Hava Durumu

#Tarım Bakanlığı

giresunsonhaber - Tarım Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ Haber

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ: DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİ AYRILMALI TÜRKİYE’NİN DÜNYA FINDIĞINDAKİ PAYI YÜZDE 58’E KADAR GERİLEDİ Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığının son 40 yılda gerilediğine dikkat çekerek fındık politikasında köklü değişiklik istedi. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin temelinde, Giresun ve Ordu başta olmak üzere sarp ve eğimli arazilerde üretim yapan çiftçi ile makineli tarım yapılabilen düz ovalardaki üreticinin aynı destek sistemi içinde değerlendirilmemesi bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri de Türkiye’nin 2023 itibarıyla dünya fındık üretimindeki payının yüzde 58’e kadar gerilediğini gösteriyor. Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak’ın 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı fındık değerlendirmesi, yalnızca yeni sezon fiyatına ilişkin bir açıklama olmaktan çok Türkiye’nin yaklaşık 40 yıllık fındık politikasına yönelik kapsamlı bir değişiklik önerisi içeriyor. Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki payının geçmişte yüzde 80-85 seviyelerinde bulunduğunu ancak zaman içinde yüzde 60’ın altına gerilediğini belirterek, Türkiye’nin üretim alanı büyürken dünya pazarındaki ağırlığının azalmasına dikkat çekti. İtalya, Azerbaycan ve Gürcistan’ın yanı sıra ABD ve özellikle Şili’de fındık üretiminin genişlediğini söyleyen Şenocak, Türkiye’nin üretim politikasının arazi yapısına göre yeniden düzenlenmesini istedi. RESMİ VERİ DE YÜZDE 60’IN ALTINI GÖSTERİYOR Şenocak’ın Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının yüzde 60’ın altına düştüğü yönündeki açıklaması, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin verileriyle de örtüşüyor. TEPGE’nin 2025 tarihli Sert Kabuklu Meyveler Ürün Raporu’nda, FAO verilerine göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 1,1 milyon ton fındık üretildiği, Türkiye’nin 650 bin ton üretimle ilk sırada bulunduğu ve dünya üretiminin yüzde 58’ini gerçekleştirdiği belirtiliyor. Aynı yıl İtalya 103 bin ton, ABD 85 bin ton, Azerbaycan 75 bin ton ve Şili 66 bin ton üretime ulaştı. Daha dikkat çekici veri ise üretim alanı ile verim arasındaki fark. Türkiye 2023 yılında yaklaşık 747 bin hektar fındık alanına sahipti. Dünya toplam fındık alanı yaklaşık 1 milyon 78 bin hektardı. Buna rağmen Türkiye’de dekara fındık verimi 87 kilogramda kalırken dünya ortalaması yaklaşık 104 kilogram seviyesindeydi. Bu tablo, Türkiye’nin dünyadaki fındık alanlarının çok büyük bölümüne sahip olmasına rağmen aynı üstünlüğü verimlilikte sağlayamadığını ortaya koyuyor. ŞENOCAK: 750 BİN HEKTARIN 500 BİNİ EĞİMLİ ARAZİ Şenocak’ın verdiği güncel tahmine göre Türkiye’de yaklaşık 750 bin hektarlık alanda fındık yetiştiriliyor. Bunun yaklaşık 500 bin hektarını eğimli araziler, 250 bin hektarını ise düz araziler oluşturuyor. Şenocak yaklaşık 600 bin üretici ailenin 400 bininin eğimli arazilerde, 200 bininin ise düz ovalarda üretim yaptığını belirtiyor. Bu ayrım, Şenocak’ın önerdiği yeni sistemin merkezinde yer alıyor. Doğu Karadeniz’de özellikle Giresun ve Ordu’da fındık bahçelerinin önemli bölümü sarp, eğimli, küçük ve miras yoluyla parçalanmış arazilerden oluşuyor. Bu bahçelerde büyük tarım makinelerinin kullanılması sınırlı kalırken budama, gübreleme, ilaçlama ve özellikle hasat büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Düz ovalarda ise parsellerin daha büyük olması, makine kullanımına elverişli arazi yapısı ve alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilebilmesi üretim maliyetlerinde önemli farklılık oluşturuyor. Şenocak bu nedenle, iki üretici grubuna aynı destekleme sisteminin uygulanmasını doğru bulmuyor. “FİYATI YÜKSELTMEKTEN ZİYADE DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİYİ AYIRMAK GEREKİYOR” Şenocak son açıklamasında yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu: “Fiyatı yükseltmekten ziyade düz ovalarla eğimli araziyi iyi ayırmamız gerekiyor.” Şenocak’a göre devletin doğrudan bütün üreticiler için fiyatı yükseltmesi yerine, eğimli arazide üretim yapan ve maliyeti daha yüksek olan çiftçinin ilave desteklerle korunması gerekiyor. Verdiği örnekte ürün fiyatının 200 lira olması halinde eğimli arazi üreticisine 100 liralık ilave destek verilerek toplam gelirin 300 liraya çıkarılabileceğini ifade etti. Böylece düz ovalarda fındık dikiminin sürekli teşvik edilmesinin önüne geçilebileceğini savundu. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Şenocak’ın sözünü ettiği 200 lira ve 300 lira rakamları, 2026 ürünü için önerilen yeni bir TMO fiyatı değil; destek sisteminin nasıl farklılaştırılabileceğini anlatmak amacıyla verdiği örnek rakamlar. 2026/27 sezonunda TMO’nun resmi alım fiyatı yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg olarak açıklandı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kaliteye 5,10 TL, Levant kaliteye 5 TL ilave fiyat uygulanıyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı ve randevulu sistem kullanılıyor. GİRESUN VE ORDU ÜRETİCİSİ İÇİN MODELİN ÖNEMİ Şenocak’ın modelinin uygulanması durumunda bundan en doğrudan etkilenecek bölgelerin başında Giresun ve Ordu geliyor. Çünkü öneri il sınırına göre değil, arazinin eğimine ve üretim şartlarına göre destek verilmesini esas alıyor. Dolayısıyla Samsun, Düzce veya Sakarya’nın eğimli kesimlerinde aynı şartlarda üretim yapan çiftçinin de bu kapsama alınması; buna karşılık düz ve makineli tarıma elverişli alanların farklı değerlendirilmesi öngörülüyor. Şenocak bu görüşünü TBMM’de de açık biçimde dile getirdi. Meclis tutanaklarına geçen değerlendirmesinde Ordu-Giresun üreticisi ile düz ovalardaki üreticinin maliyet yapısının aynı olmadığını, eğimli arazilerde üreticilerin genellikle çok daha küçük miktarlarda ürün elde ederken düz ovalarda makineli tarımla daha yüksek tonajlara ulaşabildiğini söyledi. BU GÖRÜŞ YENİ DEĞİL: ŞENOCAK YILLARDIR AYNI MODELİ SAVUNUYOR Şenocak’ın son açıklaması, 2026 sezonunda fiyatların tartışılması üzerine ortaya çıkmış yeni bir yaklaşım değil. Şenocak daha 2021 yılında özellikle Ordu ve Giresun’daki miras yoluyla parçalanmış eğimli bahçelerde üreticilerin ayrıca desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Şenocak şirketinin arşivinde yer alan 2021 tarihli açıklamasında, kademeli destekle meyilli arazilerdeki küçük üreticinin fındık tarımına yeniden yönelmesinin sağlanabileceğini ve göçün azaltılabileceğini belirtmişti. Ulusal Fındık Konseyi’nin 2021 sektör raporunda da Alan Bazlı Gelir Desteği’nin “bölgesel maliyet” dikkate alınarak Doğu ve Batı Karadeniz için farklılaştırılması önerildi. Raporda yalnızca fiyat artırmak yerine destek sistemi, regülasyon alımları ve lisanslı depoculuğun birlikte kullanılması gerektiği vurgulandı. 2024’TE UFK BAŞKANI OLDU Cem Şenocak, 16 Kasım 2024 tarihinde Giresun Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen Ulusal Fındık Konseyi Olağan Genel Kurulu’nda başkan seçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonrasında Şenocak UFK Başkanlığı görevini üstlenirken, fındıkta üretim, verimlilik, kahverengi kokarca, destekleme sistemi ve dünya pazarındaki rekabet yeni yönetimin temel gündem maddeleri arasına girdi. 2025’TE KONUYU ÜÇ ÜRETİCİ GRUBUNA AYIRDI Şenocak, Mayıs 2025’te Fatsa’da düzenlenen Tarım, Hayvancılık ve Fındık Fuarı’nda yaptığı konuşmada dünya fındık üreticilerini üç farklı grupta ele almak gerektiğini söyledi. Birinci gruba ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’de bulunan meyilli arazi üreticisini, ikinci gruba Türkiye’deki düz ova üreticisini, üçüncü gruba ise diğer ülkelerdeki üreticileri koydu. Şenocak, eğimli arazilerde makineli tarımın sınırlı olması ve miras yoluyla küçülen bahçelerin maliyetleri yükseltmesi nedeniyle bu üreticilerin ayrıca korunmasını istedi. Aynı konuşmada dünya pazarındaki yeni rakiplere de dikkat çekti. UFK 2025’TE RESMİ POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜRDÜ 12 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen UFK Yönetim Kurulu ve Araştırma-Danışma Kurulu toplantısından sonra yayımlanan resmi bildiride de aynı politika benimsendi. Konsey; meyilli arazi üreticisi ile düz ova üreticisinin aynı destekleme modeliyle değerlendirilmemesini, üreticinin bahçeye dönmesini sağlayacak teşviklerin geliştirilmesini, kiralama ve sözleşmeli üretim modellerinin oluşturulmasını, kooperatifleşmenin güçlendirilmesini ve lisanslı depoculuk ile ürün borsacılığının geliştirilmesini istedi. Şenocak’ın Ağustos 2025 tarihli açıklamasında da yaklaşık 600 bin üretici ailesinin 400 bininin meyilli arazi koşullarında bulunduğu belirtilerek, bu grubun maliyet, göç, iklim değişikliği ve kahverengi kokarca nedeniyle üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya olduğu savunuldu. 2026’DA BAKAN YUMAKLI’YA SUNULDU: SINIR YÜZDE 6 EĞİM Şenocak’ın yıllardır savunduğu bu model 2026 yılında doğrudan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya da sunuldu. UFK’nın resmi açıklamasına göre Şenocak, Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden düzenlenmesini ve arazi eğiminin destek miktarının belirlenmesinde ölçüt haline getirilmesini istedi. Konseyin Bakanlığa sunduğu modelde yüzde 6 ve üzerindeki eğime sahip arazilerin farklı değerlendirilmesi önerildi. UFK, fındıktan başka ürüne yönelme imkânı sınırlı olan sarp araziler ile farklı ürünlerin yetiştirilebildiği geniş ve düz ovaların aynı destek sistemine tabi tutulmaması gerektiğini savundu. 2025 yılında TBMM Zirai Don Hasar Tespit Komisyonu’na sunulan değerlendirmede de yüzde 6 eğimli alanlarda Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden güçlendirilmesi talep edilmişti. 1983’TEN BERİ FINDIK ALANLARINI SINIRLAYAN KANUN VAR Şenocak’ın açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri de düz ovalardaki fındık dikiminin geçmişi. Türkiye’de bu konuda 1983 yılından beri özel bir kanun bulunuyor. 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun, 16 Haziran 1983 tarihinde kabul edildi. Kanunun amacı açık şekilde, fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılması ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesi olarak tanımlandı. Kanunda fındık üretimine izin verilecek alanların kalite özellikleri ve arazi kullanım kabiliyeti dikkate alınarak belirlenmesi; başka tarım ürünlerinin ülke ekonomisi açısından daha yararlı olabileceği alanların da değerlendirilmesi hükme bağlandı. Kanunun 4. maddesinde izin alınmadan yeni fındık bahçesi kurulamayacağı ve belirlenen alanların dışında mevcut bahçelerin yenilenemeyeceği düzenleniyor. Uygun olmayan şekilde oluşturulan bahçelerin sökülmesi de öngörülüyor. ŞENOCAK’IN “YAPTIRIM YOK” SÖZÜNDE MEVZUAT AYRINTISI Şenocak son açıklamasında 1983’teki düzenlemenin “cezai yaptırım bulunmaması” nedeniyle etkili olamadığını ifade etti. Ancak yürürlükteki 2844 sayılı Kanunun güncel metninde ceza hükümleri bulunuyor. Kanunun 7. maddesinde izinsiz fındık bahçesi kuranlar ve belirlenen alanların dışında bahçesini yenileyenlere idari para cezası öngörülüyor; ayrıca 4. maddede izinsiz bahçelerin söktürülmesine ilişkin hüküm bulunuyor. Bu nedenle hukuken “hiç yaptırım yok” demek doğru değil. Tartışmanın daha çok yaptırımların caydırıcılığı ve yıllar içindeki uygulaması üzerinden yapılması gerekiyor. Şenocak’ın temel iddiası ise değişmiyor: 1980’lerden bu yana düz ovalarda fındık üretimi büyük ölçüde genişledi ve aynı fiyat ile aynı destek politikasının sürdürülmesi yeni dikimleri cazip tutuyor. Şenocak geçmişte düz ovalardan 30-40 bin ton civarında ürün çıkarken bugün miktarın yaklaşık 300 bin tonlara ulaştığını ileri sürüyor. Bu rakam Şenocak’ın açıklamasına dayanıyor. TMO FİYATI İLE ARAZİ DESTEĞİ BİRBİRİNDEN AYRILIYOR Şenocak’ın önerdiği sistemin en önemli tarafı, ürünün piyasa fiyatı ile üreticiye verilen sosyal/tarımsal desteğin birbirinden ayrılması. Bu modele göre fındık piyasasındaki ürünün temel fiyatı arz-talep, kalite ve piyasa koşullarına göre oluşurken; eğimli arazi nedeniyle yüksek maliyetle üretim yapan çiftçinin geliri ayrıca kamu desteğiyle güçlendirilecek. Bu yaklaşım UFK’nın önceki raporlarında da görülüyor. Konsey, fiyatın dünya piyasalarındaki rekabeti tamamen bozacak şekilde yükseltilmesi yerine gerektiğinde TMO’nun regülasyon alımı yapmasını ve üreticinin gelirinin Alan Bazlı Gelir Desteği ile tamamlanmasını savunuyor. TMO’DA 2026 ALIM KRİTERLERİ DE DEVREDE 2026 sezonunda TMO alımları yalnızca açıklanan 255 ve 250 liralık fiyatlardan ibaret değil. Resmi uygulamada fındığın belirli kalite kriterlerini taşıması gerekiyor. 2026 alımlarında iç fındık rutubetinin yüzde 6,5’i aşmaması, sağlam iç oranının en az yüzde 40 olması, buruşuk iç oranının yüzde 10’u, çürük ve bozuk iç oranının yüzde 7’yi, yabancı madde oranının ise yüzde 0,5’i geçmemesi şartı uygulanıyor. ÇKS’ye kayıtlı ürünler bu kriterler çerçevesinde alınıyor. Bu nedenle fındıkta üreticinin geliri tartışılırken yalnızca ilan edilen kilogram fiyatı değil; randıman, kalite, üretim maliyeti, arazi yapısı, ürünün pazara ulaştırılması ve kamu desteklerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. ŞENOCAK’TAN LİSANSLI DEPO VE FİLE DESTEĞİ VURGUSU Şenocak’ın son açıklamasındaki bir diğer başlık lisanslı depoculuk. Hasat döneminde yüz binlerce ton fındığın kısa sürede piyasaya çıkmasının fiyat üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Şenocak, lisanslı depoların arzın yoğunlaştığı dönemlerde ürünü bünyesine alarak piyasanın dengelenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Şenocak ayrıca fındık hasadında file kullanımının yaygınlaştırılması için yürütülen destek çalışmalarına dikkat çekti. UFK’nın girişimleriyle file desteğinin önce yüzde 50 seviyesinde başladığını, daha sonra yüzde 70’e kadar yükseltildiğini söyleyen Şenocak, Konsey olarak hedeflerinin desteğin yüzde 100’e çıkarılması olduğunu ifade etti. UFK FINDIK ALAN BİR KURUM DEĞİL Ulusal Fındık Konseyi’nin açıklamaları zaman zaman TMO veya FİSKOBİRLİK kararlarıyla karıştırılabiliyor. Ancak UFK’nın görev alanı farklı. Ulusal Fındık Konseyi, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak, 5 Nisan 2007 tarihli yönetmelikle kurulan tüzel kişiliğe sahip sektörel bir yapı. Konsey; üreticiler, ziraat odaları, kooperatifler, tüccarlar, sanayiciler, ticaret borsaları, araştırma ve eğitim kurumları ve ilgili kamu kuruluşlarının temsil edildiği ortak bir platform olarak oluşturuldu. Yönetmeliğe göre UFK’nın görevleri arasında sektör verilerini toplamak, piyasa ve uluslararası gelişmeleri izlemek, fındık konusunda ortak strateji oluşturmak, üretim-tüketim-ticaret politikaları geliştirmek, araştırmalar yapmak ve hazırlanan raporları Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’na sunmak bulunuyor. Bu nedenle UFK fındık alım fiyatını tek başına belirleyen, üreticiden fındık satın alan veya piyasaya idari ceza uygulayan bir kurum değil. Temel görevi sektörün taraflarını bir araya getirmek, politika oluşturmak ve kamu yönetimine öneriler sunmak. CEM ŞENOCAK FINDIK TİCARETİNİN İÇİNDEN GELİYOR Cem Şenocak aynı zamanda uzun yıllardır fındık sanayi ve ihracat sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı. Şenocak ailesinin Ordu’daki fındık ticareti 1953 yılında başladı. Şirket kayıtlarına göre Cem Şenocak 1986 yılında aktif olarak aile şirketinin yönetimine katıldı. Aile şirketi zaman içinde kabuklu ve iç fındıktan kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış fındık, fındık unu ve püresine kadar entegre üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren bir sanayi kuruluşuna dönüştü. Bu yönüyle Şenocak’ın UFK Başkanlığı, yalnızca üretici örgütü perspektifinden değil; fındık ticareti, sanayi ve ihracat zincirinin içerisinden gelen bir sektör temsilcisinin yaklaşımını da yansıtıyor. FINDIK POLİTİKASINDA TARTIŞMANIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR Şenocak’ın 27 Ağustos açıklaması bütün olarak değerlendirildiğinde önerdiği model yalnızca “fındığa daha yüksek veya daha düşük fiyat verilsin” yaklaşımına dayanmıyor. Model; arazi eğimi, üretim maliyeti, makineleşme imkânı, alternatif ürün yetiştirme kapasitesi, miras yoluyla parçalanan bahçeler, göç, verimlilik, lisanslı depoculuk ve dünya rekabetini aynı sistem içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Tarım Bakanlığı verilerinin Türkiye’nin dünya üretimindeki payının yüzde 58’e gerilediğini göstermesi ve Türkiye’de dekara verimin dünya ortalamasının altında bulunması, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Giresun ve Ordu gibi fındığın büyük ölçüde sarp ve eğimli arazilerde üretildiği bölgeler açısından Şenocak’ın önerisinin temel sonucu açık: Aynı ürün yetiştirilse bile aynı şartlarda üretim yapılmıyor. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin hayata geçirilmesi halinde, fındığın piyasa fiyatı bütün üretim bölgeleri için temel oluştururken; sarp ve eğimli arazide üretimini sürdüren çiftçiye maliyet farkını karşılayacak ayrı ve daha güçlü bir destek sistemi uygulanması gündeme gelecek. Böyle bir değişiklik aynı zamanda 1983’ten beri mevzuatta bulunan ancak uygulaması sürekli tartışılan “fındığın uygun alanlarda üretilmesi” politikasının da yeniden ele alınması anlamına gelecek.

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Haber

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Şili’nin Maule bölgesi, 26 Mart 2026’da yapılacak 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’ne hazırlanıyor. Grupo Avexa organizasyonunda Villa Golf’te düzenlenecek buluşma, 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelini aynı zeminde toplayacak. Masada üretim eğilimleri, iklim baskısı, teknik yenilikler, ticari stratejiler ve Avrupa fındığında Şili’nin büyüyen küresel iddiası var. Türkiye ise bu dosyada artık kenarda değil, doğrudan merkezin içinde duruyor. MAULE YENİDEN SEKTÖRÜN ANA SAHNESİ 5 Mart 2026 tarihli Şili basın duyurularına göre organizasyon 26 Mart Perşembe günü Maule bölgesindeki Centro de Eventos Villa Golf’te yapılacak. Reporte Agrícola, etkinliğin 09.00’dan itibaren başlayacağını, Grupo Avexa’nın 500’den fazla üretici ve profesyoneli bir araya getirmeyi hedeflediğini yazıyor. Resmî bilet ve program sayfası ise günü daha ayrıntılı veriyor: akreditasyon 08.00’de, resmî açılış ve otoritelerin selamlaması 09.00’da başlıyor; etkinlik akşam saatlerine kadar devam ediyor. ADINDA “ULUSAL GÜN” VAR, YAPISINDA ÖZEL SEKTÖR ORGANİZASYONU Haberin ilk net gerçeği şu: adındaki “ulusal gün” ifadesine rağmen ortada resmî devlet takvimine bağlı bir kutlama değil, Grupo Avexa’nın yürüttüğü özel sektör merkezli bir sektör buluşması var. Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli haberinde de organizatör açık biçimde Grupo Avexa olarak gösteriliyor; aynı resmî haberde Avexa’nın AgroReyes, VitroGroup ve ExpoFruSec’ten oluşan bir holding olduğu belirtiliyor. 2026’daki duyurular da aynı çizgiyi sürdürüyor; etkinlik Grupo Avexa tarafından düzenlenen, programı ve bilet satışı olan teknik-ticari bir toplantı olarak duyuruluyor. BU ORGANİZASYON NEREDEN ÇIKTI? Bu buluşmanın çıkış noktası 2019’a gidiyor. Şili Tarım Bakanlığı’nın kaydına göre ilk Ulusal Avrupa Fındığı Günü 21 Mart 2019’da Maule’de yapıldı; yaklaşık 500 üretici katıldı, integral yetiştiricilik yönetimi ve pazarlama başlıkları işlendi, ayrıca agro-kimya, sulama, makine, hizmet ve fidanlık firmalarının yer aldığı büyük bir expo alanı kuruldu. Bakanlık metni, organizasyon fikrinin Grupo Avexa’nın üreticilerin bilgi ihtiyacını görmesiyle doğduğunu ve amacın yetiştiricilikten sertifikasyona, genetikten ticarete kadar farklı başlıklarda bilgi paylaşımı ve ağ kurmak olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. İlk edisyonun büyüklüğüne ilişkin kaynaklarda küçük bir rakam farkı da var. Şili Tarım Bakanlığı ilk buluşmayı “yaklaşık 500 üretici” ve “50 stant” olarak kayda geçirirken, 2021’de ikinci etkinliğin tarihini duyuran Global Hazelnuts haberi, 2019 versiyonunu “400’ü aşkın katılımcı” ve “53 tedarikçi standı” ile anıyor. Sayı farkı bulunsa da iki kaynak da ilk organizasyonun daha doğuş anında güçlü bir katılım topladığı ve sektör buluşması niteliği kazandığı konusunda birleşiyor. DÖRT YIL ÜST ÜSTE DEĞİL, BÜYÜYEN BİR SERİ Etkinliğin gelişim hattı da önemli. İkinci versiyonun 24 Mart 2022’de yapılacağı Grupo Avexa tarafından 2021 sonbaharında duyuruldu; Mart 2022’de yayımlanan bir başka duyuruda ise bu ikinci buluşmanın temel amacının Şili ve yurt dışındaki birikimi bir araya getirerek verimlilik ve kârlılığı artıracak yeni alternatifleri üreticiyle buluşturmak olduğu belirtildi. Üçüncü versiyon 21 Mart 2024’te Talca’da yapıldı; PlanetNuts’un 2024 tarihli haberine göre etkinlik iki yılda bir düzenlenen bir seri olarak tanımlandı ve 400’ün üzerinde kişiyi, üretici, danışman ve şirketleri aynı sahada topladı. Böylece 2019, 2022, 2024 ve 2026 çizgisinde ilerleyen, aralıklı ama kalıcı bir sektör markası ortaya çıktı. 2026 PROGRAMI ÜRETİMDEN TİCARETE, İKLİMDEN KÜRESEL REKABETE UZANIYOR 2026 programı, organizasyonun neden artık sıradan bir üretici toplantısı olarak görülemeyeceğini açık biçimde gösteriyor. Welcu’daki resmî programa göre gün, Antonio Walker’ın Şili tarımının genel çerçevesini anlatacağı “ülke bağlamı” sunumuyla başlayacak. Hemen ardından Gianfranco Marcone, iklim değişikliği koşullarında agrometeorolojik analiz ve karar alma sürecini ele alacak. Sabah arasından sonra Türkiye oturumları geliyor: Şemsettin Kulaç Türkiye’de anaç araştırmaları, geliştirme ve kullanım deneyimini aktaracak; Muzaffer Taviloglu Türkiye’nin başlıca üretici ülke olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyeline bakışını paylaşacak; Andrés Reyes ise “Şili, Avrupa fındığında küresel aktör” başlıklı sunumla ülkenin geldiği noktayı ve projeksiyonunu anlatacak. Öğle öncesi blok, Francisco Contardo moderasyonunda soru-cevap oturumuyla kapanacak. Öğleden sonraki masterclass bölümü daha da yoğun. Resmî programda Andrés Reyes’in Şili’nin küresel konumunu derinleştiren ikinci sunumu, Ernesto Moya’nın odun hastalıkları yönetimi başlığı, Luca Giordani’nin sürdürülebilir yetiştiricilik ve gelecek projeksiyonu, ADV’nin İspanya’daki mevcut durum ve iklim uyumu çerçevesi, Jorge Mohr’un Amerikan çeşitleri, ticaret ve pazar eğilimleri oturumu yer alıyor. PlanetNuts’un ayrıntılı haberinde bu uluslararası blok daha da genişliyor; aynı habere göre Muzaffer Taviloglu ile Umut Küçük Balsu perspektifinden Şili’nin üretici ülke olarak gideceği yönü tartışacak, Hamza Bölük ise Türk fındık sanayisinin geçmişi, bugünü ve geleceğini anlatacak. Gün, 17.00’de Andrés Reyes tarafından yapılacak “Avellano Europeo” kitap lansmanıyla tamamlanacak. Welcu ile PlanetNuts arasında bazı saat ayrıntılarında küçük farklılıklar bulunsa da ana omurga değişmiyor: gündem artık yalnızca bahçe bakımı değil, aynı zamanda sanayi, pazar ve küresel konum tartışması. KONUŞMACILAR VE SPONSOR AĞI, TOPLANTININ GERÇEK ÖLÇEĞİNİ GÖSTERİYOR 2026 afişi ve resmî program birlikte okunduğunda konuşmacı kadrosunun Şili, Türkiye ve Avrupa hattında kurulduğu görülüyor. Resmî ve yarı resmî kaynaklarda öne çıkan isimler Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr, ADV, Umut Küçük ve Hamza Bölük. Bu tablo, toplantının yalnızca yerel üreticiye dönük bir eğitim günü değil, uluslararası referanslar üzerinden konumlanan bir sektör forumuna dönüştüğünü gösteriyor. Ayrıca moderatörler bölümünde Juan Pablo Matte ile Francisco José Contardo, medya partnerleri bölümünde de PlanetNuts ve Redagrícola yer alıyor. Sponsor cephesi de aynı ölçekte. Welcu’daki resmî listede UPL, Tecnipak, Anagra, Netafim, Civil Agro, Salfa Rent, Salfa, John Deere, Facma, Anasac, Corteva, Rovensa, Adama, AgroAdvance, Nichino, Leger, Trio Riego, Pasche, NVA, Agroconnexion, Unitec, Biosum, Summit Agro, Tavan, Terrariegos, Iansagro, La Pampa, MBFI, Kelpak, Biopollen Solutions, Avidagro, Aerotreile, Aquitania Equipos, Agroreyes, Vitrogroup, Sumitomo Chemical, FMC, Agrocomer, Agrodrone, Innovak Global, Bayer ve SQM gibi şirketler yer alıyor. Bu sponsor haritası, Avrupa fındığının Şili’de artık yalnızca tarımsal bir ürün değil; sulama, bitki koruma, besleme, makine, lojistik ve teknoloji ayağıyla birlikte büyüyen bir sanayi-ekosisteme dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE BU DOSYADA YALNIZCA DAVETLİ DEĞİL, REFERANS ÜLKE Haberin en kritik noktası burada başlıyor. 2026 programında Türkiye yalnızca “uluslararası katılımcı” kontenjanında görünmüyor; doğrudan üretim, Portainer, ticaret, sanayi ve gelecek projeksiyonu başlıklarının merkezine yerleştiriliyor. Kulaç, Taviloglu ve PlanetNuts’un aktardığı programa göre Bölük ile Küçük üzerinden kurulan hat, Şili’nin kendi büyüme hikâyesini Türkiye deneyimiyle birlikte okumaya çalıştığını gösteriyor. Daha açık ifadeyle Şili, Avrupa fındığında kendi geleceğini kurarken Türkiye’yi bir “karşılaştırma ülkesi” değil, “referans ülke” olarak masaya koyuyor. Bu durum kürsüyle sınırlı da değil. Balsu’nun kurumsal sayfasına göre şirket Şili’deki ilk uluslararası tarımsal yatırımını 2017’de yaptı; Maule bölgesinde ilk arazi alımı o yıl gerçekleşti, 2018’de bahçe hazırlıkları başladı ve 30 bin fidan dikildi, 2019 ve 2020’de yeni arazi alımları sürdü, tüm dikimler 2021’de tamamlandı. Bugün 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacı bulunuyor. Aynı sayfada Balsu Agro Chile’nin 2024’ten itibaren tedarik kanallarını çeşitlendirmek için ticari faaliyetlerini genişletmeyi hedeflediği, Türkiye’ye göre ters sezon avantajıyla Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu pazarlarının yıl boyu talebine yanıt vermek istediği yazıyor. Şirketin sanayi kolu Balsu Industries Chile ise 2019’da kuruldu; kabuklu, kavrulmuş, beyazlatılmış, kırılmış ürün, fındık unu ve fındık ezmesi üretmesi planlanan tesislerin 2026’da devreye girmesi öngörülüyor. Global Hazelnuts’ta 2024 başında yayımlanan haberde de Retiro’daki kavurma ve kırma tesisi yatırımı için 12,7 milyon dolarlık projeksiyon yer aldı. ŞİLİ ARTIK YALNIZCA YÜKSELEN ADAY DEĞİL, BÜYÜYEN TEDARİK MERKEZİ Şili’nin büyümesi yalnızca salon programı ve afiş diliyle sınırlı değil; dış ticaret verileri de bunu destekliyor. ODEPA’nın Kasım 2025 bültenine göre Mart-Ekim 2025 döneminde Şili’nin kabuklu fındık ihracatı 14,5 bin tona ve 62 milyon dolar FOB değere ulaştı; iç fındık ihracatı ise 36,5 bin ton ve 366 milyon dolar FOB seviyesine çıktı. Aynı bültende iç fındıkta hacmin bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 kat, değerin 2,4 kat arttığı belirtiliyor. Bu, Şili’nin artık yalnızca yatırım çeken bir ülke değil, doğrudan ihracat kapasitesi hızla büyüyen bir tedarik merkezi olduğunu gösteriyor. Küresel alıcıların tedarik dili de aynı fotoğrafı doğruluyor. Ferrero, fındığın ana kaynak ülkeleri arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor ve kuzey-güney yarımküre üretimi sayesinde yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik hedeflediğini belirtiyor. Nutella’nın sürdürülebilirlik sayfası ise Türkiye’nin Karadeniz bölgesini dünyanın en büyük üretim alanı olarak tanımlıyor; aynı metin Ferrero’nun Şili ve ABD’de tam izlenebilirlik seviyesine ulaştığını, güney yarımkürede ek hasat için Şili’de agrifarm modeli kurduğunu aktarıyor. Başka bir deyişle küresel sistem artık tek bir merkezden değil, birbirini tamamlayan çok kaynaklı bir tedarik mantığından besleniyor. GİRESUN’DAN BAKILDIĞINDA FOTOĞRAF DAHA SERT Bu nedenle Maule’deki 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’nü yalnızca “Türk uzmanlar davet edildi” diye okumak eksik kalır. Elde bulunan program, yatırım ve dış ticaret verileri birlikte değerlendirildiğinde daha sert bir sonuç çıkıyor: Türkiye hâlâ bilgi, üretim hafızası ve ticaret deneyimi bakımından merkez ülke konumunu koruyor; ancak Şili bu merkezin bilgisini kullanarak, özel sektör yatırımı ve küresel alıcıların çok kaynaklı tedarik stratejisiyle yeni bir rakip merkez haline geliyor. Bu, “Türkiye geri düştü” hükmü değildir; kaynaklar böyle bir sonuca izin vermiyor. Ama “Türkiye lider, bu yüzden rahat” cümlesi de artık fazlasıyla eksik kalıyor. Giresun ve genel olarak Türk fındık sektörü açısından dosyanın özü şudur: Şili’deki bu buluşma bir prestij fotoğrafı olduğu kadar, geleceğin rekabet haritasını da gösteren açık bir sektör işaretidir. https://planetnuts.cl/expertos-de-chile-europa-y-turquia-daran-vida-al-4-dia-nacional-del-avellano-europeo-en-talca/?utm_source=chatgpt.com Kaynakça: Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli “Exitoso primer Día Nacional del Avellano Europeo…” haberi; Global Hazelnuts’un 2021 ve 2022 tarihli duyuruları; PlanetNuts’un 2024 ve 2026 tarihli organizasyon haberleri; Reporte Agrícola’nın 5 Mart 2026 tarihli etkinlik haberi; Welcu’daki resmî etkinlik ve program sayfası; Balsu Agro Chile kurumsal sayfası; ODEPA’nın Kasım 2025 meyve bülteni; Ferrero ve Nutella’nın fındık tedarikine ilişkin sürdürülebilirlik sayfaları.

Maden Yönetmeliği'nde köklü değişiklik! Haber

Maden Yönetmeliği'nde köklü değişiklik!

Maden ruhsatlarındaki teminat oranı, Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile yüzde 70'e yükseltildi. Yeni düzenleme ile ihale mecburiyeti artırılırken, borcunu vaktinde ödemeyenlere ruhsat verilmeyecek. Bu değişimlerin amacı madencilik faaliyetlerinde disiplini sağlamanın yanı sıra, kamu gelirlerini artırmak olarak belirtildi. ANKARA (İGFA) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan Maden Yönetmeliği değişiklikleri, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişikliklerle birlikte ruhsat süreçleri daha sıkı hale gelirken, teminat yükümlülükleri ve ihale kapsamı genişletildi. Bu kapsamda çevre uyum teminatı yüzde 50'den yüzde 70'e çıkarıldı ve yatırım teminatı zorunluluk haline getirildi. II. Grup (b) ve IV. Grup sahalarındaki ilk başvurularda ihale mecburiyeti getirildi; rezerv bilgisi bulunan alanlar ihale edilecek. Vergi ve SGK borcu olanlara ruhsat verilmemesi kuralı getirilirken, üç boyutlu rezerv raporu sunma zorunluluğu eklendi. Sondaj verilerinin aylık olarak e-Maden sistemine yüklenmesi öngörülüyor. Devlet hakkı olarak işletme ruhsat bedelinin yüzde 50 fazlası kadar yıllık ödeme yapılması gerekecek. Orman izinleri bedelsiz olarak 24+12 ay olacak, ÇED için ise Tarım Bakanlığı’nın onayı yeterli olacak. Yönetmeliğe göre asgari faaliyetin yapılmaması durumunda teminat irat hale gelecek ve ruhsat iptal edilecek. Maden Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.