık bu sektörde aktif rol üstleniyor. Kore ve Tayvan’da temaslarımız oldu, Boston’da iki kongreye katıldık. Gelecek yıl San Diego’ya Türkiye Pavilyonu kuracağız. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Sağlık ve Ticaret Bakanlıkları da bizlerle birlikte olacak” dedi. “YERLİ İLAÇ, TÜRKİYE’NİN BİLİMSEL ÖZGÜRLÜĞÜ AÇISINDAN KİLİT BİR DÖNEMEÇ” Yerli biyoteknolojik ilaç üretimde Türkiye’nin ulaştığı noktayı vurgulayan Dr. Ercan Varlıbaş, “5 yıl önce İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile başlatılan VSY Biotechnology tarafından desteklenen yeni biyoteknolojik ilaç molekülü projesi laboratuvar evrelerinde başarılı sonuçlar elde etti. Molekülümüz izole edilip tanımlandı ve güvenilirlik ile etkinlik açısından ön klinik testlerde umut verici sonuçlar verdi. Eğer insan aşaması klinik çalışmaları da iyi sonuçlanırsa, üretimi Biyoteknoloji Vadisi’nde yapacağız. Kendi molekülünü geliştiren bir ülke olmak yalnızca sağlıkta değil, bilimde de bağımsız olmayı getirir. Amacımız Türkiye’yi ilacını geliştiren, teknolojisini üreten ve bilgisini pazarlayan bir ülke konumuna getirmek. Bu süreç, Türkiye’nin bilimsel bağımsızlığı açısından kritik bir eşik olacaktır” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.