Hava Durumu

#Tapu

giresunsonhaber - Tapu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tapu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Haber

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Ömür Yüksel Giresun’un bilinen ilk cuma camisi sayılan Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii’nin bugünkü Taşbaşı Parkı alanında bulunduğu tarihî kayıt, fotoğraf, harita, uzman raporu ve tescil dosyasıyla doğrulanıyor. Bugünkü çekişme, caminin varlığında değil; tam konumunun 96 ada 4 parsel içinde mi, yoksa liman dolgu sahasıyla birlikte daha geniş bir alanda mı kaldığı, bu belirsizliğin rekonstrüksiyon ve tapu iptal ve tescil davası üzerinde nasıl sonuç doğuracağı noktasında büyüyor. Sultan Selim Camii ve çevresi, 1877. Fotoğraf, yapının liman sahası bitişiğindeki doğal burun üzerinde yer aldığını ve tarihî varlığını doğrudan gösteriyor. Kaynak: Gazanfer İltar – Mehmet Fatsa, Vakıflar Dergisi, 2018. Taşbaşı Parkı dosyası, Giresun şehir tarihinin en sert hafıza çatışmalarından birine dönüştü. Aynı zemin üzerinde iki ayrı tarihî katman duruyor. Birinci katman, Sultan Selim Camii veya Hüdâvendigâr Camii adıyla anılan, kentin bilinen ilk cuma camisi olan tarihî yapı ile ona bağlı külliye düzeni. İkinci katman, 1933’ten sonra Küçük Yalı Parkı olarak düzenlenen ve bugün Taşbaşı Parkı adıyla yaşayan kamusal alan, park hafızası ve şehir hafızası. Tartışma artık “orada cami var mıydı” sorusunda değil; tarihî yapının bugünkü kadastro sistemindeki tam yerine, liman sahası ile doğal burun-topografya ilişkisine, liman dolgu sahasının yarattığı kaymaya, rölöve ve restitüsyon arasındaki farka, bilirkişi raporunun neyi çözüp neyi çözemediğine ve rekonstrüksiyon kararının hangi bilimsel veriyle savunulduğuna sıkışmış durumda... Sultan Selim Camii’nin tarihî varlığı güçlü biçimde kayıtlı. Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan temel makale, yapının liman sahası bitişiğindeki bugünkü Taşbaşı Parkı alanında 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiğini, Giresun’un bilinen ilk cuma camisi olduğunu ve ilk Müslüman Türk yerleşimi niteliğindeki Sultan Selim Mahallesi’nin bu cami çevresinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de yapının 1515 yılıyla bağlantısını kuruyor ve günümüzde yerinde Taşbaşı Parkı bulunduğunu yazıyor. Sultan Selim Camii tarihî bir gerçektir ve Taşbaşı Parkı alanıyla bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir. İLK CUMA CAMİSİ, İLK MÜSLÜMAN TÜRK YERLEŞİMİ, KÜLLİYE DÜZENİ Sultan Selim Camii, Giresun’un sıradan bir ibadet yapısı olarak değil, şehir kurucu bir yapı olarak öne çıkıyor. Akademik çalışma, yapıyı bilinen ilk cuma camisi diye tanımlarken, Sultan Selim Mahallesi’ni de ilk Müslüman Türk yerleşimi olarak bu cami çevresinde okuyor. Bu çevrede yalnızca cami yoktu. Külliye düzeni içinde medrese, hazire, kabristan ve daha sonraki dönemde kütüphane bulunuyordu. 2025 tarihli yayın, Müderris İsmail Sabri Efendi Kütüphanesi’nin bu alanla bağlantısını gösteriyor. 2023 tarihli çalışma da cami çevresindeki medrese ve ilmî çevreyi destekliyor. Taşbaşı Parkı dosyası, bu yüzden yalnızca bir “cami dosyası” değil; külliye, medrese, kütüphane, hazire, kabristan, vakıf ve şehir kurucu hafıza dosyasıdır. 1852 tarihli şehir çiziminde Sultan Selim Camii. Çizim, yapının doğal burun üzerindeki genel konumunu ve kıyı-topografya ilişkisini gösteriyor. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. RAPOR, FOTOĞRAF VE HARİTA DOSYANIN EN GÜÇLÜ TARAFI Bu dosyada en güçlü delil grubu, rapor, fotoğraf ve harita setidir. 1852 tarihli harita/çizim, Sultan Selim Camii’ni kıyıdaki doğal burun üzerinde gösteriyor. 1877 tarihli fotoğraf ve 20. yüzyıl başına ait farklı açılardan çekilmiş kareler, caminin gerçek varlığını, minaresini, ana kütlesini ve çevresindeki yapıları görünür kılıyor. 1932 tarihli hazire fotoğrafları ise yıkım ve tasfiye sürecini doğrudan belgeliyor. Aynı akademik çalışma, bu görsel veriden hareketle restitüsyon paftaları üretiyor: harim kat planı, mahfil kat planı ve cephe çizimleri. Yani görsel veri vardır; tarihî yapı için belge vardır; mimari okumayı mümkün kılan güçlü materyal vardır. Ancak kamuya açık dosyada görülen şey restitüsyon paftalarıdır; ölçülmüş rölöve projesi kaydı, envanter fişinde görünmemektedir. Bu ayrım kritik. Restitüsyon, tarihî görüntüden türetilmiş bilimsel yeniden kurma çalışmasıdır; rölöve ise mevcut ölçülü kayıt anlamına gelir. Dosyanın sert tartışmalarından biri tam da burada başlıyor. Sultan Selim Camii için üretilmiş restitüsyon paftaları. Bu çizimler, tarihî fotoğraf ve haritalardan türetilmiş bilimsel yeniden kurma denemesidir; kamuya açık envanterde rölöve projesi kaydı görünmemektedir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu envanter fişi. 1930-1933 KIRILMASI: CAMİ, HAZİRE, KABRİSTAN GİTTİ; PARK GELDİ Sultan Selim Camii ve çevresindeki külliye düzeni 1930-1933 arasında ortadan kaldırıldı. Akademik çalışma, yapının 20. yüzyıl başlarında ağır harap durumda olduğunu, 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırıldığını ve 1933’e gelindiğinde cami, hazire, kabristan ve çevredeki vakıf yapılarının yerinde Küçük Yalı Parkı’nın kurulduğunu aktarıyor. Bu noktadan sonra Taşbaşı alanı vakıf-külliye alanından kamusal alan niteliği taşıyan park alanına dönüştü. 2026 tarihli çalışma, bu parkı Cumhuriyet dönemi modernleşmesinin bir sahnesi olarak ele alıyor. Dolayısıyla Taşbaşı Parkı, sadece kayıp cami hafızasının değil, park hafızası, şehir hafızası ve modern kamusal alan deneyiminin de mekânıdır. 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırılması. Bu kare, külliyenin tasfiye sürecini doğrudan belgeleyen en kritik fotoğraflardan biridir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. . Caminin yerine yapılan Küçük Yalı Parkı’nın devamı niteliğindeki Taşbaşı Parkı. Alan, 1933’ten sonra yeni bir park hafızası ve kamusal alan kimliği kazandı. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; modernleşme çalışması. TESCİL, UZMAN RAPORU, ENVANTER FİŞİ VE 96 ADA 4 PARSEL Bugünkü idarî süreç 2024 sonundaki tescil kararıyla hızlandı. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 23 Eylül 2024 tarihli başvuru, kurum görüşleri ve uzman raporu sonrasında 29 Kasım 2024’te Giresun Merkez Sultanselim Mahallesi 96 ada 4 parselde tanımlanan Sultan Selim Camii’ni tescil etti. Envanter fişi, dosyada rapor, fotoğraf ve harita bulunduğunu gösteriyor. Aynı fişte genel tanım bölümünde bilgilerin Vakıflar Dergisi’nden derlendiği anlaşılıyor. Yani tescil süreci, sözlü anlatıdan değil, kayıtlı rapor, uzman raporu, fotoğraf, harita ve akademik yayın üzerinden kuruldu. Ancak envanter fişinde rölöve projesi işaretli görünmüyor. Bu durum, tescilin tarihî varlık iddiasını desteklediğini, fakat tam zeminsel aplikasyon bakımından tartışmayı bitirmediğini gösteriyor. Koruma Kurulu envanterinde 96 ada 4 parselin işaretlenişi. Tescil, bugünkü hukuki tartışmayı bu parsel üzerinden kurdu. Kaynak: Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli karar eki. BİLİRKİŞİ, HAVA FOTOĞRAFI, HARİTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE LİMAN DOLGU SAHASI Dosyanın en sert düğümü, bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkan tam konum tartışmasıdır. Yerel basına yansıyan teknik özete göre mahkemenin atadığı bilirkişi, Harita Genel Müdürlüğü’nden temin edilen 1955-2022 arasındaki 10 farklı hava fotoğrafını inceledi. Bu inceleme, tarihî caminin doğal burun üzerindeki muhtemel konumunun yalnızca belediyeye ait park parselini değil, kuzeydeki liman dolgu sahasını da kapsayan daha geniş bir alana işaret ettiğini ortaya koydu. Rapora göre liman sahası ve dolgu nedeniyle eski kıyı-topografya düzeni değişti; üstelik eski hava fotoğraflarının optik parametreleri bilinmediğinden metre bazında hassas yer tespiti yapmak bilimsel olarak mümkün görünmedi. Sonuç cümlesi çok kritik: cami kütlesinin güncel kadastral sistemde yalnızca 96 ada 4 parsel içinde yer aldığı yönünde tereddüde yer bırakmayan bilimsel tespit yapılamıyor. İşte “cami tek bir parsel üzerinde değil” cümlesi buradan çıkıyor. Bu bulgu, tarihî yapının varlığını ortadan kaldırmıyor; ama tam konum, tam koordinat, tek parsel kesinliği ve rekonstrüksiyon sahası tartışmasını büyütüyor. Başka ifadeyle, dosya “cami vardı mı” aşamasını geçmiş durumda; tartışma artık “hangi zemindeydi, ne kadar kesinlikle saptanabiliyor” noktasında yoğunlaşıyor. REKONSTRÜKSİYON, 922 SAYILI İLKE KARARI, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE MAZBUT VAKIF EKSENİ Yeniden yapım tartışması yalnızca siyasî ya da sembolik değil; doğrudan koruma hukuku ve vakıf rejimiyle ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap, Sultan Selim Camii’nin 2863 sayılı Kanun ile 660 ve 922 sayılı ilke kararları çerçevesinde tescil edildiğini belirtiyor. Bu cevapta ayrıca mülkiyet devrinin Koruma Bölge Kurullarının yetki alanında olmadığı vurgulanıyor. 922 sayılı ilke kararı, cami, mescit ve türbeler için özel bir rekonstrüksiyon rejimi getiriyor; özgün oturum alanı çeşitli sebeplerle kullanılamasa bile, yeterli belge setiyle ihya kapısını tamamen kapatmıyor. Bu yüzden rekonstrüksiyon, bu dosyada sadece mimari değil; tescil, koruma hukuku, vakıf rejimi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıf bağlamında okunmak zorunda. BELEDİYE, TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI, İHTİYATİ TEDBİR VE SONDAJ GERİLİMİ Dosya bugün sadece akademik ya da idarî bir dosya değil; aktif bir hukuk dosyası. Giresun Belediyesi, 17 Mart 2025’te tapu iptal ve tescil davası açtığını duyurdu. Belediye, parkın mülkiyetinin haksız biçimde elinden alındığını savundu. 31 Mart 2026’da ise parkta başlatılan sondaj çalışmasının durdurulduğunu açıkladı. Belediye açıklamasında, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu tedbir devam ederken parkta fiilî müdahale yapılamayacağı savunuldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gönderildiği anlaşılan sondaj makinasının belediye müdahalesiyle parktan çıkarıldığı bilgisi de aynı tartışma içinde yer aldı. Bu bölüm, dosyanın “rapor-fotoğraf-harita” ekseninden “dava-tapu-ihtiyati tedbir-sondaj” eksenine geçtiği yerdir. NE KESİN, NE TARTIŞMALI? Kesin olanlar şunlardır: Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii tarihî bir gerçektir; Taşbaşı Parkı alanı ve liman sahası bitişiğindeki doğal burun ile bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir; çevresinde külliye düzeni, medrese, hazire, kabristan ve kütüphane bulunmuştur; yapı topluluğu 1930-1933 arasında kaldırılmış, yerine park düzenlenmiştir; rapor, fotoğraf, harita, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlar tarihî varlığı doğrulamaktadır. Tartışmalı olanlar ise şunlardır: tam konumun bugünkü kadastro içinde milimetrik düzeyde nereye düştüğü; cami kütlesinin yalnızca 96 ada 4 parsel içinde kalıp kalmadığı; liman dolgu sahasının eski kıyı çizgisini ne ölçüde değiştirdiği; kamuya açık rölöve eksikliği içinde rekonstrüksiyonun hangi teknik zemine oturacağı. Bu ayrım korunmadan yapılan her yayın, ya tarihî gerçeği eksiltir ya da teknik belirsizliği örter. Taşbaşı Parkı dosyasında doğru cümle tek uçlu kurulamaz. “Orada hiç cami yoktu” demek de yanlış, “tam yeri milimetrik biçimde tartışmasız bellidir” demek de yanlıştır. Taşbaşı Parkı alanında Sultan Selim Camii/Hüdâvendigâr Camii ve ona bağlı külliye düzeni bulunuyordu; bu tarihî yapı ve çevresi, fotoğraf, harita, rapor, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlarla doğrulanıyor; ancak bugünkü topografya, liman dolgu sahası, hava fotoğrafı okuması ve bilirkişi değerlendirmesi, tam oturumun yalnızca tek bir parsel üzerinde ve hiçbir tartışma bırakmadan gösterilemediğini ortaya koyuyor. Dosyanın gerçek ağırlık merkezi budur. Taşbaşı Parkı, bugün bir yandan kayıp caminin, bir yandan yaşayan parkın, bir yandan da şehir hafızası ile kamusal alanın aynı zemindeki mücadelesidir. KAYNAKÇA Gazanfer İltar ve Mehmet Fatsa, “Giresun Merkezde Yok Olmuş Bir Vakıf Eseri: Sultan Selim (Hüdâvendigâr) Camisi,” Vakıflar Dergisi 50, 2018. DOI: 10.16971/vakiflar.506654. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kültürel Mirasımız” içinde Sultan Selim Camii kaydı. Erişim: 3 Nisan 2026. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli Sultan Selim Camii tescil kararı ve envanter eki. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap. Selin Karaibrahimoğlu, “İki Park, İki Dönem, İki Modern: Giresun’da Modernleşme ve Toplumsal Yaşam,” 2026. Giresun Belediyesi, “Tapu İptal ve Tescil Davası Açıldı,” 17 Mart 2025; “Taşbaşı Parkı’nda Başlatılan İzinsiz Sondaj Çalışmasını Belediye Durdurdu,” 31 Mart 2026. Yeşilgiresun, “Taşbaşı Parkı Davasında Bilirkişi: ‘Cami Tek Bir Parsel Üzerinde Değil’,” 2026.

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME Haber

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME AK Parti’nin TBMM’ye sunduğu 29 maddelik yasa teklifi; tarım arazilerinin korunmasından orman kadastrosuna, şeker pancarı üretiminden alkollü içki reklamlarına kadar birçok alanda yeni kurallar getiriyor. Teklifte, 80 bin davanın önüne geçileceği ve kamunun 516 milyar liralık olası yükten korunacağı vurgulandı. AK Parti, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu başta olmak üzere bazı kanunlarda değişiklik öngören 29 maddelik yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Teklif, tarımsal üretim, mülkiyet ihtilafları, çevre politikaları, enerji yatırımları ve reklam sınırlamaları gibi geniş bir alanı kapsıyor. Teklifin ayrıntılarını açıklayan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, düzenlemenin özellikle orman kadastrosu ile tapu mülkiyetinden kaynaklanan uzun yıllara dayalı sorunları çözmeyi amaçladığını söyledi. Güler, bu alandaki mülkiyet karmaşasının sona erdirileceğini belirterek, “Orman ve tapu kadastrosu gibi farklı uygulamalar nedeniyle on yıllardır süregelen mülkiyet karmaşasına son vererek; mülkiyeti nizalı olan ve bugüne kadar davaya konu olmayan taşınmazların tapularını geçerli kabul ediyor veya vatandaşa iade ediyoruz. Bu taşınmaz alanlarından az olmamak üzere ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğümüze saha tahsisi yapıyoruz. Bugüne kadar davaya konu olan taşınmazlar sahiplerine ise aldıkları tazminat bedellerini rayici üzerinden ödemeleri kaydıyla taşınmazlarını iade ediyoruz” dedi. Teklifin en dikkat çeken başlıklarından biri de yargıya ilişkin düzenleme oldu. Abdullah Güler, halen süren ve açılması öngörülen çok sayıda davanın bu düzenlemeyle engelleneceğini savunarak, “Böylece devletimizi; tazminat bedelleri, birikmiş faizler ve yargılama giderleriyle birlikte tam 516 Milyar TL gibi devasa bir mali yükten kurtarıyoruz. Hem vatandaşımızın tapu güvenliğini sağlıyor hem de kamu kaynaklarımızın yarım trilyon lirasını koruma altına alıyoruz” ifadelerini kullandı. Teklife göre, tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesi yasaklanacak. Ayrıca izin alınmadan tarım arazileri üzerine yapılan yapılara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesi engellenecek. Düzenlemeye aykırı işlem yapan kurumlara her bir abone için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak. Abonelik iptal edilmediği sürece bu ceza her ay yinelenecek. Abdullah Güler, tarım arazilerine ilişkin düzenlemeyi şu sözlerle savundu: “Gıda güvenliğimizin sarsılmaz kalesi, milli servetimiz ve gelecek nesillerimize bırakacağımız en kıymetli mirasımız hiç şüphesiz toprağımızdır. Bizim temel önceliğimiz, vatan toprağının her bir karışının üretimde kalması, bereketinin korunması ve ekilebilir alanlarımızın amaç dışı kullanımının önüne geçilmesidir. Özellikle son yıllarda "hobi bahçesi" adı altında, kooperatif çatısı kullanılarak tarım arazilerimizin hukuka aykırı şekilde küçültülmesi ve üretimden koparılması, tarımsal geleceğimiz için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Vatandaşlarımızın doğa ile iç içe olma isteğini anlıyoruz; ancak bu ihtiyacın, gıda arz güvenliğimizi tehlikeye atacak ve verimli topraklarımızı betonlaştıracak bir yapıya dönüşmesine izin veremeyiz. Bu doğrultuda, tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini yasaklıyor; üretim disiplinimizi ve planlamamızı tahkim ediyoruz. İzin alınmadan tarım arazilerine inşa edilen yapılara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesini engelliyoruz. Bu yasağı ihlal eden kurumlara, her bir abone için 100 bin TL idari para cezası öngörüyoruz. Abonelik iptal edilmediği sürece bu cezayı her ay tekrarlayarak suiistimallerin önüne geçiyoruz. Bu düzenleme ile hem toprağımızın kıymetini biliyor hem de vatandaşlarımızı yasal dayanağı olmayan süreçlerin mağduru olmaktan koruyoruz.” Teklifte çevre ve iklim başlığı altında da yeni bir dönem öngörülüyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda “Karbon Yutak Ormanları” kurulmasının önü açılıyor. Orman Genel Müdürlüğü’ne bu alanın kurulması ve işletilmesi konusunda yetki verilmesi planlanıyor. Güler, düzenlemenin ekonomik boyutuna da dikkat çekerek, “ Sera gazı tutum kapasitemizi artıracak ‘Karbon Yutak Ormanları’nın kurulması ve işletilmesi için Orman Genel Müdürlüğü'ne tam yetki veriyoruz. Bu düzenleme ile sadece çevremizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda sanayicimizin uluslararası piyasada "karbon vergisi" yükleri altında ezilmesinin önüne geçecek yerli karbon kredisi altyapısını inşa ediyoruz. Üretimde Disiplin ve Gıda Arz Güvenliğini tesis ediyoruz” dedi. Tarım ve hayvancılık alanındaki değişiklikler de teklifin öne çıkan maddeleri arasında yer aldı. Buna göre şeker pancarında sözleşmesiz ekim yasaklanacak. Yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymayan firmalara yönelik cezalar artırılacak. Hayvancılıkta ise belgesiz nakledilen hayvanların doğrudan kesime sevk edilmesi uygulamasına son verilmesi ve uygun olanların kayıt altına alınması hedefleniyor. Güler, “Şeker pancarında sözleşmesiz ekimi yasaklayarak hem arz güvenliğimizi koruyor hem de çiftçimizin emeğini garanti altına alıyoruz. Yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymayan firmalara yönelik cezaları güncel tütün bedellerine göre artırarak caydırıcılığı yeniden sağlıyoruz. Hayvancılıkta ise belgesiz nakledilen hayvanların doğrudan kesime gönderilerek heba edilmesine son veriyor; şartları uygunsa kayıt altına alarak vatandaşımızın mağduriyetini gideriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Düzenleme, su yapıları ve enerji yatırımlarını da kapsıyor. Baraj ve sulama kanallarının çevresinde can ve mal güvenliğine yönelik önlemlerin alınmasında belediye ve ilgili idarelere sorumluluk yükleniyor. Ayrıca Devlet Su İşleri’nin stratejik hidroelektrik üretim tesisi kurma yetkisinin 2040 yılına kadar uzatılması öngörülüyor. Güler, “Diğer yandan DSİ’nin stratejik hidroelektrik üretim tesisi inşa etme yetkisini 2040 yılına kadar uzatarak ülkemizin enerji arz güvenliğini ve geleceğini güvence altına alıyoruz” dedi. Teklifte Atatürk Orman Çiftliği’ne yönelik özel düzenlemeler de bulunuyor. Buna göre çiftlik adına kayıtlı taşınmazların bina ve arazi vergileri yönünden muafiyetinde birlik sağlanacak, geçmişte tahakkuk ettirilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçilecek. Arazilerin parçalı yapısından doğan hukuki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanıyor. Güler, bu başlıkta, “Ülkemizin en kıymetli varlıklarından olan Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir düzenleme getiriyoruz. Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlıyoruz. Geçmişte tahakkuk ettirilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçerek, arazilerin parçalı yapısından kaynaklanan hukuki belirsizliklere son veriyor ve bu milli mirasımızın üzerindeki mali yükü tamamen kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı. Teklifin dikkat çeken bir diğer ayağını ise alkollü içkilere ilişkin reklam ve tanıtım sınırlamaları oluşturdu. Buna göre alkollü içki üreticilerinin isim, marka, amblem veya logolarını kullanarak herhangi bir etkinliğe destek vermesine ya da gizli reklam yapmasına izin verilmeyecek. 22.00 ile 06.00 saatleri arasındaki satış yasağının ihlalinde ceza yetkisi mülki amirlere devredilecek. İş yerlerinin vitrinlerinde bağımlılığı teşvik edici yazı, işaret ve görsellerin kaldırılması da hükme bağlanacak. Abdullah Güler, bu düzenlemeyi şu sözlerle anlattı: “Gençlerimizin marka aşinalığından faydalanarak düşük alkollü içki markalarının yüksek alkollü içkilerde kullanılması gibi satın almayı teşvik edici sinsi uygulamaları yasaklıyoruz. 22:00 ile 06:00 saatleri arasındaki alkol satış yasağı ihlallerinde ceza yetkisini mülki amirlere devrederek denetimi yerinde ve süratle sağlıyoruz. Vatandaşımızı ve evlatlarımızı alkol bağımlılığına teşvik eden her türlü işaret, yazı ve görselin iş yerlerinin vitrinlerinden dahi temizlenmesini hükme bağlıyoruz”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.