Hava Durumu

#Tbmm

giresunsonhaber - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NAZIM ELMAS: GİRESUNLU GENÇLER TBMM’DE AĞIRLANDI Haber

NAZIM ELMAS: GİRESUNLU GENÇLER TBMM’DE AĞIRLANDI

NAZIM ELMAS: GİRESUNLU GENÇLER TBMM’DE AĞIRLANDI AK Parti Giresun Milletvekili ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas, AK Gençlik Giresun ÜNİAK Başkanı Şahin Çetin ile Giresun Üniversitesi öğrencilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ağırladığını açıkladı. Ziyaret programında Meclis çalışmaları ile 8. Verimlilik ve Teknoloji Fuarı yer aldı. Nazım Elmas, sosyal medya paylaşımında Giresunlu gençlerle Ankara’da bir araya geldiklerini duyurdu. Elmas, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gençlerle sohbet ettiklerini, Meclis çalışmalarını anlattıklarını, öğrencilerin düşüncelerini, beklentilerini ve gelecek hedeflerini dinlediklerini belirtti. TBMM’DE GENÇLERLE BULUŞMA Nazım Elmas, paylaşımında AK Gençlik Giresun ÜNİAK Başkanı Şahin Çetin ile Giresun Üniversitesi öğrencilerinin Meclis ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Elmas, gençlerin ziyaretini yalnızca bir protokol buluşması olarak değil, karşılıklı görüş alışverişi imkânı olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Elmas, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “AK Gençlik Giresun ÜNİAK Başkanımız Şahin Çetin ve Giresun Üniversitesi’nden kıymetli genç kardeşlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde misafir etmekten büyük memnuniyet duyduk. Gençlerimizle bir araya gelerek hem Meclis çalışmalarımız hakkında sohbet ettik, hem onların düşüncelerini, beklentilerini ve gelecek hedeflerini dinledik, hem de bu yıl 8'incisi düzenlenen Verimlilik ve Teknoloji Fuarında ileri teknoloji Türk ürünlerini görme fırsatı bulduk.” FUAR PROGRAMI DA ZİYARETE EKLENDİ Ziyaret programında 8. Verimlilik ve Teknoloji Fuarı da yer aldı. Fuarın resmî programında etkinliğin 16-19 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara ATO Congresium’da düzenlendiği yer alıyor. Elmas, paylaşımında gençlerin fuarda ileri teknoloji Türk ürünlerini yerinde görme fırsatı bulduğunu vurguladı. Ziyaretin, gençlerin teknoloji, üretim ve gelecek vizyonu açısından dikkat çekici bir deneyim olduğunu belirtti. ELMAS’TAN GENÇLERE MESAJ Nazım Elmas, açıklamasının devamında gençlerin azmi, heyecanı ve ülkeye bağlılığının kendilerine umut verdiğini söyledi. Elmas, Türkiye’nin geleceğinde gençlerin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’nin yarınlarını inşa edecek olan gençlerimizin her alanda kendilerini geliştirmeleri, üretmeleri ve söz sahibi olmaları en büyük temennimizdir. Bu anlamlı ziyaretleriyle bizleri mutlu eden kardeşlerimize teşekkür ediyor; eğitim hayatlarında başarılar, yollarının açık olmasını diliyorum.”

ALİ TEMÜR: TBMM’DE TÜRKŞEKER’İN SAYIŞTAY RAPORLARI GÖRÜŞÜLDÜ Haber

ALİ TEMÜR: TBMM’DE TÜRKŞEKER’İN SAYIŞTAY RAPORLARI GÖRÜŞÜLDÜ

ALİ TEMÜR: TBMM’DE TÜRKŞEKER’İN SAYIŞTAY DOSYASI GÖRÜŞÜLDÜ AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Alt Komisyonu’nda Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin 2023-2024 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin ele alındığını açıkladı. TBMM’nin resmi denetim programı, TÜRKŞEKER oturumunu 15 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 10.00’da Ankara’da gösterdi. Temür’ü 28. Dönem AK Parti Giresun Milletvekili ve KİT Komisyonu üyesi olarak bulunuyor. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TÜRKŞEKER’in Sayıştay raporlarının TBMM gündemine geldiğini açıkladı. TBMM’nin yayımladığı 2023-2024 yılı alt komisyon denetim programında Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., 15 Nisan 2026 tarihli toplantı gündeminde yer aldı. Toplantı yeri, TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI Genel Müdürlüğü/Ankara olarak kayda geçti. Ali Temür, 28. Dönem AK Parti Giresun Milletvekili ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. RESMİ RAPORLARDA 18 BULGU TÜRKŞEKER’in 2024 Faaliyet Raporu, şirketin Sayıştay denetimine tabi olduğunu açık biçimde yazdı. Aynı raporda, 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda 15 bulgu ve 3 diğer bulgu olmak üzere toplam 18 bulgu bulunduğu, bu başlıklardaki işlemler için çalışmaların sürdüğü belirtildi. Raporda ayrıca 2024 yılı bağımsız mali denetim sürecinin devam ettiği bilgisi de yer aldı. 2023 MALİ TABLOSU AĞIR ZARAR YAZDI TÜRKŞEKER’in 2023 Faaliyet Raporu, şirketin satış hacmini 17 milyar 431 milyon 156 bin 227 lira 14 kuruş olarak kayda geçirdi. Aynı raporda dönem zararı 3 milyar 339 milyon 986 bin 30 lira 43 kuruş olarak yer aldı. Şirketin 2023/24 kampanya döneminde 9 milyon 60 bin ton pancar işlediği ve 1 milyon 161 bin 100 ton kristal şeker ürettiği de resmi faaliyet raporunda açıklandı. 2024’TE ÜRETİM TAAHHÜDÜ TAM KARŞILANMADI TÜRKŞEKER’in 2024 Faaliyet Raporu, 8 milyon 100 bin tonluk pancar üretim taahhüdüne karşılık 7 milyon 314 bin 19 ton üretim gerçekleştiğini gösterdi. Taahhüdü karşılama oranı yüzde 90,30’da kaldı. Aynı raporda, 2024 yılında oluşan polar şeker varlığına göre 1 ton A kotası şeker pancarının alım fiyatı 2.249,12 lira, primlerle birlikte ortalama net alım fiyatı ise 2.361,06 lira olarak kayda geçti. TBMM’de görüşülen dosya, yalnızca bir siyasi açıklama başlığı olarak kalmadı. Resmi belgeler, TÜRKŞEKER dosyasının denetim bulguları, zarar rakamı, üretim gerçekleşmesi ve pancar alım fiyatlarıyla birlikte çok yönlü bir mali ve idari inceleme başlığı taşıdığını ortaya koydu. Kaynaklar: TBMM 2023-2024 Alt Komisyonlar Denetim Programı, TBMM milletvekili kayıtları, TÜRKŞEKER 2023 ve 2024 Faaliyet Raporları.

GİRESUN’DA 23 NİSAN SATRANÇ TURNUVASI TAMAMLANDI Haber

GİRESUN’DA 23 NİSAN SATRANÇ TURNUVASI TAMAMLANDI

GİRESUN’DA 23 NİSAN SATRANÇ TURNUVASI TAMAMLANDI TBMM 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Giresun Satranç Turnuvası, 11-12 Nisan tarihlerinde 71 sporcunun katılımıyla oynandı. Merkez Olimpik Yüzme Havuzu Satranç Salonu’ndaki turnuvada dereceye giren sporcular belli oldu. TBMM 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Giresun Satranç Turnuvası, 11-12 Nisan tarihlerinde Merkez Olimpik Yüzme Havuzu Satranç Salonu’nda tamamlandı. 71 sporcunun katıldığı organizasyon, çekişmeli karşılaşmalara sahne oldu. Turnuva sonunda farklı yaş ve kategori gruplarında dereceye giren sporcular açıklandı. 10 YAŞ VE ALTI GENEL KATEGORİSİ Bu kategoride Deniz Aras Varol birinci, Yankı Ültay ikinci, Burak Coşar üçüncü, Aras Selim Yavuz dördüncü oldu. 10 YAŞ VE ALTI KIZ KATEGORİSİ Kızlar kategorisinde Bilge Esen birinciliği elde etti. Bedia Zümra Buday ikinci, Sümeyye Aslan üçüncü, Eslem Kalyoncu dördüncü sırada yer aldı. 14 YAŞ VE ALTI GENEL KATEGORİSİ 14 yaş ve altı genel kategorisinde Ata Şanlıtürk birinci oldu. Burhan Kağan Yatar ikinci, Oğuz Alp Kaçal üçüncü, Uygar Serhan Topaloğlu dördüncü sırayı aldı. 14 YAŞ VE ALTI KIZ KATEGORİSİ Bu kategoride Deren Durmuş birinci, Elif Kara ikinci oldu. Turnuvada derece elde eden sporcular tebrik edildi. Organizasyon, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında çocukların yoğun katılımıyla tamamlandı.

Özgür Özel’den sert ara seçim çıkışı! Ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak Haber

Özgür Özel’den sert ara seçim çıkışı! Ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki grup toplantısında iktidara sert eleştiriler yöneltti. Bursa'daki tutuklamaları 'haysiyet suikastı' olarak nitelendiren Özel, İzmir Meslek Fabrikası'na yapılan operasyonu ise 'harami zihniyet' olarak değerlendirdi. Siyasi Etik Yasası'na da değinen Özel, ara seçim istemiyle ilgili taleplerini de yeniden gündeme getirdi. Özel, ara seçimlerin ya yapılacağını ya da korkakların tarihe yazılacağını belirtti. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmayla iktidara sert tepki gösterdi. 31 Mart yerel seçimlerinin ikinci yıl dönümüne dikkat çektiği konuşmasında Özgür Özel, “Bursa’yı sandıkta alamayanlar şimdi hakim tokmağı ve savcı cübbesiyle almak istiyor” yorumunda bulundu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasını “haysiyet suikastı” olarak tanımalayan Özel, “500 kişiyi dolandırdığı iddia edilen yalancı tanığın ifadelerine dayanılarak 4 günlük eziyetten sonra Bozbey tutuklandı. Bursa’nın iliğini kemiğini sömürmeye, israfa, ranta devam etmek istiyorlar” dedi. Belediye meclisinde başkan vekili belirleme girişimini de “Bursa iradesine çökme” olarak yorumladı. İSTANBUL DAVASI ELEŞTİRİSİ Özgür Özel, 19 Mart darbesinin üzerinden 384 gün geçtiğini anımsatarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını “yargılamak değil yargılanmak için bekliyoruz” sözleriyle savundu. İddianamede “560 milyar yolsuzluk, 1200 cep telefonu, parkelerin altından çıkan paralar” gibi iddiaların yer almadığını belirten Özel, “56 kuruş ispatlayamadılar” dedi. “Var dedikleri görüntüler yok oldu, ses kaydı duyulmaz oldu” ifadelerini kullandı. Partimizin grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/7sHaMbmuvp — Özgür Özel (@eczozgurozel) April 7, 2026 İZMİR MESLEK FABRİKASI TEPKİSİ TBMM'deki grup toplantısında iktidarın İzmir’deki Meslek Fabrikası’nı ele geçirme girişimini de gündeme getiren Özgür Özel,“145 bin kursiyerin meslek öğrendiği, 5800 kursun açıldığı fabrikaya şafak vakti polis operasyonu düzenlediler” diyerek, “Bu harami zihniyetine karşı günleri unutmamayı ve hesabı sandıkta sormayı emanet ediyorum” çağrısı yaptı. Konuşmasında tutuklu belediye başkanları, öğrenciler, gazeteciler ve çevrecilere de değinen Özel, “Rejimin tehdit gördüğü herkes tutuklu” eleştirisini yaptı. “Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığı’nı” diyerek Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenen Özel, konuşmasını “Millet düzenini yeniden kurar, devleti yeniden kurar” sözleriyle tamamladı. SİYASİ ETİK YASASI İLE HODRİ MEYDAN Siyasi Etik Yasası’nı da gündeme getiren Özel, "Eğer Ekrem İmamoğlu mal varlığında belediye yönetiminden sonra izah edemeyeceği bir kuruşu varsa, bir metrekare toprağı varsa Ekrem İmamoğlu bu ülkenin Cumhurbaşkanı adaylığına layık değildir. Mevcut Cumhurbaşkanı da yüzükle başladığı siyasette kendinin ve 1. derece, 2. derece yakınlarının Türkiye’de ve yurtdışında izah edemeyeceği bir kuruşu varsa o da bu vakitten sonra Cumhurbaşkanlığına layık değildir! Açık söylüyorum; Ekrem İmamoğlu’na da kendime de güveniyorum. Bakanına güvenen, kendine güvenen, mahdumuna güvenen çıksın karşımıza göreyim. Hodri meydan" diye konuştu. Geçmişteki siyasi liderlerin "sandıktan asla kaçmadığını" söyleyen Özel, "Erdoğan seçimden kaçacak. Bu ara seçim ya yapılacak ya da korkaklar tarihe yazılacak" diyerek CHP’nin yoğun çalışma temposunda olduğunu ve saldırılara rağmen hizmetlerine devam ettiğini vurguladı.

GİRESUN’UN İL YOLUNU BELEDİYE AÇTI, HALK TAŞIDI, MECLİS TAMAMLADI Haber

GİRESUN’UN İL YOLUNU BELEDİYE AÇTI, HALK TAŞIDI, MECLİS TAMAMLADI

GİRESUN’UN İL YOLUNU BELEDİYE AÇTI, HALK TAŞIDI, MECLİS TAMAMLADI Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, kentin il statüsüne kavuşmasının 105. yıl dönümünü kutladı. Bu yıldönümü, 4 Aralık 1920’de kabul edilen ve 4 Nisan 1921’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Giresun Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanun”un yıldönümüne dayanıyor. Kentin bugünkü il kimliği, belediyenin girişimi, yerel eşrafın desteği ve Ankara’daki yasama süreciyle kuruldu. Giresun, 105 yıl önce yalnız bir idari karar almadı; kendi kaderini tayin eden bir şehir refleksi ortaya koydu. Kent, Trabzon sancağına bağlı bir kaza statüsünden çıktı, önce müstakil liva oldu, ardından 1924 Anayasası’yla vilayet adını aldı. Bu dönüşümün merkezinde belediye vardı. Telgrafı belediye çekti, mali yük için taahhüt belediyeden geldi, siyasi iradeyi yerel öncüler taşıdı. ANKARA’YA GİDEN DOSYA BELEDİYEDEN ÇIKTI Giresun’un illeşme sürecindeki en kritik eşik 30 Ekim 1920’de aşıldı. TBMM Başkanlığı’na çekilen telgrafta dönemin Giresun Belediye Reisi Feridunzade Osman Ağa, Ticaret Odası Reisi Hacı Ali Ağazade Kaşif Efendi ve kentin ileri gelenleri, müstakil liva talebini doğrudan Ankara’ya taşıdı. Aynı telgrafta, yeni idari yapının iki yıllık masrafının belediyenin gelir fazlasından karşılanabileceği de açıkça bildirildi. Bu taahhüt, Giresun’un yalnız talepte bulunan değil, yük üstlenen bir kent olduğunu gösterdi. Vekiller Heyeti 22 Kasım 1920’de isteği uygun buldu, tasarı 25 Kasım’da Meclis’e sunuldu. 4 NİSAN 1921’DE HUKUKİ KAPI AÇILDI Kanun metni, merkezi Giresun olmak üzere Tirebolu ve Görele kazalarıyla Karahisar-ı Şarki sancağına bağlı Kırık nahiyesinin birleştirilmesiyle Giresun müstakil livasının kurulduğunu yazdı. Kanun 4 Nisan 1921 tarihli Resmî Ceride’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. 1924 Anayasası’nın 89. maddesiyle liva adı vilayete dönüştü; böylece Giresun’un bugünkü il statüsü anayasal adını da kazanmış oldu. BU ŞEHİR İL OLURKEN SADECE SİYASET DEĞİL, TOPLUM DA ÇALIŞTI Giresun’un il oluşu yalnız bir yasa maddesiyle açıklanmıyor. Millî Mücadele yıllarında Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin topladığı kaynaklar yeni idari yapının kurulmasına, öğretmen maaşlarına, jandarma taburu ve mektep giderlerine, çarşı, pazar ve iskele düzenlemeleri için belediyeye aktarıldı. Bu tablo, illeşme sürecinin belediye, cemiyet, esnaf ve halkın ortak emeğiyle örüldüğünü ortaya koyuyor. İL OLURKEN BELEDİYE BAŞKANI KİMDİ? İKİ İSİM ÖNE ÇIKIYOR Resmî belediye kayıtları Feridunzade Osman Ağa’yı 1919-1920, Hasan Vehbi Efendi’yi ise 1920-1930 dönemi belediye başkanları arasında gösteriyor. Buna karşılık 30 Ekim 1920 tarihli telgrafta belediye reisi olarak Osman Ağa’nın imzası yer alıyor; Giresun Valiliği de Osman Ağa’nın Kasım 1920’de “Müdafaa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı” sıfatıyla Ankara’ya gittiğini kaydediyor. Bu nedenle tarihsel tablo net biçimde şunu gösteriyor: İl oluş sürecinin siyasi ve belediyecilik öncülüğünü Osman Ağa üstlendi; kanunun yürürlüğe girdiği dönemin belediye idaresinde ise Hasan Vehbi Efendi ismi resmî listelerde yer aldı. GİRESUN, İL OLMADAN ÖNCE DE BELEDİYEYDİ Giresun’un kurumsal birikimi, il kararından da eskiye gidiyor. Giresun Belediyesi’nin stratejik planında, belediye teşkilatının 1869 Trabzon Salnamesi’nden anlaşıldığı belirtiliyor. Kentin fındık ticareti, liman hareketliliği ve iç bölgelere açılan ulaşım hattı, belediyeyi erken kurumsallaştırdı; 1921’deki illeşme hamlesi de bu altyapının üzerine oturdu. KÖSE’DEN 105. YIL MESAJI Başkan Fuat Köse, 105. yıl mesajında Giresun’un il oluşunu “tarihimizi aydınlatan bir dönüm noktası” olarak tanımladı ve kentin geçmişinden aldığı güçle geleceğe yürüyeceğini vurguladı. Köse’nin mesajı, 105. yıl kutlamasını yalnız bir takvim hatırlatması olmaktan çıkarıp kentin idari hafızasına dönük bir sahiplenme çağrısına dönüştürdü. 30 Ekim 1920: Giresun’un müstakil liva talebini içeren telgraf TBMM Başkanlığı’na çekildi. 22 Kasım 1920: Vekiller Heyeti talebi uygun buldu. 25 Kasım 1920: Kanun tasarısı TBMM’ye sunuldu. 4 Aralık 1920: “Giresun Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanun” kabul edildi. 4 Nisan 1921: Kanun yayımlandı ve yürürlüğe girdi. 1924: Liva adı anayasal olarak vilayete dönüştü.

Ekonomiye ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM'de görüşülüyor Haber

Ekonomiye ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM'de görüşülüyor

TBMM Genel Kurulunda, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler bugün de sürecek. ANKARA (İGFA) - TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre bölüm üzerinde partisi adına söz alan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, çiftçinin, tekstilcinin, nakliyecinin ve ayakkabı sektörünün karşılaştığı zorluklardan bahsettiklerini ancak bunlardan dikkate alınmadığını öne sürdü. İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, teklifte yer alan düzenlemeyle bedelli askerlik yapmak üzere başvuranlardan tahsil edilecek tutarların artırılmasını öngören düzenlemeyi eleştirdi. MHP Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy, kanun teklifinin, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve vatandaşların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda somut iyileştirmeler sağlanması bakımından önemli düzenlemeler içerdiğini vurguladı. Düzenlemeyle, deprem bölgesine yönelik ödeme kolaylığı getirildiğini belirten Ersoy, "6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmaya devam ederken hak sahibi vatandaşlarımızın borçlarını daha uygun şartlarda kapatabilmelerine imkan tanıması, devletimizin her şartta ve durumda milletinin yanında olduğunu bir kez daha göstermektedir. Özellikle peşin ödemelerde sağlanan yüksek oranlı indirimler vatandaşlarımız için önemli bir destek niteliğindedir." ifadelerini kullandı. MHP'li Ersoy, söz konusu teklifin mali disiplini güçlendiren, sosyal adaleti gözeten ve afet sonrası toparlanma sürecine katkı sunan bütüncül bir yaklaşım içerdiğini belirtti. Ardından birleşime verilen ara sonrası komisyonun yerini almaması üzerine birleşim 1 Nisan Çarşamba (bugün) günü saat 14.00'te toplanmak üzere kapatıldı.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.