Hava Durumu

#Tarımsal Araştırma

giresunsonhaber - Tarımsal Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOKARCAYA KARŞI YENİ  HEDEF 2027 FINDIK SEZONU Haber

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU GİRESUN'DA KOKARCAYA KARŞI MÜCADELE GENİŞLİYOR: HEDEF 2027 FINDIK SEZONUNU KORUMAK Giresun'da fındığın verim ve kalitesini tehdit eden kahverengi kokarcaya karşı mücadele, 2026 hasadının ardından hız kazandı. Eylül ayında başlayan kışlak ilaçlamaları ekim ayında Çanakçı, Eynesil ve Tirebolu'daki yeni uygulamalarla devam etti. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, zararlının kışı geçireceği alanlarda ilaçlama yaparken feromon tuzaklarla böcek yoğunluğunu izlemeyi sürdürüyor. Doğu Asya'dan dünyaya yayılan, 2015 yılında Gürcistan'da, 2017 yılında Türkiye'de tespit edilen kahverengi kokarcanın Giresun'daki geçmişi sanılandan daha eski. Bilimsel kayıtlara göre zararlı, 29 Nisan 2019'da Tirebolu'da görülmüştü. Aradan geçen yedi yılda fındık üretimini tehdit eden önemli zararlılardan biri haline gelen böceğe karşı şimdi 2027 sezonunu koruyacak önlemler alınıyor. Sonbaharda ev, depo, serenti ve benzeri korunaklı alanlara yönelen kokarcaların azaltılmasıyla, gelecek ilkbaharda fındık bahçelerine ulaşacak zararlı sayısının düşürülmesi hedefleniyor. Mücadelenin gerçek başarısı ise gelecek sezon ölçülecek zararlı yoğunluğu ve ürün kaybıyla ortaya çıkacak. Giresun'un en önemli tarımsal ürünü fındıkta kalite ve verim kayıplarına neden olabilen kahverengi kokarca, hasat sonrasında da gündemdeki yerini koruyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zararlının kışlaklara çekildiği sonbahar dönemini değerlendirerek ilçelerde ilaçlama, tuzak kontrolü ve üretici bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Giresun'da yıllardır mücadele edilen bu zararlının bölgeye nasıl ulaştığı da önemli bir soru. UZAK DOĞU'DAN KARADENİZ'E: KOKARCA GİRESUN'A NASIL GELDİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan kahverengi kokarca, Çin, Japonya ve Kore'nin de bulunduğu Doğu Asya coğrafyasından dünyaya yayılan istilacı bir böcek türü. Uluslararası ticaret ve taşımacılıkla doğal yaşam alanlarının dışına çıkan zararlı, önce Kuzey Amerika ve Avrupa'da, ardından Kafkasya'da önemli tarımsal sorunlara neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarına göre kahverengi kokarca 2015 yılında Gürcistan'da tespit edildi. Gürcistan'da 2017 yılında zararlı yoğunluğunun ciddi boyutlara ulaşmasının ardından Türkiye'nin Doğu Karadeniz sınırındaki tarım alanları da risk altına girdi. Bakanlığın resmî açıklamalarına göre Türkiye'deki ilk tespitler 2017 yılında Artvin ve Rize'nin Gürcistan sınırına yakın ilçelerinde gerçekleştirildi. Ancak zararlının bölgedeki yayılışına ilişkin bilimsel çalışmalarda daha erken gözlem kayıtları da bulunuyor. Artvin Çoruh Üniversitesinden Temel Göktürk ve Atatürk Üniversitesinden Göksel Tozlu'nun Mayıs 2019'da Batum'da düzenlenen Uluslararası Karadeniz Kıyı Ülkeleri Sempozyumu'nda sunduğu araştırmaya göre, kahverengi kokarca 2016 yılında Artvin'in Kemalpaşa ilçesi sahil kesiminde, 2017'de Hopa ve Arhavi'de, 2018'de ise Artvin'in Borçka ilçesi ile Rize'nin Fındıklı ve Ardeşen ilçelerinde gözlendi. Araştırmada zararlının 2019 yılında Trabzon'a, aynı yılın nisan ayında ise Giresun'un Tirebolu ilçesine kadar ulaştığı bildirildi. TİREBOLU'DA İLK BİLİMSEL TESPİT 29 NİSAN 2019 Göktürk ve Tozlu'nun araştırmasında kahverengi kokarcanın Giresun'un Tirebolu ilçesinde 29 Nisan 2019 tarihinde tespit edildiği kaydedildi. Bu tarih, zararlının Giresun'da yalnızca son birkaç yılda ortaya çıkmış bir sorun olmadığını gösteriyor. Ancak bu kayıt, böceğin Giresun'a tam olarak 29 Nisan'da girdiği anlamına gelmiyor. Tarih, araştırmacıların varlığını kayıt altına aldığı gözlemi ifade ediyor. Zararlının Tirebolu'ya nasıl ulaştığına ilişkin kesinleşmiş bir güzergâh veya taşıma aracı bulunmuyor. Bilimsel araştırmalar, kahverengi kokarcanın hem doğal uçuş yoluyla hem de insan faaliyetleri sonucu uzak mesafelere taşınabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle kamyon, otomobil, ticari yük, ambalaj, bitkisel materyal ve farklı eşyalar arasında saklanabilen böcekler, ulaşım ve ticaret hareketliliğiyle yeni bölgelere taşınabiliyor. Bu nedenle Gürcistan'dan Artvin, Rize ve Trabzon üzerinden Giresun'a uzanan Doğu Karadeniz kıyı hattı, zararlının yayılış kayıtlarıyla uyumlu bir güzergâh oluşturuyor. Ancak kahverengi kokarcanın Giresun'a belirli bir kamyon, fındık sevkiyatı veya ticari ürünle getirildiğine ilişkin somut bir kanıt bulunmuyor. Doğal yayılım ile taşımacılık faaliyetlerinin birlikte etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. 2023'TE GİRESUN'UN BEŞ İLÇESİNDE YOĞUNLUK ARTTI Tirebolu'daki 2019 kaydının ardından kahverengi kokarca Giresun'un diğer üretim alanlarında da görülmeye başladı. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarında 2023 yılında Giresun Merkez, Eynesil, Tirebolu, Espiye ve Keşap ilçelerinde zararlı yoğunluğundaki artışa dikkat çekildi. Kahverengi kokarcanın çok sayıda bitki üzerinde beslenebilmesi, uçuş kabiliyeti ve yerleşim alanlarında kışlayabilmesi, bölgedeki yayılışını kolaylaştıran özellikler arasında bulunuyor. Giresun'un fındık bahçeleri, meyve ağaçları ve diğer konukçu bitkileri, zararlının beslenebileceği geniş bir alan oluşturuyor. Bu durum, mücadelenin yalnızca fındık ocaklarında değil, bahçelerin çevresindeki diğer bitkilerde ve kışlak alanlarında da yürütülmesini gerekli kılıyor. ÇANAKÇI, EYNESİL VE TİREBOLU'DA EKİM MÜCADELESİ Giresun'da 2026 hasadının ardından yürütülen çalışmaların ağırlık noktası, kahverengi kokarcanın kışlayacağı alanlar oldu. 8 Ekim'de Çanakçı ilçesine bağlı Karabörk köyünde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Aynı dönemde Eynesil'in Boztepe Mahallesi ile Kemaliye köyünde de bina, depo, ahır ve benzeri korunaklı alanlara yönelik çalışmalar yürütüldü. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, sonbaharda açık alanlardan yapılara yönelen böceklerin kışı geçirmeden azaltılmasını hedefledi. Tirebolu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise 8 Ekim'de Düzköy ve Karademir köylerinde kurulu feromon tuzakları ve yapışkan tablaları kontrol etti. Bu tuzaklar, zararlının hareketlerinin ve yoğunluğunun izlenmesinde kullanılıyor. Elde edilen saha verileri, mücadele yapılması gereken alanların ve uygun uygulama dönemlerinin belirlenmesine yardımcı oluyor. KUZGUN KÖYÜ'NDE 14 MAHALLEYİ KAPSAYAN İLAÇ DAĞITIMI Tirebolu'nun Kuzgun köyünde 9 Ekim'de kahverengi kokarcaya karşı kullanılmak üzere temin edilen ilaçlar, köy muhtarlığı aracılığıyla vatandaşlara dağıtıldı. Köyün 14 mahallesini kapsayan organizasyonda, ilaçların uygun koşullarda ve gerekli koruyucu tedbirler alınarak kullanılması istendi. Yetkililer, uygulama sırasında insan sağlığının, evcil hayvanların ve gıda maddelerinin korunmasının önemini hatırlattı. Dağıtılan ürünlerin yalnızca ruhsatlarında belirtilen alanlarda ve kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulanması gerekiyor. İlaç dağıtılması, ilgili bütün yapıların ilaçlandığı anlamına gelmiyor. Uygulamaların kapsamı ve sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. BAYAZIT VE YAĞLIDERE'DEN SONRA MÜCADELE YAYGINLAŞTI Giresun'da sonbahar mücadelesi eylül ayında başlamıştı. 10 Eylül'de Merkez ilçeye bağlı Bayazıt köyünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli ve muhtarlık gözetiminde kışlak ilaçlaması yapıldı. İŞKUR'un Toplum Yararına Programı kapsamında görevlendirilen ekiplerin katıldığı uygulamada evlerin dış cepheleri, serentiler, depolar ve benzeri yapıların çevresi hedef alındı. 26 Eylül'de ise Yağlıdere ilçesi Elmabelen Mahallesi'nin Delmece mevkisinde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Eylül ayında kamuoyuna duyurulan bu faaliyetlerin ardından ekimde farklı ilçelerde yeni uygulamalara geçildi. FINDIK HASADI ÖNCESİNDE DE MÜCADELE YÜRÜTÜLDÜ Giresun'da kahverengi kokarcaya yönelik çalışmalar yalnızca sonbahar döneminde gerçekleştirilmiyor. Ocak 2026'da Anadolu Ajansına değerlendirmelerde bulunan Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, 2025 yılında yaklaşık 70 bin bağımsız bölümde ilaçlama yapıldığını ve 90 binin üzerinde samuray arısının doğaya bırakıldığını açıklamıştı. 2026 ilkbaharında ise zararlının kışlaklardan çıkarak tarım alanlarına yönelmesi üzerine fındık bahçelerindeki kontroller yoğunlaştırıldı. Mayıs ayında fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlama dönemleri sahil kesiminde 13 Mayıs, orta kesimde 16 Mayıs ve yüksek kesimde 19 Mayıs olarak duyuruldu. Haziran ayında ergin kahverengi kokarcaların bahçelerde görülmesi ve yumurtlama döneminin başlaması üzerine üreticilere yeniden uyarılarda bulunuldu. Yağışlar nedeniyle ilaçlama yapamayan üreticilerin bahçelerini kontrol etmeleri, zararlı yoğunluğuna göre ve ruhsatlı ürünlerle mücadele etmeleri istendi. 130 BİN SAMURAY ARISI HEDEFİYLE BİYOLOJİK MÜCADELE 2026 yılında yürütülen çalışmaların önemli bir bölümünü biyolojik mücadele oluşturdu. 22 Haziran'da Giresun Merkez Aksu Mahallesi'nde düzenlenen programla samuray arısı salım çalışmaları başlatıldı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yıl içerisinde toplam 130 bin samuray arısının doğaya bırakılmasının planlandığını açıkladı. Fındık Araştırma Enstitüsünün üretim çalışmaları kapsamında 2 Temmuz'da Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'de eş zamanlı salımlar gerçekleştirildi. Giresun'da 6 Temmuz'da Keşap'ta, 9 Temmuz'da ise Tirebolu'nun Karademir köyünde yeni salım faaliyetleri yürütüldü. Bilimsel adı Trissolcus japonicus olan samuray arısı, kahverengi kokarcanın yumurtalarını parazitleyerek zararlının çoğalmasını sınırlandırmak amacıyla kullanılıyor. Biyolojik mücadelenin başarılı olup olmadığının belirlenmesi için salınan arı sayısının yanında yumurta parazitlenme oranlarının ve zararlı popülasyonunun izlenmesi gerekiyor. AĞUSTOSTA FINDIKTAKİ ZARAR ARAŞTIRILDI Fındık hasadının başladığı ağustos ayında çalışmalar, zararlının ürün üzerinde oluşturduğu kayıpların belirlenmesine de yöneldi. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri üreticilere yönelik bilgilendirme ve bahçe kontrollerini sürdürürken araştırma kuruluşları da saha denemelerine devam etti. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon'daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Araştırmada koruma altındaki dallardan elde edilen fındıklarla doğal koşullarda yetişen ürünlerin zarar, verim ve kalite bakımından karşılaştırılması amaçlandı. Fındık Araştırma Enstitüsü de samuray arısının farklı salım yöntemlerinin etkinliğini belirlemeye yönelik denemelerini sürdürdü. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca, sokucu-emici ağız yapısıyla fındık meyvesinden besleniyor. Zararlının verdiği hasar, fındığın gelişme dönemine göre değişiyor. Erken dönemdeki beslenme zararı, sarıkaramuk, karakaramuk ve boş meyve oluşumuyla ilişkili olabiliyor. İç doldurma ve olgunlaşma dönemindeki beslenme ise buruşuk, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna neden olabiliyor. Bu durum sağlam iç oranını düşürerek fındığın ticari kalitesini ve üreticinin satıştan elde edeceği geliri olumsuz etkileyebiliyor. Ancak her çürük veya lekeli fındığın kahverengi kokarca tarafından zarar gördüğü söylenemez. Mantari hastalıklar, diğer zararlılar ve çevresel koşullar da benzer sorunlara yol açabiliyor. Gerçek zarar miktarının belirlenmesi için teknik inceleme ve ürün analizleri gerekiyor. NEDEN BU KADAR ZOR KONTROL EDİLİYOR? Kahverengi kokarcanın mücadelesini güçleştiren başlıca nedenlerden biri, çok sayıda bitki türünde beslenebilmesi. Zararlı; fındık, kivi, elma, armut, mısır, fasulye, domates, biber ve farklı yabani bitkiler üzerinde yaşayabiliyor. Bu nedenle bir fındık bahçesinde yürütülen mücadeleden sonra çevredeki diğer bitkilerden yeniden zararlı girişi yaşanabiliyor. Böceğin uçuş kabiliyeti, çoğalma potansiyeli ve sonbaharda yapılarda toplu halde kışlaması da kontrolünü zorlaştırıyor. Kış aylarında hayatta kalan erginler, ilkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle yeniden tarım alanlarına dağılıyor. Bu nedenle mücadelenin tek tek bahçeler yerine yerleşim alanları ve komşu üretim bölgelerini kapsayacak biçimde yürütülmesi gerekiyor. MÜCADELEDE TEK YÖNTEM YETERLİ DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığı, kahverengi kokarcayla mücadelede farklı yöntemlerin birlikte kullanılmasını esas alıyor. Sonbaharda kışlaklara yönelen böceklerin mekanik yöntemlerle toplanması ve uygun alanlarda ruhsatlı biyosidal ürünlerle mücadele edilmesi, ilkbahara ulaşabilecek ergin sayısını azaltmayı amaçlıyor. İlkbahar ve yaz aylarında fındık bahçelerinde yapılan kontrollerle zararlının gelişme dönemleri ve yoğunluğu izleniyor. Feromon tuzaklar, böceğin bulunduğu alanların ve hareketlerinin belirlenmesinde kullanılıyor. Samuray arısı salımlarıyla zararlının yumurtalarından yeni bireylerin çıkmasının azaltılması hedefleniyor. Kimyasal mücadele gerektiğinde ise yalnızca ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin uygun zamanda ve etiket talimatlarına göre kullanılması gerekiyor. Arılar ve diğer faydalı canlıların korunması, hasat öncesi bekleme süreleri ve kişisel koruyucu donanım kullanımı, ilaçlama çalışmalarında dikkat edilmesi gereken başlıca konular arasında bulunuyor. GİRESUN'DA MÜCADELENİN GERÇEK SONUCU HENÜZ BELLİ DEĞİL Giresun'da 2025 ve 2026 yıllarında gerçekleştirilen çalışmalar, kahverengi kokarcaya karşı geniş kapsamlı bir mücadele yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak ilaçlanan yapı sayısı, dağıtılan ürün miktarı veya doğaya bırakılan samuray arısı sayısı tek başına başarı göstergesi olarak değerlendirilemiyor. Zararlı yoğunluğunun önceki yıllara göre ne kadar azaldığının, biyolojik mücadele uygulamalarının ne ölçüde etkili olduğunun ve fındıkta meydana gelen gerçek kaybın belirlenmesi gerekiyor. Giresun genelinde 2026 hasadı sonrasındaki kesin zarar oranını ve mücadele başarı yüzdesini ortaya koyan kapsamlı, doğrulanmış bir sonuç henüz bulunmuyor. Bu nedenle yürütülen faaliyetlerin etkisinin aynı bölgelerde yıllar itibarıyla gerçekleştirilecek ölçümlerle değerlendirilmesi önem taşıyor. GÖZLER 2027 FINDIK HASADINDA OLACAK Giresun'da sonbahar döneminde devam eden kışlak ilaçlamaları ve feromon kontrolleri, 2027 yılı fındık üretimini korumaya yönelik hazırlıkların önemli bir aşamasını oluşturuyor. Çanakçı, Eynesil, Tirebolu ve diğer ilçelerde yürütülen çalışmaların gelecek ilkbaharda zararlı yoğunluğunu ne ölçüde azaltacağı, düzenli saha ölçümleriyle anlaşılabilecek. Fındık üreticisi açısından asıl beklenti ise yalnızca daha az kahverengi kokarca görülmesi değil, ürünün verim ve kalitesinin korunması. 2019 yılında Tirebolu'da bilimsel olarak kaydedilen kahverengi kokarca, aradan geçen yıllarda Giresun'un fındık üretimi açısından ciddi bir sorun haline geldi. 2027 sezonunda mücadelenin başarısı, yapılan ilaçlama sayısıyla değil, zararlının oluşturduğu ürün kaybının ne ölçüde azaltıldığıyla ortaya çıkacak. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Kahverengi Kokarca Bilgi Platformu,Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Fındık Araştırma Enstitüsü

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Haber

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

FINDIKTA HER ÇÜRÜK KOKARCA DEĞİL: BİLİMSEL AYRIM ÜRETİCİ İÇİN KRİTİK KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Karadeniz’de fındık hasadıyla birlikte üreticinin karşısına çıkan en önemli kalite sorunlarından biri olan çürük, kararmış, buruşmuş veya içi boş tanelerin nedeni konusunda Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden (KTAE) dikkat çekici bir bilimsel uyarı geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı KTAE, üreticilere yönelik son bilgilendirmesinde fındıkta görülen her bozulmanın kahverengi kokarca zararına bağlanmaması gerektiğini vurguladı. Enstitü, kahverengi kokarcanın fındıktaki temel zarar şekillerini sarı karamuk, boş iç, buruşuk iç ve lekeli iç olarak sıralarken; özellikle kahverengi çürüklükler ile sulu nekrotik oluşumların doğrudan kahverengi kokarca zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Açıklamanın bilimsel açıdan en önemli mesajı ise şu noktada yoğunlaşıyor: Fındığı kırdığınızda karşınıza çıkan her kahverengi, siyahlaşmış veya çürümüş doku “kokarca vurdu” anlamına gelmiyor. Doğru teşhis yapılmadan gerçekleştirilecek mücadelenin hem üreticiyi yanlış yönlendirebileceği hem de gerçek zararın kaynağının gözden kaçmasına neden olabileceği belirtiliyor. KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), Doğu Asya kökenli istilacı bir böcek. KTAE’nin resmi verilerine göre 300’ü aşkın bitki türünde beslenebilen zararlı; fındığın yanı sıra elma, armut, şeftali, mısır, soya ve çok sayıda sebze, meyve ve süs bitkisinde zarar oluşturabiliyor. Böceğin erginleri ve nimfleri, sokucu-emici ağız yapılarıyla bitki dokusunu delerek özsuyu emiyor. Bu beslenme sırasında bitki dokusuna verilen fiziksel ve fizyolojik zarar, ürünün gelişme dönemine göre farklı sonuçlara yol açıyor. KTAE’nin resmi teknik bilgilerinde erken dönemdeki beslenmenin meyve dökümü ve şekil bozukluğuna, ilerleyen dönemlerdeki beslenmenin ise renk değişimi, doku bozukluğu ve kalite kaybına yol açabildiği belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Ancak fındık açısından kritik nokta, zararın hangi tarihte meydana geldiği. Çünkü aynı böcek mayıs ayında başka, haziran ayında başka, temmuz-ağustos döneminde ise çok daha farklı bir zarar görüntüsü oluşturabiliyor. 2026’DA YAYIMLANAN ARAŞTIRMA ZARARIN TAKVİMİNİ ORTAYA KOYDU KTAE Bitki Sağlığı Bölümünden araştırmacı Mansur Uluca’nın birinci yazar olduğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Oregon State University’den bilim insanlarının da katıldığı kapsamlı araştırma, 3 Nisan 2026’da uluslararası hakemli Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlandı. Araştırmada Türkiye’nin Doğu ve Orta Karadeniz fındık alanlarındaki kahverengi kokarca hareketleri ile ABD’nin önemli fındık üretim merkezi Oregon’daki popülasyon ve zarar şekilleri birlikte incelendi. Türkiye’de 2019-2021 yıllarında yapılan saha gözlemleri ile 2022’de gerçekleştirilen kontrollü denemelerde, kahverengi kokarca zararının fındığın fenolojik gelişme dönemine güçlü biçimde bağlı olduğu ortaya konuldu. (PubMed) Bilimsel çalışmada fındıkta beş farklı zarar tipi tanımlandı. Mayıs-haziran döneminde kabuk şekil bozukluğu, haziran ayında siyahlaşmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonundan temmuz ortasına kadar buruşuk iç, temmuz-ağustos döneminde ise araştırmacıların “corked kernel” olarak tanımladığı korklaşmış, kuru ve nekrotik iç dokusu gözlendi. (OUP Academic) Bu sonuç, KTAE’nin üreticiye yönelik son açıklamasını değerlendirirken önemli bir ayrım yapılmasını zorunlu kılıyor. “NEKROZ KOKARCA DEĞİLDİR” İFADESİ NASIL OKUNMALI? Enstitünün üreticilere yönelik görselindeki uyarı özellikle kahverengi çürükler ve sulu nekrozlar üzerine kurulu. Bu nedenle açıklamanın, “fındıkta görülen hiçbir nekrotik doku kahverengi kokarcadan kaynaklanmaz” şeklinde genelleştirilmesi bilimsel olarak doğru olmaz. Çünkü 2026 tarihli uluslararası araştırmada, özellikle temmuz-ağustos döneminde oluşan kuru, korklaşmış ve lokalize iç doku zararının kahverengi kokarca beslenmesiyle güçlü şekilde ilişkili olduğu, hatta bu belirtinin teşhis açısından önemli olduğu bildiriliyor. (OUP Academic) Dolayısıyla bilimsel ayrım kabaca şöyle ortaya çıkıyor: Sulu, yaygın ve çürüme karakterindeki kahverengi bozulmalar başka nedenlere işaret edebilirken; kuru, korklaşmış, belirgin beslenme hasarı taşıyan iç doku kokarca zararının göstergelerinden biri olabiliyor. Başka bir ifadeyle yalnızca “fındığın içi kahverengi” denilerek teşhis koymak mümkün değil. Dokunun yapısı, hasarın biçimi, fındığın gelişme dönemi, bahçedeki zararlı yoğunluğu ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilmek zorunda. KTAE ÜRETİCİ İÇİN DÖRT ANA BELİRTİYİ ÖNE ÇIKARDI Enstitünün son üretici bilgilendirmesinde kahverengi kokarcanın fındıktaki zararları dört ana başlıkta sadeleştiriliyor. 1. SARI KARAMUK Kahverengi kokarca fındığın erken gelişme döneminde beslendiğinde meyvenin normal gelişimi bozulabiliyor. Meyvede gelişme durabiliyor, renk değişimi ortaya çıkabiliyor ve erken dönemde dökülme görülebiliyor. Ancak karamuk oluşumunun tek başına kahverengi kokarcaya özgü olmadığı, teşhis yapılırken diğer zararlılar ve fizyolojik nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalı. 2. BOŞ İÇ Böceğin fındık içinin henüz oluşmadığı veya gelişmeye başladığı dönemde beslenmesi, kabuğun gelişmesine rağmen iç kısmın yeterince oluşmamasıyla sonuçlanabiliyor. 2026 tarihli araştırmada da haziran dönemindeki beslenmeler ile boş iç oluşumu arasında bağlantı saptandı. (OUP Academic) Ancak boş fındık da yalnızca kokarcaya özgü bir belirti değil. Döllenme, beslenme, iklim ve bitkinin fizyolojik gelişimi gibi başka faktörler de boş iç oranını etkileyebiliyor. Bu nedenle “boş çıktı, kokarca vurdu” şeklindeki doğrudan değerlendirme bilimsel teşhis yerine geçmiyor. 3. BURUŞUK İÇ Fındık içinin büyüme dönemindeki beslenmeler sonucunda iç gelişiminin sekteye uğraması, normal iriliğe ulaşamayan ve buruşmuş taneler meydana getirebiliyor. 2026 çalışması özellikle haziran sonu-temmuz ortası arasındaki iç gelişme döneminin bu zarar bakımından kritik olduğunu gösteriyor. (OUP Academic) Burada da erken hasat gibi başka faktörlerin buruşuk iç oranını artırabildiği biliniyor. Fındık Araştırma Enstitüsü, tam hasat olgunluğundan önce yapılan hasadın kurutma sonrasında buruşuk iç oranını artırabildiğini ve randımanı düşürebildiğini bildiriyor. (Tarım Orman Araştırma) Dolayısıyla buruşuk iç görüldüğünde hem zararlı baskısı hem de hasat ve gelişim koşulları birlikte değerlendirilmek zorunda. 4. LEKELİ İÇ Kahverengi kokarcanın özellikle iç gelişiminin ilerlediği dönemdeki beslenmesi, fındık içinde lokalize lekeler ve doku bozulmaları oluşturabiliyor. Bilimsel araştırmanın geç dönem için tanımladığı kuru-korklaşmış iç zararının kokarca beslenmesine özgü güçlü göstergelerden biri olduğu belirtiliyor. (OUP Academic) İşte üretici açısından sulu çürüme ile kuru beslenme lezyonunun birbirinden ayrılması burada büyük önem taşıyor. TEK BİR ERGİNİN ZARAR POTANSİYELİ DİKKAT ÇEKİCİ 2026 araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri de kahverengi kokarcanın bireysel zarar kapasitesine ilişkin. Kontrollü denemelerde bir erginin sezon boyunca uygun koşullarda 537 fındığa kadar zarar verebildiği belirlendi. İç gelişiminin en hassas döneminde gerçekleştirilen denemelerde ise zarar oranının bazı koşullarda yüzde 85’e kadar ulaşabildiği bildirildi. (OUP Academic) Araştırma ayrıca zarar düzeyinin sezon ilerledikçe arttığını ve iç büyüme dönemindeki toplam zararın erken gelişme dönemine göre yaklaşık 1,6 kat daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koydu. (OUP Academic) Bu bulgular, kokarcayla mücadelede yalnızca böceğin bahçede bulunup bulunmadığının değil, hangi dönemde ve hangi yoğunlukta bulunduğunun da belirleyici olduğunu gösteriyor. PEKİ SULU ÇÜRÜKLÜĞÜN ARKASINDA NE VAR? KTAE’nin son açıklamasında, fındıklardaki çürüklük ve sulu nekrotik oluşumların özellikle mevsim koşulları, yağışlı dönemler, yüksek nem ve yetersiz hava sirkülasyonuyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu noktada bahçenin yapısı önemli hale geliyor. Sık ve kontrolsüz gelişmiş ocaklar, birbirinin içine giren dallar, güneşlenmenin azalması, havanın bahçe içerisinde yeterince hareket edememesi ve uzun süreli yaprak-meyve ıslaklığı bazı hastalık etmenlerinin gelişmesi açısından daha uygun mikroklima oluşturabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün hastalıkla ilgili teknik bilgilerinde de bazı fungal etmenlerin gelişim ve bulaşmasında yüksek bağıl nem, yağış ve rutubetli ortamların önemli rol oynadığı belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle KTAE’nin üreticiye verdiği temel kültürel mücadele mesajlarından biri açık: Bahçede nem birikimini azaltacak budama ve hava sirkülasyonu ihmal edilmemeli. HASAT SONRASI ÇÜRÜKLE BAHÇEDEKİ ZARAR DA BİRBİRİNE KARIŞABİLİR Sorunun bir başka boyutu da hasat sonrasında ortaya çıkıyor. Fındık dalından sağlıklı biçimde ayrılmış olsa bile yanlış soldurma, yetersiz kurutma, yağmur altında bekletme, naylon çuvallarda uzun süre tutma veya yüksek nemli depolama koşulları ürünün daha sonra bozulmasına yol açabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsüne göre erken hasat edilen üründeki yüksek nem, kurutmayı güçleştiriyor; göbek boşluğunda çürüme riskini artırabiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Hasat sonrası teknik bilgilere göre kabuklu fındıkta depolama öncesinde nemin kontrol edilmesi gerekiyor ve “gizli çürük” bulunması yetersiz hasat, kurutma veya depolama koşullarının göstergelerinden biri kabul ediliyor. (Tarım Orman Araştırma) Yetersiz kurutulan ve yüksek nemle muhafaza edilen fındıkta küflenme, kızışma ve acılaşmanın görülebildiği de Bakanlığın teknik kaynaklarında belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle hasat sonrasında görülen bir iç çürüklüğün de otomatik olarak bahçede meydana gelmiş kokarca zararına bağlanması mümkün değil. AYNI GÖRÜNTÜ, FARKLI NEDENLER Fındıkta kalite kusurlarının teşhisini zorlaştıran en önemli konu, farklı nedenlerin zaman zaman birbirine benzeyen belirtiler ortaya çıkarabilmesi. Örneğin; boş iç hem böcek zararının hem fizyolojik gelişim sorunlarının sonucu olabilir. Buruşuk iç kokarca beslenmesi sonucunda oluşabileceği gibi erken hasatla da artabilir. Kararmış iç, böcek beslenme lekesinden kaynaklanabileceği gibi fungal bozulma veya hasat sonrası kötü muhafaza koşullarında da ortaya çıkabilir. Çürük iç ise farklı mikroorganizma ve çevre koşullarının etkisiyle gelişebilir. Nitekim Türkiye’de fındık örnekleri üzerinde yürütülmüş başka araştırmalarda iç çürüklüklerinde Aspergillus, Penicillium, Alternaria, Fusarium gibi çeşitli fungal etmenlerin varlığı da gösterildi. (TRDizin) Bu tablo KTAE’nin “Doğru teşhis, doğru mücadele demektir” mesajının neden önemli olduğunu ortaya koyuyor. ZARARIN ZAMANI TEŞHİSTE ANAHTAR OLABİLİR Bilimsel araştırmalar ışığında üreticinin bakması gereken yalnızca hasarlı tanenin son görüntüsü değil. Fındığın gelişme takvimi de önemli ipucu taşıyor. Erken dönemde gerçekleşen yoğun beslenme meyvenin gelişmeden dökülmesine veya kabuk ve iç gelişiminin durmasına yol açabilirken, orta dönemdeki beslenme boş veya buruşuk iç oluşturabiliyor. Geç dönemde ise meyve içindeki beslenme alanının etrafında daha belirgin doku değişimleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bahçede feromon tuzaklarıyla veya düzenli gözlemle kokarca popülasyonunun ne zaman yükseldiğinin bilinmesi, hasat sonrasında görülen zararın yorumlanmasına da yardımcı oluyor. 2026 tarihli bilimsel çalışma da mücadele zamanının zararlının biyolojisiyle birlikte fındığın fenolojik dönemine göre planlanması gerektiğini özellikle vurguluyor. (OUP Academic) KARADENİZ’DE 2018’DEN BU YANA SİSTEMATİK ARAŞTIRMA YÜRÜTÜLÜYOR KTAE’nin kahverengi kokarca çalışmaları son açıklamayla başlamış değil. Enstitünün resmi proje kayıtlarına göre zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi ve yoğunluğunun belirlenmesine yönelik çalışmalar 2018-2021 döneminde yürütüldü. 2019-2023 yıllarında ise zararlının Türkiye’deki konukçuları, mevsimsel hareketleri, mücadele açısından kritik biyolojik dönemleri ve fındıktaki ekonomik zarar eşiğinin belirlenmesine yönelik proje gerçekleştirildi. 2021’de kahverengi kokarcanın yumurta parazitoiti Trissolcus japonicus, kamuoyunda bilinen adıyla samuray arıcığının üretimine yönelik laboratuvar altyapısı kuruldu. Sonraki yıllarda feromonla izleme, cezbet-öldür sistemleri, biyolojik mücadele, yerli fungus ve bakterilerin kullanılması, farklı tuzak sistemlerinin geliştirilmesi ve ülkesel entegre mücadele yönetimi projeleri programa dahil edildi. Enstitünün resmi listesinde kahverengi kokarca konusunda devam eden veya tamamlanan 13 ayrı proje başlığı bulunuyor. (Tarım Orman Araştırma) MÜCADELE ARTIK SADECE İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığının mevcut yaklaşımı kahverengi kokarcaya karşı tek yöntem yerine entegre mücadeleyi esas alıyor. Bu yaklaşımın içinde; zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi, kışlak alanlarda popülasyonun azaltılması, biyoteknik yöntemler, gerektiğinde ruhsatlı kimyasal mücadele, samuray arıcığıyla biyolojik mücadele, bahçe takibi ve zararlının kritik dönemlerine göre müdahale bulunuyor. Bakanlık 2026 yılı eğitim programında da 81 il ve ilçe müdürlüğündeki teknik personele kahverengi kokarca mücadele talimatı, entegre yaklaşım, biyolojik ve biyoteknik mücadele konularında eğitim verdi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) KTAE’nin resmi bilgilerinde kimyasal mücadelenin kısa vadede popülasyonu azaltabilmesine karşılık, böceğin güçlü uçuş kapasitesi, çok sayıda bitkide beslenebilmesi ve yüksek üreme potansiyeli nedeniyle uzun vadeli mücadelede tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiliyor. (Tarım Orman Araştırma) SAMURAY ARICIĞI UZUN VADELİ MÜCADELENİN AYAĞI Kahverengi kokarcanın doğal düşmanlarından Trissolcus japonicus, zararlının yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakarak kahverengi kokarca yavrusunun gelişmesini engelliyor. KTAE bünyesinde 2021’de biyolojik mücadele laboratuvarı kuruldu; 2022’de İtalya’dan getirilen parazitoitle üretim süreci başlatıldı ve 2023’te Artvin ile Rize’de ilk salımlar gerçekleştirildi. KTAE verilerine göre 2024’te 34 ilde 816 noktada salım yapıldı, 2025’te uygulama 40 ile yayıldı. (Tarım Orman Araştırma) 2026 yılı stratejisi de Şubat ayında KTAE’nin Samsun’daki merkezinde yapılan toplantıda yeniden değerlendirildi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Bu çalışmaların amacı kokarcayı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, istilacı türün popülasyonunu zaman içerisinde ekonomik zarar seviyesinin altında tutabilecek biyolojik bir denge oluşturmak. ÜRETİCİ İÇİN EN ÖNEMLİ SONUÇ: ÖNCE TEŞHİS KTAE’nin son açıklaması, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya bulunduğu tartışmaya önemli bir bilimsel çerçeve getiriyor. Bahçeden çıkan çürük, buruşuk, boş veya lekeli her fındığın aynı nedene bağlanması doğru değil. Kahverengi kokarca gerçek ve ciddi bir zararlı. Ancak fındıktaki bütün kalite kusurlarının nedeni kahverengi kokarca değil. Aynı şekilde “çürüklük kokarca değildir” ifadesini, kokarcanın fındık içerisinde doku bozukluğu veya nekrotik zarar oluşturamayacağı şeklinde yorumlamak da bilimsel araştırmalarla örtüşmüyor. Buradaki temel ayrım özellikle sulu-yaygın çürüme ile kokarca beslenmesinin oluşturduğu kuru, lokalize ve korklaşmış doku zararının birbirinden ayrılması. Üreticinin karşılaştığı zararın nedenini belirleyebilmek için tanenin görünümünün yanı sıra fındığın gelişme dönemi, bahçedeki kokarca popülasyonu, yağış ve nem koşulları, bahçenin hava sirkülasyonu, hasat zamanı, kurutma ve depolama şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. KTAE’nin açıklamasının özünde de tam olarak bu var: Doğru teşhis yapılmadan doğru mücadele yapılamaz. Fındık üreticisinin hem gereksiz ve yanlış mücadele maliyetinden korunması hem de gerçek kokarca baskısının gözden kaçırılmaması için, hasarlı tanelerin tek bir görüntü üzerinden değil bilimsel belirtiler ve üretim süreci birlikte değerlendirilerek teşhis edilmesi gerekiyor.

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: Haber

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ:

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: 4 İLDE 18 BAHÇE İNCELENDİ Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Mayıs ayında başlayan saha döneminin ardından hasatta alınan numuneler enstitüye götürüldü. Çalışmayla kahverengi kokarcaya karşı yapılan mücadelenin etkinliği, doğru ilaçlama zamanı ve gereksiz kimyasal kullanımının önlenmesi araştırılıyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon il tarım ve orman müdürlükleri ile 16 ilçe müdürlüğünün iş birliğinde yürütülen 2026 yılı dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Dört ildeki 18 fındık bahçesini kapsayan çalışmada, koruma altına alınan dallardaki fındıklarla doğal koşullarda gelişen fındıklar sezon boyunca birlikte takip edildi. Hasat döneminde her iki gruptan alınan numuneler; zarar, verim ve kalite yönünden incelenmek üzere Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsüne getirildi. Çalışmanın temel amacı, fındıkta başta kahverengi kokarca olmak üzere zararlılara karşı yapılan uygulamaların sahadaki gerçek etkisini belirlemek, teknik talimatlara uygun mücadeleyi yaygınlaştırmak ve gereksiz ilaçlamaların önüne geçmek olarak açıklandı. Enstitünün saha çalışmasına ilişkin paylaşımında koruma altındaki ve doğal koşullardaki örneklerin birlikte izlendiği belirtildi. DAL-KAFES NEDİR? Dal-kafes, fındık ocağındaki meyveli bir dalın hava ve ışık geçiren özel bir tül ya da ağla çevrilerek kontrollü bir deneme alanına dönüştürülmesi esasına dayanıyor. Böylece aynı bahçede kafes içindeki dallarla dışarıda doğal koşullarda gelişen dallar arasında karşılaştırma yapılabiliyor. Denemenin amacına göre zararlının dala girişi engellenebiliyor ya da belirli sayıdaki zararlı kontrollü biçimde kafese alınarak oluşturduğu hasar izlenebiliyor. İlaç uygulanan ve uygulanmayan gruplar üzerinden zararlının canlı kalma oranı, meyveye verdiği zarar ve uygulamanın koruyuculuğu değerlendirilebiliyor. Ancak 2026 çalışmasının ayrıntılı deney deseni; kafeslere kaç böcek bırakıldığı, hangi ürünlerin hangi dozlarda uygulandığı ve kaç farklı uygulama grubunun oluşturulduğu kamuoyuyla henüz paylaşılmadı. Bu nedenle dal-kafesi doğrudan “fındığı koruyan yeni bir üretici yöntemi” olarak değil, mücadele yöntemlerini ölçmeye yarayan bilimsel bir saha düzeneği olarak değerlendirmek gerekiyor. GİRESUN’DA ÜÇ BAHÇEYE ALTIŞAR KAFES KURULDU Çalışmanın Giresun ayağında Espiye’nin Sakarya köyü, Keşap’ın Yoliçi Mahallesi ve Görele’nin Kıdır köyünde birer fındık bahçesi seçildi. Bu bahçelerin her birine altışar dal-kafes yerleştirildi. Kafesler üzerinden zararlının yoğunluğu, mevsim içindeki hareketi ve fındıkta meydana getirdiği hasar düzenli aralıklarla takip edildi. Giresun’daki uygulama noktaları ve kafes sayıları, çalışmanın başlangıcında yapılan saha duyurusunda kamuoyuna açıklanmıştı. ÇALIŞMA NE ZAMAN YAPILIYOR? Dal-kafesler, kahverengi kokarcanın kışlama alanlarından çıkarak bahçelere yönelmeye başladığı ve fındık meyvelerinin gelişme dönemine girdiği ilkbaharda kuruluyor. 2026 çalışmaları bölgede mayıs ayında başlatıldı; kafeslerin kontrolü ve saha kayıtları haziran ve temmuz boyunca sürdürüldü. Hasatla birlikte kafes içi ve doğal ortam numuneleri toplanarak çalışma tamamlandı. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün verilerine göre kahverengi kokarcanın kışlayan erginleri, sıcaklığa bağlı olarak nisan ayı sonundan itibaren barınaklarından çıkıyor. Zararlı genellikle haziran-temmuz döneminde yumurta bırakıyor, temmuz sonundan ağustos sonuna kadar ise nimfler yoğun biçimde görülüyor. Bu takvim, fındığın kabuk ve iç oluşturma dönemleriyle çakıştığı için sezon boyunca takip yapılması gerekiyor. Enstitünün kahverengi kokarca bilgilendirme sayfası zararlının yaşam döngüsü ve mücadele yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarcanın ergin ve nimfleri, hortum biçimindeki ağız yapılarıyla meyveyi delerek özsuyunu emiyor. Erken dönemdeki beslenme meyve dökümüne ve boş fındık oluşumuna; daha ileri dönemdeki beslenme ise şekil ve renk bozukluklarına, buruşuk veya lekeli içe ve acı tada yol açabiliyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü uzmanlarının da aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından 2026’da yayımlanan araştırmada, yarı-tarla kafes denemelerinde zarar tiplerinin fındığın gelişme dönemine göre değiştiği belirlendi. Mayıs-haziranda kabuk şekil bozukluğu, haziranda kararmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonu-temmuz ortasında buruşuk iç, temmuz-ağustosta ise mantarlaşmış veya lekeli iç zararının öne çıktığı bildirildi. Aynı araştırmada, kafes altında bütün sezon izlenen tek bir erginin 537 meyveye kadar zarar verebildiği; en yüksek deneysel kaybın çekirdeğin büyüdüğü dönemde ortaya çıktığı kaydedildi. Bu rakamlar 2026’daki 18 bahçenin sonucu değil, dal-kafes yönteminin zararın dönemlere göre ölçülmesindeki önemini gösteren daha önceki bilimsel denemelere ait. Araştırma, Journal of Economic Entomology’de yayımlandı. BAHÇEYE VE ÜRETİCİYE NE KAZANDIRACAK? Dal-kafesin üreticiye sağlayacağı asıl katkı, kafesin kendisinden değil, elde edilecek karşılaştırmalı verilerden gelecek. Laboratuvar ve saha sonuçlarıyla şu soruların yanıtlanması bekleniyor: Hangi mücadele uygulaması zararı ne ölçüde azalttı?İlaçlama hangi dönemde daha etkili oldu?Aynı sonucu daha az ilaçlamayla almak mümkün mü?Kafes içi ve doğal ortam fındıkları arasında verim ve kalite farkı oluştu mu?İl, ilçe, rakım ve fındığın gelişme dönemine göre uygulama zamanı değişiyor mu?Gereksiz ilaçlamalar azaltılarak üretim maliyeti ve çevresel risk düşürülebilir mi? Çalışmanın tamamlanması, bu soruların yanıtlandığı anlamına gelmiyor. Şu aşamada kesinleşen çıktı, 18 bahçeden karşılaştırmalı saha verileri ile hasat numunelerinin toplanmış olması. Hangi uygulamanın ne kadar başarı sağladığı, kaç ilaçlamanın yeterli olduğu ve verim-kalite farkının ne düzeyde gerçekleştiği, enstitünün inceleme sonuçlarını açıklamasıyla netleşecek. HER BAHÇE OTOMATİK OLARAK İLAÇLANMAMALI Tarım ve Orman Bakanlığının teknik açıklamasına göre fındıkta ilaçlama kararı takvime bakılarak değil, bahçedeki zararlı yoğunluğu ölçülerek verilmeli. Fındıklar mercimek iriliğine ulaştığında, bölgeye göre nisan-mayıs aylarında yapılan kontrollerde 10 fındık ocağında toplam 5 kışlamış ergin görülmesi ilk mücadele eşiği olarak kabul ediliyor. Sezon içindeki kontrollerde 10 ocakta 5 nimf veya 5 ergin tespit edilmesi durumunda mücadeleye devam edilmesi öneriliyor. Örnekleme yapılırken: 1-10 dekarlık bahçelerde 10 ocak,11-20 dekarlık bahçelerde 20 ocak,20 dekardan büyük bahçelerde 30 ocak inceleniyor. Ocakların bahçeyi temsil edecek 5-6 ayrı noktadan seçilmesi, silkelemenin sabah erken saatlerde 3x4 metrelik beyaz bir çarşaf üzerine yapılması gerekiyor. İlaçlama zorunluluğu oluştuğunda yalnızca Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış ürünlerin, il ve ilçe tarım müdürlüklerinin duyurduğu zamanda kullanılması isteniyor. İlaçlamanın yağışlı havalarda ve güneşli öğle saatlerinde yapılmaması, bitkinin tamamının yeterli biçimde kaplanması ve son uygulamayla hasat arasındaki bekleme süresine uyulması gerekiyor. Bakanlık, uygulamanın etkinliğinin ilaçlamadan yedi gün sonra yapılacak yeni sayımla kontrol edilmesini öngörüyor. Güncel eşikler ve uygulama esasları Bakanlığın mücadele sayfasında yayımlanıyor. MÜCADELE YALNIZCA İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Bakanlığın kahverengi kokarcaya karşı uyguladığı sistem; mekanik, biyoteknik, biyolojik ve gerektiğinde kimyasal mücadeleden oluşuyor. Sonbaharda barınaklara yönelen böceklerin toplanarak imha edilmesi, feromonlu cezbet-öldür noktalarının kurulması ve yumurta parazitoiti olan samuray arıcığının doğaya salınması bu yöntemin diğer aşamalarını oluşturuyor. Samuray arıcığı salımı yapılan alanlarda kimyasal uygulamadan kaçınılması gerekiyor. Tarımsal alanlarda ilaçlama ise il ve ilçe müdürlüklerinin haftalık kontrolleri ile duyurdukları mücadele ilanlarına göre yapılmalı. Bakanlığın yaklaşımında kimyasal mücadele, diğer yöntemlerle birlikte ve zorunlu durumlarda başvurulacak son aşama olarak tanımlanıyor. Entegre mücadele uygulamalarına ilişkin bilgiler Bakanlığın resmî portalında bulunuyor. Karadeniz’deki 18 bahçeden alınan numunelerin analizi tamamlandığında, uygulamaların etkinliği ve fındık kalitesi üzerindeki etkisinin sayısal verilerle kamuoyuna açıklanması bekleniyor. Sonuçların üreticilerle paylaşılması, 2027 sezonunda doğru zamanda, ihtiyaç kadar ve çevreyle uyumlu bir mücadele programının uygulanması açısından önem taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.