Hava Durumu

#Tarım Politikası

giresunsonhaber - Tarım Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ELVAN IŞIK GEZMİŞ MECLİS’TE FINDIK ÜRETİCİSİNİN SESİ OLDU Haber

ELVAN IŞIK GEZMİŞ MECLİS’TE FINDIK ÜRETİCİSİNİN SESİ OLDU

ELVAN IŞIK GEZMİŞ MECLİS’TE FINDIK ÜRETİCİSİNİN SESİ OLDU CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulunda fındık üreticisinin artan maliyetlerini, hasat öncesi yaşadığı fiyat belirsizliğini ve adil fiyat beklentisini gündeme taşıdı. TMO’nun piyasaya hızla girmesini isteyen Gezmiş, taban fiyatının en az 350 lira olarak açıklanması ve Giresun kalite fındığına yüzde 10 kalite farkı verilmesi çağrısında bulundu. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Her geçen gün artan üretim maliyetlerini, hasat öncesindeki belirsizliği ve üreticinin haklı beklentilerini dile getiren Gezmiş, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Toprak Mahsulleri Ofisine çağrıda bulundu. “FINDIK ZAMANI SADECE ÜRÜN DEĞİL, UMUT DA TOPLANIR” Fındığın Karadeniz ve Giresun için taşıdığı ekonomik ve toplumsal öneme işaret eden Gezmiş, hasat mevsimine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Fındık zamanı geldiğinde sadece ürün değil, umut da toplanır. Dalında emeği, alın teri ve bir yılın bekleyişi olan fındık; milyonlarca üreticimizin geçim kaynağıdır. Hasat öncesinde üreticimizin en büyük beklentisi, emeğinin gerçek karşılığını alabileceği adil bir fiyatın açıklanmasıdır. Çünkü fındıkta kazanan sadece aracılar değil, alın teriyle üreten çiftçimiz olmalıdır. Üreticimizin yüzü gülsün, bereket sofralara yansısın. Emeğin, dayanışmanın ve bereketin mevsimi hayırlı olsun.” “FINDIK PAZARA İNDİ, FİYAT HÂLÂ BELLİ DEĞİL” TBMM Genel Kurulundaki konuşmasına her hasat döneminde aynı tablonun yaşandığını belirterek başlayan Gezmiş, fiyatın geç açıklanmasına tepki gösterdi: “Değerli milletvekilleri, her hasat döneminde aynı tablo yaşanıyor: Önce sessizlik, sonra belirsizlik, ardından geç açıklanan fiyat… Fındık pazara indi, yeni fındığın hâlâ fiyatı belli değil. Bunun adı tarım politikası değil; üreticiyi piyasaya terk etmektir.” “TMO PİYASANIN GERİSİNDE KALDI” Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasayı yönlendiren ve üreticiyi koruyan bir kurum olması gerektiğini vurgulayan Gezmiş, kurumun mevcut konumunu şu sözlerle eleştirdi: “TMO, piyasaya yön veren değil, piyasanın gerisinde kalan bir kurum hâline geldi. TMO’nun görevi üreticiyi korumak, piyasaya güven vermek ve istikrar sağlamaktır.” TABAN FİYAT İÇİN EN AZ 350 LİRA ÇAĞRISI Tarım ve Orman Bakanlığına seslenen Gezmiş; Karadeniz’deki ziraat odaları, üretici örgütleri ve çiftçilerin görüşlerini hatırlatarak TMO taban fiyatının en az 350 lira olarak açıklanmasını istedi. Gezmiş, “TMO, taban fiyatını en az 350 lira olarak açıklamalı; artan enflasyon oranına göre de fiyatı güncellemelidir. TMO hızla piyasaya girmeli, yeterli alım yaparak üreticiyi korumalıdır” dedi. GİRESUN KALİTE FINDIĞINA YÜZDE 10 FARK İSTEDİ Giresun kalite fındığının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gezmiş, yıllardır dile getirdikleri kalite farkı talebini Meclis kürsüsünden yineledi: “Giresun kalite fındığına, yıllardır dile getirdiğimiz gibi, en az yüzde 10 kalite farkı mutlaka verilmelidir. Karadeniz için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, ekonominin lokomotifidir.” “FINDIĞIN TADINI ACILAŞTIRMAYIN” Üreticinin hasat dönemini kaygıyla değil, umutla karşılamak istediğini söyleyen Gezmiş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Ağustos ayında biz, fındık bahçelerinde fındığımızı neşeyle toplamak, lezzetle ikram etmek ve sofralarımıza bereket olarak taşımak istiyoruz. Fındığın tadını acılaştırmayın! Fındığın tadını acılaştıran ne topraktır ne de iklimdir. Acı olan, emeğin hak ettiği değeri alamamasıdır.” “BAHÇEDE, SAHADA VE MECLİS’TE ÜRETİCİNİN SESİ OLACAĞIM” Karadeniz’de yeniden neşeyle fındık türküleri söylemek istediklerini ifade eden Gezmiş, “Fındığın başkenti Giresun’un milletvekili olarak bahçede, sahada ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde fındık üreticimizin sesi olmaya devam edeceğim” dedi. Gezmiş, Genel Kurulu ve hemşehrilerini saygıyla selamlayarak konuşmasını tamamladı. TBMM’deki konuşmasının ardından değerlendirmede bulunan Gezmiş, şunları kaydetti: “Fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunları, her geçen gün artan üretim maliyetlerini, hasat öncesinde yaşanan belirsizlikleri ve üreticimizin haklı beklentilerini bir kez daha dile getirdim. Fındık üreticimizin sesi olmaya; bahçede, sahada, Meclis’te ve her platformda mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE Haber

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE

GİRESUN’DA TARIM SAYIMI TAMAMLANMAK ÜZERE: “YIL SONUNA KADAR BİTİRİYORUZ” Giresun’da tarımın röntgeni çekiliyor. Vali Yardımcısı Şahin Bayhan başkanlığında yapılan Genel Tarım Sayımı Değerlendirme Toplantısı, dün (8 Aralık 2025) il protokolünü bir araya getirdi. Toplantıya TÜİK Bölge Müdürü İsmail Çapoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, il müdür yardımcıları ve tüm ilçe müdürleri katıldı. Tarım Sayımı Nedir? Vatandaş İçin Anlamı Ne? Tarım sayımı, aslında devletin “Giresun’da kim ne kadar tarım yapıyor, hangi ürünü ekiyor, kaç hayvana sahip, tarlası kaç dönüm, üretim ne durumda?” sorularına kesin yanıt bulduğu büyük bir veri çalışması. Yani memleketin tarımsal fotoğrafını yüksek çözünürlüklü hale getiren bir envanter. Bu sayım sayesinde: Tarımsal destekler daha doğru yerlere yönlendiriliyor Üretim planlaması daha isabetli yapılıyor İlçelerin güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkıyor Gelecekteki tarım politikalarının temeli sağlamlaşıyor Vatandaş açısından anlamı net: Daha doğru tarım politikası, daha doğru destek, daha verimli bir üretim düzeni. “Bu Sayım, Geleceğin Tarım Haritasını Çizecek” Toplantıda konuşan Vali Yardımcısı Şahin Bayhan, tarım sayımının neden önemli olduğunu şöyle özetledi: “Ülkemizin tarımsal yapısını doğru görmek ve geleceğe yönelik doğru politikalar geliştirmek için bu çalışma son derece kritik.” Kısacası, bugün yapılan sayım yarının tarım projelerini belirleyecek. TÜİK Giresun’un Son Durumunu Anlattı TÜİK Bölge Müdürü İsmail Çapoğlu, toplantıda grafiklerle desteklenen bir sunum yaptı. Sunumda: Giresun’un ilçelere göre anket tamamlama oranları Diğer illerle karşılaştırmalar Ay ay ilerleme verileri Sahada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. Çapoğlu’nun sunumu, tarım sayımının artık son aşamaya geldiğini gösterdi. İl Müdürü Yılmaz: “Giresun %93’e Ulaştı” İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, sayımda gelinen noktayı şöyle açıkladı:“İlimiz genelinde sayım oranı %93 seviyesine ulaştı. Çalışmalar kesintisiz sürüyor. Hedefimiz yıl sonuna kadar bu oranı daha da yükseltmek.”

FINDIKTA ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA ÇÖKÜŞ!

FİYATI TUTABİLEN YOK, ÜRETİCİYİ SAVUNAN DA! FİSKOBİRLİK 48 SAATTE 10 TL DÜŞÜRDÜ TMO 200 TL’YE ÇAKILI SERBEST PİYASA 250–260 TL’DE ÇIRPINIYOR Karadeniz’in alın teri olan fındıkta fiyat düşüşü fren tutmuyor. Kurumların dağınık ve tutarsız açıklamaları piyasayı altüst ederken, üreticinin emeği adeta değersizleştiriliyor. FİSKOBİRLİK’in 05–09 Aralık arasında üç farklı fiyat açıklaması yapması, tepkileri büyütüyor. ... FİSKOBİRLİK 23.09.2025’te 347 TL FİYAT AÇIKLAMIŞTI. O günden sonra devamlı fiyatı düşürerek; 05.12.2025’te 280 TL dedi. Bir gün sonra 275 TL. 09.12.2025’te(bugün) ise 270 TL’ye çekti. Serbest piyasa 250–260 TL bandında dibe çarpıyor. TMO’nun 200 TL’lik fiyatı ise aylar geçmesine rağmen güncellenmedi; adeta politik bir “kilit fiyat” olarak piyasayı aşağı çekiyor. . BÖYLE KURUM MU OLUR? ÜRETİCİ TEPKİLİ: “FİSKOBİRLİK KİMİN YANINDA?” Fiskobirlik gibi 87 yıllık bir kurum neden her gün fiyat indirir? Atatürk’ün “fındık birlikleri kurulmalıdır” sözüyle temellenen, 1938’de 50 kooperatifin birleşmesiyle doğan FİSKOBİRLİK bugün dev alıcıların gölgesinde hareket eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Girdi maliyetleri iki günde bir değişmezken, asgari ücret sabitken, elektrik ve üretim maliyeti yerindeyken, kur aynıyken… Fiyatı kim aşağı çekiyor? Ve kim için? ... TMO’nun 200 TL fiyatı piyasayı kilitliyor. Siyasi müdahale eksikliği fiyatların dibe oturmasını sağlıyor. Büyük ihracatçılar masayı kuruyor, kurumlar oturuyor. FİSKOBİRLİK’in pazarlık gücü yok denecek kadar zayıf. Nakit sıkışıklığı yaşayan kurumlar fiyatı tutturamıyor. Hızlı satış baskısı altında fiyat aşağı çekiliyor. Devletin piyasadaki ağırlığı tarihe karışmış durumda. TMO’nun etkisiz fiyatı üreticiyi korumuyor, aksine piyasayı dibe sabitliyor. FİSKOBİRLİK ise piyasa oyuncularının yönlendirdiği pasif bir aktöre dönmüş durumda. ... TARIM POLİTİKASI BOŞLUĞA DÜŞMÜŞ, ÜRETİCİ SAHİPSİZ BIRAKILMIŞ. Bu politikaların bölgede sosyal olarak yıkıcı sonuçları oluşacak. • Emanet ürünler zarar ediyor. • Genç kuşak “Bahçeyi satayım da kurtulayım” diyor. • Karadeniz’de kırsal nüfus hızla çözülüyor. Göç dahada hızlanacak. Fındık, Türkiye’nin stratejik ürünüyken üretici kaderine terk edilmiş halde. ... “FİSKOBİRLİK NEDEN 48 SAATTE ÜRETİCİYİ YARALAYACAK ŞEKİLDE FİYAT DÜŞÜRÜR?” Ekonomik gerekçe yok. Sosyal gerekçe yok. Siyasi irade görünmüyor. Geriye kalan tek ihtimal var: Fındık piyasası artık üreticinin değil, büyük alıcıların masasıdır. Ve FİSKOBİRLİK o masada sandalye bile bulmakta zorlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.